Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2021 16:30
Romanda aşk ve ihtiraslarının kurbanı olan kişilerin yaşamları ve intikam ateşiyle yanıp tutuşan, psikolojisi bozuk Zehra’nın sonu ölümle biten hayat hikayesi anlatılmıştır. Bir kıskançlık Hikayesidir.
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
9/10
·152 syf.··
2019 107. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2019 11:40
Öncelikle kitap gerçekten çok güzel okumanızı tavsiye ederim.Ben bu kitabı okuma kararını ansızın eşimin kütüphanesinde görünce verdim, yıllar yılı edebiyat derslerinde duyduğumuz zehradır, araba sevdadır, eylüldür vs okumaya karar verdim. Bu kitap günümüzün dizilerine çok benzemekte okurken adeta bir dizi izliyor gibi hissedebilirsiniz ama ne yazık ki kitap o kadar uzun sürmüyor :')) Bu kitapta kıskanç huysuz Zehra isimli bir kızın evlendikten sonra düzelmesinden daha sonra kaynanasının eve bir hizmetçi getirmesinden ve hizmetçi çok güzel ve genç olduğu için Zehra'nın içindeki duyguların tekrar ortaya çıkmasından ve eşini bu kadından kıskanmasından daha sonra ayran gönüllü olan eşinin de hizmetçiye aşık olmasından daha sonra da Zehra'yı boşamasından başlıyor. Gelişme kısmında ise Zehra hem eski eşinden hemde hizmetçi den intakam almak istiyor. Ama ne yazık ki kitabın finaline geldiğimiz de hiç kimse mutlu olmuyor...
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2021 01:13
Kitapta olayların Gelişeceğini daha iyi bi hal alacağını kitabın başında iyi düşüncelerle okuyorken olayların daha kötüye gitmesi söz konusu oluyor.Kitapta konusu geçen zehra’nın kıskanç olması bahsi geçiyor.Fazla kıskanç olması bazı olumsuz sonuçları,evliliğini,insanlarla olan ilişkisini etkiliyor.Kocası olan Suphi’nin davranışları kıskançlık damarlarını ve intikam alma duyusunu köreltiyor bunun sebebide Suphi’nin şıpsevdi oluşu,her önüne gelene gönül koyması,dengesiz haraketleriyle sevmek ve sevilmek ne demek bunları bilmeyen bir karakter olması kısacası ayran gönüllü diyebiliriz.Bundan dolayı Kitabın her sayfasını çevirdiğimde Suphi bende nefret uyandırdı diyebilirim. kitabın doğurduğu aşırılık ise duygusal anlamda bir aşırılık.kıskançlık bir düzeye kadar normal bir duygudur ancak aşırılığa indiği zaman sonu hüsranla biter ve öyle de olur.kitapta aşırı kıskançlık okuyucuya aşırılığın her türünden kaçınmasını öğütlüyor adeta.Bir başka şekilde de zorla yoluna girmeye çalışan her şeyin daha da sarpa saracağı mesajına da ulaşabiliriz.kitap bize bazı dersler çıkarmamız gerektiğini anlatıyo.İçimizi burkacak bir kitap...
1000Kitap
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
Ara sıra Tanzimat okumak güzeldir.
7/10
·152 syf.··
2021 4. kitabı
Bu kitap ilk psikolojik roman denemesi olarak tarihe geçmiş. Fakat bu yönden başarılı olduğu biraz tartışılabilir. Psikolojik betimlemeleri yetersiz gördüm. Ele aldığı konu bakımından baktığımızda ise "kıskançlık" konusu işlenmiş. Ayrıca baş karakter Suphi baya ayran gönüllü biridir. Buna sebep olarak ise kıskançlığı sunuyor bize. Sonuç olarak ara sıra dönüp tanzimat eseri okumak çok iyi oluyor. Bambaşka insanlar ve bambaşka bir dünya okumuş gibi oluyorum..
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
Puan vermedi
Bir kadına ya sevgi her şeyi yaptırır, ya da sevgisizlik! "Kıskançlık" ve "intikam" duygusunu bu kadar güzel işleyen bir roman daha okumadım. Mutlaka okumalısız, hayretler ile dolu bir roman..
1000Kitap
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
Zehra
6/10
Türk Edebiyatının ilk psikolojik roman denemesi olarak bildiğimiz ve sık sık karşıma çıkan bu kitabı epeyce ertelemiştim okumak için. En sonunda okuyayım da bitsin hevesiyle elime alıp çok kısa bir sürede bitiriverdiğimi farkettim. Kıskançlıktan gözü hiçbir şeyi görmeyen Zehra ve ne istediğini bilmeyen Suphi'nin aşk hikayesiyle başlayıp, ikisininde hiçbir şey elde edemeyip felakatle sonuçlanan bir kitap. Kitabı okurken o kadar arada kaldım ki. Yeri geldi Zehra'nın kıskançlığına, huysuz tavırlarına kızdım. Yeri geldi Suphi'nin daldan dala atlar gibi kendini aşık sanıp her seferinde başka bir kadının kollarında buluşuna kızdım. Acaba Zehra'nın Suphiye karşı olan bu tavırlarının ve kıskanclığının sebebi Suphi'nin böyle bir karaktere sahip oluşu muydu? Yoksa Suphi'nin kendini başka kollarda avutmasının sebebi Zehra'nın bunaltıcı hareketleri miydi? Hala bunu sorguluyorum kendimce. Kitaptan beklediğimi alamasam da okuduğum için kesinlikle pişman olmayacağım bir eser.
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
7/10
·152 syf.··
2020 11. kitabı
Genel konusuna değinmeden önce kitabın içindeki bir cümle her şeyi özetlemekte aslında. "Sevda muharebesi pek müthiş pek acıklıdır" diye... Kitapta kıskançlık, aşk, ihanet temaları etrafında toplumsal dokuyu, kadın-erkek ilişkilerinin ve o dönem geçerli ahlâki kodları gerçekci bir biçimde yansıtır.
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2020 12:44
Geç Tanzimat yazarlarından Nabizade Nazım. Genç yaşında, otuzunda kemik veremine yenik düşer. Dönemin gazetecilerinden Mahmut Sadık, "Nazım'ı kelimelerle anlatmak mümkün değildir" şeklinde
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Kitap Zengin bir tüccarın kızı olan Zehra'nın çevirdiği entrikaları konu almaktadır. Zehra küçük yaşta annesini kaybetmiş ve babasıyla büyümüş bir kızdır.Oldukça güzel bir genç kız olmasının yanı sıra herkesi canından bezdiren bir huyu vardır ki oda kıskançlığıdır. Babasını ve evde onunla ilgilenen cariyeleri bile herkesten kıskanmaktadır. Babası Zehra'nın bu durumuna bir çare düşünür ve evlenirse belki kıskançlığından vazgeçer diye düşünür. Bu sırada Zehra'nın Babasının yanında çalışan Suphi Bey Zehra'yı görür ve aşık olur ve bir süre sonra evlenirler. İlk zamanlar kıskançlığı bir nebze olsun azalan Zehra, eve güzeller güzeli Sırrı Cemal adında bir cariye alınmasının ardından eski kıskançlığı yeniden alevlenir. Suphi Bey'in Sırrı Cemal'e aşık olduğunu öğrenen Zehra intikam ateşiyle yanıp tutuşur. Hırsına yenik düşen Zehra kendisinin de dahil olmak üzere bir çok hayatı mahveder.
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma
Nabizade Nazımla çay keyfi :))
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 22:12
1896 yılında Tanzimat Döneminde  Nabizade Nazım tarafından yazılmış ve ''İlk dikkate değer psikolojik roman'' olma özelliğiyle önemli türk edebiyatı romanlarındandır. Aynı zamanda Realist-Natüralist anlayışa bağlı olarak yazılmış ilk romanlardandır. Bu romanda  hiç bir karakter masum değildir.  Ama her karakter "ben ne yaptım ya? Benim suçum ne?" Sütten çıkmış ak kaşık gibi kendini görmektedir. Nabizade Nazım'a çok kızacaksınız böyle bir şey olmaz diyeceksiniz. Hatta kitabı yarıda bile bırakmak isteyeceksiniz ama sonra bir merak uyanacak içinizde. Olayların nasıl gelişecegini, kimin geberip gideceğini kimin öc alıp ta kazanacağını merak edeceksiniz. Kıskançlığın ne kadar şiddet içeren bir duygu olduğunu, intikamın yalnızca alınanlara değil de alan kişiye de zarar verdiğini anlatıyor fakat çapıcı olarak hissedilen bir şey varsa o da her şeyin kişinin tercihleri ile şekillendiğidir. Her şey bir yana bıraktım 125 yıl kadar önce İstanbul da yaşamış Nabizade Nazım'ın satırlarını okumak, onun hayal dünyasına girmek oldukça keyifliydi.
1000Kitap
ZehraNabizade Nazım · Beyaz Balina Yayınları · 200515,3bin okunma

Yazar Hakkında

Nabizade NazımYazar · 12 kitap
Nabizâde Nâzım (d. 1862 (?) - ö. 6 Ağustos 1893) Tanzimat dönemi Osmanlı-Türk yazarıdır. Şiir, anı, hikaye, roman türlerinde ve bilimsel konularda eserler veren Nabizade Nazım, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olarak kabul edilen Karabibik'in ve Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman denemesi olan Zehra'nın yazarıdır. Nabizâde Nâzım 1862 yılında İstanbul'da, Nişantaşı'nda dünyaya geldi. Tam adı Ahmet Nazım idi. Babası Nabi Efendi'yi ve annesini genç yaşta kaybetti. Ninesi tarafından büyütüldü. 'Yadigarlarım' adlı yapıtında anlattığı anılarından öğrenildiğine göre mutsuz bir çocukluk geçirdi. İlköğrenimini Tophane Mahalle Mektebi'nde tamamladıktan sonra önce Fevziye Rüştiyesi'nde sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'nde öğrenim gördü. Okulun İdadi (lise) bölümünü de bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)'da yaptı. 1884'te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu. Öğrenimine Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Genel Kurmay Okulu)'da devam etti. İlk yazısını henüz öğrenci olduğu 1880 yılında Vakit Gazetesi’nde A.Nazım imzasıyla yayımlandı. Bu yazı, “Esaret” başlıklı bir denemedir. Öğrencilik ve askerlik yaşamının devam ettiği 1880-1890 yıllarını aynı zamanda çok verimli bir yazım adamı olarak geçirdi. Çok başarılı bir öğrenci olan Nabizade Nazım, 1886'da Erkan-ı Harbiye (genelkurmay) yüzbaşısı olarak mezun olduktan sonra kendi okulunda askeri öğretmenlik yaptı; yüksek cebir, istihkam ve topoğrafya dersleri verdi. Keşif ve araştırma yapmak üzere iki yıl Suriye'de görev yaptı. 1890'da İstanbul'a döndü. O yıl, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olan Karabibik adlı eserini yayımladı. 1891'de çıkmaya başlayan ve o günlerde bir bilim dergisi niteliği taşıyan Servet-i Fünun Dergisinin ilk yazarlarından birisi oldu. İstanbul'a dönüşünden bir süre sonra sevdiği kızla evlendi ancak mutlu bir evlilik yaşamı olmadı. Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastanesi'nde iki yıl kadar tedavi gördü ama iyileşemedi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. Edebî hayatı Nabizade Nazım, daha çok romantizm etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini, öykülerini Hazine-i Evrak, Mir'at-i Aem , Rehber-i Fünun, Afak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-ı Hakikat, Servet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır. Şiirlerinde ölüm, tabiat, tanrı gibi temleri işledi. Şiirde çok başarılı olduğu söylenemez. Zaten kendisi de bunlara "Heves Ettim" adını vermiştir. 1890 yılında yayımlanan 'Karabibik' adlı uzun hikâye denilebilecek romanı, edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini taşır, kendisinin 'hakikiyyun' dediği realist bir eserdir. 'Zehra' (1896) romanı ise bir psikolojik roman denemesidir. Bu romanda Şehzadebaşı tiyatrolarının tulumbacı kahvelerini, kadın kavgalarını gerçekçi bir görüşle aktarmıştır. Eser, bir psikolojik roman kabul edilmez ama Türk edebiyatında psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman kabul edilir.