Kayıp Hayaller Kitabı

9,1/10  (22 Oy) · 
71 okunma  · 
21 beğeni  · 
1.407 gösterim
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...

Yazma serüvenini "hayatı kelime kelime genişletmek" olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...

Belki de kasabanın üstünde asa tıkırtılarını andıran yorgun kanat sesleriyle uçup duran bir kuşum artık ben, miniminnacık bir bulutum, ya da ne bileyim, sokaklarda savrulan herhangi bir şeyin hâlâ görülememiş herhangi bir yanıyım.

"Dilin ve anlatımın Türkçedeki bütün sınırlarını zorlayan Kayıp Hayaller Kitabı kolay okunan, ama zor tüketilen bir roman."
-A. Ömer Türkeş-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2009
  • Sayfa Sayısı:
    282
  • ISBN:
    9789750506567
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Yasemin Bektaş 
03 Oca 23:03 · 10/10 puan

Kitabın verdiği haz hakkında ne yazsam bilemiyorum. Hangi kelimelerle dile getirsem diye düşünüyorum ama Hasan Ali Toptaş'ın böylesine kusursuz anlatımı karşısında sanırım kitabın hissettirdiklerini dile dökmek zor.
Sadece anlatımı mı, o kelimelerin güzelliği, kurulan cümlelerin derinliği, okurken birden durup düşündürmesi... Evet, edebi bir kitap okuyorsunuz. Bundan kastım anlaşılmaz kelimeler vesaire değil elbet Türkçe kelimelerle örülmüş, yalın fakat derin bir anlatım olunca ortaya böylesine edebi bir eser çıkıyor sanırım. Hasan Ali Toptaş'ın çocukluğundan beri gelen yazma hevesini tam anlamıyla hissedebiliyorsunuz.

Okumaya başlıyorsunuz ve kitap sizi alıp götürüyor.Soyut ile somut içiçe geçmiş, gerçek ve hayal dünyasında seyre çıkıyorsunuz. Hasan Ali Toptaş doğayı konuşturuyor, geceyi konuşturuyor, kasabayı, kasaba halkını, akrabaları ve çocukları konuşturuyor, yaşayan her canlıyı ya da var olduğunu düşündüğümüz her şeyi... Toplumu anlatıyor yazar, yitirilmişliği, hayalleri ama aslında var olan gerçekleri... Kitap bittiğinde sizi alıp, başladığınız noktaya geri bırakıyor, öylece kalıyorsunuz! Kitap hakkında ipucu vermeden sanırım anlatmak zor ama bittiğinde kitaptaki karakter Kevser'i mi okudum tüm bunları dede mi anlattı yoksa ben mutsuz Hasan'ın kayıp hayalini mi aradım, dedim durdum... Hasan Ali Toptaş öylesine ucu açık noktalar bırakıyor ki okuyucuya.
Hatta yazara eserleri hakkında soruluyor: ''Şurada, bunu mu anlatmak istediniz?'' diye. ''Bilmiyorum,'' diye cevap veriyor Hasan Ali Toptaş ve devam ediyor: Her okuyucu farklı anlar ve farklı anlamlar çıkarıp yükler.

Bu kadar düş ile gerçek arası ilerleyen kitap için sanırım şu alıntı fayda sağlar:

... ve ne yazık ki Hasan ağlıyordu; kaşları kapkara çatılmıştı yani ve boğazında yumruk iriliğinde hıçkırıklar vardı ve yanaklarından ışıl ışıl gözyaşları süzülüyordu ve ben işte onu öyle görünce biraz daha eğilip endişeyle, yoksa sen ben değil misin, diye sordum ve o da hıçkırıklarının arasından bana ıslak mı evet çok ıslak ve de kalbim gibi titrek bir sesle, evet senim n'olmuş, dedi; sonra ben ona, madem ki bensin o halde neden ağlıyorsun hıçkıra hıçkıra, bak ben ağlıyor muyum, dedim ama o ağzını açıp bir şey demedi; sonra ben ona, hem sen neden girdin bu kuşun gözlerine, orada ne işin var da dedim ama o ağzını açıp gene bir şey demedi. evet hiçbir şey denmedi de yalnızca somurtkan bir yüzle buğulu bir ayna gibi uzak uzak şöyle bir baktı, bakarken birdenbire sarsıldı, sarsıldıkça bulandı, bulandı ve ansızın kayboldu...
Geride boynu bükük, ölü bir kuş kaldı tabii.

İkinci Hasan Ali Toptaş kitabım. O kadar şaşırdım ki! Resmen dumur etti kitap. Nereden buraya bağlandı?
Nasıl oldu?
Bu kimdi?
Şimdi konuşan kim? gibi birçok soruyla başımı ağrıttım. Zor bir yazarla karşı karşıya olduğumu anladım. Mükemmel bir Türkçe var kitapta.
Yani sadece cümleler arasında bile kaybolabilirsiniz. Alıntılamak istesem birbirinden ayıramam cümleleri. Hepsi bir hikaye niteliğinde bana göre.
Diğer kitaplarına kıyaslayanlardan birkaç kişi Kayıp Hayaller Kitabı'nı beğenmemiş. Diğerlerini okumadığım için bir şey diyemedim ama bu yorumlara biraz üzüldüm. Çünkü bana göre oldukça güzel, kaliteli ve kafa yoran bir kitaptı. Bitirdiğimde büyük bir boşluk hissi oluşturdu. Küçük Hasan'ın hayalleri arasında gezerken bazen Kevser, bazen Elif, bazen Hicabi, bazen Ali, bazen de sinemacı oldum. Bir yerde yazarın çocukluğundan yola çıktığını okudum. Doğruysa daha da etkileyici. Çok yoğun duyguların ve geçişlerin olduğu hikayeyi özetlemek istersem zorlanırım. Nereden başlayacağımı bilemem spoiler veririm kesin. O yüzden tavsiye edelim de herkes okusun. ^^

Selçuk Çelebi 
14 Nis 10:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hayatın içinden bir roman. Çok sürükleyici olmasının yanında altı cizilecek çok cümle var. Okuduğum ilk H. A. TOPTAŞ kitabıydı. Devamı gelecek. Herkese tavsiye ediyorum.

Elfida 
 04 Tem 16:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Soluksuz, Ahmet Kaya türküleri eşliğinde buruk tebessümlerle okuduğum kitap. Ardı sıra küçük bir köyde geçen olaylar, sefil hayatlar, toplumsal incelemeler ile ortaya koyulmuş. Adeta gel beni oku diyor. Aslında kitabın bize öğrettiği en güzel şey "Ölüm". Bir çocuğun aslında köreltilmiş, ezilmiş bir çocuktan daha fazla olduğunu gösterdi. Sonu pek afilli bir kitap. Okuyun derim, okuyun ki ah.

Hüseyin Düver 
03 Tem 14:09 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · Puan vermedi

Okunması zor bir kitap ama anlatımı gerçekten şahane. Bilinç akışı tekniğini çok başarılı kullanmış. Ancak başlangıç kitabı olarak öneremeyeceğim. Fazlasıyla durgun ve sembolik bir kitap olduğundan zaman zaman kimden bahsedildiği bile zor anlaşıldığından karışık bir okuma halini alabilir.

Vay be dedirten cümleler. O ne güzel bir Türkçe, o ne güzel bir anlatım. Aklımı başımdan aldı dersem asla yalan olmaz. Biraz ara vererek okumak zorunda kaldığım için de ayrıca üzüldüm. Nefes almadan okunabilirdi. Kısmet. Bir daha okuyacağım kitapların listesine alındı bu kitap.

funda icinli 
23 May 13:18 · Kitabı okudu · 14 günde · 8/10 puan

Yazarın okuduğum ilk kitabı "kuşlar yasına gider" idi..
O kadar etkilendim ki..
Sorsalar ne anlatıyor kitap.. Hiç enteresan şeyler değil..
Zaten yazarın da ne anlattığından çok nasıl anlattığı çekiyor insanı..
Kitabı içli içli ağlayarak bitirdim gecenin bir yarısı, öyle ajite edilmiş bir durum olmamasına rağmen hem de..
Yani yazarın dili bana fazlaca dokundu..
İşte böyle etkilendiğim için bir kitabını daha, ama daha eski bi kitabını daha okumak istedim.
"kayıp hayaller kitabı" nı seçtim.
Fakat kardeşim nasıl bir kurgu yaptıysa.. Bilmece bilmece içinde kitapta..
Tam bişeyleri çözer gibi oluyorum, bambaşka bi şeyle bağlantısı çıkıyor..
Farkına bile varmadan geçmiş ve şimdiki zaman arasında seyahat ediyor buluyorum kendimi..

Hani Picasso'yu kübist biliriz ya biz..
"Aman bu yaptığını babam da çizer" der mesela baĞzıları.
ve fakat şunu da biliriz ki, Picasso'nun ilk tabloları benim diyen rönesans ressamlarına (misal Da Vinci'ye) taş çıkaracak detayda ve şahaneliktedir..
Adam aştıktan sonra, doyumsuzluğu onu yeni bi akım üretmek zorunda bırakmıştır çünkü.. Ona da kübizm demiştir işte..

İşte Hasan Ali Toptaş'ta da hissettiğim tam olarak bu oldu..
Eski eserlerinde edebiyatın sınırlarını o kadar zorlamış ve beyin yakmış ki(!)...
Son yıllarda yazdıklarında çok basit bir dil kullanmasına rağmen, okuyucunun kalbine yine gümüş kurşunu sıkmış..

Kayıp hayaller kitabına gelince..
Zor kitaptı.. Ama kabul edeyim ki, acaba okurken bişeyler kaçırdım mı diye düşünüp de tekrar okumaya yelteneceğim ender kitaplardan...

Kitaptan 100 Alıntı

Yasemin Bektaş 
02 Oca 10:21 · İnceledi · 10/10 puan

...var hükmünde bir yoktur benim ulaşamayıp da yıllardır hasretini çektiğim, yok hükmünde bir vardır...

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 38 - İletişim Yayınları)Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 38 - İletişim Yayınları)
Yasemin Bektaş 
02 Oca 09:21 · İnceledi · 10/10 puan

Bence cennet ancak yaşanabiliyorsa cennettir, yaşanamayan cennete cehennem demeli...

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 19 - İletişim Yayınları)Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 19 - İletişim Yayınları)
Yasemin Bektaş 
03 Oca 13:53 · İnceledi · 10/10 puan

Bebeklerin ağızlarından önce gözleri ve elleri konuşur bilmiyor musun, diyor.

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)

"İnsanların aynı şeylere baka baka artık kör olduklarını düşünürüm bazen; aralarında yaşayıp gittiğimiz halde bizi bir türlü göremediklerini, görseler bile tanıyamadıklarını ya da başka birileri zannettiklerini düşünür de hepimiz için üzülürüm. Yazık derim şu insanlığa, ah ne kadar yazık.."

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali ToptaşKayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş

Ulaşılan her şeyde ulaşılamayan bir başka şeyin yokluğu vardır ve o, onun kadar noksandır.

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 38)Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 38)
Yasemin Bektaş 
02 Oca 22:04 · İnceledi · 10/10 puan

...hayatın bu kadar karışık görünmesinin sebebi yoksa inanılmaz derecede basit oluşundan mıdır, derdim.

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 151 - İletişim Yayınları)Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 151 - İletişim Yayınları)
Yasemin Bektaş 
03 Oca 13:56 · İnceledi · 10/10 puan

''Kadersizim,'' dedi sonra bana, oldukça tuhaf bir sesle; ''hiçbir yerde olamadın değil mi?''

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)
Yasemin Bektaş 
03 Oca 10:09 · İnceledi · 10/10 puan

Gezinirken de, nereye varacak bu ölümlerin sonu diyordum kendi kendime, öle öle ne olacak böyle?

Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 180 - İletişim Yayınları)Kayıp Hayaller Kitabı, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 180 - İletişim Yayınları)