Günümüz Türkçesiyle

Zehra

Nabizade Nazım
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

TÜRK ROMANININ TRAJİK BASAMAĞI
2/10
·144 syf.··
2021 52. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 11:42
Nabizade Nâzım'ın Karabibik'i kötüydü. Köy ortamına gayet güzel ayak uydurmuştu ama insana hiçbir fayda sağlamıyordu; kötü bir kurguyla ve pek de iyi olmayan karakterlerle oluşturmuştu romanını. Biçimde de büyük hataları olan romanın sonunda Karabibik'in ''baştan çıkıp kadına atılması'' gülünç ve romana yakışmayan bir sondu. Zehra'daysa Nabizade Nâzım, kıskanç bir kadının başından geçenleri anlatıyormuş gibi görünüyor ama aslında anlatmıyor. Kıskanç bir kadının kocasının başından geçenleri daha çok anlatıyor. Romanın ismi ''Zehra'' olmasına rağmen %70'inde Zehra'nın kocası Suphi'nin başından geçenleri anlatıyor. Romanın başında Nabizade Nâẑım Zehra'yı ve Suphi'yi betimler. ''İyi eğitim görmüş, yakışıklı'' olan Suphi, ''kıskanç ve hırçın'' olan Zehra'ya âşık olur. Zehra'nın neden kıskanç olduğunun ayrıntılı açıklaması romanda yoktur; aynı şekilde, Suphi'nin de neden kadın düşkünü olduğu da belirtilmez. Roman boyunca bunlar ortada kalır ve herkes akışta sürüklenir. Nabizade Nâzım'ın paragraflar arası geçişi de iyi değildir, örneğin bir paragrafta Zehra'nın babasının nasıl evlendiğini açıklarken, diğer paragrafta hemen Zehra'nın kişiliğini konu eder. ''Yirmi yaşındayken genç bir kızla evlenmiş ve bu birleşme Zehra'yı meydana getirmiştir. Zehra çocukluğundan beri oldukça kıskançtı. Hele kendisinden iki sene sonra doğan Bedri'yi o kadar kıskanırdı ki birkaç kere çocuğu neredeyse boğmak, kafasını ezmek gibi acımasızca hareketlere kalkışmıştır.'' (s. 9) ''Bir anda âşık olan'' çiftler evlenir. Evliliklerinin ilk dönemleri çok hoş geçer. Bu ilk dönemden sonra Suphi'nin annesi Münire eve bir cariye getirir. Cariye ''Sırrıcemal'' adında, çok güzel bir kadındır. Tüm olaylar da bundan sonra gelişir. Suphi bir anda Sırrıcemal arzusuyla dolar ve Zehra da onu kıskanır. Suphi,
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
8/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 17:50
Bir insanın kendi duygularına yenilmesinin trajik hikâyesidir bu eser. Bu romanda aşk, alıştığımız gibi huzur veren bir duygu değildir. Çünkü aşk, eğer güvenle beslenmezse, insanın içini kemiren bir korkuya dönüşebilir. Okurken kendinize şu soruyu sormadan geçemiyorsunuz. Bir insanı bu kadar çok sevmek, aslında onu sevmek midir yoksa kendine zarar vermek mi ? Romanın genel duygusu yoğun bir hüzünle kaplıdır. Baştan sona bir iç daralması ve yaklaşan felaket hissi vardır. Bu yönüyle eser, romantik olduğu kadar yıkıcı bir aşk hikâyesidir. Ama belki de eserin en vurucu tarafı tam da budur: Bazen insan, en çok sevdiği şeyi kendi elleriyle yok eder. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Nabizade Nazım - Zehra / Kitap Yorumu
7/10
·144 syf.··
2021 33. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2021 13:15
Yazardan okuduğum ilk eserdi. Dili hiç yabancı gelmedi. Gayet akıcı bir şekilde ilerledi roman. Günümüz Türkçesine çevrilmiş halini okumanızı tavsiye ederim. Türk klasikleri içerisinde alışık olduğumuz bir tarza sahip. Olayların sonunun ne şekilde biteceğini tahmin edebiliyor insan. Fakat romanın en büyük artısı ibret verici yanının oluşu. ▪Romandaki "Suphi" karekteri bizlere nefse uyup ani kararlar almanın insanı nasıl felakete sürükleyeceğini gösteriyor. ▪Aynı şekilde "Zehra" karekteri ise bizlere intikam duygusunun aslında en boş çabalardan biri olduğunu, bu hissin hiçbir iyi getirisinin olmadığını gösteriyor. ▪Sırrıcemal ve Zehra'nın sahip olduğu "KISKANMA" duygusunda aşırıya gidilmenin ne türlü felaketlere sebep olacağını da görebiliyoruz. Romanı "nefis, kıskançlık ve intikam" kelimeleri ile özetlemek mümkün olacaktır diye düşünüyorum. ■ Puan konusunda biraz cimri davranıp 7/10 vereceğim. Çünkü bazı yerlerde Suphi karakteri yüzünden duvara kafa atmak içimden gelmedi değil. Bir karakter bu kadar mı nefsine köle olur..
Hayat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
9/10
·144 syf.··
2023 53. kitabı
Türk edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden biri olan " Zehra" ilk Psikolojik roman denemesidir. Eser 1894 yılında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilmiştir. Künyesini verdikten sonra biraz da içeriğine göz atalım; Eser başlı başına " kıskançlık" teması üzerine kurulmuş ve aşırı kıskançlığın neleri getirdiğini bize göstermektedir. Doğuştan kıskanç olan Zehra, babasının katibi Suphi, cariye Sırrıcemal, Suphi'nin annesi Münire Hanım, Suphi'nin yanında çalışan Muhsin, Ürani ve Marika adlı kahramanlardan oluşmaktadır. Zehra ile Suphi'nin yolları kesişir ve evlenirler. evliliğin ilk zamanları çok güzeldir Zehra kıskançlığını bir kenara bırakmış, huzurlu bir evlilik yürütmektedirler. Münire hanım, Zehra'ya yardım etmesi amaçlı eve Sırrıcemal'i alır. Zehra'nın kıskançlığı Sırrıcemal eve gelince tekrar ortaya çıkar. Sırrıcemal'i hep aşağılar bunu gören Suphi Sırrı cemale acımaya başlar ve sonunda acıma duygusuyla birlikte ona aşık olur. Sırrıcemal hamiledir. artık Zehra ile Suphi ayrılmıştır. Suphi Sırrıcemal ile evlenir bu sırada gururuna yediremeyen ve kıskançlığın verdiği hırsla Zehra, Suphiye oyunlar kurar. Ürani adında bir kadını tutarak Suphi'nin ona aşık olmasını sağlamasını ister ve bu sayede Sırrıcemal'den uzaklaşacağını ve kendisine tekrar geri döneceğini planlamaktadır. Fakat işler pek öyle gitmez. Suphi artık Sırrıcemal'i de bırakmış Üraniy'e aşık olmuş ve onunla yaşamaya başlamıştır. (o sıra Sırrıcemal üzüntüden vefat etmiştir.)Fakat bu aşk fazla saplantılıdır. Ürani onu hiç sevmez, başka adamlara yüz verir. Suphi her şeyi görmesine rağmen ondan vazgeçemez. Bir an gelince Suphi kendiyle çatışmaya başlar. Birden aklına Zehra gelmiştir. sonra Sırrıcemal, annesi derken gerçeklerin farkına varmaya başlamış, fakat çabucak eski haline dönerek soluğu Ürani'nin
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 15:16
Nâbizade Nâzım; kitabından daha çok hayatını ilginç bulduğum yazarlardan oldu. Zehra adlı romanı ise yayınlanmış olan tek romanı. Onun dışında Karabibik adlı uzun öykü, bir çok makale, öykü ve şiir meydana getirmiş kısacık hayatında... Anne ve babasını çok küçük yaşta kaybetmiş, mutsuz bir çocukluk geçirdikten sonra, askeri okul, başarılı bir öğrencilik hayatı, mezuniyet, askeri öğretmenlik, Suriye'de iki yıllık görev, gazete ve dergilerde yayınlanmış edebi ve bilimsel çalışmalarla dolu dolu bir hayat. Ve sonra; sevdiği kızla evlenerek mutluluğu yakaladım derken yakalandığı o korkunç ve hayattan koparacak olan ölümcül hastalık; kemik veremi. 31 yaşında kaybetmeseydi eğer hayatını, daha kimbilir ne güzel eserler üretecekti diye beni düşündüren bir isim oldu Nâbizede Nazım. Zehra ise; Türk edebiyatında, psikolojik sayılmasa da bu yönde denenmiş ilk roman olma özelliği ile naturalizm akımının ilk etkilerini taşıyan bir eser olarak kabul görmüş. Konusu ise ; (fazla ipucu vermeden biraz bahsedecek olursam) Kıskanç bir kadının hezeyanları uğruna nasıl insanların hayatını mahvettiği, ve bir adamın da bir kadına olan ihtirası uğruna kendisini nasıl mahvettiğinin çok güzel bir anlatımı olmuş. Herkesin okuyabileceğini düşündüğüm, çarçabuk biten, ibretlik , hoş bir hikâye Zehra.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
7/10
·130 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 11:32
Hiç kimsenin kalbini küle çevirip o enkazın üzerinde çiçek açtıramazsınız. Zehra’yı bir kadın olarak asla eleştirmiyorum onun kıskançlığı, aslında hislerinin doğruluğundan besleniyordu. Okurken kendime sık sık sordum acaba kuruntuları mı onu bu noktaya sürükledi diye. Fakat hayır. Zehra’nın Suphi’den duyduğu o amansız şüphe sonunda zaten acı bir doğruya dönüştü. Ah Suphi... Zehra’yı her ağlattığında yüzünde açan o gamsız gülüşler, aslında kendi sonun oldu . Bu roman ilahi adaletin edebiyattaki en iyi örneğinden biri bence . Ah almayı hafife alan herkes bu trajik yıkımı mutlaka okusun.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Hiç sevilmemiş kadınların yüreği soğuk olur.
10/10
·144 syf.··
2023 104. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2023 08:51
Zehra, Nabizade Nazım’ın yazmış olduğu 1894 yılında yayımlanan ilk psikolojik roman denemesi olmasıyla, oldukça önemli görülen bir eserdir. Açıkçası kitaptaki çeşitli entrikalar olsun, iç çözümleme olsun hepsi mükemmeldi. Hele ki o dönemde yazıldığını düşünürsek neredeyse kusursuz olduğunu söyleyebilirim. Dilerseniz kitap içeriğine bakalım. Şevket Bey, kitabın asıl kahramanı olan Zehra’nın babasıdır. Suphi ile beraber hem kurduğu güzel dostlukla hem de beraber iş yapması sayesinde kızını Suphi ile evlendirir. Suphi bu genç kadını sevmekle beraber Zehra’nın kıskançlığını evliliğin düzelteceğine inanmaktadır. Bir süre mükemmel bir evlilikleri olur. Kısa bir sürenin ardından Suphi’nin annesi geliniyle oğluna yardımcı olması için güzeller güzeli Sırrıcemal isimli bir yardımcı alır. Zehra’yı bu durum oldukça kızdırır ve kıskançlığını ne yazık ki dizginleyemez. Bir gün mutlaka bu cariyeye Suphi’nin gönlünü kaptıracağına inanır ve bu inanç günden güne kalbini soğutur. Kadının yaratılışından mıdır bilinmez lakin, Zehra’nın tüm bu yersiz kuruntularının hepsi doğru çıkmakla beraber evliliğinin bitmesine neden olacaktır. Derseniz ki yuva yıkanın yuvası olur mu? Ne yazık ki olmaz. Bu kitapta hırslı, kıskanç ve zeki bir kadının, kendisini aldattığı için sevdiği adamdan intikam alışının hikayesini okuyoruz. Elbette intikam kısmını tasvip etmemekle beraber Suphi’nin hazin sonuna “oh olsun” demedim değil. Özetle ben bu kitabı çok beğendim. Doğrusu kitabın yazarı oldukça iyi bir iş çıkarmış. Tüm okurlara tavsiye ediyorum.
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Güvensizliğin hüküm sürdüğü hayatlar...
9/10
·130 syf.··
2025 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 19:19
Nabizade Nazım (1858–1893) Türk edebiyatında ilk psikolojik roman Zehra ve ilk köy romanı Karabibik ile tanınır. Zehra kitabını realizm ve natüralizm etkisiyle yazmıştır. Çok genç yaşta hayata veda etmesine rağmen döneminin öncüsü kabul edilir. Annesiz büyüyen Zehra, babası Şevket Efendi’nin yanında, sevgi açlığını içinde taşıyarak yetişir. Onun kırılgan ve güvensiz ruh hali, evliliğinde daha da belirginleşir. Kocası Suphi ile ilişkisi, başta umut dolu olsa da kısa sürede aşırı kıskançlık ve güvensizlik yüzünden çıkmaza girer. Kayınvalidesi yardım etmek isterken işleri daha karmakarışık bir hale gelmesine sebep olunca , Suphi'nin başka yönelimleriyle beraber olayların trajik bir noktaya sürüklenmesine neden olur. Bir güvensizlik kaç hayatı değiştirebilir ? Sorusunu düşündürdü .Suphi'nin içindeki karanlık yüzü ise okurken şaşırmadan edemedim.Hâlbuki başta okuduğum Suphi'yle, romanın sonlarına doğru bambaşka bir Suphi okudum.Zehra'nın ise karanlık tarafındaki o adalet anlayışı da ve vazgeçmeyen tarafı , insanın ne kadar ileriye gidebileceğini gösteriyor. Roman, aşkın, evliliğin ve aile bağlarının ötesinde; kıskançlık, güvensizlik ve tutkuların insan hayatını nasıl trajediye dönüştüğünü anlatıyor. Zehra’nın psikolojisi üzerinden anlatılan bu hikâye, bireyin iç dünyasını , toplum baskısı gibi temalar ve olayların nasıl ilerleyebileceğini akıcı bir dille ortaya koymuş.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2023 23:13
"Düşünce", "aşkın" "öncüsü"dür. Diyor kitabında Nabizade NazımNabizade Nazım ZehraZehra Nabizâde Nâzım'in yazdığı ve ilk defa 1894'te Servet-i Fünûn'da tefrika olarak yayımlanmış romandır. Türk edebiyatının ilk psikolojik roman denemesi kabul edilir. Bir kadının kıskançlık huyunun ele alındığı eserde zamanla bu huyun değişmeyip nasıl felaketlere yol açtığını okumaktayız. Kısa süre içinde biticek olan eserden alınacak derslerimiz bulunmaktadır. Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. Günümüz Türkçesine Uyarlayan Esra Derya Dilek’e teşekkürler. Arka Kapaktan Alıntı: Zehra, Tanzimat edebiyatının temel dinamiklerini en iyi yansıtan romanlardan biridir. Kıskançlık, aşk, ihanet temaları etrafında toplumsal dokuyu, kadın-erkek ilişkilerini ve o dönem geçerli ahlaki kodları gerçekçi bir biçimde yansıtır. Okur olarak Beyoğlu başta olmak üzere Kâğıthane, Büyükdere, Rumelifeneri’nde kahramanlarla birlikte gezer, o semtlerin havasını soluma fırsatı buluruz. Dönemin Şehzadebaşı tiyatro hayatı, tulumbacıların dünyası ya da cinayet soruşturması gibi toplumsal olgular hakkında aktardığı eşsiz gözlemleri de bu eseri çok değerli kılan ayrıntılardandır. Genç yaşta kaybettiğimiz yetenekli yazarımız Nabizade Nâzım, Zehra’nın akıcı hikâyesi ve gerçekçi gözlemleriyle bize 1894 İstanbul’una harika bir edebi bir yolculuk yapma fırsatı sunar.
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2025 89. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2025 00:16
Türk Edebiyatı klasiklerini seviyorum. Bilhassa kısa ve hikayesi güzel olanlar daha çok ilgimi çekiyor. Bence bu roman da hem hikayesi hem de öğreticiliği açısından gayet yeterliydi. İstifadeniz bol olsun.
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma

Yazar Hakkında

Nabizade NazımYazar · 12 kitap
Nabizâde Nâzım (d. 1862 (?) - ö. 6 Ağustos 1893) Tanzimat dönemi Osmanlı-Türk yazarıdır. Şiir, anı, hikaye, roman türlerinde ve bilimsel konularda eserler veren Nabizade Nazım, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olarak kabul edilen Karabibik'in ve Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman denemesi olan Zehra'nın yazarıdır. Nabizâde Nâzım 1862 yılında İstanbul'da, Nişantaşı'nda dünyaya geldi. Tam adı Ahmet Nazım idi. Babası Nabi Efendi'yi ve annesini genç yaşta kaybetti. Ninesi tarafından büyütüldü. 'Yadigarlarım' adlı yapıtında anlattığı anılarından öğrenildiğine göre mutsuz bir çocukluk geçirdi. İlköğrenimini Tophane Mahalle Mektebi'nde tamamladıktan sonra önce Fevziye Rüştiyesi'nde sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'nde öğrenim gördü. Okulun İdadi (lise) bölümünü de bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)'da yaptı. 1884'te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu. Öğrenimine Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Genel Kurmay Okulu)'da devam etti. İlk yazısını henüz öğrenci olduğu 1880 yılında Vakit Gazetesi’nde A.Nazım imzasıyla yayımlandı. Bu yazı, “Esaret” başlıklı bir denemedir. Öğrencilik ve askerlik yaşamının devam ettiği 1880-1890 yıllarını aynı zamanda çok verimli bir yazım adamı olarak geçirdi. Çok başarılı bir öğrenci olan Nabizade Nazım, 1886'da Erkan-ı Harbiye (genelkurmay) yüzbaşısı olarak mezun olduktan sonra kendi okulunda askeri öğretmenlik yaptı; yüksek cebir, istihkam ve topoğrafya dersleri verdi. Keşif ve araştırma yapmak üzere iki yıl Suriye'de görev yaptı. 1890'da İstanbul'a döndü. O yıl, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olan Karabibik adlı eserini yayımladı. 1891'de çıkmaya başlayan ve o günlerde bir bilim dergisi niteliği taşıyan Servet-i Fünun Dergisinin ilk yazarlarından birisi oldu. İstanbul'a dönüşünden bir süre sonra sevdiği kızla evlendi ancak mutlu bir evlilik yaşamı olmadı. Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastanesi'nde iki yıl kadar tedavi gördü ama iyileşemedi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. Edebî hayatı Nabizade Nazım, daha çok romantizm etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini, öykülerini Hazine-i Evrak, Mir'at-i Aem , Rehber-i Fünun, Afak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-ı Hakikat, Servet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır. Şiirlerinde ölüm, tabiat, tanrı gibi temleri işledi. Şiirde çok başarılı olduğu söylenemez. Zaten kendisi de bunlara "Heves Ettim" adını vermiştir. 1890 yılında yayımlanan 'Karabibik' adlı uzun hikâye denilebilecek romanı, edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini taşır, kendisinin 'hakikiyyun' dediği realist bir eserdir. 'Zehra' (1896) romanı ise bir psikolojik roman denemesidir. Bu romanda Şehzadebaşı tiyatrolarının tulumbacı kahvelerini, kadın kavgalarını gerçekçi bir görüşle aktarmıştır. Eser, bir psikolojik roman kabul edilmez ama Türk edebiyatında psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman kabul edilir.