Işığa ulaşamasak da çevresinde dönmek, en azından bu ışığın varlığını kesinlemek benim durumumda bir insanın izleyebileceği tek yolmuş gibi geldi bana. Benzerlerimiz karşısındaki konumumuz da bu değil miydi gerçekte? En yakınlarımız da olsalar, insanların bizim için en şaşmaz, en somut yanları dış görünüşleriydi kuşkusuz, ama onları açıklamazdı bize. Buna karşılık, ister doğru olsunlar, ister yalan, en sıradan söylemleri bile yüzlerce olguyla ilişkilendirilebilir, yüzlerce, binlerce anlama çekilebilir, bizi kesin bir bilgiye olmasa da belli bir kanıya götürebilirdi. Bu durumda, doğru anlaşılmak boş bir düş bile olsa, izlenecek en iyi yol görüp işittiklerimizi kendi açımızdan anlamaya ve anlatmaya çalışmaktı.