10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2016 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2016 23:59
Kitap, 40 müebbetlik ve de  o anda hücre cezasından yeni çıkan Darrell Standing'a; kendi cezasını hafifletmek ve affettirmek için kumpas kuran bir mahkumun; bu müebbetliklerin kaçacağını ortaya atıp, Standing'in de dinamit sakladığını öne sürüp yönetime ispiyonlayarak, bu insanlara çeşitli işkenceler uygulanmasını anlatarak başlıyor. Ortada böyle bir dinamit olmaması ve doğal olarak da Standing'in hiç bir şey bilmemesi ve itiraf edememesi, kendisini tecrit ve deli gömleğine mahkum ediyor. Bu zaman zarfında hücrede  uğraşlar buluyor, sineklerle oynuyor, kendi kendine satranç oynuyor. Burada ilgimi çeken bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Jack London'ın zihninde satranç oynadığını anlattığı kısım tamamiyle Stefan Zweig'in "Satranç" kitabının çıkış noktası niteliğinde. Jack London'ın Yıldız Gezgini'ni 1913'te, Stefan Zweig'in de  Satranç'ı 1946'da yazdıkları düşünüldüğünde; ya büyük bir tesadüf var ortada, ya da 'Satranç' kitabının fikir babası London. Kitabın konusuna geri dönersek; Darrell Standing tecritte aldığı deli gömleği cezası sırasında, bedenini geçici olarak öldürüp ruhunu farklı zaman ve mekanlara; daha önce yaşadığı bedenlere (inanmadığım bir olay olsa da kurgu süper) yolculuk yapabildiğini keşfediyor. Bu yolculuklarda düelloya katılan bir soylu, inzivaya çekilmiş bir münzevi, gerçekte yaşanmış olan Mountain Meadows katliamında ölen 9 yaşında bir çocuk ve bunun gibi bir kaç tane daha öykünün kahramanı oluyor. Tarihte yaşanmış olayların da yer aldığı kitap, A.B.D. yargı sistemi ve hapishane işkencelerini gözler önüne serme ve başkaldırı niteliğinde ve de cesaretli anlatım tarzıyla büyüleyici. London'ın hepsi birbirinden ilgi çekici ve etkileyici öykülerle bizleri buluşturduğu 'Yıldız Gezgini', mükemmel kurgusuyla okunması gereken kitaplar arasında yerini almalı diye düşünüyorum. Ve de 1k ailesinin okuması için gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
·
279 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ülkü Acar Ciner
Gönderi Sahibi
:) Doğru söylüyorsunuz. Sonuçta iyi ki bu büyük yazarlar varolmuşlar, iyi ki böyle güzel eserler yazmışlar, iyi ki bizler de okuyoruz.
Ülkü Acar Ciner
Gönderi Sahibi
Merhaba Cihan bey, yorumda uzun açıklamak istemedim. Benzerlik sadece zihinde satranç oynamak değil, dediğim gibi 'Satranç' kitabının başlangıçının benzer olması. İki karakter de sebep ve şartlar farklı olsa da mahkûmlar. Burada London'ın karakteri zihnini ikiye bölüp birini diğeriyle mücadele ettiriyor. İki tarafı da mat etmek için uzun uzadıya oyunlar oynuyor. Ve anlatmaya 339 sayfalık kitabın sadece yarım sayfasını ayırıyor. Dediğim gibi benzerlik kitabın genelinde veya sonucunda değil, kendiyle mücadele yapmasında.
Zihinde satranç oynamak her profesyonel satranç oyuncusunun yaptığı bir şeydir. Onlar buna problem çözmek diyor. İdman gibi birşey yaptıkları... London'un ya da Zweig'in ürettiği bir olay değil bu. Zaten Zweig'in Satranç'ını özel kılan, Dr. B'nin oyunu zihinde oynaması değil, zihinde iki rakip karakter yaratıp onları delicesine çarpıştırmasıydı.Yani, beyninde kazanan tarafın galibiyet sevincini yaşarken, yine beyninde kaybeden taraf için üzülüp hayıflanması ve bu psikolojik savaşı çok iyi yazıya dökmesiydi Zweig'in ustalığı.
Belki de haklısınızdır Ülkü Hanım, esinlenme olabilir... Gerçeği asla öğrenemeyeceğiz ;)