Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi
Yazarın kaleminden olsa gerek, kitap çok duru, akıcı ve merak unsurlarıyla kaplıydı. Son zamanlarda odaklanmakta zorluk yaşamama rağmen, bu kitabın içerisinde kaybolmuş gibi hissettim. Duygular derinden hissedilirken düşünceler de düşünmeye sevk ediyor, duygu ve düşüncelerin harmanlanmış haliyle âdeta kendine bağlıyor. Yalnızca yıllardır süren bir aşk hikayesi değil o aşk hikayesinin gölgesinde veya ötesinde; tarihten, edebiyattan izler barındıran, siyasi konulara dokundurmayı ihmal etmeyen, kadın, iş hayatı, ülkemizdeki ataerkillik gibi konulara da ince ince değinen ve hem geçmişte hem günümüzde sosyal, ekonomik, siyasi, güncel bahsetmediğim birçok konuya da değinen; kendimizden, ülkemizden çok şey görebileceğimiz çok yönlü bir romandı ve bence bu kadar okunmasının ve sürükleyiciliğinin sebebi de bu; çoğu insana hitap edebilecek nitelikte olmasıydı. Kitabın sonunda kitap bitmiş olsa da bazı konularda bakış açısına yenilik kattığını, okuyucuyu düşündürdüğünü, hayatını hatta kimliğini sorguladığını ve çok yoğun duygusal bir yolculuktan çıkmış olduğunuzu fark edeceksiniz. Okumayı ertelediğim ama hediye edilmesiyle hemen başladığım kitaptı. İyi ki de öyle olmuş! Ben keyifli okudum dileyen de keyifle okusun :)
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
9/10
·416 syf.·
2024 11. kitabı
​Öncelikle belirtmeliyim ki kitabı okurken Struma faciasının tarihte gerçekten yaşandığını bilmiyordum, olayı kurgu sanıyordum. Kitabın ortasında meraklanarak internette 'Struma' kelimesini aratınca yaşadığım şaşkınlığı tarif edemem. Hikayeyi, üniversite çalışanı Maya'nın ağzından dinliyoruz. Maya, Türkiye’yi yıllar sonra ziyaret eden Alman profesöre eşlik etmekle görevlendirilir. Hayatının son demlerindeki Profesör Maximilian’ın asıl geliş sebebi bir gönül borcudur. İkinci Dünya Savaşı Almanya'sından Türkiye’ye uzanan aşk ve çaresizlik dolu bu saklı hikayede Maya, Maximilian’ın geçmişine veda etmesine yardım ederken, onun aşkı için ortaya koyduğu duruşa tatlı tatlı hayran kalışına ortak oluyoruz. ​Maximillian’ın dokunaklı hikayesine tanık olurken bir yandan da Maya’nın toplumsal hayatında, işinde ve özel yaşamında karşılaştığı zorlukları okuyoruz. Bu zorlukların yanı sıra Maya'nın çocuğuyla bağ kurma çabasına ve özellikle anneannesi ile babaannesi hakkında yeni öğrendiği şaşırtıcı aile sırlarına şahitlik ediyoruz. Çağdaş bir roman olması ve yalın dili sayesinde kitap tüm okuyuculara hitap edebiliyor. Livaneli süslü, şiirsel bir dil kullanmasa da ne kadar iyi bir araştırmacı yazar olduğunu bu eseriyle bir kez daha kanıtlıyor. Yazarın roman üzerinde titizlikle çalıştığı; kurgusundan ve farklı etnik kökenlerin yaşamış olduğu benzer tarihi trajedileri bir araya getirmesinden belli oluyor. Einstein'ın Atatürk'e yazdığı mektup ve Mavi Alay gibi toplumsal belleğimizde eksik kalan birçok bilgiyi derleyerek bizlere kısmen tarihi panorama sunuyor. ​Diplomasinin o yıpranmış ağlarına vicdanların takılmadığı, dünya tarihinin en büyük insanlık ayıbından biri olan Struma faciasının anlatıldığı bu romanı okumak, tarihsel gerçekleri anma ve saygı duruşu niteliğinde...
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
10/10
·416 syf.··
2025 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 00:14
Bir kitabın son sayfasını kapatıp bir süre öylece kalıyorsam, biliyorum ki içimde bir şeyler yerinden oynamıştır. Serenad tam da böyle bir etki bıraktı bende. Okudukça sadece karakterleri duymadım, tarihin de susturulmuş seslerini duydum. Bir aşkın kırıntılarında, bir milletin utancında, bir kadının iç çatışmalarını da duydum. Kurgu mu, gerçek mi diye sormadım bile, hissettirdikleri yeterince gerçekti. Serenad bir hikâye anlatmıyor, bir ağıt yakıyor. Ve ben, bu ağıta kulak vermekten kendimi alamadım. Müziğin, sevginin, kaybın ve tarihin aynı cümlede buluşabildiğini gösteren, kolay kolay akıldan silinmeyecek bir eser. “Bir melodiydi: ne tam başladı, ne hiç bitti.”
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
Serenad-İnceleme
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 58. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2024 14:46
Nasıl bir kitap okudum ben böyle... kaç yerde tüylerim diken diken oldu, kaç yerde gözlerim doldu, kaç yerde devam etmeye cesaret edemeyerek mola verdim bilmiyorum... Uzun bir süre beni en çok etkileyen, favori listemde baş sıralarda yer alacak olan kitap kesinlikle budur. Her bir sayfa merakınızı öyle diri tutuyor ki bir sonraki sayfaya geçmek için hep çok heyecanlı oluyorsunuz ve abartısız her bir sayfa size o kadar bilgi katıyor ki kaç defa googledan araştırma yaptım, hiç bilmediğim, daha önce karşılaşmadığım çok şey öğrendim, burada bahsedilen müzikleri kaç defa dinledim bilmiyorum...özellikle bana bir şeyler katan, ufkumu açan, okurken araştırma merakımı da diri tutan kitapların zaten yeri her daim ayrı olmuştur bende. Livaneli'nin kalemine, üslubuna, dilinin akıcılığına, hem geçmiş hem şimdi hem geleceği harmanlayarak konuları efsane bir şekilde işlemesine kesinlikle yine hayran kalıyorsunuz... konuyu nasıl anlatıcam, nasıl yorumlayacağım, nasıl kelimelere dökeceğim bilmiyorum ne kadarını becerebileceğimi de bilmiyorum, artık dilim ve sözcüklerimin yettiği kadar ne olursa... (Spoiler içerebilir) ll.Dünya savaşı sırasında Struma adında bir mülteci gemisinin batması hikayesine dayanıyor kitap, Almanya doğumlu Profesör Maximilian Wagner, karısını son gördüğü yeri yani Karadeniz'in Şile kıyısında Struma gemisinin battığı yeri ölmeden önce görmek için Amerika'dan İstanbul'a geliyor. İstanbul Üniversitesi'nde görevli olan ve ergenlik çağında kendisini zorlayan bir oğulla denge kurmaya çalışan Maya Duran ilgilenecektir Üniversitenin konferans vermesi için davet edilen bu misafirle. Başta etrafındaki olaylara ve bu misafire karşı kayıtsız kalsa da zamanla ingiltere, rus ve bazı devletlerin profesörü takip edip, bilgi vermesi için kendisini sıkıştırmaları üzerine ilgisi
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2024 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2024 23:21
Evet yine beğendiğim bir kitap bitti ve ben yine kısa süreli duygusal boşluğa girdim:( kitabın akıcı olması, okuru yormaması ve aynı zamanda hayatta ne kadar aksilik yaşarsak yaşayalım bir çıkar yolun olabileceğini, kişinin kendini toparlayabileceğini bana çok güzel gösterdi. Kitabın tamda dönüm noktasında ne kadar zor durumlar yaşanırsa yaşansın ( kendi açımdan evet bitti hayatım daha da düzelemez her şey mahvoldu çıkış yolum yok dediğim) kişinin ayakta durabilmesi durmak için çabalaması ve her zaman bir çıkış yolunun olabileceğini gösteriyor olması benim için çok çok önemliydi. En çok ihtiyacım olduğu anda sanki "hayır en zor şeylerden sonra da güzel şeyler olur" der gibiydi kitap. Yer yer gözlerim dolmuş hayatın acı gerçeklerinin yazılmış olması çoğu ailenin tarihinde var olan acıların işlendiği mükemmel bir kitap okunmasını tavsiye ediyorum. Hayat ne kadar zor şeyler yaşanırsa yaşansın ne kadar bitti artık bundan kötüsü yok desek bile hep bir ışık sunuyormuş aslında.
Duygu ve Düşünce
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 14:50
Maya Duran, İstanbul Üniversitesi’nde görevli sıradan bir kadın. Yıllar sonra İstanbul’a gelen yaşlı Alman profesör Maximilian Wagner’le yolu kesişiyor. Wagner’in gelişinin ardında, II. Dünya Savaşı sırasında yaşanmış büyük bir trajedi var. Karadeniz’in soğuk sularında kaybolan hayatlar, devletlerin suskunluğu, sürgünler ve unutulmak istenen bir tarih… Maya’nın gözünden hem Wagner’in kişisel acılarını hem de bu topraklarda saklı kalmış geçmişi görüyoruz. Roman, aşk, kayıp, yalnızlık ve hatırlama temalarını tarihle iç içe örüyor. Bana Göre: Benim için Serenad, sadece bir roman değil, hem bireysel hem toplumsal bir yüzleşmeydi. Maya’nın yalnızlığı bana çok tanıdık geldi; kadın olmanın yükü, hayatın içinde sıkışmışlığı… Wagner’in hikâyesi ise sevginin ve sadakatin nasıl bir ömre yayılan acıya dönüşebileceğini gösterdi. Okurken şunu düşündüm: Geçmiş hiçbir zaman tamamen kapanmıyor. Sessizlikle örtülse bile, en beklenmedik anda kendini hatırlatıyor. Livaneli’nin dili, ders anlatır gibi değil; karakterlerin içinden konuşuyor. Bu yüzden tarih, sayfalarda bir bilgi değil, yaşanmış bir duygu gibi akıyor. Serenad, bana kalırsa bir “unutmama” romanı. Kayıpları, sessizlikleri, görmezden gelinen acıları hatırlatıyor. Ve en çok da şunu söylüyor: “İnsanın hayatı, susturulmuş bir geçmişin ağırlığıyla tamamlanamaz.”
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
Neredensin diye sorma, insanım.
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 17:55
Şuana kadar açık ara okurken en çok keyif aldığım kitap oldu Serenad. Otobüste kulaklığımda Schubert'ten Serenad çalıyorken kitabı yaşıyarak okudum. Anadolu burası her ev büyük bir anı mezarlığı. Çok yara var gizlenen. Farklı ırklar, farklı kültürler, farklı isimler, farklı dinler ama acılar hep aynı. Ayşe, Nadia, Semahat, Mari, Maya... Acı neredensin, nerelisin demez herkesi vurur. Acının kimlik sormak gibi bir huyu yoktur. Hepimizi ortak bir noktada buluşturan şeydir acı. İnsan olmanın koşuludur acı. Müslüman, Yahudi, Katolik, Ortodoks... Hepsi insan. Doğru ya da yanlış, hepsi insan. Bu kitabı okurken çok şey öğrendim. Bir o kadar da cahil hissettim kendimi. Şu sıralar depresif halime kızdım. Medeniyetler beşiği olduğu kadar acıların da beşiği olan bu Anadolu'da ufacık dertlere takılıp depresif olmanın ne gereği var diye düşündüm ama sonra ayrıca yeni öğrendiğim acıları boğazımda yumrularla hissettim. O gün Nazi Almanyasında yapılan soykırım şuanda da başka bir halka yapılıyor. Dinler, halklar farklı ama bunu yapan aşağılık kötülük hep aynı. O zaman susan kişilerle bugün susanlar farklı ama susmaları aynı. Göz yummak hep aynı. Acı çekmek hep aynı. Irklar farklı ama gözyaşları hep aynı.
Alıntı
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
7/10
·416 syf.··
2025 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 21:59
Merhaba. Bu değerli kitabı hayatımın en karmakarışık dönemlerinden birinde okuduğum için biraz üzgünüm. Zaman oldu bir sayfayı düşünmekten on kere tekrarlamak zorunda kaldım. Halbuki gayet akıcı bir kitap. Livaneli ve müthiş kalemi. Ara ara yine beni yerimden sıçratmayı başardı. Hepimizden saklanan, kimsenin kimseye anlatmadığı genelde yazmayan Türkiye gerçekleri ile Orta Doğu gerçekleri ile Batı gerçekleri ile yine yüzleştirdi beni. Bu topraklarda bir kadına nasıl rahatça iftira atılabildiği ile doğuda yaşayan biri olarak kendimi ana karakter ile kıyaslayınca doğuyla da yüzleştirdi beni. Maximillian Wagner’in hikayesini okurken arkadan az bir tınıyla Schubert:Serenade dinlemenizi de öneririm. Daha da romanın içinde, o deniz kıyısında hissedeceksiniz kendinizi. İncelemem de kafam kadar karman çorman oldu ahahahah iyi okumalar
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
9/10
·416 syf.··
2025 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 14:13
Kitap, zamanın karanlık sularında batmış, kaybolmuş bir gemiyi yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Alman Profesör Max’ın hayat hikayesi, Yahudi bir kadın olan ve aynı zamanda Max ile evlenen Nadia’nın başına Nazi Almanya’sı döneminde gelebilecek ve maalesef gelmiş olan olaylar, bunların aşkına tanıklık eden İstanbul üniversitesinde çalışan Maya’nın hayatı ve hikayesi, zamanında bestelenmiş ancak sonrasında bulunamayan bir eserin hikayesi… Kitap bu anlattıklarımın yanında daha nice nice hikayeler anlatıyor. Livaneli, yukarıda bahsettiğim hikayeleri anlatırken tarihsel olaylar, özellikle Nazi rejiminin etkileri ve savaşın travmaları üzerinden müthiş bir kalemle müthiş bir anlatı sunuyor bizlere. Ancak bu söylediğim şey sizlere "Serenad" eserinin sadece bir savaş romanı olduğunu hissettirmesin; aynı zamanda kültürel kimlik, kişisel buhranlar, sürgün, aşk ve kaybolan geçmiş üzerine derin bir sorgulama da yapıyor. Kitap, bir anlamda geçmişin izlerinin, insanları nasıl şekillendirdiğini ve travmaların gelecek nesillere nasıl aktarıldığını da gözler önüne seriyor. Özellikle Maya’nın, Max ile karşılaşmasından sonra hayatında yaşadığı değişiklikler ve o değişikliklere olan bakışının değişmesi hayata dair bir ders niteliğinde. Kitabın içerisindeki anlatılanların zamansal olarak geçtiği dönemlere baktığımızda da ikinci dünya savaşı yıllarına, 2000’li yılların Türkiye’sine tanıklık ediyoruz. Zaten hikayeleri okurken adeta bir zaman makinesine binmişiz hissi uyanıyor içimizde. İstanbul sokaklarında dolaşırken bir anda Osmanlı dönemine ait izlere rastlıyoruz. Rastladığımız izlerin hikayelerini öğreniyoruz. Biraz da kitabın anlatımına gelecek olursak beni çok şaşırtan bir detaydan bahsetmek istiyorum. Ana karakterlerden birisi olan Maya’nın, Livaneli tarafından bu denli kadın bakış
Duygu ve Düşünce
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma
10/10
·416 syf.··
2025 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 14:35
Fareler ve İnsanlar kitabından sonra ilk kez bir kitap elimden düşmeden bitti. Kitabın sol kapakçığına yığılan sayfalar sağa göre azaldığında insanda bir zafere ulaşmanın mutluluğu belirir her zaman. Bir kitabı daha nihayete erdirebilme sabrı… Bunu pek çok zaman ben de hissederim. İlk kez bir kitabın sağ kapağındaki sayfalar azaldıkça bir hüzün kapladı içimi. Bir 400 sayfa daha olsaydı en az bu 400 sayfa kadar heyecanla okuyabilirmişim gibi geldi, ilk defa.. Kitap hakkında ne kadar detaylı bir inceleme yaparsam yapayım hep bir şeyler eksik kalacak gibi. Hep bir yerlere değinmeyi unutacakmışım gibi. O yüzden sadece okurken bende uyandırdığı duygular üzerinden bir inceleme yazısı yazmak istiyorum. Ana karakterin başlı başına kadın olması ilk bu kitaba karşı sempati duymamı gerektiren bir unsurdu. Her ne olursa olsun aşk temaları olsun yalnızlık temaları olsun, çoğu klasik kitabı okurken kadın başrolleri nispeten daha az okuyoruz. Profesör Wagner sahnelerini yine aynı kitapta sıkça göreceğiniz Schubert- Serenad eserini açarak okuduğunda o dönemin içerisine, Maya’nın yanında sanki canlı şahit oluyormuşum gibi ben de vardım. O yüzden bence okuyucular Wagner ile Nadia’nın öyküsünü arka planda bu parça çalarak okumaya başlamalılar. Belki bizler bu dönemde sadece bazı sınavları geçebilmek, mülakatlarda işimize pek çok kez yaradığı için 2. Dünya Savaşı’na yüzeysel bilgilerle hakimiz. O dönemde insanların içinde bulunduğu durumu hem çok akıcı hem de size o duyguyu vererek açıklıyor kitap. Okudukça bilgileniyorsunuz, bilgilendikçe araştırmak istiyorsunuz. Bir aşk hikayesini anlatmaktan çok Türkiye’de kadın olmanın zorlukları üzerine duruyor eser. Ne söylersek söyleyelim hep bir yarım kalmışlığın öyküsü. En son diyor ya yazar : ‘Onların hikayesini anlatmaya karar verdim.
Roman-Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023163,9bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."