Adı:
İyiler Ölmez
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759957667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
"Kapı açıldı, biri içeri girdi. Onunla beraber yağmurun kokusu, fırtınanın ayazı…
Kahveci Hacı Kadir uzun süpürgenin sapına dayanarak gelene baktı.
Biraz ürperdi ama renk vermedi.
Ne de olsa gecenin bir vakti.
Saç baş birbirine karışmış, sırt çantası taşıyan bir garip adam. Üstelik sakallı.
O yıllarda memlekette sırt çantası yoktu. Demek bu adam yaban ya da turist…
Orada öylece gözlerini kısmış duruyor, dimdik Hacı'ya bakıyor."
152 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İyi insanların devri...Yetimlerin ortada kalmadığı, mahalle kültürünün yozlaşmadığı, babacan kabadayıların devri...  Etrafında oturan herkesin menemene ekmek bandığı, yemeklerin dibinin sıyrıldığı devir... Düşene el uzatılan, evsize ev olunan devir... Kötülerin azınlık devri... Üç sevda vurgunu, bir felek vurgunu... Ah be usta nerden bulup çıkardın  iyi insan türünün son örneği bu adamları? Feleğin okkalı sillesini yemiş o adamları bi menemenin etrafına nasıl topladın? Menemen önemli feleğin çemberinden geçen, sofrası herkese açık adamların milli yemeği galiba, kitapta çok sık yeniliyor.Tirenimiz, yarım kalmış sevdalarımız vardı kitaplarında sık rastgeldiğimiz ; bir de menemenimiz oldu sayende. Onların buluştuğu kahveyi nasıl da hayat mektebine dönüştürdün? Bu adamlara eş olsun diye bulduğun kadınlar da hep tencere kapak misali, çok mu aradın? Yalnız usta bize önceki kitaplarda yarım kalmış bi sevda yetiyordu bu kitap çok ağır geldi,katlamışsın bu kez. Bu kitap uzun hikayeyi de geçmiş. Ara ara estirdiğin o yeşilçam havası hep aynı acımtırak hissi getiriyor ötelerden. İnandırıcılığı da etkililiği de draması da tam kıvamında. Üslup desen sade ve akıcı, samimiyet desen benim inceleme bile nasibini aldı, o derece... Daha ne olsun? Ustayla böyle konuşmak ne haddimeyse artık...? Neyse fazla laubali olmadan keseyim burda. Bi söz var ya hani : "İyi bir kitap okuduğumda yazarına çay demlemek istiyorum"  diye, ben menemen bile yaparım. Buyursun gelsin...
Bu kez usta, eğitim sistemine, eğitimde fırsat eşitliğine,mesleki eğitime, askerlik alım sistemine, sosyal adalete, sanata, felsefeye, ahlaka, dine dokunuyor satır aralarında. İyilik-kötülük, kader, tevekkül, dayanışma kavramlarını irdeletiyor okuruna.
O iyi insanları güzel atlara binip gittiler sanırdım. Kitabın sayfaları arasında rastgeldim birkaçına, bu kadar iyi adama ancak Mustafa Kutlu  kitaplarında rastgelinirdi zaten.Anladım ki iyiler onun kitaplarının sayfaları arasında yaşamaya devam edermiş.Anladım ki iyiler ölmezmiş... İyi okumalar...
152 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okurken yok ya bu kadar da iyilik fazla, her şeyi geçtim Sıtkı' dan tut Doktora kadar mı herkes iyi diyesi geliyor insanın. Sonra kitap bitiveriyor elinde. Sonra ne diyorsun biliyor musun biz ne bıraktık dünyaya sahi biz ne bırakıyoruz. Aşk? Kusura bakmayın ama, bedenden ileriye gidemezken kapattık o davayı. Sevgi? Seni seviyorum basitlestiginden beri o kapı zaten hiç aralanamadi. Merhamet? Onun da en son damlasını kıyıya vuran mülteci bebekle kapattık. Bariş? Dört tarafımız savaşla çevrilmişken ben bu konuyu hiç açmayalım. Siz en iyisi bu kitabı okuyun.
151 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
- Bir hicran yarası...

Yara makamından, Dörtler Makamına ulaşan dört ahbap. Kimsesiz, sevda vurgunu...

 Bir ressam... Yanında bir vesikalık fotoğrafla beraber bir gece,  yolu bu tenha taşra kentine düşüyor. Hem yolu hem gönlü... Bir marangoz... Doğma büyüme oralı. Biraz yabani büyümüş. Ama merhamet abidesi. Geceleri kapılara gizliden gizliye yemek bırakan bir hayırsever. Anneden öksüz, babadan yetim. Bir fotoğrafçı.. Fotoğrafçı Mustafa. Anne yok,  baba mahkum. Bir kalfa ile ev bellemiş fotoğrafçı dükkanını. Hayat,  yükünü erken yüklemiş omuzlarına. Ondan belli ki bu içme huyu. Ama belirtmek lazım. İçti mi edebiyle içer.
- Edeple içmek nasıl oluyormuş? dememek lazım. Kutlu diyorsa öyledir. Ötesine laf düşmez.
Bir de edebiyat meraklısı, Doktor Atalay. Onun gönül yarası nikah masasında kalan cinsinden. Bir mektup bırakıp, istiyor tayinini. İniyor o da bir gece yarısı tirenden. Her gelen yabanın şaşmaz adresine çıkıyor onun yolu da: Hacı Kadir' in kahvesi. Ön taraf kahve, arka taraf otel. Mis gibi lavanta kokan nevresim takımları, sıcak süt, taze çörek.  Kafa dengi üç arkadaş daha. Birinde ud var, bir diğerinde saz, bir tanbur... Yanık sesli bir Civan.. Nice geceler hem çalıyor hem söylüyorlar. Bir de birlikte oturdular mı kahvedeki bir masaya o gelen çayların arasından nice hayır işleri çıkıyor insan şaşıyor bir yerde. Önce hasta yakınları için bir misafirhane. Sonra yetimler bayramı... Bizim Doktor zaten Cuma günleri muayene ettiği hastadan para almaz. Şimdilerde kaldı mı böyle iyilik yapan? Kalmıştır elbet. Bu dünya dönüyorsa hala, birileri bir yerlerde hala iyilik yaptığı içindir. Sonrası... Sonrası  yine bir iyilik yolunda... Elim bir kaza. Uçurumdan uçan dört kuş. Cami dolup taşıyor o gün. Bir teklifle gömüyorlar yol kenarına bir Fatiha niyetiyle. Zaman geçiyor... Bir türbe yaptırılıyor bizim Dörtler için. Soranlara deniyor: " Evliya..." diye.
Böyledir işte.
Bizde iyiler ölmez.
Evliya olup aramızda yaşarlar.
152 syf.
·8/10
İyilerden bahsederken kötüleri de pek göz ardı etmemek lazim. Kutlu iyilerin olmediginden bahsediyor onları bu kadar iyi yapan aslında kötülerin çok kötü olmaları acı olmasa tatlının sıcak olmasa soğuğun kıymetini özelliklerini bilemeyiz. Burada kötüler bize iyilerin nasıl da hala var olduğunu bir bakıma iyilerin fark edilmelerine bu kötülerin sebep olduğunu anlatıyor Kutlu. İyi okumalar dilerim 3 kitabını okudum Mustafa Kutlunun benim için Beyhude Ömrüm kitabı birinci sırada bu kitap iki chef kitabı ise üçüncü sırada
152 syf.
·Puan vermedi
Tadi damağımda kaldı bu kitabın diyebilirim sanki birseyler havada kaldi ya devam etmeli boyle olmamali dedim kitabın sonunda ama yapacak birşey yok maalesef. Kitapta birbirinde farkli hayatlar yasamis ama sonra bir sekilde yollari kesismis arkadas olmus iyilerin ama ciddi manada iyilerin hikayeleri anlatılıyor ellerinden geldikçe yasadiklari yerde insanlara yardım etmeye çalışıyorlar. Kitabin sonunda evet iyiler olmez diyorsunuz. Okunmali vesselam.
152 syf.
·3 günde·8/10
'Bu dünyayı sen mi kurtarıcan Hacı' düşüncesiyle sorumluluğu üzerinden atmaya çalışanlar için biçilmiş bir kaftan kitabımız. Öylesine içten, sımsıcak bir o kadar da hüzün barındıran bir hikaye. Kitabı bitirdikten sonra yapabilme imkanınızın olup da yapmadığınız birçok eylem için kendinizi sorguluyorsunuz. Ve yapılacaklar listesi içinde buluyorsunuz kendinizi:) Mustafa Kutlu yine Muazzam..
152 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Her doğan çocuk dünyaya tertemiz geliyor. Onu biz kirletiyoruz. Hırs ile, vahşetle, malk-mülk derdi ile."

Beş farklı hikayeyi içinde barındırıyor bu kitap. Sıtkı, Civan, Fotoğrafçı Sarhoş Mustafa ve Doktor. Bir de sonunda "Dörtler Makamı" diye ayrı bir kısım var. Burada da bu dört karakterin ortak buluştuğu yer anlatılmış.
Karakterler yine içimizden birileri. Mustafa Kutlu okuyanları bilir; Onun kaleminden çıkan hikâyeler, okunması kolay dahi olsa, aslında yazılması zor hikayelerdir. Kalemde samimiyet mühim. Lakin edebi dili yitirmeden... Türkçemizi kirletmeden... Mustafa Kutlu'nun zengin bir üslubu var. Hikayeleri içinde birçok deyim, atasözü kullanması da bundan. Bu sebeple seviyorum babamın kitaplığındaki 'Mustafa Kutlu' rafını. Her seferinde gözümü kapatıp öyle seçiyorum okuyacağım kitabı. Sonra da hangi kitabı seçtiysem onu okuyorum. Heyecanlı oluyor. Tavsiye ederim. :)
Bu kitaptaki hikayeler içinde en çok 'Doktor'un hikayesini sevdim. Kim bilir belki de sükut-u hayale uğramış bir kalp gördüğüm içindir.
Ve kitaptan;
"Din eşyanın hakikatına, hayatın manasına vakıf olmak. Hakkın rızasını kazanmak. Ona göre yaşamak. Din teslimiyet, Cenab-ı Hakk'a kul olmaktır. Din Amentü'ye inanmaktır. O zaman sorular cevap bulur, karanlıklar aydınlanır. "
152 syf.
·Puan vermedi
harika bir kitap bu resmen bu kitabı okurken duygulandım ama gerçektende güzel bir kitap arkadaşlar sizlere tavsiye ediyorum bu kitabı sizde okursanız anıycaksınız beni
152 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Birbirinden ayrı dört insanın müstakil hikayeleri izlenimi veriyor kitap başlangıçta. Yolları aynı kahvede kesişiyor ardından ve tek bir hikayede örülüyor hayatları. Hem birbirine benzer hem birbirinden apayrı hayatlar yaşayan dört kişinin birbirine yoldaş oluşunun hikayesi esasında. Satır aralarında Kutlunun okurla sohbeti, kendi kalemini eleştirmesi, ince mesajları nazikçe kırmadan incitmeden verişiyle hatrımda yer edecek bir hikaye olarak yerini aldı kitaplığımda. Tekrar okurum ki dediklerimdendi...
152 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eksikligini son zamanlarda daha Çok hissettigimiz bir söz vardır... "insanlık öldü mü" deriz...bu kitapta insanlık asla ölmüyor..her an canlı her an akıyor. Bazı kitapları okudugumuzda gercek hayat böyle yaşansa ne güzel Olur deriz ya işte bu da öyle bir kitap...iyiligin guzelligin dogrulugun can bedenden çıksa bile insanı ölümsüz kılabildiğini çok güzel aktarıyor..
152 syf.
Güzel bir hikaye usta bir kalem çok sevdim bu kitabı. Çok severek okudum. Çok akıcı bu dünya geçici iyilik yapilmali elden ne akdar geliyorsa yetim başı okşamalı muhtaç olanlar unutulmamalı
Kitapta tam bu anlatılıyor.Sıtkı,Civan,Mustafa ve Atalay hayat darbesi yemis dort insan ve onlari bir araya getiren Allah kaderlerini bir eden Allah. Bu dunyada hiçbir iyiliğin bitmeyeceğini gösteren olayalar.iyi insanlar ölmez arkalarında onlara dua eden bir çift bile olsa birini bırakırlar.
152 syf.
·9/10
Mustafa Kutlu'nun kaleminden yine enfes bir kitap. Diğer hikayeleri gibi, yine toplumdaki insanlara ve olaylara perde açan bir hikaye. Hüzün, mutluluk, keder bir arada. Kitabı bitirince okuduğunuza pişman olmuyorsunuz. Oldukça etkileyici.
-Ne iyi adam.
-İyidir doktor. Cuma günleri hastadan para almaz. Bu yüzden ona "Cuma gününün doktoru" diyorlar
Müslüman!
Türbeleri ziyaret edin.
Onlar size ölümü hatırlatır
Ama asla onlardan yardım ve şefaat istemeyin.
Yardım ancak Allah'tan istenir.
Lütfen ağaç dallarına bez bağlamayın
Mustafa Kutlu
Sayfa 151 - Dergah
| " Gözlerindeki arıza sebebiyle askere almadılar. Bizde askere gitmek erkekliğin icabındandır. Gidemeyenler adeta yıkılır.Ancak bu görevden kaytarmaya çalışanların sayısı son yıllarda artıyor.Bence devletin kabahati bu. Çözülme Osmanlı zamanında başlamış. Ne diyor türkü: Zenginimiz Bedel verir \ askerimiz fakirdendir." |

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyiler Ölmez
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759957667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
"Kapı açıldı, biri içeri girdi. Onunla beraber yağmurun kokusu, fırtınanın ayazı…
Kahveci Hacı Kadir uzun süpürgenin sapına dayanarak gelene baktı.
Biraz ürperdi ama renk vermedi.
Ne de olsa gecenin bir vakti.
Saç baş birbirine karışmış, sırt çantası taşıyan bir garip adam. Üstelik sakallı.
O yıllarda memlekette sırt çantası yoktu. Demek bu adam yaban ya da turist…
Orada öylece gözlerini kısmış duruyor, dimdik Hacı'ya bakıyor."

Kitabı okuyanlar 453 okur

  • Begalinis
  • gece
  • Elif
  • beyza tuna
  • Mehmed Emin Yıldırım
  • Akkadın Kandemir
  • Said Yavaş
  • Kübra Karabulut
  • Nihal Baltaci
  • Mehmet Salih ŞAKIMA

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.8
14-17 Yaş
%16.9
18-24 Yaş
%31.2
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%13
45-54 Yaş
%2.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.9
Erkek
%26.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (67)
9
%21.8 (34)
8
%16 (25)
7
%9 (14)
6
%5.1 (8)
5
%2.6 (4)
4
%0.6 (1)
3
%1.3 (2)
2
%0
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları