• Olmadık yerde durup düşüncelere daldım sorun yaratan bir şey yokken,bir şey aramaya başladım bir aitsizlik aykırılık vardı sanki. Olmadık zamanlarda alıştım hiç alışık olmadığım durumlara belki de yaradılışımda vardı bunca inkar ettiğim şeyler. Aralığın 8 inde bir gece vakti başlamıştı içimdeki sızlanmalar daha o zamanlar neyin derdinde olduğumu bilmeden gündelik işlerimle her zamanki gibi haşir neşirken. O geceki sızlanmaların bir doğum sancısı olduğu yılların bana kazandırdıklarıyla anladım. Bir doğuş diyorum çünkü hayatım o günden sonra şekillenmişti. Daha eşine rastlanılmamış bir duyguyu kendimde hissedince kendimin ne kadar eşsiz bir mahluk olduğunu çok sonra öğrendim. Havale geçirmiştim. O gece bir yokluğun kıyısında hissediyordum oracıkta hani beyaz ışık dedikleri yer var ya işte tam sınırdaydım ve o beyaz ışığa zorla koşturuluyordum. Dönüp arkana bakmana bile izin vermiyorlardı. O anda sanki bir maraton koşuşunda gibi hissettim bir volkandan esen dehşet verici bir rüzgar alabildiğince savuruyordu beni ötelere. Neyse ki orada bilincim halen yerindeydi ki sımsıkı tutunabildim hayata ama birinin o bilincime dokunduğunu hissettim hiç yoktan hem de. Yalvarış veya yakarışsız bir dokunuştu. Sanırım işte orada ilahi iradenin varlığını hissettim. O volkanın esintisine siper eden bir koca çınar ve alabildiğine ihtişamlı gölgesi sardı her tarafımı. Az önceki cehennem azabına bir tam zıt bir bebek yüzünü okşayan ince bir yel sardı etrafımı maratonun birincisi olduğumu orada anladım işte bir şeyi kendi iradem dışında başardığımı fark ettim. Peki ne kadar sürecek ti ki bu zafer? Hem neyin zaferiydi demeye kalmadan uykumdan süratle kalktım ve gecenin alacakaranlığını derin bir iç geçirmeyle böldüm.
  • Üç gerçek biliyorum,
    Ama demem;
    Yohh yohh demem..!
    Ateş, sen beri gel!
    Er kişi niyetine
    Nasıl da kıldınız namazımı?
    Oysa ben hala diriydim,
    Bilemediniz nazımı niyazımı...
    Susacaksan az öteye git,
    Buzlu bir soluk çek.
    Ben yokum, yokk!
    Ateş var, bir şiire gebe;
    Beni Şair belleme...

    Eyy Zemheri !!
    Bu gece nallarım yeni örs almış,
    Cilalı feryadım sana...
    Koşmak ve uçmak ayrı bir dil,
    Er kadının sözü lazımmış;
    Dişice ve dişli bir sevdada...
    Neyleyim, belki de
    O erkekçe ben dişice;
    Vuu !
    Babam utanmasın benden
    Aman haa..!!



    Bu taş’a oturma, genç!
    Kurranıma dedi...
    Dedim, genç değilim;
    Bu yobaz sevdaya
    İki söz daha yazıp,
    Kalkacak olan ben’im...
    İyilik yaramıyormuş, dedi.
    Get, dedim...
    Şiirlerin ardına saklanan
    Korkak diyorlar bana;
    Ben edebimden susuyorum, dedim...

    O ki, O..!
    Vay ki vayy..!
    Utanmaz gelberilere peşrev mi çekek?
    Yiğidin de harmanı soyundan gelir,
    Yoğum ben yohh, ey kahpe felek !!
    Beni kaybedenlere yazın...
    “Susmanın dili sevdiğine kaçmışmış...”
    Tevv ! Erzurum atasözü...
    Yüz yıl sonra adımı anacaklar;
    Demedi deme..!


    Hazır dememişken,
    Erzurum da deme...
    Ben bu “köv”i sattım,
    Sanata başladım.
    Tevv !!
    Kokana şiirbazlar beğenmese de;
    Sen iç , boşverr...
    Bu gecenin hesabı kime yazılacak?
    İç hadi, içç!...bendensin!
    Kim daha cüretkar?
    Kim daha edepli?
    Kim daha sarışın?
    Kim daha esmer?
    Bu göz’e de, bu su yakışsın...

    Kansam da kansam,
    Kalksam be Rima!
    Şu kaldırım taşından bi kalksam,
    Yar’e bi aksam...
    Hem O yar’e bi....!
    Tevv...
    Dilenci değilim diyorum,
    Açlığımla, susuyorum...


    Bense hep,
    Fevkalade şiirleri döş’üme alıp;
    Seni düş’ledim...
    Ayıpsa ayıp,
    İlla da illa...
    Bu şiir, sezaryen bir şiir;
    Suç benim değil...
    Gebeliğe sulanmışsın,
    Son günlerin erik ister;
    Tevv, kaç akçe bir erik eder?!
    Doğum sancısı
    Diş ağrısı
    Kader ve keder...

    Ey doğacak olan!
    Seni beklemek boynumun borcudur...
    Erkek şiirse eğer,
    Adını Yusef Masadow koyun!
    Dişiyse eğer,
    Adımdan az ötede soyun!
    Sevdadan bahsetmeyin bana;
    Demedi demeyin ama,
    Biz O’nu daha rüyada...!!
    Evvelallaah!!!
    Bi de neyseee gelsin,
    Tüm Alkış sevenlere;
    Neyseee...!!

    Desem ki;
    Yalnızlığın tülünden bakan kadın
    Bunu hakediyor...
    Sırt çevirmiş dönek adam
    Bunu hakediyor...
    Ahh, düş’e düşenler !!
    Vah ki, vahh!!
    Uyuyun da geçsin,
    Vebal yok ki uykuda,
    Sarın da geçsin...
    Sakallarımı kestim,
    Sevin de geçsin...
    Tövben sana borçtur,
    Demedi deme!

    Ben uyusam,
    Büyüsem,
    Bürünsem,
    Ve kuşansam;
    Kime ne ?!
    Bilmezler ki;
    Haklıyı ve haksızı sorarlar Hafız...
    İkisi de mahpus..!
    Ve bilmezler ki;
    Uykuya dalmak ne zor iştir...
    Köyüm ıssız
    Alem suspus...!

    // Yusef Masadow //
  • aşka delilim olsun
    bana karşı içinde hissettiklerin
    ya da hissedemediklerin.
    mutlaka kıyısından geçersin
    beni anlamanın verdiği o büyük acının.
    işte o zaman rahatlıkla diyebiliriz ki;
    her şey için çok geç.
    bırak yine kumrular kurulsun avuçlarına
    bırak yine bir duâyı yarım...
    yaralarımı doğuran tenim
    seni götüren zaman ve hakikat
    bir diş ağrısı gibi
    ve ben şimdi taş devrindeyim.
    ben şimdi yorgun düşmüş bir şairin
    dizeleri kadar yorgun
    ben şimdi bir doğum sancısı
    ben şimdi her şeyin ardında bıraktığı iz
    ben şimdi bir demircinin elindeki nasır
    bir kömür işçisinin siyah akan teri
    ben şimdi seni düşünüyorum
    uzlet gömleğimi yırtacak
    durmadan çekiştiriyor içeri.
    ben şimdi senin yarım bıraktığın duâ
    sesimin rengi;
    bir kelebek olsaydım dünyayı sevebilirdim Allah´ım.

    aynı anda okunmuş kitaplar var ardımda
    ve aynı anda aynı kelimelere değen gözlerimiz
    sayfa sonlarımız var gözgöze gelmek için beklediğimiz.
    kesilmiş bir bilek gibi sıcacık gülen ağzın
    yeni hayallerin, yeni hayatların tohumlarını ekiyor şimdi
    başka dudaklara.
    bana kimliğimi sorma, bana hangi hayatı yaşadığımı...
    kurmak istediğim hayaller
    kurmak zorunda olduğum hayaller
    yaşamak istediğim hayat
    yaşamak zorunda olduğum hayat
    sahi uzun zamandır sormuyorum
    kimin ben? ..
    ne içinim?
    umut
    neden unutma diye başucumdan ayrılmıyor?
    yüzme bilmenin hiçbir şey ifade etmediğini
    insanlar okyanusların ortasına düştüğünde mi anlayacak
    nefes alıp veriyor olmam
    neden yaşıyor olduğum yanılgısına düşürüyor insanları
    bana kimliğimi sorma, bana hangi hayatı yaşadığımı...
    kimliksizliğim tenime çarptığından beri sıcak nefesin
    böylesine şiddetli cereyan ediyor
    ve üşüyorum
    yazın ortasında, güneşin en tepeden vurduğu zamanda bile
    ben seni düşünüp
    üşüyorum.
    unutmaya çalışmanın
    hatırlamanın kendisi olduğunu öğrendim
    acıyı hafifletmek için radikal kararlar
    ve sabah kahvaltıları gerektiğini
    yoksa kırgınlıklarımın üzerini bir kefen gibi örten
    saçların ve omuzlarının etkisi ile
    nasıl başa çıkabilirdim?
    fotoğrafların ayraç bütün kitaplarımda
    senden başlanıyor ve sende bitiyor bütün cümleler
    bana kimliğimi sorma, bana hangi hayatı yaşadığımı...
    yollarına döktüğüm güller
    hazan oldu kaldırımlara
    ve hüzün yeni sıkılmış bir koku gibi
    durmadan ardımda
    günler; tırnak uzaması
    elimi attığım her gerçek; mezar taşı
    acı; okyanus
    ben yüzme biliyorum.
    sabah kahvaltılarından sonra
    acımı hafifletmek için
    başka acılar yaratıyorum kendime
    bunun verdiği bir acı var
    bak, onu bile gözardı etmiyorum
    yılların yollar gibi olduğunu biliyorum.
    bana kimliğimi sorma, bana hangi hayatı yaşadığımı
    gözlerimin içerisindeki mütemadi loşluğu
    boşluklara emanet ediyorum durmadan
    ağzına kadar dolmuş kül tablalarım var
    dağınıklıkta hayatım ile yarışan odalarım
    ve
    bütün kitaplarımın arasıda
    hiçbir şey olmamış gibi
    gülen vesikalıkların.
    bana kimliğimi sorma
    ben sadece yüzme biliyorum.
  • “köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
    - insanın yarısı ayıptandır,tarısı gayıptan.
    - davulun sesinden tilkiler korkar.
    - analara doğum sancısı tutmasa çocuk doğmaya hiçbir yol bulamaz.
    - köpek bile alim olunca savaşta çevikleşir.köpek bile arif olunca eshab-ı kehf'ten olur.
    - yarasa güneşi görmez.görüyorum dese dahi gördüğü güneş değildir.
    - inci deniz dibinde,çer çöp sahile vurmuş.
    - yemin etmek yalancı kişinin adetidir.
    - güzel bir ağaç dalı kötü bir ağaca aşılanırsa o güzellik kötü ağacın tabiatında güzelleşir.
    - yıllardır yol yürüyoruz,yine de ilk konakta esiriz.
    - biri buğday elde etmek için ekin ekerse,sonunda saman da elde eder.
    - ateşi daima suyla korkuturlar.fakat suyu hiç ateşle korkutabilirlermi?
    - ibadetlerin zevk vermesi için zevk gerek.
    - ticarette kamil değilsen,yalnız başına dükkan açma.
    - kurt nerden yusuf'a aşık olacak?
    - akıl başka bir akılla birleşti mi nur,nefis başka bir nefisle birleşti mi karanlık artar.
    - kürk kışın işe yarar,baharın değil.
    - yanlızlıktan ümitsizliğe düşünce,güne gibi bir sevgilinin gölgesi altına gir.
    - gözde kıl büyük bir dağ kesilir.
    - bilgiyle uyumak uyanıklıktır.vay biligizle oturan uyanık kişiye!
    - gül olmayınca bülbül sükut eder.
    - eğer körsen köre teklif yoktur.değilsen yürü,sabır kurtuluşun anahtarıdır.
    - bir güzel,peşine çirkini takıyorsa onunla alay ediyor demektir.
    - ektiğin dikeni gül bahçesinde arama.
    - sopa,musa'nın elinde doğruluğa sahit oldu,sihirbazın elindeyse bir işe yaramadı.
    - çarpık ayakkabı nasıl çarpık ayağa uyarsa,şeytanın afsun ve efsanesi de doğru olmayan gönüllere uyar.
    - rahmetim o ağlamalara bağlıdır.kul ağladı mı,rahmet denizi kabarıp dalgalanmaya başlar.
    - nice kişiler vardır ki,kükremiş aslan gibi avını yemeden dünyadan gitmişlerdir.
    - sabır güzel hayallerle tatlılaşır.çünkü herşeyden önce içinde bulunduğun sıkıntıdan kurtulmaya hayaline düşersin.
    - ben bu çalışıp çabalama dünyasında iyi huydan daha iyi bir ehliyet görmedim.
    - cömertlik gözden gelir,elden değil.
    - asa musa'nın elinden su içti.firavun'un saltanatını bir lokma etti.
    - alemde her hünerin fikirle kaim olduğunu bilmez misin?
    - "yarın yaparım." deme.nice yarınlar geçti,ekin zamanı tamamıyle geçmesin,agah ol.
    - ne mutlu o çirkine ki,güzele eş ve arkadaş oldu.vah eşi kış olan gül yüzlüye.
    - kara odun ateşe eş olur,karanlığa gider,baştan başa nur kesilir.
    - vücudunda hangi huy galipse,o huyun suretinde haşedilirsin.
    - madem ki hırsızlık ediyorsun,bari latif inciyi çal! madem hamallık ediyorsun,bari yüce bir yük yüklen.
    - bir evin temelini atacakları vakit oradaki eski yapıları yıkarlar.
    - arı duru su çıkartmak için önce yerden toprak çıkarır.
    - nerede bir dert varsa deva oraya gider.su neresi alçaksa oraya gider.
  • Bazen düşünüyorum da, aşk varlığımızın doğum sancısı değil mi?
  • Bazen düşünüyorum da, aşk varlığımızın doğum sancısı değil mi?
  • Çağ dışı olmak için önce çağ nedir, onu anlamak peşinden bütün illetleriyle çağımızı bilmek lâzımdır. Çağ bir takvim işi değildir. Asıl doğum sancısı çekenlere "çağ dışı" mührünü basanlardır ki, çağ dışıdır. Kendi kendilerine yetemeyen, çağların gebe kaldığı yavruları göremeyenler, onların yüz çizgilerini heceleyemenler...