8,4/10  (399 Oy) · 
1.346 okunma  · 
339 beğeni  · 
5.476 gösterim
Aytmatov'a ilk büyük şöhretini kazandıran Cemile, bir çoklarınca en güzel aşk hikâyesi olarak değerlendirilmiştir. Gerçekten de Cemile, aşk ve tabiatın çocuk dikkat ve masumiyetiyle sunulduğu şahâne bir duygu tablosudur. Ayrıca töre ve çevre şartlarının insan unsurlarıyla ilişkileri açısından da olağanüstü bir hikâyedir.

"İşte şimdi burada, Villon'un, Hugo'nun, Baudelaire'nin Paris'inde, kralların ve devrimlerin Paris'inde, ressamların yüzyıllık Paris'i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi, ya bir efsaneyi hatırlatan şu Paris'te Werther, Bérénice, Antoine ve Kleopatra, Manon Lescaut, Education Sentimentale, Dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi. Çünkü ben Cemile'yi okudum. Roméo Juliette, Paolo ve Francesca, Hernani ve Dona Sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil, çünkü ben ikinci dünya savaşının üçüncü yılı yazında, 1943 yılının o Ağustos gecesinde Kurkureu vadisinde bir yerde Zahire arabaları ile giden Danyar ve Cemile'ye, bunların hikâyesini anlatan küçük Seyit'e rastladım."
-Louis Aragon-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    1958
  • Sayfa Sayısı:
    80
  • ISBN:
    9786051553900
  • Çeviri:
    Refik Özdek
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:
Necip Gerboğa 
16 Oca 22:17 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Bu inceleme yer yer SPOILER içerebilir arkadaşlar. Bilginiz olsun...

Bir gün Fransız Şair Louis Aragon kuyuya bir taş atmış ve demiş ki; 'Cemile, dünyanın en güzel aşk hikayesidir.' O taş şimdilik kuyunun dibinde kalsın bir süre... O esnada ben size kısaca başka bir hikayeden bahsedeyim...

Ben askerliğimi 2007 yılında kısa dönem olarak yaptım. Bölüğümde benim gibi kısa dönem askerlerle, henüz 19-20 yaşlarındaki uzun dönem askerler aynı koğuşu paylaşıyorduk. Başta bu iki grup pek birbirine ısınamasa da askerliğin doğal ortamında zamanla buzlar eridi, abi-kardeş gibi olduk.

Bu kardeşlerimizin hepsi gözü pek, dayanıklı, kolay kolay yılmayan çocuklardı. Genç yaşlarına rağmen aralarında evli olan hatta çocuk sahibi olanlar vardı. Diğerlerinin de memlekette mutlaka bir sevgilisi olurdu. Gece olunca ve tüm işler bitince kendi köşelerine çekilirler, gizledikleri telefonları ortaya çıkarıp saatlerce sevdikleriyle konuşurlardı. Onların gün içinde aldığı tek nefes işte bu telefon konuşmalarıydı.

Her türlü ağır işin, zorluğun altından kalkabilen çocukların hayata dair tek bir korkuları vardı; onlar askerdeyken sevgililerinin onları terk edeceği korkusu... Bakın bu konuda inanın bana en ufak bir mübalağa yapmıyorum. Alın savaşa götürün koşa koşa gelirler. Sabahtan akşama kadar yerden izmarit toplarlar, moloz taşırlar, duvar örerler, kilometrelerce koşarlar, sürünürler ama bana mısın demezler. Hassas oldukları, zayıf düştükleri tek konu budur!

Nöbetçi olduğum bir gece tek tek koğuşları geziyordum. En son kendi koğuşuma geldi sıra. İçeri girdiğimde bir yatağın baş ucunda toplanmış bir kalabalık gördüm. Başta kavga çıktı sandım. Hızlıca kalabalığa doğru ilerledim ve kendime yol açtım. Gördüğüm manzara şuydu: yatağın ortasında bir asker hüngür hüngür ağlıyor. Yüzü gözü dağılmış, gözler kıpkırmızı... Meğerse arkadaşları da onu teselli etmeye gelmişler yanına... Olayın nedenini sordum, sevgilisi bunu terk etmiş; daha kötüsü başka biriyle birlikteymiş. Çok uzatmamak için olayın detaylarına girmiyorum. Daha sonradan kendisiyle uzun uzun konuştum... Eğer bunu yapmasaydım ciddi ciddi firar etme planları yapıyordu. Sonra yavaş yavaş toparladı ama ben ve diğer arkadaşlarım terhis olduğumuz güne kadar neredeyse başından ayrılmadık çocuğun...

-------------------------
Gelin şimdi Aragon'un taş attığı kuyuya geri dönelim biz...

'Dünyanın en güzel aşk hikayesi'ni okumak için girdiğim bu kuyuda beni nedense Cemile ve Danyar'ın aşkı değil de, vatan mücadelesi için cephedeyken eşi tarafından aldatılan Sadık karşıladı... Çok romantik, duygusal bir adam değildi Sadık; hatta geleneklerine fazla bağlı ve biraz da kaba denilebilecek bir yapısı vardı. Her ne kadar yaşadığı bölgenin mektup geleneğine bağlı kalmak adına, yazdığı mektuplarda karısı Cemile'den çok söz edemese de yine de seviyordu onu. Çünkü birbirlerini severek evlenmişlerdi. En azından bana böyle söyledi Sadık ve şunu ilave etti sözlerine;

Siz o kitapta o ikisinin büyük ve çok derin aşkını okudunuz ama şu işe bak; her ne olursa olsun, SADIK kalan sadece ben oldum...

------------------------
İşte böyle bir kitap Cemile... Kimine göre dünyanın en büyük aşk hikayesi, bana göreyse dramatik bir aldatma öyküsü... YASAK AŞK dedikleri bir şey var... Ben nedense bu yasak aşkların aşk tarafıyla değil de yasak tarafıyla ilgilenirim. Bu benim tercihimdir, benim dünyaya bakışımdır belki de. Kimine göre dar bir bakış olarak gözükebilir. Çünkü o aşkı anlatan öyle güzel cümleler, öyle tatlı türküler var ki, aşkın büyüsüne kapılıp gitmemek, o aşka kayıtsız kalmamak elde değil... Bütün bozkır bu büyük aşkın karşısında saygıyla eğiliyor, mor dağlar göz yaşı döküyor, yılkı atlar daha bir şevkle koşuyor...

Eğer Seyit'in tuvaline resmettiği bu güzel tablo her şeyi görmezden gelmeye yetiyorsa kimseye lafım olmaz elbet... Ama o insanlar olur da birgün Sadık'ın düştüğü duruma düşerlerse, aynı güzellikte bir resim çizmelerini de beklerim peşinen...

-------------------------
Büyük usta Cengiz Aytmatov'un çıraklık eserlerinden biri diyebiliriz Cemile için. Kronolojik olarak da böyle zaten... Diğer kitaplarını okuyanlar aradaki farkları kendileri de rahatlıkla keşfedebilirler. Biraz kısa biraz da yarım bırakılmış gibi geldi bana... Kitabın başında tek tek karakterleri tanıyoruz. Anne karakterine özellikle geniş yer verilmiş. Ancak sonra bu karakterler bir anda kaybolup gidiyor. Üç kişi kalıyor geriye. Aytmatov burada hızlıca aşk öyküsüne geçiş yapmak istemiş olabilir. Ancak ilk bölüm biraz daha uzun tutulabilirdi.

En son bölüm de bana göre aceleye gelmiş. Danyar ve Cemile arasındaki aşkı biraz daha meşru kılmak için alelacele Sadık karakteri tek bir paragrafta sarhoş ve karısına değer vermeyen biri olarak gösterilmiş. Oysa biz Beyaz Gemi'deki Orazkul karakterini tanımış ve ondan nefret etmiş okurlar olarak Aytmatov'un karakter yaratmadaki ustalığını çok iyi biliyoruz...

Nihayetinde, bir Aytmatov eserinden daha bu duygularla ayrılıyorum. Aragon'un attığı taşı kuyudan çıkardım çıkarmasına ama o taş açıkçası benim elimi yaktı biraz... Oysa ki ne kadar güzel, rengarenk, ışıl ışıl bir taştı...

Herkese keyifli okumalar dilerim...

Mehmet Y. 
 09 Tem 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bazı cümleler çok iddialıdırlar çünkü göreceli kavramlar üzerinden konuşurlar. İşte edebiyattaki o iddialı sözlerden birisi de Fransız şair Louis Aragon’un, Cengiz Aytmatov’un Cemile adlı uzun hikayesi için söylediği ‘dünyanın en güzel aşk hikayesi’ cümlesidir.

Aragon, bu cümleyi kurduğunda Aytmatov genç sayılabilecek yaşlarda, yazarlık yolculuğunun başlarında bir kalemdir. Aragon, Kırgız bozkırlarında yaşanan bu aşk hikayesine; Cemile ile Danyar’ın sıra dışı aşkına hayran kalmıştır. Onların aşklarını Batının Romeo ve Jülyet’iyle falan kıyaslıyor ve Kırgız gençlerin duygularını çok daha yüce sayıyordu… Velhasıl, ünlü Fransız şair Aragon’un Cemile’yi okuduktan sonra Aytmatov’u keşfetmesi ve akabinde onun eserlerini Avrupa’ya taşıması ,usta yazarın Sovyetler çapındaki şöhreti ve başarısını bütün dünyaya yayma yolunda belki de en önemli adım olmuştur.

Peki sahiden de öyle midir? Cemile, dünyanın en güzel aşk hikayesi midir? Bana göre, kesinlikle evet… Ama bu fikrim, bir gün pekala değişebilir. Sonuçta aşk izafi bir kavram değil midir?

Cemile’nin kocası, II. Dünya Savaşı için cephededir. Yaralanmış ve bir hastanede tedavi görmektedir. Ailesine mektuplar yazar ve her mektubun sonunda ‘karım Cemile’ye de selam ederim.’ der. Bu kadar; ne eksik ne fazla… Oysa iki evin gelini Cemile, hem genç hem çok güzel hem de özgün bir kadındır. Aşık olmak ister; aşık olunmak…

Aytmatov, Cemile’de Seyit adlı bir çocuğu anlatıcı yapmıştır. Cemile, Seyit’in üvey ağabeyinin karısıdır. Küçük Seyit aslında kendisinin bile aşık olduğu bu güzel kadının, o toprakların sevdalı türkülerini söyleyen; hisli ve sevdalı Danyar’la olan aşklarının tek şahididir.

Gelgelelim, Aytmatov’un kalemi o kadar kuvvetli ki, normalde yadırgamamız, belki de kızmamız gereken bir aşk hikayesini bize makul gösterebiliyor. Dolayısıyla ne Cemile’ye ne de Danyar’a kızabiliyoruz yaptıklarından ötürü… Hatta ressam ruhlu Seyit bize hadiseyi öyle bir anlatıyor ki, toplumun aksine ,biz o aşka saygı duyuyoruz.

Aytmatov hikayelerinde aşkları anlatırken sıra dışı bir bakış sergilemiştir. Bu, Al Yazmalım Selvi Boylum’da, İlk Öğretmen’de ve hatta Gün olur Asra Bedel’de böyledir. Cemile’de, kelimelerin her şeyi anlatamayacağını söyler ama çok şeyi anlatır Aytmatov… Ve bizi de Cemile’ye aşık eder… ( En azından beni :) )

Kitap bittiğinde son cümleler gibi hissediyorsunuz; Her fırça vuruşumda Danyar'ın türküsü çınlasın! Her fırça vuruşumda Cemile'nin yüreği çarpsın.

Nefise Şahin 
17 Ara 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Yalnız sevgilim benim, seni hiç bırakmayacağım! Yıllardır seviyordum seni! Tanımadan bile seviyordum. Sonunda geldin işte, bildin yolunu gözlediğimi geldin!"

Bu öykü için söylenmiş en doğru sözdür "en güzel aşk hikayesi" Cengiz Aytmatov'un kalemine bayılırım ama bu hikayeyle büyülendim.

Bir kadın ki; hem erkek gibi hem çocuksu bir ruhu var. Bir kadın ki; kimsenin arkasından konuşmaz, her şeyi insanın yüzüne söyler. Bir kadın ki; tatlı dillidir, herkesle anlaşır ama kimseye de hakkını yedirmez.

Sonra bir adam düşünün; savaştan dönmüş ama onu karşılayacak bir yakını bile yok. Bir adam ki; sessiz sakin, kimseye karışmaz ama herkes onunla alay eder, arkasından konuşur. Bir adam ki; tüm bu alaylara da sesini çıkarmaz ama bir türkü tutturur ki Ağustos gecelerinde, büyülenmemek elde değil.

Sayfalar arasında en ağır çuvalları taşıdım. Sayfalar arasında Ağustos gecelerinde Daniyar'ın türkülerini dinledim. Sayfalar arasında bozkırlarda koştum ve yine aynı sayfaların içerisinde büyük bir aşkı mest olarak okudum.

Kitabın okumayan pişman olur. O yüzden şiddetle tavsiye edilir.

Spoiler Içerir .....

Cemile ...2.Dünya Savaşı sırasında yazın kavurucu sıcağında Kırgız bozkirlarinda yaşanan yasak bir aşkın hikayesi ...Cemile kocası Sadık ile 4 aylık evlidir.Kocasının da savaşa katılmasıyla Cemile kocasının ailesi ile baş başa kalır .Tüm erkekler savaşa katıldığı için evin tum yükunu kadınlar ve küçük çocuklar yuklenecektir .Kocası Sadık
Cemile 'ye karşı ilgisizdir .Seyrek mektuplar göndererek Cemile de günden güne derinlesen bir duygu boşluğu olusacaktir .Tüm işleri kocasının kardeşi 13 yaşlarında küçük Seyyit ve Cemile yapmaktadır ...

Daniyar ise savaştan ayağı sakatlanarak dönen,insanlarla iletişimi olmayan,kimsesi olmayan ,tabiatla hemhal olan ,ekin işlerinde Cemile'ye yardımcı olan birisi ...
Hikayeyi 13 yaşındaki Seyit'in dilinden dinliyoruz ...Seyit de yengesine aşık,her davranışını gizli bir hayranlıkla izleyen,resim yapmayı seven bir çocuk ...

Yazar olay örgüsünü,betimlemelerini,savaşın acimasizligini ,geleneksel bağlarını ,savaşta kadınlara ve küçük çocukların omuzlarına çöken büyük yükleri bir çocuğun penceresinden başarılı bir şekilde aktarmis okurlarina...Yazarın gerçekten kurgusu güzel ,betimlemeleri güzel ....(öyle ki o kavurucu sıcakta bozkirlari sevdim)
Lakin Dünya'nin en güzel aşk romanı olarak belirtilen bu kitabı "en güzel aşk" olma konusunda beni doyurmadi.Cemile ile
Daniyar 'in aşklarını ,karar verme aşamalarını ,savruluslarini daha kuvvetli hissettirmesini isterdim .Yazara haksızlık etmek istemiyorum.Belki de yazar Dünyanın en güzel aşkı olarak belirtilen bu kitabında Seyit'in çocukluk masumiyeti içinde duygularını tum çıplaklığıyla yansitmasini,Cemile'nin onu sevdiğini bilmeden için için yüreğinde sevgisini buyutmesini ,onların mutluluğunu kendi içinde yanıp tutuşan aşkına tercih etmesini işaret etmiş olabilir .Eğer Seyit anlatmasaydi hikayeyi, aşkları bu denli benimsenmezdi diye düşünüyorum.Aşklarını kutsallastiran Seyit'in bakışı ...
Yazar çocuğun gözünden normalde kizabilecegimiz.,kesinlikle tasvip etmeyecegimiz,aykırı ,yasak diyeceğimiz aşkları ustaca bir dil kullanarak aşklarını masumlastirmis ...Bunu başarmış mi ,başarmış.Ama bana göre Cemile kocası Sadık'a sadık kalmalı miydi, kalmalıydı !!!
Ya da ille de Daniyar'a aşık olacaktı , Sadık savaşta şehit olmalıydı .Çünkü kitabın başında Cemile ile Sadık'in ...Belki de birbirlerine sevdaliydi ...ibaresi kafamı karistirmadi değil .Kaldı ki Cemile gibi güçlü bir karakter Sadık gittikten sonra kimseye yüz vermezken ;kayinvalidesinin evinde bir zulüm de görmüyordu .Kayinvalidesinin tek istediği -tek isteğim bir Allah'a ,bir kocasına inanması-ibaresi hislerimi kuvvetlendiriyor ...Cemile sevgi açlığı çekiyor olabilir .Ama geleneksel değerlerine bağlı bir aileden söz ediliyorsa şayet Sadık, herkesin önünde okunan bir mektupta ,nasil karısına sevgiler ,övgüler dizsin ki...(-karım Cemile'ye de selamlar-)
Belki de Sadık duygularını içinde yaşıyordu.Birkaç ay içinde geleceğini de mujdeliyordu her mektubunda ...

Yazar zannımca"güzelliği ,guzel olarak"yansıtarak bizim kesinlikle tasvip etmeyecegimiz olaylara,çocuk masumiyeti içinde aşklarını yasamalarina izin vermiş.:))


Keyifli okumalar ...

Delfin Ö. 
 10 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

| Merhaba ve güzel geceler. Spoiler içerebilir belki de içermeyebilir.

|| Sene başında tüm yıl boyunca gerçekleştirmek istediklerimizin listesini yaparız çoğumuz. Şu kadar kitap okumak, şu kadar film izlemek, şu yazarla tanışmak bunların içindeki maddelerden biridir. Hiç aklımda yokken tesadüfen iki haftamı değerli yazar Aytmatov'a ayırdım. Ve hissettiklerim öyle güzel ki. Sizi bilmem;ama yeni listemde Aytmatov'u daha çok okumak,tanımak olacak.

||| Oldukça kısa ve sade betimlemeleriyle bizi hikayeye dahil ediyor Aytmatov. Kullandığı semboller diğer kitaplarına göre daha az olsa bile kendini hissettiriyor. Oldukça kısa ve sade dediğime aldanmayın,okuyucunun hayal dünyasına giren hatta onu ele geçiren betimlemeler. İkinci dünya savaşının getirdiği mecburiyetlerle eşini cepheye yollayan bir kadının, herkesten gizleyerek yaşadığı tarifsiz aşkı ve bununla beraber mecbur edildiği hayattan kurtulma mücadelesine dahil oluyoruz. Sadece aşk kitabı olduğunu düşünmemekle beraber, erzak taşımak için verilen çabanın ve savaşın köy halkında yarattığı hasarları da hissediyorsunuz. Belki de kitapta en çok hissettiğim empati kurmanın gerekliliği ve anlamlılığı.

||| Cemile, kendini bulma öyküsü...

handan sarıcaoglu 
20 Eki 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Aytmatov en sevdiğim yazarlardan biri. Aslında bakıldığında sıradan bir konu ama tasviri öyle şahane ki ayni metni 10-15 sayfa yazsa okuyabilirim. Karakterler öyle güzel işlenmiş ki kitabı okurken hepsi siluetleriyle önümde belirdi sanki bende kitabın icinde onlarla yaşıyormuşum gibi hissettim. İlginç bir şekilde DANYAR ı sevdim hissettiği duyguları bende hissetim ona üzüldüm içim acıdı içinde bitmeyen hasretler özlemler biriktirmiş onun verdiği mazlumlukla hep bi mahzun.. sonuç olarak az ve öz bir kitaptı. Keyifle okuyun.

**Seher** 
24 Mar 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un 1958 yılında yayınlanan ve kimi kitap eleştirmenlerine göre Cengiz Aytmatov’un en güzel aşk romanı olan Cemile, birbirine açık iki gencin hikayesini üçüncü bir göz ile anlatıyor.

Cemile çok güzel bir kızdır ve durumu iyi bir aileye gelin olarak gitmiştir. Cemile’nin kocası Sadık evlendikten kısa bir süre sonra savaş nedeni ile cepheye gitmek zorunda kalmıştır. Cemile evde Sadık’ın en küçük kardeşi ve kayınvalidesi ile birlikte kalmıştır. Hikaye de Sadık’ın küçük kardeşinin gözünden anlatılmaktadır.

Cemile hiç şikayet etmeyen ve her şeye rağmen hayat dolu bir kızdır. Çocuk onu izlemekten ve ona hayran kalmaktan kendini alamaz. Bir anlamda hayatına anlam katıyordur Cemile.

Hemen hemen tüm erkeklerin savaşa gitmesi nedeni ile savaş alanına erzak taşıma işi kadınlardan istenir fakat Cemile’nin kayınvalidesi buna karşı çıkar. Fakat Cemile, Sadık’ın kardeşini de yanına alıp bu işi yapabileceğini belirtince birlikte erzak taşımaya başlarlar. Bu sırada savaştan yaralı olarak dönmüş olan Daniyar(Danyar) da onlara yardım etmeye başlar.

Danyar içine kapanık, kimse ile konuşmayan ve sürekli yalnız başına kalmayı tercih eden biridir. Cemile ise çevresindeki herkese hayat enerjisi veren biridir. İlk başlarda pek anlaşamazlar gibi durur fakat zamanla aralarında bir yakınlaşma başlar. Çocuk ilk olarak buna kızar fakat zamanla ikisine de hak vermeye başlar. Dahası onların bu saf birlikteliğinin resmini yapmak ister ve onları birlikte iken olduğu bir anı kağıda döker.

Cemile’nin kocası savaşta yaralanmıştır ve hastaneye kaldırılmıştır. Artık onun geriye dönmesine az bir zaman kalmıştır ve bu hem Cemile’yi hem de Danyar’ı rahatsız eder. Danyar, Cemile’nin Sadık’ı tercih edeceğini düşünür fakat Cemile Danyar’a olan aşkını ilan eder ve onunla birlikte olmak istediğini söyler.

Yazar bir sonraki gün dışarda otururken Danyar ve Cemile’yi birlikte kaçarken görür. Arkalarından koşar ve bağırır fakat hiç kimse onu duymaz. Sonunda dayanamayıp olduğu yerde kalıp ağlamaya başlar. O gün aslında kendisinin de Cemile’ye aşık olduğunu anlar. Bir taraftan Cemile ve Danyar için sevinirken diğer taraftan ilk aşkı olan Cemile’yi kaybetmenin acısını yaşar.

Cemile’nin kocası köye dönünce ortalık karışır. Herkes Cemile ve Danyar’ı aramaya başlar fakat bulamazlar. Yazar ise sessizce hiç kimseye bir şey söylemeden olanları izler. Bir gün abisi Cemile ve Danyar’ı çizdiği resmi görür ve kardeşine çok sinirlenir.

Yazar hiçbir şey söylemez ve içinden hep resim yapmak ister. Bir anlamda içindeki Cemile aşkını resim yaparak yatıştırmak ister. Sonunda resim eğitimi almaya başlar ve ressam olmaya doğru ilerler fakat ilk aşkı Cemile’yi hiç unutamaz.

Cengiz Aytmatov’un Cemile kitabı kısacık öykü tadında bir kitap. Aslında klasik bir aşk hikayesini anlatıyor fakat yazarın hikayeyi süslemek için kullandığı kelimeler ve cümleler okuru adeta bir hayal dünyasına sokuyor ve kitapta yaşananları gözlerinin önünde canlandırmasını sağlıyor.

Rümeysa Atar 
 15 Nis 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Kitabı okuduktan sonra Aragon'un neden 'Cemile' hikayesini "dünyanın en güzel aşk hikayesi" olarak takdim ettiğini daha iyi anladım.
Veee Cengiz Aytmatov...
Üniversiteye başladığım yıl Türk dili ve edebiyat dersimize gelen hoca; 'okulu bitirmeden Cengiz Aytmatov'un bir kitabını okuyun eğer okumazsanız bütün günahım sizin boynunuza' demişti.
Bende Cemile ile başlamak istedim ve hic pişman olmadım. 80 sayfaya neler sığdırmış Koca Yürekli Adam betimlemesiyle okuduklarımı yaşama hissi verdi.
Ve Kütüphaneme bir iyikiyi daha eklemiş oldum...

Üç Renk 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Belki dünyanın en güzel aşk hikayesi değildi ama saf, güzel bir aşkın hikayesiydi.  Oturup kısa bir sürede bitirebileceğiniz Cemile'nin saf aşkı en güzel cümlelerle anlatılmış. Ayrıca hikayeden çok Cengiz Aytmatov'un kalemini beğendim ve bu eserde de yine farkını ortaya koymuş bence ... Cemile'nin hikâyesini öyle bir üslüpla anlatıyor ki insan kendini at üstünde Kırgız bozkırında yaşıyor gibi hissediyor.
Aniden biten hikayenin sonunda şöyle  sorular da şekilleniyor insanın zihninde: Cemile doğru mu yapmıştı? Cemile'nin doğrusu buysa bizim doğru beklediğimiz yanlış mı? Cemile ve Daniyar'a ne oldu? Sorular sorular sorular :)
Daha ne diyeyim ki okuyun, okutun :)))

rukiye altop 
29 Tem 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Cengiz Aytmatov'un okuduğum ikinci kitabı. Toprak Anada olduğu gibi savaş yıllarını anlatıyor. Ama bu sefer ki bir aşk hikayesi. Masum ve safça bir aşk hikayesi.


Cemile, güzeller güzeli... Herkesin dönüp baktığı ve arzuladığı, sıradışı bir kadın ve pek bir şeyi olmayan (maddi açıdan) Danyar'ın hikayesi. Kitap sanki kısa film havasında bir lezzet bırakıyor. Okurken baya keyif aldım. Tavsiye ederim herkese. İyi okumalar...

Kitaptan 150 Alıntı

Murat Sezgin 
11 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Öz vatanını, öz milletini kim sevmez!

Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 27 - ÖTÜKEN YAY.)Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 27 - ÖTÜKEN YAY.)
Özgür Beden 
18 Eyl 2017 · Puan vermedi

Cemile'yi severdim.
O da beni severdi.
Yakın arkadaştık, ama birbirimizi ilk adlarımızla çağıramıyorduk.
Ayrı ailelerden gelseydik, hiç çekinmez, Cemile derdim ona.

Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 3 - epub)Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 3 - epub)
BİROL COŞKUN 
28 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"İnsan her şeyi anlatamaz. Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez."

Cemile, Cengiz AytmatovCemile, Cengiz Aytmatov
Kevser Çetin 
02 Nis 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Geçmişi unutmadım. Unutabilir miyim hiç? Ama ondan uzaklaştım.

Cemile, Cengiz AytmatovCemile, Cengiz Aytmatov
kitapları seven 
30 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bakın bana! Görün iste, nasıl bir insanım ben...
Okuma yazma öğreneceğim, okula gideceğim, baskılarını da okula götüreceğim!

Cemile, Cengiz AytmatovCemile, Cengiz Aytmatov
Engin ÖZTÜRK 
13 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Bizim için değerli anılar taşıyan yerlerde ayak izlerimiz niye silinir? Niye kalmaz?

Cemile, Cengiz Aytmatov (Elips)Cemile, Cengiz Aytmatov (Elips)
kitapları seven 
 29 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Komşular gelip yakınırlardı:
Ne biçim gelininiz var? unun burasında geleli kaç gün oldu? Her yere burnunu sokuyor! Ne saygı biliyor, ne utanma!
Anam, ıyi ki öyle! diye cevap verirdi. Benim gelinim her şeyi adamın yüzüne söyler. Arkasından konumaz. Bir de kendi kızlarınıza bakın; görünüşte hepsi erdemli. Ama çürük yumurtaya benzer erdem: dışı güzeldir, pırıl pırıldır... bir de içini kokla bakalım.

Cemile, Cengiz AytmatovCemile, Cengiz Aytmatov
Yasemin A. 
16 Şub 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Konuşacak ne vardı zaten kelimeler birtakım duyguları anlatmakta yetersiz kalır.

Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 53 - e kitap)Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 53 - e kitap)
Başucumda Kitap 
10 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Çocuklar, sevdiklerinin dikkat çekmesini istemezler.

Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 27 - Mercek Yayınları)Cemile, Cengiz Aytmatov (Sayfa 27 - Mercek Yayınları)
Özdemir 
04 Şub 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Öğretmenim, bu kadar iyi olduğun için teşekkür ederim sana... Seni kucaklamak, öpmek geliyor içimden, demek istiyordum.

Cemile, Cengiz AytmatovCemile, Cengiz Aytmatov
15 /