Ömer Yaşar

Ömer Yaşar
@Read_and_Think
Hey sen okur, neye bakıyorsun? Profil resmime bakarak bişey öğrenemezsin. Eğer benim hakkımda bir şeyler öğrenmek istiyorsan, iletilerimi, alıntılarımı ve incelemelerimi okuyabilirsin. Herkesin doğrusu kendi çıkarına göreydi.
Duam
"Rabbim! Girilecek yere doğrulukla girmemi, çıkılacak yerden de doğrulukla çıkmamı sağla, bana tarafından yardımcı bir güç ver." (İsra, 17/80)
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geçip gidiyor zaman Sanki hiç büyümemiş gibi Sanki hiç sinirlenmemiş Hiç üzülmemiş Hiç sevinmemiş gibi Sanki birden gelmişim gibi Ama düşününce Neler görmüş Neler çekmişim Geride bıraktıklarım Önümde hayallerim İçindeyim Tüm zamanın Şu anda Yaşadığım zamanda Ne bir eksik Ne bir fazla 6 Haziran 2026
Şiir
Doğduğum gün
Ben bu evde doğdum… Yılın en güzel ayında, Mayıs’ta. Her yer yemyeşildi. Dışarıda inekler, koyunlar, kuzular otluyor; tavuklar, hindiler ve horozlar birbirleriyle didişip duruyordu. Evimiz büyükçe, konak gibi tarihi bir evdi. Tamamı kerpiçten ve kalın meşe ağaçlarından yapılmıştı. Doğduğum yerden sıra sıra uzanan koca ağaçları görebiliyordum. Yanımda annem ve anneannem vardı. Abim henüz 1 yaşında ne olup bittiğine anlam veremiyordu. Dayılarım ve dedem erkenden tarlaya çalışmaya giderlerdi. Babam ise geçim derdinden Arabistan’a çalışmaya gitmişti. İlk sesimi aylar sonra duyabilmişti. O zamanlar her yer ne kadar da cıvıl cıvıldı… Herkes bir işin peşindeydi. Kimse boş boş oturmazdı. Bazen eve sıcacık ekmekler gelirdi. Evimizin az ötesindeki fırında hem ekmek pişirirler hem de köyde olup bitenleri tatlı tatlı konuşurlardı. Gülüşmeler eksik olmazdı. Annem melek gibiydi. Sürekli gözlerimin içine bakar, dualar eder, yüzümü gözümü öperdi. Dayımlar da bizimleydi. Geniş bir aileydik ve herkes mutluydu. Köyümüz o zamanlar çok kalabalıktı. Yaz aylarında yurt dışından gelen akrabalarımızla birlikte köy tam bir şenlik yerine dönerdi. Madımak ve mantar zamanıydı. Her yer madımak dolardı. İnsanlar küçük küçük otları büyük bir sabırla tek tek toplardı. Gençler ekipler halinde mantar aramaya giderdi. Dış kapının gıcırdamasıyla eve misafir geldiğini anlardım. Kapı sürekli açılır kapanırdı. Gelenler anneme “Geçmiş olsun” der, sonra benim yüzüme bakıp: “Maşallah, ne kadar güzel bir oğlan,” derlerdi. Ben güzel bir bahar ayında doğmuşum. Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Başpınar Köyü’nde… Aylardan Mayıs, günlerden 24’tü. Hiç unutmam. 24 Mayıs 1981 07 Mayıs 2026 Perşembe 02:04

Ömer Yaşar

, bir kitabı okumaya başladı
Ziya Gökalp
8.5/10 · 500 okunma
ÖLMEK İSTEMİYORUM ANNE!
Ölmek istemiyorum anne! Yaşıtlarım kolejlerde gülüp oynarken, Hafta sonları futbol maçlarına giderken, Yaşadıkları tek sıkıntının, Okul servisinde çalınan müzik iken, Ben henüz 10 yaşında, Savaşın ortasında, Yokluk ve acı içinde, Ölmek istemiyorum anne! Ölmek istemiyorum anne! Çocuk yaşta yakalandım hastalığa, Çaresi varmış tıpta, Ama ilaca para nerede? Göz göre göre Ölmek istemiyorum anne! Ölmek istemiyorum anne! Tanımadığım bir adama verdiler beni. Oyuncakçı zannettim ilk başta. Sonra kötü kötü baktı bana. Beni neden dövüyor anlayamadım. Her günüm çile, Her günüm dert dolu. Yaralarım kabuk bağlamadan, Yeni yaralarım oldu. Ölmek istemiyorum anne! Ölmek istemiyorum anne! Okul çıkışı verdiler bonibonu.