Arı Kovanına Çomak Sokan Kız Millennium Serisi 3

8,9/10  (267 Oy) · 
1.046 okunma  · 
227 beğeni  · 
4.146 gösterim
“Sizi uyarıyoruz: Millennium üçlemesi kesinlikle bağımlılık yapıcı.”
-The Guardian

“Dönüp tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Millennium üçlemesi bu milenyumun en iyi üçlemesi.”
-John Timpane, Philadelphia Inquirer

“Stieg Larsson’u okumak, sert bir kahve gibi sizi canlandırır… Kitaplar sıra dışı bir şekilde aksiyon dolu ve düpedüz bağımlılık yaratıcı. Larsson son derece zeki bir aktivist ve feminist olmanın yanı sıra Tanrı vergisi bir aksiyon yazarlığı yeteneğine de sahip…”
-David Kamp, New York Times

“Kasırga gücünde bir roman. Alexandre Dumas’ın Üç Silahşörler’ini veya Charles Dickens’ın romanlarını aynı hararetli heyecanla okumuştum. Olağandışı… Hiç gocunmadan söylüyorum: Muhteşem.”
- Mario Vargas Llosa, El Pais

“Larsson üstün bir yazar. Kurgunun birçok katmanını sıkıca bir ipe bağlıyor ve sayfa sayfa okuyucuyu sürüklüyor. Kitabın sonu, böyle bir seride isteyebileceğiniz her şeyi size veriyor.”
-Leonard Zeskind, Kansas City Star

“Her yeni nesil Salander ve Blomkvist’i bir gün okuyacak ve onların dünyasına kapılacak.”
-Sarah Weinman, BN.com

“Şu anda yaşadığımız hayatı yüzlerce ve yüzlerce heyecanlı sayfada yeniden keşfetmek isteyen kimse bu üçlemeyi kaçırmasın. Son kitabın muhteşem bir kurgusu var. Kitap, çağdaş edebiyatın en mükemmel sonlarından birine doğru ilerledikçe kitap hiç bitmesin istedim.”
-Alan Cheuse, Chicago Tribune

“Kalbinizi durduracak sahnelerde polisiye edebiyatın en unutulmaz karakterleriyle tanışmaya hazırlanın. Bu kitap Larsson’un ismini edebiyatın en orijinal ve tutkulu seslerinden biri olarak tarihe kazıyor.”
-Ellen Shapiro, People

“Millennium serisi dünya çapında benzersiz bir yayıncılık mucizesi.”
-Kate Mosse

“Hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak, bu kitabı da gecenin ilerleyen saatlerine dek okuyacaksınız. … İsveçli bir bilgisayar manyağının bizi soluksuz bırakabileceğini kim düşünebilirdi ki?”
-Daily Express

“Olağanüstü… Okuyucular kitabı okurken yerlerinden bile kıpırdayamayacak. ”
–Sunday Times
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2013
  • Sayfa Sayısı:
    800
  • ISBN:
    9786054456062
  • Orijinal Adı:
    Luftslottet som sprängdes
  • Çeviri:
    Ali arda
  • Yayınevi:
    Pegasus yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Yadigar Soydan 
06 Oca 23:17 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Serinin 3. kitabı. Yine soluksuz okunan, tahmin edilmesi imkansız olaylarla karşılaşılan ve tüm parçaların en sonunda nasıl bir araya gelip bütünü oluşturduğunu gördüğümde vermiş olduğum tepki: "Bir insan nasıl böyle bir kitap yazabilir ki?" oluyor. Ara ara temponun düştüğü yerler olsa da bütünüyle mükemmel bir kitap.

Heyecan ve gerilim bu kitapta da aynı hızla devam ediyor. Birkaç yerde monotonlaştığını tam düşündüğünüz anda yazar tekrar şaşırtıyor ve tekrae sizi etkiliyor. Bence ilk 3 kitabı mutlaka okumalısınız.

Muhammet Ömer Toprak 
02 Nis 20:45 · Kitabı okumadı · Beğendi · 9/10 puan

Serinin mükemmel bir tamamlanışı.
Yazar resmen arada boşluk birakmicak şekilde kafada kurgulamış ve bunu mükemmel bir şekilde kitaba yansıtmış.
Hele o mahkeme sahnesi nasıl biseydir .
Soluksuz okudum Okuyucuyu mükemmel bir kitap bekliyor.
Kesinlikle okunulası.

Halil Yavuz KAYA 
13 Oca 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 8/10 puan

İkinci kitap Ateşle Oynayan Kız'ı yorumlarken bu üçüncüyü okumamayı düşündüğümü ifade etmiştim. Gökhan Demiray kardeşimin uyarısı üzerine okudum. Kendisine buradan teşekkür etmek isterim.
Üçlemenin bileşkesinden, bilhassa bu kitap dan aldığım mesajları birazdan açıklamaya çalışacağım. Tabii bunun bir kurgu roman olduğunu, polisiye kitap tasniflerinin içinde yer alacağını bildiğim halde, bunların dışında bana ne verdiği olacak.
Öncelikle belirtmeliyim ki, Yazar muhteşem bir iş çıkartmış. İnşallah iddia edildiği gibi 4. kitabın müsveddeleri bulunur ve bizlere kadar ulaşır.
Anlatımı ve çevirisi de harika. Konusu ve sürükleyiciliği çok güzel...
Bence çok fazla detaylara girilmemiş olsa, daha az sayfada yazılsa çok daha gizemli olur ve daha fazla okurla buluşurdu gibi geliyor.
Ben bu kitabı da severek okudum.
Şimdi bu kitapla benim beynimdeki çakan şimşeği açıklamaya çalışayım. tabii ki bu tamamen tarafıma ait düşüncedir.
Yazar İsveçte ki toplumsal yaşamın yanı sıra hukuksal düzenin de bir nevi analizini, ve hukuki yapıdaki boşluğun, eksikliklerin kurgusal bir polisiye roman tarzı ile eleştirisini yapmakta.
Kendi kalemi ile,"parlamenter denetimde olmayan hiç bir kurumdan hoşlanmıyorum." -- "Demokrasilerin de politik bir korunma kalkanına ihtiyacı var." diyerek Özgürlüklerin bilhassa devlet mekanizmalarının yetkilerinin ve toplum üzerinde yaptırım güçlerinin namütenahi olmadığını, denetim mekanizmalarının çağdaş ve günün geçerli hukuk yapısına sahip olması gerekliliğini,
Demokratik ülkelerde bilhassa hakların, özgürlüklerin savunma hakkının anayasal güvence ile tüm fertlere eşit olmasının gerekliliğini,
Çünkü....
Bu Anayasal güvenceyi yürütmekle görevli kamu kurumlarının kanundan aldığı
gücü kullanarak kurum, kişi yada kurum içindeki birtakım unsurların, gurupların kurum içerisinde ya da dışarıdan bağlantısal olarak illegal faaliyetleri için yapılanmalara gidebildiğinde, bunları açığa çıkaracak, yargıya taşıyacak yetki ve sorumluların eksiğini belirtiyor.Gibi.
Ayrıca, siyasi gücün sınırlarının nereye kadar uzanacağı, makas ın ağzının ne kadar açık olacağı, denetim fonksiyonunun işleyip işletilemediği, Devlet çarkının, demokratik yapı içinde, insan hakları, anayasal hakların adil bir biçimde ülkenin tüm fertlerince kullanılmasının güvence altına alacak hukuki düzenlemenin olmazsa olmazların başta geldiğini.
Tüm bu sonunda bir fert olarak, İşin özü şuna mı varıyor?
Hiç bir ateş, düştüğü yeri yaktığı kadar yakmıyor, diğer yerler ne kadar etkilenirse etkilensin Ateş, düştüğü yeri cehenneme çeviriyor.
Şimdi ....Benim l kafamda çakan şimşeği açıklamak isterim. ,STIEG LARSSON bu kitabı yazarken VIKTOR HUGO nun SEFİLLER inden esinlenmiş, Kalkış noktası bu olabilir mi sorusu oluştu.
Hugo Sefiller ile Fransız devrimi öncesi ve sonrasın da bu devrimin toplumdaki bıraktığı derin izleri romanlaştırmıştı 4 çilt halinde..
Bu kitap ile toplumsal eleştiri yolu açılmıyor muydu? Hem de hakim, egemen sınıf olan Aristokratlara Burjuvalara karşı...
hugo nun Kahramanı Jean Valjean ile Larsson un kahramanı Lisbeth Salender maceraları arasında bir paralellik yok mu?
Yazar her ne kadar Lisbeth i Amazon savaşcısı olarak betimlese de, bven Valjean ın bir başka çağda, bir başka maceradaki versiyonu olarak gördüm.
Hugo Fransız devrimi öncesi hukuk düzenine el uzatırken, Larsson , demokrasinin en iyi yönetim tarzının kabullenildiği günümüzde Teknoloji devrimi ile konusuna el atmıyor mu?
Gelişen olaylar, varılan sonuçlar, eleştirilen fert haklarının, toplumsal yaşamın devlet ile ilişkilerinde, egemen güçlere karşı korunmasında hukuki güvenceler açısından, hangi çağda yazıldığına bakılmaksızın, fikirsel olarak aynı perspektif den, aynı pencereden bakılmıyor mu?
Neyse ben Sefillerin Yeni bir versiyonu gibi gördüm. Hele 4. kitap da çıkarsa ortaya... Ve beğendim....

Güler Bilkay Aygün 
15 May 22:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Serinin son kitabı. Lisbeth Salender'ın maceraları hız kesmeden devam ediyor. Kitabın finalinde bütün sorular cevaplarını buluyor ve herşey yerli yerine oturuyor. Son derece zekice kurgulanmış çok güzel bir seri.

Ceylan 
30 Ağu 15:23 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Soğuk İsveç havasından sıcak bir polisiye.
İskandinav polisiyelerinin son dönemdeki başarısına ne güzel örneklerden birisidir. Serinin son bulduğu romanda soluğunu kesilecektir. Sayfa sayısı sizi zerre kadar etkilemiyor.
İlk iki kitaba göre daha durağan bir polisiye roman olduğunu söyleyebiliriz.

Kitap yalnızca 
16 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

ksinlikle çok güzel bir seriydi. lisbert salander harika bir karakter bunca yaşadığı olaylardan bu kadar güçlü bir karakter olarak çıkması ve yazarın bize bunu böyle güzel hissettirebilmesi takdir topluyor gerçekten

Ömer DUMAN 
16 May 12:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Her kitâpta uzerine koyarak giden bir seri bu kitapta ayni seklde tansiyon dusmeden ilerliyor bittikten sonra keske bitmesydi diyebilceginz bir seri...

Sadık Kocak 
11 Tem 19:42 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Lisbeth ve Mikael gene uzaktan mutlular. Lisbeth kendisine yöneltilen şeylere karşı her zaman olduğu gibi suskun kalırken Mikael ve ekibi onun için çabalamaya devam etti. Kitabın son bölümü olan miras kısmında üvey kardeşiyle sağlam bir takışma yaşadıklarını da kabul etmek gerek. 800 sayfa dile kolay ve 3 günde bitirdim. Üstelik sabah 6'da evden kalkıp çıkıyorum akşam 5'te de stajdan çıkıyorum. Buna rağmen iyi okuduğumu düşünüyorum.
Bu kitap için son kitap olduğu sık sık bahsedilmiş ancak bende yazarın aynı isimle yazılan yanında 2 yazar eklenmiş 4. bir serisi daha olduğu söyleniyor. Şimdi anlamadığım bu 4. kitap dedikleri bu serinin devamı mı nedir yani ? Oldukça merak ettim.
Yeniden bu kitaba dönecek olursak, bu tarz kitap okuyanlar ve bu kitabı henüz okumamış olanlarınız varsa, bu kitap sizler için bulunmaz nimet diyebiliriz. Oldukça sıradışı ve sizi hiç sıkmıyor. Kesinlikle ama kesinlikle öneriyorum, favorilerim arasında.
Bir de anlamadığım ve sormak istediğim bir kısım var. Bölüm başlarında Amazon ismiyle olduğunu hatırladığım kadın savaşçıları konu edinen kısa yazılar oluyordu, bu yazıların tam olarak olayı nedir yani ? Romanla arasında nasıl bir bağ kurabilirim, yardımcı olabilirseniz sevinirim..

Burak Bilen 
07 Haz 10:18 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap 800 sayfa ve akıcı olduğundan bitince haliyle üzüldüm..
Kitapta geçen yer isimleri alışılmadık olunca bütünden kopmamak için biraz sindire sindire okudum desem yeridir. İlk 40 sayfadan sonra kitap çözülüyor. Fakat, zaman zaman da durgunlaşıyor. Zaman zaman da hızlanıyor. Kitabın en akıcı yerleri; Salander ile alakalı bölümleriydi. Konu geçişleri sonlara doğru fazlalaşıyor konuyu toparlamak için. Bir de dikkat ettiğim bir konu da kitapta kadın karakterler çok iyi yönetilmiş. Lisbeth, Monica, Erika kendi alanlarında mükemmel iş çıkarıyorlar. Kadın erkek dengesine bakarsak bunu, yazarın kitapta dengeli bir şekilde işlediğine şahit oluruz. Filmini de öneriyorum.

3 /

Kitaptan 34 Alıntı

Halil Yavuz KAYA 
12 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Hiç kimse aşktan kaçamaz, yalnızca itiraf etmekten kaçınır. Arkadaşlık, aşkın bir formudur.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 763)Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 763)
Sadık Kocak 
09 Tem 19:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ah Şu Kadınlar..
Amerikan iç savaşına yaklaşık 600 kadın katıldı. Erkek kıyafeti giymişlerdi. Belki de ideolojik açıdan rahatsız edici olduğundan, Hollywood, tarihin bu kesitini görmezlikten geldi. Tarih kitaplarının, cinsler arası sınıflara aldırmayan kadınlarla hep sorunu olmuştur, bu sınır başka hiçbir yerde, savaş ve silah söz konusu olduğundaki kadar keskin değildir.
Bununla birlikte, kadın savaşçılar -Amazonlar- hakkında Antik Çağdan günümüze ulaşan bir sürü söylence vardır. Tarih kitaplarında yalnızca "prenseslere" yer verilir, yani yönetici sınıfın temsilcilerine,. Erkekler açısından ne kadar rahatsız edici olursa olsun, bazen tahta bir kadın oturur. Savaş, cins ayrımı gözeterek başlamadığından, bazen ülkeyi bir kadın yönetirken patlar ve bunun sonucunda tarih kitapları, tıpkı Churchill, Stalin ya da Roosevelt'e yer verdiği gibi savaşçı kraliçelere de yer vermek zorunda kalır. Asur'u kuran Semiramis, İngiltere'de Romalılara karşı kanlı bir ayaklanmayı yöneten Boadicea yalnızca iki örnektir. Üstelik Boadicea'nın, Times Nehri üzerindeki Westminister Köprüsü'nün, Big Ben'e bakan tarafına bir heykeli dikilmiştir. Eğer bir gün yolunuz oraya düşerse onu mutlaka selamlayın.
Bununla birlikte tarih kitapları, silah kullanmayı öğrenip cephede erkeklerle yan yana savaşan, sıradan kadın savaşçılara genel olarak kayıtsızdır. Ama tarih kitapları görmese de onlar vardır ve kadınların katılmadığı savaş neredeyse yoktur.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg LarssonArı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson
Halil Yavuz KAYA 
12 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Sonsuz bir zamanın içinde, bir şeyleri yayınlamak için doğru tek bir an vardır.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 312)Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 312)
Halil Yavuz KAYA 
12 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Baştan çıkarmanın en önemli tarafı insanların zayıf yönlerini bulmaktır.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 284)Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 284)
Halil Yavuz KAYA 
12 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ama o kulağı kesiklerdendi, onlar ölmez, yalnızca gölgeye çekilirler.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 121)Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Stieg Larsson (Sayfa 121)
4 /