Geri Bildirim
Adı:
Kayıp Sembol
Yazar:
Alt başlık:
Robert Langdon Serisi 3
Baskı tarihi:
Aralık 2009
Sayfa sayısı:
528
ISBN:
9789752111929
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lost Symbol
Çeviri:
Petek Demir
Yayınevi:
Altin Kitaplar
Dan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar'dan sonra Kayıp Sembol'de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde... Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası'nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington'a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binası'na bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon'ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon'ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)
Macera-gizem-gerilim üçgeninde tekrardan savrulmaya hazır mısınız?

Bilim ve din gibi paradoksal felsefelerin egemen olduğu bir ortamda büyümüş olan Dan Brown, Robert Langdon serisinin ilk iki kitabı olan Melekler ve Şeytanlar ve Da Vinci Şifresi’nde yetiştiği çevrenin özelliklerini sonuna kadar kullanıyor. Gizli toplulukların ve sanat eserlerinin özelliklerini; tapınakların, müzelerin, kutsal yerlerin çevre tasvirlerini büyük bir ustalıkla gözümüzün önüne seriyor. Bu kitabında da saydığım şeyleri çokca görebilirsiniz.

Dan Brown, Mason olan dedesinden etkilerek yazdığı Kayıp Sembol’de, Farmason Kardeşliği’nin bilinmeyenlerini, spekülasyon olmuş safsatalarını tüm yönleriyle açıklıyor. Bunu yanında Invisble College, CIA Güvenlik Ofisi, Noetik Bilimler Enstitüsü hakkında da ilginç bilgiler bulacaksınız. Olayların direk kitabın başından başlaması sizi beklemekten kurtarıyor. Tüm olayların bir gecede geçmesi zaten akıcı olan romanı daha da akıcılaştırıyor.

Konusundan kısaca bahsedersek; Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon’dan, bir sabah yakın arkadaşı Peter Solomon’un düzenlediği konferansta açılış konuşması yapması istenir. Daveti kabul eden Langdon konferansın yapılacağı salona vardığında kendini büyük bir oyunun içinde bulur. Salonun ortasına bırakılmış kesik bir el Langdon’a Antikçağlarda kullanılan sembolik bir çağrıdır. Arkadaşının hayatı için bu çağrıya uymak zorunda olan Langdon bizi masonik sırların, kayıp yerlerin, Antikçağ saklı bilgilerinin olduğu bir maceraya sürüklüyor. Peki Antikçağların gizemli sırları ortaya çıkıp, dünya büyük bir değişimle mi karşı karşıya kalacak ya da bu bilgiler sonsuza kadar kayıp mı olacak?

Düşüncenin ya da ruhun kütlesi var mıdır? Varsa, ölçülebilir mi? Düşünce gücüyle madde etkileşimine geçilebilir mi? Zihinsel ve ruhsal yetilerimizin tamamını kullanabilir miyiz? Kitabın ana kurgusunu oluşturan Noetik Bilim bu soruların cevabını arıyor. Son on yıldır adını duyduğumuz, düşünce gücünün maddeye olan etkisini inceleyen bu bilimin temeli Antikçağların yüksek bilgeliğine dayanıyor. Asırlardır dini, batıl inanç olarak ele alan bilim Noetik ile birlikte kendi yarattığı inanç boşluğunu doldurmaya çalışıyor. Bu tezat neler doğuracak henüz bilmiyoruz.

İyi okumalar.
Bu kitabı özellikle okumuyordum çünkü Dan Brown'ın okumadığım bir tek bu kitabı kalmıştı ama dayanamadım başladım. Brown en sevdiğim yazarlardan tüm kitaplarında müthiş bir kurgu ve zekice yazılmış akıl oyunları var ve tabii ki gizem, kitabın başından sonuna kadar önemini koruyan, merak ettiren bir sürü gizem.
Kayıp Sembol'de serinin diğer romanları kadar güzeldi ancak bir tık gerideydi sanki, diğer kitapları daha çok beğenmiştim. Masonlar, antik gizemler çevresinde dönen kitap gayet akıcı ve merak uyandırıcıydı, sıkılmadan büyük zevkle okudum. Sadece son yirmi sayfa biraz sıktı onun dışında aktı gitti.
Kitaptaki bazı ayrıntılar çok hoşuma gitti, spoiler vermeden bahsetmek çok zor, Langdon'ın başına gelenler ve kaçış kısımları çok güzeldi. Söylenebilecek fazla bir şey yok kitap çok güzeldi, Dan Brown ya da bu türü seviyorsanız okumalısınız.
Dan Brown keşke daha çok kitap yazsa.

Benzer kitaplar

Merhaba arkadaşlar.
Yorucu bir serüvenin ardından geldim yine incelememin başına. Öncelikle ramazan ve hastalıklar dolayısıyla çoook aşırı uzayan ve artık sıkmaya başlayan kitabımı son bir gayretle nihayete erdirdim.
...
Kitabımız klasik Dan Brown kitabıydı. Sürükleyici, dili yalın, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz...
Ama bir kaç konu beni rahatsız etti bu kitabında, öncelikle onlarla başlamak istiyorum...

1)Sayın Brown, önceki kitaplarında asla hissetmediğim bir Hristiyanlık misyonerliği yapmıştı kitapta. Bir pasajda "incilde çok büyük sırların olduğu," "insanların ayrımlarını sonsuza dek giderecek bilgiler içerdiği," gibi kendisine hiç yakıştıramadığım ve nedense onun yazdığını kabullenemediğim bazı söylemler mevcuttu.


2)Bir bölüm Türkiye, Kartal Soğanlık Cezaevi'nde geçiyordu. Resmen ülkem insanını paragöz, rüşvet yemekten imtina etmeyen, aşağılık varlıklar gibi göstermişti. Acayip derecede rahatsız olduğumu söylemeliyim.

Beğendiğim yönlerine gelirsem, elbette ki bir hayli fazlaydı...
İçerisinde çok ilginç bilgiler vardı. İnsanlarımızın çok korktuğu, her gördüğü üçgeni masonik bir ifade zanneden bizleri çok şaşırtacak bilgiler edindim, bu açıdan çok doyurucu bir kitaptı.
Dan Brown'ı çok sevişimin nedenlerinden biri de buydu aslına bakarsanız, içerisinde gerçek bilgiler mevcut, bir yer belirttiğinde siz onu açıp kendi gözlerinizle görebiliyorsunuz, bu gerçekten Brown'ın işini profesyonel yaptığının bir kanıtı bana göre.

Buram buram tarih kokan, size bahsedilen yerde tur attıran, hafızanızdan silemeyeceğiniz çok sürükleyici bir kitap.

Çok ilginç bulduğumuz, üzerinde komplo teorileri geliştirdiğimiz farmasonlar hakkında geniş bir bilgi yumağıydı bu kitap. Sevgili Brown çok yumuşatarak, önyargıları silip süpürerek yazmış kitabı. Ve gerçekten büyük bir araştırma sonucunda ortaya çıkmış. Her kitabı gibi...

Sonu biraz o büyüleyici ortama uymamış ama, yine de güzeldi beğendim, kendini okuttu. Meraklılarına tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
İŞTE GENE BEN ve SİZLERE YİNE OKUMUŞ OLDUĞUM ESKİ BİR KİTAPTAN BİR YORUM DAHA. :)

Amerika’nın başkenti Washington DC’de çok dikkatle, özenle korunan bir sır ve gerekirse bu sır için öldürmeye hazır bir adam. Fakat bu şahsın emellerine ulaşabilmesi için ona asla gönüllü olarak yardım etmeyecek bir kişinin desteğine ihtiyacı vardır. Harvard profesörü ve gizemli sembollerin deşifre edilmesi ve yorumlanması konusunda uzman olan Robert Langdon ise tamda ona bu konuda yardımcı olacak bir kurbandır. Güzel ve zekice düşünülmüş karanlık bir plan, Robert Langdon'un hikâyeye sürüklenmesini mümkün kılacaktır. An itibariyle, profesörümüz hikâyenin gelişim sürecinde başkentin meşhur ve görmeye değer tarihi yerlerini gezecektir. Ancak gerçek sırlar karanlık odalarda, tapınaklarda ve tünellerde gizlenmektedir. Daha evvel neredeyse hiç kimsenin girmediği yerler beklemektedir biz okurları. Sırların ve avının peşinde olan Langdon, yeri geldiğinde kendisi de bir av olarak maceradan maceraya atılacaktır. Sadece kendisinin çözebileceği bu gizli mesajlar, kötüleri olduğu kadar birçok iyi nüfus sahibi inşaları da ilgilendirmektedir. On iki saat! On iki saat içerisinde bu görevi yerine getirmesi ve çözmesi gerekiyor. Aksi taktirde bizim bildiğimiz ve tanıdığımız dünya bundan sonra çok daha farklı olacaktır.

Kayıp Sembolde Geçen Yerler: Lincoln Anıtı, Washington Anıtı ve Washington DC'deki Capitol

Dan Brown'ın, Melekler ve Şeytanlar - Da Vinci Şifresi sonrasında Robert Langdon’un bir kez daha dünyayı kurtarması için kaleme aldığı bu seferki eseri “Kayıp Sembol”ün yazımı altı yıl sürdü. Dan Brown’un bu kitabının Masonlar ile ilgili olduğu gerçeği ve kitabın içeriğinin "iyi, eski Avrupa" yerine Washington DC'de geçmesi, kitap yayınlanmadan çok zaman önce, internet ortamında hararetli bir şekilde hayranları arasında kulaktan kulağa dolaşıyordu. Resmi yayınlanma tarihi öncesinde: “Kitabım tatlı gibi tatlı tadında, ama sebze kadar da beyin için sağlıklı!”, diyordu utangaç genç yazar. Peki, o zaman: biz okurlara afiyet olsun. Ama unutmayalım ki: Biz ne yersek beyinde bizimle birlikte yer.

Langdon, sabah gelen bir telefon ile uyanır ve telefondaki sekreter kendisine eski bir arkadaşı olan Mason Peter Solomon’un onu Washington DC'ye davet ettiğini iletir. Gelirken muhakkak şu notu da kendisine iletir; “Gelirken lütfen Bay Solomon’un size yıllar önce saklamanız için size verdiği paketi de unutmayın! ”. Langdon, eski akademik meslektaşları için kongre binasında küçük bir konferans verecektir. Arkadaşının daveti üzerine geldiği kongre binasında olan konuşmasına başlamadan kısa süre öncesinde kendisini korkunç bir oyun ve komplonun içerisinde bulur. Salona vardığında salonda hiçbir katılımcının olmadığını görür. Arkadaşı kaçırılmıştır ve o esnadan telefonuna gelen bir aramadaki gizemli ses ona Solomon’u tekrar görmek istiyorsa, gece yarısına kadar Washington’da saklı bir şeyi bulmasını istemektedir. Kötü niyetli bir hain arkadaşını kullanarak Langdon’a şantaj yapma çabasındadır. Kongre binasında, Amerika’nın kurucusu, Mason George Washington’ın tasvirinin yer aldığı kubbenin arasında bırakılmış olan arkadaşının kesilmiş elini hemen tanır. Antikçağ zamanında da kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişinin kendisini ezoterik bilgeliğin hakim olduğu, çok eskilerden kalma kayıp bir dünyaya sürükleyeceğini bilmektedir. Ucu bucağı belli olmayan bu mistik daveti ne pahasına olursa olsun arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda gizem dolu Masonik sırların, saklı kalmış eski tarihin ve o güne dek hayatında görmediği yerlerin gizli dünyasında bulur ve inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Langdon, apar topar geldiği bu yerde kendisini nelerin beklediğini ve daha ne olduğunu anlamaya çalışırken, işin içine her zaman olduğu gibi CIA’de girer ve şantajcıya isteklerini vermemeleri halinde ulusal çapta bir krizin yaşanacağını ima etmektedirler. Langdon, tek bir şantajcının bir gizem ile ne tür bir kriz yaratacağını pek anlayamamıştır. Aslına bakacak olunursa, bahse konu bu gizemin tamamen bir uydurma olduğunu kanısındadır.

Çok eski zamana dayanan ve inanmışların gizlemiş oldukları bir sırrın insanı Tanrı’ya dönüştürebildiği düşünülmektedir. Rivayete göre, bu gizlenmiş büyük sırrı bulmak için Washinton’da saklı olan bir piramitin bulunması muhakkaktır. Bulunması gereken bu piramit aslında amaca giden bir haritadır ve bu büyük sırrın nerede saklı olduğunu açıkça gösterir. Bu yaşananların üzerine Profesör Langdon ilk olarak bu piramiti bulmaya çalışır ve bunun için çok fazla çaba sarf etmesi de gerekmeyecektir. Ama gele gelelim aranan piramit tamamlanmamıştır ve dahası üzerindeki şifreli mesaj çok ama çok basittir. Langdon daha sonrasında ona saklaması için verilen paketin aslında bu piramiti tamamlayan parçası olduğunu fark eder, fakat piramiti daha da derinden analiz ettikçe bu haritayı ortaya çıkartmanın ne kadar zor olduğunu anlar.

Yüzyıllar boyunca saklanmış bu sırlar bir gün muhakkak açığa çıkarılacaktır. Bu sırlar Amerika’da yaşayan tanınmış ve nüfuzlu simalarını alaşağı edecek ve daha pek çok nüfuzlu kişinin ortadan kaybolmak istemesine neden olacak türden sırlardır. Bunların dışında, bilimsel araştırmalar doğrultusunda bir insanın gerçek potansiyelini açığa çıkaracak kadar güçlü ve kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde ise insanlık adına vahim sonuçları olacak kadar da tehlikelidir bu sırlar.
Kısacası kayıp Sembol, Katolik Kilisesi'nin Da Vinci Şifresi’ne karşı olan tüm suçlamalarından sonra ortaya çıkmıştır, ancak biz okurlara yine de şu sorulara işaret etmektedir: Yazar, gerçekten kitaplarında bahse konu olaylar hakkında bizlere bir şey söyleyebilir mi? Kitaplarında bahse konu olayların gerçeğe dayalı bir açıklaması var mı? Ya da Dan Brown’un kitabını kaleme aldığı o zaman diliminde Başkan Obama’nın kilere benzer iyi PR danışmanları vardı.

Kitaptan daha fazla tüyo verip okuma şevkinizi kırmak istemem ve şimdi sizlere kısaca ana karakterleri tanıtayım:

Robert Langdon: Harvard Simgebilim Profesörü. Da Vinci Şifresi’nde çok önemli sırları açığa çıkartmıştır. Dini inançları olmayan, Vatikan ile yıldızı asla barışmayan bir Profesördür. Simgebilimi, şifreler, tarikatlar, tarihte saklı kalmış gerçekler konusunda uzman ileri derece uzmandır. Tüm bu sırları açığa çıkarmak için ondan daha iyisi düşünülemezdi diyorum.

Mal’akh (Zachary Solomon): Zengin bir aileden gelen kötü karakterimizdir. Uzun süre zevk-sefa içinde yaşadıktan sonra ruhani bir dönüşüm sonrasında karanlık örgütlere, gizli bilgilere aşırı merak duyar. Amansız bir şekilde kayıp bilgeliğin ve gücün peşine düşer. Bu yolda acımasız bir şekilde gözünü kırmadan pek çok kişiyi öldürmekten de geri kalmaz. Kendi babası da dâhil pek çoğuna da işkence etmiştir. Kitap içeriğinde kısmen başarılı olsa da sonunda hakkettiğini layıkıyla buluyor.

Katherine Solomon: SMSC isimli bilim-tarih müzesi ve araştırma merkezinin en önde gelen önemli bilim kadınıdır. Soyadında da anlayacağınız üzere (Peter Solomon) kız kardeşidir. Kötü adamımız Mal’akh yeğeni olur. İnsanın potansiyeli konusunda önemli deneyler icra etmektedir. Çalışmaları süresince birçok psikolojik buluşa imza atmıştır. Dokunmayla hastaları iyileştirme, düşünce gücüyle nesneleri hareket ettirme gibi alternatif tedavi yöntemleri sayesinde çok başarılı olmuştur. Robert Langdon gibi o’da bizler ile birlikte sırları peşinde oradan oraya koşuşturacaktır.

ARKA KAPAK BİLGİSİ
Dan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlardan sonra Kayıp Sembolde insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde… Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binasında konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washingtona varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binasna bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomonın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdonı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanmas? gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?…

Dan Brown’un diğer kitapları gibi Kayıp Sembol’de sürükleyici ve akıcı bir eserdir. Şahsi tavsiyem; eğer hala okumadıysanız, Dan Brown hayranı olarak kısa zaman içerisinde okumanızı tavsiye ederim.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
Dan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar'dan sonra Kayıp Sembol'de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde... Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası'nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington'a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binası'na bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon'ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon'ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)
Dan Brown kitaplarının filmi çekilse , okurken aldığım zevki alamam muhtemelen.
Okurken öyle bir aksiyon yaşıyorsunuz ki sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.Gerçekten başarılı bir yazar.
Herkese Merhaba.


Öncelikle söylemek isterim ki; bu incelemeyi Dan Brown’un diğer kitaplarıyla kıyaslayarak yapıyorum. Kitabı okumayı düşünüp henüz okumamışsanız bu incelemeyi lütfen okumayın çünkü spoi içeriyor. Sizi özellikle uyarıyorum ki, kulaklarım çınlamasın


Kaç gündür bu incelemeyi yapmayı planlıyordum ama bir türlü fırsatım olmadı. Şu an boş anımda yazayım dedim. Dan Brown’un başka bir kitabını almak istiyordum ama D&R de kalmadığı için “hadi bu kitabı alayım” dedim. İncelemeyi yapmadan önce baya bir düşündüm. Dan Brow’nun bütün kitaplarını inanılmaz bir istekle okuğum için haksızlık yapmak istemedim. Her sayfasını merak etmiştim önceki kitaplarında hatta O kitapları okuyup bitirmek benim bir haftamı bile almamıştı. Lakin bu kitapta aynı şeyi hissedemedim.
Ana karakter olan Robert London’u Dan Brown kitaplarını okuyan, okurlar bilir. Bütün şifreleri kendisi çözer ve inanılmaz bir simge bilimi vardır ama bu kitapta o kadar sönük kalmıştı ki Dan Brown’a ve kalemine kızmadan edemedim. Kitap kötü diyemem, demek haksızlık olur. Çünkü beni etkileyen ve hep merak ettiğim bir konu üzerine yazılmıştı. Masonlukla ve piramitlerle alakalı çoğu şeyi daha önceden bir kaç kez araştırmıştım bu kitapta da gerçekten bilmediğim şeyler öğrenip hatta bilgisayara geçip “Bu gerçekten böylemi, ya ben bunu nasıl kaçırmışım” bile dedim. Sadece sorun şu ki kitap başlarda hızlı ve güzel ilerlerken, sonra, çok ağır ilerlemeye başladı. Son 50,60 sayfasını zar zor okudum ve bana saçma gelen bir kaç olay vardı. Bana Yeşilçam filmlerini hatırlattı. Yahu bir adam oğlunu nasıl tanımaz? Neden o adam oğlu çıkmak zorundaydı ki? Büyük bir umutla aldığım bu kitap neden beni hayal kırıklığına uğratmak zorundaydı ?


Yine de Dan Brown’u seviyorum. Eline, kalemine sağlık Dan Brown.
Dan Brown, Langdon serisini üç temel oturtuyor bence. Bilgi, tasvir ve kurgu. Kayıp sembol, sebebini bilmiyorum ilk iki kitap gibi heyecanlsandıramadı beni. Bir adım sonrasını çok kolay tahmin ettim hep. Yanlış anlaşılmasın kitap kötü demiyorum. Bana diğerlerinden daha basit geldi. Yazarı tanımaya başladım sanırım.
Kitaba gelirsek, (içerik bilgisi) dr. Langdon bir pazar sabahı en iyi arkadaşlarından biri tarafından acil durum gerekçesi ile konferansa çağrılır. Gittiğinde arkadaşının kesik eli ile karşılaşır. Cia işin içine girince bir kovalamaca başlar. Hem kaçar hem kovalar
Okuyanı sıkmaz, yormaz ve mason öğreti ile ritüelleri hakkında bilgilendirir. Ufak tefek kurguda zaman hataları da var. Kaale almaya gerek yok. Iyi okumalar.
Dan Brown okuyucusunu aç, susuz ve uykusuz bırakan bir yazar.Kitabı eline aldığında bırakamıyorsun olayları bire bir yaşıyorsun. Her zamanki gibi mükemmel bir Dan Brown şaheseri olmuş.
ilk olarak Ruhun da gramının ölçülebilme fikrini yazardan daha önce düşünememiş olmak; Dan Brown a olan hayranlığımı bir tık daha arttırdığını söyleyebilirim. Serüvenin kurgusu da bu sefer ayrı bir güzel. Tam herşey bitti dediğiniz anda bir başka maceraya filizleniyor.
"Dünyanın anlamının farkına varmadan dünyada yaşamak, kitaplara dokunmadan büyük bir kütüphanede dolaşmaya benzer."
Dan Brown
tüm çağların gizli öğretileri
Dünyanın anlamının farkına varmadan dünyada yaşamak, kitaplara dokunmadan büyük bir kütüphanede dolaşmaya benzer.
Liderler savaş ilan etmeden önce ölümü herkesin tadacağını hatırlasalardı, dünya çok daha farklı bir yer olabilirdi.
Tarih bize bir şey öğrettiyse o da bugün alaya aldığımız garip düşüncelerin bir gün kabul edilen gerçeklere dönüştüğüdür.
Bilgi araçtır ve tüm araçlar gibi, etkisi onu kullanan kişilerin elindedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kayıp Sembol
Yazar:
Alt başlık:
Robert Langdon Serisi 3
Baskı tarihi:
Aralık 2009
Sayfa sayısı:
528
ISBN:
9789752111929
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lost Symbol
Çeviri:
Petek Demir
Yayınevi:
Altin Kitaplar
Dan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar'dan sonra Kayıp Sembol'de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde... Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası'nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington'a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binası'na bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon'ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon'ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.594 okur

  • İbrahim Koçak
  • B kaya
  • Fatih GÜNEŞ
  • Dilek Gürkan Kaya
  • Hatice gokkus
  • İlayda Öz
  • Deniz
  • Büşra elkaan
  • Mehmet Mustafa Erkal
  • kudret can yavuzel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%21.6
25-34 Yaş
%26.8
35-44 Yaş
%28.3
45-54 Yaş
%12.1
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.3
Erkek
%35.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.8 (250)
9
%22.1 (199)
8
%25.7 (231)
7
%13.8 (124)
6
%5.3 (48)
5
%3.2 (29)
4
%1.1 (10)
3
%0.8 (7)
2
%0.2 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları