Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı:
224
Basım Tarihi:
1972
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yakup kadri'nin Ankara'sı
Puan vermedi
Modern Türk edebiyatındaki tek şehir ütopyasıdır. Özel hayat ile toplum hayatının nasıl ideal bir yapı içinde bir araya geleceği, çoğu ütopya gibi bu kitabın da temel eksenini oluşturur. Ankara'da, bir şehrin hikâyesiyle bir kadının özel hayatı iç içe anlatılmıştır. Daha doğrusu bu ikisi zaten aynı şeydir; toplumun hayatına biçim veren her şey Selma Hanım'ın özel yaşamında doğrudan karşılığını bulur. Bu bakımdan kamuyla özel alan arasındaki ilişki son derece kaba ve gecişkendir. Ütopyanın anlatıldığı, ideal şehrin tasvir edildiği üçüncü bölümde, yazarın hayal ettiği Ankara'da kamu, özel hayatı tümüyle içine almıştır. Kişisel dertler; toplumsal kaygılar ve ihtiyaçlar içinde sönüp gider. Selma hanım kalabalık içinde kendini unutur, mahremiyete gerek yoktur çünkü şehir onun evidir.
Alıntı
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 19724,713 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 4. kitabı
Milli mücadele döneminden Cumhuriyet dönemi sonrası Ankara’yı kaleme almış Yakup Kadri, romanı tarihe boğmadan muhteşem bir şekilde kaleme almış o dönemi güzelce yansıtmış.
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 19724,713 okunma
Kötü Roman Yazmak Yakup Kadri'nin mi Suçu?
Puan vermedi
Yakup Kadri'nin siyasi kariyerini tenkit etmek başka bir mahallin mevzusu ise de edebi fikriyatını ve üslubunu tenkit etmek bu alana mahsus olsa gerek. Kendisinin siyasi hayatında takribi 45 yıl boyunca geçirmiş olduğu tecrübelerini ve müşahede ettiği etrafında cereyan eden hadiseleri birinci ağızdan anlattığı "Politika'da 45 Yıl Eseri" oldukça kıymetli bir hatıra vasfına haizdir. Lakin "Ankara" romanı için aynı isabette bulunduğunu söylemek oldukça zor. Daha öncesinde de bu romanın muhtevasına dair değerlendirmemizi "Yakup Kadri'nin Medine'tül Fâzılası: Ankara " başlıklı yazımızla belirtmiştik. Fakat bir roman türü olarak bu eserinin edebî muhtevası oldukça zayıf, cümle inşası oldukça düşüktür. Bunun pek çok sebebi vardır muhakkak fakat zannımızca, Yakup Kadri idealize edilmiş bir toplumu anlatamaya gayret ederken bu toplumun lisanını da romanın akışı boyunca arz etmeye çalışmaktadır. Romanın Türk Edebiyatı'na Tanzimat ile girdiğini yahut meşhurlaştığını göz önünde bulundurur isek Yakup Kadri'nin sâbıkları tarafından ortaya konan pek çok eser kendisinin mezkûr eserinden daha edebî bir vasfa sahiptir. Tabi burada Yakup Kadri'yi tenkid ederken dönemi de göz önünde bulundurmak isabetli olacaktır. Zira roman 1934'de yazılmış olup bu dönem,dilde tasfiyeye (saflaştırmaya!) gidilen, Arapça, Farsça kelimelerin ihraç edildiği bir dönemdir aynı zamanda. İlaveten Güneş Dil Teorisini'nin de üniversitrlerde ders olarak okutulduğu bir devri ihtiva etmektedir. Yakup Kadri de o dönemde CHP milletvekili olarak hükümetteki partisinin bu uygulamalarını edebiyat dünyasına taşımak şuurunu izhar etmiş olsa gerek. Politikada 45 YılPolitikada 45 Yıl Yakup Kadri KaraosmanoğluYakup Kadri Karaosmanoğlu AnkaraAnkara
Edebiyat & Roman
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 19724,713 okunma
Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e Ankara!
9/10
·252 syf.··
2021 97. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2021 22:25
Milli Mücadeleyi, Cumhuriyet’in kuruluşu ve sonrasında yaşananları klasik tarih kitaplarından daha çok Halide Edip, Falih Rıfkı, Kemal Tahir, Tarık Buğra ve Yakup Kadri gibi yazarlarımızın hikâye, roman ve tiyatro eserlerinden okumayı seviyorum. Zira onlar, insan hikâyeleri üzerinden kentlerin değişim ve dönüşümünü; dönemin ruhunu, ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel yapısı ile modernleşme süreçlerini klasik tarih kitaplarından daha iyi yansıtıyorlar.  • • • İşte Yakup Kadri KaraosmanoğluYakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “AnkaraAnkara” romanının da Milli Mücadele’nin son yıllarını, Cumhuriyet’in kuruluşu ve sonrasında yaşananlarını en iyi anlatan eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Nitekim Yakup Kadri, bu dönemi Selma Hanım’ın hikâyesi üzerinden üç bölümde anlatıyor. Selma Hanım’ın hikâyesi ise Milli Mücadele’nin son demlerinde onun eşiyle birlikte Ankara’ya gelmesiyle başlıyor ve ilk eşinden boşanarak yaptığı farklı evlilikler üzerinden devam ediyor. Yakup Kadri, Selma Hanım’ın evlilikleri üzerinden ise üç ayrı Ankara’yı anlatıyor bizlere. • • • Yakup Kadri, bu üç ayrı Ankara üzerinden bir yandan doğru düzgün yolu, suyu, elektriği ve evi olmayan küçük bir şehrin bir başkente nasıl dönüştüğünü anlatırken; bir yandan da Milli Mücadele’nin kazanılmasından sonra yaşanan modernleşme süreçlerinde halkla üst sınıf arasında yaşanan çatışmayı, değerler yitimini ve açılan mesafeyi çok iyi resmediyor. “Şapka bize hâkim değil, biz şapkaya hâkim olmalıydık”¹ sözünde de ifade ettiği gibi özellikle Batılılaşma adına atılan adımların şekilciliğe indirgenerek özünün ortadan kaldırılmasını eleştiriyor. Örnek bir aydın olarak sunduğu Neşet Sabit’in ağzından ise ideal bir Ankara’nın dolayısıyla Türkiye’nin nasıl olması gerektiğini dile getiriyor.  • • • Yakup Kadri de tıpkı Halide Edip ve Reşat Nuri gibi eserini Selma Hanım karakteriyle
Hayat
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,713 okunma
Doğum sancısı
9/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2004 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2004 00:00
Milli Mücadele Dönemini ve sonrasını anlatan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara kitabı bir oturuşta bitireceğiniz bir eserdir. Cumhuriyet inkılabı ile birlikte Anadolu’nun yeniden dirilişi, yeniden temellendirilip yapılandırılması gerekmektedir. Bu yeni temel üzerine acil bir şekilde sağlam bir yapı inşaa edilmelidir. Bunu yapacak olanlar ise dönemin idealist vatansever insanları olacaktır. Ankara romanında ise bunu gerçekleştirecek idealist insanların verdiği mücadele anlatılmaktadır. Bu idealist insanlar inkılap hareketini özümsemiş, milli şuura sahip karakterlerdir. Bu insanlar hayat serüveni içerisinde karmaşık yollardan geçerek romanın son bölümünde bir araya gelirler. Kendi hayatlarını geleceğin çağdaş, modern, öz benliği ile çelişmeyen maddi ve manevi varlığını kaybetmeyen, değerleri ile övünen yeni Türk toplumu yaratma mücadelesi içinde geçer. Ankara romanı üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm : Sakarya Savaşı öncesi (1922’ye kadar). İkinci bölüm : Cumhuriyetin ilanını izleyen yıllar (1926’ya kadar). Üçüncü bölüm : Cumhuriyet sonrasının 14. ve 20. yılları (1937-1943’e kadar). Bu üç bölümdeki olaylar yazarın her bölümde ayrı bir kişilik olarak karşımıza çıkardığı Selma Hanım’ın çevresinde geçer. Selma Hanım’ın arayışı Ankara’nın arayışıdır. Yazgısı Ankara’nın yazgısıdır. Yaşamı da Ankara’nın yaşamıdır. Selma Hanım’ın ilişki kurduğu erkekler ise birer simgedirler.
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,713 okunma
9/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2022 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2022 19:36
Yakup Kadri KaraosmanoğluYakup Kadri Karaosmanoğlu , 1934 yılında yayımlanan Ankara romanında üç farklı Ankara portresi çizer. Birincisi, başkent olma aşamasındaki Ankara’dır. İkinci Ankara, genç Cumhuriyet’in Ankara’sıdır. Bu Ankara’yı yazar rağbet gören ideolojik yaklaşımların tersine, toplumsal gerçekçi bir hassasiyetle yansıtır. Üçüncü Ankara ise gelecekteki bir zamanın ütopik Ankara’sıdır. Yazar, özlediği, düşlediği ve yakın gelecekte umduğu Ankara’yı ütopyası aracılığıyla okuyucuya sunar. Romanda, Ankara'nın yukarıda bahsedilen üç ayrı dönemdeki durumu anlatılır. Yazar bu kitabında, Ankara'dan yola çıkarak Türkiye'deki sosyal gelişimi yansıtmaya çalışmıştır. Romanın kahramanı Selma Hanım, bu üç dönemi birbirine bağlar. Selma Hanım'ın özel hayatında yaşadığı maceralı üç ayrı dönem, Ankara'nın da üç ayrı dönemini yansıtır. Ankara'nın ilk yılları hakkında detaylı bilgi almak içinde okunabilir. Ankara'nın başkent oluşunun ilk yılları da ayrı bir karakter olarak düşünülebilir.
Edebiyat
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,713 okunma
7/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2024 00:00
Gerçekten çok beğendiğim bir roman oldu. Buram buram taş toprak kokusunun içinden iliklerime kadar hissettiğim bir milli mücadele ruhunu ciğerlerime çektim. Monoton renkler arasından kesintisiz bir biçimde ışıldayan, tüm göğü sarmış bir kızıllık cümbüşü içinde buldum kendimi. Hiç bitsin istemedim, kapağını kapattığımda bu inkılap düşü halen damarlarımda akıyordu. Kitabın başındaki not okurken hiçbir zaman aklımdan çıkmadı, hatırlamamaya çalışsam da realitenin acısının vücuduma saplandığını hissediyorum. Keşke hiç uyanmasam… open.spotify.com/track/1hRpKqssY...
Duygu ve Düşünce
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,713 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 20:05
Kitap uzun zamandır okuma listemde olan kitaplardan biriydi.Elime aldıktan üç gün gibi kısa bir sürede bitirdim.Eser 3 dönemden oluşuyor;Milli Mücadele yılları ve çoşkusu, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yozlaşma son bölümde ise geleceğe yönelik umut başarılı bir şekilde işlenmiş.Bu 3 dönem ana kahraman Selma ve onun 3 eşi ve temsil ettiği üç farklı dönem olarak aktarılmış Yakup Kadri KaraosmanoğluYakup Kadri Karaosmanoğlu
Roman
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,713 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2023 160. kitabı
Milli Mücadele yıllarında halkın en alt tabakadan, üst tabakalara kadar her kesimini gözlüyoruz kitap boyunca. Başlarda hiçbir çıkar gözetmeksizin yurtları için çalışan bazı subayların ve politikacıların zaferden sonra "sermaye çevreleriyle ilişkileri" ya da "arsa spekülasyonu", "taahhüt işi" gibi girişimlerle zenginleşmeleri, "inkılap ve batılılaşmayı" yanlış anlayıp bireysel ve içtimai ahlakta yozlaşmaları , kahramanımız Selma'nın bakışıyla anlatılıyor. Milli Mücadele inancının ateşli dönemlerinde, bir tarafta at binme partisinde giyecek pantalonu olmadığı için üzgün! hanımlar diğer tarafta kağnısı ile cephane taşıyan hanımlar... Yazar bu iki dünyayı ve bu iki dünya arasında sıkışanları ustaca bir üslupla anlatmış.
1K
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,713 okunma
10/10
·252 syf.·
2023 13. kitabı
Milli mücadele döneminden cumhuriyetin yirminci yılına kadar gelen süreç içerisinde Ankara perspektifinden ülkedeki toplumsal, fikirsel ve birtakım teknolojik değişimlerin gayet akıcı bir üslup ve betimlemelerle yazıldığını görüyoruz. Kimi yerlerde yazarın şahit olduklarına dair yorumlarının karakterler üzerinden yansıtılmaya çalıştığını hissedebilirsiniz. Hikaye ise Selma Hanımın İstanbul'dan Ankara'ya gelip bahsi geçen tarihler arasında yaşadıklarını konu ediniyor.
İnceleme
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,713 okunma

Yazar Hakkında

Yakup Kadri KaraosmanoğluYazar · 29 kitap
27 Mart 1889´da Kahire´de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa´da başladı. 1903´te İzmir İdadisi´ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır´a döndü, öğrenimini İskenderiye´deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908´de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi´ni bitirmedi. 1909´da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916´da tedavi olmak için gittiği İsviçre´de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı´nı destekledi. 1921´de Ankara´ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.  1923´te Mardin, 1931´de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932´de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934´te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935´te Prag, 1939´da La Haye, 1942´de Bern, 1949´da Tahran ve 1951´de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960´tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974´te Ankara´da öldü.  Yazı Hayatı: Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler´in `sanat şahsî ve muhteremdir` görüşünü paylaştığı ve `sanat için sanat` yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet´in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet´in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920´lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955´ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır.Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban´dır. Nur Baba Nur Baba, Karaosmanoğlu´nun ilk romanıdır. 1922´de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar Karaosmanoğlu´nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca´daki bir Bektaşi tekkesine devam ettiği dönemdir. Nur Baba´yı Euripides´in Bakkhalar´ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekilliği yapmıştır. Kadro Dergisi'nin kurucularındandır. Dergi, devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Anadolu Ajansı'nın kurucularındandır, ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.