Adı:
Yıldız Gezgini
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053322863
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Star Rover
Çeviri:
Fadime Kahya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Yıldız Gezgini
Yıldızlar Korsanı
Bir akademisyen meslektaşını öldürerek San Quentin Hapishanesi'ne düşen eski bir profesör, burada yaşam boyu hapis cezasını çekerken maruz kaldığı korkunç işkenceden kaçmak için zihinsel taktikler geliştirir. Acı çeken bedenini terk ederek, tarihin farklı dönemlerinde, farklı coğrafyalarda geçen önceki yaşamlarına geri döndüğü yolculuklara çıkar. JackLondon'ın korkunç San Quentin'de beş yılını geçiren arkadaşı EdMorrell'dan esinlenerek yazdığı Yıldız Gezgini'nin anlatıcısının her bir geçmiş yaşam deneyimi, bağımsız birer öykü olarak da okunabilir. London bu en özgün yapıtında, astral seyahat ve yeniden doğuş çevrimi üzerine kafa yorar. Ancak insanlık durumunun bu dirayetli gözlemcisinin asıl derdi, ABD'nin gaddar ve çürümüş hapishane sistemini gözler önüne sermektir.
(Tanıtım Bülteninden)
344 syf.
·Beğendi·10/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Selam sabah yok bu kez kikirikler .. "Bodos konuya girmeli" incelemelerimden biri olacak bu .. Yazacak çok şey var ve biliyorum ki yine istediğim gibi bir inceleme olmayacak , yine arada derede unuttuğum bir dolu konu kalacak .. Nasıl olmasın ki ? Söz konusu isim JACK LONDON !!!

Bu adamı cidden çok seviyorum .. Dili , anlatım kabiliyeti ve edebi çerçeveye alabileceğimiz ne varsa onun adına ,hepsini geçiyorum bir kalemde ..Bunların hepsi bir yana ..Bu adamın duruşu , ideolojisi ve yaptıkları öyle yüce ki her kıtada birer tane yaşayan Jack London daha olsa sanırım cennet kavramı öte dünyaya kalmazmış .. Her kitabında ayrı özelliklerini keşfettiğim nadide isimlerden biri kendisi .. Bu kitabıyla da bir kez daha oscarı kendisine gönderiyorum.. Biliyorsunuz ki ben genellikle incelemelerimi spoiler vermeden daha çok kitabın okunmasına katkı sağlayacak ara elemanlarla vermekten yanayım.. Tarih , zaman ve yer değişkenlerini İŞSİZLİK sosuna bandırıp öyle getiriyorum önünüze .. Bu kitabı alıp okuyacaklar ve hatta okuyanların çoğu yüzeysel bir hapishane romanı ardında astral seyahatler tribiyle okuyacaklar ya da okudular .. Ama kitabın içinde öyle bir isim var ki işte o tüm bu romanı bambaşka bir düzleme taşıyor ..Ve haliyle giriş - gelişme - sonuç olarak aktarmak istediğim bu inceleme de böylesine uzuyor.. O yüzden kahveni - çayını - biranı ( AHLAK BOZMAZSAM OLMAAAAAAZ !) al .. Yak sigaranı başlayalım ..

Daha önceki incelemelerimde de belirttiğim üzere senin içinden geçti dediğin adamların mensup olduğu felek çemberleri kümesi ,bu adamın içinden geçtiği felek çemberi yanında ancak elinde pamuk helvayla annesine sarılmış , yüksekten manzara seyreyleyip pamuk helvayı dişleyen çocukların bulunduğu bir dönme dolap olabilir .. Az sonra bir kaç kalem de örnek vereceğim için uzun uzadıya saymak istemiyorum başından geçenleri.. İsteyen şu incelememe baksın (#24776554).. Bu romanın yazımına sebep olan olaylar esasen Jack London ' ın ünlü olmadan önceki hayatını DEMİRYOLLARI ile kesiştiriyor .. Nasıl oluyor o dersen ... Henüz ünlü olmadan ve Martin Eden ' a rol model olacak günlerin startını vermezden öncesinde Jack London avare dediğimiz , amerikan kültüründe ise HOBO olarak nitelendirilen insanlarla geçen bir zaman aralığı atlatıyor.. Korsanlık yaptıktan sonra parasız kalmasından dolayı 16 yaşında seçtiği bu yolla yaz kış demeden yük trenlerinin katarlarında ve vagonların altında yer alan fren makaslarında seyahat ederek yaklaşık 4800 (?!?!) km yol yapıyor 2 sene boyunca.. Dile kolay !! Gel zaman git zaman sonrasında diyor ki " Yauv arkadaş ölmeden şu Niagara Şelaleri'ni bir de ben görem. Orlara gitmişken bir de Kentucky usulü menemen yerim." Tabii Hobo olarak anılan , bizimse avare dediğimiz İŞSİZ( <3 ) güçsüz , toplumun bodrum katında yaşayan bu insanlar amerikan halkı nezdinde "kaka" şahıslar o günlerde (nasıl ? miden kalktı di mi? =) ). Hal böyle olunca şehre indikten bir kaç saat sonra polis tarafından sorgusuz sualsiz toplumun huzurunu bozmaktan haksız yere gözaltına alınıp 1 ay hapis cezasına carptırılıyor bizimki .. Jack "Lundon" (kayıtlarda bu şekilde geçiyor ) ismiyle sicilindeki isyan bayrağını göndere çektiği tarih 29 Haziran 1894.. 1 ay çok kısa bir süre ama bakın bir röportajda kendisine yöneltilen bir soruya o günlerle ilgili ne cevap veriyor Jack London ...

"Eğer olur da bir gün Yol isimli kitabımı okursan , ki o kitapta da kendi deneyimlerimin bir kısmını aktardım , New York 'un Buffalo bölgesindeki Erie Country hapishanesinde insanı ele geçirdiğini gördüğüm korkunç şeylerin büyük bir kısmını pek detaya inmeden yüzeysel olarak geçmiş olduğumu görürsün.Orada gördüğüm şeylerin basılabilmesi MÜMKÜN DEĞİLDİ, HATTA NEREDEYSE DÜŞÜNÜLEBİLMESİ BİLE MÜMKÜN DEĞİLDİ."

1 ay geçiyor geçmesine ama bizimkinin de bağrını ikiye bölüp geçiyor .. Unutmuyor o günleri .. Hatta Demiryolu Serserileri adlı kitabında da yapılan haksızlıkların hesabını er ya da geç soracağını belirtiyor .. Dünyaca ünlü bir yazar olup voleyi vurduğunda, dönemin White House ' unu dahi yanında ahır kıvamında bırakacak büyüklükte bir çiftlik arsası alıp içine de Wolf House (VER MEHTERİ!) adını verdiği bir villa konduruyor..Haksız yere hapse atılmış insanlar adına yazışıp , onlara kefil olmak suretiyle çiftliğinde iş vererek hayatlarında hiç sahip olamadıkları ev ve iş sahibi olma şansı veriyor onlara .. Bu sırada bir de mektup arkadaşı ediniyor civardaki cezaevlerinin birinden..İsmi Edward Morrell .. Yani sizin bu kitapta Ed Morrell ismiyle tanıyacağınız mahkumlardan biri ..Mektuplaştıkları yıllar boyunca onu yasal yoldan savunmak için de baya bir çaba sarfediyor .. Özgürlüğüne kavuşturduğu Edward Morrell ' in hikayesini dinledikten sonra , kendi başından geçenleri de göz önüne alarak bu son romanını kaleme alıyor .. Bu bağlamda son günlerinde büyük buhranlar yaşayan Jack London ' ın , kitapta ismi geçen şahıs yoluyla ölümü "BÜKÜP bambaşka bir olguya evirmesi de son derece manidar.. Gerçek hayatta hapisten kurtardığı mahkum , iş kurguya geldiğinde romanda kendisine bambaşka boyutlar açıp onu esaretten kurtarıyor .. Hal böyle olunca şu an toprak altındaki Edward Morrell ' in ismi, bu kitabı okuyacak her birey ile beraber ölümsüzler listesine tekrar tekrar yazılıyor .. Bu açıdan bakıldığında da Jack London ' ın zekasını takdir etmemek mümkün değil..

Kitaba gelecek olursak .. Jack London varoluşu ve evrim teorisini gerek romanlarında gerekse düşünce bazında çokca sorgulamış bir isim .. Misal Ademden Önce kitabı bu kitaptaki bazı fikirlerle paralellikler gösteriyor .. Ademden Önce 'de evrim yani genler yoluyla bize atalarımızdan miras kalan korkularımızı ve alışkanlıklarımızı sorgulayan Amerikalı Viking bu kitapta ise ölüm ve ruh kavramını yine benzer bir yolla sorgulayarak anlatmayı secmiş ..Tüm bunların arka planına ise yozlaşmış amerikan ceza ve hukuk sisteminin muhteşem eleştirisini koymuş ..Şimdi şu anlattıklarımdan yola çıkarak sistemsel bir eleştiri romanı okuyacağınızı düşünüyorsanız ÇOK ama ÇOK yanılıyorsunuz .. Ölümü atlatıp günlerce uyuyabildiğinizi bir düşünün .. Ve uyuyup uyandığınız her rüyada Papa ile başı belada Fransız bir aristokrat , İsa' nın ölümüne şahit olan ve Bizans Lejyonları sancağı altında çarpışan Danimarkalı bir viking , İznik konsülüne katılmış bir münzevi ya da Amerikan İç Savaşına çeyrek kala göç eden bir ailenin küçük çocuğu olduğunuzu bir düşünün .. Hayal mi gerçek mi derseniz , kitabı okuyup kararı siz verin !

Kitap için tanım : MADE IN USA CEZVEYİM , KÖŞE BUCAK GEZMEYİM !

Esen kalın İŞSİZ kalın kokocambolar !!
344 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
BU BİR ZİHİN ROMANI!!!

Roman evet! Ancak bölümleri tek başına okunduğu zaman, ayrı ayrı öykü özelliği taşımakta.

Tanıtımda geçen tanıtımlarla başlıyorum:

Yazarın arkadaşı olan aynı zamanda da kitabın başkarakterinin yan hücresinde yer alan Ed Morrell'in, beş senelik hapishane hayatından esinlenerek, ortaya sarsıcı bir kitap ve galiba da son kitabını çıkarmış Jack London.

https://ibb.co/dq1x59 (Ed Morrell)

Amerika’nın o dönemdeki cezaevlerinde yapılan türlü türlü işkencelere vurgu yapılmış. Hatta öyle ki, deneyler bile yapılmış mahkumlar üzerinde. Bu işkencelere rağmen, hayat mücadelesini devam ettiren baş kahramana geçmeden önce, gerçekte de var olan ve kitaptaki cezaevi San Quentin Cezaevi:

https://ibb.co/kUUbhp
https://ibb.co/cgw6hp
https://ibb.co/mmT2Np

Bundan sonra yıldızlar ile başlayıp yıldızlar ile son bulan ilerleyişim, kitap içeriğine değinmek olacaktır.!!!


*************************

İnsan düşünen bir hayvan dersek eğer, bu düşünme olayının ne kadar farkındayız? Hayal gücü ile birlikte düşünme süreci birbirini tamamlayarak, olağanüstü şeyler başarabilir aslında. Üstelik devreye istek de giriyor ise, bu üçlüye karşı koymak olanaksız.

Hücreye tıkılan kahraman gezginimiz, kafayı yememek için hayal gücünü devreye sokarak, kendine hayali çizgi ve taşlar ile bir satranç oyunu kurmuştur. Benliğini bölerek oynadığı oyundan sıkılıp, sineklere insani özellikler yükleyerek onlarla oynamaya başlamış ve böylelikle yavaş yavaş zihin geliştirme sürecini devam ettirmiştir. Sonrasında tecritte bulunan diğer iki mahkumun, birbirleriyle duvara yumruklaşarak iletişim kurduğunu keşfetmiş, bu şifreyi çözüp onlara katılmıştır.

Bu şekilde devam etmeyeceğim elbette. Samimi bir giriş ile başlayıp samimi devam eden bu kitaptaki samimiyet ile;

Sevgili okur dostlarım; işkence yöntemine katlanabilmek için, bedenini öldürüp seyahatlere çıkmaya başlayan gezginimiz, bu serüvene yıldızlar ile başlıyor. Sonrasında bu derin uykudan uyandığı zaman, tekrar tekrar dirilmeyi başarıyor. Her uyku sürecinde tarihte bulunan, her türlü medeniyetten, tanınmış ve yer edinmiş kişilerin bedenlerine yerleştirdiği ruhuyla bize, hikayeler anlatıyor. Bu hikayeler gerçek mi bilemem. Zaten bazı yerlerde gerçeklik ve hayal karışımı cümlelere şahit oluyorsunuz.

Öldürdüğü mü? Evet bedenini ayaktan başlayarak öldürüyor. Geriye sadece bilinci kalıyor.

"Ben can vermem. Yalnızca beden can verir ve beden ben demek değildir." (Syf. 131)

Buradan da anlaşılacağı üzere, reenkarnasyona inanma söz konusu. Gezginimiz asla ölmeyeceğine ve sürekli başka bir bedende var olacağına inanıyor. Kendisinin benliğinin ruhunda yer aldığına vurgu yapıyor.

******************

İçerikle ilgili söyleyeceklerim burada sona erdi.

Can alıcı cümleler ile rastlaştığım için hipnotize edici bir şekilde çekim alanına girdiğim eser, bize ölümün sadece bedenler için olduğunu ve ruhun hep varlığını sürdüreceğini öne sürüyor.

Ayrıca idam mahkumunun gözlerinden idama bakış açısını, cellatların, bu kararı veren mecraların vb. bir mahkuma neler hissettirdiğini gösteriyor. İşkence yöntemleri ile mahkum edilen bireylerin bu şekilde insanlık dışı cezalara mecbur bırakılmaları ne derece doğru? İdam cezası doğru mu? Bunları farklı bir bakış açısı içerisinde ele alıyor.

Okur dostlarım;
Acı çeken bedene hükmeden ruhtur. Ruh acı çekmedikçe beden de devre dışı kalır diyerek, kitaba uygun bir cümleyle nokta koyuyorum. Ancak bir dakika! Uyuduğu zaman vücudundaki acıyı hissetmiyor. Çünkü ölmüş beden! Et yığınından farksız. Tamam! Şimdi nokta.
344 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitaba başlamadan önce çıtam yüksekti bu kitaba karşı ve ''Yıldız Gezgini'' sanki bir sırıkla atlama rekoru kırdı önsezimin çıtasının çok çok üstüne çıkarak. Bu kadar zengin bir içerik beklemiyordum.
Jack London gerçekten okutuyor kendisini. Temel başlık hapishanedeki ağır yaşam koşulları ve hapishane reformları gibi gözükse de birçok alt metin var bu kitapta. Felsefe, tarih, edebiyat, aşk, mahkûmluk, özgürlük güzel bir şekilde irdelenerek işlenmiş. Kurgunun içinde kurgu, anlatıcının içinde anlatıcı mevcut. Bolca nükte yapılmış, bu mahkûmların vurdumduymazlıklarıyla birleşince yüzde pek tabii tebessüme yol açıyor. Hep mi iyi yanlarından bahsedeceğiz derseniz farkına vardığım bir durum var. Zaman zaman kullanılan sivri dil beni rahatsız etti fakat bunu da olayların geçmiş zamana dayanmasına bağlıyorum. Bazı yerlerde Darell Standing anlatıcı konumunda uyarı atışları yapıveriyor okuyucuya ve laflarını yüzümüze çarpmaktan alıkoymuyor. Kitapta ilgi çeken bir kavram var ki o da ''kızıl gazap'' Varsın onu da siz keşfedin canım... Birçok zaman, birçok mekan, birçok kişi var ancak Darell bu kişilerin özde aynı oldukları konusunda ısrarcı davranıyor. İçimden geçenleri yazıya döktüm.
İyi okumalar :))
344 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitap, 40 müebbetlik ve de  o anda hücre cezasından yeni çıkan Darrell Standing'a; kendi cezasını hafifletmek ve affettirmek için kumpas kuran bir mahkumun; bu müebbetliklerin kaçacağını ortaya atıp, Standing'in de dinamit sakladığını öne sürüp yönetime ispiyonlayarak, bu insanlara çeşitli işkenceler uygulanmasını anlatarak başlıyor. Ortada böyle bir dinamit olmaması ve doğal olarak da Standing'in hiç bir şey bilmemesi ve itiraf edememesi, kendisini tecrit ve deli gömleğine mahkum ediyor. Bu zaman zarfında hücrede  uğraşlar buluyor, sineklerle oynuyor, kendi kendine satranç oynuyor.
Burada ilgimi çeken bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Jack London'ın zihninde satranç oynadığını anlattığı kısım tamamiyle Stefan Zweig'in "Satranç" kitabının çıkış noktası niteliğinde. Jack London'ın Yıldız Gezgini'ni 1913'te, Stefan Zweig'in de  Satranç'ı 1946'da yazdıkları düşünüldüğünde; ya büyük bir tesadüf var ortada, ya da 'Satranç' kitabının fikir babası London.
Kitabın konusuna geri dönersek; Darrell Standing tecritte aldığı deli gömleği cezası sırasında, bedenini geçici olarak öldürüp ruhunu farklı zaman ve mekanlara; daha önce yaşadığı bedenlere (inanmadığım bir olay olsa da kurgu süper) yolculuk yapabildiğini keşfediyor. Bu yolculuklarda düelloya katılan bir soylu, inzivaya çekilmiş bir münzevi, gerçekte yaşanmış olan Mountain Meadows katliamında ölen 9 yaşında bir çocuk ve bunun gibi bir kaç tane daha öykünün kahramanı oluyor. Tarihte yaşanmış olayların da yer aldığı kitap, A.B.D. yargı sistemi ve hapishane işkencelerini gözler önüne serme ve başkaldırı niteliğinde ve de cesaretli anlatım tarzıyla büyüleyici.
London'ın hepsi birbirinden ilgi çekici ve etkileyici öykülerle bizleri buluşturduğu 'Yıldız Gezgini', mükemmel kurgusuyla okunması gereken kitaplar arasında yerini almalı diye düşünüyorum. Ve de 1k ailesinin okuması için gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
344 syf.
·4 günde·8/10
Kitap gerçekten güzeldi, ilk başları özellikle çok sevdim ancak hikayeler arttıkça aynı tadı alamaz oldum. Yine de kitabın bir çok yeri gerçekten çok iyi idi, kitaptaki ögelerin gerçeklere dayanması ise her şeyi daha etkileyici kılıyordu. Kitaptaki şu kısım beni çok etkilemişti (bahsedilen yumruklar tecritteki mahkumlar arasındaki gizli iletişim diliydi, yumruklarla vurarak birbirleri ile konuşuyorlar.)
"Biz diri diri gömülenlerdik, yaşayan ölülerdik. Tecrit bizim mezarımızdı ve orada bir seans sırasında tıkırdayan ruhlar gibi fırsat bulduğumuzda yumruklarımızla konuşuyorduk."

Hikayelerin hepsinden çok hoşlanmasam da genel olarak çok beğendiğim bir kitap oldu. Dariell Standing unutmayacağım karakterler arasında yerini aldı. Kitapta çarpıcı bir çok yer var ve okuduğunuza pişman olmayacağınız kitaplardan biri.
Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/2016/03/yldz-gezgini.html
344 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Vay canına dedirten bir kitap Yıldız Gezgini. İdam cezasına mahkum edilmiş Darrell Standing'in hapishane günceleri ve hücre cezası aldıktan sonra yaptığı yıldız gezginliği konu edilmiş kitapta. Kahramanımız farklı tarihlerde farklı coğrafyalarda önceki yaşamlarına geri döndüğü yolculuklara çıkar. Tüm bu yolculuklar ona hayatla ilgili bazı sonuçlar çıkartır; bunlardan en önemlisi binlerce yıldır yaşayan insanoğlunun hiç değişmemesi.
Jack London bu kitabı beş yıl hapishanede yatmış olan arkadaşından esinlenerek yazmıştır. Yıldız Gezgini'ni yazmasının asıl nedeni ise ABD'de ki gaddar hapishane sistemini tüm insanlığa göstermektir.
351 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Her insanın içinde vardır <<kızıl öfke>> bazılarımız bunu kontrol altına alabilirken bazılarımızı kızıl öfke kontrol altına alır.

Ve kızıl öfke sonucu müebbet hapis alan daha sonra idama mahkum olan Darrell Standing..

Korkunç işkencelere maruz kalan Darrell, bedenini hapisaneden kurtulamayacağını anlayıp çözümü ruhunu kurtarmakta bulur. Bu fikri ona duvarlara vurarak şifreli konuştuğu hücre arkadaşı verir.

''İşkence ceketi'' içinde daha fazla dayanamayacağını anlayan Darrell #35542179 der ve başlar ruhunu yıldızlar arasında gezintiye çıkarmaya..

Her gezintisi sizi başka dönemlere başka insanlara başka çağlara götürür. Ruhunun daha önce bu insanların bedeni içinde yaşadığına inanır ve sizi de inandırır. Daha çocukken gitmediği görmediği yerleri fotoğraflardan hatırlar ve o yerlere aslında gitmiş görmüş olduğunu iddia eder.

'Ölüm gerçek değildir. Yaşam ruhtur, ruh ise ölümsüzdür. Sadece insanın bedeni yok olur fakat ruhu tekrar başka bir bedende yaşamaya devam eder.'

Bu tezin üzerine yazılmış ve bence yeterince bunu kanıtlayabilecek bi kitap..

Ama şunu eklemeden geçemiyeceğim her ne kadar ana konu ruh-beden olsa da bence her şeyde olduğu gibi asıl olay 'kadınlar' :) kitap sonunda bunu daha iyi göreceğinizi düşünüyorum.

(ruhu bedenden ayırma deneyini denemeyi bende düşünmedim değil:) ) gerçekten müthiş bir şey olurdu bu. Düşüncesi bile insanı heyecanladıran bi olay. Kitabı okurken de heyecanlanacağınızı düşüyorum.

İyi okumalar ~
344 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
İdam mahkumu Standing'in deli gömleği içinde bedenin acılarından irade gücüyle ayrılarak geçmiş deneyimlere yolculuğunu anlatıyor.Kitabın bölümleri birbiriyle bağlantılı olmadığı için her bölüm ayrı bir hikaye olarak okunabilir.Benim en beğendiğm bülümler Hz İsa dönemi ve ıssız bir adadaki 8 yıllık yaşam mücadelesi konulu bölümlerdi.Yazarın farklı ve okunması zevk veren en iyi eserlerinden biri.Kitapata Amerikan hapishanelerinin insanlık dışı işkencelerini de dikkat çekilmeye çalışılmış.
344 syf.
·10/10
Yıldız Gezgini bitti.. Martin Eden'den sonra sanırım en iyi eseri London'ın.. İdam mahkûmu olan Darrel Standing'in idam gününe kadar işkence gömleği içinde geliştirdiği otohipnoz ve reenkarne denemelerini anlatmakta.. Farklı ve sürükleyici bir kitap.. okuyunuz :)
344 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Jack London kendi içsel deneyimini yine kendi yarattığı bir karakter üzerinden mükemmel bir şekilde anlatmış. Bu kitabın en özel konularından biri olarak döneminde çok az kişinin bildiği Astral Seyahat konu edinmiş. Gariptir ki kitap yazıldığı dönemde bu olay pek bilinen bir teknik değildi ve konuya Tibet Rahiplerinden yola çıkmış sevgili London. Burada dikkatimi çeken konu Tibet Rahiplerinin yaptığı meditasyon tekniği ve günümüzde bilinen Astral Seyahat (Ruhu bedenden ayrılarak zaman ve mekan değiştirebilme yetisi) kısmende olsa aynı teknik ile yapılıyor. Ve bu teknik için internette sayısız gereksiz bilgi bulabilirsiniz fakat London'ın kitapta bahsettiği teknik gerçekten bir meditasyon tekniğidir ve gerçekten işe yarar. Bu açıdan baktığımızda kitap tam bir şaheserdir ve başucu kitabı olmalıdır.
344 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabi incelemesem olmazdı. Sıradaşı bambaşka bir kitap.
Bas kahramanımız Profesör Standing müebbet hapis cezası ve sonrasında sadece bir yumruk nedeniyle idam cezasına dönüşen sucun mahkumudur. Astral seyahate ilgisi olanlarin bayilacagi bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hücre odasından dünyanin çeşitli zamanlarına yolculuk yapan Standing kimi zaman Western de bir çocuk kimi zaman İsa nin infazında bir viking kimi zamansa adada mahsur kalmış bir denizcinin vücudunda hayat buluyor. Hapishane bölümleri ve kısa öykülerden oluşan kitapta her zaman hayranlık duyduğum London öykülerinin tadını çıkardım. Hep diyorum bu adam ne yazsa okurum.

Kitaptaki sosyolojik ve felsefik konulara değinmek istiyorum ama inceleme sayfalar sürebilir. Ancak bilhassa burada dikkat çeken nokta London un tarihi süreçler içerisinde birçok dönemin insanlarına yolculuk yapmasi ancak genel anlamda insan kavramını hep tek görmesi oldu. Olağan bir şekilde süregelen insan döngüsünde tek bir insan var. Hepimiz onu oluşturulan birer yapıyiz. Madde yok olur değişir ruh hep baki kalır bedenlerimiz bizi biz yapan değildir. Ruhtur bizim özumuz mayamiz bizden geriye kalacak olandir.
344 syf.
·Beğendi·8/10
Jack London' ın bu özgün kitabında bir akademisyen meslektaşını öldürerek San Quentin hapishanesine düşen bir kişinin hayat hikayesi anlatılmaktadır. Klasik Jack London kitaplarından biraz farklı sayılabilir.

Kitap diğer Jack London kitaplarından biraz farklı. Kitap San Quentin hapishanesinde bir iftira sonucu hücre cezasıyla cezalandırılan bir mahkumun, o ufacık hücrede ve deli gömleği içinde kendini zamandan ve mekandan kurtararak dünyanın değişik yerlerini gezmesi gerçekten yaşanmış tarihi olaylar içinde kendine yer bulmasını anlatıyor. Yani bir astral seyahat gibi bir şey zannedersem. Bu şekilde acı çeken bedeninden kendini kurtarmış olur. Kitap aynı zamanda dönem ABD' sin de hapishanelerin içindeki şiddet, baskı ve işkenceye de dikkat çekmiştir.

Kitap yer yer durgunlaşsada genel itibari ile akıcı güzel bir kitaptı. Özellikle karakterin seyahat çıktığı ve o seyahatleri anlattığı kısımlar gayet güzeldi.
Dilerim, ürününüzü kuraklık yok eder. Dilerim, çıngıraklı yılanların zehrini katık edip kum yersiniz. Dilerim, derelerinizin tatlı suyu acı suya döner. Dilerim...
Bütün yaşamım boyunca başka zamanlara ve başka yerlere ilişkin bir farkındalığım olagelmiştir. İçimdeki öteki kişilerin hep farkındaydım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yıldız Gezgini
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053322863
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Star Rover
Çeviri:
Fadime Kahya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Yıldız Gezgini
Yıldızlar Korsanı
Bir akademisyen meslektaşını öldürerek San Quentin Hapishanesi'ne düşen eski bir profesör, burada yaşam boyu hapis cezasını çekerken maruz kaldığı korkunç işkenceden kaçmak için zihinsel taktikler geliştirir. Acı çeken bedenini terk ederek, tarihin farklı dönemlerinde, farklı coğrafyalarda geçen önceki yaşamlarına geri döndüğü yolculuklara çıkar. JackLondon'ın korkunç San Quentin'de beş yılını geçiren arkadaşı EdMorrell'dan esinlenerek yazdığı Yıldız Gezgini'nin anlatıcısının her bir geçmiş yaşam deneyimi, bağımsız birer öykü olarak da okunabilir. London bu en özgün yapıtında, astral seyahat ve yeniden doğuş çevrimi üzerine kafa yorar. Ancak insanlık durumunun bu dirayetli gözlemcisinin asıl derdi, ABD'nin gaddar ve çürümüş hapishane sistemini gözler önüne sermektir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 495 okur

  • Samet Bozdoğan
  • Ahmet Fatih Türkmenoğlu
  • Çağdaş  Altundağ
  • Arzu
  • Ayberk Savaş
  • Nazlıgül M.
  • Helin
  • Eda Şenlik
  • Güldeniz Ergün
  • Siyah Melek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.6
14-17 Yaş
%5.7
18-24 Yaş
%24.3
25-34 Yaş
%24.3
35-44 Yaş
%22.9
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.1
Erkek
%52.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.1 (62)
9
%25.4 (54)
8
%23.5 (50)
7
%11.7 (25)
6
%4.7 (10)
5
%3.3 (7)
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%0.5 (1)
1
%0.5 (1)

Kitabın sıralamaları