Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·208 syf.··
2023 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2023 09:16
Halide Edib AdıvarHalide Edib Adıvar 8/10 Bir edebiyat öğretmeni olarak artık Halide Edip'le tanışmak gerektiğinin farkındaydım - kii geç bile kalınmıştı- Edip'in biraz zor okunacağı gibi bir ön yargı vardı fakat aslında öyle olmadığını okumanın sürüp gittiğini artık biliyorum. Belki de ülkeyi yansıtmaktan en uzak olduğu aşka en yakın olduğu eseri budur... belki de... mektupları, aşkın yansıtılmış hallerini, cümleleri sevdim. Kitabı okurken Nazım'ı bizim sarı saçlı mavi gözlü Nazımımız mı diye düşünmeden araştırmadan edemiyorsunuz. Fakat değil kitap daha yazıldığında Nazım 10 yaşındaymış. Daha öncesinde sonunu benim hayal gücüme bırakan kitaplar beni üzmemiş hayallerime göre doldurmuştum boşlukları. Fakat Handan'ı bitirdikten sonra çok üzüldüm. "Peki ya Neriman?" dedim. Sanki Edip okuyan araştıran kadın karakteri o kadar ilahlaştırmış ki ona her şey olabilirmiş onunla her şey olabilirmiş gibi. Hatta olayın abartı bir biçime varıp Neriman'ın kocasına "keşke sen Handan'la sen evlenseydin" demesi bana çok fazla abartı geldi. Refik'in illaki Handan'la birlikte olmasına yine Neriman gibi sadık iyi bir kadına ihanet edilmesine gerek yoktu gibi :/ HandanHandan
1K
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2021 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2021 22:01
Sahafta Handan'ı ilk defa gördüğümde kapağı çok hoşuma gitmişti, sonrasında ilk basım oluşu beni çok mutlu etti. İkinci el kitapları çok severim, bana göre bir kitap nekadar eskiyse nekadar çok okunmuşsa o kadar değerlidir. Hele ki, içinde küçük notlar bulunca aşırı mutlu oluyorum. Yeni aldığınız bir kitabın içinden kurumuş çiçek çıkmaz, kimse size not yazmaz ama daha önce okunmuş kitap öyle mi? Sizi küçük sürprizler bekler. Evet bu kitap da birçok kitap gibi çok değerliydi benim için. Bazı kitapları ilk gördüğüm an beni birşey çeker o kitaba ve sahip olana kadar dimağımın bir köşesinde daima varlığını korur. Kısacası 20tl değerindeki bu kitabı maalesef ay sonu olduğu için alamamıştım, öğrencilik hayatı işte :) . Param gelir gelmez  kitabı almak için sahafa uğradım. Kimse almasın diye kitapların arkasına sakladığım ( belkide bencillik dersininiz siz ama bu saklama huyum hep vardır) Handan bıraktığım yerdeydi. (Sahafçı amcanın da dikkatını kitabın kapağı çekmişti ) kitabı aldım fakat hemen okuyamadım sınavlarım biter bitmez başladım. Ah Handan... Çok kadın var senin gibi... Sana kızamıyordum ama suçsuz olmadığını da biliyordum. Kitapta kimsenin suçu yok ama herkes suçlu aslında. Bana çok akıcı geldi bu mektuplardan oluşan kitap. Günümüzde anlamsızca mesajlaşmalar var çoğusunun bir değeri yok. Ama eskiden öyle miydi? Kalem ve kağıt alır anlamlı cümlelerini kağıda döker ve çoğu kişi mektupları saklardı. Bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim. Kitabı sahaftan almaya çalışın ve hemen başlayın. İyi okumalar hepimize Teşekkürler.
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
Handan,mektuplardan oluşan,  Halide Edip Adıvar'ın ilk dönem romanlarından.Sanırım 4. romanı. 1912 yılında kaleme alınmış.Tanin gazetesinde tefrika edilmiş.Kitap bir aşk hikâyesi etrafında geçer, dönemin sosyal, kültürel ve siyasi yapısını da yansıtır.Kadın psikolojisine odaklanması açısından önem taşır Handan romanı. Toplam 66 mektubun sadece 18'i kadın anlatıcılara ait. Mektup sahibi ya da anlatıcı kim olursa olsun, hepsinin odak noktası Handan.Handan da romana gönderilen ve gönderilmeyen mektupları,  günlükleri ile dahil olur. Handan, entelektüel bir kadındır.Halide Edip'in diğer romanlarındaki " ideal kadın"dan farklıdır.Toplumsal yaşamı ve zaafları, tutkuları ile Handan, kadına çizilmiş rollerin içine hapsolmaz.Kadın kimliği ile düşünen, seçim yapan, seçimlerinin peşinde koşan özgür bir bireydir. Çok beğenerek okuduğum bir roman oldu Handan.
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Amaçsız sevmek mümkün mü?
Puan vermedi·208 syf.··
2021 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2021 11:24
İnsanların gözünde yüceltilen bir kadının kendi iç dünyasında yaşadığı fırtınalar, güçlü görünme çabaları hakim kitaba. Kadınların yegane beklentileri saf ve amaçsız sevgiyi dokunaklı bir şekilde görmek mümkün...
İlişkiler
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Handan
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2021 00:00
Handan, alafranga Cemal Bey’in en büyük kızıdır. Kardeşlerinden ya da dönemin diğer kadınlardan farklı olarak edebiyata, sosyolojiye, felsefeye ilgi duyar. Sürekli kendini geliştirir. Bunu fark eden dönemin sosyalist hocası Nâzım, Handan’a ücretsiz dersler vermeye başlar. Handan’ın Nâzım’a karşı duyguları ilerler fakat Nâzım’ın evlilik teklifini duygusuz olduğunu ve sırf idealleri uğruna istediğini düşünerek reddeder. Bunun üzerine kendinden yaşça büyük Hüsnü Paşa ile evlenir. Nâzım, yurt dışına kaçarken yakalanır ve Handan’a aşkını anlatan bir mektup bırakarak hapiste intihar eder. Bu olaydan sonra Handan’ın yılları Nâzım’ı hatırlayıp üzülmekle geçer. Handan, Hüsnü Paşa tarafından sürekli aldatılsa da evliliğini sürdürmek için çabalar. Bu çaba sonunda ise hastalanarak hafızasını kaybeder. Hastalığı sırasında eşi yurt dışında metresiyle yaşarken Handan’a bir kardeş kadar sevdiği Neriman ve eşi Refik Cemal bakar. Neriman’ın hamileliğinden dolayı Handan’ın yanında Refik Cemal kalır, tedavisiyle o ilgilenir. Bu sırada aralarında yasak bir aşk doğar… ”Handan” bize üç erkeğin bir kadın psikolojisi üzerindeki etkisini gösteriyor. Aynı zamanda “Türk edebiyatında kadın psikolojisini anlatan ilk eser” olma özelliği taşıyor. Halide Edip Adıvar; batının kültürünü ve eğitimini almış kadınlardan, dönemin kadına bakış açısından, geleneksel toplumdan, dönemin sosyal yaşamından, kadının sosyal hayatta yer edinmesinden, mutsuz evliliklerden bahseder. Eserde İngilizce ve Fransızca gibi yabancı sözcüklerin kullanılması da dönemin eğitimi hakkında bilgi veriyor. Mektup tarzında yazılmış eserleri pek sevemesem de olayların sırayla gelişmesinden dolayı “Handan”ı mektup tarzında bir eser olduğunu unutarak okudum. Önce üzülerek, daha sonra kızarak ve sonunda da acıyarak romanı bitirdim. Son
Edebiyat
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2024 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2024 22:15
Kitabın ders çalışırken bir alıntısına denk geldim o anki ruh halimle uyumlu olduğu için mi yoksa kitabın gerçekten etkileyici olduğundan dolayı mı bilemedim bu kitabı kesinlikle okumalıyım dedim. Zor zahmetle ulaştığım kitaba başladım. Halide Edip Adıvar’ın aşk konusu ile yazdığı ilk kitaplarından daha sonra milliyetçilik fikrine yöneliyor zaten ama kitabın dili ve konusu çok çok güzel kitap öyle akıcı ki hemen bitiyor. Kitapta Handan ile Nâzım’ın aşkı beni derinden etkiledi kitap mektuplar vasıtasıyla olayların şekillendiği bir düzende ilerliyor. Bu sebeple karakterlerin içinden geçen duyguları, hislerinin gerçekliğini daha iyi anlıyorsunuz. Aşk severken vazgeçmek ya da severken kavuşamamak. Aşk bir insanı ruhuyla sevmek, ona ruhuyla sahip olmak. Dış güzellikten çok akıl ve düşünce güzelliği aşk, bunu çok iyi şekilde anlıyoruz kitabı okurken. Kitaptaki Handan bana Fatma Aliye’ nin Refet romanındaki Refet’i anımsattı. O gibi aşkı, sadece beden güzelliği değil ruh güzelliğinde arıyor. Handan romanı kadınların erkeklerden beklentisinin güzel bir örneği kadınlar erkeklerden hırpalanmadan sevilmeyi bekliyor, o saf sevginin acısız varoluşunda kendini bulmak istiyor. Oysa erkekler kadınları kaprisli, açgözlü ve erkeklerin canını acıtan, önce sevip sonra terk eden olarak görüyor. Bunu romanda iki erkek arkadaşın mektuplarından anlıyoruz. Oysa aşk insan kalbinde acısız var olamayacak bir şey. Ömürde hiç aşkı tatmamış bir kalp rüzgarda yönü, yolu belirsiz bir yapraktan farksız. Sözü fazla uzatmayayım ve herkese bu kitabı okumayı tavsiye edeyim. Sevgili okurlar ömrünüzde bir kez aşık olduysanız erkek, kadın hepiniz bu kitabı okuyunuz şiddetle tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
"Vâveylâ"
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2021 04:01
"Spoiler" içerir, düşünme odaklı okuma sevmeyenler okurlar(!) Nazım'ın evlilik teklifini sen beni değil ideallerini seviyorsun,beni onlar için bir araç olarak görüyorsun diyerek reddetti; zengin ve gün görmüş (!) Hüsnü Paşa ile evliliğin kutsal bağına, sevgi göreceğine inanarak evlenenen pek gururlu Handan. Handan gururlu, şımarık ve toydu. Ama Nazım'ın izzetinefsi daha büyüktü! Bunun için kendini feda etse çok muydu Nazım ? Refik Cemal'in karşısında kitap okuyan bu kadın nasıl bu kadar Nazım'ı hatırlatırdı? Hayır, yalnızca onu öldürdüğü için değil, idealini yaşatmasının ironisi ile... Hüsnü Paşa seni aldatmadı, sen her seferinde aldanmışı oynadın zira bir insan bu kadar acı çekmekten mutlu olabilir, evliliğin kutsallığı lakırdısını duymaktan sıkıldığım Handan! Nazım, olacakları önceden sezmiş gibi sesimi duy dercesine mi okuyordu "Vaveyla"yı Handan'a?Bir yandan Refik Cemal'e inanmak, bu kadının acı çekerek olgunlaştığını görmek istiyorum. Handan'ın, Nazım'dan kalan "Vaveyla"sını duyuyordu o. Hüsnü Paşa'ya mektubunda ben senindim ama sen hiç benim olmadın diyordu Handan."...seni bilmiyor değilim, beni sevip sevmediğini bilmiyorum." Evet, Hüsnü Paşa'n seni seviyordu ama ruhuyla değil."Ya senin kalp diye beklediğin şey onda sinir sisteminden başka bir şey değilse ?"(s.117)Bu ikilemin doğurduğu kıvılcım...Heyhat, Handan'ın sakat ruhu ile Refik Cemal'i de bitiriyordu bu buhran.Server de olmasa nasıl bileceğiz bunları ?Handan'ın buhranı önce kalbini sonra dimağını esir aldı.Küçük buhranları, sebebsiz ruh elemi görmek... Gerçeklerle yüzleşmekten kaçtıkça buhranın büyüğü küçüktü olur mu ?İzzetinefse direnmenin bedelini, Hüsnü Paşa'nın götürdüğü benliğini aramaya çalışırken çektiği acılar ödeyebilir miydi ? Handan'ın yerini hastalığa bırakan buhranı içindeki muhtaçlığının
Edebiyat
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2021 28. kitabı
Handan, yazıldığı dönemde bir kadın karakterin psikolojisini romanın merkezine alarak anlatma yönüyle "ilk" sayılabilecek romandır. Bu romanın, Halide Edib'in Milli Mücadele döneminde yazdığı romanlardan önce yazılmış olduğunu göz önünde bulundurursak Handan'ı, Adıvar'ın yaratacağı asıl güçlü kadın karakterlerinin bir hazırlığı, olgunlaşması mahiyetinde sayabiliriz. Roman Refik Cemal ve Server isimlerinde iki yakın arkadaşın mektuplarıyla başlıyor. Mektubunda Refik Cemal, dostu Server'e Neriman isminde bir kızla evleneceği müjdesini vererek bu sayede girmiş olduğu aileyi ve bu ailede Neriman'ın çok sevdiği kuzeni olan Handan'ı anlatmaya başlıyor. İşte hikayesi bu mektuplar üzerinden işlenen romanda Handan, Neriman ve zaman zaman diğer karakterlerin de mektuplar aracılığıyla birbirlerine aktardığı olaylar ve düşünceler vasıtasıyla biz, "Handan" isminde kültürlü, yazıldığı dönemin zihniyetine göre kendi ayakları üzerinde duran, çevresindeki erkekler tarafından biraz burnu havada sayılan bu kadının yaşamına, mutsuz aşklarına, bağımlılıklarına, psikolojik bunalımlarına ve diğer karakterlerle olan ilişkilerine şahitlik ediyoruz. Bu kurguyu Halide Edib'in usta kalemiyle okumak eseri tabi ki çok farklı bir boyuta taşımış fakat bana göre Halide Edib'in diğer eserlerini daha önce okumuş biri için Handan, okura basit bir aşk romanı tadı verebilir. Halide Edib'in kalemiyle Ateşten Gömlek gibi şahane bir eserle tanışmış biri olarak ben de Handan'ı okurken yer yer böyle hissettim açıkçası. Bu roman, psikolojik tahlilleri ve yazarın enfes anlatımı sebebiyle başarılı bir roman olduğu için Halide Edib'in kalemiyle ilk kez tanışacaklara önerdiğim bir roman olabilir ama daha önce Halide Edib'in diğer eserlerini okumuş birinin -kurgusu bakımından- beklentisini pek de karşılayabileceğini
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2021 186. kitabı
Halide Edip Adıvar / Handan Halide Edip Adıvar (1882- 1964) Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinin tanınmış edebiyatçılarındandır. Babası Ceyb-i Hümayun katiplerinden Mehmet Edib beydir. Annesi Bedrifan Hanım'ı küçük yaşta kaybeden Halide Edib, çocukluk yıllarının çoğunu anneannesinin, tipik bir Türk evi olan evinde geçirmiştir. Bu evde Halide Edib, sanatçı cephesini kuvvetlendiren ilk tesirleri almıştır. Halide Edib, Amerikan Kız Kolejini bitiren ilk Türk kızıdır. Okuldaki derslerin yanı sıra özel dersler de almıştır, İngilizce, Musiki, Kur'an ve Arapça derslerinden başka Matematiği devrin en meşhur matematikçisi olan, Salih Zeki'den, felsefe ve edebiyatı da filozof Rıza Tevfik'den okumuştur. 1901'de koleji bitirir bitirmez, Salih Zeki ile evlenmiş; bu evlilikten Ayet ve Zeki adlı iki oğlu dünyaya gelmiştir. 1908'de 31 Mart vakası üzerine Mısır'a kaçmak zorunda kalmıştır. 1917'de ikinci eşi olan Doktor Adnan Adıvar ile evlenmiş ve mütareke yıllarında, İstanbul'daki vatanseverler ile birlikte çalışmıştır. 1924'te kocası ile Türkiye'den ayrılmış, önce İngiltere daha sonra Paris'te yaşamışlardır. 1931'de iki defa Amerika'ya giden Halide Edib, bir sömestri için Colombia üniversitesi'nde Türk tarihi dersleri okutmuştur. 1939'da İstanbul'a dönen Halide Edib, İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesi İngiliz edebiyatı profesörlüğüne tayin edilmiştir. 1950- 54 arası İzmir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görev yapan yazar, 9 Ocak 1964 tarihinde vefat etmiştir. Handan yazarın klasik bir romanıdır. Eser'in kahramanları olan Refik Cemal, Neriman, Server arasındaki yaşanan olayları birbirlerine mektupla anlatarak meydana getirilmiş bir romandır. Konusu platonik ve üzücü bir aşk hikayesidir. Akıcı üslubu ile kişi ve doğa tasvirlerinin kaynaştığı, etkileyici bir
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Kadın her şeyi bilsin ama sadece kocası için...
Puan vermedi·208 syf.··
2020 60. kitabı
Halide Edip Adıvar'ın eserlerini uzun süredir okumuyorum. Handan ile buna bir ara vermek istedim. Osmanlı Devletinin son zamanlarında geçen Refik Cemal, Server, Handan, Hüsnü Paşa ve Neriman arasında yapılan mektuplaşmaların yer aldığı bir kitap. Handan nasıl bir karakterde kitabın ve mektuplarda anlatılanlar başından itibaren Handan'ın karakteri, saçları, gözleri, azmi, naifliği, zekası, çalışkanlığı, Hüsnü paşa ile olan evliliği, Nazım'la olan aşk ilişkisi (tabi ki evlenmeden önce), karşısındakini kolayca tesir altına alması, Nazım'ın kendi canına onun yüzünden kıyması vs. anlatılıyor. Diğer bütün şahsiyetler sadece birer yan rol. Bir neslin geleceğinin fikriyatları, batıya duyulan hayranlığını Doğunun içimize işlemiş görenekleriyle uyumsuzluk teşkil etmesi. Hem sosyoloji, felsefe, müzik, matematik bilimum pozitif ilimleri alıp bu kadar geleneksel tarzda yaşayan bir kadın olan Handan hayatı kendine niye zindan etti bilinmez. O muamma hiç çözülmeyecek sanırım. Ama bu kadar açık fikirli bir kadının özel hayatında kendini bu kadar yok saymasını anlayamadım. Kadın-Erkek ilişkilerinde eskilerin makbul kadını bu galiba... Kadın her şeyi bilsin ama sadece kocası için, kocasının ihtiyacını gidermek ve onun düşüncelerini anlayabilmek için... Kitapla kalın efenim :)
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)