Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·320 syf.··
2019 37. kitabı
#kitapyorumu Cezmi - Namık Kemal Türkçe öğretmenliği okuduğum için gördüğüm dersler gereği Türk Edebiyatı'nın eserlerini okuyoruz. İlk tarihi romanımız olan Cezmi ile başladım.Bir kısmını lise zamanında okumuştum. O zamanlar dili daha ağır geliyordu şimdi alıştığım için daha kolay oldu okumam. Türk klasikleri okurken yayınevi seçmede oldukça zorlanıyorum. İş Bankası Yayınları'nın her eseri basmamış olması oldukça üzücü. Mavi Çatı yayınlarıda ufak yazım hataları dışında sadeleştirilmiş metnini gayet iyi buldum. Gelelim kitap içeriğine. Tarihi roman olduğu için başlarda oldukça fazla tarihi bilgiye yer vermişti. Kanuni Sultan Süleyman ,Yavuz Sultan Selim dönemlerine değinmişti özellikle. Kitabın ilk bölümlerde kopukluk vardı sonlara doğru bu kopukluk biraz toparlandı.Osmanlı askeri olan Cezmi ve Kırım hanı olan Adil Giray olmak üzere 2 tane ana karakterden oluşuyor genel olarak. Gençlerin askerlik yönü dışında aynı zamanda ikisi de şairdi.Bu iki gencin yolları kesişir ve arkadaş olurlar. Adil Giray katıldığı bir savaşta İranlılara esir düşer ve onu kendi saraylarına yerleştirirler. Kitabın yarısından sonrası Adil'in esirken yaşadıklarını anlatır. Aynı zamanda olayın içine aşk da girer. Şah'ın karısı Şehriyar ve kız kardeşi Perihan, aynı anda Adil'e aşık olur. İşin içine aşk girince farklı entrikalar ortaya çıkar. Acaba Adil Giray bu esir hayatından kurtulabilecek midir ? Kitap betimleme yönünden oldukça iyiydi. Anlatılan savaşlar detaylı şekilde betimlenmişti. Aynı zamanda Nev'i, Baki ve Fuzuli gibi şairlere değinilip beyitlerine yer verilmişti. #cezmi #namıkkemal #mavicatiyayinlari #esmanurunkutuphanesi
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
Günün eseri: "CEZMİ" İstisnasız herkesin aşina olduğu bir eser... Edebiyat derslerinden bildiğimiz, ilk tarihi roman klişesinin muhatabı... Kimilerinin adını duyduğu, kimilerinin ise "belki" özetini okuduğu ve ne yazık ki, çoğunluğun maalesef okumaktan beri olduğu, tozlu raflarda unutulmuş -tabiri caizse yetim bırakılmış- muhteşem bir eser... "Vatan Şairi" Namık Kemal'in kaleminden süzülmüş, roman tekniği bakımından bir kusur sayılabilecek şekilde -ki, ben buna katılmıyorum- giriş bölümünde dünya ve Osmanlı tarihi hakkında bilgiler veren, 16. yüzyılın puslu atmosferinde yaşayan mert, bir o kadar da şairane bir ruhun hikâyesi... Gerek dönem tasviri, gerek karakter tahlilleri, gerekse de içerdiği bilgi birikimi açısından türünün nefis bir örneği ile karşı karşıyayız... Devlet, hizmet, liyakât ve makam gibi kavramlara yüklediği anlam, cesaret, feraset ve sadakat gibi erdemlere kattığı mana, savaş nedir? Gerekli midir? Zalim kime denir? Mazlum kimdir? gibi sorulara verdiği cevaplarla sizi derin düşüncelere sevkedecek, kendinizi soluksuz bir maceranın içinde bulacaksınız... Dahası, Efresyab'ı, Rüstem'i ve efsanelere konu olmuş nicelerini kıskandıracak kadar maharetli, Fuzulî'ye nazire yazacak kadar yürekli bir adamın (Cezmi) onurlu mücadelesine şahitlik edeceksiniz... Öte yandan, Osmanlı'ya tabi Kırım Hanlığı'nın İran seferine katılıp esir düşen, yakışıklı ve mert şehzadesi Adil Giray'ın, İran şahının kız kardeşi güzeller güzeli Perihan ile alevlenen aşkına ve Adil Giray'ı kimselere yar etmek istemeyen Şehriyar'ın (şahın karısı) ölümcül nefretine tanıklık edecek, entrikalarla dolu İran sarayının karanlık koridorlarında gerilimin doruklarına ulaşacaksınız... Keyifli okumalar...
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
8/10
·320 syf.··
2019 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2019 13:34
Cezmi; Türk edebiyatında tarihî roman türünde kaleme alınmış ilk örneğidir Namık Kemal bu eserini aslında iki cilt olarak planlanmışsa da sadece birinci cildi yazılabilmiştir. Cezmi, Osmanlı İmparatorluğunun Padişahı II. Selim Döneminde İranlılarla yapılan savaşta yer alan vatansever bir asker olan Cezmi’nin, başından geçenleri anlatıyor roman her ne kadar tarihi roman özelliğini taşısa da içinde sürükleyici bir aşk hikâyesi güzel mi güzel şiirleri de bizlere sunmaktan geri kalmıyor Namık Kemal eserinde ciddi anlamda okuyucuya tarihi bir kaynak niteliğinde bilgiler veriyor ve eserdeki bütün şahsiyetleri gerçekte yaşamış kişilerden oluşturmuştur. Eserde ana düşünce olarak romanın ana kahramanı olan Cezmi’yi genç, cesur, vatanını ve milletini her şeyden çok seven bir karakter olarak öne çıkarırken, topluma "herkes vatanı için elinden gelen her şeyi yapmalı, hatta canını bile seve seve vermeli" mesajı vermek ister ve ayrıca eserde Osmanlıcılık ve İslamcılık fikir ülküsü üzerinde de durulmuştur. Türk Edebiyatının en büyük şahsiyetlerinden olan Namık Kemal gibi bir kişilik bazı yazar olduğundan da şüphe duyduğumuz Türk veya yabancı yazarlar kadar değer görmüyor maalesef bu da bizim en büyük ayıbımız İnşallah edebiyatımızda önemli kişiliklere hak ettiği değeri en kısa zamanda veririz. Keyifli okumalar. Top patlasın ateşleri etrafa saçılsın Cennet kapusu can veren ihvâna açılsın Dünyada ne bulduk ki ölümden de kaçılsın Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz Osmanlılarız can verir nâm alırız biz (Namık Kemal-Vatan Şarkısı Şiiri)
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
Cezmi Romanı İncelemesi
9/10
·320 syf.··
2021 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2021 08:55
Cezmi kitabi Türk edebiyatında yazılmış ilk tarihi roman örneğidir. Kitopta cesur bir asker olan Cezmi 'nin 2. Selim döneminde Osmananlı-İran mücadelesinde Osmanlı İmportarluğu icin yaptğı kahramanlıklar anlatılmaktadır. Kitaban iki tane iletisi vardır. Bunlardan birincisi gerekirse vatanımız uğruna canımızı gözümüz kırpmadan vermemiz gerektiğidir. Diğeri ise iki insan birbirini gerçekten seviyorsa bu iki insana hiçbir engelin ayramayaceğıdır. Kitabın ilk sayfalarında fazlaca tarihi betimlemelere yer verilmiş buda okuyucuyu sıkmıştır ve okyucu kitap acaba böylemi bitecek diye düşünmeye başlamıştır. Fakat sonrasında da görüldüğü gibi kitap bu sıkıcılığından kurtulup akıcı bir metin haline gelmiştir. Kitapta Cezmi 'nin hem şair hem de cesur bir asker olması bunun yanında cirit aynamayı çok iyi bilmesi ve ok atmyı iyi bilmesi yazarın Cezmi karakterinde kendini yansıttığını göstermektedir. Yazarın iki tane romanı vardır. Bunlar Cezmi ve ilk edebi roman olan İntibah romanıdır. Yazarın iki eserinde de benzer karekterler bulunmaktadır. Bunlar Perihan ie Dilaşup , Şehriyar ile Mahpeyekerdir. O dönem kullanılan Türkçede çokça Farsça ve Arapça kelime bulunduğu için romanın dili günümüze göre çok sade değildir ama eser Tanzimat Döneminin özelliklerine göre gayet sadedir. Tabiki dilin sade olmaması akıcı olmadığı anlamına gelmemektedir. Eser gayet akıcıdır. Kitabın yazıldğı dönemde Osmanlı İmparatorluğunda toprak kayıpları çoğalmaya başladığı için Osmalı İmparatorluğunda bazı kesim İslam ideolojisi etrafında doğudaki İslam ülkelerini br araya getirme düşüncelerine yöneltmiştir. Bu fikri benimseyenlerden biriside Namık Kemaldır. Namık Kemal İslam birliğinde tek engelin İranda bulunan Şii iktidar olduğunu söylemiş ve bu iktidarın Sünni bir hükümdar ailesine geçmesi
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
Cezmi
Puan vermedi·320 syf.·
2022 6. kitabı
16’ncı yüzyılın sonlarında geçen hikayede Cezmi iyi bir at ustası ve şairdir. 1570 yılındaki İran seferine gönüllü olarak katılır ve ve bu seferde gösterdiği kahramanlıklardan dolayı iyice ünlenir. Yine İran’a düzenlenen başka bir seferde Adil Giray ile tanışır ve dostluk derecesine varan samimiyet kurarlar. Adil Giray bu savaşta İranlılara esir düşer. O esnada İran’ı kör bir şah, onun karışı Şehriyar ve kardeşi Perihan yönetmektedir. Şehriyar ve Perihan’ın Adil Giray’a aşkını, bu aşk içinde Şehriyar’ın ölümcül kıskançlıklarını, Perihan ve Adil Giray’ın birbirlerine olan masum aşklarını ve yine Adil Giray’ın esaretten kurtulup vatanına dönme hayalini anlatan hikaye… Şehriyar, Perihan, Adil Giray ve Adil Giray’ın sadık dostu Cezmi… Her biri aşkları ve şahsi çıkarları için gizli gizli planlar kursalar da hikayenin sonu hiçbirisi için düşündükleri gibi bitmeyecektir. Türk edebiyatının ilk tarihi romanı olan Cezmi herkes tarafından keyifle okunacak bir kitap…
Tarihi Roman
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
Cezmi
Puan vermedi·320 syf.··
2020 21. kitabı
Cezmi, ilk tarihi roman. Namık Kemal'in yazdığı bu kitabı bana 8. sınıfta öğretmenim hediye etmişti. Tarihe ilgim olmadığı için okumamıştım. 8 yıl sonra elime aldığım bu kitap bana aslında o zamanlar ne kaçırdığımı anlatacaktı. Kitap kahramanı Cezmi, bir tımarlı sipahinin oğlu.Kitapta bir babanın oğlunu nasıl yetiştirdiğine tanık oluyorsunuz. Cezmi bir şair ve çok iyi bir asker olarak yetişiyor. Romanda Cezmi şairliği hakkında Fuzuli Bağdat kasidesine nazire yazmaya iddiaya tutuşan bir şair diyebilirim.Eser, sürükleyici bir anlatıma sahip. Beyitlerin çokça bulunduğu, Osmanlı'nın Kanuni ve Sokullu zamanlarında geçen Cezmi' nin devlet makamında yükselişini anlatan güzel bir romandı.Cezminin yükselişinde dost olduğu Adil Giray da romanın önemli bir bölümünü kapsıyor. Osmanlı için savaşan Kırım hanlığının komutanlarından Adil Giray'ın, İran Şah'ının kızkardeşi Perihan ile olan aşkının da anlatıldığı roman, divan edebiyatı ve Osmanlıya ilgisi olan okurlar için birebir. Romanda geçen ve hoşuma giden bir beyit bırakıyorum şuraya:) Muhaberenin ilerleyen safhalarında Derviş Paşa'nın atından düşmesi üzerine Cezmi'nin okuduğu beyit; Serkeşlik etti tevsen-i baht-ı sitîze-kâr Düştü zemîne sâye-i eltâf-ı Girdigâr  (Bâkî). Tarih denilen huysuz ve kavgacı at emre kusurda bulundu. Allah lütfunun gölgesi yere düştü.
Tarih
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 287. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2021 18:02
Bu kitapta Cezminin Adil Giray' ı kurtarmak için uğraşırken başından geçen olaylar ve Adil Giray' ın kadınlar arasındaki paylaşılamayışını okuyacaksınız...
Tarih
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
7/10
·320 syf.··
2019 5. kitabı
caglaninkitapligii.blogspot.com/2019/10/namik-k... Tarihî roman alanında yazılmış ilk roman olarak kabul edilen Cezmi, konusunu II. Selim devrinde başlayıp aralıklarla yarım yüzyıl devam eden Osmanlı - İran savaşlarından alır. Eserin girişinde 16. yüzyıl hakkında genel bir bilgi verilir. Bu, Namık Kemâl'in eğitici yönüyle alakalıdır. Ayrıca Namık Kemâl'in hemen hemen birçok eserinde "tarih"ten esinlenmesi, etkisi altında olduğu "romantizm" akımıyla ilgilidir. Romanın başlangıcındaki bilgi kısmının, romanın akışıyla bir ilgisi yoktur. Bu kısımda ilgimi çeken bazı bilgiler şunlar oldu: "...Her şey bir yana, 15. yüzyılda Kristof Kolomb (Kolomb, Latin dillerinde güvercin anlamına gelir.) isimli meşhur kâşif, Nuh'un gemisinden karayı bulmaya giden güvercin gibi, ağır tenkitlere kulak asmayarak Amerika'yı keşfetmiştir..." "...İran'ın o zamanki hükümetine hem maddi hem de manen 'körler dünyası' dense yerindedir..." "...Çaldıran'a giderken yeniçeriler, Yavuz gibi bir cihan imparatorunun çadırına kurşun bile sıkarak isteksizliklerini ortaya koymuşlardı..." "...Oldukça varlıklı olan bu devir, hediyeler devri ve büyüklerden birine mutlak bağlılık devriydi..." Namık Kemâl, eserinde dipnotlar kullanarak da dönemi için bir ilke imza atmıştır. Özellikler romanın girişindeki "bilgi verici" kısımda bolca dipnot bulunur. Romanın bundan sonraki kısmı oldukça bilindik ve abartılmış bir hikâye. Romana ismini veren Cezmi karakteri, kahramanlıklarıyla ünlenmiş bir kişidir. O, bir gün Adil Giray'la tanışıp arkadaş olur. Ancak Adil Giray ve onun kardeşi İranlılar tarafından esir edilir. İşte bu andan itibaren romanın başkarakteri Adil Giray olur. Romana ismini veren kişi Cezmi olmasına rağmen, onun hikâyesini ve karakterini tam
CezmiNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20125,6bin okunma
8/10
·368 syf.··
2024 39. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2024 14:38
Kitabın giriş kısmında yazar çok kıymetli ve 'böyle tarih anlatıldı da biz mi dinlemedik?' dedirtecek şekilde tarihten olaylar anlatıyor. Namık Kemal'in birçok türde eseri vardır. Eserlerinde vatan, millet kavramlarına çokça yer vermiştir.Cezmi daha çok onun koruyuculuğunu yaptığı Kırım şehzadesi Adil Giray ve İran şahının kızı Perihan'ın aşkı ve Perihan'ın ablası Şehriyar'ın da Adil Giray'a aşık olduğu için çevirdiği oyunları ve bu aşk üçgeni sonunda yaşanan trajediyi anlatıyor.. ....İnsan insanı bilmekle günah mı işlemiş olur?
CezmiNamık Kemal · Rönesans Yayınları · 05,6bin okunma
'' CEZMİ '' NAMIK KEMAL
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2023 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2023 00:00
Kitabın Adı: Cezmi Kitabın Yazarı: Namık Kemal Türü: İlk Tarihi Roman CEZMİ, Şair, roman ve tiyatro yazarı, gazeteci olan Tanzimat Edebiyatı yazarlarından Namık Kemal tarafından yazılmıştır. 1880'de ilk kez basılmıştır. Cezmi’, Namık Kemal’in İntibah’tan sonra kaleme aldığı ikinci romanıdır. Türk edebiyatında tarihi roman türünde yazılmış ilk eser kabul edilir Namık Kemal Cezmi'yi genç, cesur, vatanını ve milletini herkes ve her şeyden çok seven bir vatansever olarak öne çıkarırken, topluma "herkes vatanı için elinden gelen her şeyi yapmalı, hatta canını bile seve seve vermeli" mesajı vermek ister. Olayların döngüsü 16. yüzyılda gerçekleşir. Olaylar, İstanbul’da başlar; ancak büyük bir bölümü İran sarayında geçer. Vatanını ve milletini her şeyden daha çok seven bir vatan severin devleti için yaptıkları ve savaştaki kahramanlıkları anlatılmıştır. Romanında üç devletin tarihi hayatı vardır. Bunlar Osmanlı İmparatorluğu, İran şahlığı ve Kırım hanlığıdır. Romanda II. Selim Dönemi’nde İranlılarla yapılan savaşta yer alan vatansever bir askerin, Cezmi’nin, başından geçenler anlatılır. Cezmi yiğit bir sipahi olduğu kadar, aynı zamanda bilgin bir şairdir. Ciritte, atlı sporda ustadır. Tarihî roman özelliği taşımakla birlikte sürükleyici bir aşk ve tutku romanıdır. ŞAHIS KADROSU: Cezmi: At binmede ve okçulukta son derece uzman olan yiğit bir delikanlıdır. Adil Giray: Şairliğinin yanında asker yaratılışlı bir insandır. Vicdanı temiz, kültürlü ve dindardır. Perihan: İran Safevi Devleti’nin hükümdarı Tahmasp’ın kızıdır. Cesur, son derece güzel ve ahlaklı bir kızdır.
Tarihi Roman
CezmiNamık Kemal · Sis Yayınları · 20155,6bin okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.