Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Serenad für Nadia...
9/10
·484 syf.··
2021 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2021 19:09
Zülfü Livaneli 'nin en çok okunan ve beğenilen kitabı olmasına rağmen benim için yinede ilk sırayı alamadı halen ilk sırada Kardeşimin Hikayesi var. Kitap gerçekten çok akıcı bir şekilde okunabiliyor. Her zaman bir sonraki sayfayı merakla çeviriyorsunuz. Kitabın bölümlere ayrılarak yazılması da benim hoşuma giden bir durum çünkü tek oturuşta okunacak bir kitap değil kalın ve ara verdikten sonra kitabın bütünlüğünün bozulmaması için bu bölümlerin sonlarında ara vermek çok güzel oluyor. Kitabı okurken baya bilgilendim. Daha önce Adolf Hitler 'in Almanya da Yahudilere yaptıklarını biliyordum fakat bu konunun bir yerinde Türkiye'nin de olduğunu daha doğrusu ordan kaçan Yahudi profesörlerin ülkemize geldiğini üniversitelerin ilk yıllarında temellerini attıklarını hiç bilmiyordum. Aslında okulda tarih dersinde bunların da anlatılması gerekiyor. Struma adlı gemiden, Türkiye'nin o yıllarda da kendinden güçlü ülkelerin baskısıyla hareket ettiğinden bahsedilmeli. Romanın baş kahramanı amacına ulaştı gerçektende zaman, kişiler, konular değişse de dünya var olduğu zaman her zaman devletler birilerini öldürerek, hiçe sayarak veya sömürerek kötülük yapmaya devam edecekler. Bir roman gibi okunup, yoğun bir tarih ders kitabı gibi bilgi yükleyen sizi daha çok araştırmaya iten bir eser. Bu kitabı okuyup da Google'a struma gemisi yazmayan, serenad für nadya yazmayan bir okur yoktur heralde. youtu.be/ZpA0l2WB86E
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
Serenad - Zülfü Livaneli
10/10
·484 syf.··
2024 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2024 02:13
Zülfü Livaneli’nin Serenad kitabını az önce bitirdim ve hala etkisindeyim. Kitabın kapağını kapatmamla birlikte içimde büyük bir boşluk oluştu; sanki bir dosttan ayrılmış gibiyim. Livaneli’nin kaleminin ne kadar güçlü olduğunu zaten biliyordum, ama Serenad, hissettirdiği duygular ve anlattığı derin hikayeyle bambaşka bir yerde duruyor. Kitapta Maya Duran’ın hayatına dahil olup onunla birlikte bir profesörün, Maximilian Wagner’in geçmişindeki sır perdesini aralamaya başladım. Maya’nın sıradan hayatına bu kadar büyük bir hikâyenin sığdırılabileceğini düşünmemiştim. Ancak Livaneli, bunu öyle bir ustalıkla yapıyor ki, hem Maya’nın dünyasına adım atıyorsunuz hem de Wagner’in geçmişinde kayboluyorsunuz. Struma faciası, Yahudi soykırımı, insanların kayıpları, büyük aşkları ve unutulmaz acıları… Hepsi öyle güçlü bir şekilde anlatılmış ki, sayfaları çevirirken kalbimde bir ağırlık hissettim. Wagner’in Nadia’ya olan sevgisi, insanın ruhuna dokunacak kadar derin. Özellikle Wagner’in Serenad’ını çaldığı o sahnede adeta nefesimi tuttum. Müziğin, tarihin ve duyguların böyle bir uyumla anlatılabileceğini düşünmemiştim. Son olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim: Kitabı bitirirken sadece bir hikaye değil, büyük bir ders almış gibi hissettim. Unutulmuş acılar, gizlenmiş gerçekler ve insanlığın değişmeyen yüzü... Livaneli, bir yazar olmanın ötesinde, bir anlatıcı gibi geçmişle bugün arasında bir köprü kurmuş. Eğer hâlâ okumamış biri varsa, bu kitabı sadece bir roman olarak değil, bir duygu yolculuğu olarak görmeli. Çünkü Serenad, sadece bir hikaye değil; insanın içini sızlatan ve onu daha iyi bir insan olmaya çağıran bir ağıt.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
Nadiaa für serenad
10/10
·484 syf.··
2022 83. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı müthiş bir olay zinciri içerisindeymişim gibi hissettirdi. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Konusu yakın tarihten nazi dönemini ve Yahudi bilim adamlarının bir zamanlar Türkiye ye geldiğinden bahsediyor. Yakın tarihe hakim olmamdan dolayı bildiğim şeyleri tekrar duymak güzeldi. Nadia ve max karakterlerine hayran oldum uzun bir ara geçip kavuşamasalarda çok güzel bir bitişle aşkları ölümsüz oldu.Güzel bir umut konulu romanı beni derinden etkiledi. MaxNadia
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
zulmün Serenad'ı
9/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 10:28
Zülfü Livaneli kalemini ilk kez okudum. Bana kimin önerdiğini hatırlamıyorum :)) ama iyi ki de bu öneriye uymuşum.. Serenad ;müziğin, edebiyatın, sanatın, bilimin, tarihin harmanlandığı bir yaşanmış gerçeklik hikayesi. Anlatımının sağlam, kurgunun güzelliği ve kelimelerin hafif naiflği kitabı akıcı bir şekilde okumanıza vesile oluyor. Kitabın içeriğine gelecek olursam, anlatılış ve kurgusuna çok değinmeden, iktidar ve çöküşün hikayesi diyebilirim aslında. Hiçbir iktidar masum değildir. Zalimlik bir yerden sonra alışılmışlık haline geliyor. Her daim zalimin hükmü masumların zulme uğramasına sebebiyet veriyor. Birbirinden farklı devletlerin çatışmasında masum bedenler ölüme mahkum edilmiştir. Çağlar boyunca değişmeyen tek senaryo... "Filler tepişiyor çimler eziliyor." Profesör Wagner ve eşi Nadia 'nın masum aşkı bu savaştan çok yara almıştır. Irk zihniyetine kurban edilen bir sevda. Bu bir din menşeidir. Bu Müslüman ve Hristiyan savaşı. Bu Batı ve Doğu savaşı. Bu CEHALETİN savaşıdır... Toplumsal bir savaş. Her toplumdaki bireylerin bir başka topluma önyargısından ibaret. Tanımıyor, bilmiyor, anlamıyoruz. Din, dil , ırk, ten, renk üzerinden yargılıyoruz ne zaman ki insanı insan olarak kabul ederiz o zaman ki bu kara parçasında yaşam daha verimli bir hüküm sürecektir. Kitapta "barbar" kelimesinin kökeni olarak doğru bildiğimiz yanlıştan söz ediyor. Şöyle ki ; Rum kesimi toprakları dışındaki tüm yaşayanlara barbar yani yabancı terimi ile hitap ediyor ve bu zamanla güç savaşında ilkellik olarak entegre ediyor. Batı toplumundan barbar Doğu kesimden kafir sözcüğünü çıkardığımız zaman herşey o zaman daha yaşanılır oluyor. Ötekileştirmeyi bıraktığımız takdirde.... Stefan Zweig "uçakların üretilmesiyle, dünyanın barışı üzerine umutlanmıştır. Sınırları yıktık ifadesiyle asıl
1000Kitap Gerçek Okurlar
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
9/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2021 21:29
Kitabı okumaya başladığım andan itibaren beni bir pişmanlık sardı, daha önce neden okumadım ya da niye bu kadar geç keşfettim diye. Müthiş bir eser, okurken kendimi bir anda kitaptaki olayları araştırırken buldum. Özellikle Nazi Almanya'sını ve o dönem yaşanan acıları... Ayrıca kitaptaki aşk hikâyesi beni fazlasıyla etkiledi. Son olarak kitabın yazarına ayrı bir parentez açmak istiyorum.Uzun zamandır kitaplarından bu kadar etkilendiğim bir yazar olmamıştı. Kesinlikle okunmaya değer bir eser ve önemli bakış açıları olan müthiş bir yazar.Keyifli okumalar dilerim.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
#Serenad #ZülfüLivaneli Struma faciasını hatırlatan bir aşk hikâyesi yazarın mükemmel akıcılıkta ki anlatımıyla efsanevi bir hâle bürünmüş. Okuyun. Mutlaka okuyun... (Notum 10/10)
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 15:51
Bir kitap düşünün onca zaman niye okumamışım dedirten cinsten. Her kelimesi, her cümlesi bu kadar mı cok anlamlı olur? Ve yine bir Zülfü Livaneli romanı... Bu okuduğum livanelinin 5.ci kitabı ve iyi ki livaneli okumuşum. O kadar güzel, sade, anlaşılabilir bir dille yazılmış ki yeri geldi kendimi kitaptaki kahramanlar gibi yaşadım yeri geldi kendi duygularımı yaşayıp, kendimle konuştum. Evet kitabın yarısına gelince bu kadar mıydı diye tepkisiz kaldım ama devamını okuyunca o kadar sardı ki acaba şimdi ne olucak diye sabırsızlıkla bekledim hatta ve hatta şurayı da şu kısmı da okuyayım öyle yatayım dediğimi hatırlıyorum. Çok güzeldin be Serenad... Kitap bittikten sonrada etkisinden çıkamadım, şok oldum, sarsıldım. Sonrasında da internetten Serenad kitabı hakkında gerçek mi acaba diye araştırdım Struma olayını, Maximillian Wagneri, Nadia Katharina Wagneri, Serenade für Nadia... Teşekkürler Livaneli...
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
Puan vermedi·484 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 15:36
Her roman bir iz bırakır insanda. Serenad ise bambaşka izler bıraktı ben de. Serenad sana ne ifade etti deseler? Değişim ve dönüşüm derim. Farklı hayatlar farklı insanlar aynı son. Hepsi değiştiler ve farklı bir insana dönüştürüldüler. Ne hazin bir son.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
9/10
·484 syf.··
2021 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 01:34
Maya konuşma kısımları beni biraz yordu. Ama her şeyiyle bir başyapıt diyebilirim. Tam bir ansiklopedi. Hikaye ile harmanlanmış olması bizi kitaba daha çok çekiyor.
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma
10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2020 07:02
Ne yazarsam yazayım kitaba karşı hissettiğim yoğun duygunlar asla tam anlamını bulmayacak. Her bir satırına bir damla göz yaşımı bıraktım. Bir kitap okumuş gibi değil de, zihnimde bir film izlemiş gibi hissediyorum.
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."