Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Okumanın lezzeti
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 18:13
Zülfü Livaneli’nin Serenad romanı duygularla tarihi iç içe geçiren güzel bir hikâyeydi. Kitabı okurken sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda geçmişin acıları ve savaşın insan ruhunda bıraktığı izler var. Livaneli’nin sade ama güçlü dili sayesinde, hem Maya’nın iç dünyasına hem de Profesör Maximilian’ın yıllar öncesinden taşıdığı yüklerine kolayca bağlanacaksınız. Romandaki duygusal yoğunluk ve tarihi gerçeklerin ustaca işlenişi, okurken zaman zaman içinizi bir hüzün kaplayabilir. Kısacası ara vermeden okuyup bitirebileceğiniz lezzetli bir kitap olacağından eminim ve okumanızı tavsiye ederim. SerenadSerenad Zülfü LivaneliZülfü Livaneli
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Livaneli’nin Başyapıtı Gerçekten "Serenad" mı?
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Zülfü LivaneliZülfü Livaneli kaleminden okuduğum 6. kitap SerenadSerenad oldu. Birçok okur için bu eser yazarın başyapıtı ve en büyük favorisi olarak kabul edilse de benim için durum biraz farklı gelişti; yazarın daha önce okuduğum diğer beş kitabını daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Kesinlikle yine de okuması gereken, tarihle kurgunun müthiş harmanlandığı çok güçlü bir eser var karşımızda. Ancak romanın bazı yerlerinde kurgu fazlasıyla uzuyor, okurken yer yer sıkıldığımı hissettim. Bu durağanlık yüzünden Serenad en beğendiğim kitapların arasına giremedi ama bütününe baktığımda puanım yine de 10/ 8 Kitapta beni en çok etkileyen yön; coğrafya, dil, din veya ırk ne kadar farklı olursa olsun, insani acıların ortaklığını iliklerimize kadar hissettirmesi oldu. Sizi aşktan hüzne, özlemden derin bir merak duygusuna sürükleyen bu roman, sadece basit bir aşk hikayesi değil; insanlık tarihine dokunan bir ağıt ve modern toplumlara bir uyarı niteliğinde. Okuyucuyu hem duygusal hem de entelektüel bir yolculuğa çıkaran bu tarz derin eserleri seviyorsanız, Serenad kitaplığınızda mutlaka yer almalı.Sizler için favori kitap olmaya çok güçlü bir aday... Özellikle kitabın 88. sayfasında geçen öyle bir bölüm var ki, bence hepimizin kulağına küpe yapması ve kendine sürekli hatırlatması gerekiyor: "Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininkini aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru..., insanlara karşı kendini koru!" Kitapla ve sevgiyle kalın...
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
10/10
·416 syf.·
2024 3. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitap!!! Bu kadar zulmü, iktidar mücadelesine kurban giden canlari, degisik milletlerdeki aci ve tarihî utançlari akıllara durgunluk verici. İnanmak gelmiyor içinden insanın! Okudukça fark ediyorsunuz ki , isimler değişse de zulüm değişmiyor. Geçmişte Hitler’in yaptıkları, günümüzde İsrail’in yaptıkları… Bir zamanlar ülkelerinde eğitim hakları ellerinden alınan Yahudi öğrenciler, Yakın geçmişte ise (ne yazıktır ki) ülkemizde eğitim hakkı elinden alınmak istenen Müslüman kızlar… Yukarıda da belirttiğim gibi, isimler değişiyor fakat zulüm değişmiyor! SerenadSerenad
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Serenade für die Zukunft
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2024 23:44
27 Ekim 2023 "Erken gitmek, geç kalmaktan her halükarda iyidir" mantığıyla 10.00 Münih uçağı için 06.00'da Sabiha Gökçen Havalimanına vardım. Annem, yıllarca gitmemiz gereken yerlere her zaman çok erken vardığımızı, çok hızlı yaşadığımı söylerdi. Alışkanlıklarını önemli bir yolculuk öncesi değiştirmesi imkansızdı insanın. Ya da daha doğru ifadeyle; alışkanlıklarını değiştirmesi zordu insanın. Pasaport kontrolü, güvenlik kontrolleri, bavulun teslim edilmesi ve uçağın kalkış yapacağı kapıyı bulma işlemlerini sabahın erken saatleri olmasının da etkisiyle hızlıca hallettim. Gerçi İstanbul, her saat, her dakika kalabalık ve yoğun bir şehirdi. Sabahın erken saatleri olması bile kalabalığı azaltmıyordu çoğu zaman. Beni havaalanına bırakan abim, bu duruma az küfür etmemişti. Bütün bu işlemlerim bittikten sonra hâlâ bir şeyler yapabilmek için çok zamanım vardı. Ne yapacağımı düşünürken gözüme ortalamaya göre oldukça pahalı olduğunu bildiğim bir kitapçı ilişti. Kalan vaktimi en güzel şekilde değerlendirecektim. Bir çok kitabı incelemiş, bazen incelediğim bu kitaplardan ayaküstü bir kaç sayfa okumuştum. Hangi kitabı almalıyım diye düşünürken SerenadSerenad'ın olduğu rafa takıldı gözüm. Zülfü LivaneliZülfü Livaneli hayranı bir tanıdığım, okuduğu günden beri bana Serenad'ı ısrarla öneriyordu. Yakın zamanda işime yaramayacağını düşündüğüm Türk Liralarının gözünün yaşına bakmadan kitabı satın aldım. Böylece maceramız tıpkı Maya Duran'ın macerası gibi bir havalimanında başlamış oldu... ~~~ Almancada çok sevdiğim bir kelime var: "Weltschmerz." Dünya acısı, evrensel acılar anlamına geliyor özetle. Dünyada katlanması zor ne kadar çok acı var! Politikanın, politikacıların, fanatiklerin sebep olduğu ne çok acı var! Eğer sesimi duyurabilseydim, sorun "Weltschmerz"
İnceleme
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2025 82. kitabı
Zülfü LivaneliZülfü Livaneli nin SerenadSerenad kitabı benim için incelemesi, bana hissettirdikleri açısından tarifi oldukça zor bir kitap. Karakter yoğunluğu üst düzeyde içinize işliyor. Ana karakterle o kadar yoğun bir bağ kuruluyor ki onların acıyı aşkı yürekten hissediyorsunuz. Prof. Wagner’i okuyunca aşkı kelimelerle tarif edilmeyeceğini yaşamın her anında hissederek ifade edilebileceğini anlıyorsunuz. Maya’yı okudukça dul bir kadının (dul=aşağılayıcı etiket) ön yargılara, yargısız infazlara karşı nasıl ayakta durduğunu bunun yanı da azmini ve başarısını okuyorsunuz. Bütün bunlar yanında alt hikayeler de geçen birbirinden çok farklı kadınlar ve ait oldukları kökenlerinin çektiği acılar gözlerinizi yaşartıyor. Ve çekilen her acının içinde aşkı da hissediyorsunuz, belki aşk çekilen acıların önüne geçemiyor ama bir fark yarattığı kesin. Benim okumak için geç kaldığım bir kitap umarım hala okumayanlarınız varsa geç kalmadan bu kitabın tadına varır. Ve bu kitap sayesinde listeme eklediğim kitaplar da var tabi; Mavi Alay Gri AşkMavi Alay Gri Aşk Karanlıkta Bir Ninni StrumaKaranlıkta Bir Ninni Struma Struma-Aşk YolcusuStruma-Aşk Yolcusu Uyuyan GüzellerUyuyan Güzeller Ve bir tane de film Five fingers youtu.be/OnH-4Nwr0BI?si=... Sizde bunlardan faydalanmak isterseniz diye buraya bırakıyorum Kitapla kalın sağlıcakla kalın
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2023 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 17:33
Maya bekar bir çocuk annesidir. Yıllardır İstanbul Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler bölümünde çalışır ve görevi yabancı konukları en iyi şekilde ağırlamaktır. Bir gün ondan Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması istenir. Maya, Profesörü alır ve kalacağı hotele yerleştirir. Bir sonraki gün Profesör’ü almak için hotele gittiğinde Profesör’ün ayrıldığını öğrenir fakat Maya’nın dikkatini hotelin önündeki beyaz araç çeker. Aynı araç dün de oradadır ve Maya aracın kendisini takip ettiğine dair şüphelenir fakat fikir saçma geldiği için Üniversite’ye geri döner. Üniversiteye geldiğinde Rektör onunla görüşmek ister. Bu talebe çok şaşıran Maya’yı bir süpriz daha bekler. Takip ettiğini düşündüğü kişiler Rektör ile birliktedir ve Maya’dan Profesör’ün her hareketini takip etmesini isterler. Maya tekrar hotele döndüğünde Profesör Wagner ile karşılaşır. Profesör ondan yarın sabah 5’te onu almasını ister. Maya profesörü sabah aldığında profesör Şileye gitmek istediğini söyler. Maya bu soğukta orada ne yapacaklarını pek anlamaz ama yine de profesörü istediği yere götürür. Gittiklerinde profesör sahile iner ve kemanını çıkartarak serenad yapmaya başlar. Böyle saatlerce bekler ve Maya daha fazla dayanamayarak profesörün yanına gider. Maya gördüğü karşısında şok olur. Profesörün elleri mos mor olmuştur ve donmak üzeredir. Bunun üzerine acilen profesörü arabaya taşır ama araba çalışmaz. Bunun üzerine sahildeki çalışmayan hotele götürür. Profesör “sutma, sutum, struma” diye sayıklar. Profesör donarak ölmek üzeredir ve Maya ne yapacağını bilemez. Önce profesörün sonra da kendi elbiselerini çıkartarak kendi vücut ısısı ile onu ısıtmaya çalışır ve başarılı da olur. Profesör hastaneye kaldırılır ve bir süre hastanede tedavi görür. Bu
Edebiyat & Roman
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2025 78. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 23:41
Bu zamana kadar okumadığıma sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim; çünkü gerçekten harika bir kitap. Okumayan arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum, bence çok seveceksiniz.
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2024 4. kitabı
Cümlelerimi kitabı eleştirmek için değil, sadece yıllar öncesinde ,hatta belki asırlar öncesinde, yapılan kadın şiddetinin boyutunu anlatmak için kuruyorum. Kitapta Maya'ya eşinden boşandığı için yapılan yakıştırmalar ve imalar günümüzde de varlığını koruyor. Bazen keşke sadece eleştirseler diyorum. Çünkü biz kadınlar boşanınca öldürülüyoruz. Sevince öldürülüyoruz. Sevmeyince öldürülüyoruz. Dışarı çıktığımızda öldürülüyoruz. Evimize gitmek için yürüdüğümüz yolda öldürülüyoruz. Biz kadınlar yaşadığımız için öldürülüyoruz. Maya'yı anlamak için kitabı okumanızı gerek yok aslında. Özgecan Aslan, Pınar Gültekin, İkbal Uzuner, Narin Güran ve daha birçoğu... Çoğunun ismi haberlerde dahi geçmiyor. 7 saniye bile fazla görülüyor. Bir kadın cinayeti yeter bu kitabı anlamaya. İşin kötü yanı kimse bu kitapta olduğu gibi kurtarmıyor biz kadınları. Bizim kahramanlara da ihtiyacımız yok aslında. Yaşamamıza engel olmasınlar, yeter. Yazımı Neşet Ertaş'ın şu sözleri ile bitirmek istiyorum: "Kadınlar insandır, biz insanoğlu."
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2023 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2023 17:01
Kitap o kadar yoğun duygular barındırıyor ki okurken saatlerce ağladım diyebilirim. Maximilian Wagner ve sevgili Nadia'nın dayanılmaz hikayesini siz de okumalısınız. Serenad, bu kitaptan sonra benim için "kavuşulamayan bir şeye özlemi" çağrıştıracak. :) Kitabın genel niteliklerinden bahsedecek olursak akıcı bir dili var, üslubu da hoş. Diğer bir özelliği de kitapta tarihe ilişkin doğru bilgilere yer verilmiş olması hem edebi bir eser okurken zevkine varıyoruz hem de tarihi olarak da bilginleniyoruz. Tavsiye ederim sizlere de.
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Serenad üzerine...
Puan vermedi·416 syf.··
2023 9. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2023 14:54
Livaneli 2. Dünya Savaşı’nda yaşananları ülkemiz perspektifinde yalın ve çarpıcı bir aşk ile kaleme alıyor. Kitabı okurken zor hayatların, yaşanmışlıkların duygusunu içinizde hissediyorsunuz. Bir ömür yarım kalan aşkının hüznünü yüreğinde hisseden bir profesör… Fakat 2. Dünya Savaşı’ndaki hayatları anlatan bir çok kitap olması sebebi ile konu alışılmış geliyor. Livaneli’nin çok daha çarpıcı kitaplarının olduğunu düşünüyorum. Yine de Livaneli’nin kalemini sevenler için tavsiye edilir
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."