Cumhur, Yılanların Öcü'ü inceledi.
 08 Kas 10:12 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yöresel halkın ağzıyla yazılan ve bir çok kelimelerini bildiğim ve kullanıla gelen kelimelerinde evet bizimkiler de kullanırdı bu kelimeleri; ama allah allah niye bu kitaptan dolayı mahkeme kapılarına çağırmışlar yazarı ne var bu romanda dediğim harika bir kitap. Sanırım kişinin fikri neyse, zikride o dur mantığıyla yola çıkarak mahkemece incelenen bir roman.

mehmet pak, Yılanların Öcü'ü inceledi.
 26 Eki 03:55 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Fakir Baykurt 'un bu ay içinde okuduğum üçüncü kitabı. Eşekli Kütüphaneci ve kaplumbağalar kitabında olduğu gibi bu kitabında da yoksul köylüyü anlatmaktadır. Gerçi Eşekli Kütüphaneci kitabında yoksulluktan ziyade karanlığa mahkümedilmiş köylüyü aydınlatmak için verilen amansız bir mücadele vardı.Köylünün dilinden oldukça yalın bir anlatım kitabı daha büyük bir zevkle okumama sebep oldu. Güçlü ile güçsüzün, zengin ile fakirin, ezen ile ezilenin, sömüren ile sömürülenin, yürekli ile yüreksizin, mert ile namerdin, konu edildiği kitapta yılan metaforuyla köylü gerçeği gözler önüne serilmiştir. '' Bu kitap nedeniyle 1959 yılında yazar hakkında soruşturma açılır ve öğretmenlikten uzaklaştırılır.'' Aslında Fakir Baykurt'u biraz araştıran okurlar Fakir' in öğretmenlikten uzaklaştırılması sadece bu kitaba bağlı değildir. Ezilenin yanında, ezenin karşısında, durup bunu edebiyatta olduğu gibi hayatının her alanında mücadelesine taşımış olan bir insanın günümüzde olduğu gibi görevinden uzaklaştırılması şaşırtıcı olmasa gerek.

Gücü elinde bulunduran ve daha güçlünün karşısında menfaatleri doğrultusunda çıkarcı, yalaka ve paracı olan muhtar, maddi gücünü elinde bulunduran zengin ve muhtarın kuyrukçusu Haceli, yine zenginin yanında saf tutup, gücün karşısında eğilen, hatta camide fetvalarını bile güçlü safında yorumlayan Beytullah hoca. Köy gibi bir yerde zalimlik için bu zincir yeterlidir. Aslında hiç yabancı olmadığımız bir tablo. Nasıl ki günümüzde camiler iktidar adına fetvalar veriyor, muhtarlar güç karşısında eğilmiş, zengin ise hepsini avucunun içine almış, alt tabaka ise bu denklemin altında eziliyor ise o zamanlardan çok fazla bir fark olmadığını görebiliyoruz. Ama hikaye bu kadar mı? Asıl hikaye buradan sonra başlar. Bu düzenin karşısında yiğit mi yiğit,yürekli mi yürekli, kadın mı kadın, ana mı ana, mazlum yanında saf tutup zalimin karşısında duran, gücün karşısında diz çökmeyen bir Irazca ana var ki eli ayağı öpülesi... Sesi yıllar öncesinden kalma külüstür bir olağın sesi gibi cansız değil Irazca Ananın. Elini beline koyup zalimin suratına bir haykırdı mı namertliğini, dağdaki kuşlar kanat çırpar...Direnmeyi kitaplardan değil hayatın kendisinden öğrenmiştir Irazca Ana. Yok öyle diyor henüz güreşe başlamadan ayakta pes etmek. Savaşmayan baştan kaybeder diyor. Yenilirsek de zalime karşı savaşır öyle yeniliriz. Irazca ana Anadolu köylerinden haykırıyor bu sesi tanıyor insanlık yabancısı değiliz bu çığlığın. ''Baba İshak'tan, Demirci Kawa'dan, Köroğlun' dan,Bedrettin' den tanıyor, Pir Sultan' ın sesi bu, yüzyıllar öncesinden bu güne uzanan.
Biz hiç teslim olmadık ki! pir sultan, teslim olmadı ki Hızır paşa ya!.. Mahir, teslim olmadı ki!.. Bedrettin bir kez bile el pençe divan durmadı ki!.. Seyit Rıza darağacında kendi çekti ya ipini!.. Çiftehavuzlar'da, bağcılar'da nazlı nazlı dalgalanan bayrağımız, Sabolarımız, Sinanlarımız, Niyazilerimiz hiç teslim olmadı ki! yazmaz tarih kitapları başeğdiğimizi zulmün önünde. ölüme; yarine hasret bir sevdalı gibi sarılıp öylece ölürüz de başeğmeyiz yine de zulmün önünde...'' Irazca Ana da gücü yettiğince zalimin karşısında baş eğmemiştir, teslim olmamıştır ve direnmiştir.

İşlenen konunun bir başka boyutu ise kaypak siyaset karşısında Irazca Ana'nın oğlu Bayram'ın tereddütleri ve korkularıdır. Çünkü karşılarında bulunan gücün karşısında haklı oldukları bir konu için mahkeme kapısına gitmenin çok bir anlam ifade etmeyeceğini düşünür. Güç dediğin delil karartır, güç dediğin şahit sustur, güç dediğin hakim satın alır, güç dediğin iftira atar ve bunu sahte şahitlerle ispat eder. Sen dava açarsın yüzde bir milyon haklı olduğun bir konuda bürokrasi seni haksız çıkarır. O zaman ne yapmak gerekir evimizi yıkmaya gelenlere evimizi yıkmamaları için yalvarmayıp, evimizi yıkmaya gelenlerin karşısında dik durup savaşmak gerekir...

Esaretin prangasından kurtulmak için Irazca analara ihtiyaç vardır. Ezen ve ezilenin, köle ile efendinin tarihsel ilişkisinde direnmenin önemi sadece direnen noktasında kalmamalıdır. Ezenin mutluluğu, ezilenin mutsuzluğu demektir. Ezen her koşulda mutlak itaat isterken, ezilen olarak bizde bu isteğe karşılık veriyoruz. İlk insandan günümüze kadar güncelliğini koruyan bu gerçekliliği görmek için Hegel felsefesini, yada Marx'ı okumanıza gerek yok. Irazca Ana gibi hayatın kendisi zaten bu gerçekliliği gözler önüne sermektedir. İktidarını kullanarak ezen safında duran insanların gücü, ezilen milyonların güçsüzlüğünden değil, birlik olamayışındandır. Ezenler ile ezilenler arasındaki arabulucu yaklaşım ise tamda kitapta anlatılan muhtar karakterinin kaypaklığından öteye gidemeyecektir. Göt sıkışınca kendilerinin barış içinde yaşam sloganları, aslında ezileni bir nevi hipnoz altına alıp, ezenin saldırısı için zaman kazandırmaktan öteye gitmez. Kendi düzenleri ve iktidarlarını çok az tehlikede hissettikleri anda barış sloganları dünyanın en ateşli silahına dönüşüverir. Tarih buna defalarca şahitlik etmiştir. Ve bu tarihsel bir gerçekliliktir.


'' Ulen insan azıcık dik durur. Azıcık savaşkan olur. Güleşmeden daha ayakta pes demez insan. Pes edersen zulmün önü nasıl alınır ulen? ''

'' Zulüm eden bir kez zulmünün cezasını görmedi mi, önü alınmaz. ''

mehmet pak, bir alıntı ekledi.
 26 Eki 01:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

'' Yılanlar öç alıyor!...'' diye bağırdı. '' Yılanlar öç alıyor bakııın!... Yılanlar yılanken sizin gibi alçakların hakaretine dayanamadı da, siz insan olduğunuz halde bunca hakarete, bunca zulme, zillete nasıl dayanıyorsunuz behey. ''

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 273 - Literatür Yayınları)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 273 - Literatür Yayınları)
mehmet pak, bir alıntı ekledi.
25 Eki 15:17 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ulen insan azıcık dik durur. Azıcık savaşkan olur. Güleşmeden daha ayakta pes demez insan. Pes edersen zulmün önü nasıl alınır ulen?

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 221 - Literatür Yayınları.)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 221 - Literatür Yayınları.)
mehmet pak, bir alıntı ekledi.
25 Eki 15:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yoksullarmış ! Yoksullar yoksulları tutar. Siz neye o kavatlardan yana ürüyorsunuz devrilecesiler ?...

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 221 - Literatür Yayınları.)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 221 - Literatür Yayınları.)
mehmet pak, bir alıntı ekledi.
25 Eki 14:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kimin dost, kimin düşman olduğunu bir gün anlarsınız.

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 212 - Literatür Yayınları.)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 212 - Literatür Yayınları.)
mehmet pak, bir alıntı ekledi.
25 Eki 14:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

" Bir ateş vereceksin, yanıp çıkıp gidecek cayır cayır!... Yanıp çıkıp gidecek dürzünün evi ! Içindekilerle!... Ah el kapıları!... Kapansın el kapıları!... Yakacaksın ki, kapansın!... Başka da açılmasın namussuz dünyada! Yokluklar yok olsun! Yok olsun yoksulluklar! İlle de insanın insana kulluğu! "

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 209 - Literatür Yayınları.)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 209 - Literatür Yayınları.)
mehmet pak, bir alıntı ekledi.
25 Eki 14:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Karanlık egemen olur her yere, her eve...

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 197 - Literatür Yayınları.)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 197 - Literatür Yayınları.)
mehmet pak, bir alıntı ekledi.
25 Eki 13:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Zulüm eden bir kez zulmünün cezasını görmedi mi, önü alınmaz.

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 186 - Literatür Yayınları.)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 186 - Literatür Yayınları.)
mehmet pak, bir alıntı ekledi.
25 Eki 13:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Elinde bir çare olmayan analar bu acıya, bu zulme, bu zillete nasıl dayanır ?

Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 185 - Literatür Yayınları.)Yılanların Öcü, Fakir Baykurt (Sayfa 185 - Literatür Yayınları.)