Beyaz Gemi

8,3/10  (733 Oy) · 
2.660 okunma  · 
634 beğeni  · 
8.463 gösterim
Masalla gerçeği birleştiren bir eserdir. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirilir. Adı eserde hiç geçmeyen çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusu meydana çıkarılır. Aytmatov’un, edebiyat âleminde geniş akisler uyandıran, uzun yıllar tartışılan, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinden biridir.
  • Baskı Tarihi:
    1970
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789754370430
  • Orijinal Adı:
    Белый пароход
  • Çeviri:
    Refik Özdek
  • Yayınevi:
    Ötüken Yayınevi
  • Kitabın Türü:
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
 03 Tem 00:06 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Tatildeyim on gündür. Tatil dediysek aklınıza deniz, kum, güneş üçlüsü gelmesin. Tatil demek huzur demek, dinlenmek demek ya ben de en huzurlu olduğum, zihnen ve bedenen kendimi dinlendirebileceğim yerdeydim. Doğup büyüdüğüm yerde, köyümde. Elbette kendinizi dinlendirebilmek için öncelikle kafanızın rahat olması gerekir. Malum benimde birkaç ay sonra ciddi bir sınavım var, notlarımı, çalışabileceğim kadar kaynağımı da götürdüm yanımda. Ayrıca yanıma birkaç tane de kitap aldım keyifle okuyabileceğim. Neyse başladık tatile. Neredeyse hiçbir sabah alarm kurmadım, güzelce de tembihledim herkese beni uyandırmayın. Bazen sabah uyandım bazen akşam. Tamamen biyolojik saatime göre. Vücudum dinlendiği zaman uyandırdı beni. Kalktıktan sonra canım ne zaman isterse o zaman yaptım kahvaltımı. Hiçbir zorlama yok. Bilmiyorum siz de nasıldır da ben uyandığımda genelde pek aç olmam, zoraki atıştırırım bir şeyler, öğlen yemeğine kadar acıkmak için. Ha birde ayıptır söylemesi kahvaltımı kendi bahçemden kopardığım domates ve salatalıklarla yaptım. Nasılda özlemişim bu güzellikleri. Hele kesildiklerinde etrafa yaydıkları o muhteşem koku yok mu hiçbir şeye değişmem, vallahi değişmem. Kahvaltıdan sonra birkaç saat ders çalıştım sonra en az bir saat kitap okudum, sonra da arkadaşlarımla vakit geçirdim. Çocukluk arkadaşlarım, onları da ayrı bir özlemişim. Su gibi aktı geçti zaman bitirdik tatili. Ayrıldık bu sabah o güzel insanlardan, o güzel yerlerden. İçte bir burukluk, kolay mı ayrılmak, ait olduğun yerden kopmak. Bir anadan yavrusunu ayırmak gibi. Herkesin bir mücadelesi, bunalımı vardır ya benimki de bu işte. Hep ait olduğum yerden ayrı yaşamak. Anlatılacak çok şey var da anlatacaklarımı ne siz dinleyebilirsiniz ne de ben anlatabilirim.

Bu güzel tatilden bana ruhen ve bedenen bir dinginlik, güzel anılar, biraz acı ve okuduğum kitaplar kaldı. Konumuz kitaplar ya onlardan bahsedeyim size biraz. Giderken yolda Ahmet Ümit’in Beyoğlunun En Güzel Abisi’ni okudum. Ben polisiye okumam ama Ahmet Ümit bambaşka bir adam. Yazdıkları sadece polisiye değil. Adam size duyarlılık aşılıyor, tarih anlatıyor. Ayrıca uslubu da çok hoş, kendine özgü babacan. Geçen gittiğimde İstanbul Hatırası’nı okumuştum, o da çok güzeldi. İstanbul’un tarihini anlatıyor, polisiye sevmeseniz de okuyun. Ben kefilim. Hiç okumazsanız en azından İstanbul Hatırası’nı okuyun. Sonra Bernhard’ın Ucuzayiyenler’ini okudum. Bu adamı ayrı bir seviyorum. Sağolsun Metin abiden bana miras. Metin T. abiyi ayrı bir seviyorum da bu Bernhard’ı da çok seviyorum. Uslubunu kendime örnek aldığım yazar. Anlattıklarından ziyade anlatım tarzı çok iyi. Bir gün roman yazabilirsem kesinlikle Berhard’ın izinden gitmek isterim. Ne kadar yazabilirim orası ayrı mesele ama kesinlikle kendisinden çok şey öğrendim. Sonra Aslı Erdoğan’ın Kabuk Adam’ımını okudum. Konu çok özgün, konudan ziyade yer, mekan çok özgün. Yazar birçok hissi kendi yaşamış gibi anlatmış, çok gerçekçi. Yazarın diğer kitaplarını okumamakla beraber biraz abartıldığını düşünüyorum. Her şey çok güzel ama bana biraz uslup açısından zayıf geldi. Hani bir metin okusanız bu Aslı Erdoğan’ın diyemezsiniz. Ama bu Ahmet Ümit ve Berhand da kesinlikle var olan bir durum. Birazdan yorumlayacağım Cengiz Aytmatov ile Aslı Erdoğan da üsluptan ziyade daha çok ne anlattıkları önem kazanıyor. Bu yazarların hayranları üzülmesinler, gücenmesinler. Bu mesele benim birincil yazarım Dostoyevski de de mevcut. Bu yazarlar nasıl anlattığından ziyade ne anlattıklarıyla kendilerini okuturlar.

Gelelim Cengiz Aytmatov’a. Neden bir sürü kitap içinden bunu yorumladım? İlk defa bir Cengiz Aytmatov eseri okuyorum ve yorumluyorum. Cengiz Aytmatov hayranları değerlendirmemi okurken bunu göz önünde bulundururlarsa sevinirim. Yazar bir kırgız Türkü ve Sovyet hayranı. SSCB de de birçok önemli makamda görev almış bir isim. Ancak SSCB’nin kültür yozlaşmasına maruz kalmamış. Eserinde Kırgız kültüründe yer alan birçok kelimeyi ve efsaneyi kullanmış. Ne kadar büyük bir şey değil mi? Hem SSCB’ye hizmet et hem de kültürünü unutma. Eseri bir alegori. İyilik, kötülük, umut, gelecek nesil, geçmiş nesil nasıl yorumlarsanız. İyi olarak yorumlayanlarda var kötü olarak yorumlayanlarda. Zaten alegori o herkesin farklı anlamlar yüklediği simgelerden oluşmaz mı? Yalnız uslubunu çok özgün bulmadım. Bu da az önce anlattığım meseleden kaynaklanıyor. Belki de bu eserinde özellikle sade yazmıştır diğer eserlerini okumadan bunu bilemem. Birde Maral Ana mitine hayran kaldım. Elbette ki insanı kurtaracak olan doğadır ve insan doğaya sırtını döndüğü an yok olur.

Çok şeyler anlattım yine. Sizleri seviyorum biliyorsunuz değil mi? Sizlerle okuduğum kitaplar ve değerlendirmelerim adı altında bir şeyler paylaşmayı seviyorum. Artık beni az çok biliyorsunuz, tanıyorsunuz. Acımı, tatlımı her şeyimi paylaşmaya çalışıyorum. Sağlıcakla kalın, seviliyorsunuz.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

Mehmet Y. 
30 Nis 00:18 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Beyaz Gemi’yi bir de bu yorumdan sonra düşününüz…

Eser, bir semboller şaheseridir. Bu nedenle evet, bir görünen tarafı ve anlatımı vardır ama bir de semboller üzerine kurulmuş bir iç anlatımı vardır. Bu yazım şekli Aytmatov’un dehasını ve ustalığını gösterir.

Nitekim diktatörlüklerde, baskıcı sistemlerde insanlar fikirlerini açıkça dile getiremedikleri için hep semboller kullanırlar. Bu bazen bir türkü olur bazen bir destan bazense bir tek kelime.

Buna göre bir kere romanın adı bile bir mesaj taşır. Nedir? Ak Keme/Beyaz Gemi. Beyaz, özgürlüğün rengidir. Beyaz Gemi’nin yazıldığı devlet ise her şeyin kızıl olduğu, bir totaliter sistemdedir. Ayrıca gemi ve göl kavramları ‘gidebilmeyi, sonsuzluğu’ çağrıştırır.

Çocuğun adı yoktur. Çocuk, çocuktur. Bu anlamda hepimiz birer çocuk olabiliriz. Baskıcı rejimlerin ezip geçtiği, bir sayıdan ibaret gördüğü insanlardır çocuk. Nitekim Aytmatov yıllar sonra bir konferansında kendisini büyük bir ilgiyle dinleyen bir gencin söz alarak, ‘Beyaz Gemi’deki çocuk benim’ dediğini anlatır ve ekler, ‘Evet oydu ve hatta sadece o değildi…’

Romanın kötü kişisi Oruzkul’dur. Bu isim Kırgız Türklerinde kullanılmaz. Manası Rus’un kuludur. Yani Rus’a kul olan… Aytmatov, totaliter bir rejimde açıkça yazamayacağı bir şeyi böyle ifade etmiştir. Ruslara kul olan tipler Orozkul gibilerdir. Sarhoş, rüşvetçi, kötü kalpli, milli ve manevi değerleri olmayan, kaypak kişiler. Hatta şu mesajı da verir. Orozkul’un çocuğu olmaz, yani soyu kesiktir. Yani, komünist sistemin de evladı olmayacak, tükenecek.

Mümin Dede ise Kırgız halkını temsil eder. İsimler tesadüf değildir. Mümin, inanan, inançlı demektir. Mümin Dede de, inançlı ve iyi bir insandır. Lakin güçsüzdür, değer görmez ve pasif iyidir. Bu nedenle Orozkul’un tahakkümünden kurtulamaz. Ancak torunuyla arasında bir kültür aktarımı vardır.

Isık Göl’ü gördüm ben. Öyle küçük bir göl değil; bilakis bizim Marmara Denizinin yarısı kadar bir göl. Karşı kıyısının görülmediği yerleri çok. Kırgızlar için bir deniz adeta. İşte oradaki baba motifi de beklenen bir kahramanı işaret ediyor. Umudun ona bağlandığı ama aslında var olup olmadığını bilinmediği bir kahraman.

En nihayetinde, ‘Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz.’ diye başlıyordu kitap.

Dediğim gibi bizzat Isık Göl'e gidip, romanın geçtiği yerleri gördüm. Gözlerim göldeki Beyaz Gemi'yi ve o isimsiz çocuğu aradı. Efsanelerle sarılmış, mükemmel bir dönem eleştirisi.

Yaşasın çocuk...

ESRA KADIOGLU 
06 Oca 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Günaydın 1K Dostlarım :) Bu kadar kısa bir kitabın, bu kadar çok şey anlatması... Sonuna geldiğimde nutkum tutuldu. Boğazım düğümlendi. Beni çok etkiledi gerçekten. Hiç beklemediğim şekilde ki, tıpkı hayatımızda yaşadığımız şekilde, tıpkı gerçek hayatın olabilecek en acı sonu şeklinde içime işledi. Beyaz Gemi Umut demek, hasret demek, hayallerimiz demek .... Hepimizin Beyaz bir Gemisi olduğuna eminim, bizleri götürmesini istediğimiz yerler, kişiler olduğuna eminim. Fazla detaya girmek istemiyorum; sizler de okuyarak hissedin. Ama mutlaka bu kısa yolcuğa çıkın... Sevgiyle kalın......

Hârizmî 
 18 Tem 14:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Herkese merhabalar.
Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk kitabı "Beyaz Gemi" tam anlamıyla bir başyapıt. Bir insanın sadece 162 sayfada; bir ömür, düşünce, yaşanmışlık, hatta bunlardan daha fazlasını sığdırabilmesi muazzam bir şey. Küçük bir çocuğun, hayatı ikinci kez yaşıyormuşçasına ve bir o kadar saf olarak, hayal gücünün üst düzey olarak karşımıza çıkması, yazarın ustalığını ortaya koymaktadır. Bu kitabın herkesin yaşamına bir şeyler katacağına inanmaktayım. İnsanoğlunun hayatından kesitler sunan ve her olayda bir ders çıkaracağımız mükemmel bir eser. Her yaşta okunmasını şiddetle öneriyorum...

Kitabı okurken, daha önce izlemiş olduğum İran yapımı filmler gözümde canlandı. Bu kitap hakkında daha çok yazmak ve bilgi vermek isterim fakat yazdığım kelimelirin, eserin değerini düşürmesinden endişe duymaktayım.

Sevgi ile kalın...

Bekir İstanbul 
05 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Beyaz Gemi: Umut, özlem. Çocuk: hayal dünyasında yaşayan, temiz, iyi. Orozkul: kötü, çok kötü. Mümin Dede: saf, pısırık, çalışkan, fazla iyi. Boynuzlu Maral Ana: efsane, masal, geyik, inanç. Çanta: dost. Dürbün: bakış açısı, ışık, hayat ışığı.

Roman dağlarda, ormanlarda çocuğun oyunlarıyla hayalleriyle başlıyor. Çocuğun kayaları, dürbünü, çantası...Öyle devam etmesini istiyorsunuz ama hayır bir masal, bir efsane anlatılıyor, Boynuzlu Maral Ana Masalı. Çocuğun dedesinden defalarca dinlediği sonra çantasına anlattığı masal. Sonra Orozkulun kötülükleri iyice canınızı sıkıyor, başlangıçtaki o güzelliklerden eser yok. Güzel olan tek şey doğanın, ormanın, nehirin mükemmel tasvirleri... Çocuğun kahramanı Kulubeg gelsin herşeyi düzeltsin, Orozkulun cezasını versin diye bekliyorsunuz ama hayır gelmiyor... Çok acı bitiyor... Güzel bitmesini isterdim, herkes güzel bitsin isterdi.

Güzel, derinliği olan bir kitap. Gittikçe açılıyor ve farklı boyutlar alıyor. İçinden çıkılmazlığın sıkışıklığını hissediyor ama birşey yapamıyorsunuz. Okuyun derim.

Halil Güzel 
11 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kitap bana, Leyla ile Mecnun dizisindeki İsmail Abi'nin masumiyetini anımsattı.. İsmail abi'nin Babası, biricik oğlu üzülmesin diye; gemiye bineceğim, sana ordan hep el sallayacağım, sonra bir gün gelip seni alacağım beraber çekip gideceğiz buralardan demiş.. İsmail abi o gün bugündür gemi gelecek diye sürekli bekler olmuş. (bkz. Youtube o gemi gelecek)
Şöyle bir sahne hayal edelim, evin salonunda anne ve küçük çocuğu sessizce oturmaktadır. Anne koltukta örgüsünü örmektedir,çocukla ilgisi yok gibidir. Çocuk da halının üstünde oyuncaklarıyla kendi kendine oynamaktadır, o da anneye ilgisiz görünmektedir. Az sonra anne aklına bir şey gelmiş gibi kalkar ve mutfağa doğru seğirtir. Çocuk oyundan başını kaldırmadan, göz ucuyla annenin çıkışını izler ve oynamaya devam eder. Odada yalnızdır. Herhangi bir huzursuzluk belirtisi göstermemektedir,çünkü az sonra annenin işini bitirip geleceğini, onu odada uzun süre yalnız bırakmayacağını "bilir" (belki bilişsel değil, sezgisel ya da yaşantısal bir şekilde) işte bu "bilme" hali anlatılıyor kitapta. Belki bilişsel değil ama sezgisel olarak umudunu kaybetmeyen bir karakter var kitapta. İsmail Abi'nin o gemi gelecek düşüncesine sonsuz inancı gibi.
fazla spoiler vermeden bir konuya değinmek istiyorum.
İsmail Abi'nin beklediği gemi "ölüm"se eğer, bana göre bundan iyi metafor olamaz. Eğer öyleyse, o gemi herkes için bir gün gelecek..

kitapları seven 
25 Kas 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Günaydın değerli arkadaşlarım. Kitap okumayı seven bir insan için kitap en büyük hazine olduğunu bunun farkındayız, ama bazı kitaplar vardır değer kitaplardan ayırdığımız. O kitapta insan kendine rastlar, tıpkı ben dün gece beyaz gemide kendimi bulduğum gibi. Beyaz gemi bena Çocukluğumu hatırlattı. bende dedemin şımarık ve sevimli torun olduğum için Kitap beni çok etkiledi. Babasıyla kavuşma hayali beni gerçekten çok ama çok duygulandirdi.
___Merhaba baba, ben geldim!
Ne yazık ki diyemedik ikimiz de. Ah bu gerçekleşmeyen hayalleri ne kadar acı verici.

aLoNe 
13 Nis 11:58 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Arkadaşlar kitabı açık ve net bir biçimde tanımlamak benim hevesimi kırıyor o yüzden duygularla analiz etmek istiyorum....
7-8 yaşlarında bir çocuğun kendini yalnız ve mutsuz hissetmesi ile başlayan hayallerin bir eserini ortaya koyuyor. Etrafındaki insanlardan bulamadığı sevgi ve güveni hep hayallerinde arıyor. Öyle sağlam zeminlerde hayaller kuruyor ki gerçekleşme ihtimali olmasa bile peşinden gitmek en büyük arzularından biri haline geliyor. İnsanlarla arkadaşlık edemeyen hatta arkadaşı olmayan minik çocuk isim verdiği kayalarla, dürbünü ile, bir de çantasıyla dertleşir, derdini onlara anlatırdı. Gözlerinden dakikalar sonra kaybolan beyaz gemide hep babasını hayal eder balık adam olup gemiye yetişeceğini düşünür. Belki hayalleri gerçekleşmez ama inandığı hep masalları olmuştur. Kimimiz diğer insanlardan farklı oluruz, hayal gücü, deneyim, zeka gibi konularda kimse onlarla bir düşünemez. Kimilerince bu insanlar küçümsenir ama bir süre sonra küçümsedikleri insanları yakından takip edip resimlerini görür hale gelirler. Hayallerinin peşinden kaç insan gider, ya da gerçeklerle kaç insan yüzleşir? Bu sorunun cevabı yok. Herkes ben yaparım der, ben bilirim der ama söylenen söz yeni konu açılıncaya kadar tutulur. Yalnızlık, düşünmektir. Sessizlik, gözlerinle anlatabildiklerindir. Sevgi, hasret kalmaktır. Hayal kurmak sadece gözlerini kapatmaktır. Bir müzik eşliğimde ruhunu dinlendirmek gibidir umut etmek ya da iki dakika düşüncelerden uzak kalmak. Şimdi duygularınıza ve sezgilerinize bırakıyorum bu kitabı. Anlayan ya da anlamayan olursa burdayım demesi yeterli. Sonuçta kim ne olduğunu aynaya bakmadan bile tahmin edebiliyor. Huzurlu okumalar :))

Nazan gercek 
18 Haz 00:51 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Yazarın kalemi çok sağlam okuduğum ikinci kitabı yine çok begendim. Yazar bu kitapda 8 yaşında bir çocuğun hikayesini anlatmaktadır. Yalnızlık ,haksızlık , çıkarcilik kitapda fazlasıyla ele alınmış. Kitap hakkinda söylenecek , dusunecek o kadar çok varki Aytmatov çocuğun saf ve temiz dünyasından , hayatın acı gerçeklerine doğru yola çıkmıştır. Bence herkesin okumasi gereken muhtesem bir eser.

Münzevi Okur 
 05 Oca 22:27 · Kitabı okudu · 18 günde

Cengiz Aytmatov ile tanışmam Beyaz Gemi ile oldu. İnsana dokunan bir kitap… İçinde çocukların geçtiği, onların anlatıldığı hangi kitap insana dokunmaz ki? Aytmatov yazdıysa daha bir dokunuyormuş.

Kitabın adı Beyaz Gemi olunca daha farklı bir şey gelecek diye düşünüyordum. Kitabın sonunu da daha farklı hayal ediyordum. Birçok insan da böyle düşünmüştür. Sanki böyle bitmemeliydi. Ama kitap sonunda Aytmatov Beyaz Gemi üzerine yaptığı açıklamasında bu konuyu açıklığa kavuşturmuş.

(Spoiler içerebilir :) )

Çocuk karakterimiz annesi babası tarafından terkedilmiş, etliye sütlüye karışmayan iyiliksever Mümin Dedesi ile yaşamaktadır. Yaşadıkları yer bir şehir, bir ilçe, bir kasaba değil. 3-4 evden oluşan bir yer. Tek çocuk kendisidir. Arkadaşları yoktur. Yalnızdır. Mutsuzdur. Lâkin muhteşem bir hayal dünyası vardır. Orada mutluluğu aramaktadır. Orada yalnız değildir. Orada her nesne canlıdır. Hepsinin bir adı vardır. Konuşacak oynayacak kimsesi olmadığı için dürbünüyle, çantasıyla vakit geçirmektedir. Hayal gücünün bu kadar güçlü olmasında dedesinden dinlediği efsanelerin etkisi vardır. Dedesi zaten efsanelere oldukça inan birisi. İnsanlara dişini göstermediği için çevresindekiler tarafından saygıda görmüyor. Bence muhteşem bir insan…

Karakterimiz yaz ayını çok seviyor. Çünkü bu mevsimde yalnızlıktan kurtuluyor. Yaşadıkları yere gelen çocuklarla oynama imkânı buluyor. Bu yüzden yazın bitmesini hiç istemiyor. Orozkul karakterini de sevmiyor. Bende sevmedim. Zaten kendisi öykünün kötü karakteridir. İnsanları ezmeye çalışıyor. Hiç de hoşgörü sahibi biri değil.

Maral Ana efsanesini ilk kez burada duydum. Araştırdığımda TRT’de yayınlanan çizgi filmi olduğunu da gördüm. Kitap da geleneklerden de bahsediliyor. Kitap da kısa hikâyelere de rastlıyoruz. Türküyle alakalı olan hikâye hoşuma gitti. Kuşak çatışması da yaşanıyor. Mesela bir bölümde Biri doktora gitmek isterken yaşlı nine bir pire gitmelerini ister. Kitapta ders çıkarılacak birçok nokta var.

Keyifli okumalar…

Kitaptan 268 Alıntı

Murat Sezgin 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Huzur olan evde mutluluk da olur.

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 159 - ÖTÜKEN YAY.)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 159 - ÖTÜKEN YAY.)
Murat Sezgin 
21 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Doğru demişler: "Kendisini saydırmasını bilmeyeni saymazlar".

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 15 - ÖTÜKEN YAY.)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 15 - ÖTÜKEN YAY.)

Ama boş yere dememişler: ''Kendi ayıbını örtmek isteyen başkalarının yüzüne kara çalar." diye.

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 72)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 72)
Apollo 
08 Tem 17:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

"Her zaman yolunu gözleyen, sana dürbünle bakan bendim."

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 40)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 40)
Murat Sezgin 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tuhaf yaratıklardı şu insanlar! Yerlerinde durmuyor, gürültü patırtı ile âlemi ayağı kaldırıyorlardı.

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 140 - ÖTÜKEN YAY.)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 140 - ÖTÜKEN YAY.)
Aysel 
01 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın mutlu olması ve bu mutluluğu başkalarına da vermesi bazen ne kolay oluyor.

Beyaz Gemi, Cengiz AytmatovBeyaz Gemi, Cengiz Aytmatov
Kubra 
17 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bu insanlar niye böyledir ? Niçin bazıları çok iyi, bazıları çok kötü oluyor ? Niçin herkesin korktuğu, çekindiği insanlar var, bir de kimsenin korkutamadıkları !

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 136 - Elips)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 136 - Elips)
Aysel 
01 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Anne kızar, anne azarlar ama anne gülümser çocuğuna...

Beyaz Gemi, Cengiz AytmatovBeyaz Gemi, Cengiz Aytmatov
Salih Çermik 
16 Şub 19:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sen ona iyilik edersin, o sana kötülük. Utanmak, arlanmak da bilmiyorlar. Sanki kural bu imiş. Hep kendilerini haklı görürler. Herkes onlara kul-köle olsun. Kul-köle olmazsan zorla yaptırırlar bunu.

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 73 - Ötüken Neşriyat - 45. Baskı)Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (Sayfa 73 - Ötüken Neşriyat - 45. Baskı)
27 /

Kitapla ilgili 1 Haber

16 Maddede Ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aymatov
16 Maddede Ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aymatov Ünlü Kırgız edebiyatçı, gazeteci, çevirmen, diplomat ve siyasetçi. Türk dünyasının en ünlü yazarlarından, dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere sahip kitaplarıyla Türk kültür zenginliğini bütün dünyaya tanıtan Cengiz Aytmatov’u anlatacağız bugünkü listemizde.