Adı:
Zamanımızın Bir Kahramanı
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
243
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514364
Kitabın türü:
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Zamanımızın Bir Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı
Zamanımızın Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı
Çağımızın Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı, genç yaşta düelloda hayatını kaybeden tutkulu bir yazarın dünya edebiyatına parlak bir armağanı.Zamanımızın Bir Kahramanı genç ve yakışıklı subay Grigoriy Aleksandroviç Peçorin'in hikâyesini anlatıyor. Servetinin kibriyle kalp kırmaktan çekinmeyen, hayata alaycı bir vurdumduymazlıkla yaklaşan, samimiyetten uzak bu kahraman, kötücül duygularının farkında olsa da, herhangi bir rahatsızlık veya vicdan azabı duymaz. Adeta zevk için kötülük eder, başkalarının mutsuzluğu için çabalar. Lermontov'un tek romanı olan Zamanımızın Bir Kahramanı unutulmaz Peçorin karakteriyle, bugün dünya edebiyatının başyapıtları arasında sayılıyor. Psikolojik çözümlemeleriyle 19. yüzyıl Rus romancılar kuşağına ilham veren roman, iyilikle kötülüğün, masumiyetle kirlenmişliğin çatışmasını derinlemesine bir şekilde ele alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
“Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk?”
(Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü’nden)

Rus yazarlarını çok severim. Özellikle Dostoyevski. Lermontov’ un ismini ilk ondan duyduğumu hatırlıyorum. Ve bu kitabı okumak bu zaman kadar süründü. Geç kalmışım.

Peçorin -kahramanımızın adı- vurdumduymaz, bağlanmaktan korkan aslında korkan değil de istemeyen bir asker. Kafasına ne eserse onu anında yaşama geçirmek isteyen bir genç. Evlenmeyi ayak bağı olarak görüyor. Onun gibi kişiliğe sahip olan biri için normal bir görüş aslında. Ama ona kötü bir insan diyenlere inatla onun gerçekten zamanının gerçek bir kahramanı olduğunu düşünüyorum -o zamanki Rusya-.

Özellikle Vera’ ya olan o saf aşkı ki başka bir kadına böyle hisler asla beslemiyor onun aslında çok duygusal bir adam olduğunun kanıtı. Ama o zamanın şartları içinde kendini ne kadar ifade etse bile anlaşılamadığı için her şeyi artık “adam sendeciliğe” dökmüş. Hatta bununla ilgili kitapta çok güzel anlatımlar var. Bence Peçorin gerçek bir kahramandır. O ne yaparsa yapsın sevdirdi kendini bana :)

Lermontov’ a gelince... Eğer yaşasa idi ‘ki yirmiyedi yaşında çok sevdiği Puşkin gibi o da bir düello sonucu hayatını kaybetmişti ‘
bu okuduğumuz kitabı Peçorin’ in hatıralarına istinaden seri yapabilirdi. Anlatımı çok güzel. Ben büyük bir zevkle okudum. “Dostoyevski seviyorsa ben illaki severim” gibi güzel bir önyargı ile başladım kitaba ve o şekilde de oldu.

Lermontov’ un o kadar güzel psikolojik yorumları var ki hayranlık duymamak elde değil. Özellikle kadınlar ile ilgili olanları... Ve dahi karşısına kim çıksa saçlarından, yüz şeklinden, konuşmasından çıkarımlara varıyor. Mentalist bir kafa yapısı. (- Ah bende de olaydı, ne güzel olurdu. Bende olmasını istediğim en büyük özellik :))-)

Okunması gereken bir kitap. Zaten bildiğim kadarı ile yazarın sadece bir romanı var. Şiirlerine de bir ara gözatmak lazım gelir bu vakitten sonra.

Sonuca gelince “ Peçorin bir kahramandır ve hep kahraman olarak kalacaktır “ :)
Lermontov ismine Dostoyevski'nin kitaplarında geçen şiirlerinden dolayı kulak aşinalığım vardı. İlk defa kendisiyle tanışma fırsatını yakaladım Zamanımızın Bir Kahramanı'yla. Ve sanırım Lermontov'la ilişkimiz de burada sona erecek. Çünkü yazdığı tek roman. E insan 27 yaşında düello sonucunda ölünce daha fazla eser vermesi beklenemez kendisinden! Yazık çok yazık. Tolstoy'la Dostoyevski'yle beraber anılmak varken böyle kıyıda köşede kalmak yakıştı mı sana Lermontov? Sen de belki kendi Anna Karenina'nı, kendi Budala'nı yazabilecekken, nasıl ölürsün böyle bir sebeple?

Peçorin garip bir adam. Ne iyi ne kötü. Zaten umurunda da değil iyi olmak. Zamanında denedi de ne oldu? İnsanları inandıramadı bile. Çünkü insanlar dürüstlüğe alışkın değildir, Mışkin'e bile budala derler bunlar. O yüzden Peçorin böyle farklı bir yol çiziyor kendine çoğu kişinin etik olmadığını düşündüğü.

Düello sahnesi çok etkileyiciydi. Müthiş betimlenmişti. Düello'nun gerçekleşeceği yeri bile doğa sanki günler öncesinden hazırlamıştı.

Peçorin kitapta sadece bir kişiyi gerçekten seviyor, o da Vera. Vera, Peçorin'nin saf yanını, kimsenin bilmediği masum kalan yanını temsil ediyor çünkü.

Yazarın ara sıra benimle konuşması çok hoşuma gitti. Bu, içtenliğin en büyük kanıtıdır. Hikayeye o kadar dalıp gidiyor ki insan, gerçek hayattan bir belirti insanın garibine gidiyor:)

Daha kitabın kapağını açar açmaz yazar kulağımı çekti.Yazar'ın salık vermesiyle bundan sonra bir eseri okumaya başladığım zaman mutlaka önsözünü okuyacağım:) Çünkü orası eserin ilki ve sonudur. Yazık ki dediği kişilerden olmayacağım Lermontov'un!
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.572 Oy)8.850 beğeni28.781 okunma848 alıntı139.981 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.334 Oy)19.095 beğeni43.494 okunma3.032 alıntı183.388 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.487 Oy)7.893 beğeni21.428 okunma4.024 alıntı129.730 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.310 Oy)9.272 beğeni25.699 okunma1.836 alıntı119.061 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.430 Oy)3.928 beğeni13.007 okunma1.221 alıntı53.135 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.476 Oy)8.059 beğeni22.850 okunma844 alıntı90.061 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.741 Oy)13.448 beğeni34.615 okunma3.422 alıntı146.420 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.249 Oy)4.137 beğeni15.811 okunma1.397 alıntı76.659 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.365 Oy)3.464 beğeni10.542 okunma5.314 alıntı95.774 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.917 Oy)8.870 beğeni26.391 okunma2.671 alıntı115.077 gösterim
Kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Kitabın kahramanı Peçorin bir askerdir ve genellikle görevi nedeniyle çok fazla gezen hayatını kafkas dağlarında geçiren bir vurdumduymaz. Yaşadığı aşkları arasında ikilemde kalması, yeri geldiğinde düellodan çekinmeyen ve anlam arayan bir kahraman. Genellikle insan ilişkilerini piskolojik olarak çok iyi tahlil etmiş Lermantov ve gerçekten betimlemeleri muhteşem. Onun kahramanı daha çok varoluşsal sıkıntılar çeken hayatına giren kadınlarla evlenmekten korkan ama sevgisi çok yalın ve olmasını istediği gibi yaşayan biri. Ve aslında gönümüzün değilde her cağda olması gereken duyguları en iyi şekilde ve en açık bir biçimde anlattığı için ona kahraman demek yadırganamaz. Çünkü şimdilerde öyle insanların sayısı tükenmek üzere. Herkes kendisini iyi hissettiği maskesinin ardına gizlenmiş, sahte duygularla sırf o aşağılık varoluşlarını sürdürmek için her zaman uyum içinde olan, başkaldırıdan yoksun insanlarla dolu dünya. Kendi duygularını en açık biçimde dışa vurmak bana göre de kahramanlıktır. Okuyacak olan arkadaşlara iyi okumalar diliyorum..
Rus edebiyatı düşkünleri bilir. Lermontov’un adı illâki Puşkin’in adıyla beraber anılır. Puşkin 1837’de bir düello sonucu öldüğünde, Lermontov henüz 23 yaşında gencecik bir şairdir. Büyük şairin ölümünden öylesine etkilenmiştir ki, meşhur “Şairin Ölümü” adlı ağıtını kaleme kalır. Puşkin’in bir komploya, bir cinayete kurban gittiğini söyleyerek, yönetimi suçlar. Yönetim de boş durmaz tabii! Şair doğruca Kafkasya’ya sürülür. Ne acı bir tesadüftür ki, Puşkin’in ölümünden dört yıl sonra kendisi de bir düello sonucu 27 yaşında yaşama veda eder.

Çağımızın Bir Kahramanı, psikolojik yanı ağır basan bir serüven romanıdır: Şaşırtıcı bir çekicilikte, aşk ve ölümün, umut ve hayal kırıklığının yer aldığı olaylar, Kafkasya'nın kendine özgü tutkulu ve gizemli havası içinde geçer.

Peçorin, yönünü belirleyememiş, ne istediğini bilmeyen, kendi iç bunalımları ile ordan oraya savrulan,bütün donanımlarına rağmen bir işe yaramaktan uzak “ lüzumsuz insan” tipinin bir örneğidir. İnançsız,amaçsız ve aynı zamanda çaresiz bir insanın kendisi ile savaşıdır. Tıpkı Aylak Adam’ın Zebercet’i, Tutunamayanlar’ın Selim Işık’ı, Turgut Özben’i gibi

“Zamanımızın Bir Kahramanı” gerçekten bir portredir, ama bir tek kişinin portresi değildir; kuşağımızın gittikçe anan kötülüklerinden yaratılmış bir portredir.
Bana bir insanın bu kadar kötü olamayacağını söyleyeceksiniz yine; ben de diyeceğim ki, madem bir sürü trajik ve romantik haydutun varlığına inandınız, öyleyse neden Peçorin gerçeğine inanmıyorsunuz? Çok daha korkutucu, çok daha çirkin öykü kahramanlarını beğendiniz, yine bir öykü kahramanı olan bu kişiyi neden benimsemiyorsunuz? Yoksa bu kişideki gerçek payı sizin isteğinizden daha mı fazla?
Aslında Lermontov bilmediğim bir yazardı.Kitaba o yüzden pek de hevesle başlamadım ama başladığımda sayfaların aktığını gördüm.Ve üç saat gibi bir sürede bitirdim.Gerçekten sürükleyici ve aynı zamanda etkileyici idi.Roman Gürcistan dağlarında başlıyor aslında anlatıcının ismi de yok zaten daha sonra cismi de kalmıyor anlatıcı da değişiyor.Bu yolculukta tanışılan Maksim Maksimiç 'in ağzından olaylar ilerliyor onun hatıralarında Peçorin karşımıza çıkıyor.Onun Tatar kızı Bella' yı kaçırması ve daha sonra onu elde ettikten sonra sıkılması ve bir nevi onun ölümüne sebep olması.Sonra da bir şey olamamış gibi davranması.Ve ikinci bölümde yazarımız Peçorin'in günlüklerini ele geçiriyor ve onun hatıraları anlatılıyor.Peçorin hayatının her döneminde aslında kızları bıraktığının farkında.Bunu yapıyorum ama vazgeçemiyorum diyor.Bir nevi huyum diyor.Arkadaşının peşinde koştuğu Prenses Meri 'yi de ayartır ve yine ona da sevmediğini söyler.Aynı zamanda eski sevgilisi evli Vera 'yı da yeniden baştan çıkarır.Sonunda Prenses'in namusu için düello etmiş gibi görünür ama yine bu düello da kendi gururu içindir.Belki de "tip" e dönüşebilecek bir kişi Peçorin.Kitabın içinde alıntı yapılabilecek bir çok kısım var.Ve sonunda kader sorgulması yapıyor yazar.
Peçorin. Rus edebiyatının unutulmuş kahramanı. Bir asker. Kahraman dediysek zannetmeyin ki büyük bir savaşçı, bir vatanperver, bir halk kahramanı. O kendi zamanının, 19. yüzyıl Rus aristokrasisinin bir prototipi.Kötü bir kahraman. İnsanlarla alay etmekten, onların duygularıyla oynamaktan zevk alıyor. Üstelik bunu panlı ve gayet soğukkanlı bir şekilde şekilde yapıyor. Ama ona göre zaten herkes kötü, kendini yaşadığı toplumun bir ürünü olarak görüyor. Ben insanları sevmeyi denedim ama onlar benden nefret ettiler. Savunması bu.
Yazarımız Lermontov eğer 27 yaşında bir düelloda ölmeseydi, bize Peçorin gibi nice kahramanlar armağan edebilirdi. Kitabın ilginç bir anlatım tarzı var. Aynı karakteri önce onun hayatının belli bir dönemine şahitlik etmiş bir komutanın ağzından, sonra da günlükleri aracılığıyla kendi ağzından, kimsenin edebi metinlere kandisi kadr değer vermediğini düşünen gezgin bir postacının anlatımıyla okuyoruz. Bu da aynı karaktere hem dışardan hem de içerden bakmamızı sağlıyor.
Romanın ilk bölümü Kafkasya dağlarında geçiyor. Burda zeki, çevik, güçlü, çok iyi at binen ve silah kullanan kahraman Peçorin'i tanıyoruz. yıllarca bu dağlarda bölgenin yerli halkı olan Gürcüler, Çeçenler, Tatarlar,Kazaklar, Osetler gibi birçok eşkıya! grupla mücadele ediyor. Onun gözünde bu toplulukların hepsi cahil, kaba ve görgüsüz insanlar. Bu sadece Peçorin'in görüşü mü yoksa yazar da mı böyle düşünüyor emin olamadım ama bu durum beni rahatsız etti. Kaleye yakın bir köyden bir Tatat beyinin kızına aşık oluyor ve onu kaçırıyor. Acaba durum değişecek mi diyorsunuz ama kız onun yüzünden öldüğü halde gözünden tek damla yaş düşmüyor ve bir daha da adını anmıyor.
İkinci bölümü kendi günlüklrinden okuyoruz. Bu kez muhatapları dağlılar değil Rus sosyetsi.Yine bir prensesi kendine aşık ediyor ve sonra yüz üstü bırakıyor.
Tüm bu kin, nefret ve düello furyasının içinde ilginç olan herkes ondan nefret ediyor ama içten içe de herkesin bir hayranlığı var. Belki de onun kadar doğal ve soğukkanlı kötü olamadıkları için onu kıskanıyorlardır kim bilir.
Tüm bu psikolojik anlatımın yanında beni en çok etkileyen diğer bir kısım muhteşem doğa tasvirleri. Doğa o kadar etkileyici bir biçimde betimlenmiş ki kitabı evde tramvayda nerede okursam okuyayım o muhteşem dağ havasını içinde buldum kendimi.
İyilik ve kötülük kavramalarının ve insan psikolojisinin derinlemesine sorgulandığı kısa ama yoğun bir kitap. Mutlaka okuyun. Devamı yok çünkü.
Okuyanın pişman olmayacağına eminim. Peçorin sıra dışı bir kahraman, etkileyici bir karakter...
Rus edebiyatının ilk psikolojik romanı. Yazıldığı zamana göre modern bir eser. Ve Peçorin; gereksiz adam tipinin en iyi örneklerinden biri. Peçorin iyi ya da kötü biri değildir. İyi ve ya kötü biri olmak da zaten umrunda değildir. Maymun iştahlı, başladığı işi bitirmeyen, bencil, sorumsuz adamın biridir. Böyle bir insana dönüştüğü için yaşadığı toplumu suçlar.
Rusya topraklarında yaşayan üst tabakanın eleştirisi sert bir dille yapılır. Okuyun, Peçorin'in yerdiği üst tabaka çok tanıdık gelecek.
Yazarın müthiş üslubu, insan psikolojisine olan şaşırtıcı hakimiyeti ve gerçeklere olan bağlılığı beni oldukça etkiledi. Peçorin'in kişiliğinde gerçeğin ta kendisini yansıtmış yazar, sarsıcı bir iradeyle. Çağı için çok iddialı, bugün içinse hala geçerliliğini koruyan harika ruh çözümlemelerle dolu bir roman.
Zamanımızın bir kahramanı Rus edebiyatının geçiş eserlerinden biridir. Zira eser realist ve romantik ögeleri bir arada taşımaktadır eser sıkıcı bir dille yazılmış değil ancak alışılmışın dışında tamlamalar dile hakim olmayanları zorlaya bilir. Ayrıca metin tarihi özelikler ve bilgilerde taşımaktadır. Genel tanıya gelirsek eğer ki Lermatov erken yaşta ölmemiş olsa Dostoyevski ve Tolstoy ile anılırdı
Rus edebiyatı güzeldir ama bu yazarın tek romanı olması sebebiyle çok kararsız kalmıştım kitabı alırken. Lakin kitap tam olarak oturmuş bir yapıya sahip. Yazar kötü bir kahramandan bahsediyor, kötülüklerinden, kötü düşüncelerinden bahsetmiş. Peçorin kötü bir adam, ama yine de seviyorsunuz. Çünkü Peçorin'de biraz sizden var.
Beni kitapla ilgili en çok üzen şey ise, olayları yazar sürekli doğa betimlemeleri ile kesmiş. Paragrafın başında olay, ortası ve diğer paragraflar betimleme, sonra yine çık işin içinden çıkabilirsen diyorum. Başıboş betimlemeler güzel durmuyor anlayacağınız. Olsun ama güzel kitaptı, iyi okumalar.
Not: 30 günde okunacak bir kitap değil, bir haftasonu veya sıkışık olmayan bir hafta içi bitebilecek bir kitap. Ben sadece başlarda sıkıldığım için biraz ara vermiştim kitaba.
Yazarın ismini genellikle Dostoyevski'nin kitaplarında görüyordum. 28 yaşında hayata erken veda eden yazarlardan biri Lermontov. Ölümünün en trajik yanlarından biri de aynen kitabında geçen düello sahnelerindeki gibi  bir düelloda ölmesi. Bu kadar erken ölmeseydi adını muhtelen Tolstoy Dostoyevski ve Turgenyev ile birlikte anıyor olucaktık. Ancak insanın  hayata erken veda etmesi ölümsüz olmasına ya da iyi işler yapmasına engel değildir. Lermontov'da  ardında Peçorin gibi bir karakter bırakıyor ve aradan yüz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen insanlar onun hakında konuşabiliyor.

Özünde saf olan iyi karakterlere alışmışsanız  Raskovnikov, Prens Mışkin ya da Alyoşa Karamazov gibi Peçorin karakteri insanda biraz şok etkisi yaratıyor çünkü iyi mi kötü mü asla anlayamıyorsunız.  Benim son kararım kötü olduğu yönünde ancak bu yoruma açık bir konu bence. Kötü bile olsa Peçorin sevdiğim bir karakter oldu. Bir olay karşısında takındığı tavırla kendinizi bir anda onun zekasına hayran olmuş buluyorsunuz.

Benim için ilginç olan karakterlerden biri de Werner oldu. Yazarın deyimiyle insan yüreğinin bam tellerini bir cesedin damarlarını inceler gibi incelemiştir  Doktor Werner ama bu bilgilerden yararlanamamıştır. Belki de bunu yapabilse karşımıza Peçorin'den bile daha iyi insanları yönetebilen bir karakter ortaya çıkacaktı.

Bu kitabın en sevdiğim yanı  Maksim Makismiç 'den bir yandan Peçorin'in hikayesini dinlerken bir yandan da yolculuk yapıyorsunuz yüksek karlı dağların tepelerinde... Ve anlatılan hayalmiş gibi gelen Peçorin'le karışılaşıyorsunuz. Karşınızda dikiliyor günlüklerini Maksim Makismiç'e bırakıyor ve siz de onun hikayesini öğrenmeye başlıyorsununz.

SPOLER!!!!!!

Sanırım tek bir kişiye aşık olan roman karaterlerine çok alışmışım. Peçorin'in Bela'yı eskisi gibi sevmemesi bende en çok hayal kırıklığıma yol açan kısım oldu. Bütün erkek roman karakterleri Alyoşa gibi olmuyor.Bütün insanların birbirnin aynısı olmadığı gibi
Gerçek dostluk kuramam ben. Çünkü, bunu hiçbiri itiraf etmese de, iki dosttan biri her zaman köledir.
Her zaman içimden geldiği gibi söylerim ben. Duymak isteyen duyar, duyması gerekmeyen ise anlamaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zamanımızın Bir Kahramanı
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
243
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514364
Kitabın türü:
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Zamanımızın Bir Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı
Zamanımızın Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı
Çağımızın Kahramanı
Zamanımızın Bir Kahramanı, genç yaşta düelloda hayatını kaybeden tutkulu bir yazarın dünya edebiyatına parlak bir armağanı.Zamanımızın Bir Kahramanı genç ve yakışıklı subay Grigoriy Aleksandroviç Peçorin'in hikâyesini anlatıyor. Servetinin kibriyle kalp kırmaktan çekinmeyen, hayata alaycı bir vurdumduymazlıkla yaklaşan, samimiyetten uzak bu kahraman, kötücül duygularının farkında olsa da, herhangi bir rahatsızlık veya vicdan azabı duymaz. Adeta zevk için kötülük eder, başkalarının mutsuzluğu için çabalar. Lermontov'un tek romanı olan Zamanımızın Bir Kahramanı unutulmaz Peçorin karakteriyle, bugün dünya edebiyatının başyapıtları arasında sayılıyor. Psikolojik çözümlemeleriyle 19. yüzyıl Rus romancılar kuşağına ilham veren roman, iyilikle kötülüğün, masumiyetle kirlenmişliğin çatışmasını derinlemesine bir şekilde ele alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 232 okur

  • İbrahim Truhan
  • Sedat Yıldırım
  • Klok
  • Wicapi Wakan
  • atacan kural avgören
  • Anchiornis Huxleyi
  • Novella Buendia
  • Beyza Yıldırım
  • Elif
  • Derya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.3
14-17 Yaş
%2.6
18-24 Yaş
%21.1
25-34 Yaş
%42.1
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%10.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.9
Erkek
%57.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (24)
9
%28.4 (27)
8
%21.1 (20)
7
%6.3 (6)
6
%7.4 (7)
5
%2.1 (2)
4
%2.1 (2)
3
%0
2
%0
1
%0