Sevdalinka

8,3/10  (288 Oy) · 
1.465 okunma  · 
249 beğeni  · 
4.763 gösterim
Aynı ırktan, kim bilir belki de aynı soydan geliyorlardı. Aynı yaşlarda, aynı boylardaydılar. Aynı kadını sevmişlerdi. Ataları aynı tanrıya ayrı yollardan ulaşmak istedikleri için, biri Boşnak diğeri Hırvat'tı. Bunu kendileri seçmemişlerdi, savaşmayı ve kaderlerini de seçmedikleri gibi. Ve ambulanstaki çocuğu kurtarmanın dışında, beklentileri yoktu yarın için.

Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı. Ama her ikisi de farkına bile varmadan 'daha güzel günleri' bekliyorlardı. İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar, bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu.

Dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından Bosna'da, bir kadın gazetecinin hayatla hesaplaşması...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    340
  • ISBN:
    9789752892422
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ferah 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Roman kahramanı, Nimeta'nın öyküsünde boşnak olan annemin de öyküsünü okudum. Annemin anlattığı çocukluk döneminin tüm hayal kırıklıkları, sonra gerçekleşen soykırımın ilk adımlarıymış aslında...

Yasin YALÇIN 
26 Eki 2016 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hayatımda okuduğum ve resmen beni kamyon çarpmışa döndüren, beni en çok etkileyen kitaptır. Boşnak topraklarının kanlı öyküsü gazeteci Nimeta'nın öyküsüyle iç içe bir şekilde verilir. Tito'nun ölmesi ve Yugoslavya'nın dağılması sonrasında siyaset sahnesinde yerini alan liderler sıkı bir siyasi mücadeleye girerler ve Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar ayrı ayrı olarak bağımsızlıklarını ilan ederler. Ancak Sırp topraklarında kalan Boşnaklar vardır ve anlamsız, ırkçı nefret hızla tırmanmaktadır.

Bu arada Nimeta, bir Sırp olan Stefan'a aşık olan evli bir kadındır. Aşkı ve evliliği arasında kalıp sonunda ailesini seçmiştir. Boşnaklar için günler gittikçe kötüye giderken kocası ve büyük oğlu direnişe katılırlar. Kitabın bir bölümünde Stefan'ın aile köklerine uzanılıp ailesinde doğan erkeklere neden hep Stefan adının verildiği ve Boşnak topraklarının 800 yıldır kan içinde ağladığı anlatılır.

Ayşe Kulin'in muhteşem anlatımıyla savaşın çoğu zaman olduğu gibi burada da anlamsızlığına, vahşiliğine ve saçmalığına dair çok çarpıcı detaylar sunuluyor. Ben okuduklarımdan kolay kolay etkilenen bir insan değilim ama bu kitabı okuduktan sonra savaşa bakış açım değişmişti. Keyifli okumalar...

Sevda ALTUNTAŞ 
18 Eyl 21:30 · Kitabı okumadı · 6/10 puan

Kitap , Osmanlı öncesinde dini nedenlerle Haçlı Orduları tarafından , 1992 Savaşı’nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından , Birinci ve İkinci dünya Savaşları sonrasında da sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını anlatıyor.
"Büyük Sırbistan" hayalleri kuran Bosnalı Sırp'lar , Sırbistan'dan aldıkları askeri yardımlarla Bosna'da bir Sırp Cumhuriyeti kurduklarını ilan ettiler.
Kendi bölgelerinde bulunan Müslüman Boşnaklardan da bu bölgeyi terk etmelerini istediler. Bunu hızlandırmak içinse sistematik bir soykırıma başvurdular.

Hareket eden her şeyi vurma emri veren bir zihniyet düşünün...
Kadın,erkek,bebek,çocuk,yaşlı ayırmayan bir yöntem düşünün...
Şehre giriş ve çıkışın yapılmadığını,gıdanın bittiğini,elinizdeki ürünlerin tükendiğini...
Temiz su şebekelerinin yok edildiğini , elektriğin olmadığını , yakacak odun ve kömürün bittiğini ...
Bebeğinizin,anne babanızın ya da en yakın dostunuzun gözlerinizin önünde bakımsızlıktan ve açlıktan öldüğünü düşünün...
Bebeğiniz ağladığı için Sırp askerleri tarafından pencereden fırlatılarak atıldığını !!!
BM , yardım gönderiyoruz diye 30 yıl öncesine ait konserveleri ve pirinç paketlerini sizlere yolladığını düşünün...
En acısı da etnik temizliğin bir parçası olan ve sırp askerlerinin kadınlara ve kız çocuklarına tecavüz ettiğine şahit olduğunuzu düşünün.

Bir hafta süren katliam 2. Dünya Savaşı'ından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak tarihte yerini aldı.

Ratko Mladiç ; ülkemi ve milletimi koruyordum , diyerek çıkarıldığı mahkemede soykırım suçlamalarını reddetti. Ama ele geçirilen günlüğünde ;
''Müslümanları öldürmek sorun değil , 1 günde 50 bin kişiyi de öldürürüz...
Ancak onlar yine doğururlar. Önemli olan onları bu topraklardan tamamen sürmektir.'' yazıyordu.

Kitap başlarda çok sıkıcı ilerliyor.Gereksiz detaylarla da konunun çok fazla uzatılmış olduğunu düşünüyorum.Birçok yerde de oldukça fazla devrik cümle vardı ve bu da okuyucunun okurken sıkılmasına sebep oluyor. Açıkcası kitabın sadeleştirilip tekrar basılması gerektiğini düşünüyorum.
Sevdalinka ' nın , Sırpların Saraybosna’da yaptığı vahşetin ve soykırımın ne boyutta olduğunu anlayabilmek için , 1395 gün kuşatma altında kalan Boşnak halkının acılarını bir nebze de olsa anlayabilmek ve acılarına ortak olabilmek için okunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.

İnsan onurunun tamamen ortadan kalktığı , vicdanın yok olduğu ve insanlığın kaybolduğu onurlu şehir Bosna ...
Sevdalinka kitabıyla acınızı bir kez daha paylaştım.

Güler Ayata 
19 Kas 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sevdalinka; umutsuz aşkın sevda türküleri... Kalbinin kime atacağını hiç bilemezsin ki... Hayat bu..Bosna'da yüzyıllardır devam eden bir gelenek...Stefan...Babadan oğula geçen bir isim değil sadece, sevda türküleri.....Nimeta ve Stefan,Bosna' da tamda savaşın ortasında yasak aşkın en güzel kahramanları...

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
21 Ara 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Sırpların I. Kosova Savaşı mağlubiyetiyle Sırp Kralı Lazar' ın Osmanlı hakimiyetini kabul etmesi ve yıllık vergiye bağlanmasının intikamı yıllar içinde kin ve nefrete dönüşerek büyümesi nihayetinde, 1 Mart 1992 tarihinden 14 Aralık 1995 tarihine kadar süren insanlık dışı soykırıma dönüşmesinin hikayesi... Bir gazeteci gözüyle farklı bir bakış acısından çok güzel dile getirilmiş. 15000 insanın Avrupa' nın gözlerinin önünde tepkisizce seyrettiği ve müdahale etmediği acıların dile gelişi... Bir daha yaşanmaması ve son kez ders çıkartılması için okunası bir roman...

Kitap ve Kahve Delisi 
20 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

1992-1996 yılları arasında Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da yaşanan savaşın, iç yüzünü anlatıyor kitap bize. Sırpların boşnaklara yaptığı soykırımı. 4yaşındaki çocuktan yaşlısına kadar yapılan tecavüzler, işkenceler gözler önüne serilmiş okurken kanım dondu resmen bu kadarıda insanlık dışı dedim fakat bu olaylar yaşanmış malesef. Gazeteci Nimeta'nın yasak aşkı Stefan ve eşi Burhan arasındaki gel gitleri ve savaş sırasındaki yaşadıklarıda anlatılıyor. İlk başlarda fazla siyasi tarih anlatılması biraz sıkıcılık oluşturdu ama bunun dışında okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ve herkese tavsiye ediyorum.

Güler Bilkay Aygün 
10 May 17:39 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Tito'nun ölümünün ardından Yugoslavya'nın parçalanması ile başlayan iç savaşla, roman kahramanı olan gazeteci Nimeta'nın hikayesi. Boşnak, Hırvat ve Sırplar arasında yakın geçmişte yaşanan iç savaşta yaşananlar çarpıcı bir biçimde kaleme alınmış.

Beklediğimden iyiydi, hatta çok çok iyiydi. Elimden bırakamadığım zamanlar oldu. Okurken içimin yandığı zamanlar oldu.

Şükran Güngör 
22 Şub 2015 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap bize "BOŞNAK" halkının yüzyıllardır süren ve toprakları, değerleri uğruna feda ettikleri insanları , umutları ve hayatları anlatmaktadır. Aslında tarihten 4 yılı anlatıyor ama siz yılların/ataların onlara- gerek hikayelerle diyin gerek genlerle diyin- aktardığı yaşanmışlıkları okuyor ve anlıyorsunuz. Kitabın diğer bölümlerinden ayrılan bir bölümünde geçmişlerinden anlatılagelen bir tarih okuyorsunuz. Bana kalırsa bu bölümden başlı başına bir kitap yazılablir. Bu kısımdan aldığınız tat bile size yetiyor aslında. Kitap bu bölümü anlatmaya başlayana kadar çok akıcı bir şekilde ilerliyor. Bu kısma gelince birden kesintiye uğruyor izlenimi uyandırdı bende. Ama tekrar ediyorum bu bölüm beni apayrı dünyalara götürdü. Burası bittikten sonra kitap kaldığı yerden devam edip sonlanıyor. Sonunda ise aklınızda birçok soru işareti bırakıyor size. Kitap diyor ki "Sonunu sen tamamla" Örneğin "Fiko öldü mü?" "Burhanla Faike ne oldu?" "Nimeta Kuran'a el basıp verdiği sözü tuttu mu?" sorularını soruyorsunuz çünkü tüm karakterler kitabı okuduğunuz süreçte sizin tanıdığınız biri gibi.
Tabi esas sorunuz "İnsanlığa ne oldu?" " Ölen insanlık mıydı yoksa?" "Yanı başında bunca vahşet yaşanırken göz yuman insanlar ne düşünüyorlardı?" gibi sorular oluyor. İnsan ki aynı topraklarda yaşayan aynı havayı soluyan... Politik çıkarlar yüzünden bu kadar insanın ölmesi miydi gerekli olan...
İnsanlar yaşananlardan ders çıkarmalı. Birlikte hoşgörüyle yaşamanın kolaylığını anlamalı.
%50 Boşnak "HASANBEGOVİÇ" olarak okuduğum kitap beni çok etkiledi. Uzunca bir süre etkisinden kurtulamayacağım gibi.
"KULİN KADAR ESKİ" olan insanlığa......

Öznur Bedir 
27 Oca 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Ayşe Kulin'in bir çok romanını okudum ama içlerinden en çok bunu sevdim. Bosna Hersekte yaşananları okurken çok duygulanmıştım. Yakın tarihe ışık tutması açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Savaşın yanında yaşanan aşk da farklı tat katmış romana.

5 /

Kitaptan 66 Alıntı

Barış
"Savaş insana her şeyi öğretir. Bir de barış içinde yaşamayı öğretse keşke."

Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 298)Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 298)
mavera 
26 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bakma Avrupalıların öyle insan hakları havarisi kesilmelerine filan. Kendilerinden olmayana hiç merhametleri yoktur..

Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 270)Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 270)
Sümeyra Evcen 
18 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ve bir kaçıştı istabul.Umudun yitirildiği noktaydı.Gözyaşları sel gibi akmaya başladığında, önüne katar istanbul'a sürüklerdi umutsuzları.

Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 22)Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 22)
Sümeyra Evcen 
24 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ama demek ki mutluluğun yolu, daha çok para kazanmaktan, daha iyi şartlarda yaşamaktan geçmiyordu.

Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 34)Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 34)

Kendilerine sunulan yetmiş, seksen yıllık ömrün ilk ve son onar yılı, çocukluğun bilinçsizliği ve yaşlılığın çaresizliği içinde geçtiğine göre, ellerine kalan elli yılı, itişip kakışarak, dövüşerek, sonra da dövüşmenin getireceği yıkıntılara ve kayıplara hayıflanarak heba etmek için mi dünyaya yollanmıştı insanoğlu? Bogomil, Hristiyan, Musevi ya da Müslüman, ne olursa olsun, ne biçim bir kaderdi insanoğlununki?

Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 418)Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 418)
Sümeyra Evcen 
18 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

müthiş şeyler oluyormuş! müthiş ne olabilirdi ki?
Yaşam durgun bir göl gibiydi yıllardır.Herkesin ne olduğu, ne olabileceği, ne kadar yaşayabileceği bile belirlenmiş gibiydi.

Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 6)Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 6)

Neden Hırvatlara Katolik, Sırplara da Ortodoks demiyorlar da bize Müslüman diyorlar anlamak mümkün değil.

Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 139)Sevdalinka, Ayşe Kulin (Sayfa 139)
Kitap ve Kahve Delisi 
 20 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Allah
Allah'ın adını kullanarak, insanlara Allah adına eziyet ve kıyım yapan herkes şeytandır.

Sevdalinka, Ayşe KulinSevdalinka, Ayşe Kulin

Kitapla ilgili 1 Haber

Ayşe Kulin ile 'hüzünlü bir sevda şarkısına' yolculuk
Ayşe Kulin ile 'hüzünlü bir sevda şarkısına' yolculuk Yazar Ayşe Kulin, edebiyat dünyasının yeni trendi olan kitap turlarıyla “Sevdalinka” yolculuğuna çıkıyor.