Adı:
Pal Sokağı Çocukları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815546
Kitabın türü:
Çeviri:
Tarık Demirkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Pal Sokağı Çocukları
Pal Sokağı Çocukları
Nemeçek, Boka ve Pal Sokağı'nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte'nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka'nın cesaretine hayran oldu, Nemeçek'in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı. Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları'nın Arsa'sında kocaman çok katlı evler var. Ama ne gam: Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı'ndandır!
(Tanıtım Bülteninden)
Çocukluğunu özleyenlere veya çocukluğuna ait saf duyguları arayanlara özenle duyurulur... Pâl Sokağı Çocukları ‘ ında kendi küçük ama kalbi dünyalardan büyük Nemecsek ‘ in dürüstlüğünü , özverisini , arsası ( arkadaşlarıyla beraber oynadığını , tüm zamanı geçtiği , kaleleri olarak niteliği eşsiz yer) uğruna hayatından olmasını konu ediniyor. Nemescek ve arkadaşları bize insanlık adına çok şeyler anlatıyor ve hatırlatıyor... Kitap çocuk kitabı olarak nitelendiriyor ama 1000k’ da kitabın hakkında bölümüne girdiğim de %29 ile 25-34 yaş arasının en fazla okumuş olduğunu gördüm. Kitapta eleştirebileceğim tek nokta ise çocuklar arasında kendi iç dünyaları da olsa askeri hiyerarşi olması , bu konu birazcık üzdü gibi beni gerçi dönemin şartlarını da düşününce makul de görülebilir belki. Bana göre tüm çocuk/kadın veya erkekler eşittir ve herkes özeldir. Tüm Sevgili Kitapseverlere saygılarımla...
“Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı
Kapımızdan yoğurtçu bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi..
kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik..

Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi
Taksim'den Fatih'e troleybus kalkar
Şişhane’de mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor fakat çok matraktı..

Geceleri bekçimiz gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceplerimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
bir araya gelerek çektirebilecegimiz
bir aile fotoğrafımız vardı..”

İbrahim Sadri’nin bu şiirinde çocukluğundan izlere rastlamayan azdır sanırım. Çocukluk her zaman güzel anılarla yad edilen hayatın hiç bir zorluğunun henüz yaşanmadığı acılardan habersiz geçirilen bir dönem olarak lanse edilir genellikle. Oysa yetişkin olup değer yargılarımıza göz attığımızda bunu şekillendiren olarak çocukluk döneminin azımsanmayacak kadar büyük etkilerinin olduğunu görebiliriz.

Çocukluğumuzdaki olaylar bilinçaltımızın dehlizlerinde yer etmiş ve ileriki dönemlerde onların etkisini göreceğimiz önemli yaşantılardan oluşur aslında.

Çocukluk denilen dönem nasıl harikalar diyarında geçmiyorsa çocuk diye adlandırdıklarımız da mutluluktan havada uçan her zaman mutlu şen şakrak kişiler değildir. Yaşımız ilerlediğinde ise bu gerçeği genellikle unutur onların da en az bir yetişkin kadar üzüntü duyabileceğini acılarının da en az bir yetişkin kadar ağlamaya değer sebepler barındırabileceğini düşünmeyiz.

Pal Sokağı çocuklarında da zamanla unuttuğumuz bu gerçekler hatırlatılıyor. Nemecsek Boka Feri Ats ve diğerlerinin gözünden bir zamanlar küçük olduğumuz ancak öfkelerimizin ve mücadelelerimizin hiç de küçük olmadığı günlere dönüyoruz.

Pal Sokağı çocuklarının heyecanını bu kadar derinden hissedebilmem de doksanlı yıllara ucundan kıyısından da olsa yetişen biri olarak kalabalıklar halinde sokakta oynayarak büyüyen son nesilden olmam belki de. Her ne kadar merkezde cadde üzerindeki bir apartmanda otursak da teknolojiden henüz nasibini almamış çocuklar olarak sokaktan eve girmez, mesken tuttuğumuz anadolu lisesinin bahçesinde türlü maceralar peşinde koşardık.

İlkokul zamanlarımıza rastlayan o dönemlerde favori bir oyunumuz vardı, savaş oyunu. Savaş oyununun sona ermesi bazen haftaları bulurdu. Üyelerinin hiçbir zaman değişmediği iki takım ve onları yöneten başkanlardan oluşan ve düşmanları(?!?) esir etme amacına dayanan nefret damarlarımızı kabartan bir oyundu bu.. Oyun aynı anda grubun kaçıp saklanmasıyla başlar her grup rakip takımın üyelerini ele geçirinceye kadar devam ederdi..

Bizim her ne kadar Pal Sokağı çocukları gibi uğruna savaştığımız arsamız olmasa da en az onlar kadar birbirimize reva gördüğümüz cezalar vardı. Yakalanmama
uğruna girdiğimiz inşaatları hatırlayınca ister istemez aklıma gelenler; kollarımızı sürttüğümüz, dizlerimizi yüzdürdüğümüz kaza anları ve yalamak(?!?) suretiyle kanamayı durdurma çabamızın doğal sonucu olarak, düşününce hala ağzıma gelen kan tadı, yakalanmaya ramak kala duyduğumuz heyecan ve bunun sonucunda düşman tarafından kömürlüğe tıkılma korkusu.. Başka alternatiflerse değnek cezası, ellere ip bağlayıp sürüyerek dolaştırma gibi seçeneklerdi.Diğer oyunlarda kardeş gibi olan bizler savaş oyunu sözkonusu olduğunda kendimizden geçer sözde düşmanımıza ’işkence’ ederek bas bas bağırtmaktan zevk alırdık.

Bunlar Pal Sokağı’nın bana hatırlattığı ve tekrar tekrar yaşattığı anılardan bir kısmı.. Bir çocuğun da kendi değerleri olabileceğini ve hatta bunlar uğruna mücadele ederek neleri feda edebileceğini yüzyıl öncesinden sade bir dille aktarmış bize sevgili yazar.Aynı zamanda çocukların kendileri yarattığı bu değerler uğruna nasıl bir savaş verebileceğini, hiyerarşinin intikam duygusunun sadece yetişkinlerin dünyasına özgü olgular olmadığını uygun ortam hazırlandığında onların da ne kadar acımasız olabileceğini hatırlamış oluyoruz.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.241 Oy)18.979 beğeni43.137 okunma2.975 alıntı182.000 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.536 Oy)9.040 beğeni25.216 okunma1.559 alıntı125.705 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.669 Oy)13.357 beğeni34.357 okunma3.373 alıntı145.340 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.858 Oy)8.808 beğeni26.210 okunma2.640 alıntı114.037 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.631 Oy)5.737 beğeni19.569 okunma835 alıntı100.592 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.509 Oy)8.791 beğeni28.541 okunma817 alıntı138.884 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.231 Oy)9.197 beğeni25.454 okunma1.777 alıntı117.909 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.417 Oy)7.989 beğeni22.651 okunma826 alıntı89.196 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.671 Oy)11.410 beğeni28.385 okunma1.561 alıntı148.887 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.439 Oy)7.837 beğeni21.278 okunma3.972 alıntı128.571 gösterim
Hahoo ho! Hahoo ho! Evet doğru okudunuz... Bu parolayla yazıya başlamanın, Pal Sokağı Çocukları'na yakışır olduğunu düşünüyorum. Bu nida onların kendileri arasında bir parola. Birbirlerini bundan tanıyorlar. Kitabı okurken, çocuğa bürünüp okudum ama bitirdiğimde yeniden yetişkin halimdeydim ve gözlerim sızıntı içindeydi. Macaristan'ın yoksul bir semtinde geçen hikayede, bir Pal Sokağı çocukları var, bir de onların ezeli rakipleri Kızıl Gömlekliler. İlk önce bilye savaşıyla başlıyor ardından yürekten bağlı oldukları oynadıkları arsayla. İki grubun kıyasıya mücadelesiyle kazanılacak bir arsa! Oyun oynamak için başka bir yer yok çünkü. Kitabı Hakan Günday'ın sevdikleri arasında görüp, not etmiştim. İyi ki okumuşum diyorum şu an.

Çocuk kitabı olarak adlandırılan romanı, yetişkinlerde çok rahat okuyabilir ve o küçücük, demir karakterli çocuklardan çok şey öğrenebilirler. Janos Boka, Pal sokağı çocuklarının lideri olarak hayran olunası bir çocuk. Hele en küçükleri kahraman Nemecsek, ah Nemecsek üzdün, dağıttın beni. Gereb, yaptıklarına rağmen bile, gözümden düşmedi.Öyle ki, Kızıl Gömleklileri oluşturan çocuklara bile yeri geldi saygı duydum. Çocukluklarına bakmadan, kendilerinden büyük davranış sergilediler. Çoğu büyük insanda arzulayıp, göremediğimiz şeyleri...

Ben bu tarz kitapların, içimizdeki çocuğun okuması gerektiğini düşünürüm her zaman. Bir şeyleri hatırlamak, üzerinde düşünmek iyi geliyor insana. İyilik, dürüstlük, gerçek arkadaşlık, bağlılık. Siz de, Ferenc Molnar'ın bu başyapıtını mutlaka okuyun.
Ferenc Molnar ,Macaristan’da bir okulda yayınlanmaya başlayan bir gazete için Edebiyat öğretmeninin ondan bir öykü kaleme almasını istediğinde ve Molnar teklifi kabul ettiğinde bölüm bölüm tefrika edilen “Pal Sokağı Çocukları”nın bu kadar yankı uyandıracağını bilmiyordu.

Kendisi hukuk eğitimi alırken 1.Dünya Savaşı patlak vermiş ve bu sayede Galiçya Cephesinde savaş muhabirliği yapma imkanı bulmuştur.
Pal Sokağını yazdığı dönem Avusturya-Macaristan İmp. da içerisinde bulunduğu, savaşın ayak seslerinin duyulduğu zamanlardı. Yazar adeta kendi vatan sevgisini , vatanı için yapmak istediklerini , aidiyet duygusunu ,olmak istediği veya olamayacağı tüm yönlerini yazdığı öyküde Nemecsek üzerinde şekillendirmiştir.
Gelelim kitaba.

Taş binalarla çevrili Budapeşte’nin çocuklarının ellerinde kalan son iki oyun merkezinde kurdukları iki vatan ele alınıyor. Bu iki vatandan birinin sahibi Pal Sokağı Çocukları ve vatanlarının adı Arsa. Diğerleri ise Taş Binaların arasına sıkıştırılmış küçük parklardan birine sığınan Kızıl Gömlekliler. Kızıl Gömlekliler maddi durumu Pal Sokağı Çocuklarından daha iyi olan bir grup lise öğrencisini kapsıyor.
İki grupta da mükemmel bir askeri nizam hakim. Her iki grubunda başkomutanı , subayları, yüzbaşıları ve sürekli emir verdikleri küçük erleri var. Pal Sokağı Çocuklarının eri Nemecsek. Arsadaki bu teşkilatlanma kurulduğundan beri -“Macun Biriktirme Derneği”- Nemecsek ve arsada bulunan köpek er olarak çalışma yürütüyor. Aklınıza gelebilecek her türlü işi Nemecsek’e yaptırmak akranlarının hoşuna gidiyor ve Nemecsek gün gelip de erlik rütbesinin artık yükseltilmesi gerektiğini söylediğinde hiç de sanıldığı gibi masum olmayan çocukların reddiyle karşılaşıyor. Çünkü her zaman emir verilecek birine ihtiyaç duyduklarını ve bu görev için çelimsiz ve küçük Nemecsek’in uygun olduğu konusunda hemfikirler.
Ancak kitabın devamında bu çelimsiz ve küçük er Nemecsek’ten bir adanmışlığın , dostluğun, vatan sevgisinin ne demek olduğunu çok büyük bir sınavdan ve büyük bir sonuçtan geçerek ödeyecekler.

Bu sınav, zengin grubun oluşturduğu Kızıl Gömleklilerin , Pal Sokağı Çocuklarının arsasına izinsiz girerek , top oynayacak bir sahaya sahip olmamaları gerekçesiyle Arsa’ya sahip olmak için savaş ilan edeceklerini bildirmesiyle başlar.

Her savaşta hainler olur. Hayattaki savaşta , kendimizle olan savaşta kimi zamanda böyle cephelerin birbiriyle olduğu savaşlarda… İçimizdeki hainlere nasıl yaklaşmalı? Nemecsek ve Boka’dan büyük bir ders burada bizi bekliyor olacak.

Ya da saygı duymak nedir? Erdem sahibi olmak , düşmana , nefret ettiğine , yeri geldiğinde her türlü pisliği yapmaya çekinmeyeceğin insan karşında saygılı olmak. O insanın tek bir hareketiyle tüm rütbeleri unutup onu saymak …
Tüm bu değerleri bize liseye yeni başlayan 13 – 14 yaşındaki çocuklar öğretecekler.

Ya da kanunların nasıl işlenmesi gerektiğini, haklarımızı nasıl savunmamız gerektiğini , yeri geldiğinde bizden yükseğe de haksızlık karşısında sesimizi çıkartmamız gerektiğini , sonu işkence de olsa karşı çıkabilmeyi bu ayakları yaşıtlarından da küçük olan , ufacık, şarışın bir çocuk öğretecek bize.

Çocuklara aidiyet kavramının , dostluk ve sevginin açıklamasını yapmak ; bu soyut kavramları açıklamak zor olabilir. Bu gibi durumlarda bu tarz kitaplar yardımımıza koşacaktır. Elbette bu sadece bir çocuk kitabı değildir. Kahramanlar da çocuk değildir , en azından kişilikleri , oluşturdukları kimlikleri onları çocukluktan soyutlamıştır. Kimi zaman onları bir göz yaşından bile mahrum eder. Büyümüş çocuklardır onlar.
Nemecsek’ten herkesin öğrenmesi gereken bir takım erdemler olduğunu tüm okuyanlar görecektir. Çocukların dünyası çoğu zaman yetişkinler daha gerçek. Biz ambalajlar etrafında bazı şeyleri artık göremiyoruz , belki bu kitapla birlikte gözlerimiz bir nebze olsun açılır. Bu arada bu kitabın bir çok okulda okutulmasının da zorunlu olduğunu biliyor muydunuz? Söyledim, artık biliyorsunuz.
Bana bu kitabın incelemesini ve çocuklar üzerindeki etkilerini araştırmamı isteyen bölüm hocama çok teşekkür ediyorum. Göğsümde kapanmayan bir yara , Nemecsek , seni unutmayacağım.
Sonlara geldiğimde boğazım düğümlendi. Küçük adamların, toprak için verdikleri "ciddi savaş" sadece oyun oynamak içindi. Kitap iade-i itibarın ancak iş işten geçtikten sonra verildiğini, çocuk dünyasında da bu gerçeğin değişmediğini anlatıyor. Duygulu ve çocuklara bakış açımıza ciddiyet getiren bir kitap.

Çocuk kitabı olduğundan belki, biraz zorlanarak hafif de sıkılarak okudum ama son çeyrek akıcıydı. Tabi bu akıcılık acıklı bir örgü içinde yazılmış. Çocuklar için güzel bir hikaye. Bizler için de hoş satırlar.
Eğlenceli ve bir o kadar hüzünlü bir deneyimdi bunca zaman neden gözardı ettiğimi bilmeden elimin altında tutmuş olmam son derece üzücü :( hani olur da okumak için niyetlenirseniz bilin ki oldukça sarsıcı akabinde bir o kadarda keyifli bir eser. :)
kitap baştan sona tam anlamıyla bir efsane. Yaşları küçük olsa da çok büyük işler başaran küçük çocukların HİKAYESİ... bu kitabı okuduktan sonra kendimi sorgulama ihtiyacı hisetim.
1000k Okurlarından sevgili Özgürlük'ün alıntıları ve incelemesinden sonra kitabı okumaya karar vermiştim.Böylesine güzel bir kitabı okumama vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.

"-Komutanım,burada bir tek ben rütbesiz askerim! Bu böyle olmuyor! Bu orduyu kurduğumuzdan beri,çevremdeki herkes subaylığa terfi etti. Bir ben,bir ben rütbesiz asker kaldım...Herkes bana emir veriyor...ve,ve her şeyi benim yapmam gerekiyor...ve...ve..."
Nemecsek, bu cümleleri kurup ağlamaya başladığında keşke arkadaşlarından biri çıkıp terfi etmesini önerseydi dedim, yada sadece o asker olmasaydı...Sarı saçlı,küçük suratlı,kocaman mavi gözlü Nemescek, kendisi küçük ama yüreği kocaman,merhamet duygusuyla dolu Nemescek, o kadar işledin ki yüreğime başın ne zaman belaya girse ne olur ona bir şey olmasın dedim...En son Uçurtma Avcısında ki Hasan için böylesine üzülmüştüm.
Kitap bir grup çocuğun arsalarını korumalarını anlatırken okuyucuya da çokça ders veriyor...
Pàl Sokağı Çocukları, bir Hakan Günday tavsiyesi. Bu sebeple okudum bu kitabı. Ve beğendimde.

Bundan yüz dokuz yıl önce romanın yazarı Ferenc Molnar'ın edebiyat öğretmeni Kornèl Rupp okulda öğrencileriyle birlikte bir gazete yayımlamaya karar verince, eski öğrencilerinden de destek almaya çalışır. Bir gazeteci ve hikâye yazarı olan Ferenc Molnar'ı bulur, gazete için onun da bir şeyler yazmasını ister. Önce bölüm bölüm yazılan bu hikâye daha sonra bir kitap haline getirilir.

Aslında bu çocukların yaşadığı şeyler gerçek hayatı çok yansıtıyor. Savaşlarımız, kavgalarımız değersiz ve gereksiz.
Hiç öyle kahramanlar şunlarmış, olaylar şöyle ilerliyor, falan demeyeceğim. Diyeceğim tek şey var o da şu, bu kitabı okumak göğsünüzün sağ tarafındaki o et parçası için bir sınav olacak tahminimce. Çoğu test gibi bu sınav da bir başarıyı ölçecek: 21. YY denen ceryandan kalbinizin hâlâ yaş kalıp kalmadığını.
Pal Sokağı Çocukları, iki çocuk grubunun çekişmesini anlatan sürükleyici bir roman. Bu çocuklar arasındaki amansız mücadeleyi anlatırken; bizlere cesareti, dostluğu, sadakati, ihaneti yeniden çocukların temiz dünyasından gösteriyor yazar. Okumanızı tavsiye ediyorum, çocuk sevincini, çocuk hırsını ve çocuk hüznünü duyumsayacaksınız yüreklerinizde.
Nemecek..
Her zaman rüyalarımda gördüğüm o asil ruhlu minik çocuk.Sen benim kahramanımsın.
Kitabı YKY den okuduğumda bir mücadelenin ne kadar asil olabileceğini saygı uyandırabileceğini gördüm. Yetişkinlerin saygısızca hoyratça savurduğu bir erdemler silsilesiydi kitapta çocukların başından geçenler.
Beni derinden etkilemiştir. Ağlatmıştır ve kendim için düşündürmüştür.
“ Sevgili anıları üzerinde düşünebilir, belki de o anılar için ağlayabilirdi de, tabii gözlerinden yaş akarsa ... “
Ferenc Molnar
Sayfa 232 - Yapı Kredi Yayınları
" İnsanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini anlamak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti. "
Ah Nemeçek, seni aptal çocuk... Kazanma ihtimalin sıfıra yakın işte, kaçsana, kaçıp gitsene sen de, kendini kurtarsana... Aklını Nemeçek, aklını kullansana...
" İnsanlar arasında genellikle en budala kişi aynı zamanda en geveze olduğundan, en çok onun sesi duyuluyordu. "
" Dargınlıkla, küskünlükle savaşa gidilir mi? Bu savaşı ancak birbirimizle çok iyi dost olursak kazanabiliriz! "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pal Sokağı Çocukları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815546
Kitabın türü:
Çeviri:
Tarık Demirkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Pal Sokağı Çocukları
Pal Sokağı Çocukları
Nemeçek, Boka ve Pal Sokağı'nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte'nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka'nın cesaretine hayran oldu, Nemeçek'in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı. Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları'nın Arsa'sında kocaman çok katlı evler var. Ama ne gam: Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı'ndandır!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.688 okur

  • Öznur Demir Çeri
  • Kerem Okutan
  • Azra
  • Arzu Metin
  • Şeyda Uğur
  • Zeynep Büyük
  • Ayşe Arslan
  • Adem ÖZDEMIR
  • Kerem Güzel
  • AJDA ERTOK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%10.8
18-24 Yaş
%28.2
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%18.1
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.2
Erkek
%30.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.7 (216)
9
%24.5 (124)
8
%19 (96)
7
%7.7 (39)
6
%2.8 (14)
5
%1.6 (8)
4
%0.4 (2)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0.4 (2)

Kitabın sıralamaları