Yitik Cennet

Sezai Karakoç
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 3 dk.
Sayfa Sayısı:
143
Basım Tarihi:
Mart 2021
İlk Yayın Tarihi:
1978
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Orijinal Adı:
Yitik Cennet
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789123493937
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·143 syf.·
2023 25. kitabı
Önce yitirmek, sonra aramak, aradığını bulmak için sürekli yolda olmak،, her daim yolcu olmaktı İnsanoğlunun değişmeyen yazgısı. Ve en mukaddes zaferiydi; büyük bir düşüşle gözünü açtığı sürgün ülkeden, muhteşem bir dirilişle başkentler başkentine ulaşmak, yitirdiği cenneti yeniden bulmak... Niye yaşanmıştı bütün bu olanlar. Adem ile Havva cennette mutlu mesut yaşarken, niye vardı yasak ağaç? Niye uğraştı şeytan atamızla bu kadar? Niye uzandı ilk peygamberin eli o ağaca? Niye vardı bu dünya, imtihan, acı, gözyaşı insana zorluk olsun diye mi ? Sezai Karakoç, Yitik Cennet kitabında şöyle sesleniyor insana: "Ah! Düşüşsüz insan! Benden övgü bekleme. Düşüşün tadını almayan insan! Cennette hiçbir sarsıntıya uğramadan yaşayacak insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orada âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasından geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı’ya özlem duyan insan mı? Seçilmiş olan hangisidir? Şanlı olan hangisidir?" Evet her şey bir kader üzere akıyordu. Adem'in Adem olması gerekiyordu, henüz sınavdan, ateşten geçmemişti. Bir mutluluk vardı lakin henüz tunçlaşmamış, dayanıklılık kazanmamış bir mutluluktu. Ezelî ve ebedî bir ben olarak Adem vardı ama insan neydi? İnsanın insan olma sürecinin ilk aşamasıydı Adem'in yaratılışı. Enfüs tamamdı. Bu ilk perdenin açılışıydı ve açılacak bir kaç perde daha vardı. Afâkın korkutucu çehresine alışmak, ölüm maskeli yokluğun karşısına çıkabilmek için arkasında ikinci bir ben durmalıydı. Bu yüzden kadın da katılmıştı artık varoluş ayinine. Havva, afaka açılan bir pencereydi Adem için. Müjdeydi, eşti, yoldaştı. Önce yasak meyvenin tatlı tadına sonra da yokluğun acı tadına beraberce bakacaklardı. Beraberce arayacaklardı yitirdikleri cennetin yolunu. Her şey son ucuna varmalıydı. Adem'in
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
Cenneti Yitirmek Asıl Cennete Varmanın Anahtarıdır.
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2018 56. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2018 01:22
"O cennetin kapısı değil, Cennet’in ta kendisidir…" Kapılar, göğün ruhumuza açılan kanatları...Ümmi ve bilge...Kandil ve turap...Hikmet ve Kuyu... Sekiz peygamber ve O'nun nuruna bir hayret ile sığınan ufukları... Hz.Adem; O'nun yüzü suyu hürmetine yaratılan kâinatın ilk sırrı... Karakoç'un lisanıyla... "Cennette hiçbir sarsıntıya uğramadan yaşayacak insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orada âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı’ya özlem duyan insan mı? Seçilmiş olan hangisidir? Şanlı olan hangisidir?” Yaşadığımız her anın diğerine, her yenilginin bir zafere, her çöküşün gerçek bir yükselişe rehgüzar olduğunu, bir cümlenin sesleriymiş gibi her birinin diğerine nefes olduğunu, ışığa koşan kelebekler gibi, acının, ümidin şulesine kendini bıraktığını, zihnimiz, ruhumuz ve dimağımız en kadim hislerle tefekkür etmiştir. Eser, insanın kendi içine attığı her adımın, bir medeniyetin seyrine ve mizacına nasıl tesir ettiğini, Peygamberi ferasetin cevheriyle izah ediyor. Hz.Adem (a.s)'ın özünde bulduğu cennetin kudretini bir medeniyetin öze ilticası olarak değerlendiriyor. Hz Nuh(a.s) ile hakiki inananlar ve iman neferleri için kurtuluşa ermenin ve kendi medeniyetlerini inşaa edebilmenin tek yolunun ihlasla doğrulmak olduğunun altını çiziyor. Hz.İbrahim (a.s)'ın ateşi dindiren derin sadakati, Rabbiyle perdeleri indiren bir başlangıç noktası, yıkılmaz bir temel... Hz.Yusuf(a.s)'ın hükümdarlığı kurup,bir ayna gibi saffetini ve riyazetini bütün şeffaflığıyla bu oluşuma ikram etmesi, bir kölenin yalnız rıza-i ilahiyi gözeterek kalplerin sultanı olacağının remziydi... Hz.Musa(a.s) toplum kuruculuğuyla, Resulullah'ın kıyamete dek oluşturduğu ümmet bilincinin bir cüzü olacaktı. Hz.Süleyman(a.s), devleti inşaa
Felsefe
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2023 9. kitabı
Kitapta sırasıyla: Hz. Adem,Hz. Nuh,Hz. İbrahim,Hz. Yusuf,Hz. Musa, Hz. Süleyman,Hz. Yahya,Hz. İsa,Hz. Muhammet (Sav)'in hayatları anlatılmaktadır.Ancak peygamberler tarihindeki gibi hayatlarına uzun uzun değinilmemiş.Bu yüzden kitapta adı geçen peygamberlerin hayatlarına dair bilginiz yoksa bu kitaba başlamadan önce okuma yapmanızı öneririm.Daha önce birkaç kaynaktan adı geçen peygamberlerin hayatlarını okumama rağmen bu kitapta daha önce hiç fark edemediğim noktalara değinmiş Sezai Karakoç.Sanki bize bir uyarıcı ve örnek olarak gönderilmiş bu peygamberlerin gönderilme sırlarını bizlerle paylaşmış.Bu yönüyle farklı ve ufkumu açıcı bir kitaptı benim için.Kitap ince gibi gözüksede Sezai Karakoç'un kullandığı edebi dil kitabı bir çırpıda okumama izin vermedi.Bazı yerleri tekrar tekrar okuyarak,düşünerek,her tekrarda farklı anlamlar çıkararak bitirdim. Kitapta en beğendiğim kısım Hz.İbrahim'in anlatıldığı kısımdı.Sanki bir an olsun,bir nebze de olsa Hz.İbrahim'in imtihanını yaşamış,onun yalnızlığını hissetmiştim yüreğimde.İşte o an neden Hz.İbrahim'in tek başına bir ümmet olduğunu,neden Allah'ın dostu olma yakınlığına, şerefine sahip olduğunu anladım.Bu güzel peygamberlerin imanı karşısında kendi imanımın ne kadar zayıf olduğu hissi beni utandırdı,üzdü.Ama yine de her zaman umutlu olmalı bir Müslüman.Bir tövbe kapısı açtı bana peygamberlerin hayatları. Bence her Müslüman bu kitabı okumalı ve kendi hayatına anlam katmalı.Bu peygamberlerin hayatları örnek olmalı ve yön vermeli hayatımıza.Zaten Sezai Karakoç,bu peygamberlerin hayatları üzerinden medeniyet kavramıyla ilişki kurmuş ve bizlere öğütler vermiş ve yollar göstermiş. Kitabın yazarı olan Sezai Karakoç'un bizim ülkemizde doğmuş olması çok büyük bir nasip.Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.Yazdıklarıyla
1000k
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
"Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine..."
10/10
·143 syf.··
2022 26. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2022 22:38
... Âdem ile başlar yolculuğumuz, varoluşun ilk adımı, kazanmak için kaybetmenin ilk kuralı, dibe vurduktan sonra göklere erişmenin ilk filizi... ❝Cennette hiç bir sarsıntıya uğramadan yaşayacak olan insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orda âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı'ya özlem duyan insan mı?❞ (s.10) ... "İnkar" kolaydır. "İnanç" ve "samimiyet" zordur. Ama "inanmaya davet etmek" daha zordur. Gaflette olanı uyarmak, uyandırmaya çalışmak... Temellendirmek yıkılmamak üzere Medeniyeti... Bir Nuh olması lazımdı, tüm bunların vücut bulması için.. ❝Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar için bir Nuh'un Gemisi vardır.❞ (s.38) ... Teslimiyet vardır. Öyleyse İbrahim vardır. İbrahim varsa "İnanç Aydınlığı" mutlaka vardır. Ateş bile, o vücutta yakacak bir şey bulamayınca, yanmayacak olan ya da zaten tek bir amaç için yanan bir kalp vardır. "Gerçek inanış" vardır. Ateş ancak yaratıcı ile arasında olan perdeyi yakar. Fani olmayana, ateş ne yapsın? ❝Ruh, nefsin ateşten arzularında yanmaz ve o narin kelebek kanatlarını andıran cevherini nefs ateşinden koruyabilirse insan kurtuldu demektir.❞ (s.54) ... Kölelik, esaret, hizmet adamlığı, zindana düşüşün ardından Hakikat Devletini kurma görevi kaderin bir ironisiydi. Güzel yüzlü Yusuf ise tüm zıtlıkları bünyesinde barındıran bir Hakikat elçisiydi. ❝Allah isterse, hükümdar da, Devlet de bir kölenin önünde eğilir.❞ (s.96) ... Hakikat, yalanların içinde gerçeği büyütmek ile meşhurdu Musa'nın görevinde. Asa'nın Musa'sı yoktu, Musa'nın Asa'sı vardı. ❝Korkma, sana verilenden Musa! Sana verilen, sana muştu, sana inananlara muştu, dirilenlere muştu, düşmanlarına, inkârcılara, ölülere korkudur.❞ (s.102) ...
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
Karakoç'ta Hz. Muhammed Portresi
Puan vermedi
Peygamberleri yeryüzünde medeniyet inşa eden insanlar olarak gören Sezai Karakoç, “Yitik Cennet” adlı eserinde cennetin sekiz kapısı olarak nitelendirdiği Hz. Âdem, Hz. Nûh, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. İsa ve cennetin kendisi olarak nitelendirdiği Hz. Muhammed’in hayat tecrübelerini insan-medeniyet ilişkisi bağlamında değerlendirmektedir. Karakoç’un kendisine has bu yorumu ile peygamberlerin bir medeniyet inşa etmesiyle birlikte Hz. Muhammed’in konumunu çok güzel bir biçimde yorumlamaktadır. Karakoç, peygamberlerin hepsini birer bir medeniyet işçisi, birer bir insanlık fatihi olarak görür. Hz. Muhammed’i ise medeniyetin, insanlığın başlangıcı olarak görür. Çünkü “Levlâke (Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım)” anlayışının izdüşümleri Allah (cc) tarafından serpilmişti kâinata, insanlığa... Karakoç, yüreğinin derinliklerinde ki Peygamber sevgisini pek çok kavramlarla simgeler halinde anlamlar haline getirir. Hz Muhammed demek hakikat uygarlığın merkezi demektir. Hakikat medeniyetin yapı taşlarını diğer peygamberler oluşturur. Karakoç, bütün Peygamberlerin izlerinde öncesinde sonrasında Hz. Muhammed’den izler bulur. Karakoç anlamlar çıkartır ortaya, bu anlamların içindeki birçok kavramı Hz. Muhammed ile bir şekilde ilişkilendirerek anlamlar, fikirler, ufuklar inşa ederek ortaya bir yol çıkartır. Bu anlamlar, fikirler, ufuklar bir vecd halinin büyülü havası ve coşkun dilini fark etmemek imkânsız hale getirir. Karakoç’un Hz. Muhammed ile ilgili tespitlerini şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Bütün peygamberlerden, Hz. Muhammed’in bir özelliği bulunur, bu özelliklerle zirveye erişe bilme şükrü ile Hz. Muhammed’in bir nazarını sembolize ederler. Hz. Âdem, bir başlangıcın sembolizesi olarak Hz. Muhammed’in hakikatinden bir tecellidir. Hz.
Din
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
Puan vermedi
"Aşktır gönlün alın teri." "Onu yendiler ama..O'na yenilerek." "Allah'ın razı olduğu kişiye tufan bile bir sığınaktır." "Seni öldürmeye gelen, s/ende hayat bulsun." "Ateş yakacak şey bulamayacak sende: İşte ibrahim olmak bu." "Allah isterse, hükümdar da, Devlet de bir kölenin önünde eğilir." "Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar için bir Nuh’un gemisi vardır." "Annesine karşı bile annesine sığınır çocuk." "Ah! Evet, varoluş, bir Yitik Cennet'in ortaya çıkarılışı dâvasıdır." "İmtihan ve çile, hepimizi saran gökkuşağıdır." "Dönmeyecek gibi görünen gün döndüğünde, bir Yahya belirir tüm heybetiyle. Çöküşü tekrar diriltmeye." Şiirsel anlatımı ile beni tamamen içine çeken, her sözü saatlerce düşünülmeyi hak eden, derin, anlamlı bir başucu kitabı. Gerçek bir arayışta olan herkesin, mutlaka okuması gereken bir kitap. Yitik cennetimizi bulmak ümidiyle.
Edebiyat
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
7/10
·143 syf.··
2021 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2021 18:09
Hz.Adem'le başlayıp son Peygamber ﷺ ile biten bir diriliş, yitik cenneti bulma serüveni. Kitap, Eylül 1974'ten, Ocak 1976'ya kadar aylık Diriliş dergisinde, 21 Haziran 1976 - 14 Ekim 1976 arasında Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nde, Zülküf Canyüce takma adıyla yayınlanmıştır. Başlıklar şöyledir : •Adem (a.s.) •Nuh(a.s.) •İbrahim(a.s.) •Yusuf(a.s.) •Musa(a.s.) •Süleyman(a.s.) •Yahya(a.s.) •İsa(a.s.) •Son Peygamber ya da yeniden bulunmuş Cennetﷺ Hz.Adem(a.s)'den Son peygambereﷺ yitirdiğimiz cenneti tekrar nasıl kazanabiliriz?..Sorusuna cevap niteliğinde kaleme alınmış bir eser. Sezai Karakoç, yukarıda yazmış olduğum peygamberlerin isimleri altında dirilişi ve cenneti bulma yollarını, farklı bir bakış açısı ile okuyucusuna sunuyor. "Sen peygamberleri birbirinden ayrı sanma. Aynı dersi okuttular hepsi de insanlığa. Ölüm, ateş ve kılıç karşısında aynı ruhtu dimdik ayakta duran ve hakikat sancağını taşıyan." Evet bütün peygamberlerin görevi insanlığa hakikati anlatmaktı. Farklı imtihanlardan geçerek "hakikat"i  anlattılar. "Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar için bir Nuh'un Gemisi vardır. İnananlar ona sığınırlar ve onu felâketlerin yatıştığı veya erişemediği, trajik çizgilerin durgunlaştığı bir yere ulaştırabilirse, kurtuluş yeniden başlayacak demektir. Her çağda her uygarlık ve her inanç grubu için böyle bir "Diriliş" umudu vardır." Yaşadığımız dönemden çok fazla şikayetçiyiz lâkin inananlar için bir kurtuluş gemisi, 'Nuh'un gemisi' mevcut. Teslim ol ve kurtul dercesine.
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
10/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2021 18:49
Bu kitapta Yitik Cennet arayışındayız. Cennetin 8 kapısından ( Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. İsa) Cennetin Özüne ( Son Peygamber Hz. Muhammed) yolculuğumuz... Yolda kendimizi sorguluyoruz: "Cennette hiç bir sarsıntıya uğramadan yaşayacak olan insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orda âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı'ya özlem duyan insan mı? Seçilmiş olan hangisidir? Şanlı olan hangisidir?" 8 Peygamberin çağıyla kendi çağımız arasında olağanüstü bir yolculuk bu. Dünya devleti olmaya giden yolun kısa tarifi: "Hazreti Âdem'de tohum toprağı tuttu, fazlalıklar çürüyüp döküldü; Hazreti Nuh'da kökler saldı tohum. Özüyle yokoluştan kurtuldu. Hazreti İbrahim'le de filiz topraktan başını çıkardı. Gövde oluşmaya başladı. Gövdenin kalınlaşması, kabuk bağlamaya başlaması yani. Onu dış etkilerden koruyucu kuvvetlerle donanması dönemi ise Hazreti Yusuf'la başlar. Hazreti Musa, Davud ve Süleyman'la süreç olgunlaşır. Devlet, Dünya Devleti olmaya doğru gider. Dünya Devleti; ama dünyacı devlet değil." Çıkardığım en önemli ders: "Kolay imân bir inkâra dönüşebilir. Ama çile çekilerek erilen inanç, inkârların fırtınasına dayanıklıdır. Zelzele geçirmiş, sel baskınına uğramış, rüzgârlarla sarsılmış, fakat yine de yerinde sapasağlam duran bir yapı ile her türlü dış etkiden uzak veya mahrum tutulan bir yapı bir midir?" Ve herkesin inanmasını istediğim gerçek: "Bilim ve teknik, ruh mucizesini yenemez." Uzun lafın kısası, ben bu yolculuğun hala etkisindeyim... Sizi de davet ediyorum. Huzur dolu okumalar... Not: Sözlerim hislerimi anlatmaya kifayet etmiyor bazen. Kusurumu affedin.
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
Yitik Cennet...
10/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2023 57. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2023 21:09
“ Medeniyetini yitirmiş aydınlar yâd uygarlıkların taklit cehenneminde kavrulup dururken, bir diriliş esintisiyle aralarından sıyrılacak olanlar, bu satırlarda, belli belirsiz, yeni bir mayalanmanın ilk çizgilerini sezer gibi olurlarsa, görevin yapılmış olması mutluluğundan bir serinlik ilk sabah çiğlerini düşürmüş olacaktır gecede alev alev yanan ruhumuza kuşkusuz. „ Ben Sezai Karakoç'u betimlemelerin ve benzetmelerin piri olarak nitelendiriyorum. Bu kitabında da yine akla gelmeyecek benzetmelerle ve kendine has edebiyatıyla beni mest etti..:) Kitap, Diriliş sancağını oluşturan ve taşıyan dokuz peygamberden bahsediyor: Âdem, Nuh, İbrahim, Yusuf, Musa, Süleyman, Yahya, İsa, Muhammed. İncelemelerde özet gibi kitaptan bahsetmeyi sevmem ama çok beğendiğim bir bölümden bahsedeceğim. “ Cenneti, bulmak için yitirmek gerekiyordu. ” Nitekim öyle de oldu. Bulmamız gereken yitik bir cennetimiz var. Peki neden yitirdik? İnsanın en büyük şeytanı nefis yüzünden mi? Karakoç, cennetten kovulma sebebini "toprak" olarak yazmış. (Kendi yorumu mu bilmiyorum) ona göre yasak yemiş toprağın çocuğu buğdaydı. Düşününce mantıklı geliyor. Bunca savaş neden var, toprak için değil mi? “Zaruretin tohumudur buğday. İçinde özgürlüğü yok eden bir güç gizli. İnsanı içten yakalayan bir zincirdir. YOKSULLUĞUN BİTMEZ TÜKENMEZ KİTABIDIR. Evet, buğday, sonsuz zenginliğin içinde fakirliğin, imkânın içinde zaruretin tohumu olarak boy gösterdi cennette...„ Sezai Karakoç'u eleştirecek kapasitede bir insan olduğumu düşünmüyorum :) o sebeple tabiki de kitabı çok beğendim tavsiye ederim.. keyifli okumalar dilerim...
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
10/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2024 89. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 21:07
Bir Medeniyet Anatomisi: Yitik Cennet Hz. Âdem’in toprak imtihanı ve tövbesiyle başlayan İnsan inşaası; Hz. Nuh’un su imtihanıyla inanmış bir cemiyete, Hz. İbrahim’in ateş ve evlat imtihanıyla teslim olmuş bir millete, Hz. Yusuf ‘un sabır imtihanıyla zindandan saraya ilahî terfi ile devletleşme sürecine girdi. Hz. Musa’ yı sarayda yetiştiren kader-i ilahî Onu sudan kurtarıp, Firavun’u ve milletini suya hapsetti. Hz. Musa, mutlak güç ve iktidar sanılan firavunî sistemi yıkarak, toplumlaşma yani ümmet kavramını oluşturdu. Hz. Süleyman ile kaybolan bulunmuş, sanki cennetin bir provası yaşanıyor gibiydi. Adalet rüzgarı kuzeyden güneye, doğudan batıya ulaşmış, tüm tabiata tecelli etmişti. Hz. Yahya hakikat ve cesaret abidesi olarak; zulme sesini yükseltmenin, Romanın yüzüne hakikati söylemenin bedelini başıyla ödedi. Lâkin hakikat, Roma’nın kalbinde hançer gibi kaldı. Hz. İsa, Hz. Yahya’nın izinden giderek sapladığı hakikat hançerini daha da derinleştirdi. Üstelik babasız dünyaya gelerek, zamanın neseb putunu yıktı. Ne Roma, ne bozguncu Yahudiler anladı Onu. Ve kabul oldu Son Peygambere ümmet olmak duası. Bir yol inşaa ediliyordu Alemlerin Sultanına, Bütün peygamberler ona yardımcı olarak gönderilmişti. O’nunla tamamlanacaktı her şey. Zirve O’ydu. O’nunla zaman şereflenecek, saadet olacaktı asrın adı. Daha önce provası yaşanan Cennet, O’nunla tamamlanacaktı. Çünkü O (s.a.v.) cennetin ta kendisiydi.
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma

Yazar Hakkında

Sezai KarakoçYazar · 88 kitap
Babası Yasin Bey orta halli bir tüccar olup I. Dünya Savaşı'nda Kafkasya Cephesi'nde çarpışırken Ruslara esir düşmüştür. Dedesi Hüseyin Bey de Plevne Savaşı'na katılmış, Gazi Osman Paşa'nın teşekkürünü kazanmıştır. Annesinin ismi ise Emine idi ve ev hanımıydı. Ahmet Sezai Karakoç İlkokul eğitimini 1938-1944 yılları arasında Ergani'de tamamladı. 1944 yılında sınavlara girip Maraş Ortaokulu'nda parasız yatılı olarak okumaya hak kazandı. 1947-1950 yılları arasında lise eğitimini yine parasız yatılı olarak Gaziantep Lisesi'nde tamamladı. Lise eğitimi boyunca Felsefe dersine ilgi duydu ve Felsefe okumaya karar verdi. Üniversite eğitimi için İstanbul'a geldi. Babası onun ilahiyat fakültesinden mezun olmasını istiyordu. İmkanları dahilinde eğitimine devam edebileceği yatılı tek bölüm Siyasal Bilgiler Fakültesi idi. Üniversite sınavlarına hazırlanırken kazanamama ihtimalini de göz önüne alarak her ihtimale karşı Felsefe bölümüne kayıt yaptırdı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955'te fakültenin Maliye Bölümünden mezuniyetle tamamladı. Altan Öymen'le aynı dönemdendi. Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığında Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi bölümüne atandı. Daha sonra Maliye Müfettişliği sınavına girdi ve sınavı kazandı. 11 Ocak 1956'da müfettiş yardımcılığı görevine başladı. 1959 yılında İstanbul'da gelirler kontrolörü oldu. Bir ara Ankara'ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesi'nde görevlendirildiyse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul'daki görevine döndü. Görevi icabı Anadolu'yu çok gezdi ve birçok il ve ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı buldu. 1960-1961 yıllarında yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra İstanbul'daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965'ten 1973'e kadar birçok kez istifa etti. 1973'ten sonra da hiçbir resmi görev almadı. İstanbul'da Diriliş Yayınları ve "Diriliş" dergisini kurdu. 1990 yılında "güller açan gül ağacı" amblemiyle Diriliş Partisini kurdu. Yedi yıl partinin genel başkanlığını yürüttü. Ancak bu parti 19 Mart 1997'de üst üste iki genel seçime girmediği için kapatıldı. 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile ödüllendirildi. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işlerine harcanmasını, diğer kısmınınsa posta ile bildirdiği adrese yollanmasını rica ettiği bir mektup yolladı. 2007 yılında Yüce Diriliş Partisini kurdu ve partinin genel başkanlık görevini yürütmüştür. 2007 yılının Nisan ayından ölümüne kadar her cumartesi akşamları, Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığında değerlendirme konuşmaları yapmıştır. Bu konuşmalar partinin internet sitesinden canlı olarak yayınlanmıştır. Karakoç, 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü fakat kendisine verilen plaket ve para ödülünü reddederek bu ödülü almaya gitmedi. 16 Kasım 2021'de yaşlılığa bağlı geçirdiği kalp krizi sebebiyle İstanbul'daki evinde öldü. 17 Kasım günü Şehzadebaşı Camisi'nde kılınan ikindi namazına müteakip aynı caminin haziresine defnedildi. Eserleri Şiir - Şiirler I (Monna Rosa) - Şiirler II (Şahdamar-Körfez-Sesler) - Şiirler III (Hızırla Kırk Saat) - Şiirler IV (Taha'nın Kitabı, Gül Muştusu) - Şiirler V (Zamana Adanmış Sözler) - Şiirler VI (Ayinler/Çeşmeler) - Şiirler VII (Leylâ ile Mecnun) - Şiirler VIII (Ateş Dansı) - Şiirler IX (Alınyazısı Saati) Gün Doğmadan (Toplu Şiirler) Çeviri Şiir - Batı Şiirlerinden - İslâmın Şiir Anıtlarından Deneme - Edebiyat Yazıları I Medeniyetin Rüyası Rüyanın Medeniyeti Şiir - Edebiyat Yazıları II Dişimizin Zarı... - Edebiyat Yazıları III Eğik Ehramlar Düşünce - Ruhun Dirilişi - Kıyamet Aşısı - Çağ ve İlham I-II-III-IV - İnsanlığın Dirilişi - Diriliş Neslinin Âmentüsü - Yitik Cennet - Makamda - İslâmın Dirilişi - Gündönümü - Diriliş Muştusu - İslâm - İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü - Düşünceler I-II - Dirilişin Çevresinde - Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi I-II-III - Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I-II - Samanyolunda Ziyafet - Unutuş ve Hatırlayış - Varolma Savaşı - Çağdaş Batı Düşüncesinden - Çıkış Yolu I-II-III İnceleme - Yunus Emre - Mehmet Âkif - Mevlânâ Tiyatro - Piyesler I - Armağan Hikâye - Hikâyeler-I Meydan Ortaya Çıktığında - Hikâyeler-II Portreler Günlük yazılar - Farklar - Sütun - Sûr - Gün Saati - Gür Röportaj - Tarihin Yol Ağzında - Unutuş ve Hatırlayış - Çıkış Yolu I - Çıkış Yolu II - Çıkış Yolu III Belgesel - Gün Doğmadan