Adı:
İlk Öğretmenim
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752473034
Kitabın türü:
Orijinal adı:
белый пароход
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nora Kitap
Baskılar:
İlk Öğretmenim
İlk Ögretmen
Öğretmen Duyşen
Kitap daha önce Öğretmen Duyşen ismiyle Da Yayıncılıktan çıkmıştır.
Elips Yayınlarında İlk Öğretmen adıyla kitabı basmaktadır.

Yaşamlarını göçebelikle ve basit tarım ve hayvancılıkla sürdüren komünal topluluklar halinde örgütlenmiş Kırgız toplumu, aniden sökün eden Bolşevik Devrimi’nin ardından yepyeni bir dünya hayal etmeye koyulur. Başlangıçta bu hayaller sınırlı sayıda bireyin ve hatta bazı durumlarda tek bir bireyin hayalleridir. Ve dirençle karşılaşır. Ama paylaşıldıkça ve desteklendikçe tüm toplumu değiştirir ve dönüştürür. Tıpkı İlk Öğretmenim’de olduğu gibi…

Düyşen, devrim ideallerine inanmış bir Kırgız gencidir. Savaş sırasında edindiği sınırlı eğitim onu kökten değiştirmiştir. Yaşadığı köyde asırlardır devam eden ataerkil geleneklere başkaldırır ve çocukların eğitim görebilmeleri için bir okul inşa etmeye koyulur. Şüphesiz ilk öğretmeni de o olacaktır bu derme çatma okulun. Hem köyün, hem kendisinin, hem de tüm gelecek kuşakların kaderini değiştirecek olan bu girişim çok acılı ve hüzünlü bir hikâyenin de başlangıcıdır, bir destanın başlangıcı olduğu kadar!
Gelenek - modernlik arasındaki çatışma ve insanın doğayla kurduğu bağın harmanlanması gibi birçok “doğal” unsur başka diyarlara yolculuğa çıkarır insanı. Hele ki Cengiz Aytmatov’un imzası varsa bu hikayelerde, tadından yenmez. Samimi, bir o kadar içten olan üslup kitabın sonunu çabucak getirir; çok önemli değildir kurgusu bu içtenliğin yanında. Hayallere bir dokunuş yapsın küçük de olsa, aksın götürsün bir yerlere yeter ki…


Her toplumun, cemiyetin içinden bilge ve aydın kişiler çıkar. İngiltere de olsa, Zimbabwe’nin bir kasabası da olsa durum değişmez. Ancak, düşük olanaklar ve yaşam koşulları o devin uyanmasına imkan vermez. Yokluk insanları ayırt etmez, etmemeli de. O ruh, Kendi kıstırılmışlığı içinde insana, ülkesine ve topluma hiçbir şey vermeksizin yaşamı boyunca sönük kalır. Hayat herkese eşit şartlar sunmaz ne de olsa. Ama bazen kaderin cilvesi olarak, tarihin henüz tanıştıramadığı o şanssız kişilerin hala yeryüzünde olduğunu düşünmek bile yüreklere su serper.
Uyuyan dev dedik, ya uyuyan bir topluluksa? Kendilerini karanlığın kisvesine bırakıp bir geleceği olanları da aynı derinliğe çektiklerinde hangi güç onları su yüzüne çıkarabilir? Kayboluşların kabulü olarak susmanın tercih edildiği bir yerde, öğrenmenin getirdiği farklı kültürleri tanıma, bir dili öğrenerek o medeniyetin mirasına konma gibi düşün özgürlüğünün içindeki bütün üstün vasıfların reddedilmesi ancak küçük, monoton yaşama şeklini benimsemiş tembel, bir o kadar korkak düşünce yapısına sahip karakterlerin ortak zihni olsa gerek.


Bir çocuğun eğitimine ket vurulması genellikle ücra bir köyde geçimlerini tamamen tarım ve hayvancılıkla uğraşarak kazanan, yaşanılan çağda güçlü olabilmek için gereken birtakım şeylerden haberi olmayan karanlık düşünce yapısına sahip insanlar tarafından benimsenmiştir. Sanayi devriminden bu yana hızla gelişerek bugünlere uzanan teknolojinin birçok şeyi değiştirmesi aynı zamanda imha etmesi insanlık tarihi açısından büyük gelişmeler olabilir. Ancak 21. Yüzyılın modern insanının doğayı soluyan ve yine geçimini oradan sağlayan bir insandan daha mutlu olmadığını herkes tahmin edebilir. İnsanların birbirlerine kolay ulaşabileceğinden ya da daha kolay elde edebilecekleri düşüncesi yerine, ‘insanlık nasıl daha mutlu olabilir?’ düşüncesi geliştirilseydi, bugün çok farklı bir yer olarak görebilirdik dünyayı. Zamanın getirileri insanın kendi tercihi dışındadır, ama ne olursa olsun yaşanılan zamanda güçlü olabilmek istiyorsa insan, yaşadığı çağa ayak uydurmak zorunda. Demiş ya yazarın biri, ‘düşüncenin getirdiği mutsuzluğu, düşüncenin olmadığı cahil mutluluğa tercih ederim’ diye…


Komünal topluluklar halinde örgütlenmiş, tarım ve hayvancılıkla uğraşan Kırgız toplumu yansıtılır eserde. Bolşevik Devrimi’nden sonra toplum ve bireylerde bir hayal oluşur. Değişim fikrinin desteklenmesi onu hayal olmaktan çıkarır. İnsanlar yeniliğe ve özgürlüğe kapılarını ardına kadar açar…


“İlk öğretmen ilk aşk gibidir!”


O hayalin peşinden koşanlardan biri vardır hikayemizde. Cehaletin kol gezdiği yerde bir şeyleri canlandırmak, ülkesine, Lenin’e ve topluma yararlı bireyler yaratma çabası içerisindedir. Somut bir hedefi, planı ve uygulaması yoktur ama. Buna rağmen zihnindeki davası için birçok şeyi feda ederek zorluklara göğüs gerebilen bir öğretmendir o. Zor yazgı normal olanın kapısını çalmaz ne de olsa. Sahte bir belgeyle çocukların okula gönderilmemesi durumunda yaptırımı olacağını söyleyen Düyşen, ahaliyi yeterince korkutur ve ikna eder. Kutsal bir mesleği icra etmeye koyulan Düyşen, kendine uygun geldiği biçimde, o andaki sezgisiyle seslenir öğrencilerine. Buna rağmen, bütün eksikliğini örter coşkusu ve gücü…


Yıllar önce kendisi için her türlü fedakarlığı yapan öğretmenini unutamayarak büyük bir minnet ve şükran borcu hisseder Altınay. Nasıl hissetmez ki… Zor zamanında elinden tutmuş, ona verebileceği en güzel şey olan sevgiyi baba şefkatiyle göstermiş, evinin odasından, tarlanın işinden kurtararak kendisini ve dünyayı tanımasına zemin hazırlamış. Yaşamında yıldızının parladığı an Düyşen’le karşılaşmasıydı Altınay’ın.


“Beni yaşama, dünyaya, yeni umutlara, kendime güvene kavuşturan o yol, o gün…”


Görev bilincinden öteye gidemeyen samimiyet çok uzaklarda kaldı, kimse onu aramadı. Japonlar’ın meslek ahlaklarına aşırı bağlılığı -köklü bir geçmişleri olmamalarına rağmen, kısa sürede- başarıdan başarıya ulaşmalarının en büyük sebebi. Yapılan bir köprünün hatalı olduğunun anlaşılması üzerine Japon mimarın intihar edişini duymuştu bu kulaklar. İşini davası haline getirmiş insanları gördükçe biraz daha utanıyorum kendimden… Herkes işini sevebilir ama yapabileceği çok daha iyi şeylerin bulunmasına rağmen o yolu göze alanlar da azınlıktadır hep, uğruna bir şeylerden feragat etmek zor gelir. Ama yine de hoşnutsuz yapılan bir işin ziyanından daha kötü değildir bu kesinlikle…
Bir meslek, hele ki eğitimci sıfatını almış bireyin asli görevi yeni nesiller yetiştirme, yeni fikirler aşılama düşüncesinde olmalı. Kendisinin değil, onun almak istediği şeyi görmeli ve buna göre o eğitimi vermeli.


Çocukluğun yaşanıldığı yer, ilk toprak, ilk okul, ilk aşk… Atılan o yeni adımların güzelliği dün gibi tazedir anılarda…

“İnsan bir şeyi sevdiyse kendine saklamamalı, hayatında güzel bir yer edinmiş her insana tanıtmalı.”
Bu kadar kısa bir kitabın insanın içine bu kadar büyük bir şekilde işleyebilmesi de Aytmatoy'un başarısı işte. Lenin zamanı pek de ileri görüşlü olmayan bir köye gelen genç, azimli ve ileri görüşlü bir öğretmenin köyde Altınay ile yaşadıklarını okuduğumuz, okurken hem duygulanıp hüzünlendiğimiz hem de maalesef hala günümüz Türkiye'sinden de kesitler, resimler gördüğümüz kesinlikle okunması gereken bir kitap. Az sayıda, ufak boyuttaki sayfalarında aslında ne kadar da büyük şeylerin olduğuna şaşıracaksınız.

Cüneyt Arkın'ın Öğretmen Kemal filmi ile bariz olarak bellidir ki bu güzel kitaptan fazlası ile esinlenmiştir, içinde birçok benzerlikler vardır hatta bazı yerlerde Lenin ismi yerine Mustafa Kemal Atatürk ismi kullanıldığı da bellidir. Kitap ne kadar cehalete karşı büyük bir savaşım gösterse de Cüneyt Arkın'ın filmi cunta zamanları çekilmiş olsa da cehalete karşı, hurafelere karşı, dogmatik bir dine karşı çok güzel savaşım göstermiştir. Filmde de kitapta da bol bol bir düşünme, bir uyanma mevcuttur. Bu güzel kitabı okuduktan sonra Cüneyt Arkın'ın Öğretmen Kemal filmini de izlemenizi tavsiye ederim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.281 Oy)19.042 beğeni43.316 okunma3.013 alıntı182.684 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.697 Oy)13.397 beğeni34.483 okunma3.409 alıntı145.847 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.266 Oy)9.230 beğeni25.571 okunma1.790 alıntı118.482 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.537 Oy)8.821 beğeni28.658 okunma840 alıntı139.436 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.441 Oy)8.017 beğeni22.746 okunma826 alıntı89.575 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.561 Oy)9.065 beğeni25.313 okunma1.503 alıntı126.343 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.690 Oy)11.433 beğeni28.473 okunma1.561 alıntı149.278 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.880 Oy)8.834 beğeni26.294 okunma2.645 alıntı114.520 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.647 Oy)5.753 beğeni19.635 okunma835 alıntı100.996 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.987 Oy)5.397 beğeni17.295 okunma1.000 alıntı60.073 gösterim
İlk okudugum resimsiz kitaptı 8 yaşındayken ve bu kitaptan sonra okumayi cok sevmiştim.Yıllar sonra bulup hemen okudum çok keyif aldım ve mutlu oldum...
Cengiz Aytmatov okuma etkinliği sayesinde okuma listemde öne aldığım ve iyiki almışım dediğim bir kitap.. İlk öğretmenim.

80 sayfaya yüklenen duygular insanı büyülüyor. Bir öğretmenin çabasını, öğretmek için çektiği sıkıntıları okudukça aklım ilkokul öğretmenime gitti.. Her şeyi ilk öğrendiğim kişiye.. Koca bir sınıfa harfleri, sayıları öğretmek..

Duyşen öğretmenin hikayesini en büyük öğrencisi Altınay'dan okuyoruz kitapta. Aslında ikisinin ortak hikayesi bu. İkisinin de çektiği sıkıntılar ve birliktelikleri..

Cemile kitabından sonraki duygu yoğunluğumu hiç eksiltmeden devam ettirdi bu kitap.

Kesinlikle tavsiye edilir.
Öğretmen Duyşen'i E kitap olarak indirdiğim cemile kitabında okudum. ilk önce sandım ki kitap iki hikaye anlatmaktadır diye,çünkü olaylar aynı köy'de gerçekleşiyor. sonra sağ olsun arkadaşlarımdan biri bana mesaj atıp paylaştığınız alıntıları Cengiz Aytmatov'in ''ilk öğretmen'' kitaba ait olmalıdır dedi. bende tabi ki de hemen harekete geçmiş oldum, alıntıları düzelttim ve bu sabah tekrar kitabi gözden geçirdim.
Kitaba gelirsek tabi ki de cemileden çok öğretmen Duşyeni beğendim.Duygu dolu, daha hüzünlü ve trajik bir öyküsü. Bazen insana hissettiklerini anlatmak zor gelir hatta belkide imkansız, tıpkı şuanda benim olduğu gibi. kitap okurken duygularıma hakim olamadım. hakikaten anlatım, olay, dil kısaca kitabın herşeyi mükemmel.
tavsiye ediyorum hemde şiddetlen.
Cengiz Aytmatov dedik mi, duracaksın! O bozkır gözünde canlanacak; o ağaçların hışırtısı, o ırmakların şırıltısı çalınacak kulaklarına.

Aytmatov'un her bir eserinin bitiminde ayrı bir burkulur içim. Yine öyle minik bir öyküydü okuduğum.

Eser, bir ressamın anlatıcılığında; Altınay adında bir felsefe profesörünün mektubunun - ilk öğretmeni Duyuşen ile olan hikayesini anlattığı mektubun- kendi köyüne duyurulmasını konu ediniyor.
İçeriğinden biraz daha bahsedersem sanırım tüm öyküyü anlatabilirim. Bu nedenle hikayeden fazla bahsetmek istemiyorum. :)

Bir Aytmatov eserini de böylelikle bitirmiş oldum.

Okuduğum diğer eserlerin incelemelerini de buraya bırakıyorum:
#27739318
#26974477

Herkese keyifli okumalar. :)
Kırgızistan'ın bir dağ köyünde küçük ve zeki bir kız çocuğunun hayatını değiştiren ilk öğretmeni Duyşen'in hikayesi var bu kitapta. Eser, yıllar sonra köyüne bir etkinlik için dönen Altınay'ın ilk öğretmeni Duyşen'i görmesi ve geri dönüşlerle hikayeyi anlatmasından oluşuyor. Öğretmen Duyşen, pek çok eksiğine rağmen o dağ köyüne gelir ve bir okul açar. Altınay ise ailesi tarafından okula gönderilmek istenmeyen ve sonrasında da küçük yaşta evlendirilmek istenen bir kız çocuğudur. Duyşen'in fedakarlıkları Altınay'ın hayatını değiştirecektir.

Aytmatov'un uzun yazarlık hayatında sosyalizme övgüde bulunduğu tek cümlesi de bu hikayesindedir.
Içinde böyle duygusal bir hikaye barındıran bir kitap, sanatçının fırçayı eline almasıyla başlıyor.

Bu kitaba, daha güzel bir başlangıç yapılamazdı diye düşünüyorum.
Resim yapmak ...
Hele bir de yağlı boya çiziyorsanız...

Bir asrı sığdırırsınız tuvale .
Eğer,doğru bakıyorsa seyreden, farklı yorumlar resminizi .
Aytmatov; gelenekten geleceğe uzanan bu eserinde, zorlu şartlar altında ki idealist bir gencin öğretme tutkusunu anlatır.

Öğretmeye, öğretmen olmaya, sevdalıysanız, başka yorumlarsınız kitabı ...
Genç kızın yaşadıkları yüreğinizi dağlar ;onunla gözyaşı döker ,ağlarsınız .Gördüğü zulüm karşısında ,onunla yok olur gidersiniz .

Yazar bu kez ,tuvale her bakan için farklı bir şey çiziyor ,resmediyor.

Siz ne görüyorsunuz?
Cengiz Aytmatov'un henüz Aytmatov olamadığı dönemde (1965) kaleme aldığı ilk eserlerinden birisi. Kitap 1970'te İlk Öğretmen ismiyle Türkçe yayınlanmış. Daha sonra Da Yayınları tarafından Öğretmen Duyşen ismiyle yayınlanmış. Mehmet Özgül çeviri haklarını Elips Kitaptan Nora Kitaba geçmesiyle kitap bu yıl İlk Öğretmenim ismiyle Nora Kitap tarafından tekrar basıldı bende buradan okudum.

Aytmatov'un ilk eserlerinden olması nedeniyle bazı okur tarafından "leninist" olarak eleştirilmesi normal. Belki de Aytmatov'un çoğu eserini Türkçe'ye çeviren Ötüken Yayınları bu nedenle bu kitabın Türkçe çevirisini yayınlamadı. Ama tabi biz burda siyasi mesajlara değil, kitabın ana fikri olan fedakar bir öğretmen ve azimli bir gencin öyküsüne bakacağız. Aytmatov'un geleneğini anlamak değilse bile gelişim sürecini kavrayabilmek için.

Öncelikle kitabın bir Kırgız köyünde geçen gerçek bir hayat hikayesinin Aytmatov'a yaşayanı tarafından anlatılmasıyla yazıldığını söyleyerek başlayalım. 72 sayfa kadar kısa olan bu kitapta kocaman bir hikaye ve hayat var idealist bir öğretmen olan Düyşen ve öğrencisi Altınay'ın hayatı. Bir öğretmen bile olmayan Düyşen askerde okuma yazma öğrendikten sonra köyüne dönüp okul kurmak ister, tabi zorluklarla karşılaşır, köylü çocuklarını okula göndermek istemez ama hepsini aşar ve okulunu kurar en başarılı öğrencisi ise Altınay'dır. Anne babası olmayan Altınay amcasının yanında yaşar azimli, umutlu bir kızdır. Altınay'ın okuma mücadelesi, yaşlı bir adamla evlendirilmek istemesi ve öğretmeninin onun için yaptığı fedakarlıkları görüyoruz. Kitapta bir yarım kalmışlık var Altınay'ın ağzından anlatılmış mesela Düyşenin'de olaylardan sonra neler hissettiğini okumak isterdim. Sonu yine yarım bırakılmış tekrar görüşebilecekler mi nasıl olacak insan merak ediyor. Aytmatov Sultanmurat kitabında da yapmıştı bunu hep yapıyor belli ki bizim hayalgücümüze bırakıyor, belkide sonunu bizim getirmemizi istiyor iyi yada kötü bitirmek size kalmış diyor, olsun senin canın sağolsun Aytmatov'um.

Aslında çoğumuzun hayatında belli ölçüde bir Öğretmen Düyşen vardır. Bende ilkokulu köy okulunda okuyan biri olarak kitap boyunca ilkokul günlerim, benim için fedakarlıklar yapan öğretmenim geldi aklıma. Laf olsun diye söylemiyorum gerçekten bende bugün belli bir yere geldiysem ilkokul öğretmenimin bunda çok katkısı vardır ayrıntıyı yazmıcam. Ayrıca kitapta bir kavak ağacı olayı vardır Öğretmen Duşen iki fidan alıp Altınayla bu fidanları okulun bahçesine diker "Bu iki fidanı senin için getirdim. Hadi birlikte dikelim onları Bu fidanlar boy attıkça sende büyüyüp serpileceksin, sonunda iyi bir insan olacaksın." diyerek. Bir benzerini ilkokulda bizde yapmıştık öğretmenimiz bizi 4'erli gruplara ayırıp okulun bahçesine Çam ağacı diktirmişti on kadar. "Ben birgün burdan gidicem ama siz bu köydesiniz bu ağaçlara iyi bakın herkes ektiği ağaçtan sorumlu" demişti. Geçen bayram köye gittiğimde okuluma gittim 3-4 ağaç hala duruyor ve büyümüş kocaman olmuş bir taneside benim diktiğim ağaçtı, hissettiklerimi anlatamam.

Bu vesileyle bilhassa köyde öğretmenlik yapanlar olmak üzere hakkını vererek öğretmenlik yapan, bir kişinin bile olsa hayatına dokunan değiştiren bütün öğretmenlere teşekkür ediyorum iyi ki varsınız.
"Mutlu son yoktur, çünkü sona giderken insanlar unutulmaz yaralar alır."

O kadar çok şey söylenir ki bu eser sonrası.

Düşünce helezonları içinde;
gerçekliği,duyguyu,ideali,insaniyeti,doğayı,evet her birini tasvirlerle boğulmadan,olay örgüsü içinde kaybolurken yudumluyorsunuz.

Bence gerçek aşk hikayesi budur.
Çünkü aşk; insanı bilgelik yolunda geliştirmeli,dönüştürmeli,gerektiğinde duygudan vazgeçirmeli,hayatı öğretirken,yaralarını sarmalı şefkatle ve umut aşılamalı her daim.
Dik durmalı,zorluklara,zalimlere yenilmemeli.

Hayat,kendi hayat hikayemde de yaşadığım gibi, kendisine boyun eğmeyen,bilginin,erdemin,öğrenmenin peşinde ve çabasında olanlara engel olamıyor.

Unutmamalıyız ki; sevinçler kederli,kederler ümitlidir.Biz sadece hayat boyu öğrenci bilgeliğiyle,bilgiyi ve erdemi kovalamalıyız.
Eğitimin, öğretmenin ve öğrenmenin ne muazzam ve doğru bir yol olduğu vurgulanmış, ''kadına ve kız çocuklarına bakış'' bir kez daha gözden geçirilmiş. Kısacık, yalın ve bir çırpıda okuyup bitirebileceğiniz güzel bir Aytmatov hikayesi. Tavsiye ederim.
Sıkı bir Aytmatov hayranıyım ben, nasıl bir etkisi var bende anlatamam. Adeta, hikayeleri bizzat gözlerimle izler gibi okuyorum, o yörede yaşıyorum. Bunun sebebi kurak Anadolu toprağında yetişmemden çok onun muhteşem yazarlığından sanırım. İlk öğretmense, bir öğretmen olan bana mesleğimin kutsallığını dolu dolu hatırlatan, şahane bir eğitim kitabı. Öğretmen olmadan önce her üniversite öğrencisi mutlaka okumalı ve umudunu türlü nedenlerle kaybeden her öğretmen.
Mutsuz kadınlar mezarlarınızdan kalkın! İnsanlıktan çıkmış olmaktan, bir gölge gibi yaşamaktan kurtulun! İnsanca yaşamaktan alıkonulan kadınlar kenetlenin! Eski zamanların karanlıkları önümüzde titresin. Bunları ben bu durumu son olarak yaşayan kadın olarak söylüyorum sizlere.
Cengiz Aytmatov
Sayfa 48 - Elips Kitap
Mavimsi uzaklıklara baktıkça neler görmezdik ki, neler!
Cengiz Aytmatov
Sayfa 8 - Nora Kitap, 2. baskı, 2017. Çeviren: Mehmet Özgül
Çünkü burada, bu Kavak ağaçlarının dibinde büyüleyici yeşil bir cam kırığı gibi Kaldı çocukluğum.
Cengiz Aytmatov
Sayfa 8 - Nora kitap
Kimi zaman bir insanın sırtından da bakarsanız onun ne durumda olduğunu, içinden neler geçtiğini hemen anlarsınız. Öğretmenimiz büyük üzüntü içindeydi...
Cengiz Aytmatov
Sayfa 35 - Cem yayınevi( 1982)
Şaşıyorum: yüreğimde ne kadar acı, ne kadar hüzün birikmiş.
Hayatımın eski sayfalarına baktıkça anlıyorum bunu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İlk Öğretmenim
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752473034
Kitabın türü:
Orijinal adı:
белый пароход
Çeviri:
Mehmet Özgül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nora Kitap
Baskılar:
İlk Öğretmenim
İlk Ögretmen
Öğretmen Duyşen
Kitap daha önce Öğretmen Duyşen ismiyle Da Yayıncılıktan çıkmıştır.
Elips Yayınlarında İlk Öğretmen adıyla kitabı basmaktadır.

Yaşamlarını göçebelikle ve basit tarım ve hayvancılıkla sürdüren komünal topluluklar halinde örgütlenmiş Kırgız toplumu, aniden sökün eden Bolşevik Devrimi’nin ardından yepyeni bir dünya hayal etmeye koyulur. Başlangıçta bu hayaller sınırlı sayıda bireyin ve hatta bazı durumlarda tek bir bireyin hayalleridir. Ve dirençle karşılaşır. Ama paylaşıldıkça ve desteklendikçe tüm toplumu değiştirir ve dönüştürür. Tıpkı İlk Öğretmenim’de olduğu gibi…

Düyşen, devrim ideallerine inanmış bir Kırgız gencidir. Savaş sırasında edindiği sınırlı eğitim onu kökten değiştirmiştir. Yaşadığı köyde asırlardır devam eden ataerkil geleneklere başkaldırır ve çocukların eğitim görebilmeleri için bir okul inşa etmeye koyulur. Şüphesiz ilk öğretmeni de o olacaktır bu derme çatma okulun. Hem köyün, hem kendisinin, hem de tüm gelecek kuşakların kaderini değiştirecek olan bu girişim çok acılı ve hüzünlü bir hikâyenin de başlangıcıdır, bir destanın başlangıcı olduğu kadar!

Kitabı okuyanlar 571 okur

  • Hüseyin Cantürk
  • Begüm Polat
  • Hande Azcan
  • Gülcan Durna
  • Hakan Kılıç
  • Neslihan Çetinkaya
  • Faramir
  • Tuğçe Ersoy
  • Semra Gökhan
  • Drkitapsever

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%6.6
18-24 Yaş
%20.4
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%23.2
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%3.3
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.9
Erkek
%37.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.4 (92)
9
%22.8 (52)
8
%20.2 (46)
7
%6.6 (15)
6
%4.4 (10)
5
%1.3 (3)
4
%0
3
%0.9 (2)
2
%0.9 (2)
1
%1.8 (4)

Kitabın sıralamaları