1000Kitap Logosu
Nevâl El-Seddavi

Nevâl El-Seddavi

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.7
2.151 Kişi
6,3bin
Okunma
351
Beğeni
9,5bin
Gösterim
Tam adı
Nevâl el-Saadavi, Naval Al Saadavi, Nevâl es-Saadavi, Nevâl El-Saddavi
Unvan
Mısırlı Feminist Yazar, Aktivist ve Psikiyatrist
Doğum
Kafr Tahla Köyü, Kahire, 27 Ekim 1931
Yaşamı
Neval El Saddavi (Arapça: نوال السعداوى) (d. 27 Ekim 1931) Mısırlı feminist yazar, aktivist ve psikiyatrist. Nil Nehri kıyısındaki Kafr Tahla köyünde doğdu. İslam'da kadının yeri üzerine pek çok kitap yazmıştır. Saddavi tüm dünyada feminist ve aktivist kişiliği ile tanınmaktadır. İslamiyet’te kadın başlığı altında birçok kitap yazan yazar ülkesinde kadın sünnetini engellemek amacıyla eylemlerde bulunmuş, bu eylemlerden ötürü hapse girmiştir. Kahire'de ve ülkesinin kırsal kesimlerinde doktor ve psikiyatrist olarak görev yapan Saddavi, eserlerinde Arap toplumunda kadının konumlanışını eleştirel bir dille ele almış ve bunu değiştirmeye çalışmıştır. Neval El Saddavi, uluslararası birçok ödüle sahip olmuş ve uluslararası ve ulusal birçok konferensa katılmış, eserleri otuzdan çok dile çevrilmiş bir yazardır. Yaşamı 1931 yılında Kafr Tahla adlı köyde doğan ve tıp eğitimi alarak psikiyatri doktoru olan El Saddavi, çeşitli şehirlerde çalışmış ve sağlık alanında birtakım yazılar yazmıştır. Arap kadınların sorunlarını ele aldığı ve 1972 yılında yazdığı "Woman and Sex" adlı kitabı, laik ve dini kesimler tarafından suçlanmıştır. İngiliz işgaline ve Camp David Sözleşmesi'ne karşı çıktığından dolayı tutuklanmıştır. Kocasından boşanma ve Mısır'dan atılma cezası almıştır. Kadınların yanında işçi sınıfının da sorunlarını da çekinmeden dile getirdiği için siyasi kesim tarafından tepki alarak işinden uzaklaştırılmış, hapse girmiş ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. Mücadelesi sonucunda ölüm cezasından kurtulan El Saddavi, hâlen yazmaya devam etmektedir. Kitapları birçok dile çevirilmiştir.
112 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bu kitaba inceleme yazsam mı yazmasam mı karar veremedim ama çok doluyum, içimdekileri dökmem lazım. Ataerkil düzende kadınlara yapılanlar midemi bulandırıyor, sinirlerimi alt üst ediyor, hayattan soğutuyor, içimdeki öfkeli kadını uyandırıyor. Tahammülüm yok artık bunlara. Her gün bir kadın cinayeti haberi görmekten o kadar bıktım ki! Ölen her bir kadına üzülmekten kendimi unuttum. Tecavüz edilip öldürülen küçücük çocuklar. Tecavüz edilip öldürülen sonra da cesedi parçalara ayrılıp gömülen kadınlar. Ben kadın cinayetlerine gözümü Münevver Karabulut ile açtım ve asla unutmam o kızcağızı. Unutamam. Ondan sonra ardı arkası kesilmedi bu durumun. Her gün ölenlere yeni bir kadın eklendi. Şans eseri yaşıyoruz resmen şu dünyada. Adalet desen hak getire! Öyle ki tecavüzcü katilin teki çıkıp mahkemede "Zaten bakire değildi!" savunması yapabiliyor. Kadınlara tecavüz etmek, öldürmek, dövmek o kadar kolay ki! Bir insan nasıl vicdanı sızlamadan bunları yapabilir aklım almıyor. Söyleyecek daha o kadar çok şeyim var ki! Nefretim dolup taşıyor. Kitap gerçek bir yaşam öyküsünden alınma olduğu için bendeki etkisi de o kadar büyük oldu. O kadar canımı yaktı. Daha küçücük bir çocukken bile cinsel bir obje olarak görülen, amcasının tacizine uğrayan Firdevs. Annesine bu hayata nasıl geldiğini sorduğu için annesinin isteği üzerine sünnet ettirilen Firdevs. Amcasının; yaşlı, iğrenç, yediği lokmasını sayan, döven bir adamla evlendirdiği Firdevs. Evden kaçıp başka insanlara güvenerek hayatının hatasını yapan Firdevs. Her güvendiği kişiden bir tekme yiyen Firdevs. Ortaokul diplomasıyla iş bulup kendi hayatını kendi kazanmak isteyen ama her seferinde önüne engeller çıkan Firdevs. Gerçek özgürlüğü sadece bağımsız bir fahişe olmakta bulan Firdevs. Senin acın; benim acım, tüm kadınların acısı Firdevs. Seni bu hayatı yaşamaya mecbur kılan ataerkil düzen utansın! Sana değer vermeyen annen, baban, amcan, kocan utansın ama sen utanma. Sen sadece bu hayatta var olmaya çabaladın. Yaşamaktan bahsetmiyorum bile. Gerçekten yaşamayı hangimiz becerebiliyoruz ki?
Sıfır Noktasındaki Kadın
Okuyacaklarıma Ekle
2
104
112 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
● Bir soğuk yel eser, üşür inceleme bile..
Neval El Seddavi, ölüm hücresinde "cinayet" zanlısı Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşup, Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü kitaba aktarmış. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini öğrenmeye cesaretiniz var mı? Sıfır noktası neresidir? Yazara göre; Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırdır. Bana göre ise; var olmak ile ölüm arasındaki sınırdır. Zira, ölmemek yaşamak değildir. Ölmemek yaşamak olsaydı, Firdevs ölememek için dilekçe yazıp idam cezasını müebbet hapis cezasına çevirebilirdi. Firdevs sözde yaşarken defalarca ölmüştü, öldürülmüştü zaten. Bu ilk olmayacaktı ama, son olacaktı. Bir daha ölmeyecekti. Belki de bu rezil yaşamdan kurtulmanın tek yoluydu ölmek. Oysa ne istemişti Firdevs? Okumak kimliksiz, değer görmek insanca, ve var olmak hayatın her alanında. Ne oldu peki? Baba evinde değer görmedi. Babası ölünce amcasıyla yaşayıp, amcası tarafından tacize uğradı. Daha sonra, okuldan alınıp yaşlı bir adamla zorla evlendirildi. Adam, yeri geldi lokmalarını saydı, yeri geldi dövdü, ama hiç değer vermedi. Evden kaçtıktan sonra olanlar oldu. Sözde yardım etmek amacıyla yaklaşan herkes ya bedeninden faydalandı ya da sattılar Firdevs'in gencecik bedenini. Çıktığı her bataklıktan sonra başka bir bataklığa gömüldü Firdevs. Durumu kabullendi sonunda. İyi bir fahişe oldu ama saygı görmedi. Para karşılığı yatarlar kadınla, neden bu hallere düştüğünü sorgulamazlar ve bunlar yetmezmiş gibi utanmadan zevk alıyor musun diye sorarlar. Fahişe diye değer vermezler, saygı göstermezler, çıkarken parayı yatağın üzerine atıp çıkarlar. Her pisliği yaparlar gizlice ama, sokağa çıkınca saygın bir kişilikmiş gibi geçinirler. Kadını eğitimsiz bırakıp eve kapatırlar, kadın kocasından para bekler, kocası isterse döver, isterse sever, ee sonra. Kadın katlanamayıp kaçınca da tutunacak ne işi vardır, ne parası, ne diploması. Kadına el uzatmazlar, hep cinsel obje olarak görürler ve öyle davranırlar. Kadınının bedeni üzerinden para kazanıp, adına da fahişe derler ve öyle yargılarlar. Nasıl ki, dilin tek müşterisi kulaksa, fahişenin de tek müşterisi erkektir. Yani erkek olmazsa, fahişe de olmaz. Kaç erkek sokakta kalan bir kadına sahip olmak, satmak yerine yardım edecek kadar onurludur. Sonra kadın, bedeni yetmezmiş gibi bir de maddi olarak sömürülünce dayanamayıp pezevengi öldürdüğü için cinayetle yargılarlar. Oysa Firdevs, toplumun gözü önünde defalarca öldürüldü ama tek bir kişi bile yargılanmadı. Firdevs’i buraya sürükleyenler dışarıda saygınım diye geçinmeye devam ettiler ama Firdevs yargılandı. İçeride cinayetle, dışarıda fahişelikle.. Kimdi Firdevs? Dayak yiyen, taciz edilen, tecavüz edilen, eğitimden yoksun bırakılan, çalışmasına izin verilmeyen, değer görmeyen, sevgisiz bırakılan, her türlü zulme maruz bırakılan tüm kadınlardı.. Firdevs fahişe değildi, mecburdu.. Bedenini teslim etti ama, ruhuna asla.. Fahişe; bedenini satan değil, ruhunu satandır.. Ve erkekler bundan muaf değildir.. Şimdi diyeceksiniz ki böyle inceleme olur mu? Peki böyle hayat olur mu? Olur, olmaz olur mu? Ama, olmaz olsun..
Sıfır Noktasındaki Kadın
Okuyacaklarıma Ekle
72
127 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kadın...
Gerçekten çok çaresizim… Kitabı iki saat kadar sürede bitirdim. Nasıl bittiğini bile anlamadan. Üstüne kaç defa daha içini karıştığımı, üstüne düşündüğümü bilmiyorum. Üç gündür ruhum inanılmaz yorgun. Bir şeyler yazmalıyım diyorum ama ne yazsam eksik kalacak sanki. İlk kez bu kadar yoğun yaşıyorum bu duyguyu. Kafamdakileri toparlayabilmeyi dileyerek başlıyorum… Son üç gündür ben, ben değilim. Ben Firdevs'im, ben Ayşe'yim, ben küçük yaşta o pis ellerin dokunduğu küçük Leyla'yım, daha 8'ne varmadan ergin sayılan hatun kişi olan kadın Ünzile'yim… Çocukken tacize uğradım, okutulmadım, evlendim kocamdan dayak yedim, yetmedi hırsıyla birlikte dayağının ardından tecavüze uğradım. Dışarıda hor görüldüm, ne sesim duyuldu ne fikrim! Görülen tek şeyim bedenim. Sadece bir beden. İhtiyaç görünmekten öteye gitmeyen. Hizmetten öteye gitmeyen. Köle bir beden. İçinde sıkışıp kalmış bir ruh. Tüm kadınların acısını yüreğini paramparça ederek hissetmis biriyim yalnızca şimdi. Elinden hiçbir şey gelmeyen sadece bomboş bakarak bir şeylerin değişmesini dileyen bir kadınım. Tıpkı diğer kadınlar gibi… Bilenler bilir bu toplumsal konularda ve kadınla ilgili olan her konuda biraz hassasım. Bununla da gurur duyuyorum -her ne kadar çoğu zaman göze batsam da-. Daha önce incelediğim Galeano’nun Kadınlar kitabında ağırlıklı (#31664853 ) , diğer birkaç kitabın incelemesinde de bu konulara değinmişliğim var. Bu konu benim hassas yaram. Bir nevi ameliyatlı yerim. Bunun böyle olmasında birçok etken var elbet,birçok kadın gibi benim de… Muhteşem Gatsby’nin filmini izlerken bir söz beni vurmuştu. Gatsby’nin sevgilisi Daisy güzel bir kızı olduğunu söyledikten sonra “Bir kızın bu dünyada olabileceği en iyi şey bu; güzel küçük bir aptal.” demişti. Gerçekten bunun zihnime kazındığını söyleyebilirim. Bunu söylerken ki yüz ifadesi bile zihnimde... Bazen bilinçli olmanın gerçekten insanı çok yorduğunu fark ediyorum. Acaba hiçbir şeyin farkında olmayan aptal biri olmak nasıl bir duygu. Sonra düşüncemin tiksinçliğiyle kendime gelip bunun yaşamak olmadığını görüyorum. Sahi.. görerek, bilerek, acı çekerek susmak da aptallığa dahil değil mi? Böyle yaşamak da yaşamak mı? Sıfır Noktasındaki Kadın, yazarımız Neval El Seddavi’nin nevrozlu kadınlar ilgili araştırma yaparken Kanatır Cezaevinde rastladığı bir kadın olan Firdevs’in hayat hikayesini anlatır. Kitabı bir kenara koyup yarın devam ederim düşüncesiyle masaya falan bırakamıyorsunuz, yanında çay kahve içeyim keyifle okuyayım gibi bir düşünce varsa kafanızda onu da atın. Kitabı okurken de bittikten sonra da keyif biraz size haram olacak, inanın. Bu kitap acı bir kitap, derin bir kitap. Rahatsız olacaksınız, olmalısınız da! İçeriği hakkında bilgi vereceğim, uyarılır! Firdevs çocukluğundan itibaren kadın olanlardan. Hani şu Aysel Gürel'in yazdığı insan dölü, Ünzile gibi. Küçücük çocukken hayvanlara bakıyor, ekmek yapıyor. Küçük birer köle olarak başlıyor hayatının yolculuğu. İlk başta amcası uzatıyor ona iğrenç ellerini. Hem de annesi ve babasından daha çok sevdiği amcası. Annesine nasıl dünyaya geldiğine dair sorular sormaya başlayınca bir ton dayak yiyor önce. Sonra annesi elinde jiletli bir kadını çağırıyor, sünnet ettiriyor kızını. Annesi! Almaya başladığı hazzı sorgulama yapmasına sebep olduğunu mu düşünüyor nedir bilmem. Elbet klitorisinden olan Firdevs sorgulama yetisinden de olmuyor. Fikrin önüne kimseler geçemez! Okumayı çok istiyor bu yüzden şu ilk ellerini uzatan amcası, üniversite okuyan amcasının yakasına yapışıp okula gitmek istediğini söylüyor, anne babası ölünce de götürüyor amcası. Ortaokul diplomasina sahip olan Firdevs için hayat, okulu bittikten sonra başlıyor. Amcası tarafından yaşlı iğrenç bir herifle evlendiriliyor. Daha küçücükken yemek yapıyor, tiksinç kocasına "karılık" yapıyor, dayağını yiyip susuyor. "Dayaktan uslanalı Hiçbir şey sormuyor…" En sonunda evden kaçıyor dışarıda da başına gelmeyen kalmıyor ve en sonunda hayat onu fahişe olmaya itiyor. ... Kitapta öyle vurucu yerler var ki okuduktan sonra ciddi anlamda uzunca düşündürdü beni. Başınıza aldığınız bir darbe sonrasındaki duraklama gibi bir etkiye sahipti bu cümleler… Bir kadına yalnız olmayı öğütler gibiydi, tek başına olmanın en üstün olduğunu bir erkeğe hiçbir zaman sarılmamanız gerektiğini öğütler gibiydi. Feminizmi hissettiren öğreten bir kitaptı benim için. Özellikle bu alıntı... "Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve cennetteki her iki dünyayı da erkeklerin ellerinde tuttuklarını biliyordum. Erkeklerin kadınların bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar öyle yada böyle, fahişeydiler" Üzerine tek kelime dahi etmeyeceğim. Yoruldum. Çok ama çok yoruldum. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini görüyorum çoğu zaman. Böyle geldik böyle gideceğiz galiba diyorum. Acıyor şuram… Küçükken taciz, tecavüz edilen yavrulara, Daha yeni regl olmaya başlamışken evlendirilen o kız çocuklarına, Kocasının her hizmetini görüp dayak yiyen kadınlara, kocası tarafından tecavüze uğrayan kadınlara, yok sayılan kadınlara, ağlayan kadınlara, çaresiz kadınlara yazıyorum tüm bu yazdıklarımı. N'olur susmayın! N'olur kabullenmeyin! N'olur ben buradayım, deyin! N'olur yıkın çığlıklarınızla bu dünyayı! Sesinizi çıkarın! Size ayıp diyenlerin ne çirkefmiş diyenlerin suratına tükürün! Bunu yapacaklar size, o senin kocan döver tabii, diyecekler! Susmanızı böyle kabul etmenizi isteyecekler yapmayın! Acımasız olun size acımasız olanlara! Yorgunum. Söyleyecek tek kelimem kalmadı artık bu düzene. Yaşadıklarınızın karşılığını bulmaniz temennisiyle! "Korkar durur gitmez Köyün en son çitine İnanır o sınırda dünyanın bittiğine Ünzile insan dölü Bilinmezlere gebe Sırların mihnetini Yükleyip de beline…" youtu.be/DmvfQOJtiOE
Sıfır Noktasındaki Kadın
Okuyacaklarıma Ekle
38
260