Adı:
Al Midilli
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707396
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Red Pony
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Gündelik yaşamın çelişkilerini, sıradan insanlarının acı ve sevinçlerini, umudu ve ayakta kalma mücadelesini gözlem yeteneğiyle birleştiren, anlatısındaki küçük ayrıntılarla okuru derinden yakalamayı başararak dünya edebiyatında özel bir yer edinen John Steinbeck, bu kez Jody’ye odaklanıyor.
Doğanın kâh çetin kâh teskin edici koşulları, Salinas Vadisi’nin engin topraklarındaki mütevazı bir çiftlik evinde yaşayan insanların birbirleriyle ilişkilerini de belirlemektedir kuşkusuz. Otoriter babasının sürpriz bir biçimde hediye ettiği al midilli de Jody için yeni bir dünyanın kapılarını açar. Steinbeck, Jody’nin beklenti ve hayalkırıklığı, sorumluluk ve kaygı, sabır ve hüsran gibi yetişkinler dünyasının alışıldık halleriyle ilk karşılaşmalarını doğa ve hayvan sevgisiyle bütünleşmiş bir biçimde resmederek hüzünlü ve bir o kadar gerçek bir anlatı çıkarıyor ortaya. Yaşanan toplumsal kırılmaların sesi ise her satırda kendini hissettiriyor…
108 syf.
Bu nasıl güzel bir eserdir...
Lütfen bu eseri okuyun...
Yüreğinizde hissedin...
İçiniz acısın...
Kalbinizi yoklayın. Ben hiç böyle kitap okudum mu diye kendinize sorun.
Midilli'ye üzülün, Steinbeck'e öfkelenin..
Ama bu eserden mahrum kalmayın..

Sen ne güzel bir adamsın John Steinbeck...
108 syf.
·1 günde·8/10
Steinbeck’ten okuduğum üçüncü kitap oldu Al Midilli. Steinbeck bu sefer bir aile üzerinden otoriteyi, mücadeleyi, doğal yaşamı öyle güzel anlatmış ki. Jody isimli karakterimizin otoriter bir babası, sert görünen karakteri arkasında şefkat dolu bir annesi, atlarına bakan ve Jody’nin imrendiği Billy isimli çalışanları üzerinde dönüyor olay. Jody’nin babası Jody’ye bir midilli alıyor ve bunun üzerinden aslında bir çocuğun hayatını, bir babanın oğlu üzerindeki etkisini vs. görüyoruz. Steinbeck’in betimlemeleriyle adeta Jody ile birlikte atlara bakıyor, hayvanları kovalıyor, üçgen zilin çalmasıyla anında ayakta oluyorsunuz. Kısacık bir süreye sığacak, size Steinbeck okumanın hazzını yaşatacak bir kitap.
108 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Doğa ile iç içe yaşayanların gündelik mücadelesini, mutluluklarını, hüzünlerini, pastoral metinlerle, gerçekci betimlemelerle yazılmış.
Her canlının yaşlandığı zaman geri plâna atıldığı gerçekliğini göz önüne serilmiş. Doğa ve hayvan sevgisi yansıtılmış. Toprakla uğraşan insanların sert görüntülerinin ardında sevgi dolu vicdanları olduğu ortaya konmuş.
Yalın bir dille yazılmış, okurken duygulandıran , betimlemeyle zenginleştirerek, okuyucuya o çiftlikte olduğu hissini veren Steinbeck eseridir.
108 syf.
Jody'nin tayını yedirip içirmesi, üstünü örtmesi, hasta olmasından endişelenmesi, onunla alay edeni cezalandırması, onun için uykusuz kalıp fedakarlıkta bulunması, onu çok sevmesi, acısını ve sevincini paylaşması, onunla gurur duyması... kitabın özeti budur. Ayrıca aklımda kalan bir kaç altı çizilecek notlardan biri de;
jody'ye öğüt veren billy buck'ın söylediği "insan ne kadar usta olursa olsun onu sırtından atacak bir at mutlaka vardır." sözü !!

Denenebilir . Keyifli okumalar.
160 syf.
·7 günde
Nobel ödülünü sonuna kadar hak eden bir kalemden çıktığını adeta haykıran yalın bir dille yazılmış, gerçekçi, betimlemelerle zenginleştirilmiş bir eserdir. "Armağan, Uludağlar, Vaat, İnsanların Lideri- Junius Maltby" öyküleri ile insanı duygulandıran, düşündüren ve sorgulatan bir yapıya sahiptir.

Karakter seçimleri birbirinden bağımsız ama hayatımızda karşımıza çıkan tiplerden seçilmiş. Sert ve disiplinli baba, emekçi ve sözünün eri Billy Buck, düzenli ve merhametli anne Ruth, büyüme sancıları seçen on yaşındaki Jody.

Betimlemelerin sadeliği, gerçekçiliği, duyuları kullanmadaki ustalığı Steinbeck'in kalemini ölümsüz kılıyor. Kitabı bitiren bir okura, yıllar önce sanki Jody İle birlikte o çiftlikte yaşamış da anılarında izi kalmış gibi bir his yaşatıyor.

DERİN YAPI:

*Yaşlıların anılarını gençlere anlatmadaki asıl amaçları, hayat tecrübeleri ile gençlerin yol haritalarında değerli bir iz bırakma arzusudur.

Jody'nin dedesinin anlattığı anılar hangimize kendi dedelerimizin veya ninelerimizin anılarını defalarca anlatmış olduklarını hatırlatmadı ki? Jody gibi sabırlı olduğumuz çocukluk dönemlerimizde anlayamıyorken; büyüyünce sorgulayıp anlayabileceğimiz zamanda da dinlemez olmadık mı? Tam bir paradoks!

* Bilinmeyen merak uyandırır.
( Uludağlar metaforu)

* Evcil hayvanlar ilk ebeveynlik uygulamalarımızdır.

Jody'nin tayını yedirip içirmesi, üstünü örtmesi, hasta olmasından endişelenmesi, onunla alay edeni cezalandırması, onun için uykusuz kalıp fedakarlıkta bulunması, onu çok sevmesi, acısını ve sevincini paylaşması, onunla gurur duyması...

* Hayat düşe kalka yürünen bir yoldur; hayal kırıklığına uğranılsa da vazgeçilemeyecek kadar fırsatlarla doludur. Kibirle yaklaşılırsa sağlam bir ders verir.

Jody'ye öğüt veren Billy Buck'ın söylediği "İnsan ne kadar usta olursa olsun onu sırtından atacak bir at mutlaka vardır." sözü çok özel bir derstir.

* En iyi öğrenme yaşayarak öğrenmedir.

Billy Buck'ın çocukluğunda bir eyer örtüsünde kırışıklık bırakması sonucu hayvanın sırtında yaralar oluştuğunu gören babasının, ertesi gün yirmi kilo yükle birlikte eyeri oğluna bağlaması, atının yularından tutarak o eyerle birlikte güneşin sıcaklığı altında dağı aşmak zorunda kalması ve neredeyse ölecek kadar kötü olması sonucu aldığı dersle bir daha asla bu konuda hata yapmaması örneğini görürüz kitapta.

* Zorlamayla yapılan eğitim eksik kalmaya mahkumdur.

Billy Buck ve Jody'nin tayı eğitmeleri sırasında "Kuşkusuz onu zorlayarak her işi yaptırabiliriz ama böyle davrandığımızda istediğimiz gibi bir at olmaz. Her zaman biraz korkak kalır ve hiçbir şeye aldırmaz. " sözü İle günümüzdeki eğitime güzel bir eleştiride bulunulmaktadır.

* Hayat, sonu kimse tarafından bilinmeyen bir öyküdür.

"Başına ne geleceğini kimse bilemez. Ne sen, ne ben, ne de bir başkası." Müthiş bir eşitlik duygusu ve umut verir insana.

* Bazen uzaktakini anlamaya çalışmakla o kadar meşguldür ki insan, en yakınındakini tanıyamaz.

"Bu tanımak işi garip bir iş. Ayrıntıların farkında olmaktan başka bir şey değil. Bazı zihinler uzun menzilli, bazıları kısa menzilli oluyor. Ben kendime çok yakın şeyleri hiçbir zaman net şekilde görememişimdir. Örneğin Parthenon'u, şuracıktaki evimden çok daha iyi tanıyorum."

* Zalim insan, kendi dünyasında yaşayıp gideni yok etmekten zevk duyar.

"Ama sonraları askerlerin gelip Kızılderilileri avlaması, çocukları vurması ve çadırları yakması senin fare avından pek farklı değildi." sözleriyle Steinbeck, Jody'nin şamanlar arasında kendi halinde yaşayan doğal yaşam alanındaki fareleri öldürme arzusunu metafor olarak seçerek nokta atışı yapmıştır.

* Karakterli kişiler, ne pahasına olursa olsun sözlerinin arkasında dururlar.

Jody'nin babası Carl, büyükbabanın arkasından konuşurken ona yakalandığını görünce özür dileyip sözlerini geri alırken kendi karakterini paramparça etmişken; Billy Buck, Jody'ye vaat ettiği tayı doğurtabilmek için çok sevdiği kısrağı Nellie'yi feda ederek sözünün arkasında durma cesaretini acısıyla harmanlamak zorunda kalmış ama karakterinden ödün vermemiştir.

*Toplumdan ne kadar soyutlanmaya çalışılsa da bir sonraki nesile bulaşan toplumun etkisi bir virüs gibi yabancılaşmış bireyi yok etmeyi başarır.

Okumayı, azla yaşamayı, toplumun normlarından farklı yaşamayı seçerek kendi kabuğunda minik oğluyla yaşayan Junius, okula başlayarak toplumsal baskılara ve kapitalin gücünün etkisine maruz kalan oğlunun çektiği acı İle tüm kazanımlarını geride bırakarak topluma geri dönmek zorunda kalmıştır. Toplum, kendisine benzemeyeni yavaş yavaş ezerek öğüten ve dişlilerinin dönmesindeki engel oluşturmayacak kadar un ufak edene kadar bundan vazgeçmeyen acımasız, ruhsuz, duygusuz bir makine olarak er geç kazanmaktadır. Bayan Morgan gibi aydınlar ise bunu izlemenin acısını çekerler ama bir etkide bulunma gücünü de kendilerinde bulamazlar ne acıdır ki!
108 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Steinbeck en sevdiğim ve keyifle okuduğum yazarlardan.Kitaba gelecek olursak otoriter ve sert bir babanın küçük oğlu Jody’e hediye olarak aldığı bir midilli ve çocukla aralarındaki bağın hikayesidir “Al Midilli''.Aralarındaki masum sevgiyi ve bağı, çocuğun midillisi uğruna üstlendiği sorumlulukları ve fedakarlıkları okumak içimi ısıttı Kitapta en sevdiğim şey köyün, dağların, yeşilliklerin betimlemeleriydi. Jody’nin duyduğu hayal kırıklığı, sevinci, masum sevgisini aktarması da güzeldi. Zaten yazar çocukluğundan esinlenerek yazmış bu kitabı.. Kitaplarla ve sevgiyle kalın..
108 syf.
·3 günde·7/10
| Spoiler içerebilir belki de içermeyebilir.

Merhaba,
Tiflin ailesini dört farklı hikayede yalın bir dille anlatan eserde, çiftlikte büyüyen Jody adlı küçük bir çocuğun ailesinde olan bitenleri gözlemlemesi ele alınıyor. Kimi zaman kendisine hediye edilen tayla hayvan sevgisini ve gösterdiği fedakarlığı,
kimi zaman büyüklerin acımasızca tutumlarıyla tanışıp yaşadığı hayal kırıklığı nedeniyle masum öfkesine şahit oluyorsunuz. Steinbeck,kendi çocukluğundan esinlenerek yazdığı hikayede "büyüklerin" dünyasına adım atarken hissettiklerimizi ele almasını anlatırken tercih ettiği olaylar bana kalırsa gayet gerçekçi. Özellikle son hikayeyle kalbimde yer ettin altın sarısı saçlı, güzel kalpli Jody.
108 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Bazen tebessüm ettiren bazen de hüzünlendiren kısacık bir romandı. Bir çiftliğin günlük akışına tüm gerçekliğiyle yer verirken, doğaya ve insanların duygularına da derinlemesine bakmış Steinbeck.

On yaşındaki Jody ile önce çiftliğe alışıp sonra onunla birlikte yeni sorumluluklar alıyor okuyucu romanda. Bir atın sorumluluğunu alırken ki heyecanla karışık korkusunu, arkadaşlarına karşı daha büyük hissedişi gibi birçok duyguyu yaşatıyor. Okurken satırların sular gibi aktığı bir romandı benim için. Sadece bitişinde bir boşluk var gibi. Böyle bitmemeliydi sanki.


https://www.instagram.com/...igshid=1qfjfg5llze2q
108 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Middilisine birşey olucak mı? Atı sağlıklı doğum yapıcak mı? Babası yaptığı işi begenicek mi? Annesi duygularını anlayabilecek mi? Billy sözünü tutabilecek mi? Jody'nin çevresinde olup biten herşeye ve kalbine dokunabilen herkese dair çok sıcak bir hikaye. Küçük bir çocuğun gözünden hayaller ve umutlara dair şiirsel bir hikaye olmuş.
Steinbeck duygusallıktan yine içimi delik deşik etti desem yeridir. Bayıldım.
108 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Merhaba;
Benim için özel olan yazarlardan biridir John Steinbeck. Çünkü hem kalemini, uslubunu cok seviyorum hemde ele aldığı konuları ve onları anlatmaktaki ustalığını çok begeniyorum.
Al midilli kitabinda ise sakin bir çiftlik sahibi olan Tiflin ailesinin gündelik yasamlarını dört bölüme ayrılmış hikayelerle okuyoruz.
Babası Jody' ye bir gün midilli hediye ediyor ve bu hediye Jody'yi nasil degistiriyor, sorumluluk duygusunu nasil güçlendiriyor bunu da gozlemlemiş oluyoruz.
Tiflin ailesinin yaşamlarındaki acıya, umuda ve ayakta kalma mucadelesine gündelik işlerini okurken tanıklık etmis olacağınız, betimlemeleri sayesinde hayal gücünüze de yardımcı olan keyifli bir kitap.
Çok da kısa olduğu için bir solukta okuyabilirsiniz.
Kitapla ilgili düşüncelerim ay sonu okuduğum kitaplarım videosunda daha ayrıntılı bir şekilde yer alacak.
Dilerseniz o zamana kadar başka bir videoma göz atabilirsiniz.

https://youtu.be/yssnBmM3h6c
108 syf.
1930’lu yılların başı, Büyük Buhran döneminde Kaliforniya’nın Salinas Vadisi’nde uzanan, biraz dış dünyadan kopuk, küçük bir çiftlik ve bu çiftliği her türlü zorluklara rağmen idare ettirmeye çalışan bir aile. Çiftlikte yaşam zordur ama her şey son derece düzenlidir. Yapılan her işte tam bir disiplin hâkimdir. Disiplin her duygunun önüne geçmektedir. Kitapta 10 yaşındaki Jody Tiflin’in yaşamından alınan 4 farklı öykü yer alıyor. Dört hikâyede de Jody umudu, sevinci, hayal kırıklığını, sorumluluğu, hayatın zorluklarını öğreniyor. Hikâyeler tamamıyla Jody’nin duygusal olgunluğunun ne şekilde geliştiği, çevresindekilerle ilişkileri ve etrafındaki dünyayı anlamlandırma çabası içinde yaşadıkları olaylarla ilgili. Jody büyümeyi öğreniyor, hayatın kelebek ve gökkuşaklarıyla dolu olmadığını öğreniyor. Hayatın içinde ölüm, acı, keder, öfke, mutsuzluğun da var olduğunu öğreniyor. Hayat her zaman mutlu sonlarla bitmez, hayatın içinde adaletsizlikler de vardır. Çok sevdiğimiz, tanrılaştırdığımız her şey bir gün bizi yüz üstü bırakacaktır. Steinbeck günlük yaşamın trajedilerini ve hayal kırıklıklarını (Jody’nin gözünden) okura çok etkili ve adeta kelimelerle resim yaparcasına anlatmayı başarabilen az sayıda yazarlardan biri bence.
"Bana başka hikaye anlatmayacak mısın?" dedi jody
"Tabii ki anlatacağım, ama sadece insanların dinlemek isteğinden emin olduğum zaman."
"Ben dinlemek istiyorum, Büyükbaba."
"İstiyorsun elbette, ama sen daha küçüksün. Yapılan işleri erkekler başardı, ama sadece çocuklar dinlemek istiyor."
John Steinbeck
Sayfa 104 - Sel
Düşersen kesinlikle hayalkırıklığına uğrayıp vazgeçme.
İnsan ne kadar usta olursa olsun onu sırtından atacak bir at mutlaka vardır.
John Steinbeck
Sel Yayıncılık
Jody gerçekten de böyle aptalca şeylerin geçmişte kaldığını hissediyordu. Yemek kabına boynuzlu kurbağa koymayacak kadar büyüktü artık.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Al Midilli
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707396
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Red Pony
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Gündelik yaşamın çelişkilerini, sıradan insanlarının acı ve sevinçlerini, umudu ve ayakta kalma mücadelesini gözlem yeteneğiyle birleştiren, anlatısındaki küçük ayrıntılarla okuru derinden yakalamayı başararak dünya edebiyatında özel bir yer edinen John Steinbeck, bu kez Jody’ye odaklanıyor.
Doğanın kâh çetin kâh teskin edici koşulları, Salinas Vadisi’nin engin topraklarındaki mütevazı bir çiftlik evinde yaşayan insanların birbirleriyle ilişkilerini de belirlemektedir kuşkusuz. Otoriter babasının sürpriz bir biçimde hediye ettiği al midilli de Jody için yeni bir dünyanın kapılarını açar. Steinbeck, Jody’nin beklenti ve hayalkırıklığı, sorumluluk ve kaygı, sabır ve hüsran gibi yetişkinler dünyasının alışıldık halleriyle ilk karşılaşmalarını doğa ve hayvan sevgisiyle bütünleşmiş bir biçimde resmederek hüzünlü ve bir o kadar gerçek bir anlatı çıkarıyor ortaya. Yaşanan toplumsal kırılmaların sesi ise her satırda kendini hissettiriyor…

Kitabı okuyanlar 519 okur

  • hamdi Gültepe
  • Erkan agadi
  • Caner
  • Mert Kaya
  • Sinem
  • Celal Uslu
  • Ömer Yıldız
  • Esra Gönüllü
  • Zeynep
  • GÜLÇİN ÖZ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%18.3
25-34 Yaş
%41.7
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.1
Erkek
%53.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.6 (25)
9
%14.7 (27)
8
%20.1 (37)
7
%21.2 (39)
6
%13 (24)
5
%4.9 (9)
4
%0
3
%0.5 (1)
2
%0
1
%1.1 (2)