·
Okunma
·
Beğeni
·
8913
Gösterim
Adı:
Cezmi
Baskı tarihi:
2 Eylül 2016
Sayfa sayısı:
325
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059681667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Cezmi, Türk edebiyatının ilk tarihi romanıdır. İki cilt halinde basılması planlanan bu eserin ikinci cildi hiç yazılamamıştır. Cezmi, İran savaşında bir yiğit sipahidir; askerlikte başarılı olduğu kadar usta bir şair ve at binicisidir.

Romanda tarihi karakterlerin özel hayatları hakkında da kesitler içeren eser; vatan kavramının ve vatanseverlik olgusunun altını dolduracak bir üslupla kaleme alınmıştır. Tanzimat edebiyatına ait olan bu eserdeki tiplemeler bu tarzın özelliklerini taşımaktadır.
356 syf.
·4 günde·6/10
Cezmi,temelinde Kanuni'nin oğlu olan II.Selim zamanında yapılan Osmanlı-İran Savaşlarını konu alıyor.Aslında kitabı okumaya başlamadan önce beklentim Cezmi diye birinin çıkıp bu savaşlarda gösterdiği kahramanlıkları anlatmasıydı.Nitekim başlangıçta öyle oldu.Birkaç bölüm dönemin devlet adamları ve ülkelerin siyasetleri hakkında bilgiler vererek ilerlerken tam da beklediğim gibi Cezmi icraatlerine başlamıştı.Sonra Osmanlı için savaşan Kırım şehzadeleri Adil Giray ve Gazi Giray'ın İran'a esir düşmesinden sonra roman bambaşka yerlere gitti.İş Cezmi'den çıkıp Adil Giray merkezli bir saray entrikaları romanına döndü.Ben tarihi romanlarda bu tarz entrikalardan acayip sıkılsam bile yine de keyifle okudum.Beklediğim kurguyu bulamasam da bulduğum kurguyu sevdim diyebilirim.
367 syf.
·8/10
Namık Kemal, nam-ı diğer vatan ve hürriyet kahramanı. Tanzimat döneminin önemli aydını. Mustafa Kemal Atatürk'ün 'hislerinin babası' tanımını yaptığı bir isim. Yani "Namık Kemal" demek, fıkralarla anımsatmak, şuursuzca "Namık Kemal" adını kirletmek, Türkiye'ye ve geçmişe yapılan büyük hakarettir. Namık Kemal gibi büyük bir ismi, hele de hürriyet sevdalısı bir ismi küfür eder gibi bilip bilmeden "Namık Kemal" demek, onu fıkralarla anmak büyük yanlıştır. Öncelikli olarak bunu zihinlere kazımak gerekiyor.

Kitaba gelecek olursak; kitap, özellikle sonlara doğru film gibi akıp gidiyor. Tarihi bir roman olduğu için, tarih üzerinden göndermeler yaparak ilerleniyor. Burada da yazarın tarihi bilgisini görmüş oluyoruz. Bizi, geçmişe götürüyor, 16. yüzyıla, yani tam da Osmanlı-İran rekabetinin yaşandığı, Kırım Hanlığının elden çıkmadığı bir döneme. Kırım Hanlığı da, o dönemlerde Osmanlı Devleti'ne tabî bir devletti. Kitabın yazıldığı dönemlerde Rus Çarlığının elinde, Osmanlı Devleti de, İran da eski gücünde değil. O rekabeti de yok. İki devlet arasında zamanında öyle bir çatışma oluyordu ki; Tebriz vardı örneğin, bir Osmanlı Devleti'nin eline geçerdi, bir de İran'ın. Günümüzde Tebriz, malûm İran'ın elinde ve "Güney Azerbaycan" diye de geçmekte. Türk nüfusu çoğunlukta.

Kitap, dönemine göre oldukça iyi. Hatta günümüzdeki kitaplara da taş çıkarır. Geçmişteki karakter üzerinden, çarpık ilişkiler ağı kuruluyor, aşk ile vatan ikilemi üzerinde kalınıyor. Tarih olsun da, çarpık ilişkiler ağı olmasın, şaşılır. Koskoca üç padişah dönemi görmüş Sokullu Mehmet Paşa vardı, o bile saray içindeki entrikalara kurban gitmişti. Yani bu kitabın içerisinde geçen hikayedeki entrikalar ağı, koskoca bu paşanın suikaste kurban gitmesindeki entrika ağından daha acı değil. Koskoca devleti yönet, entrika yüzünden suikaste kurban gidip canından ol.

Kitap yer yer de sıkıcı oluyor, o da entrikanın sıkıcı hâl alması. Doğaldır, günümüzde bile fazla entrika görelim, bir müddet sonra sıkılıp bırakır gideriz. Neyse ki, kitabı güzelleştiren film gibi yapan bir ilerleyiş söz konusu oldu sona doğru. Ağır ağır giden filmin sonlara doğru açılması ve anlamlı hâle gelmesi gibi oldu. Bir diğer olumsuz taraf ise, kitaba ismini veren karakterin çok fazla rolünün bulunmaması.

Namık Kemal, 48 yaşındaki ömrünü halkı bilinçlendirmek adına gazeteler çıkarıp gazetecilik yapmış, yazarlık yapmış, devlet adamlığı yapmış. İlklere imza atan isimlerden birisi kendisi, sanırım dönemine en büyük damgayı sahnelenen ilk tiyatro eserini yazmasıyla yapmış olsa gerek. Bir tiyatro düşünün, ilk defa yayınlanıyor ve unutmayalım ki, görsel olan şeyler daha çok akılda kalır. Ayrıca o dönemi düşündüğümüzde okuma yazma oranlarının düşüklüğü de söz konusuydu. Haliyle tiyatro oyunun etkisi daha da kendisini belli etmiştir.

"Namık Kemal" diyerek komiklik yaptığını, "Namık Kemal" adı altında fıkra anlattığını sananlar, devrin en büyük aydınlarından ve birçok ismi etkileyen birisine hakaret ettiklerinin farkına varsınlar ve bunun mizah malzemesi olmayacağını anlasınlar.
382 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
16. yüzyılda yaşanan Osmanlı-İran savaşının, Türk askeri Cezmi, Türk ordusuna destek veren Kırım Hanı Adil Giray, İran Şahı'nın kız kardeşi Perihan ve Şah'ın karısı Şehriyar karakterleri üzerinden anlatıldığı bir roman. Savaşın oluşum sebepleri, gelişimi, Osmanlı ve İran Devletlerindeki makam mevki mücadeleleri birçok entrikayla birlikte işleniyor. Eserde İran ve Osmanlı arasındaki mezhep farklılığı ve milliyetçilik üzerine Namık Kemal'in önemli yorumlarını görüyoruz. Yine Kanuni'den sonra bozulan Devlet yönetim anlayışı Namık Kemal tarafından eleştirel boyutta ele alınıyor. Roman, bazen savaş sahnelerinin anlatıldığı sürükleyici bir esere, bazen ikili ilişkiler ve entrikaların ön plana çıktığı pembe bir diziye, bazen Namık Kemal'in araştırma ve incelemelerini ortaya koyduğu bir tarih kitabına, bazen de şiirlerle donatılmış bir kitaba dönüşüyor. Anlayacağınız çok boyutlu, akıcı ve sürükleyici bir eser. Yazdıkları ve söyledikleri sonucu Osmanlı'da sürgünlerin adamı haline gelen Namık Kemal'in, düşünce ve görüşlerini anlamak için de faydalı bir eser olduğunu belirtiyor, iyi okumalar diliyorum.
356 syf.
·7/10
#okudumbitti #NamıkKemal
Türk edebiyatımızın ilk tarihi romanı olarak geçen bu eser tarihi kısmını oldukça iyi yansıtmakla beraber içinde guvenilirlikten,askerlikten ve tabiki aşktan bahsediyor.Aslinda kitabın temelinde cesur yürekli asker Cezminin basından geçenler anlatılsa da bizi eserde cezbeden olay şüphesiz Kırım Hanı Adil Giray ve Iran tahtındaki Perihan'ın aşkı tabi arada kötü kadın Şehriyari da unutmamalı 2.Selim döneminde Osmanlıda geçen birtakım olayları ve Irandaki gelin görümce tahtın arkasından iş çevirmeleri anlatan bunun yanında vatani için canından bile olsa asla milletinden vazgeçmeyen Türk askerini anlatan güzel bir eser.Edebiyatimizdaki yeri büyük,bu kadar geç okumasaydım keşke dediğim bir eser tavsiye ederim
**İyi kalpli olmayan aklı kıt kişiler her zaman ikiyüzlü,karaktersiz olmayı ve ikili oynamayı büyük bir marifet sayarlar. Birbirine zıt olan şeyleri bir arada tutmanın akla ve mantığa uymadığını bir türlü akıl edemezler.Kar ve tipi içinde birtakım izleri görüp de hicbirinin arkasından gelmedikleri halde,bu izlerden hiçbirini kaybetmemek için bir taraftan diğer tarafa koşan yol bilmez yolcular gibi iki yol arasında kararsız kalıp kendilerini harap ederler.**
320 syf.
·7/10
https://caglaninkitapligii.blogspot.com/...ani-uzerine.html?m=1

Tarihî roman alanında yazılmış ilk roman olarak kabul edilen Cezmi, konusunu II. Selim devrinde başlayıp aralıklarla yarım yüzyıl devam eden Osmanlı - İran savaşlarından alır. Eserin girişinde 16. yüzyıl hakkında genel bir bilgi verilir. Bu, Namık Kemâl'in eğitici yönüyle alakalıdır. Ayrıca Namık Kemâl'in hemen hemen birçok eserinde "tarih"ten esinlenmesi, etkisi altında olduğu "romantizm" akımıyla ilgilidir.


Romanın başlangıcındaki bilgi kısmının, romanın akışıyla bir ilgisi yoktur. Bu kısımda ilgimi çeken bazı bilgiler şunlar oldu:


"...Her şey bir yana, 15. yüzyılda Kristof Kolomb (Kolomb, Latin dillerinde güvercin anlamına gelir.) isimli meşhur kâşif, Nuh'un gemisinden karayı bulmaya giden güvercin gibi, ağır tenkitlere kulak asmayarak Amerika'yı keşfetmiştir..."


"...İran'ın o zamanki hükümetine hem maddi hem de manen 'körler dünyası' dense yerindedir..."


"...Çaldıran'a giderken yeniçeriler, Yavuz gibi bir cihan imparatorunun çadırına kurşun bile sıkarak isteksizliklerini ortaya koymuşlardı..."


"...Oldukça varlıklı olan bu devir, hediyeler devri ve büyüklerden birine mutlak bağlılık devriydi..."


Namık Kemâl, eserinde dipnotlar kullanarak da dönemi için bir ilke imza atmıştır. Özellikler romanın girişindeki "bilgi verici" kısımda bolca dipnot bulunur.


Romanın bundan sonraki kısmı oldukça bilindik ve abartılmış bir hikâye. Romana ismini veren Cezmi karakteri, kahramanlıklarıyla ünlenmiş bir kişidir. O, bir gün Adil Giray'la tanışıp arkadaş olur. Ancak Adil Giray ve onun kardeşi İranlılar tarafından esir edilir. İşte bu andan itibaren romanın başkarakteri Adil Giray olur. Romana ismini veren kişi Cezmi olmasına rağmen, onun hikâyesini ve karakterini tam olarak öğrenemeyiz. Namık Kemâl bu romanın devamını yazmayı düşünmüş, ancak yazamamıştır. Romanın devamı yazılsaydı belki de Cezmi'yi daha iyi tanıyabilirdik.


Romanda daha çok Adil Giray ve onun aşk üçgeni anlatılır. Yazar, Adil Giray'ı çok beğendiğini gizlemez ve onun İran tahtını hak ettiğini söyler. Ancak bütün bu olumlu ifadelere rağmen Adil Giray; zaman zaman çok basiretsiz hareket eden, kendisini seven iki kadın arasında kalan, iradesiz bir insandır.


Romanın iki canavarı andıran kadınları Şehriyar ve Perihan -yazar okuyucuya birini iyi, ötekini kötü göstermeye çalışsa da- birbirlerinin kopyasıdırlar. İki karakter de aşkları ve ihtirasları söz konusu olduğunda gözlerini karartırlar. Perihan genç ve güzeldir. Namık Kemâl ondan övgüyle bahseder. Doğal olarak Adil Giray'ın âşık olduğu kişi de Perihan'dır. Şehriyar ise yaşlı ve çirkindir. Namık Kemâl onu masallara özgü bir tarzda tasvir eder. Şehriyar, masallardaki kötü kalpli cadılar kadar çirkindir. Oğlu yaşındaki Adil Giray'a âşık olur ve bu uğurda ona bile nice kötülükler yapar. Namık Kemâl belki de bu hususta Ferhat ile Şirin'in arasına giren Şirin'in ablası Mehmene Hatun'u düşünmüştür.


Bu üçlünün sonu, hepsinin felaketiyle biter. Bu da romantizmin abartılı sonlarına uygundur. Namık Kemâl'in "İntibah" romanında da bu "felaketli son"u görürüz.


Yazarın iki romanı da birbirine benzer. İkisinde de konuşmalar ve hareket azdır, tasvirler öznel ve abartılıdır. Ancak edebiyatımızda bir ilk olması ve dönemin şartları hakkında bilgi vermesi bakımından -görece sıkıcı olsa da- bu romanın okunması taraftarıyım.


BİR NOT:


Namık Kemâl'in, 21 yaşında kendini vurarak öldüren torununun adı da Cezmi'dir. Ali Ekrem Bolayır ona, dedesinin roman kahramanının adını vermiş. Söylenene göre kendinden yaşça büyük olan keman öğretmenine âşık olan Cezmi, intihar etmiştir. Ne kadar doğrudur bilinmez tabi, bu biraz işin magazin kısmı.
356 syf.
·Puan vermedi
Lise ikinci sınıfta okumuştum. Okumuştum da pek bir şey anlamamıştım. Romanlarından ziyade, şiirlerini daha çok severim Namık Kemal' in. Hala da öyle.
356 syf.
·Beğendi·8/10
Namık kemalin bu romanında 16. yy sonlarında osmanlı ve iran arasında yapılan savaşlar, bu savaşlarda türk, tatar askerlerinin gösterdiği başarılar ve cezmi adında kahramanın cesur ve yiğitliği anlatılıyor..
356 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Cezmi çok uzun zaman önce okuduğum bir kitap. Bu kitabı okumadan önce tarihi kitapları sevmezdim ama bu kitap ile beraber tarihi kitaplara olan bakış açımda değişti. Bu yüzden yıllar geçse de Cezmi'nin yeri benim için ayrı olacaktır.
356 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Adil Giray'ın Perihan'ı sevdiği gibi sevmek lazım, Şehniyar'ın Adil Giray'a bağlandığı gibi bağlanmak ve Cezmi'nin Vatan aşkı gibi bir aşk yaşamalı insan.
382 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Cezmi Vatan şairi Namık Kema'in ve Türk edebiyatının ilk tarihi romanı olma özelliğini taşıyor. II.Selim dolayısı ile Şah döneminde, yarattığı kahramanı Cezmi ve onun gözünü budaktan esirgemeyen yiğit ve bir o kadar zeki kimliği ile damakta tat bırakan bir eser. Dolayısı ile günün şartlarında böyle bir eseri ortaya koymanın güçlükleri düşünülünce hem hikaye kurgusu hem tarihi hadiselerin temasları hem de kahramanların yüklendiği anlam daha bir değerli benim için.
356 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Türk edebiyatında ilkleri okumaya karar verdiğim zaman tanıştım Cezmi ile.Tarihi hep merak etmiş ama okurken sıkılmışımdır.Cezmi ile hersey değisti.Artık tarihi romanları zevkle ve heyacanla okumaya basladım.Tarihi, kitabın sayfalarında dolasarak yasamak ve ögrenmek harika.
"Aşkımı size anlatmak için, daha ne yapayım ? Yüreğimi yerinden söküp önünüze mi atayım ?"
İnsan tutsak olduktan sonra, ister sarayda ister zindanda olsun, bence ikisi de birdir..
Namık Kemal
Sayfa 119 - Ema Klasik
Ana sevgisi, bilinir;insanda ne kadar ince duygu varsa, hepsi o sayede gelişir, o sayede daha küçükten eserlerini göstermeye başlar.
Namık Kemal
Sayfa 36 - Ema Klasik

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cezmi
Baskı tarihi:
2 Eylül 2016
Sayfa sayısı:
325
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059681667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Cezmi, Türk edebiyatının ilk tarihi romanıdır. İki cilt halinde basılması planlanan bu eserin ikinci cildi hiç yazılamamıştır. Cezmi, İran savaşında bir yiğit sipahidir; askerlikte başarılı olduğu kadar usta bir şair ve at binicisidir.

Romanda tarihi karakterlerin özel hayatları hakkında da kesitler içeren eser; vatan kavramının ve vatanseverlik olgusunun altını dolduracak bir üslupla kaleme alınmıştır. Tanzimat edebiyatına ait olan bu eserdeki tiplemeler bu tarzın özelliklerini taşımaktadır.

Kitabı okuyanlar 1.268 okur

  • SEDA
  • Betül Seyna Soruç
  • Alperen
  • Zeki Burak Kurt
  • Gamze Aydın
  • Hülya  ÇALI
  • Adem Kaya
  • Kübra Koz
  • Ysf
  • Xuerc

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (3)
9
%0
8
%0.8 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları