Cengiz Aytmatov Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov)

Yazar 8,5/10 · 5834 Oy · 29 kitap · 19339 okunma ·  2491 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Cengiz Aytmatov
  • Yazarın Tam Adı:
    Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov)
  • Unvan:
    Edebiyatçı, Gazeteci, Çevirmen ve Siyasetçi
  • Doğum:
    Kırgızistan 12 Aralık 1928
  • Ölüm:
    Almanya 10 Haziran 2008
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

2.491 okur beğendi.
5.834 puanlama · 2.831 alıntı
3 haber · 32.713 gösterim
19.339 okur kitaplarını okudu.
7.478 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
379 okur kitaplarını şu anda okuyor.
261 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Cengiz Aytmatov'un Biyografisi

Cengiz Aytmatov, (Kırgızca: Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov), Rusça: Чингиз Торекулович Айтматов) (d. 12 Aralık 1928, Kırgızistan - ö. 10 Haziran 2008, Almanya).

Ünlü Kırgız Türkü edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi. 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı'nda seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Adı, Cengiz Han'dan esinlenerek konulmuştur.
Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasî sistemle, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşının SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu. Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Eserleri yüz elliyi aşkın dile tercüme edildi. 1990-1994 yıllarında Sovyetler Birliği'ni ve Rusya Federasyonu'nu, sonra ise 2008 yılına kadar Kırgızistan Cumhuriyeti'ni büyükelçi olarak temsil etti.
Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008'de rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirildi. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girdi.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de hayatını yitirdi.

Cengiz Aytmatov'un Kitapları Kitap Ekle

8,3/ 10  (1.329 Oy) ·  4.639 Okunma
8,7/ 10  (1.092 Oy) ·  3.973 Okunma
8,8/ 10  (1.190 Oy) ·  3.807 Okunma
8,3/ 10  (482 Oy) ·  1.587 Okunma
8,4/ 10  (288 Oy) ·  964 Okunma
8,9/ 10  (154 Oy) ·  383 Okunma
8,5/ 10  (89 Oy) ·  250 Okunma
15. Ebedi Gelin (Dağlar Yıkıldığı Zaman)
8,2/ 10  (43 Oy) ·  134 Okunma
7,3/ 10  (32 Oy) ·  80 Okunma
8,1/ 10  (29 Oy) ·  79 Okunma
7,7/ 10  (15 Oy) ·  79 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Bekir İstanbul, bir alıntı ekledi.
08 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Gözlerimi kapayabilir, kulaklarımı tıkayabilir, ama düşünmeden edemezdim.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 41)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 41)
Hârizmî, bir alıntı ekledi.
01 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir...

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
Hârizmî, bir alıntı ekledi.
 16 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Duygu bir şarkıdan başka bir şey değilse, şarkı söylemek niçin ayıp olsun?

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz AytmatovGün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov
Ferman Mamedov, bir alıntı ekledi.
 17 Nis 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Okumak
Okumayı çok sever, her zaman kitaplara dalıp giderdi. Onun en çok sevdiği şey, ona en değerli ödül kitaptı.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 20 - Ötüken)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 20 - Ötüken)
mert güler, bir alıntı ekledi.
25 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gördüğün gibi yalnızım, hep yalnız...

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 8)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 8)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Huzur olan evde mutluluk da olur.

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 159 - ÖTÜKEN YAY.)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 159 - ÖTÜKEN YAY.)
Aysel, bir alıntı ekledi.
31 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Asıl mesele de bu işte. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi değiştirmez. Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur..."

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 88)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 88)
Yunus Emre Dilsizmen, bir alıntı ekledi.
18 Tem 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bu dünyadan insanlar göçüp gider ama yaptıkları iyi şeyler kalır.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 67 - Ötüken Neşriyat)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 67 - Ötüken Neşriyat)
mavera, bir alıntı ekledi.
09 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Gitmekle kendinden kaçıp kurtulacağını mı sanıyorsun? Nereye gidersen git, üzüntülerin de seninle beraber gelecektir..

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 338)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 338)
Bütün Alıntıları Göster

Cengiz Aytmatov ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

Onun doğum günü 12 Aralık 1928 idi. Kırgızlar ona ‘Çingiz’ diyorlar. Türkiye Türkçesinde ise Cengiz. Kimden mi söz ediyorum? 2008 yılında kaybettiğimiz ve eğer yaşasaydı bugün 87 yaşında olacak olan Cengiz Aytmatov’dan.

Evvela şunu söyleyeyim. Eğer bugüne kadar herhangi bir Aytmatov romanı/hikayesi okumamışsanız ziyandasınız demektir. Ardından da şunu ekleyeyim; benim için edebiyat göğünün en yüksekteki yıldızı Cengiz Aytmatov’dur ve bu izafi gerçek hiçbir zaman değişmeyecektir.

Maalesef Aytmatov’u dünya gözü ile görmek nasip olmadı. ‘Köklerimi buldum’ dediği Türkiye’ye zaman zaman gelirdi. En son 2007’de Elazığ’daki ‘Hazar Şiir Akşamları’ için ülkemize gelmişti. Keşke bir şekilde gitseymişim oraya; ne büyük bir ihmalkârlık ve cahillik yapmışım.

Aytmatov kitaplarıyla üniversite yıllarımda tanışmış ve dilimize çevrilen her eserini pek çok defa okumuş, başkalarına da okutmuş ve onunla ilgili bir sürü yazı yazıp, epeyce program da yapmış birisi olarak onu değil ama kabrini ziyaret etme şansım oldu. Bu seneki Nevruz’da Kırgızistan’da idim ve onun Ata Beyt’te bulunan kabrini ziyaret edip, dualar ettim.

Kabrinin olduğu alanda ona ait bir söz var. ‘Adam ( insan ) olmak zordur ama her gün adam ( insan ) olmak en zorudur’ diyor. Ona benzer bir ifadesi ise ‘Hayatta en zor şey insan olarak geldiğimiz bu dünyada insan olarak kalabilmektir.’ Ne kadar da doğru…
Bu sözleri o, totaliter Sovyet rejiminin insanları köleleştirdiği, adaletsizliğin ve baskının hüküm sürdüğü dönemlerde söylemişti. Ancak onu ve eserlerini ölümsüz kılan şey zaten biraz da burada gizliydi. Çünkü Aytmatov, kökeni ve kaynağı ne olursa olsun her türlü totaliter sisteme karşı idi.

Gün Olur Asra Bedel başta olmak üzere Elveda Gülsarı ve Beyaz Gemi gibi eserleri bu baskıcı rejim eleştirisinin en mükemmel hallerini oluşturmaktaydı. Maalesef bugün Beyaz Gemi’deki Orozkul ve hele de Gün Olur Asra Bedel’deki Tansıkbayev tipleri iyice tebarüz etmiş durumda. Gülsarı’nın sahibi Tanabay’ın yaşadığı hayal kırıklığını yaşayan insanlar da var mutlaka.

Peki, Aytmatov’u farklı kılan şey ne idi? Onu evrensel bir değer haline getiren ve ülkesinden bile daha meşhur yapan şey?

Elbette ki demokratlığı. Cengiz Aytmatov kendi tabiriyle ‘yerelden milliye, milliden evrensele ulaşabilmeyi’ amaçlamış ve bunu da başarmıştır. O, dünya çapında bir entelektüel olarak hukuktan, barıştan, adaletten ve demokrasiden yana olan tavrını, üstelik demir yumrukla yönetilen ve ülkesini de işgal eden bir sisteme rağmen sürdürmüştür.

İşte bu nedenle Aytmatov’u ve onun gibi düşünenleri bir kalıba sığdıramayız. O haktan, haklıdan yanadır. Dayatılan ideolojilerin karşısında, hürriyetlerin yanındadır.

O yüzden o geminin rengi kızıl değil, beyazdır!
O yüzden öğretmen Ebutalip Kuttubayev gönüllerin kazananıdır.
İyi ki doğmuşsun Cengiz Ata ve iyi ki yazmışsın…

Ne kadar kitap okursam okuyayım, ne kadar yazar tanırsam tanıyayım; benim gönlümdeki birinci sıra asla değişmeyecek ve zirvedeki isim her zaman Cengiz Aytmatov olarak kalacaktır.

‘Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyor. O anı geçince söz soğuyor, katılaşıyor, insanin yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyor...’ diyordu Toprak Ana’da.
‘Onun iki masalı vardı.’ diye başlıyordu Beyaz Gemi’de. Masal ve efsanelerle harmanlanmış olan, eseri unutulmaz kılan esas unsurlardan birisi de bu zaten…

Birinci masal dedesinin çocuğa anlattığı –ki aşikâr olan bu! İkincisi ise okurdan gayri kimsenin bilmediği ve bizzat çocuğa ait olan masal…

Aytmatov'un kalemine olan hayranlığımı anlatacak sözleri toparlamakta güçlük çekiyorum. Onunla ilgili bir konferans vermiştim; küçük bir ilçeye o büyük yazarı anlatmıştım. Sadık bir okuru idim ama yüzünü görmek, elini sıkmak kısmet olmadı. Oysa hayatta tanışmayı en çok istediğim insanlardan birisi idi…

Babasını Stalin terörüne kurban vermiş, çocukluğu II. Dünya Savaşının yıkıcı ortamında geçmişti. Hiçbir zaman sosyalizm propagandası yapmamış, bütün totaliter rejimlerin karşısında olmuş, ülkesini sevmiş; insanı ve insanî olanı önemsemiştir.
Onun eserleriyle 1997 yılında tanışmıştım. İlk, Toprak Ana'yı okumuş, resmen vurulmuştum. Tolgonay’la dertleniyor, Maysalbek'i takdirle anıyor, Aliman'ı ise bir türlü affedemiyordum. Sonra diğerleri geldi. Bir İstanbul yolculuğu sırasında otobüste uyuyup uyanıp okuduğum ve bitirdiğim Beyaz Gemi'yi; dahası çocuğu, Mümin Dede'yi hatta o kötü Orozkul'u nasıl unutabilirim ki? Gün Olur Asra Bedel... Dişi Kurdun Rüyaları... Yüz Yüze... Cemile... Elveda Gülsarı… Tabii ki Al Yazmalım Selvi Boylum...
En son, vefatından birkaç ay evvel son romanı Dağlar Devrildiğinde'yi okumuş ve ‘iyi ki yazmış’ demiştim. O roman, kimsenin beklemediği bir anda çıkmıştı ortaya. Aytmatovperverler için alışıldık bir tarzı vardı. Yine Kırgız gelenekleri ile modern dünya arasındaki gelgitler aşk, tabiat ve hırs üçgeni kullanılmıştı.

Tartışmasız, Türk Dünyasının en büyük romancısı idi. Nobel edebiyat ödülleri alakalı alakasız isimlere verilirken o hep pas geçilmişti. Ama bu haksızlık onu daha da büyütüyordu. Arkasında bir lobi bir oluşum yoktu. Üstelik Asyalı bir Türk’tü. Buna rağmen eserleri dünyada tam 154 farklı dile çevrilmiş, en fazla okunan yazarlardan birisiydi.

Aytmatov, edebiyattan önce veterinerlik eğitimi almıştır. Eserlerindeki hayvan ve tabiat tasvirleri veterinerlik tecrübesiyle de böylesi güçlüdür. Çocuk motifine ayrı bir önem vermiş ve dünya meselelerini mahalli hikâyelerle işlemiştir.

Eserlerinden tek tek söz etmeye kalkmak bu yazının sınırlarını aşar. Mankurtizm kavramını sosyo-psikolojiye katmış, gerçek bir sanatkârdır ve hepsi okunmalıdır ama bilhassa II. Dünya Savaşı yıllarını anlattığı Toprak Ana, Yüz Yüze, bir başyapıt olan Gün Olur Asra Bedel, aşk hikâyeleri Cemile ve Al Yazmalım Selvi Boylum ( hani şu Kadir İnanır ile Türkan Şoray’ın da oynadığı Türkiye uyarlaması olan film ) ve Beyaz Gemi mutlaka okunması gereken eserleridir. Bunlardan birçoğu değişik ülkelerde sinema filmi olarak çekilmiştir.

Son yıllarda Türk Dünyası edebiyatı birliği hayalleri vardı. Türk dünyası kendi Nobel'ini oluşturmalı diyordu. 2007’nin Ekim ayında Elazığ’da Hazar Şiir Akşamlarına katılmıştı; “köklerimi buldum” dediği Türkiye’ye sıkça gelirdi.

Derlerdi ki, “Aytmatov Kırgızistanlı değil Kırgızistan Aytmatov’ludur” çünkü o, küçük kardeş ülkenin Manas Destanıyla birlikte en büyük iki markasından birisiydi.
O, edebiyat âleminin en büyük yıldızlarından birisinin kaydığı 10 Haziran 2008’den bu yana bence ‘en büyük Türk romancısı değil’, ‘gelmiş geçmiş en büyük Türk romancısı.’

Selam sana Cengiz Ata; dünyada ziyaretine gelemedim ama Bİşkek'teki kabrini ziyaret ettim çok şükür.

Okuma fitilimin yenicecik tutuşuverdiği lise yıllarında okul kütüphanesinin bir rafında bana göz kırpmıştı Cengiz Aytmatov ve böylelikle tanışmıştık. İlkin "Beyaz Gemi"siyle yüzdüm hayal aleminde.Büyülenmiştim.Sonra "Toprak Ana"sı savaşın acımasız yönlerini vurunca yüzüme gemiden inip toprağa basıvermişti ayaklarım.Acımasız bir dünyaydı burası.Burkulmuştum.Önce hayallerle uçurmuş sonra gerçeklerle kondurmuştu.Devam etmeliydim,ettim de..."İlk öğretmen","Dişi Kurdun Rüyaları","Cemile", "Ebedi Gelin","Cengiz Han'a Küsen Bulut" ... okudukça yeri perçinlendi bende.Öldüğü yıllarda ara verdim kitaplarına.Hepsini bitirip koparmamalıydım bağı.Sürmeliydi bu etki...
Cengiz Aytmatov'un kitaplarında doğa,toplum,yaşadığı coğrafya,siyasete inceden dokundurmalar,aşkın saf hali vs.birsürü konuya temas edersiniz.Hemen hemen her kitabında bir hayvan karakterinin bulunması kitaplarında en çok dikkatimi çeken durumdu.Kurtlar,kar parsları,at, deve, tilki bunlardan şimdilik aklıma gelenleri.Doğaya ve hayvanlara karşı ne kadar hassas ilgili olduğunu benimsetiyor okuruna.Daha neler katmaz ki okuruna; özüne bağlılık,adalet,merhamet ve şefkat hisleri uyandırır.Onun okuru mankurtluk nedir bilir.Kapitalist hırsın sadece insanlara değil doğaya hayvanlara nasıl zarar verdiğini bilir.O çok şey öğretir,bilgedir.Cıngıs Atadır o.Okunması ve tavsiye edilmesi gereken bir yazar.Bu zamana kadar çok kişiye tanıttım,okuttum ve de devam edeceğim.
Mekanın cennet olsun üstat.Kabrin nur dolsun...
Okumadığım bir kitabını sıkıştırmalıyım galiba araya,özlemişim...

Türk dünyası, yazarı hayatının son yıllarında benimsedi, bağrına bastı. Belki de Aytmatov son dönemde tercihini bu yönde yaptı. Çünkü Aytmatov tüm eserlerini Rusça yazmıştı.
Ala Dağların eteğinde 1993 yılında ortaya çıkarılan, 138 kişiye ait Ata-Beyt toplu mezarlığında bulunanlardan birinin cesedinin, Aytmatov'un 9 yaşındayken son kez gördüğü, 1937'de KGB ajanlarınca götürülen, 38 yaşında öldürülen babası Törekul Aytmatov'a ait olduğu DNA testiyle doğrulandı.
Aytmatov 'Baba seni 56 yıldır arıyorum, şükürler olsun kemiklerini bulabildim.' demiş, ağlamış ve ölümünden sonra da bu mezarlığa babasının yanına defnedilmeyi vasiyet etmiştir.
Ruslar tarafından kendisine ilk Kırgızistan Cumhurbaşkanı olması da teklif edilen Aytmatov, bu teklifi reddeder ve yerine Asker Akayev'i tavsiye eder.

Bütün kitaplarını okudum.

Özellikle SSCB döneminde yazdığı kitaplara bir ayrı saygı gösteririm. Zira SSCB'nin milli kültürü kırpma memurlarına rağmen eserlerinde Kültürü satır satır işlemiştir. Büyük yazar olmanın ve iyi yazmanın bir artısıdır.

Allah Rahmet Eylesin. Büyük yazardı, keşke birkaç eser daha verebilseydi...

Vefatının 8. Yılında Cengiz Aytmatov

Bugün 10 Haziran. 2008’in 10 Haziranı benim için iki farklı duyguyu iç içe barındıran bir gündü. Çünkü tam o gün ikinci çocuğum olan kızım dünyaya gelirken, aynı saatlerde üzücü bir haberi de almıştım. Kırgızistan’ın dünyaca meşhur yazarı Cengiz Aytmatov vefat etmişti.

Cengiz Aytmatov benim için ömrümün sonuna kadar her daim bir numaralı yazar olarak kalacak; edebiyat gökyüzünün en yüksek yıldızı olacak.

Aytmatov’la ilgili çok sayıda yazı yazdım; Türkiye Türkçesine çevrilmiş bütün eserlerini birkaç defa okudum, onunla ilgili kitaplar, yazılar okudum ve farklı yıllarda farklı şehirlerde Aytmatov konulu söyleşiler yaptım.

Ancak onu dünya gözü ile görmek maalesef nasip olmadı. Hayattaki en büyük pişmanlıklarımdan birisidir. 2003’te İstanbul’a gelmişti; 2007’de ise Elazığ’da idi. Sanki o hiç ölmeyecekmiş gibi mi düşündüm, bilmiyorum; aramızda ayrılacağını hiç hesap edemedim. Ancak onu değilse de kabrini ziyaret etmek nasip oldu. Geçen yıl Nevruz zamanı Kırgızistan’da idim. Onun Stalin terörüne kurban giden babasıyla beraber pek çok Kırgız aydınıyla beraber kabrinin bulunduğu Ata Beyt’e gittim.

Aytmatov için, ‘Aytmatov, Kırgızistanlı değil Kırgızistan Aytmatov’ludur!’ denir. Bu büyük ölçüde doğrudur çünkü O’nun şöhreti pek çok yerde ülkesinden bile önde geliyor. Türk dünyasının en büyük romancısı olan Aytmatov’un eserleri 160’dan fazla dile çevrilmiştir. Bakın, 160’dan fazla ülke demiyorum; fazla dil diyorum.

Aytmatov’un edebiyattaki temel felsefesi ‘yerelden milliye, milliden evrensele’ uzanmaktı. Nitekim bunu da layıkıyla yapmıştır. Bozkır ve dağlarla çevrili ülkesinden çıkardığı hikayeler, anlatıları, kahramanları büyük bir ustalıkla bezemiş ve dünya literatürüne dahil etmiştir.

Kırgızistan’da geçirdiğim birkaç günde şahit oldum ki, Aytmatov ülkesinin hemen her şeyini edebiyatına konu etmiş. Üstelik büyük bir maharetle yapmış bunu. Dağları, atları, kurtları, nehirleri, bozkırları, develeri… Issık Gölü, Manas’ı, Kırgız geleneklerini…

Aytmatov, Türkiye’ye ilk defa 1970’li yıllarda geldiğinde ‘Burada köklerimi buldum’ demişti. Ne kadar ilginç, aslında aynı şeyi ben de tersinden söyledim. Yani Kırgızistan’a gittiğimde ‘burada köklerimi bulduğumu hissetmiştim.’

Cengiz Ata’nın en büyük hayallerinden birisi de ‘Türk dünyası Nobel’i idi.’ Kendisi neredeyse bütün edebiyat eleştirmenlerin üzerinde müştereken birleştiği bir haksızlığa tabi tutulsa ve Nobel alamasa da gönüllerdeki istisnai yeri çok daha önemli olsa gerek.

Peki, Aytmatov’u bu kadar büyük kılan neydi? Elbette ki yazmaktaki, hikâye oluşturmaktaki başarısı… Ancak bir de dünya görüşü var. Çünkü o Stalin terörüyle babasını kaybetmiş; Sovyet rejiminin insanlık dışı uygulamalarına bizzat şahit olmuş birisiydi. O baskıcı sistemde dahi demokrasiyi keşfetmişti. O bir demokrattı; o milli idi. Yani milletinin değerlerinin karşısında olmak bir tarafa savunucusu durumundaydı. Özetle o, kaynağı ne olursa olsun bütün totaliter rejimlere karşı birisiydi.

Beni tanıyanlar bilirler; mevzu Aytmatov olunca saatlerce konuşabilir, sayfalarca yazabilirim. O yüzden şimdilik bitiriyorum. Türk dünyasının büyük anlatıcısı, Çingiz Ata’yı saygı ve rahmetle anıyorum.

Ne kadar büyük bir yazar olduğunu bilmiyorum. Ben sadece ''Beyaz Gemi'' yi okudum. O da çok mu çok sıkıcı bir kitapdı. Ne anlattığı kadar nasıl anlattığı da önemli..