Adı:
Cehennem
Alt başlık:
Resimli Özel Baskı
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752118980
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Cehennem
Inferno
İnferno
Cəhənnəm
Cehennem
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa'da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir. Langdon gördüğü kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde vurulunca anlar. Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna Brooks'un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır.

Simgebilim profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante'nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Floransa'nın tarih kokan dar sokaklarından Venedik'in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri Langdon'ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul'dur. Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır...
(Tanıtım Bülteninden)
576 syf.
·Beğendi·10/10
Bu nasıl bir senaryodur arkadaş ya... Çoğu filmde bile bu kitaptaki tadı alamiyorum... Olayların gelişimi çok müthiş bir şekilde işlenmiş... Zaten konuyu geciyorum o bambaşka bir olay...İstanbul dahil 2 farklı ülkenin 3 farklı şehrinde geçiyor olaylar...finali İstanbul da tabi... Konusu: bir adamın dünya nüfusunu çok fazla gormesi ve azaltılmasının insan nesli açısından en iyisi olduğunu düşünmesi ile yaptıkları...

Aslında size doyurucu bir yorum yapmak isterdim çünkü beğendiğim kitapları herkese okutmayı istemek gibi bir huyum var fakat sorun şu ki çok beğendiğim şeyleri açıklamakta yetersiz kalıyorum bu da beni çok çaresiz kılıyor...

Sürükleyici bir gerilim isteyenler için müthiş bir seçim olacaktır...
576 syf.
·Puan vermedi
"Dan Brown" üzerinde adının bulunduğu herhangi bir kitabı bulsam içeriğine bakmadan okumaya başlarım çünkü bütün romanlarında birbirinden orjinal konular, olaylar, karakterler ve betimlemeler var. Onun sayesinde görmediğim yerleri görmüş gibi oluyorum. Bu yüzden bu kitap kahveyle beraber anı değerlendirmenin en mükemmel yolu....
576 syf.
·8/10
Konusu gerçekten ilginizi çekebilecek ve insanı "acaba? " diye düşündürecek bir kitap. Okurken kendinizi tereddüte düşmüş halde bulabilirsiniz. Cehennem kitabını diğerlerinden ayıran çok güzel bir kısmı var. Robert Langdon bizi bu sefer tanıdığımız yerlere götürüyor. Kitabı okurken kahramanımız ile birlikte oralardaki tehlikelerin, aksiyonun ve heyecanın yaşanması gerçekten keyif verici bir duyguydu.
576 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Yine tipik bir Daniel Brown kitabı, sürüklenen, ve hala bir yerlerde kitabın kahramanlarının yaşadığını sanıp, etkisinden çıkamayan, ne yapıp ettiklerini merak eden ben.

Şu dakikadan sonra bu kitap benim dostumdur. Dan Brown okumamış insanlar yaşamasınlar bence. Bu tat bana göre başka hiç bir yerde yok. Kitabın 5. sayfasında başlayıp nasıl 200. sayfaya geldiğinizi anlamıyorsunuz.Popüler kültür kitaplarından nefret eden ben, iyi ki hata yapıp da Brown okumaktan vazgeçmemişim. Çünkü bu kitap ve diğer kitapları da bir popüler kültür ürünü değil. Derin bir araştırma, kocaman bir bilgi denizi gölgesinde yazılmış müthiş kitaplar.

Benim gibi ilahiyatçı olanlar ya da dinler tarihine ilgi duyanlar için, içerisinde olmazsa olmaz denecek muhteşem bilgiler var. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Hala ne duruyorsunuz?
576 syf.
·Beğendi·9/10
‘ Amaca giden her yol mübah mıdır ? ‘
Dan Brown’ın bu yapıtı, kurgusuyla oluşan ve sürükleyici bir hava katan, merak uyandıran konusuyla, tarihten bilime kadar uzanan geniş bir yelpazede ele alınan eser...
Konusu oldukça dikkat çekici ve 3 şehirde geçen koşuşturmalar, tarihin arkayüzündeki olayları ve finalin İstanbul’da gerçekleşmesi kitabı benim nezdimde derin anlamlar uyandırdığı söyleyebilirim...
Kimi zaman Dante’nin zihniyle, kimi zaman Machiavelli’nin siyasi teorileriyle, kimi zaman Botticelli’nin fırçası ve kimi zaman Osmanlı’nın görkemli duruşunu gösteren bir yapıt...
Bilim ve kurguya, dinler tarihine ve biyolojik nüfus artışı ile ilgi duyanlar için, içerisinde muhteşem bilgiler barındıran bir eser...
Tavsiye ederim...
576 syf.
·35 günde·Beğendi·9/10
Her zaman ki merak uyandırıcı satırlar, mekanlar ,tarihten günümüze gelen gizemler ve bunların harmanlandığı bilimsel gerçekler. Kurguyu düşündükçe üstün zekanın sınırları ile deliliğin sınırlarını harmanladığını düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Uzun uzun sayfalar okunmadan bölüm atlayıp bir sonraki bölümde farklı bir bakış açısı görebiliyorsunuz. Kitapta yine tarihi ögeler, gizemli sırlar ve en güzeli ise İstanbul’un tarihi köşeleri var. Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya ve Kapalı Çarşı kitapta geçen yerler ve Dan Brown gerçekten buraları mükemmel anlatmış.
576 syf.
·Beğendi·8/10
Öncelikle çok güzel ve merakımi diri tutan bir kitap. yazarın kitaptaki ileri görüşlulugu her sayfasında okura yeni bir bilgi veren, ve beni gerçekten etkileyen ayni zamanda cokta dusunduren bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ediyorum..
576 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Spoiler İçerebilir..
Robert Langdon, burada baş elemanlarımızdan. Artur Doyle'nin nasıl Sherlock'u varsa ; Dan Brown'un da Langdon'u var diyeceğim artık. Bu sefer ki olaylarda bana çekici geldi. Garip bir hikaye ve ardından rüya ile hastanede gözlerini açıyor bizimkisi. Peki kimdi bu Langdon, bir hatırlayalım. Harvard Üniversitesi öğretim üyesi, sanat tarihi uzmanı ve simge bilimci, ayrıca neyse onu da okuyanlardan ziyade okumak isteyenler okuyunca bulurlar. :)))
Langdon, tam kendisine ne olduğunu öğrenirken hastanede bir karışıklık çıkıyor. Kendisine bir ajan gönderiliyor, eh sebebi malum ve adı da Vayentha. Bunu gönderen de Amir ve beklenmedik bir sorun ortaya çıkınca yollamak zorunda kalıyor. Peki bu sorun neydi ? Bunun yanıtını burada bulacağız işte.
The Mendacium adlı bir gemimiz var. Geminin özellikleri beni benden alıyor. Şunu desem yeterli. Kendisine ait bir denizaltı vardı gemide. Geminin sahibi 'Amir' isminde birisi ve Konsorsiyum'un da kurucusu. Ancak sıra, iş ahlakı kurallarına geldiğinde kesinlikle bu adamı da tebrik etmeden geçemeyeceğimi bildirmeliyim.
Ardından kaçış başlıyordu ve Dr. Brooks (Sienna) , Langdon'u kaçırmaya başlıyordu. Burada eklemeliyim ben bu senaryoyu sanki izlemiş gibi hatırlıyorum. Acaba bu Tom Hanks olması lazımdı o adamın oynadığı filmin esinlenildiği kitap olabilir mi çünkü okurken kaçış sahneleri acayip derecede gözümün önüne geliyor sanki okurken izliyor gibiyim. Ayrıca Robert Langdon'un kullanıldığı 3 ya da 4. seri olduğunu düşünüyorum bu kitabın.
Diğer yandan Knowlton da Konsorsiyum'dan aldığı görev üzerine harekete geçiyor. Aslında onu eklemezdim buraya ama ileride nasılsa birleşecekler, ha şimdi ha sonra, biraz ön bilgi iyi olur. Sonraki güne ait bir plaka ve oradaki yazı gözüne çarpıyor. Kendisinin 'Gölge' olduğundan bahseden birisi 'Cehennem' den söz ediyordu.
Kaçış sonrası yaşananlar ve Langdon'un, Sienna ile ilgili bulduğu bazı gazete metinleri ve öncesinde kendisini araştırmasını da belirtmek gerek. Yanındakine güvensen bile -ya da yanında olsa bile- o kişi hakkında ufak da olsa araştırma yapmak ve nasıl biri olduğunu öğrenmek son derece önemlidir kanımca.
Ardından Sienna ile Langdon biraz daha toparlanıp oturuyor ve Langdon'un cebindeki madde ile ilgili konuşuyorlar ve bunun bir virüs olacağından şüphe ediyorlar. Ardından bu biyolojik maddeden kurtulmak isteyen ve ne olduğunu bilmeyen Langdon, konsolosluğu arıyor ve onlarında kendisini beklediğini öğreniyor. Ancak bunun karşılığında gelişen olaylar hiç de bizim safların beklediği gibi gitmiyordu.
Oradan sonra artık tüpü açmaya karar verdi bizimkiler ve bende merak ediyordum tabi. Oldukça şaşırdım ve bir o kadar da hoşuma gitti karşılaştıklarım. Ortaçağda, Hristiyanlara Yedi Ölümcül Günah'ı hatırlatmak için Vatikan'ın türettiği bir anımsatıcıydı. Saligia; superbia, avaritia, Luxuria, invidia, gula, İra ve acedia kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir akronimdi. Yani, Kibir, hırs, şehvet, kıskançlık, açgözlülük, öfke ve tembellik. Ardından da tüple ilgili çok şaşırtıcı bir şeyi daha keşfettiler.
Araştırmalar Orta Çağ döneminde 'Dante' idolünü yansıtırken bununla ilgili hatıralar göze çarpmış ve bir konferans ve bu konferansa katılan Langdon'a geniş yer verilmişti.
Burada Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile ilgili bir kısım var ve Dr. Elizabeth konu ediniyor. Kendisine nutuk çeken birisinin ona sözü aklımda kalmıştı. Salgınları önlemenin iyi bir şey 'olmadığının' altını çiziyordu. Dünya nüfusunun artmasının kötü yönlerini eleştiriyor ve artık kitabımız da yavaş yavaş konuya giriyordu diyebiliriz.
Bizimkiler kaçarken bir müzede Langdon'un, Marta Alvarez dediği bir kadınla buluşuyorlar ve hem kaçmak hem de araştırma yapmak üzereyken az evvel bahsettiğimiz 'Dante' nin maskesinin çalındığını fark ediyorlar. Bunun öncesi oldukça büyük ve zorlu bir kaçış sahnesine neden olmuştu ancak bundan sonrası daha da büyük olacaktı. Çünkü maskeyi çalan kişiyi görüntülü kayıtlarla izlediğinizde şok olacağınıza eminim. Bertrand Zobrist olaya dahil olacak, maskeyi alıp müzeye bağışlamış kişi olduğu anlaşılacak, dünya nüfusunun azaltılmasının -yok edilerek- savunmasını yapan kişi olduğu bilinecekti. Gerisi var ama okumak daha zevkli. :)))
Kitap içi kitapla bugün biraz da kendi kültürümü zenginleştirmeye başladım sanırım. Dante'nin İlahi Komedya eseri var. Kısaca 3 bölümden oluşuyor (Cehennem, Araf, Cennet) ve yanlış hatırlamıyorsam dünyanın da en uzun şiiri. Burada üçüncü bölümde, yirmi beşinci kanto var ve biz oradaki yazı ile çözüme ulaşmaya çalışacağız ayrıca kaçış da tüm hızıyla sürüyor.
Ardından geldiğimiz nokta çok iyi. Birtakım sağlık muhabbetleri sonrası oldukça ilgimi çeken bir durum vardı ve sizinle paylaşmak istedim. Venedik'te biliyorsunuz veba salgını oluyor ve uzmanlar bunun farelerden kaynaklı olduğunu başta anlamıyorlar ve 40 gün denizden gelen gemicileri karantina da bekletiyorlar. İtalyanca “40” anlamına gelen Cjua-rantina kelimesinden de günümüz ‘Karantina’ kelimesinin oluşumunu öğreniyoruz.
Ardından yine bir kaçış sahnesi ve Langdon ile Sienna'nın yolları ayrılıyor. Artık beklenildiği üzere herkesin tarafı ortaya çıkıyor ve bu sizi oldukça şaşırtacak.
Peki ya sonrası. Gelişen olayların ardından gelen şehir. Yazarımızın da pek bi sevdiği ; İstanbul. Asıl olaylar da hem filmde hem de kitapta tam da burada başlıyordu. Ayrıca söylemek gereği duyuyorum. Çünkü yazarın sevdiğim yönlerinden biridir, kendisi bir Atatürk hayranıdır.
Araştırmalar burada Ayasofya Müzesi ve ardından Yerebatan Sarnıcında devam ederken oldukça şaşırtıcı biçimde Dante Senfonisi çalması da o gece ki konser hakkında oldukça korkutucu oldu diyebiliriz. Burada Bertrand da tebrik edilmeyi hak ediyor. Kendisinden beklenen ve yaptığı tamamen farklı ama yollar aynı yere çıkıyorsa nereden gidildiğinin de pek önemi yok açıkçası. Tabii filmdeki final sahnesiyle kitap arasında final bölümünde oldukça büyük farklar olduğunu belirtmenin faydası var.
Oldukça sürükleyici bir eserdi. Şuan da İstanbul’a dönüş yolundayım ve nasıl bitti anlamadım. Yazarın bir Türkiye aşkı olduğunu bilmek de güzel çünkü Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olanlar bile bu vatana düşman olmuşken, yabancı insanların sevgisini görmek iyi hissettiriyor. Bu yazarın kitapları ve Robert Langdon varsa o macera oldukça sürükleyici zaten. Hepimize iyi okumalar iyi akşamlar diliyorum..
576 syf.
·Beğendi·9/10
Tipik bir Dan Brown romanı. Tabuları yıkan simge bilimcimiz bu sefer İstanbul'da. Çok akıcı bir anlatıma ve merak uyandıran bir kurguya sahip. Anlatılan yerleri, sanat eserlerini gördüyseniz daha da fazla keyif alabilirsiniz. Biraz geç okumuş olsam da son zamanlarda okuduğum en iyi kurgulardan biri diyebilirim.
576 syf.
·Puan vermedi
Bazı arkadaşlarımız bu kitabı basit görüyor olabilir ama ben okuduğumda çok etkilendim ve kitabın sonunda ters köşe oldum yazar kitabın sonunu tahmin etmenize kesinlikle izin vermiyor
576 syf.
·9/10
Yine muhteşem olan kitaplarından birini daha okudum. Dan Brown benim hayranlıkla okuduğum yazarlardan birisidir. Kitabın sonu tahmin ettiğim şekilde bitmedi ve beni şaşırtmaya devam etti. Ucu açık olarak bitse de yine de sürükleyici bir romandı. Üstelik kitap sonunda İstanbul'a gelmeleri de okuyucuya ayrı bir heyecan katıyor. Tavsiye ederim.
576 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Yine Dan Brown ve yine muhteşem bir kitap.Yazarı iyi tanıyorum.Daha önce okuduğum kitaplarında beni hiç hüsrana uğratmamıştı.Bu seferde aynısı oldu.Konusu oldukça dikkat çekici oldukça hararetli bir kitap.Üç şehirde geçen koşuşturmacalar,tarihin arka yüzleri hepsi Dan Brown'un kendine has yazarlık ustalığını gösteriyor.Betimleme yaparken bile sıkılmadığım bir yazar.Bu kitapta da çoğu tarihi eserin betimlemesi ve hakkındaki bilgilerle yeterince aydınlattı.Bağlantılarını söylemiyorum bile.Birbiriyle ortak yanları olmayan tarihi konuları bağlamakta üstüne yok.En sevdiğim özelliği ise bölümler arasının çok kısa olması.Böylelikle sıkılmıyorsunuz ve kitap çok hızlı bitiyor.Kitapta Dante'nin hayatı ve ilahi komedya'nın bilinmeyen yüzü anlatılmış.İlahi komedyayı okumadan bu eseri okumak faydalı olacaktır.Gerçekten ilginç bilgiler anlatıyor.Okurken ön bilgi olacağını düşünüyorum.Kısacası bir Dan Brown klasiği ve güzel bir kitap.Herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
Dünyadaki en kötü yanlızlık, yanlış anlaşılmaktan ötürü yalnız bırakılmaktır.
Dan Brown
Sayfa 558 - Altın Kitaplar
"Dünyadaki en kötü yalnızlık, yanlış anlaşılmaktan ötürü yalnız bırakılmaktır."
Dan Brown
Sayfa 558 - Altın Kitaplar Yayınevi
Loggia dei Lanzi'nin açık hava heykelleri arasından ilerlerken tüm figürlerin tek bir temanın çeşitlemelerini sahneledilerini düşünmeden edemedi:

Kadın üzerindeki erkek egemenliğinin vahşice sergilenişi.
Dan Brown
Sayfa 227 - Altın Kitaplar Yayınevi
"İnsan zihninin ilkel ego savunma mekanizması, beynin kaldıramayacağı kadar fazla stres üreten tüm gerçekleri reddeder. Buna inkar denir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cehennem
Alt başlık:
Resimli Özel Baskı
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752118980
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Cehennem
Inferno
İnferno
Cəhənnəm
Cehennem
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa'da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir. Langdon gördüğü kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde vurulunca anlar. Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna Brooks'un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır.

Simgebilim profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante'nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Floransa'nın tarih kokan dar sokaklarından Venedik'in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri Langdon'ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul'dur. Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9.002 okur

  • Yağmur Çiftçibaşı
  • Hüseyin Çakmaktaşı
  • Volkan
  • Bahar Alakuş
  • Burcu
  • Kirmasti
  • MERCAN ÖKSÜZ
  • Ayşe Yavuz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları