Puan

8.410 üzerinden
1.406 kişi
9/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2017 99. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2017 11:37
Pazar günü sahafta otururken elime Richard Burgin’in Borges ile Söyleşi kitabı geldi. Karıştırmaya başladım haliyle.(Borges’e ilgisi olanların edinmesi gereken bir kitap kesinlikle.) Bazılarınız kızabilir ama Borges şunları diyordu bir sayfada: “Size şunu söylemek istiyorum; insanlarda edebiyat duygusu hiç yok. Bu yüzden, bir edebiyat parçası hoşlarına gitse, hemen karmaşık nedenler aramaya koyuluyorlar. “İyi bir şiir olduğu için veya ilgimi çeken bir hikâye olduğu için, okurken kendimi unutup içindeki kişileri düşündüğüm için seviyorum,” diyeceklerine içinde gerçek kırıntıları, semboller, olmayan neden-sonuç ilişkileri aramaya başlıyorlar. “Hikâyenizi beğendik, ama ne demek istediniz bu hikâyeyle?” diye soruyorlar. Cevap şu: “Hiçbir şey demek istemedim. Anlatmak istediğim, sadece hikâyenin kendisiydi…” Hikâyenin kendisi zaten kendi gerçeğidir, değil mi? Ama insanlar bunu kabul etmiyor. Yazarların gizli amaçları olduğuna inanıyorlar.” İncelemeye böyle başlamamın sebebi Heba’nın derinliğinin yüzeyde saklı olması. Hasan Ali Toptaş söyleşilerinde özellikle Bin Hüzünlü Haz’dan itibaren bu çabayla yazdığını belirtiyor. Derinliğin yüzeyde saklı olmasından kasıt içine girilmesi zor gibi görünen bir romanın çok kolay okunması ya da anlatılması. Borges de bunu sözüyle doğruluyor. Yani Heba’yı okurken çok çok derinlerde bir şey aramayın.(Bazı arkadaşlar kitabın çok katmanlı olduğunu söylemişler. Ama bir rüya ya da hayallere dalıp gitmeyle bir roman çok katmanlı olmuyor. Umarım bu sözlerim bunu söyleyen kişiye ukalalık gibi algılanmaz.) Sizi ilk vuran düşünce kitabın da kendisini oluşturuyor. Bu aralar yazacaklarımı içime yazmayı daha çok tercih ediyorum. Düşünceler anlaşılınca heba oluyorlar çünkü. Onun için kitap hakkında fazla şey söylemeyeceğim. İçerik ve kitap hakkında
1000Kitap
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2025 26. kitabı
Merhaba arkadaşlar... Kitabın girişi şahaneydi, ziya ve binnaz hanımın arasında geçen diyaloglar akıcıydı... Ama sonraki bölümlerde kitabın akışı yavaşladı, özellikle ziya'nın askerlik anılarını atlattığı 'sınır' bölümünde, ki bayağı uzundu... Ama sonra yine kitabın akışı hızlandı... Evet Heba'da Hasan ali toptaş'ın anlatımı, betimlemeleri güzeldi ancak merak uyandıran sorularıma ne yazık ki etkileyici cewaplar veremedi... Kitabı okuduğuma memnun kaldım mı bilmiyorum ama sizlere okuyun da diyemem... Okuma yolculuğuma yine selçuk baran'ımla dewam edeceğim, 'anaların hakkı' ile... İyi geceler ve tatlı rüyalar... :))
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2017 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2017 22:36
Hayat neden bu kadar acı... Gerçekler neden bu kadar can yakar... Harikaydı... Ben ömrümde böyle bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Gözlerimde yaşlarla yazıyorum bu satırları. Bilmiyorum tabiki yaşananların gerçekliği mi beni ağlatan, yoksa aşık olduğum bir yazarın, bir kitabının daha ellerimden kayıp gitmesi mi... Nasıl bu kadar gerçek yazılabilir ki? Namı diğer çok katmanlı roman olur kendisi. Bir yerde iken kendinizi başka bir yerde, sonra başka bir yerde buluyorsunuz. Hangisi gerçek hangisi rüya ayırt edemiyorsunuz. Her biten pasajda ayrı bir haz alıyorsunuz. Çünkü o arbededen sağlam bir kafa ile çıktığınızda kendinizi zafer kazanmış hissediyorsunuz. Bu da kitaba çok farklı bir haz katıyor. Başları çok ağır giden kitabı bir süre sonra elinizden bırakamıyorsunuz, sizi öyle etkisi altına alıyor ki, siz de o bağ evinde Ziya ile beraber yaşıyorsunuz sanki. Besim'le beraber Dayı'ya yemek götürüyorsunuz. Ziya ve Kenan'la doğuda askerlik yapıyorsunuz. Komutan sınırda bir insan öldürdüğü için, taburda parti verirken allak bullak bir suratla siz bakıyorsunuz komutanın yüzüne. Şapşal bir komutanın askerin şapkasına ateş ederken onu alının çatından vurmasına sizin kanınız donuyor. Siz oturup hüngür hüngür ağlıyorsunuz Ziya ile beraber. 20 yaşında bir çocuğun ateş altındayken mermesi bitip korkudan kafayı yemesine ne diyorsunuz peki? Bir şey diyemiyorsunuz değil mi, ben de diyemedim... O küçücük çocuklara yaptıkları binbir eziyetler, dayaklar, haksızlıklar... Kanım dondu benim. Ben böyle bir dünyada yaşamak istemiyorum... Bu kadar kötülüğün olduğu bir dünya, nasıl bir dünyadır, bu yaşamak mıdır? Kitapta bir karakter vardı, "Karcı Ali." Yanmış yüreklere kaaar! Yanmış yüreklere kaaar! diye bağırıyordu mahallede. En başında anlamamıştım neden böyle dediğini. Şimdi anlıyorum,
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
Heba/Hasan Ali Toptaş
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2020 02:33
Başlangıcında ‘ne okuyorum ben’ ortalarında ‘dur bakalım, bir şeyler çıkacak galiba’ sonlarına yaklaştığımda ‘hadi Tahir, başarabilirsin, bitirebilirsin’ ve sonlarına geldiğimde ‘Ama yaaa; böyle mi bitmeliydi, ne yaptın böyle Hasan Ali Toptaş?’ dediğim karışık hisler yaşatan bir kitaptı... Bazı yerleri hani bir film izlerken müstehcen bir sahne çıkar da gözlerinizi kapatırsınız ya; işte öyle gözlerinizi kapattıracak cinsten argolar, küfürler, müstehcen kelimeler barındırıyordu. Bazı yerleri ise korkudan ve gürültüden kulaklarınızı tıkayacağınız cümleler içeriyordu. Ziya’nın kırk küsûr yıllık yaşamının anlatıldığı eserde, yazar ve severleri alınmasın ama askerlik kısmına çok fazla yer verilmesi biraz beni sıktı açıkçası. Elbette bu şahsî fikrim. Gerçekten kişisel olarak söylüyorum, o kısımları okurken çok yoruldum. Eser baştan 319.sayfaya kadar çok yeknesak iken; 319’dan sonra hareketlendi, kıvam buldu benim için. İşte 319.sayfadan sonrası, yukarıda da ifade ettiğim gibi: “Ama yaaa; böyle mi bitmeliydi, ne yaptın böyle Hasan Ali Toptaş?” dedirtti yani... Toptaş’ın üslûbunu bu 6.kitabı olmasına rağmen kavrayabilmiş değilim. Her defasında karışık hisler yaşatıyor bana. Kelimeler, tasvirler, daha önce duymadığım argolar, teşbihler, mecazlar ağzımı açık bırakıyor. Mesela ‘uyku delinmesi’ tasvirine bayıldım. Minnet anlatımı, acı, geçmiş anlatımları çok hoşuma gitti. Edebiyat zevk alanı ve HAT, acıyla karışık zevki çok ustaca veriyor. Hasan Ali Toptaş okumaya devam edeceğim. Heba Hasan Ali Toptaş
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
7/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2018 14:41
Büyü. Nasıl bir büyü yaptı Hasan Ali Toptaş böyle? Şu dakika bitirdim kitabı ve resmen deli gibi ağlamak istiyorum. Neden bu kadar kötüyüz? İçimiz, düşüncelerimiz neden bu kadar pislikle dolu? Bu dünyada iyilik diye bir şey yok mu? Ah Ziya! Ah Kenan! Ah Besim! Bu kurguya hayranım. Kelimelerin yarattığı ahenge, cümlelerin bir araya gelmesindeki uyuma hayranım. İyi ki varsın Hasan Ali Toptaş! Boğazım düğüm düğüm, söylemem gereken o kadar cümle var ki! Ama sadece düşünüyorum ve üzülüyorum. Bu eser beni daha fazla büyülesin istiyorum. Kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma