Gülnihal

Namık Kemal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·128 syf.··
2020 9. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2020 01:15
Gülnihâl, Namık Kemal'in tiyatroları içinde en başarılı olanıdır şüphesiz. Bu muhteşem kitapta Vatan sevgisini, zâlime karşı koymayı, direnmeyi ve mücadeleyi anlatıyor.
1000Kitap
GülnihalNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat · 20192,400 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2021 00:23
Eserin gerçek adı "Raz-ı Dil (Gönüldeki Sır)"dır. Namık Kemal, yöneticinin zulmünü hedef aldığı için sansür tarafından bir kaç önemli parçası çıkarılmış ve yine sansür tarafından "Gülnihal" hâlini almıştır. Eser tanınmayacak hâle gelmiş. Yazarımızın düşüncesi de bu yönde. 5 perdelik bu tiyatro eserinin dili oldukça akıcıdır. Sürükleyici ve gerçek olabilecek olaylarla donanmıştır. Bu tarz eserlere daha çok önem verilmesi kanaatindeyim. Son olarak Namık Kemal'in şu sözü ile bitiyerim; "Bir güzel oyun okumak; oynandığını görmek kadar lezzet vermese bile yine roman okumaktan üstündür. Çünkü oyunda hissiyat daha kuvvetli tasvir olunuyor."
GülnihalNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat · 20192,400 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2022 70. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2022 23:56
Namık Kemal'in okuduğum ikinci kitabı Gülnihal'dir. İsmet ve Muhtar Bey'in muazzam aşkları ve bu aşk karşısında Gülnihal'in muazzam oyunu ile bu aşka engel koyan Kaplan Paşa'ya olan intikamı... Bu intikam aslında bir aşk intikamından çok o halka yapılan zulme karşı alınan bir intikam. Kaplan Paşa yanında bulundurduğu Kara Veli gibi kişiler ile halka zulm etmektedir. Kitap da tüm olaylar muazzam bir şekilde birbirini takip ediyor. Okudukça bırakasınız gelmiyor. Çok güzel bir betimleme ile harmanlanmış bir "Türk klasiğidir." Kusursuz bir eser olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat · 20192,400 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 15. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 07:26
Gülnihal ( Raz-ı Dil), Türk yazar, gazeteci, devlet adamı ve şair Namık Kemal'e ait bir eserdir. Gülnihal, tiyatro türünde yazılmış bir eserdir. 128 sayfadan oluşan eser bir sunuş, tiyatro ile ilgili kısa bir poetika ve beş perdeden ve her perde de birçok meclisi içerisinde barındırır. Yazar, Magosa'da sürgündeyken 1875 yılında bu eseri kaleme almış ancak ilk olarak bu eserin sahnelenmesi 1908 yılını bulmuştur. Eser, istibdat döneminde nasibini almış, zülum ve istibdatı hedef alması yüzünden sansüre uğramıştır. Sansür öncesi Raz-ı Dil(Gönüldeki Sır) adıyla yayımlanan eser sansür sonrası Gülnihal adını almıştır. Bu sansür sonrası eser büyük yara almış ve ilk halinden başka bir hale dönmüştür. Gülnihal; Rumeli'de Osmanlı Devleti'ne bağlı olarak Sancak Beyliği yapan Kaplan Paşa adlı zalim bir yöneticinin halka yaptığı zülumleri ve gelişen olayları anlatır. Kaplan Paşa, halka çokça zülum etmekte, istediğini sebepli sebepsiz öldürmekte, hapse attırmakta, adaleti kendince belirleyen, cani ve katil biridir. Kısaca kötülüğün saf halidir. Kaplan Paşa iktidarlığında tek bir kişi yoktur ki ondan zarar görmesin. Her şeye hükmederken bir tek amca oğlu Muhtar Bey'in halkca sevilmesi onu çileden çıkarmaktadır. Muhtar Bey'e ne kadar kötülük etmek istese de onu tatmin etmez. Kaplan Paşa, Muhtar Bey'i öldürüp ondan kurtulmak için onun en zayıf yanı olan İsmet Hanım'ı kullanarak bu sorunu ortadan kaldırmak ister. İsmet Hanım, hem Kaplan Paşa'nın hem de Muhtar Bey'in amcasının kızıdır. Muhtar Bey ile İsmet Hanım birbirlerini çokça sever ve bunu bilmeyen de yoktur. Bu sebeple Kaplan Paşa İsmet Hanım ile evlenerek Muhtar Bey'den kurtulmak ister. Peki bu isteğine ulaşılabilecek midir? Okuyup görebilirsiniz. Peki bu Gülnihal kim derseniz eğer Gülnihal: İsmet Hanım'ın dadısıdır. Çok
GülnihalNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat · 20192,400 okunma
Karaca ayının 2.betiği (2021 yılında okuduğum 102.betik)
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 102. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2021 22:20
Tanzimat döneminin güçlü isimlerinden olan Namık Kemal’in eleştirel bir bakış açısıyla yazdığı tiyatro eseri Gülnihal, her ne kadar tiyatro eseri olsada okuyunca sanki bir roman okuyormuş edası uyandırıyor. Eleştirisel kitaptaki iktidara karşı olan karışık görüşler ve gerçekten de tarafsız bir şekilde siyasetin, iktidarın, yönetilmenin anlatımı gayet hoşuma gitti. Çıkar ilişkisinin çok insanı sıkmadan ama vurgulanması gerektiği yerde de gayet etkili ve açık bir şekilde anlatılması da güzeldi. Ve özellikle de akraba ilişkilerini gerçek yüzüyle anlatmasını çok sevdim. Yani esere bu yönden bakacak olursam, beğendim. Eserde sevemediğim özelliklere gelecek olursak da şunu söyleyebilirim ki eserin baş karakterlerinin eserin sonunda hafif kalması. Ve eserin isminin çok da eseri çağırıştırmaması da var tabi (aslında yazar, Namık Kemal, bir ters köşe yapmış olabilir ya da ismi basit tutmak ve dikkati tamamen konuya çekmek istemiş de olabilir). Şöyle ki ben, eserin sonunda daha acıklı bir şey bekliyordum. Mesela, çok klişe ama aynı zamanda da akıllara kazınan bir aşk hikayesi, bir ayrılma nedeni falan. Fakat onun yerine ismi eserde çok da geçemeyen ve diğer karakterlere nazaran çok da baskın olmayan Gülnihal çok abes bir şekilde öldü. Açıkçası, bana göre, sonu daha çarpıcı bitebilirdi. Bir de ben, Gülnihal'in sadece orada olmak için olan bir karakter olduğunu düşünüyorum. Mesela Paşo Hanım da öyle. Ve İsmet eserin başından sona o kadar hasta, o kadar zavallı anlatıldı ki o ölecek sanmıştım. İtiraf etmeliyim, daha mantıklı olurdu gibime geliyor. Dizi uyarlamasında dizinin adı Gönüldeki Sır olması çok daha çarpıcı gelir ve izleyicileri ekranlara bağlar. Günümüzde Kaplan, bir kasabanın belediye başkanı olabilirdi. Halktan ondan çekinir. Muhtar rolünde Faruk Barman, İsmet
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · Bilge Kültür Sanat · 20192,400 okunma
7/10
·95 syf.··
2023 4. kitabı
Tanzimat Dönemi büyük yazarlarından biri olan Namık Kemal'in sürgündeyken yazdığı bu piyesi okumaya başlarken çok önyargılı davranmış olsam da kitap bana gereken cevabı verdi. Oldukça sade bir dille yazılmış dönemin özelliklerini muhteva eden gayet hoş bir eser. Eserde gözüme çarpan şey baş kahraman Gülnihal'in yan karakter olan ; Muhtar, Kaplan Paşa ve İsmet'ten daha az yer edinmiş olması. Muhtar'ın baş kahraman olması daha uygun olurdu sanki. Tabii bu yorumu yaparken roman/hikaye bazında yapıyorum. Eserin piyes olduğunu düşününce çok da göze batan bir detay olmuyor. Namık Kemal'i ve dönemi anlamak ve fikir edinmek isteyenler için tavsiye edeceğim bir eser. İncelememi, Gülnihal'den hoşuma giden bir alıntıyla bitirmek istiyorum. " ...İnsan ne aptal bir mahluktur? Herkes kimsenin sağ kalmadığını bilir, yine de kendi öleceğine inanmak istemez. Bari yaşamak ölümden korkmaya değer bir şey olsa... Her lezzeti bir zaruretin karşılanmasından ibaret olan hayatın herkes nesine tutkundur ki? Bu kadar adam gördüm, içlerinden hiç biri dünyadan hoşnut değil! Hiçbiri de dünyadan gitmek istemez! Ne deliliktir! Sanki bir avuç toprağa can vermekle her gördüğünü her istediğini, her düşündüğünü ister. İstediğini elde edemezse bin türlü sıkıntı, çeker. Ederse, onu kazanıncaya kadar yine bin zorluğa katlanır. Bir kuvvete esir etmekte ne lezzet olur ki? Vücudun aslının toprak olduğu meydanda iken toprağa girmekten niye korkar? İnsanın ahirete ağlayarak gittiğine neden şaşıyoruz? Dünyaya da ağlayarak gelmedik mi? Kim bilir, dünya dediğiniz şu mezarlık ne için yaratılmış? Kim bilir! O mezarlığı her zaman birbirinin ölüsünden geçinir nice yüz binlerce yüz bin türlü mahluklarla dolmasındaki hikmet nedir? "
1K
GülnihalNamık Kemal · Sıradışı Yayıncılık · 02,400 okunma
Puan vermedi·154 syf.··
2023 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2023 10:55
Gülnihal, Türk tiyatrosunun önemli eserlerinden biridir. Osmanlı dönemindeki toplumsal konuları ele alıyor. Gülnihal adındaki genç bir kadının yaşadığı zorlukları ve aşkı anlatan bu kitap Namık Kemal, o dönemin tabularına karşı tutumunu eleştirel ve akıcı bir dille işliyor.
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
Puan vermedi·131 syf.··
Beğendi
·
2023 66. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2023 00:00
Gülnihal serden geçmiş bir dadı. Hanımının ölürken ona emanet ettiği kızı İsmet'in mutluluğu için ölen kocasına verdiği sözü bile unutacak kadar serden geçmiş. Millete kan kusturan Kaplan Paşa'ya oyun oynamayı göze alacak hatta ahalinin çok sevdiği İsmet'in yavuklusu ve Kaplan Paşa'nın akrabası ayrıca da en nefret ettiği kişiyi yani Muhtar'ı zindandan kaçıracak kadar serden geçmiş. Serden geçti, bir zamanların pazar kuşağıydı. Serden geçebilecek kadar bir davanın kutsiyetine inanmak ne güzel bir mutluluk ne güzel bir uğraş. O inanç öyle bir ayaklarınızı yerden keser ki eksik ve yanlış taraflarını bir türlü göremezsiniz tıpkı Leyla'nın kusurlarını göremeyen Mecnun gibi... Gel gör ki kutsiyetlerin hemen hemen hepsinin altında inanları sömürmek, davayı ortaya koyanları ise kutsallaştırmanın yattığını gördükten sonra davaların kusursuzluğuna olan inancımı kaybettim. Din, millet, devlet, siyaset, aşk... uğruna özellikle de başkaları tarafından rehber seçilmiş kişilerin peşinden sorgusuz sualsiz gitmek, mantığıma o kadar aykırı ki gözleri kamaştıran bu pırıl pırıl saf inanca erişeceğimi hiç ama hiç sanmıyorum. Ayaklarınız bir kere yere basmaya görsün, bir daha o büyülü yolculuğun biletlerini sonsuza kadar kaybediyorsunuz. Her yere kendiniz emekleyerek hatta sürünerek gitmek zorunda kalıyorsunuz. Serden geçenlere bin selam... Kesinlikle yatırım tavsiyesidir.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · Karbon Kitaplar · 20182,400 okunma
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2024 284. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 21:25
Gülnihal, Vatan Şairimiz Namık Kemal tarafından 1875'te Gazimağusa'da sürgündeyken yazılmış olan ikinci tiyatro eseridir. Eser, zulme ve zalim insanlara karşı mücadele etme ve intikam alma fikrini işliyor. Gülnihal, Taşrada zalim bir Sancak Beyi olan Kaplan Paşa’nın halka yaptığı zulme karşı yılmadan verdiği mücadelenin öyküsüdür. Eser, Padişah üzerinde etki yapmış ve tiyatro üzerindeki sansürler ağırlaştırılıp denetlenmiştir.
Edebiyat
GülnihalNamık Kemal · İlya Yayınları · 20042,400 okunma
7/10
·136 syf.··
2021 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2021 00:00
Namık Kemal’in daha önce yazdığı kitaplarından dolayı ceza alarak hapishanede geçirdiği günlerinde kaleme aldığı tiyatro eserinde yazısıdır. Karakterler genelde aşk , sadakat , intikam gibi duyguları barındırır . Makam ve mal hırsını ve bunun sonuçlarının doğurduğu zararları da işleyen bu kitabı okumanız dileğiyle..
1000Kitap
GülnihalNamık Kemal · Halk Kitabevi · 20162,400 okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.