...
Âdem ile başlar yolculuğumuz, varoluşun ilk adımı, kazanmak için kaybetmenin ilk kuralı, dibe vurduktan sonra göklere erişmenin ilk filizi...
❝Cennette hiç bir sarsıntıya uğramadan yaşayacak olan insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orda âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı'ya özlem duyan insan mı?❞ (s.10)
...
"İnkar" kolaydır. "İnanç" ve "samimiyet" zordur. Ama "inanmaya davet etmek" daha zordur. Gaflette olanı uyarmak, uyandırmaya çalışmak... Temellendirmek yıkılmamak üzere Medeniyeti... Bir Nuh olması lazımdı, tüm bunların vücut bulması için..
❝Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar için bir Nuh'un Gemisi vardır.❞ (s.38)
...
Teslimiyet vardır. Öyleyse İbrahim vardır. İbrahim varsa "İnanç Aydınlığı" mutlaka vardır. Ateş bile, o vücutta yakacak bir şey bulamayınca, yanmayacak olan ya da zaten tek bir amaç için yanan bir kalp vardır. "Gerçek inanış" vardır. Ateş ancak yaratıcı ile arasında olan perdeyi yakar. Fani olmayana, ateş ne yapsın?
❝Ruh, nefsin ateşten arzularında yanmaz ve o narin kelebek kanatlarını andıran cevherini nefs ateşinden koruyabilirse insan kurtuldu demektir.❞ (s.54)
...
Kölelik, esaret, hizmet adamlığı, zindana düşüşün ardından Hakikat Devletini kurma görevi kaderin bir ironisiydi. Güzel yüzlü Yusuf ise tüm zıtlıkları bünyesinde barındıran bir Hakikat elçisiydi.
❝Allah isterse, hükümdar da, Devlet de bir kölenin önünde eğilir.❞ (s.96)
...
Hakikat, yalanların içinde gerçeği büyütmek ile meşhurdu Musa'nın görevinde. Asa'nın Musa'sı yoktu, Musa'nın Asa'sı vardı.
❝Korkma, sana verilenden Musa! Sana verilen, sana muştu, sana inananlara muştu, dirilenlere muştu, düşmanlarına, inkârcılara, ölülere korkudur.❞ (s.102)
...