Cehennem Robert Langdon Serisi 4

8,7/10  (945 Oy) · 
3.073 okunma  · 
880 beğeni  · 
10.955 gösterim
Gizli Geçitler, karanlık dehlizler ve soluk soluğa bir serüven!

Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon kendini İtalya’nın merkezinde bambaşka bir dünyanın içinde bulur... Tarihin en kalıcı ve gizemli başyapıtlarından biri olan Dante’nin CEHENNEM’ine yuvarlandığını hisseder.

Dünyanın geri dönülmez bir dönüşüme uğramasını engellemeye çalışırken klasik sanat, gizli geçitler ve fütüristik bilimden oluşan bir tablo içinde, Langdon amansız bir düşmanla savaşır. Bir yandan ustaca düzenlenmiş bir bulmacanın çözümünü ararken, bir yandan da kime güveneceğine karar vermek zorundadır...
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2013
  • Sayfa Sayısı:
    576
  • ISBN:
    9789752116832
  • Orijinal Adı:
    Inferno
  • Çeviri:
    İpek Demir, Petek Demir
  • Yayınevi:
    Altın Kitaplar
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 09 Şub 20:37 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

“Esas hastalık insanlık, Cehennem ise tedavi.”

Yaşadığı sayısız maceradan sonra Robert Langdon yine karşımızda. Simgebilimcimiz Langdon bu kez insanlığını kaderini belirleyecek olan bir şifreyi çözmek zorunda. Tüm dünyayı yakından ilgilendiren ve tehdit eden bu şifreyi çözmek için sizi Floransa’dan Venedik’e, Venedik’ten İstanbul’a uzanan soluksuz bir maceraya davet ediyor. Dan Brown’un Dante Alighieri’nin İlahi Komedyasından etkilenerek yazdığı Cehennem aksiyon, bilim, din, sanat gibi konuları ustalıkla bir araya getiriyor.

Kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine gümüş saçlı güzel bir kadın sesleniyor: Ara ve bul. Toprağa baş aşağı gömülü bedenler can çekişiyor. Zaman daralıyor. Ara ve bul. Langdon bu kabustan haykırarak uyandığında kendini başından vurulmuş olarak bir hastane odasında buluyor. Nasıl vurulduğunu ve nasıl oraya geldiğini Sienna Brooks’tan öğrenen Langdon, birden odasına dalan suikastçısından Sienna Brooks sayesinde kurtuluyor. Sienna’nın evine sığınan Langdon ceketinin cebinde bir projektör buluyor. Projektörten duvara Boticelli’nin Cehennem Haritası yansıyor. Şifre çözmeye bu tabloyla başlayan Langdon yine soluksuz bir maceraya atılıyor.

Cehennem sanat eseri kokan bir kitap. Rönesans İtalyası’dan ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış İstanbul’dan çeşitli eserlerine yer verilmiş. İtalya’dan Pitti Sarayı, Boboli Bahçeleri, Duomo Meydanı, Dükler Sarayı, Beş Yüz Salonu, Palazzo Vecchio; İstanbul’dan ise Ayasofya ve Yerebatan Sarayı en çok dikkat çeken yerler. Mimari yapıların yanında gravürler, tablolar, freskiler de geniş yer tutuyor. Kitabı okurken adı geçen şeylere bakmıştım ve çok etkilenmiştim. Toplu olarak da bakma fırsatı buldum siz de bakmak isterseniz: https://onedio.com/...-in-cehennemi-143430

Sanatın ve bilimin kaynaştırıldığından başta bahsetmiştim. Germline genetik mühendisliği ve transhümanizm konularından sıkça bahsediliyor. Ben de biraz bilgi edindim googledan. Germline mühendisleri insanın genlerini çağa göre düzenlemeyi, bir insanda istenilmeyen şeylerin genlerin değiştirilmesi yolunda çalışmalarda bulunuyor. Transhümanizm de Germline mühendisliğine benziyor. Tanrılık iddiasındaki Transhümanizm insanı yeniden dizayn etmeyi ve üstün bir ırk kafaya koymuş; bunun için de bilim ve teknolojiden yararlanan bir harekettir. Dan Brown bunlar gibi ilgi çekici şeyleri kitaplarında kullanmayı çok iyi biliyor.

Kitabın film uyarlaması da var. İncelemenin başındaki cümleyi filmin fragmanında gördüm. Filmin fragmanı kitapla çok benzer geldi. En yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum. Size de hem Dan Brown’un kitaplarını okumanızı, hem de film uyarlamalarını izlemenizi öneriyorum. İyi okumalar.

Bu nasıl bir senaryodur arkadaş ya... Çoğu filmde bile bu kitaptaki tadı alamiyorum... Olayların gelişimi çok müthiş bir şekilde işlenmiş... Zaten konuyu geciyorum o bambaşka bir olay...İstanbul dahil 3 farklı ülkenin 3 farklı şehrinde geçiyor olaylar...finali İstanbul da tabi... Konusu: bir adamın dünya nüfusunu çok fazla gormesi ve azaltılmasının insan nesli açısından en iyisi olduğunu düşünmesi ile yaptıkları...

Aslında size doyurucu bir yorum yapmak isterdim çünkü beğendiğim kitapları herkese okutmayı istemek gibi bir huyum var fakat sorun şu ki çok beğendiğim şeyleri açıklamakta yetersiz kalıyorum bu da beni çok çaresiz kılıyor...

Sürükleyici bir gerilim isteyenler için müthiş bir seçim olacaktır...

Mihriban YILDIZ 
04 Nis 05:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Dan Brown" üzerinde adının bulunduğu herhangi bir kitabı bulsam içeriğine bakmadan okumaya başlarım çünkü bütün romanlarında birbirinden orjinal konular, olaylar, karakterler ve betimlemeler var. Onun sayesinde görmediğim yerleri görmüş gibi oluyorum. Bu yüzden bu kitap kahveyle beraber anı değerlendirmenin en mükemmel yolu....

Seray Sina Parlak 
19 Nis 01:11 · Kitabı okudu · 35 günde · Beğendi · 9/10 puan

Her zaman ki merak uyandırıcı satırlar, mekanlar ,tarihten günümüze gelen gizemler ve bunların harmanlandığı bilimsel gerçekler. Kurguyu düşündükçe üstün zekanın sınırları ile deliliğin sınırlarını harmanladığını düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Uzun uzun sayfalar okunmadan bölüm atlayıp bir sonraki bölümde farklı bir bakış açısı görebiliyorsunuz. Kitapta yine tarihi ögeler, gizemli sırlar ve en güzeli ise İstanbul’un tarihi köşeleri var. Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya ve Kapalı Çarşı kitapta geçen yerler ve Dan Brown gerçekten buraları mükemmel anlatmış.

Taner durmaz 
31 May 21:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazı arkadaşlarımız bu kitabı basit görüyor olabilir ama ben okuduğumda çok etkilendim ve kitabın sonunda ters köşe oldum yazar kitabın sonunu tahmin etmenize kesinlikle izin vermiyor

Sadık Kocak 
11 Eyl 20:15 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Robert Langdon, burada baş elemanlarımızdan. Artur Doyle'nin nasıl Sherlock'u varsa ; Dan Brown'un da Langdon'u var diyeceğim artık. Bu sefer ki olaylarda bana çekici geldi. Garip bir hikaye ve ardından rüya ile hastanede gözlerini açıyor bizimkisi. Peki kimdi bu Langdon, bir hatırlayalım. Harvard Üniversitesi öğretim üyesi, sanat tarihi uzmanı ve simge bilimci, ayrıca neyse onu da okuyanlardan ziyade okumak isteyenler okuyunca bulurlar. :)))
Langdon, tam kendisine ne olduğunu öğrenirken hastanede bir karışıklık çıkıyor. Kendisine bir ajan gönderiliyor, eh sebebi malum ve adı da Vayentha. Bunu gönderen de Amir ve beklenmedik bir sorun ortaya çıkınca yollamak zorunda kalıyor. Peki bu sorun neydi ? Bunun yanıtını burada bulacağız işte.
The Mendacium adlı bir gemimiz var. Geminin özellikleri beni benden alıyor. Şunu desem yeterli. Kendisine ait bir denizaltı vardı gemide. Geminin sahibi 'Amir' isminde birisi ve Konsorsiyum'un da kurucusu. Ancak sıra, iş ahlakı kurallarına geldiğinde kesinlikle bu adamı da tebrik etmeden geçemeyeceğimi bildirmeliyim.
Ardından kaçış başlıyordu ve Dr. Brooks (Sienna) , Langdon'u kaçırmaya başlıyordu. Burada eklemeliyim ben bu senaryoyu sanki izlemiş gibi hatırlıyorum. Acaba bu Tom Hanks olması lazımdı o adamın oynadığı filmin esinlenildiği kitap olabilir mi çünkü okurken kaçış sahneleri acayip derecede gözümün önüne geliyor sanki okurken izliyor gibiyim. Ayrıca Robert Langdon'un kullanıldığı 3 ya da 4. seri olduğunu düşünüyorum bu kitabın.
Diğer yandan Knowlton da Konsorsiyum'dan aldığı görev üzerine harekete geçiyor. Aslında onu eklemezdim buraya ama ileride nasılsa birleşecekler, ha şimdi ha sonra, biraz ön bilgi iyi olur. Sonraki güne ait bir plaka ve oradaki yazı gözüne çarpıyor. Kendisinin 'Gölge' olduğundan bahseden birisi 'Cehennem' den söz ediyordu.
Kaçış sonrası yaşananlar ve Langdon'un, Sienna ile ilgili bulduğu bazı gazete metinleri ve öncesinde kendisini araştırmasını da belirtmek gerek. Yanındakine güvensen bile -ya da yanında olsa bile- o kişi hakkında ufak da olsa araştırma yapmak ve nasıl biri olduğunu öğrenmek son derece önemlidir kanımca.
Ardından Sienna ile Langdon biraz daha toparlanıp oturuyor ve Langdon'un cebindeki madde ile ilgili konuşuyorlar ve bunun bir virüs olacağından şüphe ediyorlar. Ardından bu biyolojik maddeden kurtulmak isteyen ve ne olduğunu bilmeyen Langdon, konsolosluğu arıyor ve onlarında kendisini beklediğini öğreniyor. Ancak bunun karşılığında gelişen olaylar hiç de bizim safların beklediği gibi gitmiyordu.
Oradan sonra artık tüpü açmaya karar verdi bizimkiler ve bende merak ediyordum tabi. Oldukça şaşırdım ve bir o kadar da hoşuma gitti karşılaştıklarım. Ortaçağda, Hristiyanlara Yedi Ölümcül Günah'ı hatırlatmak için Vatikan'ın türettiği bir anımsatıcıydı. Saligia; superbia, avaritia, Luxuria, invidia, gula, İra ve acedia kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir akronimdi. Yani, Kibir, hırs, şehvet, kıskançlık, açgözlülük, öfke ve tembellik. Ardından da tüple ilgili çok şaşırtıcı bir şeyi daha keşfettiler.
Araştırmalar Orta Çağ döneminde 'Dante' idolünü yansıtırken bununla ilgili hatıralar göze çarpmış ve bir konferans ve bu konferansa katılan Langdon'a geniş yer verilmişti.
Burada Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile ilgili bir kısım var ve Dr. Elizabeth konu ediniyor. Kendisine nutuk çeken birisinin ona sözü aklımda kalmıştı. Salgınları önlemenin iyi bir şey 'olmadığının' altını çiziyordu. Dünya nüfusunun artmasının kötü yönlerini eleştiriyor ve artık kitabımız da yavaş yavaş konuya giriyordu diyebiliriz.
Bizimkiler kaçarken bir müzede Langdon'un, Marta Alvarez dediği bir kadınla buluşuyorlar ve hem kaçmak hem de araştırma yapmak üzereyken az evvel bahsettiğimiz 'Dante' nin maskesinin çalındığını fark ediyorlar. Bunun öncesi oldukça büyük ve zorlu bir kaçış sahnesine neden olmuştu ancak bundan sonrası daha da büyük olacaktı. Çünkü maskeyi çalan kişiyi görüntülü kayıtlarla izlediğinizde şok olacağınıza eminim. Bertrand Zobrist olaya dahil olacak, maskeyi alıp müzeye bağışlamış kişi olduğu anlaşılacak, dünya nüfusunun azaltılmasının -yok edilerek- savunmasını yapan kişi olduğu bilinecekti. Gerisi var ama okumak daha zevkli. :)))
Kitap içi kitapla bugün biraz da kendi kültürümü zenginleştirmeye başladım sanırım. Dante'nin İlahi Komedya eseri var. Kısaca 3 bölümden oluşuyor (Cehennem, Araf, Cennet) ve yanlış hatırlamıyorsam dünyanın da en uzun şiiri. Burada üçüncü bölümde, yirmi beşinci kanto var ve biz oradaki yazı ile çözüme ulaşmaya çalışacağız ayrıca kaçış da tüm hızıyla sürüyor.
Ardından geldiğimiz nokta çok iyi. Birtakım sağlık muhabbetleri sonrası oldukça ilgimi çeken bir durum vardı ve sizinle paylaşmak istedim. Venedik'te biliyorsunuz veba salgını oluyor ve uzmanlar bunun farelerden kaynaklı olduğunu başta anlamıyorlar ve 40 gün denizden gelen gemicileri karantina da bekletiyorlar. İtalyanca “40” anlamına gelen Cjua-rantina kelimesinden de günümüz ‘Karantina’ kelimesinin oluşumunu öğreniyoruz.
Ardından yine bir kaçış sahnesi ve Langdon ile Sienna'nın yolları ayrılıyor. Artık beklenildiği üzere herkesin tarafı ortaya çıkıyor ve bu sizi oldukça şaşırtacak.
Peki ya sonrası. Gelişen olayların ardından gelen şehir. Yazarımızın da pek bi sevdiği ; İstanbul. Asıl olaylar da hem filmde hem de kitapta tam da burada başlıyordu. Ayrıca söylemek gereği duyuyorum. Çünkü yazarın sevdiğim yönlerinden biridir, kendisi bir Atatürk hayranıdır.
Araştırmalar burada Ayasofya Müzesi ve ardından Yerebatan Sarnıcında devam ederken oldukça şaşırtıcı biçimde Dante Senfonisi çalması da o gece ki konser hakkında oldukça korkutucu oldu diyebiliriz. Burada Bertrand da tebrik edilmeyi hak ediyor. Kendisinden beklenen ve yaptığı tamamen farklı ama yollar aynı yere çıkıyorsa nereden gidildiğinin de pek önemi yok açıkçası. Tabii filmdeki final sahnesiyle kitap arasında final bölümünde oldukça büyük farklar olduğunu belirtmenin faydası var.
Oldukça sürükleyici bir eserdi. Şuan da İstanbul’a dönüş yolundayım ve nasıl bitti anlamadım. Yazarın bir Türkiye aşkı olduğunu bilmek de güzel çünkü Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olanlar bile bu vatana düşman olmuşken, yabancı insanların sevgisini görmek iyi hissettiriyor. Bu yazarın kitapları ve Robert Langdon varsa o macera oldukça sürükleyici zaten. Hepimize iyi okumalar iyi akşamlar diliyorum..

Yonca 
11 Ağu 22:54 · Beğendi · 10/10 puan

Bazı kitaplar anlatılmaz yaşanır cinsten oluyor,böyle soluk soluğa sonunda ne olacak diye resmen kitabı bitirmek için kendinle savaş halinde oluyor insan.Kitap kısaca Langdon ve Sienna'nın başından geçen sürükleyici bir maceraya ışık tutmuş.Istanbulun değerli tarihi yerlerinin konu edilmesi de oldukça etkileyici bir durum.Kısaca okunması gereken eşsiz bir kitaptı, olayları bire bir yaşıyor etkisi yaratıyor insanda...

Tuğba Onat 
07 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tipik bir Dan Brown romanı. Tabuları yıkan simge bilimcimiz bu sefer İstanbul'da. Çok akıcı bir anlatıma ve merak uyandıran bir kurguya sahip. Anlatılan yerleri, sanat eserlerini gördüyseniz daha da fazla keyif alabilirsiniz. Biraz geç okumuş olsam da son zamanlarda okuduğum en iyi kurgulardan biri diyebilirim.

Beytullah Ömer DUMLU 
28 Mar 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine Dan Brown ve yine muhteşem bir kitap.Yazarı iyi tanıyorum.Daha önce okuduğum kitaplarında beni hiç hüsrana uğratmamıştı.Bu seferde aynısı oldu.Konusu oldukça dikkat çekici oldukça hararetli bir kitap.Üç şehirde geçen koşuşturmacalar,tarihin arka yüzleri hepsi Dan Brown'un kendine has yazarlık ustalığını gösteriyor.Betimleme yaparken bile sıkılmadığım bir yazar.Bu kitapta da çoğu tarihi eserin betimlemesi ve hakkındaki bilgilerle yeterince aydınlattı.Bağlantılarını söylemiyorum bile.Birbiriyle ortak yanları olmayan tarihi konuları bağlamakta üstüne yok.En sevdiğim özelliği ise bölümler arasının çok kısa olması.Böylelikle sıkılmıyorsunuz ve kitap çok hızlı bitiyor.Kitapta Dante'nin hayatı ve ilahi komedya'nın bilinmeyen yüzü anlatılmış.İlahi komedyayı okumadan bu eseri okumak faydalı olacaktır.Gerçekten ilginç bilgiler anlatıyor.Okurken ön bilgi olacağını düşünüyorum.Kısacası bir Dan Brown klasiği ve güzel bir kitap.Herkesin okumasını tavsiye ediyorum.

İsmail Altunbüker 
 12 Mar 00:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cehennem "Ölümün gözünden gör."

Dan Brown'un iyi bir eseri ama öyle abartılacak kadar iyi değil orta karar bir eser salgınlar ölümler vesaire tanıdık bildik konular tarihle harmanlanınca tabi ki tarih sevenlerin ve bu tür olayları seven kişilerin ilgisini ve merakını çekiyor nede olsa Dan Brown reklamı iyi yapılan bir yazar bende okurken ilk başlarda çok etkilendim kurgu sağlamdı çok etkileyici bir giriş yaptı ama sonra sıradanlaştı ve hatta sonlara doğru bayağı olmaya başladı ben böyle bu tarz kitaplarda daha karışık daha olaylı kurguları seviyorum basit olaylar beni doyurmuyor artık çok kitap okuduğum için bana hep aynı konu gibi geliyor ama yinede bu tarzı sevenler Dan Brown hayranları ilgiyle ve hayranlıkla okuyacakları kesin onun için kitapla ve sevgiyle kalın okuyan herkese keyifli ve mutlu okumalar Türkiye ...

Kitaptan 166 Alıntı

Hüseyin Erol 
13 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu geceyi unutma... Çünkü sonsuzun başlangıcıdır.

Cehennem, Dan Brown (Sayfa 567 - Altın Yayınları)Cehennem, Dan Brown (Sayfa 567 - Altın Yayınları)
Murat Sezgin 
06 Şub 16:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dünyadaki en kötü yanlızlık, yanlış anlaşılmaktan ötürü yalnız bırakılmaktır.

Cehennem, Dan Brown (Sayfa 558 - Altın Kitaplar)Cehennem, Dan Brown (Sayfa 558 - Altın Kitaplar)
Fadime YeŞİl 
10 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.

Cehennem, Dan Brown (Sayfa 573)Cehennem, Dan Brown (Sayfa 573)
Yağmur. 
04 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"İnsan zihninin ilkel ego savunma mekanizması, beynin kaldıramayacağı kadar fazla stres üreten tüm gerçekleri reddeder. Buna inkar denir."

Cehennem, Dan BrownCehennem, Dan Brown
Ferman Mamedov 
 01 Nis 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Asla tutamayacağın bir söz verme.
Ve asla bir müşteriye yalan söyleme.
Asla.

Cehennem, Dan BrownCehennem, Dan Brown
Yonca 
09 Ağu 08:39 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"O benim hayatımı kurtardı...ben onunkini mahvettim."

Cehennem, Dan Brown (Sayfa 73)Cehennem, Dan Brown (Sayfa 73)
Yonca 
09 Ağu 23:41 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Dünya bir gün fedakarlığımın güzelliğini kavrayacaktır."

Cehennem, Dan Brown (Sayfa 184)Cehennem, Dan Brown (Sayfa 184)
Esma Tezgi 
02 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsan aklının hiçbir şey düşünmemesi fizyolojik olarak imkansızdır. Ruhun duyguya ihtiyacı vardır ve ister iyi ister kötü olsun, bu duygu için yakıt aramaya devam eder. Senin sorunun ona yanlış yakıtı vermen.

Cehennem, Dan BrownCehennem, Dan Brown
Yonca 
09 Ağu 19:44 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Gözlerinizi açın! İnsanlık yok olmak üzere."

Cehennem, Dan Brown (Sayfa 176)Cehennem, Dan Brown (Sayfa 176)
Esma Tezgi 
02 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnanın bana, yalnız kalmanın nasıl bir his olduğunu bilirim. Dünyadaki en kötü yalnızlık, yanlış anlaşılmaktan ötürü yalnız bırakılmaktır. İnsanın gerçekle bağlarını koparabilir.

Cehennem, Dan BrownCehennem, Dan Brown
17 /

Kitapla ilgili 4 Haber

Önce kitabını mı okumalı, yoksa filmini mi izlemeli?
Önce kitabını mı okumalı, yoksa filmini mi izlemeli? Önce kitabını mı okumalı, yoksa filmini mi izlemeli? Cevaplaması kolay bir soru değil... "Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi"nin bir başka versiyonu olarak nitelendirebiliriz. Önce filmi izlemeli diyenlerin de, önce kitabını okumalı diyenlerin de haklı nedenleri olacaktır hiç kuşkusuz. 2016 yılı içerisinde izleme şansı bulacağımız kimi uyarlama filmlere baktığımız zaman, eğer hikayeyi hiç bilmiyorsak, hangi tarafı seçeceğimiz "sabırsızlık"la olan imtihanımıza bağlı olacak gibi görünüyor! Birkaç ay içinde izleyici karşısına çıkacak şu filmlerin dayandığı romanlar, Türkçeye çevrilmiş durumda: