Hiçbir şeyden etkilenmeyecek kadar katılaşmak iyi olurdu herhalde ancak o zamanda insanlardan büsbütün kopar ve öyle bir yalnızlığa kapılırsın ki hayat katlanılmaz duruma gelir. Bunu yapmayı başaranlar, kendilerini birer canavar haline sokacak gücü kendinde bulanlar da var. Ama sayılarını ne kadar az olduğunu bizden şaşarsın. Ya da şöyle diyeyim: Hepimiz canavarlaştık, ama yüreğinde bir zamanlar yaşadığı hayatın bir kırıntısını taşımayanımız yok gibi. En büyük sorun da bu belki. Bizim bildiğimiz gibi yaşanan hayatın sonu gelmiş, onun yerini alan şeye de kimse akıl erdiremiyor.
Haberin haberin var mı?
Terk etmedi sevdan beni
Aç kaldım susuz kaldım
Geceler gecelerce
Geceler geceler
Yastığımda düşümde içimdesin
Bir hain bıçak gibi kalbimdesin
Dermanı yoktur bilirim
Tütünsüz uykusuz kaldım
Terk etmedi sevdan beni
Aç kaldım susuz kaldım
Geceler gecelerce
Geceler geceler
Yastığımda düşümde içimdesin
Bir hain bıçak gibi kalbimdesin
Dermanı yoktur bilirim.
youtu.be/4rvf12Ot64Y?si=...
Ne kadar geriye gidersen, eskiye dönersen dünya o kadar güzel ve çekici görünüyor. İnsan her sabah, bir önceki gün karşılaştıklarından daha kötüsüyle yüz yüze geleceğini bilerek güç bela kalkıyor yatağından, ama uyumadan önce var olan dünyadan söz ederek kendini kandırmayı, şu anda içinde bulunduğun günün yüreğinde taşıdığın öteki günlerin anısından daha az ya daha çok gerçek olmadığına, yani asılsız bir hayal olduğuna inanmayı başarıyorsun.