İpek Demir

İpek Demir

Çevirmen
8.6/10
4.580 Kişi
·
18,1bin
Okunma
·
0
Beğeni
·
391
Gösterim
Adı:
İpek Demir
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
496 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10 puan
İtalya'da başlayıp İstanbul'da sona eren macera. Yazarın da söylediği gibi bu kitapta Dante'nin Cehennem'inden esinlendiğini görüyoruz.
Robert Langdon bir hastane odasında hiçbir şey hatırlamayarak uyanmasıyla gizem başlıyor. Tüm gizem yavaş yavaş harika yer tasvirleri ile çözümleniyor. Tasvirler o kadar iyi ki kendinizi gerçekten İtalya'da Robert Langdon ile koşuştururken bulabilirsiniz.
Ve bana kalırsa harika bir son. Tüm sırları çözdüğünüzü sanıp malumun ilanını beklerken hiç düşünülmeyen bir sonla karşılaşıyorsunuz.
Hızla artan dünya nüfusuna dikkat çeken kitapta verilen mesaj tartışmalara konu olsa da sırlar, gizem, şifreler ve bolca sanat tarihi içeren bu Dan Brown romanı kesinlikle okumaya değer.
576 syf.
·28 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap daha ilk başından sizi içine alıp sürükleyen ve olaylar döngüsünün Dante"nin ünlü epik şiiri "İlahi Komedya" etrafında döndüğü bir macera kitabı.
Kitabı, dünyamızın güncel sorunu olan nüfus kalabalıklığı ve virüs komplo teorileri ışığında sonuna kadar merakla okuyacaksınız.

Dil sade ve anlaşılır. Karakterler oldukça canlı, Hikaye akıcı ve macera dolu. Macera severler için tavsiye olunur bir kitap.

iyi okumalar
576 syf.
·9/10 puan
Merhabalar Dan Brown beğenerek okuduğum yazarlardan biridir.Bu eserinide çok beğendim.Cehennem Dante Alighieri’nin epik şiir tarzındaki İlahi Komedya da yeraltı edebiyatı tasvirler vardır.Ancak Dan Brown’un Cehennem eserinde Gölge ismindeki varlıkların yaşam ve ölüm arasındaki bedensiz vücutların bulunduğu detaylı bir yolculuk vardır.Üslup olarak akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde kaleme alınmıştır.Hiç görmediğimiz yerleri sanki görüp gezmişiz gibi bir hava vermektedir.Eserde bilim ve sanatsal konular üzerinde durulmuştur.Konu olarak hafızasını yitirmiş Prof.Robert’ın Venedik’te bir hastane gözlerini açmasıyla başlayıp Floransa ve son olarak İstanbul’da sonlanan soluksuz bir maceraya tanık oluyorsunuz.Diğer eserlerinde olduğu gibi şaşırtıcı,ters köşe yapıcı ve merak uyandıran unsurlar barındırmaktadır.Kitabı okuduktan sonra filmi olduğunu da öğrendim onu da en kısa zamanda izlemeyi düşünüyorum.
Gerilim,macera,bilim ve sanatın birlikte işlendiği muhteşem bir kitaptır.
Keyifli Okumalar Dilerim
576 syf.
·7 günde·10/10 puan
"Dünyalılar,
birazdan okuyacağınız bu inceleme, ideolojisine körü körüne bağlanmış şahsiyetler için uygun olmayan cümleler içermektedir.
Bay K. keyifli okumalar diler."

Dünyalılar, Bay K. Cehennem'den korkmuyor. Sizler de korkmayın.
İnsanların, insanlara insanlık dışı olgularla hükmettiği bir dünyada yaşıyoruz,  neden Cehennem'den korkalım ki?
 

Cehennem, insanların karşılıksız sevgiden bihaber yaşadığı dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, insanların kitaplardan, Türkiye'nin adalete olan uzaklığından bile daha uzak kaldığı bu dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, insanların birbirlerinin inançlarına saygı duymadığı, bununla kalmayıp alay edip aşağıladığı bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, Twitter'da hastag'lerde kadın ismi görünce; yine mi bir kadın cinayeti oldu acaba diye hastag'e bakamadığımız; bunun üzerinden pirim kasanların kendi hayatındaki kadınlara( anne, kız kardeş, sevgili, eş) sanal alemde ayıpladığı her şeyi fazlasıyla yaptığı dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, toplum eşitliğinin olmadığı( Örneğin bir erkeğin kız arkadaşının olmasının şahlandırıldığı, bir kadının erkek arkadaşının olmasının aşağılandığı) bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, manav görünce aklına evladı gelen ve  içerleyen anne-babaların olduğunu bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, evine ayda yılda bir et giren birilerinin, patronunun evine her gün girmesi için çalıştığı bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, asırlar boyu savaşmış, şu an oturdukları beldeyi döktükleri kan ile kazanmış ecdada  düşman büyüyen insanların olduğu;  milleti  küllerinden vâr edip ülke kuran Ata'ya, o ülkedeki yaşayan insanların kin tuttuğu bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem diyorum Dünyalılar, insanların bulunduğu yerden daha ne kadar kötü olabilir ki..

Bu arada merhabalar Sevgili Dünyalılar, biraz tatsız giriş yaptım farkındayım ama gerçekler hep böyle tatsız, tuzsuz.
Gelin biz tadımızı da tuzumu da kitaptan alalım.

Kayıp Sembol'de yaptığı finalle beni üzen Dan Brown hemen Cehennem kitabıyla gönlümü aldı. Hem de ne aldı ama.. 576 sayfa olan ve  klasik Dan Brown kitabı kalınlığında olan bu kitap, diğer kitaplarında olduğu gibi gözünüzü korkutmasın. Aksiyonu ve Dan Brown'un eşsiz hayal gücüyle kitabı ne ara okuyup bitirdiniz pek farkına varamayacaksınız. Benim bir haftada okuduğuma bakmayın. Vizelerim ve bir kaç işlerim olduğu için pazartesi günü başlayıp cuma bitirebildin. Hatta girmiş olduğum Havacılık Emniyeti vizesinde vizem erken bitince sürenin dolmasına 12 dakika kalmıştı ve ben direkt meraktan dolayı kitabı alıp okumaya başlamıştım. Tabi araştırma görevlisi 0336 Kadir bırak kitabı, ne yapıyorsun sen! diye ikâz edince bırakmak zorunda kalmıştım. Cehennem, böyle sınavların olduğu zamandan daha ne kadar kötü olabilir ki? :D 

Kitap adını ünlü yazar Dante Alighieri‘nin İlahi Komedya‘sının bir bölümü olan Cehennem’den alıyor; zaten kitap da cehennem tasvirleri sıkça yapılıyor ve bu da romanın iskeletini oluşturuyor. Bir çok tarihi gerçeği de kitap da görmek mümkün. Dante’nin neden bu ünlü eserine İlahi Komedya dediğinden tutun da, Dante’nin bu ünlü eseri konusunda büyük ustaların yaptıkları çalışmalara kadar bir çok ayrıntı kitap da yer alıyor.


Kitabın konusuna gelecek olursak, Profesörümüz Robert Langdon'ın kendini başından vurulmuş bir şekilde hastane odasında bulması ile başlıyor. Robert hiçbir şey hatırlamıyor ve peşinde bir suikastçi var.Hastaneden genç bir kadın doktor yardımı ile kaçıyor ve yine bu doktor sayesinde hem suikastçiyi hem de Amerikan hükümetinin profesyonel askerlerden oluşan timi defalarca atlatıyor! İlerledikçe öğreniyoruz ki dahi biyokimyacı Bertrand Zobrist dünyadaki tüm felaketlerin nüfus artışından kaynaklandığına ve mevcut  nüfusun yarısı kadarının ortadan kalkmasının dünyayı kurtaracağına karar vermiş. Bunun için bir salgın oluşturup nüfusu yarıya indirme amacına varan kişilerden oluşan insanlarla karşı kahramanız Robert Langdon kendi de nasıl olduğu bilmediği bir şekilde mücadeleye girmiş bulunuyor. Kitapta sayfa 441'de şu şekilde geçiyor:
"Dünyayı Kurtarabilirsin.Eğer sen kurtarmazsan, kim kurtaracak? Eğer şimdi kurtarmazsan, ne zaman kurtaracaksın?"


Kitapta çoğu yerde ters köşe oluyoruz. Misal 100 sayfa okuyoruz ve aslında bunun bir oyun olduğunu öğreniyoruz. Yani Dan Brown en iyi yaptığı işi yapıyor: sağ gösterip sol vuruyor.
 
Kitabın çoğunluğu Floransa ve Venedik'te geçse de son kısım İstanbul'da yaşanıyor. Final İstanbul' da oluyor. İstanbul'u o kadar güzel betimlemiş ki, sanırsınız 50 sene burada yaşamış. Özellikle sayfa 467'de bir kısım her şeyi özetleyen nitelikte.

"Burası ikiye bölünmüş bir dünya, karşıt güçlerin şehriydi: Dindarlar laikler; eski ile yeni; doğuyla batı...Avrupa ile Asya arasındaki coğrafi sınırda duran bu ebedi şehir, gerçekten de eski dünyadan daha da eski bir dünyaya uzanan bir köprüydü.
İstanbul."

Kafamı kurcalayan soru da şu; kitapta Dünya Nüfusunun yarıya indirilmesi için bir virüs hazırlanıyor ve bu biyolojik silah olarak kullanılmak isteniyor. Akla gelen ilk şey de koronavirüs. Yok artık Dan Brown desem de bunun koronavirüs ile ilgisi var mı yok mu merak ediyorum bayağı. Henüz ikna olmadım lakin Dan Brown'un o eşsiz hayal gücü ve ileri görüşlüğü tekrardan kendine hayran bıraktırıyor. Her okuduğumuz kitabında kendisini neden sevmemiz ve okumamız gerektiğine her defasında ikna ediyor yılmadan.

Benden bu kadar Dünyalılar. Vakit ayırıp buraya kadar okuduysanız teşekkürlerimi sunup müsadenizi istiyorum. Ve aynı zamanda akşam Hatay'ın Beşiktaş'ı yenmesi için dualarınızı da bekliyorum.

Kitapla kalın..
576 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu nasıl bir senaryodur arkadaş ya... Çoğu filmde bile bu kitaptaki tadı alamiyorum... Olayların gelişimi çok müthiş bir şekilde işlenmiş... Zaten konuyu geciyorum o bambaşka bir olay...İstanbul dahil 2 farklı ülkenin 3 farklı şehrinde geçiyor olaylar...finali İstanbul da tabi... Konusu: bir adamın dünya nüfusunu çok fazla gormesi ve azaltılmasının insan nesli açısından en iyisi olduğunu düşünmesi ile yaptıkları...

Aslında size doyurucu bir yorum yapmak isterdim çünkü beğendiğim kitapları herkese okutmayı istemek gibi bir huyum var fakat sorun şu ki çok beğendiğim şeyleri açıklamakta yetersiz kalıyorum bu da beni çok çaresiz kılıyor...

Sürükleyici bir gerilim isteyenler için müthiş bir seçim olacaktır...

5 yıl sonra (18.07.2020): Dostlar böyle inceleme olmaz yani. Aşırı hislenmişim belli ki bitirdikten sonra, anlık yazmışım ama inceleme dediğin böyle olmaz yani. O zamanlar özel not da yoktu mecbur yazmıştım. Ne incelemeler var bu sitede, utanıyorum bile bu yazılar için, yazım hataları, 3 noktalar... Kör oluyorum her okuduğumda bu incelemeyi.:)
576 syf.
·Puan vermedi
"Dan Brown" üzerinde adının bulunduğu herhangi bir kitabı bulsam içeriğine bakmadan okumaya başlarım çünkü bütün romanlarında birbirinden orjinal konular, olaylar, karakterler ve betimlemeler var. Onun sayesinde görmediğim yerleri görmüş gibi oluyorum. Bu yüzden bu kitap kahveyle beraber anı değerlendirmenin en mükemmel yolu....
576 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Bu kitabı okuyanların okuma nedeni; genellikle kitabın yazarı, kitabın türü ya da kitapta mekan olarak İstanbul'un geçmesi. Çevremde kitabı okuyanlarla konuştum, burada yazılan incelemeleri okudum ve kitabın asıl konusuna odaklanan, felaketin farkına varan kişi sayısı o kadar az ki... Çoğunluk; yok roman çok sürükleyiciymiş, yok Dante'den bahsediyormuş, yok kurgusu çok iyiymiş gibi başka konulara takılıp asıl konuya odaklanmamışlar.
Tabii ki bunlar da güzel, önemli ve kitabı güzelleştiren unsurlar ama benim için 'bu kitapta' odaklanılması gereken en önemli şey konusu.

Dünya nüfusunun son yıllarda inanılmaz bir artış göstermesi ve bunun için yapılan çalışmalar(!)... Bu çalışmalar o kadar yetersiz ve sığ ki.. Zaten mevcut durumdan bu çalışmaların ne kadar başarı sağla(ma)dığı görülebilir. #112571758

Her okuduğum haberde, kitapta; her izlediğim filmde bu sorunu görmek ve sonuçları karşısında korkuya düşmek. Aynı zamanda bu konuyu umursamadan inanılmaz bir hızla üremeye devam eden bir dünya ile karşı karşıya kalmak...

İnsanlardaki bu anlamsız üreme isteğini gerçekten anlayamıyorum. Kendi zor hayatına rağmen, aynı şartlarda yaşamak zorunda kalacak yeni bir bireyi bu koşullara sokmaktaki amaç ne?... Üstelik bu senin canından bir parça... Bunu sadece fakirler için söylemiyorum cahil, donanımsız zenginlerin de çocuk yetiştirmesini doğru bulmuyorum. Ama zor şartlarda yaşayanların çocuk yapmasını o kadar garipsiyorum ki... İnsanların çoğunluğu bir kısır döngünün içine sıkışmış. İnsan doğar, büyür, evlenir, çocuk yapar ve ölür. Sanki bundan başka bir hayat, başka bir seçenek yokmuş gibi... Kendilerini buna kodlamışlar. Aksi bir durum: felaket, eksiklik, şanssızlık... Geçenlerde Suriyelileri konu edinen bir video izlemiştim: Suriyelilerin bu şartlara rağmen çok fazla çocuk yapması sorulduğunda, genç bir Suriyeli çok çocuk sevmelerinin neresi kötü diye cevap veriyor...

İnsanların sanki çocuklar birer oyuncakmışçasına; onların geleceğini hiç düşünmeden dünyaya getirmelerini, istedikleri kalıba sokmaya çalışmalarını, hayatları üzerinde onlardan daha fazla hak iddia etmelerini hiçbir zaman ANLAMADIM VE ANLAMAYACAĞIM.

Artan tüketim hızına yetişebilmek için yapılan değişimler sonucu zararlı bir yapıya dönüşen ve kansere neden olan gıdalar, insanların gereksiz ihtiyaçlarını karşılamak için yok edilen ormanlar ve doğal yaşam alanları, hızla kirlenen ve tükenen temiz su kaynakları, fabrika gazları ve araba egzozlarıyla zehirlenen hava... Bütün bunları düşününce, dünyanın üzerinde taşıyabileceği uygun insan sayısıyla, dünyada sağlıklı ve güzel şekilde yaşamak varken nüfusu arttırma isteği neden?.. İşte kitaptaki kötü (ki benim için iyi bir karakter :) ) karakterimiz de bu konuda bir şeyler yapmak istiyor.

---SPOİLER---

"Bertrand, viral vektör denen bir şey üretmişti. Saldıracağı hücreye genetik bilgi aşılamak üzere tasarlanan bir virüstü. Bir vektör virüs, girdiği hücreyi öldürmek yerine... o hücreye önceden belirlenmiş bir DNA parçası sokarak hücrenin genomunu değiştirir.
"Virüsün insan vücudunu... kısırlaştırma özelliği vardır."

"Bertrand'ın asıl amacı türümüzün yok olması değildi; bunun tam tersini istiyordu. İşte bu yüzden rastgele aktive olan bir virüs üretmişti. Cehennem şu anda tüm insan DNA'larına bulaşmış olsa da, bunu bizden sonraki nesillere taşıyacak olsak da virüs yalnızca insanların belirli bir yüzdesinde 'aktive olacak'. Başka bir deyişle, virüsü şu anda yeryüzündeki herkes taşıyor ama sadece nüfusun rastgele seçilmiş bir kısmında kısırlığa sebep olacak."

"Hastaneler hasta ve ölmek üzere olan insanlarla dolup taşmayacak; sokaklarda çürüyen cesetler olmayacak; sevdiklerinin arkasından ağlayan hayatta kalmış kişiler olmayacak. İnsanlar sadece eskisi kadar çok çocuk yapamayacaklar."

"İnsan evrimindeki ölümcül kusuru değiştirmeye çalıştı... Türümüz fazlasıyla doğurgandı. Orantısız zekamıza karşın, kendi sayımızı denetleyemeyen organizmalarız. Ücretsiz doğum kontrol yöntemleri, eğitim veya hükümetin ikna etme çabaları bunu önlemeye yetmiyor. Bebek yapmaya devam ediyoruz istesek de... istemesek de. CDC'nin kısa süre önce, ABD'deki gebeliklerin yaklaşık yarısının planlanmamış gebelikler olduğunu açıkladığını biliyor muydun? Gelişmemiş ülkelerdeyse bu oran yüzde yetmişin üzerinde!"

Şu anda hayatta olan insanlara herhangi bir zarar vermeden doğum oranını azaltacak bir buluş bence de gayet mantıklı. Düşünüyorum da ben Zobrist'in yerinde olsam öyle bir virüsü yayar mıydım? Yaymazdım. Kolay kolay alınabilecek bir sorumluluk değil.

---SPOİLER---

Yazar tarihi, felsefik, sanatsal konuları olay örgüsüne yedirip üç şehirde geçen başarılı bir macera-gizem romanı oluşturmuş. Beğendim mi beğendim ama sırf konusundan dolayı. Sevdiğim bir tür olmadığından tekrar bu tür bir kitap okumam. Ama bu türü sevenlere öneririm. Keyifli okumalar...
496 syf.
·4 günde
Merhaba arkadaşlar cehennem kitabının tanıtımını yapacağım. Dizi gibi ilerleyen her bölümünde ayrı olaylar dizisiyle karşı karşıya kaldığımız Dan Brown 'ın klasik karakteri Robert Longdon' ın macerasını okuyacaksınız. Geçici hafıza kaybı sebebiyle hastanede gözünü açan Robert Longdon türlü mekanlarda türlü maceralar yaşayacak. Bakalım Dünyayı kasıp kavuracak olan salgın hastalığa engel olabilecek mi? İyi okumalar... Dan Brown
576 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitaptaki kurgu, yazılış şekli, yazarın bölümlendirmedeki zekası harika. Adeta bir dizi izliyor gibi okuyorsunuz kitabı. Dünya turuna çıkmış gibi size her yeri gezdiren yazar, aynı zamanda size bir tur rehberi edasıyla gittiğiniz her yerle ilgili harika bilgiler veriyor.

Konu içeriğine gelince dünya sorununu( merak etmeniz için bu sorunu okuyunca anlamanızı isterim.) harika bir yaklaşımla kurgulamış yazarımız bu kitabında.

İyi okumalar dilerim...

Yazarın biyografisi

Adı:
İpek Demir
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 18,1bin okur okudu.
  • 280 okur okuyor.
  • 5,6bin okur okuyacak.
  • 356 okur yarım bıraktı.