Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Yaban çölde bir feryattır. "
10/10
·262 syf.··
2026 91. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 22:18
Roman, anı biçiminde yazılmıştır. Yazarımız romanını Kurtuluş Savaşı sıralarında Porsuk çayı kıyısında bir Anadolu köyüne yerleşen Ahmet Celal'in anı defteri olarak sunmuştur. Kurtuluş Savaşından sonra harp malulü, bir kolunu kaybetmiş subay , Ferit Celal Paşanın oğlu, Ahmet Celal'in Orta Anadolu'daki bir köyde yaşadığı bir kaç yılını anlatmaktadır. Malül olduktan sonra İstanbul'da kalmayıp eri Mehmet Ali'nin teklifi ile onun köyü olan, Orta Anadolu yaylasında bulunan çorak, çıplak bir köye ayak bastığı gün Mehmet Ali diğer köylülerden biri olup onlara karışıyor, Ahmet Celal ise onlar için sadece bir "Yaban" oluyor . O bir kaç senesi bu kurak, katı, kaybolmuş köy ile bir avuç insanı ve basık bir yer odasında geçiyor. Ekmeğini toprağın zorluklarına rağmen lokma lokma topraktan çıkaran insanlara adalet, aşk, şefkat ve samimiyet gibi medeniyet unsurlarından bahsetmek o insanları ihtiyaç ve amaçlarının, inançlarının dışında bir aleme götürmek istemek, başka bir hayatın varlığını öğretmeye çalışmak sadece bir husumet doğurur. Bazen kalıp dışına çıkmak zor olmasada insan içinde yaşadığı hayatı, değişmemeyi, daha kolay olanı tercih eder. Yaban okuyucuyu kesinlikle bir köye gerçekten sokmayı başarmıştır. Köylüyü ruhuyla, hayata bakışıyla, hayat felsefesi ile canlanmış bulabiliyoruz. Başarı budur. Okuyucuyu ikiye bölmüş enfes bir roman. Bir kısmı köylünün aşağılandığını, hep eksik taraflarını vurguladığını , gerçeklikten uzak,taraflı bir eser olduğunu savunmuş. Bir kısmı ise oradaki hayatın gerçekten bu şekilde olduğunu, geri kalmış, cahil bir grubu oluşturduğunu savunmuş. İkisini de haklı bulduğum bir eser oldu. Köylüyü aydın kesimin eksik, desteksiz, eğitimsiz bıraktığı için bu şekilde yaşamaya mecbur bıraktığını ve onlarında değişim, gelişim, daha iyi bir hayat için emek
1000Kitap
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
8/10
·262 syf.··
2024 174. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 00:37
Okuyucularını garip bir şekilde ikiye bölen bir edebiyat klasiği. Ya çok beğeniliyor, övülüyor ya da yerden yere vuruluyor... Satırlara gerçekçilik hâkim, savaş döneminde bir Anadolu köyü. Kendi adıma ben yazılanlarda bir abartı bulmadım, olağan, gerçek bir sahne okudum. 1. Dünya Savaşı'nda sağ kolunu kaybeden ihtiyat zabiti, yedek subay Ahmet Celal İstanbul işgal altında olduğu için kendi memleketine dönmeyip eri Mehmet Ali ile beraber Porsuk nehri kenarındaki köye gelir ve hayatına orada devam etmeye başlar. Bu köy bu insanlar ona ne kadar yabancı gelirse o da onlar için öyledir, bir Yaban'dır. Defterine aldığı notlar ile bu kitap oluşur.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
Yaban
10/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1932 yılında yayımlanan Yaban romanı, Türk edebiyatında millî mücadeleyi ve köye yönelişi ele alan en sarsıcı, en cesur yapıtlardan biridir. Eseri sadece bir dönem romanı olmaktan çıkaran şey, cephe gerisindeki savaşı değil, asıl savaşı yani "aydın-halk kopukluğunu" bütün çıplaklığıyla masaya yatırmış olmasıdır. Romanı incelerken iki taraflı bir aynaya bakmak gerekir: • Ahmet Celal'in Gözünden: Köylü; cehaletin, batıl inançların ve yoksulluğun pençesindedir. Millî Mücadele’den habersizdirler, hatta düşmanın geleceğini duyduklarında bile bunu bir kader olarak kabul ederler. Ahmet Celal bu duruma derin bir öfke ve hayal kırıklığı besler. • Köylünün Gözünden: Ahmet Celal, yüzyıllardır onları vergilerle ve savaşlarla tüketen, ancak onlara hiçbir şey vermeyen "şehirli/seçkin" sınıfın bir temsilcisidir. Köylü için hayatta kalmak, toprağı işlemek ve ekmek bulmak, Ankara'daki ideallerden çok daha somuttur. Yaban, hüzünlü ve sarsıcı bir finale doğru ilerlerken okuyucunun zihninde şu acı gerçeği bırakır: Bir ülkeyi toprağıyla kurtarmak yetmez; asıl mücadele, o toprağın üzerindeki insanları birleştirmek ve aradaki o devasa zihniyet uçurumunu kapatmaktır. Günümüzde bile sosyolojik açıdan güncelliğini koruyan, her Türk edebiyatı severin mutlaka kitaplığında bulunması gereken bir başyapıttır.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
İnceleme
9/10
·262 syf.··
2023 47. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 00:00
Üslup açısından son derece başarılı. Meraklandırıcı, sürükleyici, hüzünlendiren ve öfkelendirici ... 1.ve 2 . İnönü Savaşı ve Sakarya Savaşı sonrası Sivrihisar civarındaki bir Anadolu köyü ve köylüsünün hazin, ibretlik, elim hali ve bir malul subayın köylüler içindeki yaşantısı. // Anadolu insanını fazlaca aşağılamış, cahillikleri ve yokluklar anlaşılabilir ama bundan dolayı suçlamak haksızlıktır diye düşünüyorum. Sonuçta Milli Mücadele o köylüler ile kazanmıştır. //
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
Puan vermedi·262 syf.··
2024 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2024 08:36
Halkın milli mücadele yıllarında kendi yaşam alanlarını, rutinlerini bozacakları endişesiyle dönemin münevverlerini tehdit olarak algılaması; toplumun, aydınları “yaban” diye nitelendirerek, ötekileştirerek savaş yıllarında farklı bir savaş başlatması. Bu süreçlerin Ahmet Celal karakteri üzerinden (cemaat-birey çatışmasının) açık bir üslupla anlatıldığı roman. 182. sayfadan olan bu alıntı bütün kitaba kısa bir bakış açısı sağlayabilir. “Yıllarca, meçhul bir vatanın, bir ideal yurdun hasretiyle yanıp tutuştu. Elle tutulmaz, gözle görülmez bir sevginin peşinden yıllarca koştu. Onun yoluna ağladı, güldü, söyledi ve öbür dünyaya göçeceği gün bildi ki, meğer hepsi yalanmış. Ah, işte ona her şeyden daha acı gelen bu oldu. Bütün bir örnrün boş yere akıp gittiğini öğrenmek, bütün bir gençliğin boş emeller, boş hayaller, sakat işler peşinde heder olduğunu görmek; giderayak, birdenbire gerçeklerin en iğrenci, en kor­kuncu ile karşı karşıya gelmek... İşte, kabir azabından önce, Ahmet Celal bu ateşlerden geçti. Bu zebanilerle düşüp kalk­tı. Ona asıl bunun için acıyınız.”
1000Kitap
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2023 249. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 20:55
17.10.2023/YABAN Yaban benim kendime ait ilk kitaplarım arasında, en başlardadır. O yüzden de o günlerde bile üzerine düşüğüm notlar var. Yine herhalde kibrimden o zamanların Seren'inini baya özlüyorum, kıskanıyorum. Millet geleceğini kıskanır ben geçmişimi. Neyse. Yaban için bütün kalbimle şunu söyleyeceğim: Gelmiş geçmiş, en iyi savaş sonrası psikolojik romanıdır. Evet savaş bitmemiştir daha ama bitmiş, kazanılmış savaşlar vardır. Burası çok önemli bana göre. Hâlâ manda bekleyenler, padişah isteyenler ve kendi tabiriyle Kemalistlere ateş saçanlar vardır. Ateşten Gömlek bu konuyu o kadar iyi işlemiyor bence. Yakup Kadri Karaosmanoğlu bu işin ustasıdır. Bir kez daha emin oldum. Yaban benim gibi tarih okumayı sevmeyen birine göre bile çok iyi bir tarihi yapıttır. İlk okuyuşumu hatırlıyorum, zoruma gitmişti bazı şeyleri. Neden köylü bu kadar korkak gösteriliyor neden bizim bildiğimiz gibi vatan millet Sakarya değiller diye hayal kırıklığı yaşamıştım. 7. sınıftaydım. Bugün, o gün anlamadığım başka paragrafları da anladığım için olacak, Yaban'ı daha iyi anladığımı düşünüyorum. Türk aydınına bir seslenişi, sitemi var ki o tüm romanın özeti gibidir. Ateşten Gömlek'ten sonra okumak istedim özellikle. Asla rakip değiller. Bambaşka kalemler. 15.12.2019/YABAN Bir çanak su içinde, zeytinyağı gibi hissettiği zamanlarda “Kah zihnimi büyük ve önemli şeylerle işgal ederek, acımı unutmaya çalışıyorum. Kah okuyorum, okuyorum, okuyorum.” diyen. Yaban`ın hikayesi. Onun şahsında savaştan sonra Türk köylüsü. İlk okuyan kişi benden farklı biriymiş gibi okudum. 2. Okuyucu ise zamanlar arasi gidip gelebilen bir bendi. Kendi kendine konuşmayı, yaşamayı öğrenmiş bir ben. Bir yerde sabaha kadar miril miril ne okuyorsun millet seni büyü yapıyor sanıyor diyordu M.ali hem güldüm, hem düşündüm.
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
9/10
·262 syf.··
2025 2. kitabı
Türk edebiyatında en sevdiğin roman ne olurdu diye sorulsa kesinlikle yaban derim yerinin değişeceğini de sanmıyorum. Kurtuluş savaşı dönemlerinde bir Anadolu köyünün bakış açısını bizlere o mükemmel tasvirleriyle, akıcılığıyla bizlere sunmuş yazarımız. Kitaptaki karakterlerimiz; dünya savaşına katılmış ve Çanakkale'de bir kolunu kaybetmiş paşa oğlu, aydın Ahmet Celal, savaştaki köylü arkadaşı Mehmet Ali ve ailesi kardeş İsmail, anaları Zeynep, gelin emine. Köyün imamı ve Salih ağayla beraber önemli bir kaç karakter... Mehmet Ali arkadaşı Ahmet celali kendi köyüne davet eder kimin kimsen yok bizimle kal der ve Ahmet celalin köy serüveni başlar. Kendisi aydın/münevver olduğu için köylü kesimine ayak uydurmakta zorlanır hatta nefret eder, köylü kesimindeki duyarsızlığı bencilliği, tek tipliği Anadolu bozkırına benzetir. Aynı şekilde köylüler de Ahmet celale tıpkı Yunanlıların her yabancıya barbar demesi gibi Yaban demektedirler. Onu kendilerinden saymazlar, savaşa katılmış katılmamış onlar için birdir saygı duymazlar. Düşmanla mücadele eden Mustafa Kemal ve arkadaşlarını terörist olarak görürler. Türk askerlerini gördüklerinde de köşe bucak saklanmaları bizimkileri hatırlattı; Anadolu'nun bir çerkez köyünde yaşamış dedemin babasının rivayet ettiğine göre Çerkez Ethem bizim köye gelmiş fakat bizimkiler bunu önceden haber aldığı için halife düşmanı geliyor diye saklanmışlar. Bu köylü kesiminin davranış tarzları, bakış açıları stanbul hükümetinin ve düşmanların propagandalarının gücü mü yoksa Anadolu toprakları nasıl ki üzerinde fazla ürün barındırmaz, çetin, kıraç, verimsizdir tıpki kendisi gibi üzerinde yaşayan halkı da olaylara farklı açılardan bakamayan tek tip, farklılıklara açık olmadığı gibi farklılıklardan korkan, duyarsız bir karakter geliştirmesi midir?
1000Kitap
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
El mi YABAN, Bey mi YABAN?
8/10
·262 syf.··
2025 3. kitabı
Itiraf ediyorum, yabanci klasiklerden ya da son donem Turk yazarlardan sira gelmemisti Cumhuriyet donemi (Milli Edebiyat) yazarlarina! Okulda okumak zorunda kaldigim birkac yazar/eser disinda iradi olarak hic okumadim diyebilirim. Oyku, roman seven biri olarak bu konuda gec kaldigimi soyleyebilirim. Gectigimiz gunlerde Eskisehir ile ilgili kitaplar diye bir paylasimda Yaban'i gorunce de bu kitapla o donem eserlerine de giris yapmis oldum, devami gelir insallah :) Kitaba gelince; baslarda sikilmadigimi soyleyemem ama ilerledikce ve karakterleri biraz daha tanidikca daha akici bir hal aldi ve dusmanin yaklasmasiyla bendeki hizi ve heyecani artti. Kitabi cok begenenler oldugu gibi cok elestirenler de var. Ani tarzinda oldugu icin objektif bulmayanlar var. Bunlara katilmak ya da katilmamak icin donemi cok iyi bilmek, donemle ilgili tarih kitaplari da okumak gerekir. Ozetle; Canakkale gazisi Ahmet Celal Istanbuldaki hayatini emir eri Mehmet Ali'nin tavsiyesiyle terk ederek Eskisehir yakinlarina onun koyune yasamaya gelir. Ama bu hayata cok yabanci oldugu buradaki yasayisi, fakirligi, insanlarin yaklasimini anlamakta cok zorlanir. Ayni sekilde koyluler de sehirli (aydin!) insanlara aliskin olmadigi icin onlar da koye gelen bu insani anlamakta zorlanir! Ahmet'e en zor gelen ise ugruna kolunu verdigi bu ulkenin insanlarinin (koydekilerin) memleketi mudafa meselelerine duyarsiz olmalari ve dusmanin sozlerine kanarak onlari tehlike olarak gormemeleridir! Bu zorluk icinde Ahmet bir de arkadasinin kardesi Ismail'in karisi olan Emine'ye gonul vererek buradaki hayata tutunmaya calisir ancak bunda da isler umdugu gibi gitmeyecektir!!!
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
10/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2024 128. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2024 19:01
Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştiri türü yazılarla Türk edebi­ yatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, ro­manları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebi­ yatçılarımız arasında yer alır. ÜsiCıp özellikleri bakımından Yakup Kad­ri'nin 1910'dan 1974'e dek ver­diği eserler Türkçe'nin geçirdi­ği bütün evreleri yansıtır. Eser­lerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğin­den aşağı kalmaz. Yakup Kad­ri'nin Fransız edebiyatı etkisin­ de başlayan yazarlığı, 1920'ler­ den sonra özgün bir sese ka­vuşarak siyasi ve sosyolojik ko­nulara, tarihe, dönem çatışma­ Ianna ve birey psikolojisi irdele­melerine yönelir. Fecr-i Ati'denyetişmiş ama bunu izleyen elliyıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel port­releri romanın dokusuna işiemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu'nun eserleri, hala tüketilememiş ayrıntı­ larının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panorama"dır.
Hayata Dair
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 199854,5bin okunma
Bir entelektüel ültimatomu
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 02:00
Çıktığı kabuğu beğenmemek değil bu, kırdığı kabuğu üzerinden çıkartıp atmak. Zira çıktığı kabuğu beğenmeyen, kabuğun içini de dışını da tanımaz; sadece bir aşağılık kompleksi hastalığına tutulmuştur. Oysa kabuğu kırıp çıkan, bütün kompleks hastalıklarına galebe çalmıştır. Yakup Kadri, ikinci nevinden bir kudrete sahip bana göre. Bence buradaki ızdırap da hem köyü hem şehri; hem köylüyü hem de şehirliyi çok iyi tanımaktan kaynaklanıyor. Zira “Yakup Kadri köylüleri hakir görüyor” diyenler, köylüleri hiç okşamamış uzaktan seviciler. Dolayısıyla muhabbetleri sahte ve siyasi. Bu haseple yargıları da politik ve demagojik… Basit gibi görünür ancak birçok kimsenin tecrübe edemediği ve dolayısıyla gözlemine mevzu edip muhakemesine konu edemediği bir iştir kır-kent mukayesesi. Bir çok kişi tarafı olduğu kısımdan diğerini yargılamak suretiyle ancak inancını pekiştirmek için bu uğraşa yeltenir. Ancak objektif bir betimleme için birçok etkenin bir arada bulunması gerekir ki bunun başında da dürüstlük ve cesaret gelir. Bir çok tarafgilde olmayan bu meziyetler Yakup Kadri’de en kamil şekilde tecelli etmiş. Bu yüzden tespitleri yetkin ve isabetli. Böylesi bir gözlemin oluşması için evvela köyden şehire yahut şehirden köye bir göç gerekir. İlki kompleks hastalığına davetiye çıkardığından ikincisi daha isabetli görünmektedir. Her iki tarafı da (köy-şehir) yakinen gözlemlemiş ve her iki tarafta da uzun süre yaşamış bir okur olarak, -Yakup Kadri bir göçmen olmasa bile- onun köylü bilincini çok iyi tanıdığını ve dolayısıyla köylü bilincine dair çözümlemelerinin isabetli olduğunu, hayranlıkla ifade edebilirim. ... Pek tabii eser yalnız köylülerin bireysel bilinçlerinin çözümlemelerine hasredilmiş de değil. Bir bütün olarak köylülük bilinci de eserde ziyadesiyle çözümlenmiş. Ve bu
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma

Yazar Hakkında

Yakup Kadri KaraosmanoğluYazar · 29 kitap
27 Mart 1889´da Kahire´de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa´da başladı. 1903´te İzmir İdadisi´ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır´a döndü, öğrenimini İskenderiye´deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908´de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi´ni bitirmedi. 1909´da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916´da tedavi olmak için gittiği İsviçre´de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı´nı destekledi. 1921´de Ankara´ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.  1923´te Mardin, 1931´de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932´de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934´te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935´te Prag, 1939´da La Haye, 1942´de Bern, 1949´da Tahran ve 1951´de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960´tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974´te Ankara´da öldü.  Yazı Hayatı: Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler´in `sanat şahsî ve muhteremdir` görüşünü paylaştığı ve `sanat için sanat` yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet´in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet´in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920´lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955´ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır.Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban´dır. Nur Baba Nur Baba, Karaosmanoğlu´nun ilk romanıdır. 1922´de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar Karaosmanoğlu´nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca´daki bir Bektaşi tekkesine devam ettiği dönemdir. Nur Baba´yı Euripides´in Bakkhalar´ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekilliği yapmıştır. Kadro Dergisi'nin kurucularındandır. Dergi, devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Anadolu Ajansı'nın kurucularındandır, ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.