Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yaban
Puan vermedi·207 syf.··
2018 23. kitabı
halkın ne derecede cahil olduğunu, ağaların halkın üstündeki baskısını ve zulmünü ; köye yeni gelen ve yabancı olan bir aydın tarafından görülüp elinden geldiğince bu baskının ve zulmün etkisini azalttırmaya çalıştığını, zaman zaman da olsa işin romantik kısmına geçildiğini ancak umulan sonucun bulunmamasıyla birlikte tekrar aydının kendi kabuğuna dönmesiyle devam eden, cahil olan Anadolu halkının, sömürülen Anadolu halkının köye gelen yabancı aydın tarafından zamanla aydının çabalarıyla bir şekilde bilinçlendirilmesiyle konusuna güç katan, çok çarpıcı betimlemelerin yapılmasıyla birlikte okuduğunuz durumun gözünün bir an bile önünden gitmeyeceği bir sahne yaratmasıyla kendi sahnesinde devleşen, en sonunda ise beklenilen o düşman saldırılarının köydeki tüm tabuları yıkmakla birlikte, baş kahramanımız olan Ahmet Celal´in gönlünü kaptırdığı Emine´yle köyden uzaklaşmasıyla biter :)
Tarih
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Bir Yaban Yorumlaması
9/10
·173 syf.·
2018 57. kitabı
KISMEN SPOILER İÇERİR Ön sözden, << Yaban, objektif bir roman değildir. Bu, ne bütün manasıyla bir roman ne bütün manasıyla bir sanat ve edebiyat işidir. Yaban, çölde bir feryattır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu >> Ortaokulda Türkçe derslerinde yaygın olarak kullanılan oku-özet yaz-anlat üçlemesi çerçevesinde aşina olduğum eser. Tabi o zamanlar zorunluluktan dolayı okurduk. Ne zamandır aklımda olan bu kitabı nihayet bitirebildim. Bitirebildim ama hakkında bir şeyler yazmaya o kadar üşendim ki anlatamam. Artık nadiren kitaplar hakkında yorumlama yazıyorum, içimden gelmiyor açıkçası. Ama bu kitaba yazmazsam ayıp olur gibi geldi bana. Hikayemiz savaşta bir kolunu kaybeden subay Ahmet Celal’in İstanbul’dan çıkıp bir Anadolu köyüne yerleşmesi ile başlıyor. Bu köy Porsuk Nehri yakınlarında. Köyde kendisine “yaban” diye hitap ediliyor. Çünkü yaşayışı ve alışkanlıkları o köydeki kimseye tanıdık değil. << -Beyim, her gün traş olmayıver. -Beyim, bu dağın başında sabah akşam dişlerini fırçalamak neyine gerek… -Beyim, bizde saçlarını yalnız kadınlar tarar. -Beyim, geceleri, sabahlara dek mırıl mırıl ne okuyup duruyorsun? Seni büyü yapar sanırlar… >> Diyor arkadaşı Mehmet Ali. Bu davranışları köylülerce garip karşılanıyor, kendisine yaban denmesinin de sebebi bunlar aslında. << Bu "yaban" sıfatı beni önce çok kızdırdı. Fakat sonra anladım ki, Anadolulular, Anadolu köylüleri, tıpkı kadim Yunanlıların kendilerinden başkasına "barbar" lakabını vermesi gibi, her yabancıya "yaban" diyorlar. >> Özet kısımları anlatmak istemiyorum. O yüzden atlıyorum. Köylüler düşmandan haberdar ama onları kurtarıcı olarak görüyor. Uçaklarla atılan kağıtlarda, işgalin halifeyi kurtarmak için yapıldığı yazıyor. Mustafa Kemal ve direniş güçlerini ise birer düşman gibi bellemişler. Kimse düşmandan
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2025 32. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2025 01:54
Yaban romanı Aydın bir subayın bir köyde geçirdiği hayatı anlatan bir eserdir. Köydeki yaşayan insanın Milli Mücadeleye karşı nasıl duyarsız olduğunu ve bundan kendisi gibi aydınların suçunun bulunduğunu anlatmaktadır. Okunması gereken eserler arasında bulunmalıdır.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2022 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2022 00:00
Yaban gibi Kurtuluş Savaşı'nı konu alan kitaplar -bilhassa yazarı o dönemi yaşamışsa- benim için çok özeldir. Unutulan geçmişi yaşatır.. Baş karakterimiz bir paşanın oğlu olan Ahmet Celal.. Birinci Dünya Harbi'nde gazi olmuş bir subaydır. İstanbul'daki hayatından sıkıldığı için arkadaşı ile Anadolu'da bir köye gider. Memleketi için kolunu feda ettiğinden köy halkından yoğun ilgi bekler, oysa bilmiyordur ki halkın zaten kaybedecek bir şeyi kalmamıştır.. Düşünmekten kaçmak ve rahatlamak amacıyla gelse de günler boyu düşünür durur, günlük yazar ve sürekli kitap okur. Köylü davranışlarını garipser tabii. Yabandır neticede.. Eşzamanda Yunan birliği köyü işgal edecektir ve bilinçsiz halk düşmana güvenmektedir. Ahmet Celal uyarmaya çalışsa da nafile, Yunan askeri çeşitli vaatlerle halkı kandırır ve artık köyün içindedir.. Ahmet Celal'in bir de sevdiği kız vardır. Emine.. Kitabın sonunda Celal'in yazdığı günlüğü elinizde tuttuğunuzu anlayınca, daha da etkileniyorsunuz.. ●Romanın dili de konusu kadar akıcı ve güzeldi, benim elimdeki 1960 basımı olmasına rağmen okurken hiç zorluk çekmedim, yani eski olduğu için gözünüzü korkutmasın, şiddetle tavsiye edilir.
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2018 25. kitabı
Konusu her ne kadar guzel olsada bir süre sonra (yaklasik 30 sayfadan sonra ) sıkıyor. Devamini merak etmiyorsunuz sadece okumus oluyorsunuz. Hevesle okunmuyor.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2018 45. kitabı
Karakterimiz 1.Dünya Savaşı'nın ardından İstanbul'a gelmiş,Çanakkale'de sağ kolunu kaybetmiş bir subay.Arkadaşının tavsiyesiyle Anadolu'da bir köye yerleşiyor.Yaban kabul edilen karakterimizin adı:Ahmet Celal.Köyde gördükleri,duydukları,hissettikleri ülkeye ve insanlara dair düşüncelerini büyük ölçüde değiştiriyor.Karakterimiz aydınlanıyor da diyebiliriz.Köylüler tarafından dışlanan,söylediklerine kulak asılmayan karakterimiz,topluma yön verecek yetenekte bilge ve birikime sahip diyebiliriz.Köylüyse cahil ve korkak tanımlanmış romanda.Yazar dönemin toplumuna dair çarpıcı açıklamalarda ve tespitlerde bulunmuş.Üslup ve kurgu okutturur.Tarih kitaplarına meraklı olanlara tavsiye ederim.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Yaban
Puan vermedi·173 syf.··
Beğendi
·
2022 30. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2022 09:49
Kitabın başlığı gibi yaban bir kitap.turk köylüsünün yoksulluğa ve cahilliğe terk edildiği, memleketin nasıl bir çıkmazda olduğunu güzel ve sade bir dilde anlatıldığı güzel hoş bir kitap .
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Yaban
Puan vermedi·173 syf.··
2019 150. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2019 16:47
Okumayı yeni bitirdim.. Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU "Yaban" romanında Birinci Dünya Savaşının sonundan Sakarya Savaşının bitimine kadar olan dönemi bir Anadolu köyünde geçiren bir aydının gözünden köy hayatını, köylülerin Milli Mücadele' ye  bakışını  ortaya koyar. Ahmet Celâl, Yedek subay olarak katıldığı 1. Dünya Savaşı’nda bir kolunu kaybetmiştir. Daha otuzbeş yaşına basmadan kendisi için herşeyin bittiğini hissetmektedir. İstanbul’a İngilizlerin girmesi üzerine oraya dönemez ve emireri Mehmet Ali’nin çağrısına uyarak onun Orta Anadolu’nun Porsuk Çayı kıyısındaki köyüne gidip yerleşir. Köylü için Ahmet Celâl bir “Yaban”dır. Ahmet Celal , gittiği yerde ,yabancı olduğundan,yaban olarak tanımlanmaktadır. köydekilerle hiçbir bağlantısı olmamasına ve subay olmasına rağmen ona düşman gözüyle bakılmaktadır. Ülkenin tamamı işgal altında olmasına rağmen köylülerin bunu umursamaması, sonuçta; evlerinin kundaklanması, yiyeceklerinin yağmalanması, kadın ve kızlarına tacizde bulunulması onların akıllarını başlarına getirir.Bu durumu gören Ahmet Celal sevgilisi Emine'yi yanına alıp kaçmaya çalışır. Tabi eleştirilecek çok yönü olan bir roman, ama yine de keşke daha önce okusaymışım dediğim romanlardan biriymiş yaban.
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
8/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
Yabanda Eskişehir de bir köyden bahsediliyor. Köylü sanki uzayda yaşıyor. 1.dunya savaşı yaşanıyor İzmir işgal edilmiş. İnsanlar bize dokunmayan yılan bin yaşasın misali gündelik çıkarları peşine düşmüşler. Düşmanla kendi milleti arasında seçim yapmak tan aciz. Umarım Y Kadri Karaosmanoglu çok abartmış olsun ki öyle olduğuna inanıyorum aksi takdirde kurtuluş savaşı kazanılmadı diye düşünüyorum
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2019 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2019 00:26
Karaosmanoğlu'nun Zoraki Diplomat eserinde bahsettiği, yayımlandığı döneme damgasını vuran, bir çok dile çevrilen, bir çok basımı yapılan yazarın bir diğer eseri. Okuduğum basımda yazarın eleştirilere cevap veren kısa bir yazısına yer verilmiştir. Kurtuluş Savaşı dönemi zihniyetini anlayabilmek için güzel bir eser. Kitapla ilgili eleştirilen taraf benim en sevdiğim kısım oldu her zaman fedakârlığından övgüyle bahsedilen Türk halkı burada kendisini çok farklı bir biçimde gösteriyor. Kitapta ana karakterimiz ve köylü arasındaki çatışma, toplumdaki sınıf çatışmasının güzel bir yansımasıdır. Yakup Kadri bu durumdan aydınları suçlar. Bahsedilen dönemle ilgili farklı bir bakış açısı kazanmak için okunulması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · Remzi Kitabevi · 199754,5bin okunma

Yazar Hakkında

Yakup Kadri KaraosmanoğluYazar · 29 kitap
27 Mart 1889´da Kahire´de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa´da başladı. 1903´te İzmir İdadisi´ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır´a döndü, öğrenimini İskenderiye´deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908´de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi´ni bitirmedi. 1909´da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916´da tedavi olmak için gittiği İsviçre´de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı´nı destekledi. 1921´de Ankara´ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.  1923´te Mardin, 1931´de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932´de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934´te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935´te Prag, 1939´da La Haye, 1942´de Bern, 1949´da Tahran ve 1951´de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960´tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974´te Ankara´da öldü.  Yazı Hayatı: Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler´in `sanat şahsî ve muhteremdir` görüşünü paylaştığı ve `sanat için sanat` yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet´in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet´in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920´lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955´ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır.Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban´dır. Nur Baba Nur Baba, Karaosmanoğlu´nun ilk romanıdır. 1922´de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar Karaosmanoğlu´nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca´daki bir Bektaşi tekkesine devam ettiği dönemdir. Nur Baba´yı Euripides´in Bakkhalar´ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekilliği yapmıştır. Kadro Dergisi'nin kurucularındandır. Dergi, devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Anadolu Ajansı'nın kurucularındandır, ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.