Gülnihal

Namık Kemal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·154 syf.··
2023 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2023 10:55
Gülnihal, Türk tiyatrosunun önemli eserlerinden biridir. Osmanlı dönemindeki toplumsal konuları ele alıyor. Gülnihal adındaki genç bir kadının yaşadığı zorlukları ve aşkı anlatan bu kitap Namık Kemal, o dönemin tabularına karşı tutumunu eleştirel ve akıcı bir dille işliyor.
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2024 284. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 21:25
GülnihalGülnihal, Vatan Şairimiz Namık KemalNamık Kemal tarafından 1875'te Gazimağusa'da sürgündeyken yazılmış olan ikinci tiyatro eseridir. Eser, zulme ve zalim insanlara karşı mücadele etme ve intikam alma fikrini işliyor. Gülnihal, Taşrada zalim bir Sancak Beyi olan Kaplan Paşa’nın halka yaptığı zulme karşı yılmadan verdiği mücadelenin öyküsüdür. Eser, Padişah üzerinde etki yapmış ve tiyatro üzerindeki sansürler ağırlaştırılıp denetlenmiştir.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
9/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2018 10:00
Gülnihal okuduğum Namık Kemal kitapları arasında en beğendiğim, en etkileyici ve dikkat çeken tiyatro eseri. Kitapta zâlime karşı koyma, direnme, mücadele anlatılıyor. "Vatan Yahut Silistre" eserini de beğenmiştim, fakat bu kadar düzenli ve özenle hazırlanmış bir eser değildi. Gülnihal'in, tiyatro alanında, Namık Kemal'in ustalık eseri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Beğenmediğim tek yönü ise romantizmin kıvamının ayarlanamaması. Aşk konusu çok basit ve abartılı biçimde anlatılıyor. Bu durumu Namık Kemal'in diğer eserlerinde de görmek mümkün. Yazılanları sahnede oyun olarak izlemek belki bu basitliği azaltacak, seyirciyi daha fazla etkilecektir. Fakat okurken bu duyguları tam olarak alamıyorsunuz. Hep bir şeyler eksik veya fazla oluyor. Namık Kemal yazdığı eserler sonucu birçok kez sürgüne gönderilen yazarlardan biri. Bu sürgünlere sebep olabilecek düşünce ve fikirlerini kitap içerisinde birçok yerde görmek mümkün. Benim dikkatimi en fazla çeken şu sözleridir, "Bu memleket çiftlik midir babadan oğla, kardeşten kardeşe, yeğenden yeğene kalıp duracak?" Gerçekçi ve romantik bir yaklaşımla yazılan; vatan sevgisi, milliyet, hürriyet, aşk konularını içeren bu güzel eseri beğenerek okuyacağınızı umuyorum.
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
7/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2022 13:15
1800 lü yıllarda yazılmış. Güzel akıcı okunaklı bir eser. Tiyatro olarak yazılmış. Aslında okullarımızda konusu oynatilabilirde. Ama biz okullarda sadece kaç matematik çözdü, Türkçe den kaç aldı, diye yarış atları yetiştirmeye çalışıyoruz. Oysaki çocuklarımız bir sporla bir resimle bir tiyatroyla bir müzikle nefes alsalar. Hayata ders ve bilgisayar oyunlarından başka şekillerde de ilgilenebilseler. Maalesef çocuklarımızı heba ediyoruz.
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
HÜZÜNLÜ BİR AŞK
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 13:53
Gülnihal, Namık Kemal’in ikinci tiyatro eseri olup sonu hüzünlü biten romantik bir eserdir. Kısa sürede okuyup bitirebileceğiniz ama içinizde derin bir hüzün bırakacak bir oyun olduğunu bilmenizi isterim...
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
8/10
·154 syf.··
2017 15. kitabı
''Eskiden ne aşklar yaşanırmış.'' ''Bizde aşk mı yaşamışız.'' dedirten ustaca yazılmış bir tiyatro eseri. Gerçekten her karakterin kendine öz sözleri ve yaşananların okuyucuya geçirilmesi açısından takdir edilecek cinsten.Sıkılacağınızı sanmıyorum.
Kültür-Sanat
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
7/10
·154 syf.··
2020 46. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2020 14:52
Mâbud’a şart koşan, zalim, habis, mütegallibe Sancak Bey’i Paşa’nın karşısında el ele olan halk ve bağımsız olabilme isteklerini tetikleyen, onlara fırsat tanıyan Muhtar Bey ve İsmet’in ayrılığı tiyatro eserine konu oluyor. Vermek istediği düşünce kıymetli. Sıkmıyor fakat dimağımda kalıcı olabileceği bir yönü de yok kitabın. Çerez niyetine okunabilir.
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2023 17:22
Kitabı beğendim. Kitap sade ve hemen hemen herkesin anlayabileceği bir dille yazılmış. Olaylar ön planda ve sıkmıyor okuyucuyu. Namık Kemal'in bu eserini çok beğendim.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2021 789. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2021 22:48
Namık KemalNamık Kemal ️ Oturmuş ben ne okudum şimdi diye düşünüyorum. Okudum mu yaşadım mı, ağladım mı, mutlu muyum, tüm hislerim birbirine karıştı. Bazen okuyorum bir yerlerde, bu gece de buna yakalım diye. İşte öyle bir kitap. Sabah bu kitabı seçme nedenim sadece Namık Kemal'in okumadığım bir kitabı olmasıydı. Nereden bilebilirdim ki... Mahvettin beni Gülnihal. Çok şeyler yazılır senin için. Ama benim elimle değil. İsmet hanım ile Muhtar beyin durumu anlatılıyor güya. Ama asıl sevdalı Gülnihal. Onun duruşu sevdası okuttu bu kitabı bana. Yoksa ne İsmet ne Muhtardan bir şey çıkmazdı. Okudukça ciğerlerim dağlandı. Ama sonunda öyle bir ölüşü vardı ki Gülnihal'in, içimi soğuttu. Ölmek ya ölmek. Ne kadar zor bir iş. Ama sevene ne kolay... Sevene derman. Ölürken kavuşmak gibisi var mı dedirtti... Biliyorum. Var böyle insanlar. Dünya böyle sevgilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor... Son sözleri beni mest etti kendime getirdi: "İnsan, dünyada bir kere yaşar. Benim yaradılışımda olan bir kadın da, ömründe bir kere sever..." Böyle sevmeyenlerin yaşıyorum dediği bir dünyada yaşayıp gidiyoruz işte. Kitap boyunca bu şarkıyı dinledim. İsmet'in haline çok üzüldüm belki. Muhtarın sevdiğine zulmüne. İnsanın halini duyuramaması kötü. Haksızlığa ihanete uğraması kötü.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
Puan vermedi·154 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 18:57
Bu aralar Türk klasiklerinden devam ediyorum. Gülnihal, ismi itibariyle daha bireysel bir hikayeyi ele alıyormuş hissiyatı verse de dönemin koşullarını, adalet duygusunu, yolsuzlukları kişi hikayeleri üzerinden değerlendiren bir eser. Sonunda gerçeklerin ortaya çıkması güzel bir şey ama sanırım Türk edebiyatı klasiklerinde sonlarla ilgili tahmin edilebilecek bir şey varsa da o da şudur ki; hikayenin sonunda mutlak bir mutlu son için daimi bir kişinin feda edilmesi ve tabii ki bu da okunurken çok tahmin edilebilir bir durum oluyor. Bu konuda Gülnihal için belki de üzülmek çok mantıklı değildi çünkü o zaten asıl mutluluğu yakaladığını ve ona gittiğini defaatle dile getirdi. Dönemin sorunlarını, toplum normlarını kişiler üzerinden anlatan güzel bir tiyatro eseriydi.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.