Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.138
Gösterim
Adı:
Pal Sokağı Çocukları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815546
Kitabın türü:
Çeviri:
Tarık Demirkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Pal Sokağı Çocukları
Pal Sokağı Çocukları
Nemeçek, Boka ve Pal Sokağı'nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte'nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka'nın cesaretine hayran oldu, Nemeçek'in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı. Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları'nın Arsa'sında kocaman çok katlı evler var. Ama ne gam: Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı'ndandır!
(Tanıtım Bülteninden)
Çocukluğunu özleyenlere veya çocukluğuna ait saf duyguları arayanlara özenle duyurulur... Pâl Sokağı Çocukları ‘ ında kendi küçük ama kalbi dünyalardan büyük Nemecsek ‘ in dürüstlüğünü , özverisini , arsası ( arkadaşlarıyla beraber oynadığını , tüm zamanı geçtiği , kaleleri olarak niteliği eşsiz yer) uğruna hayatından olmasını konu ediniyor. Nemescek ve arkadaşları bize insanlık adına çok şeyler anlatıyor ve hatırlatıyor... Kitap çocuk kitabı olarak nitelendiriyor ama 1000k’ da kitabın hakkında bölümüne girdiğim de %29 ile 25-34 yaş arasının en fazla okumuş olduğunu gördüm. Kitapta eleştirebileceğim tek nokta ise çocuklar arasında kendi iç dünyaları da olsa askeri hiyerarşi olması , bu konu birazcık üzdü gibi beni gerçi dönemin şartlarını da düşününce makul de görülebilir belki. Bana göre tüm çocuk/kadın veya erkekler eşittir ve herkes özeldir. Tüm Sevgili Kitapseverlere saygılarımla...
Hahoo ho! Hahoo ho! Evet doğru okudunuz... Bu parolayla yazıya başlamanın, Pal Sokağı Çocukları'na yakışır olduğunu düşünüyorum. Bu nida onların kendileri arasında bir parola. Birbirlerini bundan tanıyorlar. Kitabı okurken, çocuğa bürünüp okudum ama bitirdiğimde yeniden yetişkin halimdeydim ve gözlerim sızıntı içindeydi. Macaristan'ın yoksul bir semtinde geçen hikayede, bir Pal Sokağı çocukları var, bir de onların ezeli rakipleri Kızıl Gömlekliler. İlk önce bilye savaşıyla başlıyor ardından yürekten bağlı oldukları oynadıkları arsayla. İki grubun kıyasıya mücadelesiyle kazanılacak bir arsa! Oyun oynamak için başka bir yer yok çünkü. Kitabı Hakan Günday'ın sevdikleri arasında görüp, not etmiştim. İyi ki okumuşum diyorum şu an.

Çocuk kitabı olarak adlandırılan romanı, yetişkinlerde çok rahat okuyabilir ve o küçücük, demir karakterli çocuklardan çok şey öğrenebilirler. Janos Boka, Pal sokağı çocuklarının lideri olarak hayran olunası bir çocuk. Hele en küçükleri kahraman Nemecsek, ah Nemecsek üzdün, dağıttın beni. Gereb, yaptıklarına rağmen bile, gözümden düşmedi.Öyle ki, Kızıl Gömleklileri oluşturan çocuklara bile yeri geldi saygı duydum. Çocukluklarına bakmadan, kendilerinden büyük davranış sergilediler. Çoğu büyük insanda arzulayıp, göremediğimiz şeyleri...

Ben bu tarz kitapların, içimizdeki çocuğun okuması gerektiğini düşünürüm her zaman. Bir şeyleri hatırlamak, üzerinde düşünmek iyi geliyor insana. İyilik, dürüstlük, gerçek arkadaşlık, bağlılık. Siz de, Ferenc Molnar'ın bu başyapıtını mutlaka okuyun.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.043 Oy)17.420 beğeni39.342 okunma2.090 alıntı164.665 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.975 Oy)12.426 beğeni31.630 okunma2.737 alıntı132.015 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.944 Oy)8.335 beğeni23.147 okunma1.124 alıntı112.352 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.197 Oy)8.110 beğeni23.887 okunma1.875 alıntı101.928 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.232 Oy)5.345 beğeni18.069 okunma687 alıntı91.882 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.813 Oy)8.105 beğeni25.905 okunma618 alıntı126.147 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.120 Oy)10.781 beğeni26.464 okunma1.380 alıntı139.345 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.431 Oy)8.380 beğeni22.737 okunma1.428 alıntı105.052 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.793 Oy)7.329 beğeni20.502 okunma678 alıntı79.124 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.033 Oy)7.298 beğeni19.759 okunma3.148 alıntı116.029 gösterim
“Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı
Kapımızdan yoğurtçu bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi..
kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik..

Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi
Taksim'den Fatih'e troleybus kalkar
Şişhane’de mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor fakat çok matraktı..

Geceleri bekçimiz gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceplerimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
bir araya gelerek çektirebilecegimiz
bir aile fotoğrafımız vardı..”

İbrahim Sadri’nin bu şiirinde çocukluğundan izlere rastlamayan azdır sanırım. Çocukluk her zaman güzel anılarla yad edilen hayatın hiç bir zorluğunun henüz yaşanmadığı acılardan habersiz geçirilen bir dönem olarak lanse edilir genellikle. Oysa yetişkin olup değer yargılarımıza göz attığımızda bunu şekillendiren olarak çocukluk döneminin azımsanmayacak kadar büyük etkilerinin olduğunu görebiliriz.

Çocukluğumuzdaki olaylar bilinçaltımızın dehlizlerinde yer etmiş ve ileriki dönemlerde onların etkisini göreceğimiz önemli yaşantılardan oluşur aslında.

Çocukluk denilen dönem nasıl harikalar diyarında geçmiyorsa çocuk diye adlandırdıklarımız da mutluluktan havada uçan her zaman mutlu şen şakrak kişiler değildir. Yaşımız ilerlediğinde ise bu gerçeği genellikle unutur onların da en az bir yetişkin kadar üzüntü duyabileceğini acılarının da en az bir yetişkin kadar ağlamaya değer sebepler barındırabileceğini düşünmeyiz.

Pal Sokağı çocuklarında da zamanla unuttuğumuz bu gerçekler hatırlatılıyor. Nemecsek Boka Feri Ats ve diğerlerinin gözünden bir zamanlar küçük olduğumuz ancak öfkelerimizin ve mücadelelerimizin hiç de küçük olmadığı günlere dönüyoruz.

Pal Sokağı çocuklarının heyecanını bu kadar derinden hissedebilmem de doksanlı yıllara ucundan kıyısından da olsa yetişen biri olarak kalabalıklar halinde sokakta oynayarak büyüyen son nesilden olmam belki de. Her ne kadar merkezde cadde üzerindeki bir apartmanda otursak da teknolojiden henüz nasibini almamış çocuklar olarak sokaktan eve girmez, mesken tuttuğumuz anadolu lisesinin bahçesinde türlü maceralar peşinde koşardık.

İlkokul zamanlarımıza rastlayan o dönemlerde favori bir oyunumuz vardı, savaş oyunu. Savaş oyununun sona ermesi bazen haftaları bulurdu. Üyelerinin hiçbir zaman değişmediği iki takım ve onları yöneten başkanlardan oluşan ve düşmanları(?) esir etme amacına dayanan nefret damarlarımızı kabartan bir oyundu bu.. Oyun aynı anda grubun kaçıp saklanmasıyla başlar her grup rakip takımın üyelerini ele geçirinceye kadar devam ederdi..

Bizim her ne kadar Pal Sokağı çocukları gibi uğruna savaştığımız arsamız olmasa da en az onlar kadar birbirimize reva gördüğümüz cezalar vardı. Yakalanmama
uğruna girdiğimiz inşaatları hatırlayınca ister istemez aklıma gelenler; kollarımızı sürttüğümüz, dizlerimizi yüzdürdüğümüz kaza anları ve yalamak(?) suretiyle kanamayı durdurma çabamızın doğal sonucu olarak, düşününce hala ağzıma gelen kan tadı, yakalanmaya ramak kala duyduğumuz heyecan ve bunun sonucunda düşman tarafından kömürlüğe tıkılma korkusu.. Başka alternatiflerse değnek cezası, ellere ip bağlayıp sürüyerek dolaştırma gibi seçeneklerdi.Diğer oyunlarda kardeş gibi olan bizler savaş oyunu sözkonusu olduğunda kendimizden geçer sözde düşmanımıza ’işkence’ ederek bas bas bağırtmaktan zevk alırdık.

Bunlar Pal Sokağı’nın bana hatırlattığı ve tekrar tekrar yaşattığı anılardan bir kısmı.. Bir çocuğun da kendi değerleri olabileceğini ve hatta bunlar uğruna mücadele ederek neleri feda edebileceğini yüzyıl öncesinden sade bir dille aktarmış bize sevgili yazar. Aynı zamanda çocukların kendileri yarattığı bu değerler uğruna nasıl bir savaş verebileceğini, hiyerarşinin intikam duygusunun sadece yetişkinlerin dünyasına özgü olgular olmadığını uygun ortam hazırlandığında onların da ne kadar acımasız olabileceğini hatırlamış oluyoruz.
Pal sokağı çocukları olarak bilinen yoksul Boka ve Nemecsek gibi bir grup arkadaşin odun yiginiyla dolu olan ,kendi vatanlari gibi gördükleri oyun mekanlarını ;Feri Ats,Pastor gibi Kırmızı Gomlekliler diye anılan mahallenin zengin çocuklarından kurtarma çabalarını anlatıyor .

Pal Sokağı çocukları adeta yetişkinlerin dünyasının minyaturu olan hiyerarşik düzeni; kendi içlerinde adaletle,birlik,beraberlik ve dayanışma içerisinde ,düzene bağlı kalarak,birbirlerinin haklarını cignemeden ,incitmeden,ihanet etmeden, masumane nasıl saglanabilecegini bizlere ders verircesine zihinlerimize sağlam vuruslar yaparak gösteriyorlar .Günümüzde hala daha savaşlarda cocuklarin ,kadınların nasıl bir muameleye tabi tutulduğunu düşünürsek Pal sokağı çocuklarından öğrenmemiz gereken çok şey var demektir.

Terzi Nemescek gibi sırf yoksulluk yüzünden kendi acisina bile uzulmenin lüks sayıldığı bir dünya düzeninde; kendi egolarını tatmin eden insanların olması , onların acısını görmezden gelmesi nasıl bir bencillikle tanımlanabilir !..

Kitaptaki Boka,Nemescek,Feri Ats gibi karakterlerin insanı duruslarını çok taktir ettim.Kitap beni kendi çocukluğuma götürdü.Anılarım gözümde canlandı .Evimizin tam karşısında genişçe bir arsa vardı.O arsa adeta bizim yuvamizdi.Taşları dairesel belli aralıklarla dizip bir beyzbol topu tahtadan bir çubuk bulduk mu keyfimize diyecek yoktu .En büyük mutluluğumuz o arsada geçirdiğimiz zamanlardı .Hala tadı damağımda.Daha sonra o arsaya kocaman apartmanlar yapılınca hala bile o apartmana ve onu yapanlara karşı içten içe elimde olmadan kızıyorum,soğukluk besliyorum .Çocukluğuma yapılan bir haksızlık gibi geliyor .Yine de çocukluk ne güzelmiş .Küçücük bedenlerimiz bir oyunla mutluluktan havalara ucabiliyordu.Şimdi büyük bedenlerimiz var ama en ufak bir mutluluğu bile sigdiramiyoruz içerisine ...

Son olarak Erdal Demirkiran'in yazısıyla bitirmek istiyorum .

Eminim ki dünyayı çocuklar yönetseydi; ne savaş olurdu, ne kan ne de kavga. Su savaşları yapılırdı belki. En fazla üstümüz ıslanırdı. Kan bulaşmazdı elbiselerine masum insanların. Anneler yine ağlardı belki; ama asla kan ağlayan olmazdı. Dökülenler sevinç ve mutluluk gözyaşları olurdu sadece. Dünyayı çubuk krakerini bölüşmekten çekinmeyen çocuklar yönetseydi, sınırlar olmazdı şimdi. Bir ülkeden bir ülkeye geçerken, vize mize sormazdı kimse birbirine. Onlar büyüklerin göremediklerini görürlerdi bence.

Keyifli okumalar :)
Eğlenceli ve bir o kadar hüzünlü bir deneyimdi bunca zaman neden gözardı ettiğimi bilmeden elimin altında tutmuş olmam son derece üzücü :( hani olur da okumak için niyetlenirseniz bilin ki oldukça sarsıcı akabinde bir o kadarda keyifli bir eser. :)
1000k Okurlarından sevgili Özgürlük'ün alıntıları ve incelemesinden sonra kitabı okumaya karar vermiştim.Böylesine güzel bir kitabı okumama vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.

"-Komutanım,burada bir tek ben rütbesiz askerim! Bu böyle olmuyor! Bu orduyu kurduğumuzdan beri,çevremdeki herkes subaylığa terfi etti. Bir ben,bir ben rütbesiz asker kaldım...Herkes bana emir veriyor...ve,ve her şeyi benim yapmam gerekiyor...ve...ve..."
Nemecsek, bu cümleleri kurup ağlamaya başladığında keşke arkadaşlarından biri çıkıp terfi etmesini önerseydi dedim, yada sadece o asker olmasaydı...Sarı saçlı,küçük suratlı,kocaman mavi gözlü Nemescek, kendisi küçük ama yüreği kocaman,merhamet duygusuyla dolu Nemescek, o kadar işledin ki yüreğime başın ne zaman belaya girse ne olur ona bir şey olmasın dedim...En son Uçurtma Avcısında ki Hasan için böylesine üzülmüştüm.
Kitap bir grup çocuğun arsalarını korumalarını anlatırken okuyucuya da çokça ders veriyor...
Pàl Sokağı Çocukları, bir Hakan Günday tavsiyesi. Bu sebeple okudum bu kitabı. Ve beğendimde.

Bundan yüz dokuz yıl önce romanın yazarı Ferenc Molnar'ın edebiyat öğretmeni Kornèl Rupp okulda öğrencileriyle birlikte bir gazete yayımlamaya karar verince, eski öğrencilerinden de destek almaya çalışır. Bir gazeteci ve hikâye yazarı olan Ferenc Molnar'ı bulur, gazete için onun da bir şeyler yazmasını ister. Önce bölüm bölüm yazılan bu hikâye daha sonra bir kitap haline getirilir.

Aslında bu çocukların yaşadığı şeyler gerçek hayatı çok yansıtıyor. Savaşlarımız, kavgalarımız değersiz ve gereksiz.
kitap baştan sona tam anlamıyla bir efsane. Yaşları küçük olsa da çok büyük işler başaran küçük çocukların HİKAYESİ... bu kitabı okuduktan sonra kendimi sorgulama ihtiyacı hisetim.
Hiç öyle kahramanlar şunlarmış, olaylar şöyle ilerliyor, falan demeyeceğim. Diyeceğim tek şey var o da şu, bu kitabı okumak göğsünüzün sağ tarafındaki o et parçası için bir sınav olacak tahminimce. Çoğu test gibi bu sınav da bir başarıyı ölçecek: 21. YY denen ceryandan kalbinizin hâlâ yaş kalıp kalmadığını.
Nemecek..
Her zaman rüyalarımda gördüğüm o asil ruhlu minik çocuk.Sen benim kahramanımsın.
Kitabı YKY den okuduğumda bir mücadelenin ne kadar asil olabileceğini saygı uyandırabileceğini gördüm. Yetişkinlerin saygısızca hoyratça savurduğu bir erdemler silsilesiydi kitapta çocukların başından geçenler.
Beni derinden etkilemiştir. Ağlatmıştır ve kendim için düşündürmüştür.
Pal Sokağı Çocukları, iki çocuk grubunun çekişmesini anlatan sürükleyici bir roman. Bu çocuklar arasındaki amansız mücadeleyi anlatırken; bizlere cesareti, dostluğu, sadakati, ihaneti yeniden çocukların temiz dünyasından gösteriyor yazar. Okumanızı tavsiye ediyorum, çocuk sevincini, çocuk hırsını ve çocuk hüznünü duyumsayacaksınız yüreklerinizde.
Çocuklar için yazılmış, çocukları anlatan, çocuklara özel kitaplar vardır. Bunların en meşhurları Küçük Prens, Şeker Portakalı gibi kitaplardır. Ferenc Molnar'ın bu eseri ise anlamadığım bir şekilde diğerlerine göre biraz daha kıyıda köşede kalmıştır. Bu eserin farkı, diğer eserler gibi yetişkinlere ya da çocuklara herhangi bir mesaj verme kaygı taşımamasıdır. Sadece çocukların dünyasını anlatmak için yazılmıştır. Aynı zamanda çocukların çok değer verdiği bir şeyi, arsayı, oyun oynadıkları alanı koruma çabasını anlatır.

Pal Sokağı Çocukları çocukken en sevdiğim kitaptı. Bulunca tekrar okudum. Kitap bize çocukların bir hidrojen atomu basitliğindeki hayatlarını anlatır. Karakterlerin yüzde sekseni çocuktur. Kanımca yetişkinler kitaba özellikle alınmamış. Böylece onların ciddiliği ve mantıklı hareketleri çocukların dünyasına girememiş.

Kitapta temel olarak iki farklı mahallenin çocuklarının kendi aralarında çeteleşmesi ve oyun oynayacak alanlarını korumaları için verdikleri mücadele anlatılmaktadır. Çok da kutsal bir mücadeledir bu, onlar için. Çocukken size "Gidin, başka yerde oynayın." diyen amcalar yüzünden sokakta oynayamadığınız zamanlar oldu mu? Eğer olduysa Pal Sokağı çocuklarının bu davasının ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. Boş bulunan her alana bina dikilen mahallelerinde, oyun alanları olan iki bina arasındaki boş arsayı Kızıl Gömlekliler'e kaptırmamaya yeminlidirler. Bu uğurda iki grup da birbirleriyle kıyasıya savaşacaklardır. Neyle mi? Kum bombaları, tahta mızraklar ve teke tek mücadeleyle.

Evet, çok kişiye tek kişi mücadele yasak. Çelme takmak bile yasak. Çocukların mücadelesi çok onurlu. Kitap, çocuk dünyasının en derinlerine ince dokunuşlar yaparak beni benden aldı, çocukluğuma götürdü. Çok saflar. Mesela arsa için mücadele edeceklerini anladıklarında "Uğrunda kavga bile ederiz." diyorlar. Ölüm yoktur onların dünyasında. Yaptıkları mantık dışı hareketlere de sıklıkla değinilmiş. Bir macun derneği var mesela. Derneğin üyeleri, saymanı, başkanı her şeyi var. Amaçları da camlara sürülen macunları toplamak ve macunu kurutmamak. Neden? Bilinmiyor. O macun toplanmalı ve kurumamalı. Derneğin macunu kuruduğu için başkan, başkanlıktan atılıyor, dernek toplantısına katılmayan Nemeçek hain ilan ediliyor, adı dernek defterinde kara listeye küçük harflerle yazılıyor. Ama bu işi öyle ciddi yapıyorlar ki asla "Durun çocuklar, bu yaptığınızın hiçbir mantığı yok." diyemiyorsunuz. Çocuk ciddiliği diye bir şey var sonuçta.

Karakterlere de değinmek istiyorum. Boka, Pal Sokağı çocuklarının en akıllısı, çocukların seçilmiş başkanı, savaşta da generalidir. Diğer çocukların rütbeleri ise değişiyor. Ama aralarında küçük Nemeçek'ten başka er yok. Bu yüzden bütün işleri zavallı Nemeçek'e yüklüyorlar. Ama Nemeçek korkak bir karakterken Kızıl Gömlekliler'le savaştayken bütün hünerlerini ortaya seriyor ve birçok şeyde kendini feda ediyor. Arkadaşlarının güvenini kazanmak, kendini ispatlamak ve arsanın ele geçirilmemesi için yapmadığı şey kalmıyor. Bunun dışında Pastorlar, Lesik, Gereb, Kolnay... Hepsi sıradan çocuk dünyasının sıradan karakterleri...

Kitabın sonu çok acıklı bitiyor. Eğer bir gün bir çocuğum olursa ona ilk tavsiye edeceğim kitaplardan biri olacak. İncelemeyi okuyan sizlere de tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
“ Sevgili anıları üzerinde düşünebilir, belki de o anılar için ağlayabilirdi de, tabii gözlerinden yaş akarsa ... “
Ferenc Molnar
Sayfa 232 - Yapı Kredi Yayınları
" İnsanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini anlamak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti. "
Ah Nemeçek, seni aptal çocuk... Kazanma ihtimalin sıfıra yakın işte, kaçsana, kaçıp gitsene sen de, kendini kurtarsana... Aklını Nemeçek, aklını kullansana...
" İnsanlar arasında genellikle en budala kişi aynı zamanda en geveze olduğundan, en çok onun sesi duyuluyordu. "
" Dargınlıkla, küskünlükle savaşa gidilir mi? Bu savaşı ancak birbirimizle çok iyi dost olursak kazanabiliriz! "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pal Sokağı Çocukları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815546
Kitabın türü:
Çeviri:
Tarık Demirkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Pal Sokağı Çocukları
Pal Sokağı Çocukları
Nemeçek, Boka ve Pal Sokağı'nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte'nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka'nın cesaretine hayran oldu, Nemeçek'in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı. Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları'nın Arsa'sında kocaman çok katlı evler var. Ama ne gam: Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı'ndandır!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.512 okur

  • Gürcan Sert
  • Mehmet Ovayolu
  • Yonca
  • Gizem
  • Tuğba Karaçam
  • Utku yağız
  • MERVE ZOZİK
  • Sevil Uzun
  • Mehmet Kuyumcu
  • Ezren Yeliz Başaran

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%10.8
18-24 Yaş
%28.2
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%18.1
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.2
Erkek
%30.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.5 (184)
9
%26 (115)
8
%19.2 (85)
7
%7.4 (33)
6
%2.7 (12)
5
%1.8 (8)
4
%0.5 (2)
3
%0.2 (1)
2
%0
1
%0.7 (3)

Kitabın sıralamaları