Yoksulluk İçimizde

·
Okunma
·
Beğeni
·
23,5bin
Gösterim
Adı:
Yoksulluk İçimizde
Baskı tarihi:
1 Ocak 2016
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953126
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Bedeni ve maddi hazlara bağlı bir mutluluk düşüncesini besleyip büyütüyoruz. Dünya mahabbetini sayısız teferruat ile zenginleştiriyoruz. Nefsin ihtirasları bizi her an değişik parıltılar yayan eşyaya doğru koşturuyor. Bu vahşi koşu modern dünyanın simgesidir. "Yoksulluk İçimizde"; kalbi olanı, aşkı ve öteleri dile getirerek hayatın hakikatına işaret ediyor. İçimizdeki yoksulluğu farketmek için belki bir imkandır bu.
(Arka Kapak)
 
93 syf.
·2 günde
Ne yazmaya çalışsam boşa gidiyor sanki. Hiçbir cümlem bu kitabın bende yarattığı etkiyi anlatamayacak. Ne kadar da yerinde bir kitap ismi.. Ne kadar da mütevâzı... Keşke içimizdeki hissen yoksulluğumuz gerçekte dışımıza da yansısaymış. Herkes yoksulluğunu farketmiş bu kitapla birlikte, umarım biraz daha yön verebiliriz o halde hayatımıza.

Ben kimim, diye sormaya başladım kitap bitince; Engin miyim, Süheylâ mıyım? Yoksa ikisi bile değil miyim? Ya da hem Süheylâ hem de Enginmiyim. Mesela ben karşıma çıkan insanlara bu halin ne diye sorsalar, müslüman olduğumu söyleyebilir miyim, sevdiğim adamı terkedebilir miyim Allah yolunda -ki belki de kitaba anlamını veren sahne de bu olsa gerek- veya ne biliyim Engin gibi sahip olduğum tüm zenginliklerin farkında bile değilim belki de.

Bu kitaptan benimle gelecek bir sürü kısım var. Süheyla'nın bir gün Üsküdar sahilinde otururken birden ezan okunmaya başlıyor ve Süheyla 'hayyalelfelah' sesini duyuyor, Engin'in nişanlandığı haberini tam da o gün duyuyordu Süheyla. Sahi, umarım biz de en umutsuz olduğumuz vakitte kurtuluşa erebiliriz.
Veya Engin'in gökyüzüne baktığında bir yıldızın kaydığını görmesi.

Bizim dışımızda gerçekleşen o kadar güzel olaylar var ki hayatımızı kaplayan keşke bunların farkında olabilsek... Keşke en çaresiz olduğumuz vakitlerde yüzümüzü yaratıcıya dönebilsek. Yoksulluğumuzu farkedebilsek ve imanın zenginliğiyle hayat bulsak. İnşallah o halde.
93 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Etkisinden ömrünüz boyunca çıkamayacağınız bir kitaba yorum yapmaya nasıl başlarsınız? Hangi efsuni sözcük anlatmaya yetebilir Yoksulluk İçimizde'yi. Şuraya ne kadar yazarsam yazayım kalbime bıraktığı duyguların binde birini bile anlatamam.

Yoksulluk İçimizde, adı bile şiir. Yoksulluk da yoksunluk da bizlerin içinde değil mi? Ne diyordu bir şarkı: "Her yer dolu her dem dolu, boşluk senin yüreğinde."
İçimizde büyüyüp giden boşluğa mazeretler bulmaya çalışıyoruz, halbuki kalbimizi dinlesek, kalbin yalnızca bir kastan ibaret olmadığını, onun bize Yaratıcı'yı hatırlattığını ezel meclisinde bize üflenen nûru hatırlayacağız. Ne diyordu Ataullah İskenderî Hikem-i Ataiyyesi'nin 59. hikmetinde, "Karanlık kötü nefsin askeri olduğu gibi, nur da kalbin ordusudur."

Süheylâ... "Hayyaalelfelâh..." Haydi kurtuluşa çağrısına kulak veren Süheylâ... Öyle derin hissiyatlar bıraktı ki kalbimde bir hikâye kahramanından çok daha öte Süheylâ benim için.. Süheylâ bir Züleyha belki de ya da Leylâ'yı çölde tanımayan Mecnun... Ruhunun boşluklarını en sevgiliyle, onun emirleriyle doldurmaya çalışan bir kahraman Süheylâ... Senin kadar cesur olabilmesini ve senin kadar yürekten hissetmesini isterdim her genç kadının, "Ne oldu sana bu aralar kız?" diyen kişiye "Müslüman oldum" diye tokat gibi haklı cevaplar verebilmek...

Engin... Hepimiz Engin'iz belki de... Mevkii peşinde koşan, çok para kazanınca göreceği içi boş itibarın gözlerini kör etmesine izin veren, son model arabalarla havalar atmaya çalışan, maneviyatına hiç zaman bırakmayacak kadar çok çalışan... Süheylâ'nın cümlesiyle hayatını sorgulayan, varlığını sorgulayan, yıldızların kayışını sorgulamaya başlayan Engin... İçi bir çöl sükunetine dönen Engin...

Süheylâ'nın Engin'e olan teklifi... Bir hicret teklifi...

Kitaptaki karakterler içerisinde Münire Hanım'a da değinmek istiyorum yazarın kitapta bu durumda bir karakteri yazmasını da sevdim çünkü toplumun gerçeği. Beş vakit namaz kılan, dilinde duası olan ama sonrasında dedikodu yapan, kızına 'doğruyu' bulmasında yardımcı olacağı halde evlenemediğinden dert yanan bir anne. Babanın başlarında olmayışının da etkisi vardır elbet bu serzenişlerde ama benim demek istediğim ibadeti yerine getirirken İslâmın iç huzurunu kalbinde hissedemeyenler... Kendi kalbimizi temizlersek, yüreğimizdeki masivâ perdesini kaldırırsak birbirimize hoşgörüyle bakmayı öğrenebiliriz, ne diyordu Zarifoğlu: "Herkes kendi içine baksın." İçimizi, dilimizi temizlemek duasıyla...

Kitap bana muhteşem bir kitap da kazandırdı. Okuduktan hemen sonra Ataullah İskenderî'nin Hikem-i Ataiyye'sini aldım, parça parça okunması gereken ömürlük bir eser kesinlikle tavsiyedir hem Hikem-i Ataiyye hem de Yoksulluk İçimizde.

Yorumun subjektif bir duygu yorumu olduğunun farkındayım ama bu kitabı klasik kalıplarla anlatamazdım sanırım şu ana kadar okuduklarım arasındaki en bi sevdiğim Kutlu kitabı olacak.
104 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10 puan
Mustafa kutlu hocamız kitabin başinda ve sonunda da büyük islam alimlerinden birisinin nasihatlerine yer verdiği için kitaba eşsiz bir güzellik ve değer katmiş kendisine Allah razı olsun.
İlim ile ve kendini geliştiren okuyuculara Allah zihin açıklığı versin. Bizi ve bütün müsülüman kardeşlerimi kovid 9 virüsünden muhafaza etsin sevdiklerimizle beraber....
104 syf.
İyi ki "Mustafa Kutlu" okumaya bu kitap ile başlamamışım.
Öyle olmuş olsaydı, bu eser "Mustafa Kutlu 'nun" okuduğum ilk ve son kitabı olurdu...

Bazı yazarların kitaplarıyla çok erken tanışmak,
Bazılarıyla ise hiç karşılaşmamak lazım...!

Bu kitapta öyle,
Bu kitap ile hiç karşılaşmamayı yeğlerdim.
Bu kitabı okumak için geçirdiğim zamana mı,
Bu kitaba verdiğim Bi tavuk döner parasına mı üzüleyim bilemedim şimdi...
Tabi emeğe saygım var ama Mustafa Kutlu sever biri olarak, beğenmedim bu kitabı.

Zevkler ve renkler tartışılmaz tabi.
Kimi fıstıklı baklava sever,
Kimi hanım göbeği,
Kimi burma kadayıf,
Ben gibiler ise tüm bu lezzetlerin hepsini:)

Bu örnekle ne anlatmak istediğimi bende anlamadım ya.. (!)
Susmak en iyisi galiba.
Hoşuma gitmeyen eserleri okuyunca Bi süre travma geçirdiğim doğrudur.
İyi Okumalar
104 syf.
·3 günde
Mustafa Kutlu'nun "Menekşeli Mektup" kitabını okuduktan sonra diğer kitaplarını da okuma isteği oldukça oluşmuştu bende. Anlatım tarzı biraz farklı ve insanı zorlasa da farklı bir hava veriyordu ve ben çok sevmiştim. Fakat bu kitap için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

Kitapta ana karakterler olarak karşınıza Süheyla ve Engin çıkıyor. Bu iki insanın birbirine karşı olan sevgisinden yola çıkarak İslam'ın değerlerine oldukça vurgu yapılıyor. Zenginliğin mal mülkle değil, maneviyatımıza değer katmakla olacağı anlatılıyor. Konusu güzel evet, fakat izlediği yolu çok garip buldum açıkçası, hem güldürdü hem de üzdü beni.

Kitapta Süheyla, Engin ile yollarını ayırdıktan sonra eğitimini yarıda bırakıyor, işinden istifa ediyor, tesettüre giriyor, Kur'an kurslarına giderek hayatına devam ediyor. Bu durum "kurtuluşa ermek", işinden istifa etmesi de "aza kanaat etmek, fazla malda gözü olmamak" olarak aktarılmış. Fakat "maneviyatı zenginleştirmek" ne kadının işinden istifa etmesi ne de kendini geliştirmeyi, eğitimini bırakıp kendi kabuğuna çekilmesidir. Ve yazar bunu ”Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir." ayetiyle destekliyor. Halbuki burada bahsedilenlerin, insanın eğitiminden, işinden gücünden vazgeçmesi değil, inancına ters düşen davranışlarından vazgeçmesi gerektiğinin kastedildiğini düşünüyorum. E ama tabii herkes kendine göre çıkarım yapar.

100 sayfacık olan bu kitap Süheyla'nın Engin'e doğru yolu seçmesini teklif etmesinden sonra Engin'in içsel kavgalarının başlayıp devam etmesiyle son buluyor. Kitabın sonuna birde kıssadan hisse eklenmiş, hikayenin özeti de diyebiliriz buna. Kitapta herkesin kendinden bir şeyler bulacağını ve ders çıkarması gereken yerlerin olduğunu söylemeden edemeyeceğim, ama umarım herkes alması gerektiği kadarını alır.

Kitapla ilgili söylemek istediklerim bu kadar. Yapılan 48 incelemenin neredeyse hepsi, "çok güzel, çok sevdim.." gibi insanda bırakan etkiyi anlattığı ve bahsettiğim konuya hiçbiri değinmediği için ayrı bir parantez açmak istedim, açtım ve kapatıyorum, buraya kadardı. Objektif bakış açılı okumalar dilerim herkese.
104 syf.
·3 günde
Üzerimden etkisi geçmeyen bir kitabı incelemeye nasıl başlarım ki... harikulâde

Oturdum, okudum, kalkamadım.. düşündürdü uzunca ne okudum ben, sen nasıl bir değersin Mustafa Kutlu dedim kendi kendime.

Ne güzel anlatmış iki kelimeyle her şeyi; Yoksulluk İçimizde. En derinlerde bu yoksulluk, yoksunluk.

'Hayyaalelfelâh' bir kurtuluş çağrısıydı bu Süheylâ'ya.
'Seninle harama batmamış bir beldeye hicret edelim' bir hicret çağrısıydı bu Engin'e.

Niçin ağlıyorum. Belki yıllardan beri ilk defa bir başıma ağlıyorum. Buna ağlamak denmez. Derin bir iç çekiş, geçen zamana, ömre. Belki de sular aydınlanıyor. Ulaşmak istediğim o meçhul kıyı içimin labirentlerinden çıkıp geliyor. Hicret nereye Engin, hicret nereye? (97)

Bir gece yarısı uyandığında yatağından kalk, şöyle yıldızlara bir bak. Düşün!.. Madem ki içinde bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor; terk e mâni olan ne? (17)
104 syf.
·1 günde·10/10 puan
Çağımızın mücevheri.. Mustafa Kutlu! Zaten kitabı elime alır almaz kuşkusuz güzel olacağından emindim. Mustafa Kutlu'nun kitaplarının ayrı bir havası var. Soğuk kış günlerinde çay eşliğinde dostlarla yapılan muhabbetin sıcaklığı, huzuru... gibi bir şey. Tatlı tatlı okutur kendini bir bakmışsınız bitmiş..

Bu kitabı tek bir olay üzerinden anlattığı hikaye kitabı yani içerisinde birçok farklı hikaye yok.. Engin ile Süheyla'nın aşkını anlatıyor. Engin'in haram yoldan kazandığı parayı ve Süheyla'nın dine yönelmesiyle ondan uzaklaşmasını anlatıyor.. Somut aşktan soyut aşka! Hem de çok ince bir şekilde.

Bir kitabın üstünde Mustafa Kutlu yazıyor ise direk alın ve okuyun. Keyifli okumalar. ✿◡‿◡
93 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Engin, zenginliğiyle gıpta edilen, etrafındaki kadınların elde etmeye çalıştığı adam... Süheyla, içinde yer etmiş herşeyden, tokalarından, çantalarından, işinden, eşyadan kısacası dünyadan sıyrılmış, tüm maddi varlığına rağmen Engin'i reddeden kadın... Red cevabıyla kendini sorgulayan, içindeki putları bir bir deviren Engin'in bir tirenle harama batmamış bir beldeye hicreti... Yine bir tiren, yine sonunda kavuşmak olmayan bir sevda...
Mustafa Kutlu bu kitabıyla, kendi elimizle içimize yerleştirdiğimiz putları gözümüze sokuyor bu kez. Eşyayla sarılı, şaşaalı hayatlarımızdan sade bir hayata, özümüze davet ediyor. Hırslarımızdan, harama batmış hayatlarımızdan hicrete zorluyor.Özüne,kaybettiğin değerlerine dön diye haykırıyor adeta.Kitabın kapağında, mezar taşının yanında duran güzel kedi "dünya malı dünyada kalır." der gibi bakıyor. Dayanışmamızı, işbirliğimizi baltalayan, insanı sömüren, köleleştiren ekonomi anlayışına kafa tutuyor. Birbirimizin iyi niyetinden,umutlarından çalarak biriktirdiğimiz kirli paralar değerini yitiriyor bir anda. "Biz kimiz, neyiz, ne yapıyoruz?" sorularıyla okuruna kendini sorgulatıyor.Okura sonunda büyük bir ders bırakıyor.Bu kitabın sonunda kendime çıkardığım pay hiçte değersiz sayılmaz. Şöyle ki : bizi zenginleştiren , tüm herşeyimize yeten, kanaat bilir zengin gönüllerimiz vardı. Öylesine zengindik ki... Şimdilerde ise bizi özümüzden uzaklaştıran hırs bulaşmış, tatminsiz gönüllerimiz var. Öylesine yoksuluz ki... Zengin olmak adına içine düştüğümüz hırs içimizdeki yoksulluğu körüklemekten öte geçmiyor. Bu halimizle içimiz yoksul... Yoksulluk içimizde...
Saygılar, değerli okumalar...
104 syf.
·3 günde·7/10 puan
Hikayeyi okurken bir yerde aklıma şu geldi; acaba yazar bir yaşantıdan mı esinlendi yoksa hayal gücünü mü kullanıyor? Sorduğum sorunun cevabını son sayfada aldım. Spoiler vermemek için o kısmı söylemeyeyim ama okuyan çoğu insanın da aklına gelir sanırım bu soru. Hasılı, hikâye bende değişik bir his bıraktı. Zaman zaman kendimde Süheyla'yı bazen de Engin'i buldum. Otokontrol yapmam için kendime bir nebze de olsa dışardan bakabildim. Süheyla belki bir yerlerde güzel insanların dualarını aldı kim bilir. Süheyla'nın vaziyetini düşünürken de üstad Necip Fazıl'ın çok sevdiğim mısraları geldi aklıma.
"Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez
Eşten dosttan sevgiliden ayrılmadan geçilmez
İçeride bir has oda yeri samur döşeli
Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez
Eti zehir yağı zehir balı zehir dünyada
Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez..." Diye devam eden o harika kalbî satırlar...
Engin de eşyanın tasallutunun insana nasıl manevi ızdırap çektirdiğini açık bir şekilde gösteriyor.
Mal, mülk, şöhret, makam vs dünya kadar fâni. Bâki olan yalnızca O.
Çağdaş insan, maddenin, nefsinin, medyatik ayartıların ve hazların tasallutu altında yaşadığı için hayat mânâsını yitirdi; mânâsız, ruhsuz bir madde hapishanesinin tasallutunda köle ama zihni felç, kalbi kör, ruhu ölü olduğu için idrak edemiyor, göremiyor ve fark edemiyor bile bunu; bu manevî yıkımı, mânâyı yok eden madde saldırısını; maddenin insanın zihnini felç eden, kalbini körleştiren, ruhunu çölleştiren tasallutunu.
Eşyanın (maddenin) tesiri altında kalan insan köledir.
Kul ise, araçlara, hazlarına yenik düşmeyen, teslim olmayan aksine sadece Hakk’ın önünde boyun eğdiği için eşyaya tasarrufta bulunan ve hepsini teslim alan kendini aşabilen bir şahsiyettir. Rabbim hepimize hakiki "kul" olabilmeyi, maddeyi aşıp mânâda buluşabilmeyi nasip etsin. Gayret bizden Tevfik Allah'tan..
Vesselam.
104 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İtiraf edeyim ki bu kitabı kapağında cici bir kedi olduğu için daha dün Tüyap'ın Samsun Kitap Fuarı'ndan aldım. İlk kez Mustafa Kutlu okudum ve acaba yanlış kitabıyla mı başladım diye düşünüyorum. Konusu beni pek sarmadı.

İnsanın kalbi yoksul olmasın yeter. Hırsları yüzünden geri kalan herşeye boşverenler, sadece maddiyat derecelerini yükseltmeye çalışanlar "kefenin cebi yok" diyerek uyarıda bulunayım da parasız da saadet olmuyor ama.
“Bir araba, bir kat ve bir koca diyordu herkes. Oysa bir araba, bir kat ve bir koca bulan arkadaşlarının şikayetlerini dinler dururdu öbürleri…”
Bir araba, bir kat ve bir koca diyordu herkes. Oysa bir araba, bir kat ve bir koca bulan arkadaşlarının şikayetlerini dinler dururdu öbürleri....

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yoksulluk İçimizde
Baskı tarihi:
1 Ocak 2016
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953126
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Bedeni ve maddi hazlara bağlı bir mutluluk düşüncesini besleyip büyütüyoruz. Dünya mahabbetini sayısız teferruat ile zenginleştiriyoruz. Nefsin ihtirasları bizi her an değişik parıltılar yayan eşyaya doğru koşturuyor. Bu vahşi koşu modern dünyanın simgesidir. "Yoksulluk İçimizde"; kalbi olanı, aşkı ve öteleri dile getirerek hayatın hakikatına işaret ediyor. İçimizdeki yoksulluğu farketmek için belki bir imkandır bu.
(Arka Kapak)
 

Kitabı okuyanlar 5,1bin okur

  • Emin Balcı
  • b.
  • Ed
  • Feyza Babacan
  • erva
  • Nesrin Üçler
  • Tuğçe Deniz
  • Harese
  • Turgut Durmuş
  • Yavuz selim çağdaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.7
13-17 Yaş
%13.7
18-24 Yaş
%26.5
25-34 Yaş
%32.2
35-44 Yaş
%11.8
45-54 Yaş
%6.6
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.9
Erkek
%31.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.2 (366)
9
%19.3 (233)
8
%21.2 (256)
7
%14.3 (173)
6
%6.8 (82)
5
%4.2 (51)
4
%2.1 (25)
3
%1 (12)
2
%0.3 (4)
1
%0.7 (8)

Kitabın sıralamaları