Adı:
Sevdalinka
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
340
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752892422
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Sevdalinka
Sevdalinka
Aynı ırktan, kim bilir belki de aynı soydan geliyorlardı. Aynı yaşlarda, aynı boylardaydılar. Aynı kadını sevmişlerdi. Ataları aynı tanrıya ayrı yollardan ulaşmak istedikleri için, biri Boşnak diğeri Hırvat'tı. Bunu kendileri seçmemişlerdi, savaşmayı ve kaderlerini de seçmedikleri gibi. Ve ambulanstaki çocuğu kurtarmanın dışında, beklentileri yoktu yarın için.

Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı. Ama her ikisi de farkına bile varmadan 'daha güzel günleri' bekliyorlardı. İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar, bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu.

Dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından Bosna'da, bir kadın gazetecinin hayatla hesaplaşması...
(Tanıtım Bülteninden)
Kitap , Osmanlı öncesinde dini nedenlerle Haçlı Orduları tarafından , 1992 Savaşı’nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından , Birinci ve İkinci dünya Savaşları sonrasında da sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını anlatıyor.
"Büyük Sırbistan" hayalleri kuran Bosnalı Sırp'lar , Sırbistan'dan aldıkları askeri yardımlarla Bosna'da bir Sırp Cumhuriyeti kurduklarını ilan ettiler.
Kendi bölgelerinde bulunan Müslüman Boşnaklardan da bu bölgeyi terk etmelerini istediler. Bunu hızlandırmak içinse sistematik bir soykırıma başvurdular.

Hareket eden her şeyi vurma emri veren bir zihniyet düşünün...
Kadın,erkek,bebek,çocuk,yaşlı ayırmayan bir yöntem düşünün...
Şehre giriş ve çıkışın yapılmadığını,gıdanın bittiğini,elinizdeki ürünlerin tükendiğini...
Temiz su şebekelerinin yok edildiğini , elektriğin olmadığını , yakacak odun ve kömürün bittiğini ...
Bebeğinizin,anne babanızın ya da en yakın dostunuzun gözlerinizin önünde bakımsızlıktan ve açlıktan öldüğünü düşünün...
Bebeğiniz ağladığı için Sırp askerleri tarafından pencereden fırlatılarak atıldığını !!!
BM , yardım gönderiyoruz diye 30 yıl öncesine ait konserveleri ve pirinç paketlerini sizlere yolladığını düşünün...
En acısı da etnik temizliğin bir parçası olan ve sırp askerlerinin kadınlara ve kız çocuklarına tecavüz ettiğine şahit olduğunuzu düşünün.

Bir hafta süren katliam 2. Dünya Savaşı'ından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak tarihte yerini aldı.

Ratko Mladiç ; ülkemi ve milletimi koruyordum , diyerek çıkarıldığı mahkemede soykırım suçlamalarını reddetti. Ama ele geçirilen günlüğünde ;
''Müslümanları öldürmek sorun değil , 1 günde 50 bin kişiyi de öldürürüz...
Ancak onlar yine doğururlar. Önemli olan onları bu topraklardan tamamen sürmektir.'' yazıyordu.

Kitap başlarda çok sıkıcı ilerliyor.Gereksiz detaylarla da konunun çok fazla uzatılmış olduğunu düşünüyorum.Birçok yerde de oldukça fazla devrik cümle vardı ve bu da okuyucunun okurken sıkılmasına sebep oluyor. Açıkcası kitabın sadeleştirilip tekrar basılması gerektiğini düşünüyorum.
Sevdalinka ' nın , Sırpların Saraybosna’da yaptığı vahşetin ve soykırımın ne boyutta olduğunu anlayabilmek için , 1395 gün kuşatma altında kalan Boşnak halkının acılarını bir nebze de olsa anlayabilmek ve acılarına ortak olabilmek için okunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.

İnsan onurunun tamamen ortadan kalktığı , vicdanın yok olduğu ve insanlığın kaybolduğu onurlu şehir Bosna ...
Sevdalinka kitabıyla acınızı bir kez daha paylaştım.
Roman kahramanı, Nimeta'nın öyküsünde boşnak olan annemin de öyküsünü okudum. Annemin anlattığı çocukluk döneminin tüm hayal kırıklıkları, sonra gerçekleşen soykırımın ilk adımlarıymış aslında...
İnsan söze nasıl nereden başlayacağını bilemiyor bu romanı okuduktan sonra… Hiç beklemezdim bu kadar etkilenebileceğimi…

Savaşın kahrolası etkilerini yüreğinizde hissedeceğiniz ama aynı zamanda içerisinde annelik, aşk, arkadaşlık, tarih, bir tutam siyaset barındıran, okumaya dahi zorlandığım şiddet bölümlerinde beni benden alan enfes bir roman.

Genel manada Yugoslavya’nın dağılma süreci ile Sırplar ve Hırvatların soykırımları (onların tabiriyle temizlik), buna bağlı olarak Boşnakların çektiği çileler acılar olarak özetleyebilirim kitabı. Ayşe Kulin bu kitabı yazarken okurlarının ruhlarına edeceği eziyeti mutlaka göz ardı etmiş olmalı ki kitap insana bazı şeyleri gerçekten yaşatıyor. Biz okurken bu kadar etkileniyorsak, Boşnaklar bu olanları bizzat yaşarken neler hissetmiş olmalılar… Şu an bunları yazarken bile düşünmekten kaçıyor, kitabı bir an önce hafızamdan silmek istiyorum. Yalnız asla kitap kötü olduğu için değil, ruhumda açtığı yaralar için… Kitaplığımda çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayacağım ancak benim için değerli bir kitap olarak kalacak.

Sevdalinka sevda şarkıları manasına geliyor ve benim kitap üzerine bu incelemeyi yazarken belki de bahsetmem gereken bir aşk öyküsü de mevcut ancak ben yaşanılmışlıklardan öylesine etkilendim ki şu an romantizm konusuna bağlayamıyorum cümlelerimi. Özetle aynı kadına aşık farklı ırklardan iki adam… Kadın bunlardan biriyle evli, diğerine ise delicesine aşık… Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Hem yakın tarihimizi öğrenmek için hem de Ayşe Kulin’in bu güzel eserini iliklerinize kadar hissetmeniz için…

Küçücük bir eleştiri hakkım var ise eğer affınıza sığınarak belirtmek istiyorum ki kitabın başlarında fazlasıyla verilmiş olan siyasi isimlerden oldukça sıkıldım. Kitapla bağlantım koptu hatta bazı yerlerde kim kimdi Sırp mıydı komutan mıydı neydi ayırt edemediğim halde okumaya devam ettim. İyi ki de öyle yapmışım.
Sonuç; mutlaka OKUMALISINIZ !
Hayatımda okuduğum ve resmen beni kamyon çarpmışa döndüren, beni en çok etkileyen kitaptır. Boşnak topraklarının kanlı öyküsü gazeteci Nimeta'nın öyküsüyle iç içe bir şekilde verilir. Tito'nun ölmesi ve Yugoslavya'nın dağılması sonrasında siyaset sahnesinde yerini alan liderler sıkı bir siyasi mücadeleye girerler ve Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar ayrı ayrı olarak bağımsızlıklarını ilan ederler. Ancak Sırp topraklarında kalan Boşnaklar vardır ve anlamsız, ırkçı nefret hızla tırmanmaktadır.

Bu arada Nimeta, bir Sırp olan Stefan'a aşık olan evli bir kadındır. Aşkı ve evliliği arasında kalıp sonunda ailesini seçmiştir. Boşnaklar için günler gittikçe kötüye giderken kocası ve büyük oğlu direnişe katılırlar. Kitabın bir bölümünde Stefan'ın aile köklerine uzanılıp ailesinde doğan erkeklere neden hep Stefan adının verildiği ve Boşnak topraklarının 800 yıldır kan içinde ağladığı anlatılır.

Ayşe Kulin'in muhteşem anlatımıyla savaşın çoğu zaman olduğu gibi burada da anlamsızlığına, vahşiliğine ve saçmalığına dair çok çarpıcı detaylar sunuluyor. Ben okuduklarımdan kolay kolay etkilenen bir insan değilim ama bu kitabı okuduktan sonra savaşa bakış açım değişmişti. Keyifli okumalar...
Sevdalinka; umutsuz aşkın sevda türküleri... Kalbinin kime atacağını hiç bilemezsin ki... Hayat bu..Bosna'da yüzyıllardır devam eden bir gelenek...Stefan...Babadan oğula geçen bir isim değil sadece, sevda türküleri.....Nimeta ve Stefan,Bosna' da tamda savaşın ortasında yasak aşkın en güzel kahramanları...
Bu kitap, Osmanlı öncesinde dini nedenlerle Haçlı Orduları tarafından, Birinci ve İkinci dünya Savaşları sonrasında ve 1992 Savaşı’nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını,Türk halkına biraz olsun tanıtabilmek amacıyla Ayşe Kulin tarafından yazılmıştır.Roman kahramanı, Nimeta, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonu’nda haber görevlisi olarak çalışmaktadır. Mesleği gereği, Bosna Savaşının başlamasına kadar ülke içinde meydana gelen olayları yerinde gözlemler. Bu görevlerden birinde Zagreb’de çalışan gazeteci Stefan ile tanışır. Kısa zamanda ilişkileri aşka dönüşür. Nimeta , ailesi ve Stefan arasında bir tercih yapma zorunluluğu karşısında kendi içinde psikolojik bir savaş vermektedir. Aynı günlerde ülke içerisinde de mevcut düzen yavaş yavaş bozulmakta , Yugoslavya Federasyonu muhtemel bir iç savaşa doğru ilerlemektedir. Daha net bir ifade ile , Sırbistan , “Büyük Sırbistan” arzusuyla federasyonu sonu meçhul lakin muhakkak kan ve acı dolu bir savaşa ; faturasını Boşnaklar’ın çok ağır ödeyeceği kanlı bir savaşa sürüklemektedir.
Bence Sevdalinka Sırpların Saraybosna’da yaptıgı vahşetin ve soykırımın ne boyutta oldugunu anlamak için okunması gereken bir eserdir.
Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı. Ama her ikisi de farkına bile varmadan 'daha güzel günleri' bekliyorlardı. İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar, bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu. 
Beklediğimden iyiydi, hatta çok çok iyiydi. Elimden bırakamadığım zamanlar oldu. Okurken içimin yandığı zamanlar oldu.
İki tane hikaye, bolca tarihi bilgi, dolu dizgin aşk ve salya sümük gözyaşı dolu bu kitap o kadar sürükleyici ki, okuduğum en hızlı kitap ünvanına sahip oldu.
Roman evli ve iki çocuklu Boşnak Nimeta ile kendisi gibi gazeteci olan iş arkadaşı Hırvat Stefan'ın birbirini sevmesiyler başlar. Nimeta aşkını bırakıp eşi ve çocuklarını seçtikten sonra savaş başlar ve hiçbir şey artık eskisi gibi olmaz. Artık daha önemli sorunları vardır. Açlık, hastalık,ölüm gibi...
Birbirleriyle yüzyıllar boyu bir arada yaşamış milletlerin bağımsızlık uğruna dini sebepleri kullanarak kendinden olmayana karşı ne kadar zalimleşebildiğini gözler önüne seriyor. Okurken yapılan işkenceler, tecavüzler, zulümler soykırıma varan olaylar insanın yüreğine taş oturtuyor. Yazar kitabın başında Boşnak halkının acılarını Türk halkına anlatabilmek için yazdığını belirtmiş. Bunu da çok iyi başarmış. Sayfaları çevirirken insan Boşnak halkının acılarını yüreğinde hissediyor.
Kitabın adı sevda şarkıları anlamına gelmektedir. Yazarımız Bosna gerçeğini anlatmaktadır. Gazeteci Nimeta, yasak aşkı, ailesi ve ofis arkadaşları çevresinde gelişen olaylari anlatmaktadır. Yugoslavya "nın dağılma sürecini, Sırplar ve Hirvatlarin yaptığı soykırımı ve Bosnaklarin çekmiş olduğu acıları okuyoruz. Okurken bol bol duygulaniyor insan ve şunu soruyor kendine, bir insan başka bir insana nasıl bunu yapar, Nasıl bu kadar acımasız olur? Yazar öyle bir yazmış ki, olayları bütün gerçekliği ile anlatmış fakat birseyi dusunmemis; okuyucu kitabı okurken, duygusal anlamda mahvedecigini.Yazarimizin emeğine sağlık
Tito'nun ölümünün ardından Yugoslavya'nın parçalanması ile başlayan iç savaşla, roman kahramanı olan gazeteci Nimeta'nın hikayesi. Boşnak, Hırvat ve Sırplar arasında yakın geçmişte yaşanan iç savaşta yaşananlar çarpıcı bir biçimde kaleme alınmış.
Bakma Avrupalıların öyle insan hakları havarisi kesilmelerine filan. Kendilerinden olmayana hiç merhametleri yoktur..
Kendilerine sunulan yetmiş, seksen yıllık ömrün ilk ve son onar yılı, çocukluğun bilinçsizliği ve yaşlılığın çaresizliği içinde geçtiğine göre, ellerine kalan elli yılı, itişip kakışarak, dövüşerek, sonra da dövüşmenin getireceği yıkıntılara ve kayıplara hayıflanarak heba etmek için mi dünyaya yollanmıştı insanoğlu? Bogomil, Hristiyan, Musevi ya da Müslüman, ne olursa olsun, ne biçim bir kaderdi insanoğlununki?
Bazen raflardaki tozları alınmış, boy sırasına göre hizaya konmuş kitapları dağıtıvermek, evin her köşesine sigara külleri savurmak, divanın üstüne özenle yerleştirilmiş yastıkları yerlere fırlatmak gibi çılgınca duygulara kapılıyordu.
Ayşe Kulin
Sayfa 147 - Everest
"Benim ne zaman konuşacak bir özel meselem olsa, mutlaka daha önemli bir şey çıkar."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sevdalinka
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
340
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752892422
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Sevdalinka
Sevdalinka
Aynı ırktan, kim bilir belki de aynı soydan geliyorlardı. Aynı yaşlarda, aynı boylardaydılar. Aynı kadını sevmişlerdi. Ataları aynı tanrıya ayrı yollardan ulaşmak istedikleri için, biri Boşnak diğeri Hırvat'tı. Bunu kendileri seçmemişlerdi, savaşmayı ve kaderlerini de seçmedikleri gibi. Ve ambulanstaki çocuğu kurtarmanın dışında, beklentileri yoktu yarın için.

Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı. Ama her ikisi de farkına bile varmadan 'daha güzel günleri' bekliyorlardı. İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar, bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu.

Dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından Bosna'da, bir kadın gazetecinin hayatla hesaplaşması...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.356 okur

  • Bilge
  • Samim Çokşen
  • Abdullah KÖSEOĞLU
  • burcu gundog
  • Ahmet Furkan Topaloğlu
  • Zeynolinda
  • zeze
  • Fulya
  • CEMİLE ÖZETÇİ
  • ÖZGE YALÇIN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.3
14-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%10.6
25-34 Yaş
%25.7
35-44 Yaş
%35.8
45-54 Yaş
%16.3
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85
Erkek
%15

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.6 (143)
9
%22 (118)
8
%25.5 (137)
7
%14 (75)
6
%5.6 (30)
5
%2.4 (13)
4
%0.9 (5)
3
%0.7 (4)
2
%0.6 (3)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları