Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
Eğer size "Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesinin irtifaına hâsıl-ı zarbinin nısfına müsavidir" desem anlayabilir misiniz? Efendim bunun Türkçesi "Üçgenin alanı taban uzunluğu ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir" demektir. İşte bu karışıklığı yaşamamamız için Atatürk, III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra, 1936-1937 yılları arasında, yani ölümünden bir buçuk yıl önce, Dolmabahçe Sarayı’nda çalışmaya başladı. Bilime önem veriyordu ve bilimin Türk insanı için öncü olmasını, herkesin kolaylıkla matematiği anlamasını istiyordu. Çünkü Atatürk için her zaman en hakiki mürşit ilimdi, fendi. Atatürk; askerî dehâsının, edebiyat tutkusunun, sanata verdiği önemin yanı sıra -tekrar etmek gerekiyor- bilime çok önem veriyordu. Çünkü matematiğin, mantığın yolunu; felsefenin ise düşünmenin yolunu açacağını biliyordu. Analitik düşünebilen, sorgulayan, okuduğunu rahatça anlayan bir millet yetişsin istiyordu. Ancak analitik düşünme becerisi için öğrendiğimiz terimlerin kolay ve anlaşılır olması gerekiyordu. İşte bu noktada ters giden bir şeyler vardı. Çünkü geometriye, hendese; üçgene, müselles; alana, mesaha-i sathiye; dik açıya, zaviye-i kaime; yüksekliğe, kaide irtifaı derken telaffuzda ve anlamda zorluklar yaşandığını fark etti. Ve bize “Geometri” kitabını armağan etti. Peki, bu kitabı bize armağan etmeden önce neler yaptı? Geometri terimlerini anlaşılır hâle getirmek için Özel Kalem Müdürü Süreyya Anderiman ve Agop Dilaçar’ı Beyoğlu'ndaki Haşet Kitapevine gönderdi ve onlardan uygun buldukları Fransızca geometri kitaplarını almalarını istedi. Kitaplar gelir gelmez uzmanlarla beraber genel tasarı üzerinde çalışmaya başladı. O yıl, tüm kış boyunca, odasına kapandı ve bize 44 sayfalık bir geometri kitabı hediye etti. Bu kitapta atomu yeniden parçalamadı; ama
Edebiyat & Roman
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
10/10
·48 syf.··
2015 9. kitabı
Öncelikle bu kitaptan matematiğiniz çok kötü olmadığı sürece bir şeyler öğrenmeniz olanaksız ve orta şekerse bilgilerinizin karışabilecek kısımlar var. Ben Atamın matematik zekasını ve ve matematik disiplini var mı yok mu merak ettiğim için okudum ve oldukça etkilendiğimi söyleyebilirim. Dikkatimi çeken büyük sayılarla işlemler(yani günümüzde hocaların yaptığı 2x2=4 gibi basit örnekler kullanılmamış.) ve kesirli sayılara ilgisi (Birçok konuda göze çarpıyor. İnsanların bakış açısını genişletmek için güzel bir yöntem. Yanlız ilk kısma birimleri belirtmediği için biraz hayal kırıklığına uğradım ama düşününce o kadar yoğun bir programda o hata görmezden gelinebilir.) o zamanlarda hesap makinesinin olmamasına rağmen bu sayıları yanlışsız hesaplamak ayrı bir meziyet. Gelişmiş hesap makinelerine rağmen mühendislik eğitiminde virgülden sonra 3 hane alırken Atamın 4 hane alması ayrı bir tat verdi incelerken.
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
10/10
·48 syf.··
2017 22. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2017 00:00
Birçok kez duyduğum bu eseri Isparta Kitap Fuarı sayesinde edindim. Farklı yayınlardan basılmış olduğunu gördüm. Benim aldığım yayın evi Türk Dil Kurumu Yayınları. % 50 indirim yapmış bu esere herkes okusun diye. Normalde 6 TL olan bu eser ( CİLTLİ ) indirimle 3 TL. Yani almayan, okumayan kanımca pişman olur. Kitaba gelecek olursak eser Türkçe'nin bilim dalı olarak gelişmesini, zenginleşmesini isteyen Atamız tarafından, onun ürettiği Türkçe terimlerle yazılmış. Atamızın Türkçe'ye daha doğrusu bir milletin diline verdiği önemi görüyoruz. 47 sayfa ve tamamen Geometri bilgisiyle dolu bir eser. Sadece terimleri kendisini üretmesi bile gerçekten büyük bir zeka ürünü. Kitap içerik olarak Geometri'nin kurallarını içeriyor. Karenin alanı, daire çapı falan filan vesaire ama bunları Türkçe'ye yansıtmak ve günümüze uyarlamak için uğraşmış Atamız. Tüm terimleri Türkçe'ye çevirmeye çalışmış. Çokgen - Poligon / Direget - Boyut / Oput Açı - 90 derecelik açı gibi kelimeler mevcut. Tüm kelimelerin açıklamaları da en arka sayfada yer almakta. Bazı terimleri örneklerle açıklamış Atamız. Her şeyden ziyade belki çok hafif bir Geometri bilgisini kağıda dökmek gibi gelebilir. Edebi bir şey beklemek kanımca zor ama bununla birlikte şanlı bir mazisi olan, savaşların içinden gelen ve bir ülke kuran liderin binlerce kitap okuması bence çok büyük başarıdır. Üstüne de Türkçe'nin gelişmesi için yabancı olan kelimelerin tamamını öğrenerek bunu dilimize uyarlaması kesinlikle bir dahilik olmalıdır. Elbetteki tavsiye ediyorum.
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
642 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 21:19
“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakıyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir. Yalnız ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekamülünü idrak etmek ve terakkiyatını zamanla takip eylemek şarttır.” Mustafa Kemal ATATÜRK Mustafa Kemal kültür ve eğitim alanında da bağımsızlığa oldukça önem vermiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Arapça ve Farsça okul müfredatlarından kaldırılmış olsa da Arapça bilim ve teknoloji terimleri kullanılmaya devam ediyordu. Örneğin, zaviyetan-ı mütekabiletan-ı dahiletan (iç ters açılar) vb. terimlerin anlaşılması mümkün değildi. Açı, açıortay, alan, artı, beşgen, boyut, bölü, çap, çarpı, çember, dışters açı, dikey, dörtgen, eğik, eksi, eşkenar, içters açı, ikizkenar, konum, köşegen, oran, orantı, paralelkenar, taban, teğet, toplam, türev, uzam, uzay, üçgen, varsayı, yamuk, yöndeş terimlerinin tamamı Atatürk tarafından türetilmiştir. Her öğretmenin, her öğrencinin hatta herkesin kitaplığında bulunması gereken bir kitap. Atatürk’e olan hayranlığınız kesinlikle artacak.
Bilim
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2015 100. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2015 09:20
Bu kitap, Atatürk'ün 1937 de yazdığı, açı, derece, üçgen, çember gibi onlarca geometri terimine isim babalığı yaparak milletimize sunduğu bir eserdir. Eşsiz bir lider ve yol gösterici olan Atatürk'ün ilim ve bilime ne kadar inandığını gösteren, geleceği bizlere işaret eden ve bu yolda attığı çok değerli bir adımıdır.
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
Geometri
Puan vermedi·48 syf.··
2020 75. kitabı
Atatürk, Sivas Kongresi’nin toplandığı Sivas Lisesi’ne, Lise Müdürü ve Matematik öğretmeni Ömer Beygo ve Başyardımcısı Felsefe öğretmeni Faik Dranaz ve öteki ilgililerle Kongre salonuna geldiler. Burada önce, 4 Eylül 1919da tarihî kongrenin toplandığı Kongre salonunu ve özel odasını gezdi ve o günkü dekoru aynen korunan bu oda ve salonda o güne ait hatıralarını anlattı. Sonra topluluk halinde Lisenin 9/A sınıfında programdaki Hendese (Geometri) dersine girdi. Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırdı. Öğrenci tahtada çizdiği koşut iki çizginin başka iki koşut çizginin kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte zorluk çekiyor ve yanlışlıklar yapıyordu. Bu durumdan etkilenen Atatürk, tepkisini, “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez. Dersler, Türkçe, yeni terimlerle anlatılmalıdır.” dedi ve tebeşiri eline alıp, tahtada çizimlerle “zaviye”nin karşılığı olarak “açı”, “dılı” nın karşılığı olarak “kenar”, “müselles”in karşılığı olarak da “üçgen” gibi Türkçe yeni terimler kullanarak, bir takım Geometri konularını ve bu arada Pythagoras teoremini anlattı. Atatürk, dilimize karşılığı “koşut” olan “muvazi” kelimesinin yerine kullandığı “paralel” teriminin kökenini açıklarken Orta Asya’daki Türklerin, kağnının iki tekerleğinin bir dingile bağlı olarak duruş biçimine “para” adını verdiklerini anlattı. Atatürk, bu derste aynı zamanda ders kitaplarının birkaç ay içinde Türkçe terimlerle yazdırılıp bütün okullara ulaştırılmasını emir buyurdu.....
Eğitim
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
10/10
·48 syf.··
2016 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2016 00:00
Kitapta Atatürk’ün geometri terimlerine bulduğu Türkçe karşılıklar ve geometri kuramları anlatılmış. “Boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkener, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe vb.” terimler bizzat Atatürk tarafından türetilmiş. O kadar savaşın, karışıklığın, sorunların arasında Atatürk’ün bu işle ilgilenmesi ve onun bulduğu terimleri günümüzde hâlâ kullanıyor olmamız Atatürk’ e bir kez daha hayran olmamı sağladı. Bu kitap her kütüphanede bulunmalı ve herkes tarafından okunmalı.
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2021 67. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2021 20:50
Mustafa Kemal ATATÜRK ölümünden 1.5 yıl kadar önce 1936-1937 kış aylarında Dolmabahçe Sarayı'nda kendi eliyle yazmıştır kitabı. M.K.ATATÜRK Geometri kitabını çoğunluğunu kendisinin türettiği türkçe kelimelerle yazmıştır. Geometri kitabında tanımını verdiği terim sayısı 129'tur Kitaplığımda olmasını istediğim ve büyük keyifle okuduğum bir kitap. Okuyanlara ve okumayı düşünenlere şimdiden iyi okumalar..
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2018 221. kitabı
Merhaba arkadaşlar. Kitabımız 3 ayrı bölümden oluşuyor. İşlenen konularımızı sırayla sayacak olursak; Çizgiler, Çember, Paralel, Açı, Poligonlar, Üçgenler, Dörtgenler, Düzgün Poligonlar, Daire, Dikeyin Çap Karesi, İmsiy (!), İmsel Şekillerin Çevre ve Alanları Arasındaki Oran, Silindir ve Prizma, Koni ve Piramit, Küre ve Terimler. Hadi Atamızın bize kazandırdığı terimlere bir göz atalım o halde. 1- Bu’ud – Boyut 2- Mekan – Uzay 3- Satıh – Yüzey 4- Kutur – Çap 5- Nısf-ı Kutur – Yarıçap 6- Kavis – Yay 7- Muhit-i Daire (Çember Mümas) – Teğet 8- Zaviye – Açı 9- Re’sen Mütekabil Zaviyeler – Ters Açılar 10- Zaviyetan’ı Mütabadiletan’ı Dahiletan – İç Ters Açılar 11- Kaaide – Taban 12- Ufki – Yatay 13- Şakuli – Düşey 14- Amud – Dikey… Listemizi böyle uzatabiliyoruz tabi ama size daha sağlıklı bir kaynak aradım ve bunu paylaşmayı uygun buldum: motosiklet.net/forum/konu-disi... Bir alıntı paylaştım Kare ile ilgili. Bilmem hatırlıyor musunuz? Aslında çok basitti ve bir alıntı değeri yok gibi geldi değil mi? Çünkü Kare sonuçta, ne kadar önemli ki hepimiz biliyoruz değil mi? Kare. Bildiğimiz bu aslında. Bir öğretmen düşünün. Kare’yi tanımlarken bile –çok afedersiniz- bir salağın dahi anlayacağı şekilde anlatıyor. Yani detaylandırıyor, yazılabilecek her şeyi yazıyor aslında. Bir de şu öğretmeni düşünün. Uzun tatilin arasındaki 2 günü de bağlayıp hafta sonunu getirerek tatili aradan çıkartayım diye rapor ve tam maaş alan. Kararınızı siz verin, derdimi anlayıverin. Kolay değil 129 terim, 142 madde ve bu maddelerin alt başlıklarından oluşan bir kitabı yalnızca 50 sayfaya sığdırmak. Bir kere daha kendisine saygı ve hayranlık beslediğim büyük adam! Mekanın cennet olsun..
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2017 23. kitabı
Bir matematikçi olarak bu kitabın varlığını biraz geç fark etmiş olsam da, ilk fırsatta aldığım ve okuduğum bu muhteşem kitap hakkında inceleme yapmasam olamazdı. Öncelikle kitap çok basit, sade bir dil ile anlatım içeriyor. Mustafa Kemal'in Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın kolayca geometri öğrenebilmesi için gerçekten uzun uğraşlarla yazmış olduğu bir kitaptır. Ortaöğretim düzeyindeki geometrik bilgileri yabancı dilden arındırarak Türkçeye kazandırmak için uğraştığı emeklerini gözle görebiliyoruz kitabı okurken. Ve unutmayın sevgili kitapseverler bu ülke kolay kurulmadı ve bu ülkede bizlerin huzur içinde yaşayabilmesi için gecesini gündüzüne katan şu anda yaşamayan binlerce insana birçok şey borçluyuz ve onların bıraktığı izlerden devam etmeliyiz yaşama.Umudumuzu kaybetmeden, yılmadan, çalışıp, çabalayarak ve gerekirse fazlasıyla kendimizi yıpratarak. Bol bol okumalar, araştırmalar dilerim. Sevgi ve saygılarımla.
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Özlem Yayınevi · 20122,413 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mustafa Kemal AtatürkYazar · 129 kitap
Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı. Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi. Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi. 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı. Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı. Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı. Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır: Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı. Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921) I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921) II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921) Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı. Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz: 1. Siyasal Devrimler: • Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) • Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923) • Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924) 2. Toplumsal Devrimler: • Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934) • Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925) • Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925) • Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934) • Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934) • Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931) 3. Hukuk Devrimi: • Mecellenin kaldırılması (1924-1937) • Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937) 4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler: • Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924) • Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928) • Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932) • Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933) • Güzel sanatlarda yenilikler 5. Ekonomi Alanında Devrimler: • Aşârın kaldırılması • Çiftçinin özendirilmesi • Örnek çiftliklerin kurulması • Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması • I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi. Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti. Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı. 15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu. Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı. 1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05'te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü. Kaynak: kultur.gov.tr/TR-96300/atatur...