1000Kitap Logosu
Berke Ünal
TAKİP ET
Berke Ünal
@BerkeIlker
Burası Benim Sanal Kütüphanem.
Berke Ünal
tekrar paylaştı.
303 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
Geleceğe Ait Bir Kabus Senaryosu...
Merhabalar, *** SPOİLER İÇERİR :) *** Senelerdir okuma listemde olan ama bir türlü okuyamadığım eseri sonunda nihayet okudum. Kitap hakkında herkes o kadar olumlu yorumlar yapıyordu ki beklentim bir hayli yüksek olarak başladım. Şimdi beklentilerim suya düştü mü derseniz hayır ama beklediğim de bu değildi. Kitabı sevdim onu baştan belirteyim ancak, içinde bir olay olmaması, uzun sayfalar boyunca düz yazı şeklinde diyalogsuz ölümler olması ve diyalog olan kısımlarda da aman aman bir olay olmaması nedeniyle bir çok yerde sıkıldığımı da belirtmem gerekiyor. Tabi ben bazı yerlerde sıkıldım diye bu kitap kötü bir kitap mı derseniz tabiki de değil. Öncelikle kitabın atmosferi ve yaratılan yeni dünya düzenini okurken sürekli ya günümüz dünyası ile ne kadar benzerlikler taşıyor ve hani bir gün herkesin olmasından korktuğu düzene ne kadar benziyor diye okudum. Hoş aslında şuan teknolojinin gelişmesi ile birlikte dolaylı yoldan dinlemeler, izlemeler yapılıyor ve aslında kitapta ki düzenin bir gün olabileceğini düşünüyorsunuz ister istemez. Ancak baş karakterimizin yaşadıkları ve onunla birlikte olayların arkasından gidip bir çıkış yolu olacağını artık bu düzenin değişeceğini düşünerek okumam devam ederken kitabın sonunda bir arpa boyu yol alamadan o karamsarlık ve bunu kabullenmek zorunda kalan karakterimizin durumuyla kitaba veda ettik. Kısaca Konusuna Gelirsek : 1984 yılında ki hayali bir dünyayı ele alan kitabımızda, o dünyanın durumu ve insanlara yapılanlar hiçte mutlu şekilde anlatılmıyor. Özgürlüğün olmadığı, yaşam kalitesinin diplerde olduğu ve buna rağmen bu durumların eskisinden çok daha iyi olduğuna inandırıldığı ve dünyanın 3 bölgeye ayrıldığı bir dünyanın mevcut olduğunu görüyoruz. Okyanusya' da hüküm süren Big Brother isimli diktatör rejim'in olduğu dönemi okuyoruz. Toplum sınıflara ayrılmış olup, İnsanlar devamlı olarak tele ekran denilen aygıtlarla dinlenip izleniyorlar Bireylerin günlük tutmak gibi uygulamalar yapması yasaktır. Özgür düşünce'nin olmadığı bir ortam ve insanların yaşamları kısıtlanmaktadır. Hatta yenidil isimli bir dil geliştirip insanların, düşünmelerini veya sorgulamalarını engelleme gibi değişik bir oluşumları da bulunuyor. Bu rejim istediği zaman eskiye ait düşüncelerinin olduğu eski döneme ait, gazete, kitap gibi yazılı ve görsel dökümanları istediği tarzda güncelleyerek halkı kontrol etmekte olduklarını görüyoruz. Eğer rejime karşı çıkar ve yasaklarını çiğnerseniz yakalanıp her yerden isminiz siliniyor daha önce yaşayıp yaşamadığınız böyle biri olup olmadığı bilinmiyor ve ondan sonra partinin o kişiye ne yaptığı bilinmiyor. (Büyük ihtimalle türlü işkenceler sonrasında öldürülüp imha ediliyorlar.) Rejim korku, propaganda ve beyin yıkama gibi işlemlerle insanların kendisine olan bağlılığını artırıyor ve insanların hayatını manipüle ediyor. Ana karakterimiz olan Winston Smith, Gerçek Bakanlığında ki işi dolayısı ile Hükümet ve Büyük Birader hakkında olumsuz görüşlere sahip bir birey olarak karşımıza çıkıyor ancak devlet hakkında farklı bir görüşü belirtmek bir yana düşünmek bile yasak olduğu için kimse ile konuşamaz öyle ki kendine bir itiraf edemez. Bu yüzden Proleterler denilen, ikinci sınıf muamelesi gören insanların yaşadığı bir bölgede dolaşırken bir antika dükkanından kaplı, güzel sayfaları olan bir defter alır. Bu defteri Büyük Birader ve sistem ile ilgili düşüncelerini yazmak için kullanmayı planlar. Bu sırada hayatına önce kendisini öldürtmek istediğini düşündüğü ama işin renginin farklı olduğunu anladığımız Julia girmesiyle onların gizli kapalı aşklarını da okuruz. (Öyle bir dünya ki aşık olmak, cinsel istek duymak veya çocuk sahibi olmak dahi yasak hani öldürmeseler bile kürek cezası veya daha farklı cezaları mevcut. Yeni düzende çocuk sadece yapılması gereken bir iş olarak görülüyor. Herhangi bir duygu olmadan çocuk yapmaları ev onlarında daha küçükken beyinlerinin yeni dünya saçmalıkları ile doldurularak yetiştirilmesi isteniyor.) Winston, yaşadığı hayattan ve Büyük Birader’in sisteminden çok sıkılmıştır. İçten içe Büyük Birader’e karşı isyan etmek ister. Bunun içinde Büyük Birader’in en büyük düşmanı Emmanuel Goldstein’in kurmuş olduğu örgüte ve başlatmış olduğu isyana dahil olmayı düşünür ama sadece düşüncede kalır. Çünkü, isyancılar hakkında duyduğu her şey söylentiden ibarettir. Gerçekliği bile net değildir. Winston'un beklediği kurtuluş ise hiç ummadığı bir anda önüne çıkar. Daha önce Julia ile karşılaştığı koridorda bu kez O’Brien ile karşılaşır. O’Brien, Winston’a Okyanusya’nın resmi dili olan Yeni söylem’in sözlüğünün son çıkan basımını verebileceğini söyler ve ayrılırlar. Daha sonra Julia ile birlikte onun evine giderle ve örgüte katılacaklarını ve bu uğurda her şeyi göze alabileceklerini söylerler. Olaylar ise bundan sonra başlıyor. Julia ile gizlice buluştukları bir evde bir gün O Brien öncülüğünde baskına uğrarlar ve dövülerek işkence için Sevgi Bakanlığı dene yere götürürler. Acaba başlarına neler gelecek ? Girdikleri örgüt gerçekten onların yanında mı veya tuzağa mı düştüler gibi sorgulamaları yaparak kitabın sonunu getiriyorsunuz. E tabi ne yazık ki kitabın sonunda mutlu son beklerken ki en başından hiç mutlu bir son olmayacağı belli olmasına rağmen ben o beklentiyle okudum. Günlerce süren işkence ve eziyetler sonucunda ise Julia ve Winston birbirlerini satmak durumunda kalır ve her şeyi söylerler. Serbest bırakıldıktan sonra bir kez karşılaşır ve birleşmemek üzere ayrılılar. En son sayfa da ise Winston'un Tüm kalbi ile Büyük Birader’e bağlı olduğunu görüyoruz ve kitabı bitiriyoruz. Keşke diyorum, Winston ve Julia bir şey yapabilseydi ya da en azından insanları uyandırabilseydi ama yok karamsar başladı ve daha karamsar bitti. Bu nedenle puanım 8 :)
1984
8.8/10
· 107,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
39