·
Okunma
·
Beğeni
·
37442
Gösterim
Adı:
Pal Sokağı Çocukları
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
235
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815546
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Nemeçek, Boka ve Pal Sokağı'nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte'nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka'nın cesaretine hayran oldu, Nemeçek'in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı. Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları'nın Arsa'sında kocaman çok katlı evler var. Ama ne gam: Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı'ndandır!
(Tanıtım Bülteninden)
235 syf.
·1 günde·10/10
Küçüklüğümde adını sıkça duyduğumuz Pal Sokağı Çocuklarını büyüyünce okumak nasip oldu. Türk soyu ile araştırmalar yaparken Macaristan'a uzandım ve karşıma tekrar bu kitap çıktı. Dedim artık kaçış yok okumam lazım!

Kitabın yazarı Ferenc Molnar bir edebiyat öğretmeni ve eğitim verdiği okuldaki edebiyat köşesinden çıkıyor bu eser. O dönem okulda herkes derginin bir sonrski sayısını merakla bekliyor derken 1907de ilk defa kitap haline geliyor. Ve sonra tüm dünyayı etkisi altına aliyor. 2006 da Macar edebiyatının en önemli üç eserinden biri sayılıp 2007 de Budapeşte de kitapta geçen arsa müze haline geliyor. Macaristana yolum düşerse ilk ziyaret edeceğim yer burası olacak.

Kitap çocuk hikayesi gibi görünse de büyüklerin hayatından herşey var icinde. Gruplaşmalar, dürüstlük, dostluk, kahramanlık vs... Kendi aralarında kurdukları askeri hiyerarşi :) Gayet akıcı giden kitap okuyucuları tek solukta son sayfaya getiriyor.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
235 syf.
·2 günde
Çocukluğunu özleyenlere veya çocukluğuna ait saf duyguları arayanlara özenle duyurulur... Pâl Sokağı Çocukları ‘ ında kendi küçük ama kalbi dünyalardan büyük Nemecsek ‘ in dürüstlüğünü , özverisini , arsası ( arkadaşlarıyla beraber oynadığını , tüm zamanı geçtiği , kaleleri olarak niteliği eşsiz yer) uğruna hayatından olmasını konu ediniyor. Nemescek ve arkadaşları bize insanlık adına çok şeyler anlatıyor ve hatırlatıyor... Kitap çocuk kitabı olarak nitelendiriyor ama 1000k’ da kitabın hakkında bölümüne girdiğim de %29 ile 25-34 yaş arasının en fazla okumuş olduğunu gördüm. Kitapta eleştirebileceğim tek nokta ise çocuklar arasında kendi iç dünyaları da olsa askeri hiyerarşi olması , bu konu birazcık üzdü gibi beni gerçi dönemin şartlarını da düşününce makul de görülebilir belki. Bana göre tüm çocuk/kadın veya erkekler eşittir ve herkes özeldir. Tüm Sevgili Kitapseverlere saygılarımla...
207 syf.
·2 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Pal Sokağı Çocukları kitabını yorumladım:
https://youtu.be/0QsuJ9RyBtA

Daha dün Kitap Ağacı İzmit Kitap Buluşması'nda bir çocuğa "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diye sordum. Bana "YouTuber" dedi. Burada bir sorun var. Bu incelemede bu sorunu çözmeye çalışacağım.

Küçük Prens'in en azından bir gezegeni vardı. Küçük Kara Balık'ın en azından bir göleti vardı. Peki Pal Sokağı Çocukları'nın elinde ne vardı?

Çocukluğumu hatırlıyorum da, kirlenmesini hiç istemediğim yeni alınmış giysilerle, istediğim zaman edinebileceğim renkli oyuncaklarla, televizyondan istediğim zaman izleyebildiğim zevkli çizgi filmlerle doluydu. Pal Sokağı Çocukları'nın ise nedense hiç böyle dertleri yoktu. Onların derdi ebeveynlerinin onları içine attığı yaşam mücadelesinde bütün çocukluklarıyla ayakta durabilmekti.

Kitabı okumuş olanlar az çok Nemençek karakterinin ebeveynlerde bile bulunmayan çocuk cesaretinin nasıl olduğunu, aralarında kurdukları çocukça bir rütbe hiyerarşisinin askeri bir düzenle yönetilen ülkeleri hatırlattığını, üniformalarının içinde kaybolan bedenlerinin bütün savaşlara inat sempatikliğini bilirler. Bu incelemede daha çok bizim sokağın çocuklarıyla Pal Sokağı Çocukları'nın karakterlerini karşılaştıracağım.

Çocukların sokakta oyunlar oynayıp birbirleriyle çocukluklarını geçirebildiği son yılları yakalamıştım. Aslında çocuklar sokaklara, sokaklar da çocuklara aitti. Bir çocuk için en önemli tanışma, oyun ve sosyalleşme mekanı olabilecek sokaklar 21. yüzyılda teknolojik bir evrim geçirmişti. Ebeveynler artık çocuklarını tabletlerdeki ve telefonlardaki sokaklarla başbaşa bırakıyorlardı. Oyunlar dijitalleşmişti ve samimiliğini kaybetmişti. Ama onlar da haklıydı! "Sokak çocukları" söz öbeğinden korkan ve görmezden gelen insanların arasında buna şaşılmamalıydı. Hiçbir ebeveyn çocuğunun "sokak çocuğu" olmasına göz yumamazdı!

Çocukluğum boyunca hiçbir zaman futbol sevdam olmadı. Keza şimdi de olmadığı gibi. Galatasaray'ı tutuyorum ama bakmayın, zenginlikleriyle kendi zenginliklerini doyuranlar ordusu. Bu yüzden de arayışlarıma cevap bulabileceğim, kendi oyun ihtiyacımı karşılayabileceğim verimli bir çocukluk çağım olmadı. Zaten bizim sokağın çocukları akşam ezanında evlerine çağrılan, sokaktan sonra birbirlerini unutup parçacıl hayatlarına devam eden insanlardı. Peki Pal Sokağı Çocukları'nın bizim çocuklardan ne farkı vardı?

Pal Sokağı Çocukları'nın vicdanı, merhameti, içlerinde bitmek bilmeyen dayanışma duygusu, aralarında kurdukları ebeveynlerinin bile beceremediği nitelikteki çocukça sistemleri kıskanılacak nitelikteydi. Milyonlarca ölü çıkarılıp kimsenin kazanmadığı savaşlarda sadece 1 tane şanlı bir ceset çıkarıp aralarındaki bütün sorunları çözebiliyorlardı! Biz, ebeveynler ve yetişkinler olarak çocuklar gibi olmayı hiçbir zaman başaramayacaktık. Yaşımız arttıkça içimizde çocukluğumuza duyduğumuz özlem de doğru orantılı olarak artacaktı.

Eskilerin sokaklarındaki çocuklar ellerindeki milyarlarca liralık teknolojik aletlerle değil, içlerindeki duygu değişimleri, birbirlerine karşı duydukları çocukça özlem ve beraber hissettikleri dayanışma duygusunun getirdiği manevi değerle sevinçlerine karşılık bulurdu. Teknolojiyi yaratan bizler ne kadar onun için köleleşirsek, doğanın içinde en özgür hareket etmesi gereken çocuklar da onun köleleri olarak hayatlarına devam ederdi. Kafka'nın kafesi teknoloji, kuşu ise çocuklar olurdu. Ama ülkenin sokaklarında güven kalmamış olması, ebeveynlerin çocukları artık yanlarında görmek istemesi gibi çağdaş ikilemler, çocukların "herhangi bir sokak çocuğu" ya da "X sokağı çocukları" olması arasındaki ince sınırdı.

Benim çocukluğum kendi adıma herhangi bir sokak çocuğunun hayatı ve Pal Sokağı Çocukları'ndan bir çocuğun hayatı arasında bir yerdeydi. Şu an hiçbir çocukluk arkadaşımın olmaması bu duruma en iyi örnektir. Biz insanlar olarak sokakları ne kadar tehlikeleştirir ve güvensizleştirirsek çocuklarımızı da evlere hapsederiz. Oysaki çocuklar ilk olarak sokaklarla sosyalleşir ve sokaklar da çocuklarla renklenir.

Sokaklarda oyun oynayan çocuk göremezsek, kedilerin korkmayacakları boyda insanlar kalmamış olur artık.

Sokaklarda oyun oynayan çocuk göremezsek, bakkal amcaların yüzü gülmez artık.

Sokaklarda oyun oynayan çocuk göremezsek, Pal Sokağı Çocukları'nın kendilerine kurduğu minik dünyanın benzeri, Küçük Prens'in mütevazı gezegeni, Küçük Kara Balık'ın devrimci vizyonu kalmamış olur artık.

Artık kalmamak için çocuklarımızı ya kitap dünyasının sokaklarıyla tanıştıralım ya da sokaklarımızı tehlikeleştirmemeyi öğrenelim. Biz büyükler olarak bundan başka çaremiz yok.

"Bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." Mustafa Kemal Atatürk

Kitabı bana hediye eden Selman Ç. dostuma çokça teşekkürlerimle.
244 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Hahoo ho! Hahoo ho! Evet doğru okudunuz... Bu parolayla yazıya başlamanın, Pal Sokağı Çocukları'na yakışır olduğunu düşünüyorum. Bu nida onların kendileri arasında bir parola. Birbirlerini bundan tanıyorlar. Kitabı okurken, çocuğa bürünüp okudum ama bitirdiğimde yeniden yetişkin halimdeydim ve gözlerim sızıntı içindeydi. Macaristan'ın yoksul bir semtinde geçen hikayede, bir Pal Sokağı çocukları var, bir de onların ezeli rakipleri Kızıl Gömlekliler. İlk önce bilye savaşıyla başlıyor ardından yürekten bağlı oldukları oynadıkları arsayla. İki grubun kıyasıya mücadelesiyle kazanılacak bir arsa! Oyun oynamak için başka bir yer yok çünkü. Kitabı Hakan Günday'ın sevdikleri arasında görüp, not etmiştim. İyi ki okumuşum diyorum şu an.

Çocuk kitabı olarak adlandırılan romanı, yetişkinlerde çok rahat okuyabilir ve o küçücük, demir karakterli çocuklardan çok şey öğrenebilirler. Janos Boka, Pal sokağı çocuklarının lideri olarak hayran olunası bir çocuk. Hele en küçükleri kahraman Nemecsek, ah Nemecsek üzdün, dağıttın beni. Gereb, yaptıklarına rağmen bile, gözümden düşmedi.Öyle ki, Kızıl Gömleklileri oluşturan çocuklara bile yeri geldi saygı duydum. Çocukluklarına bakmadan, kendilerinden büyük davranış sergilediler. Çoğu büyük insanda arzulayıp, göremediğimiz şeyleri...

Ben bu tarz kitapların, içimizdeki çocuğun okuması gerektiğini düşünürüm her zaman. Bir şeyleri hatırlamak, üzerinde düşünmek iyi geliyor insana. İyilik, dürüstlük, gerçek arkadaşlık, bağlılık. Siz de, Ferenc Molnar'ın bu başyapıtını mutlaka okuyun.
244 syf.
“Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı
Kapımızdan yoğurtçu bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi..
kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik..

Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi
Taksim'den Fatih'e troleybus kalkar
Şişhane’de mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor fakat çok matraktı..

Geceleri bekçimiz gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceplerimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
bir araya gelerek çektirebilecegimiz
bir aile fotoğrafımız vardı..”

İbrahim Sadri’nin bu şiirinde çocukluğundan izlere rastlamayan azdır sanırım. Çocukluk her zaman güzel anılarla yad edilen hayatın hiç bir zorluğunun henüz yaşanmadığı acılardan habersiz geçirilen bir dönem olarak lanse edilir genellikle. Oysa yetişkin olup değer yargılarımıza göz attığımızda bunu şekillendiren olarak çocukluk döneminin azımsanmayacak kadar büyük etkilerinin olduğunu görebiliriz.

Çocukluğumuzdaki olaylar bilinçaltımızın dehlizlerinde yer etmiş ve ileriki dönemlerde onların etkisini göreceğimiz önemli yaşantılardan oluşur aslında.

Çocukluk denilen dönem nasıl harikalar diyarında geçmiyorsa çocuk diye adlandırdıklarımız da mutluluktan havada uçan her zaman mutlu şen şakrak kişiler değildir. Yaşımız ilerlediğinde ise bu gerçeği genellikle unutur onların da en az bir yetişkin kadar üzüntü duyabileceğini acılarının da en az bir yetişkin kadar ağlamaya değer sebepler barındırabileceğini düşünmeyiz.

Pal Sokağı çocuklarında da zamanla unuttuğumuz bu gerçekler hatırlatılıyor. Nemecsek Boka Feri Ats ve diğerlerinin gözünden bir zamanlar küçük olduğumuz ancak öfkelerimizin ve mücadelelerimizin hiç de küçük olmadığı günlere dönüyoruz.

Pal Sokağı çocuklarının heyecanını bu kadar derinden hissedebilmem de doksanlı yıllara ucundan kıyısından da olsa yetişen biri olarak kalabalıklar halinde sokakta oynayarak büyüyen son nesilden olmam belki de. Her ne kadar merkezde cadde üzerindeki bir apartmanda otursak da teknolojiden henüz nasibini almamış çocuklar olarak sokaktan eve girmez, mesken tuttuğumuz anadolu lisesinin bahçesinde türlü maceralar peşinde koşardık.

İlkokul zamanlarımıza rastlayan o dönemlerde favori bir oyunumuz vardı, savaş oyunu. Savaş oyununun sona ermesi bazen haftaları bulurdu. Üyelerinin hiçbir zaman değişmediği iki takım ve onları yöneten başkanlardan oluşan ve düşmanları(?!?) esir etme amacına dayanan nefret damarlarımızı kabartan bir oyundu bu.. Oyun aynı anda grubun kaçıp saklanmasıyla başlar her grup rakip takımın üyelerini ele geçirinceye kadar devam ederdi..

Bizim her ne kadar Pal Sokağı çocukları gibi uğruna savaştığımız arsamız olmasa da en az onlar kadar birbirimize reva gördüğümüz cezalar vardı. Yakalanmama uğruna girdiğimiz inşaatları hatırlayınca ister istemez aklıma gelenler; kollarımızı sürttüğümüz, dizlerimizi yüzdürdüğümüz kaza anları ve yalamak(?!?) suretiyle kanamayı durdurma çabamızın doğal sonucu olarak, düşününce hala ağzıma gelen kan tadı, yakalanmaya ramak kala duyduğumuz heyecan ve bunun sonucunda düşman tarafından kömürlüğe tıkılma korkusu.. Başka alternatiflerse değnek cezası, ellere ip bağlayıp sürüyerek dolaştırma gibi seçeneklerdi.Diğer oyunlarda kardeş gibi olan bizler savaş oyunu sözkonusu olduğunda kendimizden geçer sözde düşmanımıza ’işkence’ ederek bas bas bağırtmaktan zevk alırdık.

Bunlar Pal Sokağı’nın bana hatırlattığı ve tekrar tekrar yaşattığı anılardan bir kısmı.. Bir çocuğun da kendi değerleri olabileceğini ve hatta bunlar uğruna mücadele ederek neleri feda edebileceğini yüzyıl öncesinden sade bir dille aktarmış bize sevgili yazar.Aynı zamanda çocukların kendileri yarattığı bu değerler uğruna nasıl bir savaş verebileceğini, hiyerarşinin intikam duygusunun sadece yetişkinlerin dünyasına özgü olgular olmadığını uygun ortam hazırlandığında onların da ne kadar acımasız olabileceğini hatırlamış oluyoruz.
221 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Beni derinden etkileyen bir kitap.. Şöyle ki, bu duyguyu tarif edecek kelimeleri dahi bulamıyorum. Zaten her zaman bu tür kitaplar beni kendi etkisi altına almıştır. İnsanlar da daima bir imtihan, daima bir sıkıntı, üzüntü, keder vardır fakat bunların küçük çocuklarda olması etkilenilmeyecek şey değil. O küçük çocuklar kendi davası adına ölümü dahi göze alıcak kadar yürekleri büyük insanlar.


Yorgun bir günün sonunda arkadaşla oturmuş çay içerken kitap okuyorduk. O kendi kitabını okuyup gülüyor ben ise kendi kitabımı okuyup ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. En sonunda odadan çıktığımda ağlamaklı halimle diğer arkadaşlarımın beni gördüğü bende de böyle unutulmayacak bir anı bırakan bir kitap.. Ağlamayı sevmeyen de dahil bütün okuyuculara bu kitabı öneriyorum. Öneriyorum ki çocukların da iç dünyasına inelim. Buraya Tolstoy'un bir sözünü bırakıp bitiriyorum;
"Küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği'ne asla giremezsiniz."
244 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ferenc Molnar ,Macaristan’da bir okulda yayınlanmaya başlayan bir gazete için Edebiyat öğretmeninin ondan bir öykü kaleme almasını istediğinde ve Molnar teklifi kabul ettiğinde bölüm bölüm tefrika edilen “Pal Sokağı Çocukları”nın bu kadar yankı uyandıracağını bilmiyordu.

Kendisi hukuk eğitimi alırken 1.Dünya Savaşı patlak vermiş ve bu sayede Galiçya Cephesinde savaş muhabirliği yapma imkanı bulmuştur.
Pal Sokağını yazdığı dönem Avusturya-Macaristan İmp. da içerisinde bulunduğu, savaşın ayak seslerinin duyulduğu zamanlardı. Yazar adeta kendi vatan sevgisini , vatanı için yapmak istediklerini , aidiyet duygusunu ,olmak istediği veya olamayacağı tüm yönlerini yazdığı öyküde Nemecsek üzerinde şekillendirmiştir.
Gelelim kitaba.

Taş binalarla çevrili Budapeşte’nin çocuklarının ellerinde kalan son iki oyun merkezinde kurdukları iki vatan ele alınıyor. Bu iki vatandan birinin sahibi Pal Sokağı Çocukları ve vatanlarının adı Arsa. Diğerleri ise Taş Binaların arasına sıkıştırılmış küçük parklardan birine sığınan Kızıl Gömlekliler. Kızıl Gömlekliler maddi durumu Pal Sokağı Çocuklarından daha iyi olan bir grup lise öğrencisini kapsıyor.
İki grupta da mükemmel bir askeri nizam hakim. Her iki grubunda başkomutanı , subayları, yüzbaşıları ve sürekli emir verdikleri küçük erleri var. Pal Sokağı Çocuklarının eri Nemecsek. Arsadaki bu teşkilatlanma kurulduğundan beri -“Macun Biriktirme Derneği”- Nemecsek ve arsada bulunan köpek er olarak çalışma yürütüyor. Aklınıza gelebilecek her türlü işi Nemecsek’e yaptırmak akranlarının hoşuna gidiyor ve Nemecsek gün gelip de erlik rütbesinin artık yükseltilmesi gerektiğini söylediğinde hiç de sanıldığı gibi masum olmayan çocukların reddiyle karşılaşıyor. Çünkü her zaman emir verilecek birine ihtiyaç duyduklarını ve bu görev için çelimsiz ve küçük Nemecsek’in uygun olduğu konusunda hemfikirler.
Ancak kitabın devamında bu çelimsiz ve küçük er Nemecsek’ten bir adanmışlığın , dostluğun, vatan sevgisinin ne demek olduğunu çok büyük bir sınavdan ve büyük bir sonuçtan geçerek ödeyecekler.

Bu sınav, zengin grubun oluşturduğu Kızıl Gömleklilerin , Pal Sokağı Çocuklarının arsasına izinsiz girerek , top oynayacak bir sahaya sahip olmamaları gerekçesiyle Arsa’ya sahip olmak için savaş ilan edeceklerini bildirmesiyle başlar.

Her savaşta hainler olur. Hayattaki savaşta , kendimizle olan savaşta kimi zamanda böyle cephelerin birbiriyle olduğu savaşlarda… İçimizdeki hainlere nasıl yaklaşmalı? Nemecsek ve Boka’dan büyük bir ders burada bizi bekliyor olacak.

Ya da saygı duymak nedir? Erdem sahibi olmak , düşmana , nefret ettiğine , yeri geldiğinde her türlü pisliği yapmaya çekinmeyeceğin insan karşında saygılı olmak. O insanın tek bir hareketiyle tüm rütbeleri unutup onu saymak …
Tüm bu değerleri bize liseye yeni başlayan 13 – 14 yaşındaki çocuklar öğretecekler.

Ya da kanunların nasıl işlenmesi gerektiğini, haklarımızı nasıl savunmamız gerektiğini , yeri geldiğinde bizden yükseğe de haksızlık karşısında sesimizi çıkartmamız gerektiğini , sonu işkence de olsa karşı çıkabilmeyi bu ayakları yaşıtlarından da küçük olan , ufacık, şarışın bir çocuk öğretecek bize.

Çocuklara aidiyet kavramının , dostluk ve sevginin açıklamasını yapmak ; bu soyut kavramları açıklamak zor olabilir. Bu gibi durumlarda bu tarz kitaplar yardımımıza koşacaktır. Elbette bu sadece bir çocuk kitabı değildir. Kahramanlar da çocuk değildir , en azından kişilikleri , oluşturdukları kimlikleri onları çocukluktan soyutlamıştır. Kimi zaman onları bir göz yaşından bile mahrum eder. Büyümüş çocuklardır onlar.
Nemecsek’ten herkesin öğrenmesi gereken bir takım erdemler olduğunu tüm okuyanlar görecektir. Çocukların dünyası çoğu zaman yetişkinler daha gerçek. Biz ambalajlar etrafında bazı şeyleri artık göremiyoruz , belki bu kitapla birlikte gözlerimiz bir nebze olsun açılır. Bu arada bu kitabın bir çok okulda okutulmasının da zorunlu olduğunu biliyor muydunuz? Söyledim, artık biliyorsunuz.
Bana bu kitabın incelemesini ve çocuklar üzerindeki etkilerini araştırmamı isteyen bölüm hocama çok teşekkür ediyorum. Göğsümde kapanmayan bir yara , Nemecsek , seni unutmayacağım.
235 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Kitabın yazarı olan Ferenc Molnar bir edebiyat öğretmeni olmakla beraber okulundaki edebiyat köşesinden çıkıyor bu eser. Önceleri dergi halinde çıkarken kitap haline alıyor. tabi tüm dünyada yankı uyandırıyor.

Kitap çocuk kitabı gibi görünsede aslında büyüklere hitap eden ve hayata dair ne varsa içinde mevcut. Çocukların kendi aralarında kurdukları bir askeri hiyerarşi bir gruplaşma, dostluk, kahramanlık hikayelerini biz büyüklere ders niteliğinde barındırıyor.
235 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitabı bitirdikten sonra boğazda oluşan düğüm ve ardından gelen ağlama isteği...

Çok özel bir kitap okudum. Çocuk kitabı kategorisinde olmasına rağmen, içinde barındırdıkları ders niteliğinde olan eser; oyun oynadıkları arsa uğruna savaşan bir grup çocuğun hikayesini konu alıyor. Çocukların gözünden dostluğun ne kadar güzel bir şey olduğunu görüyoruz. Kitapta beni en çok etkileyen karakter tahminimce, okuyan tüm okurları etkileyen; sarışın minik Nemescek oldu.
Uğruna çok şey kaybettikleri Pâl Sokağı Çocukları'nın arsasında şimdi çok katlı evler var. Keyifli okumalar.
235 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İçindeki çocuğu büyütmeyenlere
Büyütmek istemeyenlere
Çocuk kalanlara ..

Kitabı bitirdikten sonra boğazda oluşan
o düğümün tarifsiz hissi ...
.
Anında onlardan oldum ..
Sürekli benide aranıza alın Pal sokağı çocukları!
Bende katılayim
Er olayım ama sizle olayım demek geldi içimden hep ..
Küçücük bedeniyle koskocaman Nemeçek beni mahvettin gerçekten beni üzdün o kalbinin güzelliği ,merhametin ,cesaretin korkusuzlugun neydi öyle ve diğerleri ..
İçimizdeki uyuyan tüm güzel duyguları harekete geçirmeye and mi içtiniz siz ..
.
Söyleyecek çok fazla sözümün olmadığı nadide kitaplardan biri oldun. Okuduğum kitabı tekrar okuma huyum yoktur ama seni defalarca okuyabilirim ..
İçerik hakkında çok fazla bilgi vermek istemiyorum çünkü büyüsü bozuluyor kendiniz okuyun
Kendiniz yaşayin
Ve kendiniz hissedin ..
.
Öğrenecek ders çıkaracak çok şey var burda..
Okuyun okutturun
Kitapla kalın
Güzel okumalar diliyorum

Ve onların arasından olup Generalleri Bika'nın sözüyle bitirmek istiyorum..

Gerçekten, şu yaşam nasıl bir şey ki hepimiz onun, durmadan savaşan, bazen üzüntülü, bazen neşeli hizmetçileriyiz!"
134 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sonlara geldiğimde boğazım düğümlendi. Küçük adamların, toprak için verdikleri "ciddi savaş" sadece oyun oynamak içindi. Kitap iade-i itibarın ancak iş işten geçtikten sonra verildiğini, çocuk dünyasında da bu gerçeğin değişmediğini anlatıyor. Duygulu ve çocuklara bakış açımıza ciddiyet getiren bir kitap.

Çocuk kitabı olduğundan belki, biraz zorlanarak hafif de sıkılarak okudum ama son çeyrek akıcıydı. Tabi bu akıcılık acıklı bir örgü içinde yazılmış. Çocuklar için güzel bir hikaye. Bizler için de hoş satırlar.
221 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu incelemeye başladığımda cümlelerimi defalarca silip silip yeniden yazdim çünkü bu kitabı anlatacak doğru cümleleri bulmakta zorlaniyorum. Sanki yazdığım cümleler bu kitap icin devede kulak.
Şimdi geçip giden yıllara bakiyorum kaç kere denk geldim bu kitaba bazen zamanim olmadi bazen de elimde başka kitap olduğu icin sıra gelmedi ama burdan tanıştığım bir okur sayesinde basladim kendisi bana önerdi ben de herkese öneriyorum umarim en kısa zamanda okursunuz....
"Güzel kokulu rüzgârla birlikte müzik sınıfa gelivermişti. Otomatik piyanodan neşeli bir Macar müziği yükseliyordu."
Ferenc Molnar
Sayfa 17 - Yapı Kredi Yayınları
" İnsanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini anlamak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti. "
Ah Nemeçsek, seni aptal çocuk... Kazanma ihtimalin sıfıra yakın işte, kaçsana, kaçıp gitsene sen de, kendini kurtarsana... Aklını Nemeçsek, aklını kullansana...
“ Sevgili anıları üzerinde düşünebilir, belki de o anılar için ağlayabilirdi de, tabii gözlerinden yaş akarsa ... “
Ferenc Molnar
Sayfa 232 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pal Sokağı Çocukları
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
235
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815546
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Nemeçek, Boka ve Pal Sokağı'nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte'nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka'nın cesaretine hayran oldu, Nemeçek'in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı. Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları'nın Arsa'sında kocaman çok katlı evler var. Ama ne gam: Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı'ndandır!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5.828 okur

  • Umutcan Turan
  • Dila
  • Ömer
  • Ezel Gökcen
  • Alelade
  • Yusuf Teke
  • Egemen
  • Ayşenur Baltaş
  • sibyl vane
  • Merve Karadogu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%10.8
18-24 Yaş
%28.2
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%18.1
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.2
Erkek
%30.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.4 (699)
9
%22.4 (408)
8
%18 (327)
7
%6.3 (114)
6
%1.9 (35)
5
%1.1 (20)
4
%0.3 (5)
3
%0.1 (2)
2
%0.1 (1)
1
%0.2 (4)

Kitabın sıralamaları