Belki de en sinsi olanı bu: Herkes bir yargıç artık. Paylaştıklarımız sadece bilgi değil, bir tür infaz çağrısı. Neyin ne olacağına bireyler değil, kitleler karar veriyor. Ve kararlar çoğu zaman geri alınmıyor. Hüküm, hakikatin önüne geçiyor.
Tüm bu hız, hacim, haz ve hüküm sarmalına karşı elimizde ne var?
Benim cevabım okur olmak. Kitap okuru olmak artık başlı başına politik bir eylem. Çünkü bu çağda okurluk; bir düşünme biçimi, bir direnme tavrı. Okur olmak, hız çağında yavaşlamayı kabul etmek. Haz arzusunun yerine anlama çabasını koymak. Hüküm vermek yerine anlamaya çalışmak. Ve en önemlisi, hacmin içinde kaybolmadan, bir sesi, bir düşünceyi, bir duyguyu süzerek, içselleştirerek taşımak. Okurluk, hezeyan çağında içsel bir mantık kurmaya çalışmaktır.
Şimdi kendimize şunu sormalıyız: Ben H İktidar’ının neresindeyim?
Okur olmak, sorgulamayı sürdürmektir. Ve bazen, bir tek iyi soru, binlerce hızlı hükümden daha kıymetlidir.
Yekta Kopan