BERCESTEM, bir alıntı ekledi.
18 Oca 16:58 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kağnıyı koşamadım
Gedikten aşamadım
Yanıverin komşularım
Dengimi düşemedim...

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 136)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 136)
BERCESTEM, bir alıntı ekledi.
18 Oca 16:54 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ah dedikçe bağrım kütüler
Yârın iyisini sardı bizden kötüler!...

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 233)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 233)
BERCESTEM, bir alıntı ekledi.
18 Oca 16:51 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Eline fırsat geçince yapacağını yapacaksın! Düşmanına fırsat vermeyeceksin!...

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 267)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 267)
Erdinç BİGE, Kaplumbağalar'ı inceledi.
 14 Oca 12:48 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

-------Spoiler İçerir------

Kitabın başında ön söz niteliğinde romanı yazış serüvenini aktarır yazar.

YILANLARIN ÖCÜ” romanından yapılmış filmin ilk gösteriminde tepkiler aldığını şöyle dile getirir:

“(...) Halkı selamlamak için perdenin önüne çıktığım zaman alkış, ıslık birbirine karıştı. (...) Birkaç saniye sonra, kıran kırana bir dövüş başladı. Başkentli seyirciler kravat kravata geldi. Hınçla, istekle vuruşuyorlar. (...) Birtakım sersemler gerçeği tekmeyle, yumrukla örteceğini sanıyor. (...) Getirdiğim öykünün kendilerine batan yerleri vardı tabii. (...)kafamdaki romanı yazdığım zaman ne yapacaklar acaba?”

Dört sayfa uzun uzun anlatır. Hatta köylülerinin fikrini alır yazacağı roman hakkında. Onların “Deli misin sen? Ekmeğine bak. Ayağın bir kayarsa iyice sürünürsün.” tarzında uyarı ve frenlemelerine karşın romanı yazar ve onlara ithaf eder. “Oturup yazdım. Kaplumbağalar odur, onlarındır.” der. “Acı, buruk bir roman oldu.” diye ekler. En çok da yumrukçu ya da neme gerekçi aydınların değil köylülerinin okumasını, severse onların sevmesini, ıslıklarsa onların ıslıklamasını istediğini belirtir.

Gelelim romana: Yazarın adı gibi fakir bir köy. Alevi köyü. Su yok, yeşillik yok. Buna mukabil bolca çöl sıcağı, yakıcı güneş, kuraklık... Kaplumbağalar da köyün insanları gibi sıcaktan muzdarip, serinliğe hasret. Bu dayanılmaz sıcağa karşı içlerini serinletecek, gönüllerini hoş edecek çözümü yine köylüler bulur. El birliğiyle taşlaşmış toprağı alt üst edip bir üzüm bağı yaparlar. Fakat kasabadan gelen kadastro memurları buranın hazineye ait olduğunu tespit eder. Hükümet yetkilileri de yasalara aykırı bir şekilde ihya edilen bu toprağa el koyar. Bu durumda hakkını arama yolunda uğraş veren köylüler bürokrasinin karmaşık girdabında boğulurlar. Çözüm bulamazlar. Sonuçta köylü devlete, hükûmete küser, kızar hatta yazarın deyişiyle nefret olurlar.

Yazara göre kurguladığı ütopik köyün kalkınması basittir; bunu köylü el birliğiyle,gönül birliğiyle başarabilir ama kapitalist düzen, devlet bürokrasisi müsaade etmez.

İyi niyetle ihya ettikleri topraklarına üzerinde hiçbir hakkı ve emeği olmadığı halde el koymaya kalkan devlet karşısındaki çaresizlikleri, yaşadıkları duygu yoğunluğu okuyanı da etkiliyor. Bu dertlerini çözüme kavuşturmak için verenin de alanın da bir işe yaramayacağını bildiği hale yazılan/yazdırılan dilekçeler, silsile yoluyla cumhurbaşkanına kadar gidip aynı yolla gerisin geriye dönen olumsuz cevaplar, hülasa takıldıkları bürokratik engeller çok güzel işlenmiş. Son ana kadar hep bir umut taşırlar. Gecenin içinde küçücük bir ateş böceği görseler ışık diye koşarlar. Ama merdin yakası namerdin eline geçmiştir bir kere. Pes eden onlar olur. Ama az da olsa içlerini soğutacak bir şey de yaparlar.

Köy Enstitüsü mezunu Fakir Baykurt’un okuduğum ilk eseri. Marksist ideolojiye bağlı yazarın bu eserinde kendi gerçeklerini telkin etme çabası çok açık.

Eserdeki dile gelince kişiler bölgesel diliyle konuşturulmuş. Bazı kelimeleri bu bölgeye uzak bir insanın anlamlandırması gerçekten zor. Ama samimi ve sıcak bir hava katmış. Cümleler oldukça kısa ve yalın. Bu da okumayı oldukça kolay kılıyor.

Yer yer gülümseyerek –hatta kahkaha atarak- çoğunlukla duygulanarak okudum eseri.
Romanın adı “Kaplumbağalar” ise birçok duruma yakıştırılan alegori olagelmiş diyebiliriz.

Keyifli okumalar...

kirmizicekic, bir alıntı ekledi.
13 Oca 15:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Dünya gözüme zindan görünüyor. Doya doya bir ağlamak istiyorum ki! Öyle bir höykürmek istiyorum ki! Bak ya şu bizim halimize!..

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 195 - Literatür Yayıncılık)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 195 - Literatür Yayıncılık)
kirmizicekic, bir alıntı ekledi.
13 Oca 12:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yürek diye bir şey yoktur! Damarına bastın mı herkes yüreklenir, Bolu Beyine kafa tutan Köroğlu kesilir.

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 142 - Literatür Yayıncılık)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 142 - Literatür Yayıncılık)
kirmizicekic, bir alıntı ekledi.
13 Oca 12:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Zaten yüreksiz millettir bunlar! Çünkü yoksuldurlar. Çünkü çılbaktırlar. Köylük yerinde bir adamın ötebilmesi için cebi şıngırdamalı."

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 133 - Literatür Yayıncılık)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 133 - Literatür Yayıncılık)
kirmizicekic, bir alıntı ekledi.
 13 Oca 12:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Irazca:
“Sevmeliiii, sevmeli!..” dedi. “Dünyada insan birbirini sevmeli! Sevmezse günler tükenmez! Sevmezse dünya zindan olur.Sevmezse yaşadığının farkına varamaz. Sen somurt, komşun somurtsun, ne olacak sonu?”

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 115 - undefined)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 115 - undefined)
kirmizicekic, bir alıntı ekledi.
13 Oca 12:45 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Dünya da herkesin vardır bir gönlünün yanıp tutuştuğu, yanıp tutuşup alamadığı, varamadığı... Ama ne yapacaksın...

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 101 - Literatür Yayıncılık)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 101 - Literatür Yayıncılık)
kirmizicekic, bir alıntı ekledi.
13 Oca 12:43 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ortada demokratcılık olduğu için itiraz olmaz. İtiraz bozgunculuktur. Meşhur cevaptır yani, ön teker nere giderse arka teker de oraya gider. Biz de zorunluyuz Kaymakamın dediği yere gitmeye. Elindeyse gitme.

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 81 - Literatür Yayıncılık)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 81 - Literatür Yayıncılık)