Aslında Köprü okuma hedefimde olmayan bir kitaptı. Geçenlerde sosyal medyada gezinirken karşıma başrolünde Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı Köprü adlı bir dizinin sahneleri çıktı. Dizide vali rolünü oynayan Erdal Beşikçioğlu’nun sahneleri hoşuma gitti bende merak edip dizinin birinci bölümünü izlemek istedim. Diziyi açtığımda şöyle bir not düşmüşlerdi: “Bu dizi Ayşe Kulin’in Köprü adlı eserinden uyarlanmıştır.” Bende merak ettiğim için diziyi bırakıp romanı araştırdım ve ertesi gün alıp okumaya başladım.
Gerçek bir hikayeye dayanan roman; Vali Recep Yazıcıoğlu anısına yazılmış.
Sade, akıcı bir çırpıda bitebilecek yani okunabilir bir roman. Romanda çıkarılabilecek bir çok mesajda yer alıyor. Devlet adama nasıl olması gerekiyor Vali Recep Yazıcıoğlu bunun çok güzel bir örneği. Ve valinin de dediği gibi: “Ulaşamadığımız yer bizim değildir.”
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
Seksenli yıllarda doğanlar Türkiye’de doksanlı yıllarda yaşananları çok daha iyi hatırlarlar. Ekonomik krizler, sık sık yapılan erken seçimler ile değişen hükümetler ve koalisyonlar. Bir de yetmezmiş gibi ülkenin başına bela olan terör örgütleri.
Doksanlı yılların en meşhur bürokratlarından birisi de Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’dur. Gerek kaymakamlık gerek valilik yaptığı her yerde kendisini sevdiren ve halk ile iç içe olan bir insandır.
Köprü kitabı Ayşe Kulin kaleminden Recep Yazıcıoğlu beyin Erzincan valisi olduktan sonra başına gelen olayları anlatıyor. Recep Yazıcıoğlu, 1991 yılında Erzincan valisi olarak atandıktan sonra önceki görev yaptığı yerlerde olduğu gibi halkın dertlerini kendi derdi edinir. Ancak talihsizlikler bir türlü peşini bırakmaz. İlk önce Erzincan depremi ve ardından terör örgütünün 33 masum vatandaşın canına kıyarak bir köyü ateşe verdiği Başbağlar katliamı onun valilik yaptığı döneme rastlar.
Vali Fırat nehri üzerine yapılması yıllardır çeşitli nedenlerle bir türlü gerçekleşmeyen köprüyü yapmayı kafasına koyar. Bu köprününün yapımı için sürekli mücadele eder. Sonunda köprünün yapımı gerçekleşecek mi yoksa vali beyin tüm hayalleri yarım mı kalacak?
Keyifli okumalar..
Ayşe Kulin, Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun hayatından esinlenerek yazmış bu romanını. 30 yıllık bürokratik işlemler, 1971 muhtırası, hükümet değişiklikleriyle yapılamayan köprü. Yapılması için çok çaba verilen, bir çok insanın hayatına mal olan meşhur köprü. Hatta dizisi de var mutlaka izlemiş olanlarınız vardır.
Konusu tahmin edebileceğiniz gibi köprünün yapımı ile ilgili. Recep Yazıcıoğlu'nun inanılmaz çabasını görünce gözleriniz dolacak.
Makam odasının kapısını söktüren, insanları kahvehanelerden alıp işte çalışmaya sevk etmesinden tutunda PKK terörüne kadar bir çok olaya imza atmış nam-ı değer "Süper Vali" dir kendisi.
kitap yaşanmış gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış olması kitabı çok daha etkileyici yapıyor. Zaten Ayşe Kulin anlatımı yalın bir dili var .
Bu kitabı okuyacak olanlara fikir olması dileğiyle..
”Neden yapıyordu birbirine bunca kötülüğü insanoğlu?”
Evet bu dünyadan bir Recep Yazıcıoğlu geçti…Çay ocaklarında oturdu,çamurlu botlarla köy yollarına girdi.Halkın sesi oldu,valiydi ama önce insandı…Masa başında değil halkın sofrasında yer buldu kendine…
Ulaşamadığın yer sana ait değildir.Başpınar köprüsü sadece köprü değil;umudun,insanlığın köprüsüydü aslında.
“Ne kadersiz bir köprüydü bu!Kadersizliği nereden geliyordu biliyor musunuz? Her şeyin devletten beklenmesinden…Yahu şu koca memlekette devletten başka kesenin ağzını açacak bir kurum,bir kaç adam bulunmaz mı…?”
“Maksat bölücülük.Maksat nifak yaratmak…bir vahim hatayı başka bir hatayla çoğaltmak! Kanı kanla temizlemek! Asla affetmemek!Asla uzlaşmamak! Bizim insanımız hiç adam olmayacak mı….?”
Türk,Kürt,Arap,Laz,Çerkez…..hepimiz insandık oysa ki…Ve bu dünya hepimize yeterdi.
Ölüm,yaşamı hiç bir zaman açlığı unutturacak kadar etkilemiyor inanın bana…Özellikle Bayram,Elmas ve Öksüz’ün hikayesini okurken boğazım düğümlendi.
🪽Bir köprüye adını yazdırmadı belki,ama bir halkın hafızasına adını kazıdı.#recepyazıcıoğlu #saygıverahmetle
Yazacak,anlatacak çok şey var kitapla ilgili.Sevgili @benaysekulin sen iyiki yazdın ve ben iyiki okudum.
son olarak bu güzel yolculukta bana eşlik eden sevgili kitap dostum Nrgnbkn a sonsuz teşekkürler sunuyorumbiz aynı satırlarda aynı duyguları paylaştık…
...Kitaplarla ve sevgiyle kalın…
Bir köprü düşünün ki yıllarca umudun içinde yaşamış, yıllarca kenara itilmiş, unutulmuş, unutmaya mahküm bırakılmış ve hatta hükûmetin boş sözlerine kurban gitmiş... Evet, bu köprü süper Vali Recep Yazıcıoğlu' nun binbir zorluğa rağmen yaptığı Başpınar köprüsü. Yöre insanının hayallerini süsleyen bu köprü artık onlar için bile bir hayale dönüşmüşken ezberleri bozan Vali işin başına koyulmuştur bile. Kitap bu köprünün var olmayışı yüzünden karısını yani daha yeni doğmuş oğlunun annesini kaybeden garip Bayram ile başlıyor. Devamındaki olaylar buranın bir an önce yapılması için bi işaret sanki. Köprünün bulunduğu yer, öyle stratejik bir yer ki köprü yoksa 25 köye birden ulaşamıyorsunuz ve haliyle onlar da size. Burada valinin de dediği "ulaşamadığın yer senin değildir" sözü devreye giriyor. Okurken kendinizi Erzincan 'ın ulaşılamayan bir köyünde çaresiz beklerken bulacaksınız. Eğer bu şekilde hissederseniz işte o zaman kitabın sonunda sevinçten valiye sarılmak için içinizde can atan birini bulacaksınız. Kitapta beni en çok etkileyen olaylardan biri Elmas'tı. Elmasın hayatı zorluklar ve imkansızlıklardan ibaret. Ama içinde öyle bir güç var ki bir şekilde tutunuyor hayata ve okurken sizin de kalbinize dokunuyor. Ayrıca Ayşe Kulin kitap boyunca bir çok farklı farklı noktaya değinip sizi etkilemeyi başarıyor.
Sonuç olarak süper valiyi ve onun yüreğini bize gösteren başarılı bir kitap olmuş. Zihninizin boş olduğu bir günde okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :))
Okurken her karakterin yerine kendimi koyup her anı sanki birebir yaşamış acılarını bedenimde hissetmiş duyguları içimi dağlamış gibiydi.Elbette benim ki sadece empati kurmaktı.Asla kitapta ki isimlerin her birinin ne yaşadığını tam hissedemezdim.Yıkılan bir köprü ve imkansızlık içinde kalan bir halk.Size oturup kitabı anlatmayacağım.Benim şahsi düşüncelerimle birebir örtüşen bir kitap olduğu için size düşüncelerimden bahsedeceğim.İnsanların her hangi bir ayrıma ve kalıba girmesini doğru bulmuyorum.Milletlerin, ırkların iyisi kötüsü olmaz.İnsanı ayıran tek bir durum vardır.İnsan ya iyidir, ya kötüdür.Ya iyiyi tercih edersiniz, ya kötüyü.Kitapta Kürt,Türk,Alevi,Arap hepsi iç içe.Birbirlerine yaptıkları iyilikler,zulümler hepsi ayrıntısıyla anlatılmış.Okurken bir kere daha anladım.Sadece insanız. Bu kavgalar gürültüler ölümler ne için diye bir sorsun herkes kendine.İlla ki bir ırka,bir dine mensup olacaksanız ırkınız insan,dininiz iyilik olsun.
Saat gecenin 02:25 i kitabı anca bitirdim. Nöbet çıkışı uykusuz bi gün 2 saatlik uyku sonrası gece otobüs yolculuğunda yorgun ve gözlerim kapanmak üzere kitabı bitirme çabası ve heyecanı içinde ve okumaya çalıştığım ışıkla da birilerini rahatsız ettiğimi az önce öğrendim…kitabın son 100 sayfasını okuma heyecanımı kelimelere dökmeden başlamışım dedim incelememe… neyse muhteşem mi işe adanmışlık ,özveri ,azim ,kararlılık ve gözüpeklik.Şu Vali gibi adamlar olsa bu ülkenin başında biz daha ne zorlukların üstesinden geliriz ülke olarak,millet olarak,halk olarak.. işimi severek yapmak, kendini buna adamak…bilmiyorum herkesin yapabileceği bişey değil helal olsun Vali’ye…gözlerim dola dola heyecanla okudum, okumak isteyen herkes umarım aynı tadı alır…keyifli okumalar.
İlk defa bir incelemeyi yazarken spoiler vermekten korkuyorum. Biri görüp de merakı geçer okumaktan vazgeçer diye . Güzel ülkemin yönetici vasfını taşıyacak her kademeden insanın okuması gereken kütüphanesinde keisnlikle bunlunmasu gereken bir kitap. Filmine ayrı aşık oldum kitabına ayrı ve uzun zamandir ilk defa bir filmde kitaba bu kadar sadık kalındığını görüyorum.
Özellikle Erzincanlılar keisnlikle okumalı herkese iyi okumalar diliyorum
Bu kitap bana her zaman bir umudun var olduğunu çok güçlü bir biçimde hatırlattı. Ve bu ülkeye olan tükenmeye yüz tutmuş inancımı diriltti. Recep Yazıcıoğlu gibi bürokratlara ihtiyacı var bu ülkenin. Yattığı yer incitmesin.
Kitabın üslubu sade ve özellikle yörenin ağzı iyi yansıtılmış. 90’larda çocuktum ve o dönemin karmaşası içinde haberleri izlerken korktuğumu hatırlıyorum, korkmakta ne kadar haklı olduğumu anladım kitabı okurken. Kitaptaki karakterleri canlı kanlı gerçek insanlar gibi ta içimde hissettim.
PKK ve terör olayları, işin asker kanadı, ve ikisinin arasında kalan halkın yaşadığı zulüm tarafsız bir gözle verilmiş. Sivas ve Bağlarbaşı katliamına değinen kitapta, öyküyü taşıyan kurgu hiç sırıtmıyor, hiç zorlama değil, kitap akıp gidiyor.
Yazıcıoğlu ve İsmet İnönü arasında kadersel parallelik kurulması kitapta beni rahatsız eden tek yer. İnönü’yü affedemediğim konular olduğu için Yazıcıoğlu gibi nevi şahsına münhasır bir insanlar hayali de olsa konuşması benim için beklenmedik bir şeydi.
Bu ülkede iyi insanlar var, o yüzden de hâlâ umut var dedirten kitap.
Bir hevesle neredeyse tüm Ayşe Kulin kitaplarını almış biri olarak diyorum ki bu kitap olmuş. Anadolu hikayeleri hep çok etkilemiştir beni. Bu da onlardan biri..
Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarıldı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.
Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracıları adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı, 1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı kitabı Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandı.
1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da İletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.
Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Nefes Nefese romanı toplamda 34 ülkede yayınlandı. Ayrıca Ayşe Kulin bu romanıyla İtalya'da verilen Premio Roma Ödülleri'nde finale kalan beş yazardan biri oldu. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.
2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı. Yine 2009 yılında yazdığı Tek ve Tek Başına Türkan adlı Biyografik romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2010 ve 2011 yılında arasında Kanal D'de yayınlandı.
2007 yılının Kasım ayında UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi oldu. 2008 yılında yazdığı Veda romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2012 yılında Kanal D'de yayınlandı.
İtalyancaya çevrilen Nefes Nefese adlı romanı, 2016'da İtalya'nın en prestijli roman ödüllerinden Premio Roma'da en iyi yabancı roman dalında ödüle layık görüldü.