Kayıp Hayaller Kitabı

·
Okunma
·
Beğeni
·
8455
Gösterim
Adı:
Kayıp Hayaller Kitabı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
310
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851174
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...

 Yazma serüvenini "hayatı kelime kelime genişletmek" olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...

 Belki de kasabanın üstünde asa tıkırtılarını andıran yorgun kanat sesleriyle uçup duran bir kuşum artık ben, miniminnacık bir bulutum, ya da ne bileyim, sokaklarda savrulan herhangi bir şeyin hâlâ görülememiş herhangi bir yanıyım.

 "Dilin ve anlatımın Türkçedeki bütün sınırlarını zorlayan Kayıp Hayaller Kitabı kolay okunan, ama zor tüketilen bir roman."
-A. Ömer Türkeş-
(Tanıtım Bülteninden)
310 syf.
·9/10
“Senin hayatın benim sana demediklerim kadar noksan.”
“Bilirim,ulaşılan her şeyde ulaşılamayan bir başka şeyin yokluğu vardır.”
Bu kitabı okurken iyi ki Türk Edebiyatında Hasan Ali Toptaş gibi değerli kalem var dedim.Çünkü üslup olarak şiirsel ve masalsı anlatımıyla diğer eserlerinde olduğu gibi okurken beş duyunuzu harekete geçiriyor.Anlattığı olaylar gözünüzün önünde canlanmaktadır.Hasan Ali Toptaş’ın üçüncü romanı olan Kayıp Hayaller Kitabı üç kahramanın bakış açısından anlatılmaktadır ; Yazar,Hamdi’nin dedesi ve Hasan.Olaylar yazarın memleketi olan Denizli’nin küçük bir kasabasında geçmektedir.Kitabın ismi gibi hayallerinin peşinden gidenlerin öyküsü bu eser.Sadece hayalleri olan bir çocuk,aşk yüzünden deli divane olan bir kadın cebir umut gençlik sevdasının peşinden giden ihtiyar bir adamın yaşadıkları anlatılmaktadır.Hasan Ali Toptaş’ın kitaplarını okuyacak olanlara tavsiyem Kuşlar da Gider Yasına ve Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha da Yalnız kitaplarıyla başlamalarını tavsiye ederim.
“Zaman geçmek bilmiyor bir türlü,zaman akmak bilmiyor,zaman gerisingeri de gitmiyor,zaman hatta zaman zaman olmuyor ve onlar olmayan bir zamanın içinde öyle uzun zaman oturuyorlar.”
Kitapla Kalın...
280 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum ilk kitabıydı. Zor bir kitaptı, cümleler alabildiğine uzuyor, derinleşiyordu... Ortada belirli bir hikaye yoktu, zamanın içinde kayboluyordum; kelimelerin dansettiğini görüyor ama müziği duyamıyordum, kitabı bitirdiğimde yorulmuştum ve Hasan Ali Toptaş'ın bir kitabını daha okumayacağıma karar vermiştim...

Nasıl oldu bilmiyorum, 10 tane kitap arasında hangi kitabı okuyayım diye düşünüp karar veremezken gözümü kapattım ve parmağımı attığım yerde Kayıp Hayaller Kitabı'nı buldum. Dedimki bak Hasan Ali Toptaş, bu sana verdiğim son şans... Sana 10 dakika veriyorum yine öyle boşlukta kelimeleri dans ettireceksen dahada okumam seni...
Başladım okumaya, ara verdiğimde neredeyse kitabın yarısını bitirmiştim... Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığım ender kitaplardan biriydi bu ve ben neredeyse önyargımın kurbanı olup bu kitabı belkide hiç farkedemeyecektim...

Açıklayıcı betimlemelerin değil sanatsal betimlemelerin hakim olduğu bir kitaptı. Zamanın ya da olayların hakim olduğu değil, ruh portrelerinin, anıların, hayallerin anlatıldığı ama hikayenin içinde kaybolmadığınız, etkileyici bir kitaptı...

Bazı kitaplar zaman geçirmek için okunur, çoktur böyle kitaplar, okuyucu kitleside çoğunluğu oluşturur...
Ama kendini tanımaya ve keşfetmeye çalışan, hislerini ifade edebilmek isteyen, hayallerinin sınırlarını test etmek isteyen insanların severek okuyabileceği bir kitap bu...

İlgililerine tavsiye ederim...
282 syf.
·10/10
Kitabın verdiği haz hakkında ne yazsam bilemiyorum. Hangi kelimelerle dile getirsem diye düşünüyorum ama Hasan Ali Toptaş'ın böylesine kusursuz anlatımı karşısında sanırım kitabın hissettirdiklerini dile dökmek zor.
Sadece anlatımı mı, o kelimelerin güzelliği, kurulan cümlelerin derinliği, okurken birden durup düşündürmesi... Evet, edebi bir kitap okuyorsunuz. Bundan kastım anlaşılmaz kelimeler vesaire değil elbet Türkçe kelimelerle örülmüş, yalın fakat derin bir anlatım olunca ortaya böylesine edebi bir eser çıkıyor sanırım. Hasan Ali Toptaş'ın çocukluğundan beri gelen yazma hevesini tam anlamıyla hissedebiliyorsunuz.

Okumaya başlıyorsunuz ve kitap sizi alıp götürüyor.Soyut ile somut içiçe geçmiş, gerçek ve hayal dünyasında seyre çıkıyorsunuz. Hasan Ali Toptaş doğayı konuşturuyor, geceyi konuşturuyor, kasabayı, kasaba halkını, akrabaları ve çocukları konuşturuyor, yaşayan her canlıyı ya da var olduğunu düşündüğümüz her şeyi... Toplumu anlatıyor yazar, yitirilmişliği, hayalleri ama aslında var olan gerçekleri... Kitap bittiğinde sizi alıp, başladığınız noktaya geri bırakıyor, öylece kalıyorsunuz! Kitap hakkında ipucu vermeden sanırım anlatmak zor ama bittiğinde kitaptaki karakter Kevser'i mi okudum tüm bunları dede mi anlattı yoksa ben mutsuz Hasan'ın kayıp hayalini mi aradım, dedim durdum... Hasan Ali Toptaş öylesine ucu açık noktalar bırakıyor ki okuyucuya.
Hatta yazara eserleri hakkında soruluyor: ''Şurada, bunu mu anlatmak istediniz?'' diye. ''Bilmiyorum,'' diye cevap veriyor Hasan Ali Toptaş ve devam ediyor: Her okuyucu farklı anlar ve farklı anlamlar çıkarıp yükler.

Bu kadar düş ile gerçek arası ilerleyen kitap için sanırım şu alıntı fayda sağlar:

... ve ne yazık ki Hasan ağlıyordu; kaşları kapkara çatılmıştı yani ve boğazında yumruk iriliğinde hıçkırıklar vardı ve yanaklarından ışıl ışıl gözyaşları süzülüyordu ve ben işte onu öyle görünce biraz daha eğilip endişeyle, yoksa sen ben değil misin, diye sordum ve o da hıçkırıklarının arasından bana ıslak mı evet çok ıslak ve de kalbim gibi titrek bir sesle, evet senim n'olmuş, dedi; sonra ben ona, madem ki bensin o halde neden ağlıyorsun hıçkıra hıçkıra, bak ben ağlıyor muyum, dedim ama o ağzını açıp bir şey demedi; sonra ben ona, hem sen neden girdin bu kuşun gözlerine, orada ne işin var da dedim ama o ağzını açıp gene bir şey demedi. evet hiçbir şey denmedi de yalnızca somurtkan bir yüzle buğulu bir ayna gibi uzak uzak şöyle bir baktı, bakarken birdenbire sarsıldı, sarsıldıkça bulandı, bulandı ve ansızın kayboldu...
Geride boynu bükük, ölü bir kuş kaldı tabii.
282 syf.
·66 günde·Puan vermedi
Kitabi okurken sanki yazı değil kendi içinden,
iç aleminden kopan kayıp hayallerin,
kendine bile söylemeye çekindiğin,
önüne serilse kendin bile şaşıracağın fikirlerin, düşüncelerin,
hayallerin film şeritleri haline getirilmişte, sanki bu şeritler insafsız, yokluktan anlamayan Sinemacı Şerif Efendi'ye verilmiş ve senin de onun sinemasına girecek paran yokmuş ta Şerif'in insafa gelmesini buruk bir yüzle bekliyor gibi bekliyorsun kitabın öbür sayfasına geçmeyi ...
Gözlerini kapıya dikmiş hiç kıpırdamadan, kapı aralığından sıra halinde dizilmiş sandalyeler takılır ya gözlerine ve sen sanki
filmin tamamı o sandalyaye sinmiş gibi ona dalarsın ve boşlukta asılı kalır bakışların..
En heyecanlı yerlerini görüyormuş gibi curk curk yutkunup tamamını film halinde seyretmek için yanıp tutuştuğun film gibi bir kitap.
Hani bazı anlar yaşar ya, ya da hisseder ya insan ama bunu zihnin bir oyunu mu olduğunu yoksa gördüğü bir düşten bir parça mı olduğunu, gerçeğin ta kendisi mi olduğunu kestirmez ya işte öyle bir tat bırakan kayıp hayallerle dolu bir kitap bu kitap..

Heba adli kitabında geçtiği gibi
"Gerçek fazlasıyla hissedildiğinde insana her vakit gerçek değilmiş gibi gelir." Sanırım Hasan Ali'de tekrarın tekrarından oluşuyor. Hayat bile tekrarın tekrarından oluşuyorsa, buna da şaşmamak lazım...

Herkesin kendine ait kayıp bir hikaye bulacağı bir kitap. Çok fazla yazacak şey bulamıyorum zihnim çok karışık kelimelerim kayıp..
280 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Hasan ve arkadaşı Hamdi'nin dedesi tarafından anlatılan olaylar örgüsünü okuduğumuz kitap; geçmişten, şimdiden ve geleceğe dair hayallerden oluşmaktadır. Kitap; uzayan içsel hesaplaşmalar, birbirine bağlanan anlatımlarla adım adım şekillenmekte ve böylece sürüp gitmektedir.

İki eczanesi ve dört minibüsü bulunan, elektiriğin yeni geldiği küçük bir kasabayı dedenin baston tıkırtısı eşliğinde boydan boya defalarca yürüyüp, adeta dükkan dükkan, sokak sokak, her köşebasını ezberlercesine dolaşıyorsunuz.
Yürürken, zaman sonra geçmişe dalıyorsunuz da yol falan kalmıyor gözünüzde. İşte o zaman sizi yoran yol mu hayaller mi anlayamıyorsunuz.

Hasan ve Hamdi ile birlikte gaz lambasının ışığı altında ders çalışan, sinemacı Şerif'in getirdiği filmleri gizlice izlemeye çalışırken yakalanan da siz oluyorsunuz.

Hasan'ın dededen kalma eski evinde anne ve babasının yeni ev hayalini gerçekleştiremeyişleri size de dert oluyor adeta. Aile içi şiddetin tanığı olmak hoşunuza gitmese de Hasan'ı yalnız bırakamıyorsunuz.

Bu kitapta sizinle bir kuşun gözü konuşur, dedenin asası konuşur, bir bebeğin elleri konuşur, mezar taşları konuşur, duvardaki gölgeler bile birşeyler anlatır. Kavuşulamayan sevdalar, gerçekleşemeyen hayaller sanki sizin boynunuza borç olur.


Okurken; acaba bu hayal mi, rüya mı, gölgenin yansıması mı diye sorgulasam da, yazarın sonsuz kelimeleri karşısında henüz kitabın ortalarındayken, sonunu merak etmeyi bırakıp sadece anlatıma odaklandım.

Türkçeye hâkim, kelime dağarcığı müthiş ölçüde zengin yazarımızın bu eserini keyifle okudum. Pek çok olayı hep aynı kelimelerle anlatan bir kitaptan ziyade, pek az olayı adeta sınırsız kelimelerle anlatan şahane bir eser.

İyi Okumalar_
.
310 syf.
İkinci Hasan Ali Toptaş kitabım. O kadar şaşırdım ki! Resmen dumur etti kitap. Nereden buraya bağlandı?
Nasıl oldu?
Bu kimdi?
Şimdi konuşan kim? gibi birçok soruyla başımı ağrıttım. Zor bir yazarla karşı karşıya olduğumu anladım. Mükemmel bir Türkçe var kitapta.
Yani sadece cümleler arasında bile kaybolabilirsiniz. Alıntılamak istesem birbirinden ayıramam cümleleri. Hepsi bir hikaye niteliğinde bana göre.
Diğer kitaplarına kıyaslayanlardan birkaç kişi Kayıp Hayaller Kitabı'nı beğenmemiş. Diğerlerini okumadığım için bir şey diyemedim ama bu yorumlara biraz üzüldüm. Çünkü bana göre oldukça güzel, kaliteli ve kafa yoran bir kitaptı. Bitirdiğimde büyük bir boşluk hissi oluşturdu. Küçük Hasan'ın hayalleri arasında gezerken bazen Kevser, bazen Elif, bazen Hicabi, bazen Ali, bazen de sinemacı oldum. Bir yerde yazarın çocukluğundan yola çıktığını okudum. Doğruysa daha da etkileyici. Çok yoğun duyguların ve geçişlerin olduğu hikayeyi özetlemek istersem zorlanırım. Nereden başlayacağımı bilemem spoiler veririm kesin. O yüzden tavsiye edelim de herkes okusun. ^^
310 syf.
·3 günde·9/10
Bir çocuğun ve bir dedenin dilinden anlatılan kitaptaki hikayeler hayal mi gerçek mi anlamakta zorlandım. Bitince de yoruldum. Ama bunu bir kere daha okumalıyım dedim.
Kitabı anlatmak çok zor. Sanırım anlatmam için önce anladığıma emin olmam gerekiyor.
Mükemmel bir Türkçe ile yazılmış. Basit olaylar bile adeta şiir gibi anlatılmış.
225 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
~Kitaplar nefesiniz olsun~

Gerçek zaman ve hayaller arasında kayboluyorsunuz; mütiş bir kurgu mütiş bir masalsı anlatım bir hikayeler bütünü. Her zaman yaptığını yapmış Hasan Ali Toptaş hülyalara dalıp duruyorsunuz okurken, kayboluyorsunuz ve bir başkasının yanında bulunuyorsunuz güzel dakikalardı.

Bütün kitaplar güzeldir. "Bu bir tık daha güzel" İyi okumalar.
280 syf.
·Puan vermedi
Yoksa sürekli kanayıp duran gizli bir yarası vardı da içinde rastladığı her ağlayış onu durduruyor muydu ve durduruyorsa dura dura nereye varabilirdi böyle, bilmiyorduk.
Bundan böyle o hem vardır bu yeryüzünde, hem yoktur da demem üstelik, öyledir oysa; var hükmünde bir yoktur benim ulaşamayıp da yıllardır hasretini çektiğim, yok hükmünde bir vardır.
310 syf.
·14 günde
Hasan'ın hayallerini farklı farklı açılardan anlatır ve bunları anlatırken başka kişilerin gözünden anlatır. Çoklu bakış açısıyla yazılmış ve adama kafayı yedirtecek şekilde kurgulanmıştır. Okurken dedeyi okuduğunu zannedersin oysa Hasan dedesinin gözünden kendisini anlatıyordur. Bunun gibi ayrıntıları fark etmeden Toptaş'ın büyülü anlatamı içinde, kurduğu cümleler ve paragrafların atmosferinde ne anlattığını anlamadan da keyifle, şaşkınlık içinde de romanı okursunuz. Bunu şimdi yazsa anlayacağımda üçüncü romanı olan bu eseri daha yeni meyve vermeye başlarken nasıl yazdın diye düşünmeden de edemiyorum. Roman, hayali arkadaşı Hamdi'yle ders çalışırken başlıyor ve Hamdi'nin gerçekte olmadığını kitabın son cümlesinde anlıyorsunuz. - ya da ben anca anlayabildim-
310 syf.
·5 günde
Sevdim mi sevmedim mi anlayamadığım bir kitap daha. Hasan Ali Toptaş' la ilk tanışmam. Kitaba başladığımda bir olay var bunun üzerinden ilerliyor herhalde diye düşünmüştüm. Sayfaları aştıkça Kör Baykuş havasıyla karşılaştım. Adı üstünde Kayıp Hayaller Kitabı. Kim gerçek, hangi olaylar yaşandı, neler oluyor tam kestiremiyor insan. Anlıyor ama neyi anladığından da emin değil. Bu durum insanı okurken rahatsız etmiyor, hatta merak ettiriyor. Ama ben kitabı çok karamsar buldum ve anlattığı şeyler genel olarak bana hitap etmedi. Sevmediğim yönü buydu.

Konuyu bir kenara bırakırsam yazarın üslubuna hayran kaldım. Kelimeler, imgeler, hayaller, betimlemeler, anlatım öyle birbiriyle uyumlu öyle ahenkli ki kitabı okutturan da bu oldu. Yoksa idare eder bir anlatımla devam edemezdim. En çok dikkatimi çeken de yazarın gözlem gücü. Bu kadar imgeye rağmen yazdıkları bir bir gözünün önünde beliriveriyor insanın. Havada kalmıyor.

Yani Hasan Ali Toptaş kelimelerle dans etmesi açısından bayıldığım ama anlattıkları açısından pek cazip gelmeyen bir yazar oldu gözümde. Tabi diğer kitaplarına da bakmam lazım.

Keyifli okumalar.
310 syf.
·38 günde·Puan vermedi
Yazarın dilini, üslubunu imgelerini, kurduğu cümleler gerçekten çok güzel fakat kitaba gelecek olursak bir bütün olarak baktığımız zaman pek sevemedim.. Bölümler kendi içinde çok güzel ama bütüne baktığımız zaman sürekli kitabı çözmeye çalışıyorsunuz, kimin gözünden anlatıldığını çözmeye çalışıyorsunuz bende sadece kafa karışıklığı oluşturdu sanırım sevemediğim kısımda bu oldu..

Kitap genel olarak çok sevilmiş, ben kitabın özünü kavrayamamış olabilirim bu yüzden yazdıklarım sizde önyargı oluşturmasın ve okuyun lütfen .. Yazarın dili için bile okunur :)
Sonra perdeden, dağlar geçiyor mor mor; dağlardan, sütbeyaz atıyla o sarı bıyıklı adam geçiyor. Geçmesine geçiyor ya, günler önceki kadar dinç değil artık; eyerin üstünde, içi giderek boşalan derme çatma bir korkuluk gibi sürekli sallanıyor.
“Yoksa sürekli kanayıp duran gizli bir yarası vardı da içinde rastladığı her ağlayış onu durduruyor muydu ve durduruyorsa dura dura nereye varılabilirdi böyle, bilmiyorduk.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kayıp Hayaller Kitabı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
310
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851174
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Kayıp Hayaller Kitabı
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...

 Yazma serüvenini "hayatı kelime kelime genişletmek" olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...

 Belki de kasabanın üstünde asa tıkırtılarını andıran yorgun kanat sesleriyle uçup duran bir kuşum artık ben, miniminnacık bir bulutum, ya da ne bileyim, sokaklarda savrulan herhangi bir şeyin hâlâ görülememiş herhangi bir yanıyım.

 "Dilin ve anlatımın Türkçedeki bütün sınırlarını zorlayan Kayıp Hayaller Kitabı kolay okunan, ama zor tüketilen bir roman."
-A. Ömer Türkeş-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 659 okur

  • Bahargül Kaya
  • Alev ince
  • Seda
  • Hüseyin Cahit
  • Fatma çakmak
  • İhsan tamer
  • Sultan Elmas
  • ✭☽ E.ŞEKER81
  • Derya Kızılırmak Hasçelik
  • Serhat Uçar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%24.4
25-34 Yaş
%46.7
35-44 Yaş
%23.3
45-54 Yaş
%2.2
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.2
Erkek
%44.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.8 (50)
9
%21.3 (43)
8
%16.8 (34)
7
%8.9 (18)
6
%3 (6)
5
%2 (4)
4
%0.5 (1)
3
%0.5 (1)
2
%0.5 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları