Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 34 dk.
Sayfa Sayısı:
232
Basım Tarihi:
Kasım 2019
İlk Yayın Tarihi:
Nisan 1995
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789750723537
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·232 syf.··
2023 6. kitabı
Halide Edip'in günün şartlarına göre idealize ettiği bir kadın olan Handan'ın kendini bulma sürecini anlattığı romanı. Handan güçlü ve akıllı tasvir edilmesine rağmen, kimliğini tanımlamak için yine erkeklere ihtiyacı olmuştur. entellektüel kimliğini ve zekasını Nazım'la, dişiliğini Hüsnü Paşa ile kanıtlamaya çalışmıştır. Refik Cemal'le olan ilişkisi ise ancak hafızasını kaybettiği, yani kim olduğunu unuttuğu zaman başlayabilmiştir. Yaşadığı "ahlaki çöküntü" onu ölüme sürükler. Handan ve Refik Cemal arasındaki ilişkinin sinyalleri aslında kitabın başlarında verilmişti. Bu ilişkinin okuyucu tarafından kanıksanmasi için de Halide edip kitabın başından itibaren önemli ipuçları verir. Refik Cemal'in karısı, Handan'ın kuzeni Neriman'ın Handan'a hayranlığı ve kocasına sürekli ondan bahsetmesi, Refik Cemal'in Handan'dan bahsederken "sanki hep aramızda" demesi, Neriman'ın kocasını entellektüel açıdan tatmin edememesi gibi şeyler Refik Cemal ve Handan'ın iyi bir çift olacağını düşünmemize sebep olur. (Doğrusu Handan 'a ve Refik Cemale sinirlendiğim o kadar nokta varki kendimi Nerimana acımaktan alıkoyamıyorum . ) Kitabın sonlarında ise Handan'ın tahassüsleri var içinde yaşadığı çatışmayı hangi noktaya geldiğini ölümün belki de onun için en iyisi olduğunu görmüş oluyoruz. Benim için bir "Vurun Kahpeye" ve " Ateşten Gömlek" olmasa da Handan eseride tadindaydı. Kesinlikle Halide Edip'in eserlerine şans verilmeli. Sağlıcakla kalın :)
Edebiyat
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
8/10
·232 syf.··
2025 187. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 10:38
Zeki ve güzel aynı zamanda kırılgan ve hassas bir kadının toplumsal baskı ve önyargılar ile sıkışmış ruh hali. İmkansız aşklar, yitip giden sevgililer.. Kitap ondan ona, diğerinden öbürüne odakta handan olacak şekilde mektuplar şeklinde yazılmış. İdealist modern yeni Türk tipi ideal kadın şeklinde lanse edilmeye çalışılsada, kime göre neye göre hangi değerler ile diye sorgulatıyor.. Dönemsel roman, belirli bir kalıp içine konulup ideal kadın diye tasvir edilmiş bir karakteri ele alıyor.. Okunabilir..
1000Kitap
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
9/10
·232 syf.··
2025 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 21:07
”Fakat ben artık tahammül edemeyeceğim,ne senelere ne günlere!Bırakıp gideceğim…” Handan;buruk bir hikâye.Okurken çok farklı duygular yaşadım..Handan’a ön yargılı bir şekilde başladığım kitabı,en çok ona üzülerek bitirdim… Refik Cemal’in arkadaşı Server ile mektuplaşmaları ile başlayıp,yine diğer karaktere yazdığı mektuplarla devam ediyor kitap…Olaylar Refik Cemal ile Neriman’ın evliliği ile başlıyor…Neriman çok sevdiği arkadaşı Handan’ı çok sevmektedir.Hatta Refik Cemal’e sürekli ondan bahsetmektedir… Handan’ın Hüsnü Paşa ile sorunlu evliliği ile birlikte hayatlarına dahil olması ile asıl olaylar bundan sonra başlayacaktır… Nazım ve Handan en çok üzüldüğüm karakterler oldu. Hüsnü Paşa;sana söyleyecek o kadar çok şey var ki…Handan’ın sana olan sevgisini ve çırpınışlarını keşke biraz olsun görseydin…Bu hikayede tek suçlu varsa o sendin bence.. Kızların erken yaşta evlendirilip,koca kapısının bir kurtuluş olarak görüldüğü zamanlar…Bir kadın neden okumalı,neden ayaklarının üzerinde durmalı?İşte tam olarak örneği.. —“Zaten sen kadın değilsin ki,evine bakmasını bilmezsin ki,eşya kıymetini anlamazsın ki…! dediği yerde nutkum tutuldu… Yazarın okuduğum ilk kitabıydı.Bundan sonra devamı da gelecek.İyiki okuduğum dediklerim arasında yerini aldı. Yazacak,anlatacak çok şey var kitapla ilgili ve ben ne yazsam eksik kalacak,spoiler vermeden yorumu kapatıyorum…Kesinlikle tavsiyemdir,kitaplarla ve sevgiyle kalın… ” Aramıza soktuğun yabancı hayallerin ördüğü duvarlar o kadar kalın ki; başım ve kalbim oraya çarparak parçalansa onlar yine yıkılıp seni göstermeyecek…”
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Spoiler İçerir!
Puan vermedi·232 syf.··
2022 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2022 15:43
Halide Edip Adıvar’ın kaleme aldığı eser ilk olarak Tanin Matbaası tarafından 1912 yılında basılmıştır. Otobiyografik bir özellik taşıyan bu eser, yazarın bir nevi hayatını yansıttığı gibi onun düşüncelerini ve bulunduğu dönemin özelliklerini de yansıtmaktadır. Genel itibariyle kadını ele alan bu roman kadın karakteri üzerinden aşkı, sosyal yaşantı ve çevreyi, erkeği, bu bağlamda yaşanan bazı durumları okuyucuya sunmaktadır. Kitabın karakterlerini ve hem karakterler arası hem de karakterlerin kendileriyle olan çatışmalarını birlikte ele alacağım: Kitabın içeriği mektuplardan oluşmaktadır. Bu mektuplar aracılığıyla okuyucu olaya her karakterin gözünden bakabiliyor onların anlattıklarından yola çıkarak belli düşüncelere sahip olabiliyor. Kimi okurken onları anlıyor kimi ise öfke duyuyor. Çünkü kitabın yazıldığı dönem değişse de hitap ettiği kesim aslında hiç değişmedi ve bu olaylar bugün de yaşansa yine aynı sonucu verir. Ben karakterlere mektupların kronolojik sırasına göre değineceğim. Her şey Refik Cemal adlı karakterin, arkadaşı Server’e yazdığı bir mektupla başlıyor. Refik Cemal, romanın başkahramanı olan Handan’ın babası Cemil Bey’in kızlarından biriyle evlendiğini yazıyor mektupta. Adı Neriman. Fakat Neriman, Cemal Bey’in eşi Sabire Hanım’ın yeğeni ama Cemal Bey onu hiçbir zaman diğer kızlarından ayırmamış ve onlarla beraber büyütmüştür. Bu yüzden Neriman ona amca diye hitap etmektedir. Refik Cemal, ilk mektubunda evlilik haberini verdiğinde müstakbel eşini Server’e anlatırken onun heyecanı ve şaşkınlığına şahit olmaktayız. Burada ilk çatışma sosyal anlamda kendini belirtmektedir. Refik Cemal, Server’e evleneceği kişiyi öncelikle: “Cemal Bey’in alafranga kızlarından biriyle!” diye
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Handan...
Puan vermedi·215 syf.··
2022 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2022 01:24
Aşk nedir? İnsan neye aşık olur? Aşk kesinlikle karşı konulamaz bir duygu mu? Gerektiğinde bu duygunun önünde durup kendimize hakim olamaz mıyız? Aslında birçok kitapta aşk üzerinde duruluyor. Bazı aşklar saf, temiz oluyor. Ben bu saf aşkı göremedim kitapta. Büyük bir ihtimalle olaylara tek taraftan bakmamdan kaynaklı oldu. Tabii ki kime aşık olacağımıza biz karar veremiyoruz. Ama bazen olmaması gereken bir kişiye aşık olursak kendimize hakim olmalıyız. Refik Cemal bunu başaramadı. Bence aşk "kesinlikle karşı konulamaz bir duygu" değil. Kitapta birçok yerde karakterlere kızdım. Okurken çok yoğun duygular yaşadım. Romanın sonunda biraz üzüldüm. Ama başka bir son da olamazdı. Geçen sene Ateşten Gömlek kitabını okumuştum Halide Edip'ten. Kitaba girememiştim ve olayları anlamamıştım. Anlamını bilmediğim kelime sayısı da çoktu. Bu yüzden Handan'a başlarken önyargılıydım. Ama tam tersi oldu. Dili ağır değildi. Kitabın içine girebildim. Roman mektuplar şeklindeydi. Olaylar çok akıcı gidiyordu. Halide Edip herkesin okuması gereken yazarlardan biri. Kitap genel olarak güzeldi. Ateşten Gömlek'e de önümüzdeki zamanlarda bir şans daha vermek istiyorum. Son olarak beğendim birkaç alıntıyı paylaşmak istiyorum. "Fakat ben yalnız kalbimde ağladım Neri." "Ben ona hislerimi anlatamayacağımı hissettim, sustum. Fakat kalbimde bir şey yıkılmıştı. Bu, beklediğim aşktan o kadar uzak, o kadar sert ve müthiş çehreli bir şey ki." "İnsanların içyüzü ne tuhaf değil mi?" "Ne olurdu, sade ve sakin bir hayat arkadaşım olaydı. Fakat benim, tamamen benim olaydı; her gün yanımda, gecelerin bana çocukluğumdan beri verdiği aciz bir haşyetle sokulduğum göğüs, sabahleyin yanımda uyanan gözlerin umku hep benim, hep benim olaydı." "Bak o rüyalar için ölüyorum, parça parça oluyorum." Handan
1K
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Handan
8/10
·232 syf.··
2025 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 01:47
Handan 'ı da okuduğuma göre Halide Edib Adıvar okumaktan gerçekten hoşlandığımı söyleyebilirim. 230 sayfayı birkaç günde bir çırpıda okuyabildim, akıcı bir kitap okumak istiyorsanız tavsiye edebilirim. Bu kadar akıcı olmasının sebebi kesinlikle kitabın mektuplardan oluşuyor olması, kitap boyunca karakterlerin birbirlerine yazdıkları mektupları okuyoruz. Dili bakımından ise zor bir kitap, içinden çokça başka dillerden geçme eski kelimeler var. Bunları okurken zorlanan biriyseniz başlamamanızı tavisye ederim çünkü aşk, aldatılmak, kıskançlık gibi zor ve derin konular bir de böyle bir kelime curcunasıyla anlatılıyor sonuç olarak da ortaya anlam bakımından derin, dolu, ağdalı cümleler çıkıyor. (Aşağısı spoiler içeriyor) Tema itibariyle tam bir 'yasak aşk'. Belki de Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu'su kadar derin bir yasak aşk vardır bu kitapta da. Kitabın konusunda ise asıl kahramanımız olan Handan'ın kendini bulmaya çalıştığı hayatının öyküsünü okuyoruz. Handan karşımıza entelektüel, zeki, kibirli ve alafranga bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Tabii erkekleri baştan çıkarabilecek kadar dişiliği olan bu kadın Hüsnü Paşa ile evliyken kuzeni Neriman'ın kocası Refik Cemal'i de baştan çıkarıyor. Aslında baştan çıkarma denemez orasını okuyunca anlayacaksınız. Neriman'ın Handan ablasına olan hayranlığı, kocasına sürekli ondan bahsetmesi, beraberlerken kalbinde hiçbir türlü şüpheye yer vermemesi bana zaten Refik Cemal-Handan aşkının sinyallerini çoktan vermişti. Handan'a, Refik Cemal'e, Hüsnü Paşa'ya hepsine ayrı ayrı ayar oldum. Aşk adı altında Neriman'a yapılanlar beni fazlasıyla üzdü. Aşkın bu kadar tehlikeli bir duygu olmaması gerektiğine inanlardanım, bence insan aşık olurken de bir ayağı yere tam basmalı. Zaten bir diğer işlenilen tema da bu tarz yasak aşkların sebep olduğu 'ahlaki
Edebiyat
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2024 19:09
Saçımı başımı yolduran, olayların nasıl geliştiğini asla anlayamadığım bir hikayeydi. Hemen konuya gelecek olursam Neriman ve Handan birbirlerini çok seven, küçük yaştan itibaren birlikte büyüyen iki akraba aslında bundan daha ötesi iki dosttur. Hatta Neriman Refik Cemal’le evlendiği sırada da sık sık Handan’dan bahseder, eşinin de onu sevmesini ister. Bu kadar anlatmaya tabii ki Refik Cemal Handan’ı merak eder ve Neriman’da Handan’ın hayatının önemli meselelerini eşiyle paylaşır, eşi Refik Cemal’de dostu Server beye gelişmeleri mektuplarıyla nakleder. Kitap da hikayeyi mektuplar üzerinden anlatır. Handan’ın henüz genç yaşta sevdiği Nazım beyle ilişkilerinin bir nihai sonuca varmaması, Handan’ın Nazım’a açıkça beklentilerini ifade etmesi, mağrur duruşu gözümde güçlü bir kadın imajı çizmiş kitaba da baya yükselmemi sağlamıştı. Fakat Nazım’la olmayıp kendisine hiç denk olmayan Hüsnü Paşa ile evliliği, eşinin kendisini defalarca aldatması, bunu gizlemeye tenezzül etmemesi ve her şeye rağmen Handan’ın yine de Hüsnü Paşa ile beraber olup onun evine dönmesini beklemesi ilk etapta kafamda oluşan güçlü, iradeli kadın imajını yerle bir etti. En sonunda eşinin kendisine dönmeyeceğini anlayan Handan’ın yataklara düşmesi, bu vesileyle Refik Cemal’in kendisiyle ziyadesiyle ilgilenmesi sonucu da aralarında öncesinde kıvılcım halinde kendini gösteren aşk duygusunu da ayyuka çıkarır. Çok iyi bir durumda olmayan Handan bu imkansız sevgiyle daha da dibe batarken, Refik Cemal’de tüm hislerini, çöküşünü yalnızca dostu Server Bey ile paylaşır. Bu demek değil ki elbette kötü bir kitaptı yalnızca belirttiğim sebeplerden benim kitaba puanım 7/10
Edebiyat
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2023 11. kitabı
Bu hikayede yanan Neriman oldu. Ne Handan'ın basiretsiz aşkını ne de Refik Cemal'in ihanetini asla unutmam. Keşke Neriman Handan'ı bu kadar çok seviyor olmasaydı. En sevdiklerimiz ihanetin en büyüğünü yapıyor çoğu zaman. Zavallı Neriman, biçare Nazım eşlerini en güzel seven iki insan.. Refik Cemal Neriman'ın sevgisini hak etmeyen meyus ihanet timsali, Nazım' ı ölüme iten Handan bu hikâyenin asla affedilmeyecek iki karakteri sizlersiniz. Kitap anlatış açısından, sürükleyicilik bakımından çok güzeldi tadında kaldı.ও Tavsiye ediyorum,sevgiyle kalın..
1000Kitap
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2025 20:37
Her kadın bir Handan aslında... Halide Edip 'le oturup uzun uzun Handan'ı konuşmak isterdim. Nazım'i, Refik Cemal'i , Sevgili Neriman'i hangi duygularla anlattı duymak isterdim . Bir kalem bu kadar güçlü ise, o kalemi tutan kadın nasıldır kimbilir ... Handan 1900lu yılların Türkçesiyle mektup Tarzında yazılmış efsane bir kitap . Cümlede geçen bir çok kelimenin anlamını bilmeseniz de cümlenin akışı size duyguyu mesajı çok net veriyor . Handan o dönemin entelektüel kadın karakteri. Kuzeni Neriman'la güçlü bir sevgi saygı bağı var. Nazım Handan'a aşık ama duygularını ideolojilerinin gölgesinde itiraf edince Handan gurur yapar ve red edebilmek için, serseri bir adamla ani bir evlilik yapar .Kendini feda eder ama Nazım'da intihar eder. Okurken kitabı bırakıp okuduklarimi sindirme ihtiyacı duydum. Handan'a ayrı Neriman'a ayrı ağladım içimden. O kadar güçlü kadın nasil bu kadar aciz acınası hallere düşer ...Aşk olmaması olmasından daha hayırlı bazı aşkların ... Bu yorumu Anna Karanin i okurken de yapmıştım ... Okunulası , konuşulası ... Ben Mor Salkımlı Ev - Halide Edip Adıvar 'la devam ederken herkese tavsiyemdir . Okumak iyidir Handan
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
8/10
·232 syf.··
2022 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2022 09:57
Roman mektuplardan oluşuyor, baş karakterimiz Handan ve Handan’ın hayatındaki insanların mektuplaşmaları yer alıyor. Handan’ın yaşadığı mutsuz evlilik, hastalık ve aşk konularını ele almış bir roman. Okurken karakterlerin hepsine ayrı ayrı üzüldüm… herkesin okuması gereken harika bir roman..
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)