"Yalnız yolculuk yapan insan gerçekleşmemiş düşlerini, geçip giden yıllarını, deli gönlün eski taşkınlıklarını anımsayıp neler neler mırıldanmazdı ki? Erişilmemiş nice istek insanın ruhunu tatlı bir kederle doldururdu. Oysa ne kederde bir çare vardı, ne de geçmişi düşünmekte. Ruhun varlığını duyması, kendini tazelemesiydi bu."
Beyaz Gemi
Merhabalar herkese... Cengiz Aytmatov'un efsane ve büyülü kaleminden Beyaz Gemi isimli masalsı ve ruhun en derin gerçekliğini yansıtan kitabının kendimce incelemesiyle buradayım. Bu kitap hakkında hislerimi nasıl dile getireceğimi bilemiyorum bu yüzden ne yazacağımı da bilemiyorum ama okuduğum kitaplar hakkında fikirlerimi yazmayı sevdiğim için dilimin döndüğünce birşeyler karalamaya çalışacağım inşallah becerebilirim. Cengiz Aytmatov deyince aklıma gelen ilk şey Gün Olur Asra Bedel gelse de bu kitabı da yüreğimde çok derin bir iz bıraktı. Gerçekten harika bir kalemi ve insanı derinden sarsan betimlemeleri var yazarımızın.
Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam; İyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük çocuk balık olmayı, böylece Isık - Göl'de ağır ağır ve ahenkle seyreden beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide hiç görmediği ve görmek istediği babası vardır; yanıbaşında ise korkutucu ve haşmetli, engin bir orman... Dedesi iyi huylu ve hamarat Momun küçük torununa kimsesiz çocukların ve yüce ormanın koruyucusu ihtişamlı Boynuzlu Geyik Ana'nın masalını anlatır durmadan. Boynuzlu Geyik Ana ormanın içinden bir gün çıkıp gelecektir elbette; gelişiyle insan gaddarlığının bütün gerçekliğini gözler önüne sererek...
Kitabın dili anlatımı gayet akıcı açık ve sürükleyiciydi. Kurgu inanılmaz güzeldi. Dede ve torun arasındaki o derin ve naif bağ okuyucuyu yüreğinin tam ortasından vuruyor. Kitabın oluşturduğu toplumsal mesajda her insan
Hamarat Momun’un ve sevgili isimsiz torununun masalları vardı. Ama en önemlisi boynuzlu geyik ana masalıydı. Her şeyin başladığı masal.
Dağın eteklerinde üç hanelik küçük bir yerde yaşayan, annesi ve babası tarafından terk edilen sekiz yaşında bir çocuğun hayatını, hayallerini, oyunlarını okuyoruz. Öyle ki dedesi Hamarat Momun’dan başka ona sahip çıkacak kimsesi yok. Komşuları aynı zamanda akrabaları ama gelin görün ki akraba mı akbaba mı ? Sanki herkes her şeyin acısını bir Momun’dan bir de bu çocuktan çıkartmak istiyor. Ezdikçe eziliyorlar.
Küçüğümüz tam bir hayalperest. Dedesinin hediye ettiği dürbünle hep beyaz gemiyi izliyor. Anne ve babasının o gemiyle gelmesini istiyor. Tek isteği bir balık olup o gemiye yüzerek ulaşmak ve buna gönülden inanıyor. Boynuzlu geyik anayı çok seviyor çocuk. Onu ve dedesini geyik ananın koruduğunu biliyor. Peki kendisi ve dedesi boynuzlu geyik anayı koruyabiliyor mu ?
Cengiz Aytmatov’un karakterleri beni hep çok etkiliyor. Özellikle Momun beni derinden yaraladı diyebilirim. Kitabın sonunu okuyunca Momun için ne düşüneceksiniz çok merak ediyorum. Mutlaka okuyunuz
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Nora Yayınları · 202087,4bin okunma
Küçük bir çocuğun hayal gücüyle beraber çok güzel betimlemelerin yapıldığı bir kitap olmuş. Kendimi her ne kadar kitap yorumlamada yeterli görmesem de akıcı bulmadığım ancak hoş bir kitap olduğunu düşünüyorum ... Keyifli okumalar dilerim ️
Çocuklar sevgiye,ilgiye muhtaçtır.Büyükler neden çocukları anlamıyorlar sanki kendileri çocuk olmamış gibi.Çocukluğun en acı yanı da hayal kurmaktır ya...
Bir çocukla tanıştım ben bu kitapta. Yalnız, yapayalnız, anlaşılmayı bekleyen... Anne ve babası tarafından terkedilmiş, dedesi ve ninesiyle yaşayan bir çocuk. Ufacık şeylerle mutlu olan, dedesinin aldığı çantayla havalara uçan... Birçoğumuz için değerli görülmeyen şeyler değerli bu çocuk için. Kayalarla, çiçeklerle, çantasıyla konuşmayı çok sever. Haa bir de en büyük zevki dürbünüyle Beyaz Gemi'yi izlemek... En büyük hayali de bir gün balık olmak ve Beyaz Gemi'ye, "Selam Beyaz Gemi! Ben geldim." diyebilmektir.
Sadece dedesi tarafından sevgi görür çocuk. Dedesinin anlattığı Boynuzlu Maral Ana masalına bütün kalbiyle inanır ve bir gün Maral (Geyik) Ana'nın gelmesini bekler.
Ey çocuk! Hayran kaldım senin küçücük yüreğindeki vicdanına! Şiddet gören, "kısır karı" diye anılan teyzen şiddeti kabul etmişken, senin teyzene olan merhametine hayran kaldım. Ne çok öğrenecek şey var senden. Bıkmadan umut ettin, sıkılmadan istedin hayallerine kavuşmayı. İmkansız mıydı? Gelir miydi Maral Ana, balık olup gidebilir miydin Beyaz Gemi'ye?
Ah çocuk!
Yüreğimde öyle bir yerin var ki... Kıskandım vazgeçmeden isteyişini. Ama sana bir yer ayırdım kalbimde ve sen balık oldun orada. Bir de istediğin gibi, " Selam Beyaz Gemi! Ben geldim." dedin.
İyi niyetlerinden, sevgi dolu yüreğinden öperim ÇOCUK...
Cengiz AytmatovBeyaz Gemi
Bitirdim!
Ben çok çok sevdim lakin beyaz gemi ile ilgili olan yerler neredeyse yok gibiydi ve şahsen ben çocuğun ismini de öğrenmek isterdim.
İstediğim gibi bitmedi.
Kitap, ailesi tarafından terk edilmiş ve dedesiyle yaşayan bir çocuğu anlatıyor.
Dedesine hamarat Momun deniyor.
Bir de onun sonradan evlendiği bir kadın yani ninesi var.
Momun'un da iki kızı var. Biri Beykey teyzesi, biri de onu terk eden annesi.
Bekey'in kocası Orozkul alkolik ve neredeyse her zaman yani ayık olduğu vakitlerde onu dövüyor.
Bir de Gülcemal var. Seydahmet de onun eşi.
Bu çocuk her gün içinde babasının olduğunu düşündüğü beyaz gemiye balık olup yüzmeyi hayal ediyor.
Bir de her gün dinlemeyi sevdiği masal, Boynuzlu geyik ana masalı var...
Ben şahsen baya sevdim.
Umarım siz de seversiniz!
"Merhaba beyaz gemi, ben geldim!,,
Küçük bi çocuğun sınırsız hayal dünyası ve koşulsuz inancı okurun içine işlenmiş resmen. Onunla birlikte dürbünle bakıp beyaz gemiye dair hayalleri kurarken bende o gemi mürettebatındaymışım gibiydi. Kamyon iterken yada ırmak kenarındayken tek başına gördüğünü sandığı boynuzlu geyik ana yı biri daha görüyordu. Hem de çok daha net. Şüphesiz kitabın okurundan başkası değildi o.
MERHABA BEYAZ GEMİ, BEN GELDİM!
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Nora Yayınları · 202087,4bin okunma
Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve beni yine hayal kırıklığına uğratmadı.. Cengiz Aytmatov'un ustalığı ve dehası tartışılmaz, bunu bir kere daha gördüm..
İki masalı vardı çocuğun, biri kendinin diğeri dedesinin olan. Kendininkini kimse bilmezdi, diğerini ise dedesi anlatmıştı. ikisi de yok olup gitti, sözleriyle başlıyor kitap..
Çocuk dedesinin masalındaki Geyik Anayı da görüyor, Isık-Göl'de gördüğü beyaz gemide babasının olduğunu hayal ederek bir balık çocuk olup ona gittiğini de.. İkisi de hüsranla sonuçlanıyor..
Kendi masalına ihanet eden dede ve kötü kalpli damat çocuğun o küçücük hayal dünyasını alt üst ederken, herşeye rağmen çocuk kalbiyle ettiği dualarla ne denli masum olduğunu tüm kalbinizle hissediyorsunuz..
Aslında hikayenin yanı sıra çok fazla derinlik ve mesaj var kitapta.. Ama öyle bir kitap ki, herkesin hissettiği kendine kalsın demek geçiyor içimden..
Son söz olarak, ah be çocuk diyorum, bazı ülkelerde kadının adı yoktur, senin de bu destansı öyküde adın yoktu..
Mutlaka okuyun tavsiyemdir..✔
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Nora Yayınları · 202087,4bin okunma
Anne ve babası tarafından terkedilmiş, dedesi ve ninesiyle yaşayan küçük bir çocuğun öyküsü.Yazar sistem baskıları nedeniyle fikirlerini açıkça belirtmek yerine sembol kullanmayı tercih etmiştir, beyaz geminin umudu/özgürlüğü temsil ediyor olması gibi... Eser efsanelerden bahsederken hayatın gerçeklerini tokat gibi yüzünüze çarpar. Bu anlamda kitap biraz sarsıcı olabilir. Süslü ifadelerden uzak, sade bir dille yazılan eserin okuru yormayacak bir olay örgüsü var. Keyifli okumalar dilerim.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Nora Yayınları · 202087,4bin okunma
Küçükken evimizin önünden akan bir derede, kuzenimle birlikte iş bölümü yaparak bir gemi yapıp, ordan gitmeyi hayal ederdik. Üstelik plan projemiz bile vardı. O hayalin ertesi günü yok oluşuna ve duyguların o denli yoğun ve kaybolabilir oluşuna hayret ediyorum. Hala hayallerim var tek fark artık gerçekleştirilebilitesi daha mümkün ama o zaman duyduğum o heyecan ve tutku şimdilerdeki hayallerimi sadece bir plan kılıyor. Tüm bu heyecan, tutku, tahayyül durumlarının en yakıştığı çağlarıma beni götüren Beyaz Gemi, özel kalacak... Sonlara yaklaştıkça, "lütfen mutlu son ile bitsin, lütfen tahmin ettiğim şeyler olsun, lütfen hak eden hak ettiğini bulsun" dileklerimle sürüklendim bitişe. Üzdü doğrusu, alışılmışın dışına çıkmışlık şaşırtırken ferahlattı da üstelik. Farklı, yerini koruyacak bende.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Nora Yayınları · 202087,4bin okunma
Cengiz Aytmatov, (Kırgızca: Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov), Rusça: Чингиз Торекулович Айтматов) (d. 12 Aralık 1928, Kırgızistan - ö. 10 Haziran 2008, Almanya).
Ünlü Kırgız Türkü edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi. 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı'nda seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Adı, Cengiz Han'dan esinlenerek konulmuştur.
Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasî sistemle, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşının SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu. Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Eserleri yüz elliyi aşkın dile tercüme edildi. 1990-1994 yıllarında Sovyetler Birliği'ni ve Rusya Federasyonu'nu, sonra ise 2008 yılına kadar Kırgızistan Cumhuriyeti'ni büyükelçi olarak temsil etti.
Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008'de rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirildi. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girdi.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de hayatını yitirdi.