Gülnihal

Namık Kemal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 13:23
Tiyatro izlemeden de izliyormuş gibi keyfini sürdüğüm bir Namık Kemal kitabı daha okudum. Tavsiye edeceğim bir eser belki bir gün izleme fırsatı da bulurum.
GülnihalNamık Kemal · Kum Saati Yayınları · 02,397 okunma
Gülnihal
Puan vermedi·149 syf.··
2020 113. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 04:53
İsmet ve Muhtar'ın aşkının ve etrafında gelişen olayların anlatıldığı, Namık Kemal'in mükemmel betimlemeleriyle dolu hoş bir tiyatro eseri. Okurken o güzel diyaloglar içinde kayboldum...
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · Kum Saati Yayınları · 02,397 okunma
10/10
·120 syf.··
2015 3. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2015 15:39
Cümleler çok vurucu fakat tiyatro vari yazıldığı için çok kısa sonuca ulaşılmış ve tam zirveye çıkacakken kursağınızda kalan bir eser. Ama kesinlikle her cümle edebi değer taşımakta kendi içerisinde.
1K Cahil Okurlar
GülnihalNamık Kemal · Kum Saati Yayınları · 02,397 okunma
6/10
·120 syf.··
2010 9. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2010 11:15
Namık Kemal'in "Gülnihal" adlı eseri, Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının ve tiyatrosunun önemli örneklerinden biridir. Beş perdelik bu tiyatro oyunu, 1875 yılında yazarın
GülnihalNamık Kemal · Kum Saati Yayınları · 02,397 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 87. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2020 14:37
Tanzimat döneminin güçlü isimlerinden olan Namık Kemal’in eleştirel bir bakış açısıyla yazdığı tiyatro eseri Gülnihal, her ne kadar tiyatro eseri olsada okuyunca sanki bir roman okuyormuş edası uyandırıyor. Genel içeriği İsmet ile Muhtar’ın aşkını temel almakta ama aslında dönemin toplumsal hak olaylarına da değinmeden geçmiyor. Namık Kemal, bu tiyatro eserinde vatan sevgisi ve milliyetçilik konularına da yer vermiş. Şu cümlesiyle de belirtelim: “Bu memleket çiftlik midir babadan oğula, kardeşten kardeşe, yeğenden yeğene kalıp duracak?” Kitaptaki neredeyse her cümle edebi bir nitelik taşımakla beraber büyük dersler çıkarabileceğimiz, hayata dair asıl gerçekleri hatırlatacak muhteşem repliklere sahip. Direnişi, haksızlığa boyun eğmemeyi, güçlü olmayı ve aşkın en dramatik halini tiyatro perdesi aralığından izlermiş gibi okumak isteyenlere...
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · Kum Saati Yayınları · 02,397 okunma
Gülnihal, bir Namık Kemal tiyatrosu.
8/10
·154 syf.··
2021 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2021 21:05
Namık Kemal hiç okumadığım ama adını çok iyi bildiğim bir kişilik oldu. Özellikle lise edebiyatı bunun için başlı başına bir sebeptir. Adının çokça Galatasaray ile anılması küçükken hafızama daha da
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · Kum Saati Yayınları · 02,397 okunma
7/10
·95 syf.··
2023 4. kitabı
Tanzimat Dönemi büyük yazarlarından biri olan Namık Kemal'in sürgündeyken yazdığı bu piyesi okumaya başlarken çok önyargılı davranmış olsam da kitap bana gereken cevabı verdi. Oldukça sade bir
1K
GülnihalNamık Kemal · Sıradışı Yayıncılık · 02,397 okunma
Puan vermedi·154 syf.··
2023 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2023 10:55
Gülnihal, Türk tiyatrosunun önemli eserlerinden biridir. Osmanlı dönemindeki toplumsal konuları ele alıyor. Gülnihal adındaki genç bir kadının yaşadığı zorlukları ve aşkı anlatan bu kitap Namık Kemal, o dönemin tabularına karşı tutumunu eleştirel ve akıcı bir dille işliyor.
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,397 okunma
Puan vermedi·131 syf.··
Beğendi
·
2023 66. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2023 00:00
Gülnihal serden geçmiş bir dadı. Hanımının ölürken ona emanet ettiği kızı İsmet'in mutluluğu için ölen kocasına verdiği sözü bile unutacak kadar serden geçmiş. Millete kan kusturan Kaplan Paşa'ya oyun oynamayı göze alacak hatta ahalinin çok sevdiği İsmet'in yavuklusu ve Kaplan Paşa'nın akrabası ayrıca da en nefret ettiği kişiyi yani Muhtar'ı zindandan kaçıracak kadar serden geçmiş. Serden geçti, bir zamanların pazar kuşağıydı. Serden geçebilecek kadar bir davanın kutsiyetine inanmak ne güzel bir mutluluk ne güzel bir uğraş. O inanç öyle bir ayaklarınızı yerden keser ki eksik ve yanlış taraflarını bir türlü göremezsiniz tıpkı Leyla'nın kusurlarını göremeyen Mecnun gibi... Gel gör ki kutsiyetlerin hemen hemen hepsinin altında inanları sömürmek, davayı ortaya koyanları ise kutsallaştırmanın yattığını gördükten sonra davaların kusursuzluğuna olan inancımı kaybettim. Din, millet, devlet, siyaset, aşk... uğruna özellikle de başkaları tarafından rehber seçilmiş kişilerin peşinden sorgusuz sualsiz gitmek, mantığıma o kadar aykırı ki gözleri kamaştıran bu pırıl pırıl saf inanca erişeceğimi hiç ama hiç sanmıyorum. Ayaklarınız bir kere yere basmaya görsün, bir daha o büyülü yolculuğun biletlerini sonsuza kadar kaybediyorsunuz. Her yere kendiniz emekleyerek hatta sürünerek gitmek zorunda kalıyorsunuz. Serden geçenlere bin selam... Kesinlikle yatırım tavsiyesidir.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · Karbon Kitaplar · 20182,397 okunma
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2024 284. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 21:25
Gülnihal
Gülnihal
, Vatan Şairimiz
Namık Kemal
Namık Kemal
tarafından 1875'te Gazimağusa'da sürgündeyken yazılmış olan ikinci tiyatro eseridir. Eser, zulme ve zalim insanlara karşı mücadele etme ve intikam alma fikrini işliyor. Gülnihal, Taşrada zalim bir Sancak Beyi olan Kaplan Paşa’nın halka yaptığı zulme karşı yılmadan verdiği mücadelenin öyküsüdür. Eser, Padişah üzerinde etki yapmış ve tiyatro üzerindeki sansürler ağırlaştırılıp denetlenmiştir.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,397 okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.