Adı:
Cemile
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051553900
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Cemile
Cemile
Cemile
Cemile
Cemile
Cemile
Aytmatov'a ilk büyük şöhretini kazandıran Cemile, bir çoklarınca en güzel aşk hikâyesi olarak değerlendirilmiştir. Gerçekten de Cemile, aşk ve tabiatın çocuk dikkat ve masumiyetiyle sunulduğu şahâne bir duygu tablosudur. Ayrıca töre ve çevre şartlarının insan unsurlarıyla ilişkileri açısından da olağanüstü bir hikâyedir.

"İşte şimdi burada, Villon'un, Hugo'nun, Baudelaire'nin Paris'inde, kralların ve devrimlerin Paris'inde, ressamların yüzyıllık Paris'i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi, ya bir efsaneyi hatırlatan şu Paris'te Werther, Bérénice, Antoine ve Kleopatra, Manon Lescaut, Education Sentimentale, Dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi. Çünkü ben Cemile'yi okudum. Roméo Juliette, Paolo ve Francesca, Hernani ve Dona Sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil, çünkü ben ikinci dünya savaşının üçüncü yılı yazında, 1943 yılının o Ağustos gecesinde Kurkureu vadisinde bir yerde Zahire arabaları ile giden Danyar ve Cemile'ye, bunların hikâyesini anlatan küçük Seyit'e rastladım."
-Louis Aragon-
(Tanıtım Bülteninden)
80 syf.
·6/10
Bu inceleme yer yer SPOILER içerebilir arkadaşlar. Bilginiz olsun...

Bir gün Fransız Şair Louis Aragon kuyuya bir taş atmış ve demiş ki; 'Cemile, dünyanın en güzel aşk hikayesidir.' O taş şimdilik kuyunun dibinde kalsın bir süre... O esnada ben size kısaca başka bir hikayeden bahsedeyim...

Ben askerliğimi 2007 yılında kısa dönem olarak yaptım. Bölüğümde benim gibi kısa dönem askerlerle, henüz 19-20 yaşlarındaki uzun dönem askerler aynı koğuşu paylaşıyorduk. Başta bu iki grup pek birbirine ısınamasa da askerliğin doğal ortamında zamanla buzlar eridi, abi-kardeş gibi olduk.

Bu kardeşlerimizin hepsi gözü pek, dayanıklı, kolay kolay yılmayan çocuklardı. Genç yaşlarına rağmen aralarında evli olan hatta çocuk sahibi olanlar vardı. Diğerlerinin de memlekette mutlaka bir sevgilisi olurdu. Gece olunca ve tüm işler bitince kendi köşelerine çekilirler, gizledikleri telefonları ortaya çıkarıp saatlerce sevdikleriyle konuşurlardı. Onların gün içinde aldığı tek nefes işte bu telefon konuşmalarıydı.

Her türlü ağır işin, zorluğun altından kalkabilen çocukların hayata dair tek bir korkuları vardı; onlar askerdeyken sevgililerinin onları terk edeceği korkusu... Bakın bu konuda inanın bana en ufak bir mübalağa yapmıyorum. Alın savaşa götürün koşa koşa gelirler. Sabahtan akşama kadar yerden izmarit toplarlar, moloz taşırlar, duvar örerler, kilometrelerce koşarlar, sürünürler ama bana mısın demezler. Hassas oldukları, zayıf düştükleri tek konu budur!

Nöbetçi olduğum bir gece tek tek koğuşları geziyordum. En son kendi koğuşuma geldi sıra. İçeri girdiğimde bir yatağın baş ucunda toplanmış bir kalabalık gördüm. Başta kavga çıktı sandım. Hızlıca kalabalığa doğru ilerledim ve kendime yol açtım. Gördüğüm manzara şuydu: yatağın ortasında bir asker hüngür hüngür ağlıyor. Yüzü gözü dağılmış, gözler kıpkırmızı... Meğerse arkadaşları da onu teselli etmeye gelmişler yanına... Olayın nedenini sordum, sevgilisi bunu terk etmiş; daha kötüsü başka biriyle birlikteymiş. Çok uzatmamak için olayın detaylarına girmiyorum. Daha sonradan kendisiyle uzun uzun konuştum... Eğer bunu yapmasaydım ciddi ciddi firar etme planları yapıyordu. Sonra yavaş yavaş toparladı ama ben ve diğer arkadaşlarım terhis olduğumuz güne kadar neredeyse başından ayrılmadık çocuğun...

-------------------------
Gelin şimdi Aragon'un taş attığı kuyuya geri dönelim biz...

'Dünyanın en güzel aşk hikayesi'ni okumak için girdiğim bu kuyuda beni nedense Cemile ve Danyar'ın aşkı değil de, vatan mücadelesi için cephedeyken eşi tarafından aldatılan Sadık karşıladı... Çok romantik, duygusal bir adam değildi Sadık; hatta geleneklerine fazla bağlı ve biraz da kaba denilebilecek bir yapısı vardı. Her ne kadar yaşadığı bölgenin mektup geleneğine bağlı kalmak adına, yazdığı mektuplarda karısı Cemile'den çok söz edemese de yine de seviyordu onu. Çünkü birbirlerini severek evlenmişlerdi. En azından bana böyle söyledi Sadık ve şunu ilave etti sözlerine;

Siz o kitapta o ikisinin büyük ve çok derin aşkını okudunuz ama şu işe bak; her ne olursa olsun, SADIK kalan sadece ben oldum...

------------------------
İşte böyle bir kitap Cemile... Kimine göre dünyanın en büyük aşk hikayesi, bana göreyse dramatik bir aldatma öyküsü... YASAK AŞK dedikleri bir şey var... Ben nedense bu yasak aşkların aşk tarafıyla değil de yasak tarafıyla ilgilenirim. Bu benim tercihimdir, benim dünyaya bakışımdır belki de. Kimine göre dar bir bakış olarak gözükebilir. Çünkü o aşkı anlatan öyle güzel cümleler, öyle tatlı türküler var ki, aşkın büyüsüne kapılıp gitmemek, o aşka kayıtsız kalmamak elde değil... Bütün bozkır bu büyük aşkın karşısında saygıyla eğiliyor, mor dağlar göz yaşı döküyor, yılkı atlar daha bir şevkle koşuyor...

Eğer Seyit'in tuvaline resmettiği bu güzel tablo her şeyi görmezden gelmeye yetiyorsa kimseye lafım olmaz elbet... Ama o insanlar olur da birgün Sadık'ın düştüğü duruma düşerlerse, aynı güzellikte bir resim çizmelerini de beklerim peşinen...

-------------------------
Büyük usta Cengiz Aytmatov'un çıraklık eserlerinden biri diyebiliriz Cemile için. Kronolojik olarak da böyle zaten... Diğer kitaplarını okuyanlar aradaki farkları kendileri de rahatlıkla keşfedebilirler. Biraz kısa biraz da yarım bırakılmış gibi geldi bana... Kitabın başında tek tek karakterleri tanıyoruz. Anne karakterine özellikle geniş yer verilmiş. Ancak sonra bu karakterler bir anda kaybolup gidiyor. Üç kişi kalıyor geriye. Aytmatov burada hızlıca aşk öyküsüne geçiş yapmak istemiş olabilir. Ancak ilk bölüm biraz daha uzun tutulabilirdi.

En son bölüm de bana göre aceleye gelmiş. Danyar ve Cemile arasındaki aşkı biraz daha meşru kılmak için alelacele Sadık karakteri tek bir paragrafta sarhoş ve karısına değer vermeyen biri olarak gösterilmiş. Oysa biz Beyaz Gemi'deki Orazkul karakterini tanımış ve ondan nefret etmiş okurlar olarak Aytmatov'un karakter yaratmadaki ustalığını çok iyi biliyoruz...

Nihayetinde, bir Aytmatov eserinden daha bu duygularla ayrılıyorum. Aragon'un attığı taşı kuyudan çıkardım çıkarmasına ama o taş açıkçası benim elimi yaktı biraz... Oysa ki ne kadar güzel, rengarenk, ışıl ışıl bir taştı...

Herkese keyifli okumalar dilerim...
80 syf.
·1 günde·6/10
Bir adet Oynak Cemile
Bir adet Acıma Yakarım Daryan
Bir adet Tüm Hikaye Boyunca İlahi Bakış Açısıyla Bunların Yanında Takılan 14'lük Geleceğin Ressamı

Bu kitap Cengiz Aytmatov ile tanışma kitabım oldu, uzun zamandır merak ediyordum. Bu aralar pek vaktim olmasa da inceliğine dayanarak, etkinlik sayesinde okumaya niyet ettim ve iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu. Aytmatov'un dilini çok sevdim. Su gibi, tertemiz aktı gitti kitap. Burada çevirmen Refik Özdek'i de anmak gerek, onun için de Değerli Hercaiokumalar /Ayşe/Duvar/ ablama teşekkür ederim. Onun siteye yazdığı yorumlarla, bu çeviriyi tercih ettim, çok da güzel oldu. Üslup ve istediği duyguyu verme benim için tam tadındaydı. Kendime kitap almama sözü verdiğim için bu senelik Aytmatov maceramız burada noktalanıyor. Seneye Ötüken Neşriyat sitesinde %40 indirim yapana dek bekleyeceğim. O vakit beni annem bile durduramaz, o ki kitaplarımdan bıkan kadın, ama bundan da gurur duyan klasik huysuz ve tatlı kadın ve terlikli kadın.

Bundan sonrası sürpriz bozan içeriyor. (Tatar Ramazan'ı anasım geldi.)

Şimdi Jemiiile'ye gelelim. Hikaye savaşta olan Özbekistan mı Kırgızistan mı anlamadığım bir yerde, köydeki erkeklerin cepheye gittiği, kadınların erkek işlerini yapmak zorunda kaldığı bir zamanda geçiyor. Cemile, köyün genç, güzel mi güzel, işveli cilveli, oynak gelinlerinden biridir. Ama oynaklık olsun diye değil, sadece rahat biri. Sadık, cepheden gönderdiği mektuplarda, karısına ancak bir selam yazabilen, ama köyün adetlerinden ötürü daha fazlasını yazamayan Cemile'nin kocasıdır. Şimdi burada adetleri sorgulayacağım: Kitabın ilerleyen kısımlarında birkaç asker köyün oralardan geçiyordu ve köyün kızları ile sanki avratlarıymış gibi şakalı şukalı hareketlerde konuşmalarda bulundular. Bunu köyün yaşlıları neşeyle izledi. Bu ayıp ve saçma değil de, bir kocanın karısına mektup yazması ya da yazdığı mektuba bundan sonrasını karım okusun diyerek birkaç hasret cümlesi iliştirmesi mi ayıp? O askerlerle Cemile bir güzel fingirdedi. Öpücük verdi falan, ''Sen hayırdır kız?'' Ben böyle saçmalık görmedim, bu nasıl iştir. Bırak böyle cilveli boğuşmalar, dereye atmalar, öpücük!!!! vermeler falan, elin adamı gelecek, köy yerinde bir kıza şöyle bir bakacak, onun gözünü oyarlar gözünü, oymalı da zaten. Bu kısmın gerçekliğini bir sorguladım. Yani o devirde ya da herhangi bir devirde böyle bir serbestlik mümkün mü? Bunu merak ettim.

Cemile... İlk sayfalardan itibaren, farklı kişiliği ile dikkat çeken, herkese karşı çok rahat bir kızdı. O kadar sağa sola kahkalar atarsan, eninde sonunda herkesin gönlü düşer. Bu bir gerçek. Bir de ne bileyim, en sonlara doğru ''Samanlıktan kaldıramadım samanı da Zühtü'' yani, samanı güzel kaldırdılar.

Peki o 14'lük? Ona ne demeli? 14'lük dediğime bakmayın, çocuğun sadece 15 yaşından küçük olduğu belirtilmiş o kadar. Ben böyle yazmak istedim. 14'lük deyince tabanca gibi oluyor. :) En sonunda kurşunu adres sormadan Sadık yedi.

Hasılı kelam, tabancalar patlarken, Jemile kız koşarken, türküler eşliğinde gönülde samanlar havalandı. Olmaması gereken şeyler oldu. Onaylamadık ama yapacak bir şey yok. Davulcular zihnimi delerken, incelemenin sonuna gelmiş bulunuyorum. Bu ay artık bir şey yazmam diyordum ama tutamadım kendimi, hayırlı sahurlar. :)
  • Toprak Ana
    8.9/10 (5.321 Oy)5.129 beğeni19.182 okunma3.570 alıntı68.386 gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (4.119 Oy)4.378 beğeni16.643 okunma4.285 alıntı79.342 gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.4/10 (5.550 Oy)5.338 beğeni22.512 okunma3.478 alıntı82.098 gösterim
  • Uzun Hikâye
    8.5/10 (2.654 Oy)2.684 beğeni10.919 okunma1.345 alıntı61.486 gösterim
  • Ruh Adam
    8.9/10 (3.401 Oy)3.469 beğeni10.085 okunma4.479 alıntı74.779 gösterim
  • İnci
    8.3/10 (3.093 Oy)2.652 beğeni10.304 okunma1.775 alıntı41.578 gösterim
  • Fatih Harbiye
    7.9/10 (3.334 Oy)3.034 beğeni17.475 okunma2.064 alıntı49.328 gösterim
  • Yaşlı Adam ve Deniz
    8.1/10 (2.762 Oy)2.348 beğeni10.061 okunma1.779 alıntı47.082 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.2/10 (2.937 Oy)2.631 beğeni9.479 okunma6.074 alıntı62.355 gösterim
  • Ağrıdağı Efsanesi
    8.8/10 (2.458 Oy)2.479 beğeni8.170 okunma1.343 alıntı32.893 gösterim
80 syf.
Bazı cümleler çok iddialıdırlar çünkü göreceli kavramlar üzerinden konuşurlar. İşte edebiyattaki o iddialı sözlerden birisi de Fransız şair Louis Aragon’un, Cengiz Aytmatov’un Cemile adlı uzun hikayesi için söylediği ‘dünyanın en güzel aşk hikayesi’ cümlesidir.

Aragon, bu cümleyi kurduğunda Aytmatov genç sayılabilecek yaşlarda, yazarlık yolculuğunun başlarında bir kalemdir. Aragon, Kırgız bozkırlarında yaşanan bu aşk hikayesine; Cemile ile Danyar’ın sıra dışı aşkına hayran kalmıştır. Onların aşklarını Batının Romeo ve Jülyet’iyle falan kıyaslıyor ve Kırgız gençlerin duygularını çok daha yüce sayıyordu… Velhasıl, ünlü Fransız şair Aragon’un Cemile’yi okuduktan sonra Aytmatov’u keşfetmesi ve akabinde onun eserlerini Avrupa’ya taşıması ,usta yazarın Sovyetler çapındaki şöhreti ve başarısını bütün dünyaya yayma yolunda belki de en önemli adım olmuştur.

Peki sahiden de öyle midir? Cemile, dünyanın en güzel aşk hikayesi midir? Bana göre, kesinlikle onlardan biridir… Ama bu fikrim, bir gün pekala değişebilir. Sonuçta aşk izafi bir kavram değil midir?

Cemile’nin kocası, II. Dünya Savaşı için cephededir. Yaralanmış ve bir hastanede tedavi görmektedir. Ailesine mektuplar yazar ve her mektubun sonunda ‘karım Cemile’ye de selam ederim.’ der. Bu kadar; ne eksik ne fazla… Oysa iki evin gelini Cemile, hem genç hem çok güzel hem de özgün bir kadındır. Aşık olmak ister; aşık olunmak…

Aytmatov, Cemile’de Seyit adlı bir çocuğu anlatıcı yapmıştır. Cemile, Seyit’in üvey ağabeyinin karısıdır. Küçük Seyit aslında kendisinin bile aşık olduğu bu güzel kadının, o toprakların sevdalı türkülerini söyleyen; hisli ve sevdalı Danyar’la olan aşklarının tek şahididir.

Gelgelelim, Aytmatov’un kalemi o kadar kuvvetli ki, normalde yadırgamamız, belki de kızmamız gereken bir aşk hikayesini bize makul gösterebiliyor. Dolayısıyla ne Cemile’ye ne de Danyar’a kızabiliyoruz yaptıklarından ötürü… Hatta ressam ruhlu Seyit bize hadiseyi öyle bir anlatıyor ki, toplumun aksine ,biz o aşka saygı duyuyoruz.

Aytmatov hikayelerinde aşkları anlatırken sıra dışı bir bakış sergilemiştir. Bu, Al Yazmalım Selvi Boylum’da, İlk Öğretmen’de ve hatta Gün olur Asra Bedel’de böyledir. Cemile’de, kelimelerin her şeyi anlatamayacağını söyler ama çok şeyi anlatır Aytmatov… Ve bizi de Cemile’ye aşık eder… ( En azından beni :) )

Kitap bittiğinde son cümleler gibi hissediyorsunuz; Her fırça vuruşumda Danyar'ın türküsü çınlasın! Her fırça vuruşumda Cemile'nin yüreği çarpsın.

Mehmet Y. kitapsuuru.com
80 syf.
·10/10
Dev yazar Cengiz Aytmatov'un kaleminden soluksuz bir aşk. Üstelik Atymatov'u Aytmatov yapan öykü. Luis Aragones'in "dünyanın en güzel aşk öyküsü" adlandırmasından sonra çok fazla dile çevrilen eser Aytmatov'un köyünde yaşınmış olayın kurgulamasıyla ortaya çıkmıştır.
Seyyit'in gözünden anlatılan hikâyede Cemile alımlı ve güzel bir kadındır. Ancak evlilik konusunda ona seçme hakkı tanınmamış Sadık onu kaçırarak kendine eş yapmıştır. Bir süre sonra eşi savaşa gider Cemile de köye gelen Danyar'la kaçar.
Biraz eleştirel gözle bakmak gerekirse şuan ki Türkiye'de Cemile iffetsiz bir kadın olarak yorumlanır. Ama öze indiğimizde Cemile kendi benliğini tamamlamış, kendi kararlarını alan ve aşkının peşine ne pahasına olursa olsun giden güçlü dirayetli bir kadındır. Evrenin sessizliğinde müziğin ahengiyle renk bulan tutkulu bir aşk. Cemile kendi zamanında, şimdiki zamanda ve gelecekte de sessiz kadınların sesi olarak doğmuş bir başkarakterdir. Her kadının bir erkek kadar özgür olma hakkı vardır. Alınan tüm hakların karşısında duran evrenin dişil unsurudur.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10·
İlkokuldayken arkadaşlarıma imrendiğim bir konu vardı. Okulun ilk günü öğretmenlerimiz (hoca değillerdi o zamanlar)tatilde neler yaptığımızı sorarlardı. Tabi İzmir gibi bir yerde okuyan arkadaşlarım, bir şekilde anne ya da babalarının, İzmir'e gelmeden önce, topraklarıyla büsbütün bağlarını koparmamış olacaklar ki anlatıp dururlardı köylerini. Aradan aşağı yukarı yirmi yıl geçti, halen içimde köy yaşamına dair derin bir ilgi ve hayranlık var. Ne zaman uzun bir seyahate gitsem, otobüsün camından görebildiğim kadarıyla bacaları tüten, toprağını eken, koyunlarını güden insanları gördükçe, içimde tarifi imkansız bir sıcaklık peydah olur. Betonların içinden köylere uzanan hayranlığımı, köyden kente göç etmiş arkadaşlarıma anlatırken, ilk etapta anlamsız bulurlar sözlerimi. Onlar köylerini anlatırlarken, pürdikkat dinlediğimi fark ettiklerinde ise koyu bir sohbet başlar ve belli bir zamandan sonra köylerini özlediklerini fark ederim.

Tabi ki kitap okurken de, yukarıda bahsettiğim ilgimden olsa gerek, köy yaşamına dair bir anlatıma denk geldiğimde, hem yazara hem kitaba karşı subjektif duygular hissetmemi de anlayışla karşılıyorsunuzdur.

Cengiz Aytmatov Sovyetler dağılmadan önce ülkesinde karkagaz'lık (mesleği, savaşta ölenlerin ailelerine haber vermekle yükümlü devlet memuru) yaptığı hepimizin malumudur. Bu kara haberi yazılı olarak da kaleme alan Cengiz Aytmatov yazın hayatına bu şekilde başlamıştır.

Köy hayatını, kültürlerini, geleneklerini, sevinçlerini, aşklarını, kederlerini okuyucunun ruhuna işlemeyi başaran yazarlardandır. Kitaplarındaki hikayeleri realizm akımını temel alarak oluşturur. Aytmatov' un kalemi akıcı ve sadedir. Topraklarına olan aşkını her bir sayfada hissedersiniz. Hikayelerinin sonuç bölümü öngörülemezdir. Finalleri hayranlık uyandırır. Eğer içinizde benim gibi köy yaşamına dair özlem veya hayranlık duyan var ise ;

~~Şiddetle tavsiye olunur~~
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
AŞKIN NAMUSUNU KURTARALIM MI?

yeter yeter söyleme
söyleme artık
kelimeler kanatır yarayı
gözlerin anlatıyor
mutlu aşk yoktur

sus söyleme
her şey ortada artık

“ Mutlu aşk yoktur.” diyen Louis Aragon bu eser için “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” demiştir.
Aragon Selvi Boylum Al Yazmalım’ı da okumalıydı.
Sahi neydi sevgi?
Sevgi emekti...
Böyle diyerek kalbini dinlemeyen ve kendisi için pek çok fedakârlığı göze alan adamı seçen Aysel, aşkına sırtını istemeye istemeye döner.
Oysa CEMİLE aşkına kavuşmak için ne gerekiyorsa yapar. Kim ne der köy yerinde diye düşünmez, yakalanırsa öldürüleceğini bile bile aşkına sahip çıkar.
Nedir ki aşk? Kimsenin tanımlayamadığı, kelimelerin kifayetsiz kaldığı ama acıtan, inciten, ağlatan, kanatan bir şey. “Şey” işte...

Aşık Veysel’ in sevda tanımı ise şöyle: “Seversin alırsın karın olur, seversin alamazsın karasevdan olur.”
Günümüzün klavye başında, sanal ortamlarda aniden başlayan ve aniden soluveren aşklarına inat Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun, Cemile ile Daniyar gibi cesur aşklar “aşka umut veriyor” iyi ki de , aşkın namusunu kurtarıyorlar.

Herkes bir şey diyor “aşk” için zaten:

Aşk tek kişiliktir;ikinci kişiye bilet yoktur.” Yılmaz Odabaşı

“Aşk üç kişiliktir baba,
cinayet içinse yüzlerce kişi gerekir.”
Altay Öktem

“Aşk kişiliksizliktir sevgili 
Tek kişilik aşk zaten bir başına yaşanır...
İki kişi âşık olunca bir sayılır...
Üç kişilik aşklarda 
Biri vardır biri yoktur ...
Aşkta zaten hep bir kişi eksik sayılır .”
Turgay Çokeren

“Aşk dört kişiliktir; bendeki ben, sendeki sen, bendeki sen, sendeki ben.”
Nev


Bir aşkın nesnesi değil öznesi olmak isterim...
İçinde umudu, hayalleri olan...
Umut yoksa baştan yeniksin kalbine o tek kurşun isabet etmiş çoktan..

Ah Cemile!
Konuyu nerelere getirdin!

https://youtu.be/DARktQBa2qk
80 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Insan bu, zaman zaman çağlar, zaman zaman ağlar. Ne hislere gem vurulabilir ne gönüle söz geçer amenna. Velakin eyleme döküldüğü anda bu kabul edilemezdir. Söylemek istediğim şu ki Cemile ile Danyar'ın aşkı ne kadar büyük olursa olsun Sadık'a olan ihanetlerini değiştirmez hatta affettirmez. Bir enkazın üstüne nasıl bir Dünya kurulabilir ki. Sevmek her seyi yapma hakkini verir mi insana. Muallakta kalan bu sorudan çikamıyorum işte. Ah büyük usta Aytmatov. Sadık ölemez miydi?

Bir de madalyonun şu yüzüne bakalım. Günümüzde köyde kentte, dağda bayırda buna benzer bir sürü olay yaşanıyor. Burada Cemile'yi takdir etmek gerek. Hiç bir kadın sırf sevdigi icin, sırtındaki gömleğinden başka bir şeyi olmayan birinin ardına düşüp gitmiyor. Maddesel bir aşkı manevi aşk ile karıştırıyorlar. Neyse iyice dağıtmadan kitaba dönelim.

Aytmatov yine resim gösterir gibi bir hikaye sunuyor bize. Mekân ve zamanı öyle net veriyor ki, sanki o hikayedeki karakterlerden biriyiz. Acı, sevgi, mutluluk gibi soyut kavramlar bile Aytmayovun anlatımı ile neredeyse somutlasiyor. Her ne kadar hikayenin kurgusu biraz bana ters gelse de oldukça iyiydi. Iyi okumalar.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Cemile... Her şeyden önce kısa olmasından ziyade akıcı dili ve müthiş anlatımı ile bir çırpıda okunuveriyor. Hikayenin anlatıcısı ve aynı zamanda kahramanı olan Seyit, bizlere savaştan dolayı kadınların çekip çevirdiği bir köyü, kocaman ailesini ve en önemlisi gerçek bir aşkla birlikte o aşka sahip olan insanları anlatıyor. Çünkü o insanlar, aşklarıyla Seyit'in hikayesini de başlatmış oluyorlar bir bakıma.

Seyit, büyük bir ailenin en küçük çocuğu ve iki ağabeyi de köyün çağırılmış olan diğer erkekleri gibi savaş dolayısı ile cephede. Bir ağabeyinin eşi var, o da Cemile.
Oldukça hareketli, çalışkan, açıksözlü ve çetin bir kız olan Cemile ailesi tarafından oldukça sevilen bir gelin. Aynı zamanda Seyit'in en yakın arkadaşı.

Bir gün cephedeki askerlere buğday taşımaları için askerlerin eşlerine görev düşünce, komutan Cemile'yi bu göreve çağırmak için ailenin evine geliyor. Başta ailenin reisi olarak görülen anne tarafından kabul edilmeyen bu görev, Seyit ve cepheden yeni dönen Danyar adında bir askerin Cemile'ye yardım edeceği ve göz kulak olacağı için kabul ediliyor. Ve gelişme kısmı böylece başlamış oluyor.

Cengiz Aytmatov, fazla uzun ve sıkıcı olmayan aksine anlaşılır ve güzel betimlemeleri ile hikayeye renk katarak, bizlere Seyit ile birlikte olup bitenleri seyretmek için olanak veriyor. Sanki o köyde, o zamandasınız ve tarlada çalışan insanları seyrederken Seyit ile birlikte oturuyor, yahut onunla birlikte çalışıyor, insanlara şakalar yapıyorsunuz.

Güzel anlatımı ve akıcılığıyla ben Cemile'yi de Cengiz Aytmatov'un okuduğum diğer kitapları gibi sevdim ve benimsedim. Umarım siz de okur ve beğenirsiniz.
80 syf.
·1 günde
İnsan gerçekten de sevilmeye muhtaç. İlgiyi, şefkati, bir güleryüzün getirdiği sıcaklığı arıyoruz hepimiz. Cemile’ de onu bir anda karşısında buluyor. Belki hiç aramadan bulmuştu. Belki de gönlü hep bulmak istiyordu da zamanı vardı. Peki insan bulduğu bir mutluluğu kaybetmeyi göze mi alır ? Yoksa ne pahasına olursa olsun peşinden mi gider ?
80 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Yalnız sevgilim benim, seni hiç bırakmayacağım! Yıllardır seviyordum seni! Tanımadan bile seviyordum. Sonunda geldin işte, bildin yolunu gözlediğimi geldin!"

Bu öykü için söylenmiş en doğru sözdür "en güzel aşk hikayesi" Cengiz Aytmatov'un kalemine bayılırım ama bu hikayeyle büyülendim.

Bir kadın ki; hem erkek gibi hem çocuksu bir ruhu var. Bir kadın ki; kimsenin arkasından konuşmaz, her şeyi insanın yüzüne söyler. Bir kadın ki; tatlı dillidir, herkesle anlaşır ama kimseye de hakkını yedirmez.

Sonra bir adam düşünün; savaştan dönmüş ama onu karşılayacak bir yakını bile yok. Bir adam ki; sessiz sakin, kimseye karışmaz ama herkes onunla alay eder, arkasından konuşur. Bir adam ki; tüm bu alaylara da sesini çıkarmaz ama bir türkü tutturur ki Ağustos gecelerinde, büyülenmemek elde değil.

Sayfalar arasında en ağır çuvalları taşıdım. Sayfalar arasında Ağustos gecelerinde Daniyar'ın türkülerini dinledim. Sayfalar arasında bozkırlarda koştum ve yine aynı sayfaların içerisinde büyük bir aşkı mest olarak okudum.

Kitabın okumayan pişman olur. O yüzden şiddetle tavsiye edilir.
Sevgilim, kimsesiz sevgilim benim!
bilmediğim zamanlardan beri seni sevmiş, seni beklemişim ben. Ve işte geldin, seni beklediğimi biliyormuş gibi geldin!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cemile
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051553900
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Cemile
Cemile
Cemile
Cemile
Cemile
Cemile
Aytmatov'a ilk büyük şöhretini kazandıran Cemile, bir çoklarınca en güzel aşk hikâyesi olarak değerlendirilmiştir. Gerçekten de Cemile, aşk ve tabiatın çocuk dikkat ve masumiyetiyle sunulduğu şahâne bir duygu tablosudur. Ayrıca töre ve çevre şartlarının insan unsurlarıyla ilişkileri açısından da olağanüstü bir hikâyedir.

"İşte şimdi burada, Villon'un, Hugo'nun, Baudelaire'nin Paris'inde, kralların ve devrimlerin Paris'inde, ressamların yüzyıllık Paris'i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi, ya bir efsaneyi hatırlatan şu Paris'te Werther, Bérénice, Antoine ve Kleopatra, Manon Lescaut, Education Sentimentale, Dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi. Çünkü ben Cemile'yi okudum. Roméo Juliette, Paolo ve Francesca, Hernani ve Dona Sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil, çünkü ben ikinci dünya savaşının üçüncü yılı yazında, 1943 yılının o Ağustos gecesinde Kurkureu vadisinde bir yerde Zahire arabaları ile giden Danyar ve Cemile'ye, bunların hikâyesini anlatan küçük Seyit'e rastladım."
-Louis Aragon-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9.305 okur

  • Yağmur şeker
  • YELİZ BAYSAL
  • Uğur Candan
  • Mehmet Ali Koldaş
  • Gizem Kara
  • Hermione
  • Serhat Uçar
  • gezginokur
  • Elif
  • EMEL KILIÇ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.6
14-17 Yaş
%10.5
18-24 Yaş
%23.6
25-34 Yaş
%30.9
35-44 Yaş
%18.9
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.9
Erkek
%33

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22 (550)
9
%18.4 (459)
8
%22.7 (567)
7
%13.7 (342)
6
%6.2 (156)
5
%3.6 (89)
4
%1.1 (28)
3
%0.5 (12)
2
%0.3 (8)
1
%0.7 (17)

Kitabın sıralamaları