·
Okunma
·
Beğeni
·
16491
Gösterim
Adı:
Zehra
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099466
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Romanın kahramanı Suphi, romantik, duygusal, sevgidolu, yumuşak kalpli, yakışıklı bir erkektir.

İlk görüşte, varlıklı bir ailenin güzeller güzeli ancak aşırı kıskanç, kaprisli kızı Zehra'ya aşık olur. Zehra ile evlendikten sonra ilk zamanlar gözü karısından başka birini görmeyen Suphi, evlerine hizmetçi olarak gelen ve Zehra'nın güzelliğine gölge düşüren ay parçası Sırrıcemal'in ateşine düşerek, yeni bir aşkın ateşiyle yanmaya başlar. Ve bu ateş, Sırrıcemal tarafından da körüklenmektedir.

Her şeye rağmen çok sevdiği ve bir türlü kopamadığı karısı Zehra ile ateşinde yandığı Sırrıcemal'in arasında tercih yapmakta zorlanan Suphi, ilk zamanlar farkında olmadığı fakat, farkına varınca da bu benim kaderim dediği Rum dilberi Urani'ye de tutulunca artık, çırpındıkça battığı bir aşk batağının içine, iyice gömülür.

Sevdiği kadınların hiçbirinden vazgeçemeyen Suphi, dönüşü olmayan bir yola girdiğinde, sevdiği erkeği paylaşmaktan asla hoşlanmayan bir kadının, kalbindeki sevgisinin yerini birden ölümcül intikam duygularının alacağını hesaba katmamıştı.
208 syf.
‘’ Seni bir serçenin göz yaşı kadar seviyorum diyeceksin bir serçenin göz yaşı kadar mı bilmessin serçeler ağlayınca ölüyo ‘’ 27.07.2015 tarihli bir not düşülmüş ve tarafımdan 2 tl ye bit pazarından alınmış bir kitap.
Bu notun sahibinin ismi de yazıyor, her ne kadar kime hitaben yazdığı belirtilmemiş olsa da.
İnsan bir kitaba niye bir not yazar demek yerine, acaba niye yukarıdaki notu yazar ki? Acaba kitabın konusunu biliyordu da umutsuz bir aşk mıydı yaşananlar? Ya da kıskançlık hezeyanları mı ? Bilemedim ve kafamda da herhangi bir kendimce senaryo oluşturamadım.
Ama bit pazarında gezinirken sağolsun Resul Bulama ın , #47049275 paylaşımı sayesinde aklımın bir yerlerinde kalmış işte hemen satın aldım.
Evet hem de 2 tl ye. Satan da genç bir çocuk, ‘’ abla çöplerden topluyoruz çoğunu ‘’ diye anlatmaya başladığında kitaplar niye çöpe atılır ki üzüntüsü yaşarken yaklaşık on adet daha çöplerden satış tezgahına terfi eden kitaplar , şimdi benim kitaplığımda onlar huzurla okunmayı bekliyorlar ben de merakla.
Kitabı çok büyük bir hevesle okumaya başladım. Eeee Resul Bulama beyin listesi tabii ki hevesimin en önemli vesilesi. Kendisine ayrıca teşekkür ediyorum, bilgilendirici, eğitici ve yönlendirici paylaşımları adına.
Kitabı okumaya başlamadan hakkında bilgi edinmek amacıyla internet sitelerinden biraz da araştırdım.

Yazarının , Zehra alı romanını sağlığında yayımlatma imkanı bulamadığını , ölümünden sonra 1894 yılında Servet-i Fünun dergisinde bölüm bölüm yayınlandığını daha sonra 1896 yılında eski yazı ile kitap halinde , harf inkılabından sonra yeni harflerle de basılarak günümüze kadar birçok yayıncı tarafından birçok kez yayınlanmış olduğunu,
Zehra 'nın yazarın ilk romanı olan ve edebiyatımızda ilk köy romanı olarak kabul edilen Karabibik adlı romanından altı yıl sonra, o yıllarda moda olan Namık Kemal’in etkisi ile popüler olan romantizminden uzaklaşan yazarın, eserlerini gerçekçi bir anlayışla yazdığı , edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman denemesi olarak kabul edildiğini öğrendim.

Zengin ve iyi eğitimli tüccar Şevki’yi canından bezdiren , kendisinden iki yıl sonra doğan kardeşini öldürmeyi göze alacak kadar , güzel ama bir o kadar da geçimsiz , kıskanç Zehra ve tüccar Şevki’nin yanında çalışan babasını küçük yaşta kaybetmiş annesi Münire ile yaşayan Suphi’nin karakter analizleri ile başlıyor kitap.
Eski İstanbul tasviri bir kadar güzel anlatılırken fonda insanın sanat musikisi dinleyesi geliyor. Tüccarın evine giden Suphi, bir anlık tesadüf ile Zehra ile birbirlerini görüyor ve ilk bakışta aşk başlıyor.
Sonra aşıkların evlenmesi ve yaşadıkları ilişkiyi anlatan sayfalar ile devam ediyor.
Buraya kadar normal bir kitap incelemesi ve emin olun bu kadar ciddiyetle yazmak beni öylesine yordu ki bir türlü devamını getiremiyorum.
Okuduğum çoğu romanda kendimden muhakkak bulduğum ve eşleştirdiğim detaylar oluyor ve kendimi ti’ye almadan akıllı bir okur gibi efendi efendi anlatabilmek ise bana bir kaç beden büyük geliyor.
Ya da çoğu kitapta hiç çekinmeden yazdıklarım çoğu kimseye aykırılık olarak yansıyor olsa da benim için müthiş bir terapi vesilesi :)
Zehra kadar güzel olmasam da ehh işte eline yüzüne bakılır sayılırdım. Babam da tüccar ve zengin değildi ama çok anlayışlıdır Allah uzun ömürler versin.
Ne kıskanıldım hatta nasıl bir duygudur hiç öğrenemedim. Biri tarafından sahiplenilmek ,merak edilmek korunmak nedir bilmiyorum artık öğrenme yaşım geldi geçiyor. Kıskançlık hepimizde azıcık da olsa vardır kimse inkar edemez. Hele de sevdiğimiz ise mevzu bahis ama aklını yiyip delirecek, karşındakini bunaltacak düzeyde olmazsa tatlı bir histir hatta.
Nerede kalmıştım ? Evet Zehra kadar güzel, zengin ve kıskanç değildim de yine de başıma geldi. Suphi benzeri bir adamla Zehra’nın yaşadığı olayı ben de yaşadım.
Zehra kadar kırk ayak oyunlarını becerebilecek bir kadın olarak Zehra’nın kayınvalidesinin genç çifte evde yardım etsin diye aldığı aynı Sırrı Cemal gibi genç taze güzeller güzeli ama evime hizmetçi olarak değil de arkadaşım ve meslektaşım olarak gelen hatundan intikam almak hiç aklıma gelmedi. Bende tepkiler planlı programlı olmuyor maalesef. Direk icraat ; vur adamı sakat kalsın kimse yüzüne bakmasın :))
Gerçi çevrenizden ya da yakınlarınızdan birileri yardım talebinde muhakkak bulunuyor. Rahmetli ninem o dönem sağ idi. İkide bir beni telefonla anneme aratıp ‘’ çok iyi bir hoca buldum, okuyup üfleyince kocan sana valla geri dönecek, o kadın büyü yaptırmış büyü, iki gün izin al da gel kızım gidelim şu hocaya’’ diyerek , aldatılan ve boşanmaya kararlı tüm kadınların yaptığı gibi bir taraftan gelinlik fotoğraflarımı kesmek, bir taraftan da hakkım olan sadakatı hocanın bir okuyuşunda bulacağıma inanan ninemin ısrarlarını dinlemek beni çok güldürmüştü.
Öyle entrika dolu bir kadın ki zavallı Zehra, hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını mahvedecek kadar da umarsız. Son pişmanlık neye yarar be Zehra?
Hep inanmışımdır; birisinin canını acıtırsam yaşadığı acı benim suçumdur diye. Hoş gerçi eden bulur denir meşhur bir rivayettir ama ben edenin bulduğuna şahit olamadım. Edilen edildiği ile yaşıyor.
Ne benim sonum Zehra gibi oldu, ne de bana bunları yaşatan adamın? Ohh mis gibi malına mal, kariyerine kariyer ekleyerek birlikteliği devam eden gencecik hatununun sonu Sırrı Cemal gibi olacak . Herkes mutlu mesut hayata devam :)
İşin şakası bir tarafa; hakikatten eden buldu diyelim, konu kim olursa olsun, seneler sonra başına gelen hiç bir felaket mutlu olma sebebim olmayacak biliyorum.
İnsanların yaşadıkları hayal kırıklıkları, benim başıma gelmez depresyonu kendi çabanızla atlatarak " aldırma deli gönlüm giden gitsin sen şarkılar söyle" modunda yaşamayı başarınca bir kaç yıl içinde hele de çocuklarınız varsa geçiyor geçmek zorunda çünkü , tüm hayat reaksiyonlarınız onların sağlıklı , mutlu ve huzurlu olmaları için işliyor.
Kötü bir adamdan , adam olmayı öğrenmek zorunda kalmayan çocuklarınızı kendi başınıza yetiştirebildiğiniz için sizin de ömrünüz huzurlu , mutlu ve gururlu geçiyor.
Kitabın çöpten alınma sebebi midir yoksa zamanında iyi korunamamış olmasından mıdır nedir son üç sayfası eksikti. Bitirdikten sonra ne oldu acaba diye merakımdan bir de gidip yenisini aldım da sonunu öğrendim.
Okumanızı tavsiye ediyorum şiddetle. Zehra’nın bünyesinde var olan kıskançlığından kaynaklı bastırmadığı intikam duygusunu, yaptığı onca şeyden sonra Suphi’nin başına gelenleri, güzelliğinin sonunu hazırladığının farkında olmayan ettiğini bulan Sırrı Cemal’i hele de tüm yaşanılan sonların aktristi Urani’yi okurken kendinizde olmasa da çevrenizde , duyduklarınızdan, şahit olduklarınızdan benzer hisleri yeniden yaşayacaksınız.
Keyifli okumalar diliyorum.
133 syf.
·2 günde·9/10
Kitabımız babasının ne yaparsa yapsın huylarını, kıskançlıklarını ,öfkesini dindiremediği kızı Zehra'nın Suphiyle olan aşkıyla başlıyor. Zehra'nın babası Şevket, kızının evlilikle hırçınlığının kaybolacağını düşündüğünden Suphiyle evlenmesine razı olur. Zehra'nın Suphiye olan aşkıyla tüm kötü huyları yok olur. Her şey güzel giderken eve gelen Sırrıcemal adındaki güzel cariye Zehra'nın kıskançlıklarını yeniden ortaya çıkarır. Bir süre sonra Sırrıcemal'e aşık olan Suphi her geçen gün karısından daha da uzaklaşmaya başlar. Olanlara dayanamayan Zehra büyük planlar yaparak Suphi'den intikam almak ister. Bunlar sonucunda da Suphi maddi ve manevî olarak çöker.
Öncelikle edebiyatımızda önemli olan bu eseri herkes mutlaka okumalı. Bunların yanında Nabizade Nazım'ın okuduğum ilk kitabı olan bu eser (sinirlendiğim bir çok bölüm olsa da) akıcılığı ve olay örgüsüyle dikkat çekiciydi. Ben kitabı sevdim. Sizlere de tavsiye ederim. :)))))
171 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Zehra romanı Türk Edebiyatında ilk psikolojik roman olma özelliği taşımaktadır. Naturalizm ve realizmin etkisiyle yazılan bu roman, Tanzimat edebiyatından Servet - i Fünun edebiyatına geçişte önemli bir köprü niteliğindedir. Romanda Zehra' nın kıskançlık ve Suphi' nin serüvenleri reailst bir şekilde anlatılıp; İstanbul' da bulunan pek çok mekana yer verilmiştir.
Romanın içeriğine geçecek olursak kitabın en başlarında Suphi Zehra' ya karşı içten ve samimi duygular içersinde olup onunla ilgili hayallere dalmakta nerdeyse her gün onu düşünmektedir. Zehra da Suphi ' ye karşı aynı duyguları hissetmektedir. Evlendiklerinde birbirlerine olan sevgisi, Zehra nın kıskançlık ve psikolojik durumlarına rağmen devam eder, ta ki Suphi' nin Sırrı Cemal' e ilgi duyduğunu fark ettiği zamana kadar. Sırrı Cemal de ona aynı duyguları hissedince Zehra ile olan evliliğin son günleri yaklaşıp evlilikleri sona ermiştir. Sırrı Cemal ile ayrı eve taşınan Suphi en başta onu da çok sevse de aklı bazen Zehra da kalıp onu da düşünür. Urani' yle tanışınca bu sefer de Suphi Sırrı Cemal' den uzaklaşır. Uraniyle yaşayınca işte asıl sorunlar o zaman başlar..
Aslında roman kadınların ( Her zaman olduğu gibi) duygularının etkisinde kalıp erkeklere olan bağlılığını,sadakatini,sevgisini ve onlar yüzünden yaşadıkları psikolojik sorunları anlatsa da,(bana göre) erkeklerin onların bu durumlarını aslında önemsemeyip kendi zevk ve sefalarına devam ettiğini, gönülleri çok geniş olunca her kadına yer ayırıp bir kadına bile bağlı olmadıklarını gösterir. (İstisnalar olabilir belki)
Kısacası bu roman hem psikolojik sorunları anlatıp, erkeklere güvenilmemesi gerektiğini anlatan kanıt niteliğinde bir eserdir. Nabizade Nazım tüm duyguları çok açık ve gerçekçi bir şekilde anlamıştır.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Zehra; sevmenin ve sevilmenin kıymetini bilmeyen, elindekini de yitirenlerin romanıdır bana göre. Özellikle erkek karakterin, iradesiz oluşu ve kendine rüzgarda savrulan yaprak misali bir yaşantıyı seçmiş olması romandan çıkarabilecek en önemli derslerin başında gelir. Ayrıca kadın karakterlerin de aşk ve evlilik ilişkilerinde bir dengesizlik olmasının, onları yaşamları boyunca mutsuzluğa götüreceği belirtilmektedir.
Zehra, bireyin sağlıksız ve iradesiz duygularının hem kendisine hem de çevresindekilere zarar vereceğinin kanıtı olarak, okunması gereken bir eser olarak ele alınmalıdır.
155 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Nabizade Nazım henüz genç yaşta(31) kemik veremi hastalığından vefat eden bir yazarımızdır.Ruhu şad olsun!
Türk Edebiyatındaki ilk psikolojik roman olarak bilinen Zehra'nın konusu "kıskançlık ve intikam"dır.

BURADAN SONRASI KİTAP İÇERİĞİ İLE İLGİLİDİR!

Suphi gayet kibarca büyümüş,genç,yakışıklı bir delikanlıdır.Babası bir kaç sene evvel vefat etmişse de Münire Hanım henüz sağdır.Münire asil bir ailenin kızı olup gençliğinin en coşkulu zamanlarını Arnavutluk'ta geçirmiştir.Akrabasından biri olan Kadri'yle evlenmiştir.
Babası sağlığında Suphi'yi,Şevket Efendi adında namuslu ve zengin bir tüccarın yanına katip olarak sokar.Şevket Efendi'nin Zehra adında bir kızı vardır ve bu kız kıskanç,ahlaki olarak kötülüğe meyillidir.
Şevket Efendi Suphi'de ruhi değişimler sezmektedir.Bunun aşk olduğuna emindir.Bir gün onu işleri tamamlamak için evine çağırmıştır.Suphi işlerden sıkılınca dışarıya bakmış,orada bulunan Zehra'ya tutulmuştur.Zehra'da ona tutulmuştur.Şevket Bey bu durumu sezinlemiş.İkisini evlendirmiştir.Kızının kıskançlığının böylece geçebileciğini mutlu ve mesut olacağını düşünmektedir.
Boğaziçi'nin R. köyündeki yalıya taşınmışlardır.Suphi'nin annesi bir gün onlara gitmiş yanında da onlara yardımcı olması için bir cariye getirmiştir.Cariyenin ismi Sırrıcemal'dir.Sırrıcemal Kafkas asıllı bedenen güzel bir kızdır.Zehra'nın kıskançlığının hedefi olan bu kız,hiçbir şey yapmadığı halde hakaretlere uğramaktaydi.Suphi ise ilk başta zavallı olarak görmekteyken kızı beğenmeye sevmeye başlamıştır.
Zehra ile Sırrıcemal zaman geçtikçe birbirini yemeye başlamış kavgalar gürültüler evde hiç eksik olmazdı.Bu arada Sırrıcemal ile Suphi birbirlerine aşklarını itiraf etmişlerdi.
Suphi bir kaçış planı olarak farklı bir ev tutmuş.Sırrıcemal'le birlikte yaşamaya başlamıştır.
Zehra ise Suphi'yi onun elinden almak için çeşitli planlar yapar.İlk olarak iz sürücü Habibe Molla'yı bulur.Onların her yaptıklarını öğrenir.İkincisi onlara ders vermek için fahişe bir kadın bulur.Ona para verip Suphi'yi ayartmasını ister.Bu kadının ismi Urani'dir.
Urani görevini başarıyla tamamlar,Suphi'yi ayartır.Soyup soğana çevirir.Her istediğini aldirtır.Bu arada Suphi,Sırrıcemal'ide unutur,eve uğramaz.Fahişe kadınla günü gün eder.Sırrıcemal buna dayanamaz intihar eder.
Suphi'nin parasını yiyen Urani,parası kalmayınca onu def eder.Suphi dilenci gibi dolaşmaya başlar.Tulumbacılık yapar,mahallelerde serseri serseri dolaşmaya başlar.
Bir gün Urani'yi başka bir adamla görünce ikisini birlikte öldürür.Polisler Suphi'yi yakalar.Ancak delil yetersizliğinden onu Trablusgarp'a sürgün eder.
ZEHRA HERKESTEN İNTİKAM ALMIŞTIR yada böyle düşünmektedir.Çünkü hâla Suphi'yi sevmektedir.En sonunda o da yataklara düşer ve ölür.
208 syf.
Zehra zengin bir ailenin kızıdır. Küçük yaşta annesini yitirir. Sevgi ve şefkatten yoksun kalır. Bu yüzden sinirli, kıskanç ve biraz da huysuzdur. Büyüyünce, babası onu iş yerinde katip olarak çalıştırığı Suphi ile evlendirir.(Severek evlenirler) Sonra eski huyları depreşir. Eşini herkesten kıskanır. Bu kıskançlık Suphiyi çileden çıkartmaktadır. Suphinin annesi ev hizmetleri için yardımcı olması için genç ve güzel bir cariye alır bu durum Zehrayı daha da çekilmez hale getirir.

Cariyenin adı Sırrıcemal'dir. Zehradan daha güzel ve daha gençtir.

Zehranın huyunun bunalan Suphi, Sırrıcemalden hoşlanmaya, ve âşık olmaya başlar.
Zehra babasının vefatından sonra tek ve yalnız kalır.
Suphi'de Sırrıcemal'i alarak başka bir eve taşınarak Zehra'dan boşanır. Zehra bu durumdan sonra intikam atesiyle yanmaktadır.
Suphi Zehra'ya ihanet etmiş ve bu yetmezmiş gibi, Sırrıcemale'de ihanet etmesi; onun karakterinin Zehra'nın hırçın tavırlarına göre değiştiğinin en güzel kanıtı.
Zehra intikam alma çabalarına girer fakat o intikamı kendisinden mi yoksa Suph'den mi aldı orası okuyucuya kalmış. Zehra'nın intikamında rol oynayan Ürani ile Suphi'nin birlikte yaşaması sonucu, suçu hala Suphi harici herkeste arayan bir karakterdir.
Suphi'nin 3 farklı kadına olan aşkı ve hepsi için bir diğerini terk etmesi. Ve bu ilişkiler felaketle ölümle sonuçlanır.
Kıskançlığın doğurabileceği felaketleri çok iyi anlatmış.

Türk edebiyatının ilk psikoloji romanı olmasına rağmen, sürükleyici, akıcı ve güzel buldum.
Psikoloji sevenler için tavsiye ederim.
Keyifli okumalar ^ ^
144 syf.
·10/10
Kitap genel olarak Zehra karakterinin kıskançlığı ve intikam duygusu çerçevesinde incelense de her bir karakterin böyle üstünde durularak böyle güzel psikolojik tahlillerinin yapılması, karakterlerin yaşadıkları hisleri bizlere böylesine geçirebilmesine hayran oldum.

Zehra ve Suphi birbirlerine aşık olarak evlenirler lakin Zehra’nın babası kızının huyunu kıskançlığını bildiğinden hep korkar, kardeşini bile kıskanan bir genç kızın evliliğinde hiçbir zaman mutlu olamayacağını düşünür. Başlarda kendini göstermese de sonradan evdeki çalışan kıza karşı Suphi’den şüphelenen Zehra içine düştüğü kıskançlık halleriyle Suphi’nin aklına sokar kızı. Ama suçu Zehra’da bulmamak gerek bu kadar şıpsevdi olamaz bir insan tüm okuma boyunca nefret ettim Suphi’den...

Olaylar Zehra’nın intikam aşkı, Suphi’nin aşka aşık olmasıyla devam eder evet aşka aşık olması çünkü Suphi sevmek ne demek bilmiyor çok seviliyor ama değer bilmiyor. Zehra ise ne sevmeyi biliyor ne sevilmeyi...
208 syf.
·Beğendi
Kitabı okuduktan sonra ki hayat felsefem; nerde bir Suphi varsa Allah ıslah etsin :))
Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir Türk Klasiği. Okumanızı tavsiye ederim :)
208 syf.
·3 günde·6/10
İlkleri okumayı seviyorum.bu kitapta türk edebiyatının ilk psikolojik romanidir. Kitap bana göre cok akıcı değildi yazar aynı olayı uzattikca uzattı zehrayla suphinin evliligiyle başlayıp zehranin kıskançlıkları suphinin aç gozlulugu diyecegim cnku karakter bende o izlenimi bıraktı bu sebeplerle ilişki bitti ve Suphi evin hizmetkarı sirricemalla yeni bir evliliğe yol aldı. Ne yazık ki bu seruvende kısa sürdü. Zehranin intikamiyla karakterlerin tüm hayatı ellerinden gitti beklendik bi sondu olması gereken bumuydu tartışılır ama roman konu itibariyle hakkını vermiş .
208 syf.
·6 günde
Çok sürükleyici olmakla beraber, okuyanın psikoljisini bozan. Sinirlerini altüst eden bir romandı. Ama her şeye rağmen okurun elinden bırakamayacağı ve okuma esnasında kendisininde intikam düşünceleri kuracağı bir roman. Okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap =)))
143 syf.
·3 günde·7/10
Tanzimat dönemi yazarlarından olan Nabızade Nazım, dizginlenemeyen duyguların nasıl felaketlere yol açabileceğini ve ölümün her şeyi önemsiz hale getirdiğini merak uyandırıcı olmakla beraber sıradan bir konuyla ele almış.Romandaki çevre betimlemeleri bana pek anlaşılır gelmedi ve beni sıktı ama kişi tasvir ve tahlilleri tadındaydı. Başlarda dili akıcı olmayıp ortalara doğru akıcı bir hal aldı. Eskileri seven biri olarak kitabı genel olarak beğendim. İlk psikolojik roman denemesi olması, Osmanlı zamanından olması ve kısa olması sebebiyle iyiki okumuş oldum. Güzeldi.Pişman değilim gene olsa gene okurum :) :) Allah Suphi'nin nefsini Zehra'nın intikam hırsını kimseye vermesin.Sevgiler.
208 syf.
Eseri eklemeyi unutmuşum. Birkaç cümle edeyim hakkında. :)
.
Zehrâ... 'Ay gibi parlak yüzlü' demektir. Eserde de öyle lakin o parlak sûretin yaradılışında bir huy hâsıl ki sormayın. Soğukkanlı bir yangı ile "kıskançlık." Olmazları olduran bir kıskançlık diyor Nabizâde Nâzım. Fakat okuyucunun gözüne iliştirilen o tespiti sevemedim zira hiçbir karakterin masum olmadığı yani taraf tutamadığınız bir Tanzimat eseri bence...Suphi karakteri bu denli basit ve alelâde olmasaydı diye hayıflanıyor; Suphi'yi yakasından tutup silkelemek istiyorsunuz. Romanımızın gelişmeye adımlar attığı şu dönemde bu eserin en baskın yönü, romanın zerre hâl değişimi yaşamayan bir kişilik özelliğini irdelemesidir. Yavan cümleler, kalıp değinmeler, gündelik ifade tarzı da olsa o psikolojik hırpalayış size, dur sonuna geleyim, dedirtiyor. Eserin sonunda yokuşun başında cereyân eden olay da yüreğimi burkmuştu. Âh işte!
Zehra Nabizade Nazım
Bir ses, bir sandalda, titrek bir nağme ile bir beste söyler; öbür kayıkta hoş bir keman sesi ilahi bir taksim yapar; öbür yanda bir nihavent taksimi gecer; içkili bir sohbetin etkisiyle Ahlar çekilir; beride sevdiğinden ayrılmışlar hasretle ve umudun verdiği kuvvetle kürek çeker.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zehra
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099466
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Romanın kahramanı Suphi, romantik, duygusal, sevgidolu, yumuşak kalpli, yakışıklı bir erkektir.

İlk görüşte, varlıklı bir ailenin güzeller güzeli ancak aşırı kıskanç, kaprisli kızı Zehra'ya aşık olur. Zehra ile evlendikten sonra ilk zamanlar gözü karısından başka birini görmeyen Suphi, evlerine hizmetçi olarak gelen ve Zehra'nın güzelliğine gölge düşüren ay parçası Sırrıcemal'in ateşine düşerek, yeni bir aşkın ateşiyle yanmaya başlar. Ve bu ateş, Sırrıcemal tarafından da körüklenmektedir.

Her şeye rağmen çok sevdiği ve bir türlü kopamadığı karısı Zehra ile ateşinde yandığı Sırrıcemal'in arasında tercih yapmakta zorlanan Suphi, ilk zamanlar farkında olmadığı fakat, farkına varınca da bu benim kaderim dediği Rum dilberi Urani'ye de tutulunca artık, çırpındıkça battığı bir aşk batağının içine, iyice gömülür.

Sevdiği kadınların hiçbirinden vazgeçemeyen Suphi, dönüşü olmayan bir yola girdiğinde, sevdiği erkeği paylaşmaktan asla hoşlanmayan bir kadının, kalbindeki sevgisinin yerini birden ölümcül intikam duygularının alacağını hesaba katmamıştı.

Kitabı okuyanlar 3.081 okur

  • Mehmet Toyran
  • Ayşe YANAR
  • Ceren Tekin
  • Ayşe Danış
  • Amine OĞUZ
  • Seda
  • Buket T
  • Edebiyat Memuru
  • Sâd pâre gönül
  • Selenay Kansu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%11.1
18-24 Yaş
%33.6
25-34 Yaş
%30.1
35-44 Yaş
%13.8
45-54 Yaş
%5.2
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.6
Erkek
%19.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.2 (40)
9
%2.9 (19)
8
%7.6 (49)
7
%9.4 (61)
6
%5.6 (36)
5
%2.8 (18)
4
%1.2 (8)
3
%1.5 (10)
2
%0.3 (2)
1
%0.6 (4)

Kitabın sıralamaları