Adı:
Al Midilli
Baskı tarihi:
1957
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Red Poney
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Al Midilli
The Red Pony
Al Midilli
Al Midilli
Al Midilli
108 syf.
Öncelikle bu güzel kitabı hediye eden minik kıymetli kitap kurduma çok teşekkür ediyor sevgilerimi sunuyorum. Var olsuun *-*

Steinbeck amca tarım işçisi bir ailenin çocuğu, Kaliforniya’nın Salinas kentinde doğmuş ki çoğu eserinde doğduğu yeri değinir imiş. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını çiftliklerde çalışarak geçirmiş.

Erken yaşlarda yazar olmak isteyerek okuldaki derslere sadece yazarlığa katkısı olacaklara katılıvermiş ^_^
6 yıl öğrenim hayatında neler yapmamış ki : ırgatlık, marangozluk, tezgahtarlık, kapıcılık, boyacılık gibi pek çok işte çalışıvermiş efendim ,yüreğine, emeğine sağlık vallahi. Pek tabi bu yaşam deneyimleri de eserlerine yansımış ve emekçilerin, işçilerin koşullarına değinerek harmanlamış biz okurların önüne sunuvermiş.

Üniversiteyi bırakıp gazeteciliğe yönelmiş lakin yazılarını bir türlü yayınlayamamış sonraları ‘’Kenar mahalle ‘ adlı kitabıyla (şimdiki adı Yukarı Mahalle diye geçiyor) yayınlayarak adım atmış. 1962 yılında da Nobel Edebiyat ödülünü almış ^_^

Al midilli ismi kitabın ilk öyküsünün adı oluvermiş sonrasındaki 3 öykü farklı .
En çok etkileyen öykü de benim için Al midilli oluverdi ^_^

Sert ve disiplinli bir baba, çiftliğin bakımıyla özellikle de atlara dair bilgisi ve deneyimi çok olan Billy amca ile Jody'e midilli alırlar. Sonrasında Jody’nin midilliye olan sevgisini ,sadakatini, sorumluluk duygusunu, merhametini görüyoruz. Steinbeck ‘in anlaşılır, çok güzel betimlemeleriyle sanki çiftlikteymiş havasını almak, koyunlar, inekler, çayırlar, otlar, bıldırcınlar, çiçekler vs derken okuduğum gün pazar olup sanki çiftlikteymişim gibi bir sevinçle evde olduğumu bana unutturdu. Minnettarım Steinbeck amca sana *-*


3. Öyküde de Jody’nin taya sahip olmak için gösterdiği sabır, çiftliklerindeki kısrağa olan titiz bakımı, davranışı, bazı geceleri ahır da uyuması, Billy amcanın tayın doğumu için uğraşları vs Steinbeck farkıyla sanki oradaymış da tüm olaylara tanık oluyormuşuz gibi bir durum söz konusu. ^_^

Bazılarımız için belki zaman kaybı gibi, çocukça gelebilir lakin arada böyle ödüllendirmelerle ruhu dinlendirmek, betonlaşmış kentlerde yaşadığımızı bir kez unutmak isteyip çiftlikte olmayı istersek bu sımsıcak bir o kadar da hüzün barındıran Al Midilliyi öneririm ^^

The Rolling Stones- Wild Horses https://www.youtube.com/...VhTMgUGQ&index=1

America - A Horse With No Name https://www.youtube.com/watch?v=zSAJ0l4OBHM iki güzel gruptur tavsiye ederim *-*

Spirit: Stallion of the Cimarron (2002)
Özgür Ruh http://720pizle.com/...of-the-cimarron.html animasyonu da çok güzeldir :)

Bundan sonraki kısım herhangi bir bilgi içermiyor
Neden bu kadar atları seviyoruma dair hikayem :)
Üniversitede ilk yılımda at topluluğunun varlığını öğrendim, çiftlik uzak olduğu için de pek bilinmiyor imiş , insan sevince valla uzak muzak dinlemiyor zorluklara nasıl da katlanıveriyor . Yalnız başıma gidiverdim ormanvari yerlerden geçerekten :D tabi korkmadım değil , telefonumdan sevdiğim müzikleri (bkz: Midlake- Core of Nature gibi , sözleri de çok derindir , tavsiye ederim ) dinleyerek vardım çiftliğe.
Atların olduğu kısma girince kalbim ıp ıp ıp atıverdi :D 12 tane birbirinden yakışıklı , güzel farklı ırklarda ( İngiliz, Arap ) atlar mevcuttu. Ordaki amca sağ olsun tek tek isimleriyle tanıttı, bilgilendirdi. Sonrasında ben de aranıza katılabilir miyim dedim ve hemen işe koyuluverdim kikikikikİ , samanları temizlemek falan benim için keyif verici, mesud ediciydi. ^_^

Hocalar, arkadaşlar biniş için için dışarı çıktıklarında fırsat bu fırsat diyerek içerdeki atlarla yalnız kalırdım, bol bol dertleşirdim, özellikle Melek adındaki atla( İsmi gibi melek, masum, mahzun bakışlı ) kalplerimiz etkileşimdeydi sanki , o gün üzgünüm lakin neşeli olmaya çalışınca kabul etmezdi üzgünsen üzgünlüğünü yaşa net ol derdi adeta, çok şey öğretti ^_^
Anlardı beni , anlattıklarımı buğulu gözlerle bakarak cevap verirdi. Hüzünlenirdim.

Bazı zamanlarda metal müzik açardım onlara :D psikolojilerini bozduysam burdan atlar adına özür diliyorum .

Bir de tımar olayı var ki en en sevilenler arasında, dokunup hissederek yelelerini, tüylerini taramak (tabi huysuzlukları tuttuğunda zapt etmek çok zor) çok güzel bir şey. Bazı zamanlar hocalarım kızardı kedi, köpek mi bu sakinsin , bağıracaksın yeri geldikçe diye uyarıverirlerdi , atların sayesinde bağırmayı da öğrendim ses tellerim açılıverdi :D

Tabi çiftliğin ağır bi kokusu oluyordu eve dönüşlerde toplu taşımalarda çok keskin bakışlar atıyordu insanlar çoğu zaman yürüyordum ama :D ben seviyordum o kokuyu rahatsız etmiyordu ^_^ gibi gibi..
Velhasıl kelam atları sevelim, imkanınız varsa ziyaret edin, binin, okşayın efendim siz böyle yaptıkça bu yavrucak da çok mesud oluverir ^_^

Huzurla ve sağlıcakla kalın.
160 syf.
·7 günde
Nobel ödülünü sonuna kadar hak eden bir kalemden çıktığını adeta haykıran yalın bir dille yazılmış, gerçekçi, betimlemelerle zenginleştirilmiş bir eserdir. "Armağan, Uludağlar, Vaat, İnsanların Lideri- Junius Maltby" öyküleri ile insanı duygulandıran, düşündüren ve sorgulatan bir yapıya sahiptir.

Karakter seçimleri birbirinden bağımsız ama hayatımızda karşımıza çıkan tiplerden seçilmiş. Sert ve disiplinli baba, emekçi ve sözünün eri Billy Buck, düzenli ve merhametli anne Ruth, büyüme sancıları seçen on yaşındaki Jody.

Betimlemelerin sadeliği, gerçekçiliği, duyuları kullanmadaki ustalığı Steinbeck'in kalemini ölümsüz kılıyor. Kitabı bitiren bir okura, yıllar önce sanki Jody İle birlikte o çiftlikte yaşamış da anılarında izi kalmış gibi bir his yaşatıyor.

DERİN YAPI:

*Yaşlıların anılarını gençlere anlatmadaki asıl amaçları, hayat tecrübeleri ile gençlerin yol haritalarında değerli bir iz bırakma arzusudur.

Jody'nin dedesinin anlattığı anılar hangimize kendi dedelerimizin veya ninelerimizin anılarını defalarca anlatmış olduklarını hatırlatmadı ki? Jody gibi sabırlı olduğumuz çocukluk dönemlerimizde anlayamıyorken; büyüyünce sorgulayıp anlayabileceğimiz zamanda da dinlemez olmadık mı? Tam bir paradoks!

* Bilinmeyen merak uyandırır.
( Uludağlar metaforu)

* Evcil hayvanlar ilk ebeveynlik uygulamalarımızdır.

Jody'nin tayını yedirip içirmesi, üstünü örtmesi, hasta olmasından endişelenmesi, onunla alay edeni cezalandırması, onun için uykusuz kalıp fedakarlıkta bulunması, onu çok sevmesi, acısını ve sevincini paylaşması, onunla gurur duyması...

* Hayat düşe kalka yürünen bir yoldur; hayal kırıklığına uğranılsa da vazgeçilemeyecek kadar fırsatlarla doludur. Kibirle yaklaşılırsa sağlam bir ders verir.

Jody'ye öğüt veren Billy Buck'ın söylediği "İnsan ne kadar usta olursa olsun onu sırtından atacak bir at mutlaka vardır." sözü çok özel bir derstir.

* En iyi öğrenme yaşayarak öğrenmedir.

Billy Buck'ın çocukluğunda bir eyer örtüsünde kırışıklık bırakması sonucu hayvanın sırtında yaralar oluştuğunu gören babasının, ertesi gün yirmi kilo yükle birlikte eyeri oğluna bağlaması, atının yularından tutarak o eyerle birlikte güneşin sıcaklığı altında dağı aşmak zorunda kalması ve neredeyse ölecek kadar kötü olması sonucu aldığı dersle bir daha asla bu konuda hata yapmaması örneğini görürüz kitapta.

* Zorlamayla yapılan eğitim eksik kalmaya mahkumdur.

Billy Buck ve Jody'nin tayı eğitmeleri sırasında "Kuşkusuz onu zorlayarak her işi yaptırabiliriz ama böyle davrandığımızda istediğimiz gibi bir at olmaz. Her zaman biraz korkak kalır ve hiçbir şeye aldırmaz. " sözü İle günümüzdeki eğitime güzel bir eleştiride bulunulmaktadır.

* Hayat, sonu kimse tarafından bilinmeyen bir öyküdür.

"Başına ne geleceğini kimse bilemez. Ne sen, ne ben, ne de bir başkası." Müthiş bir eşitlik duygusu ve umut verir insana.

* Bazen uzaktakini anlamaya çalışmakla o kadar meşguldür ki insan, en yakınındakini tanıyamaz.

"Bu tanımak işi garip bir iş. Ayrıntıların farkında olmaktan başka bir şey değil. Bazı zihinler uzun menzilli, bazıları kısa menzilli oluyor. Ben kendime çok yakın şeyleri hiçbir zaman net şekilde görememişimdir. Örneğin Parthenon'u, şuracıktaki evimden çok daha iyi tanıyorum."

* Zalim insan, kendi dünyasında yaşayıp gideni yok etmekten zevk duyar.

"Ama sonraları askerlerin gelip Kızılderilileri avlaması, çocukları vurması ve çadırları yakması senin fare avından pek farklı değildi." sözleriyle Steinbeck, Jody'nin şamanlar arasında kendi halinde yaşayan doğal yaşam alanındaki fareleri öldürme arzusunu metafor olarak seçerek nokta atışı yapmıştır.

* Karakterli kişiler, ne pahasına olursa olsun sözlerinin arkasında dururlar.

Jody'nin babası Carl, büyükbabanın arkasından konuşurken ona yakalandığını görünce özür dileyip sözlerini geri alırken kendi karakterini paramparça etmişken; Billy Buck, Jody'ye vaat ettiği tayı doğurtabilmek için çok sevdiği kısrağı Nellie'yi feda ederek sözünün arkasında durma cesaretini acısıyla harmanlamak zorunda kalmış ama karakterinden ödün vermemiştir.

*Toplumdan ne kadar soyutlanmaya çalışılsa da bir sonraki nesile bulaşan toplumun etkisi bir virüs gibi yabancılaşmış bireyi yok etmeyi başarır.

Okumayı, azla yaşamayı, toplumun normlarından farklı yaşamayı seçerek kendi kabuğunda minik oğluyla yaşayan Junius, okula başlayarak toplumsal baskılara ve kapitalin gücünün etkisine maruz kalan oğlunun çektiği acı İle tüm kazanımlarını geride bırakarak topluma geri dönmek zorunda kalmıştır. Toplum, kendisine benzemeyeni yavaş yavaş ezerek öğüten ve dişlilerinin dönmesindeki engel oluşturmayacak kadar un ufak edene kadar bundan vazgeçmeyen acımasız, ruhsuz, duygusuz bir makine olarak er geç kazanmaktadır. Bayan Morgan gibi aydınlar ise bunu izlemenin acısını çekerler ama bir etkide bulunma gücünü de kendilerinde bulamazlar ne acıdır ki!
108 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Middilisine birşey olucak mı? Atı sağlıklı doğum yapıcak mı? Babası yaptığı işi begenicek mi? Annesi duygularını anlayabilecek mi? Billy sözünü tutabilecek mi? Jody'nin çevresinde olup biten herşeye ve kalbine dokunabilen herkese dair çok sıcak bir hikaye. Küçük bir çocuğun gözünden hayaller ve umutlara dair şiirsel bir hikaye olmuş.
Steinbeck duygusallıktan yine içimi delik deşik etti desem yeridir. Bayıldım.
108 syf.
·2 günde·7/10
1930’lu yılların başı, Büyük Buhran döneminde Kaliforniya’nın Salinas Vadisi’nde uzanan, biraz dış dünyadan kopuk, küçük bir çiftlik ve bu çiftliği her türlü zorluklara rağmen idare ettirmeye çalışan bir aile. Çiftlikte yaşam zordur ama her şey son derece düzenlidir. Yapılan her işte tam bir disiplin hâkimdir. Disiplin her duygunun önüne geçmektedir. Kitapta 10 yaşındaki Jody Tiflin’in yaşamından alınan 4 farklı öykü yer alıyor. Dört hikâyede de Jody umudu, sevinci, hayal kırıklığını, sorumluluğu, hayatın zorluklarını öğreniyor. Hikâyeler tamamıyla Jody’nin duygusal olgunluğunun ne şekilde geliştiği, çevresindekilerle ilişkileri ve etrafındaki dünyayı anlamlandırma çabası içinde yaşadıkları olaylarla ilgili. Jody büyümeyi öğreniyor, hayatın kelebek ve gökkuşaklarıyla dolu olmadığını öğreniyor. Hayatın içinde ölüm, acı, keder, öfke, mutsuzluğun da var olduğunu öğreniyor. Hayat her zaman mutlu sonlarla bitmez, hayatın içinde adaletsizlikler de vardır. Çok sevdiğimiz, tanrılaştırdığımız her şey bir gün bizi yüz üstü bırakacaktır. Steinbeck günlük yaşamın trajedilerini ve hayal kırıklıklarını (Jody’nin gözünden) okura çok etkili ve adeta kelimelerle resim yaparcasına anlatmayı başarabilen az sayıda yazarlardan biri bence.
108 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
çok sevdiğim bir dostumun 14. doğum günümde armağan ettiği Al Midilli kitabını aynı gün okumaya başladım ve iki haftada bitirdim.. hâlâ kütüphanemin en güzide eserlerindendir..
108 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Hikaye yazarın doğup, büyüdüğü California da ki salinas kentinin ciftliklerinde geciyor. Tahminim yazar bu kitapta yaşamış yada şahit olduğu bir olayı hikayelestirmiş.

Kitapta 10 yaşındakı jody'nin babasının hediye etmiş olduğu küçük midilliyi yetistirmesini anlatıyor. Jody cok yaramaz ama ailesinin sözünü dinleyen bir çocuk. Ama bir gun midilli ihmal sonucu ölüyor. Hikaye burda bitmiyor jody babasının hediyesi olan baska bir atı yetistiriyor. kitabin adı al midilli ama asıl kahramanı jody. Keyifli bir çocuk kitabı uzun soluklu kitaplardan sonra kısa bir hikaye kitabı okumak isterseniz öneririm. Cok iyi bir kitaptı diyemiyecegim. Ama ben atları cok sevdigim icin keyiflenerek okudum.
108 syf.
·Puan vermedi
Sizi yormayan bir solukta okuyacağınız kısacık ve akıcı bir kitap. Konusu itibariyle de insana ince mesajlar veren güzel bir kitaptı. Kitap 4 bölümden oluşuyor ve ailesiyle birlikte çiftlikte yaşayan Jody’nin hayatını, hayvanlara olan ilgisini, sabrını, ümitsizlik ve umutlarını, yanılgılarını, baskın karakterli babasının gözüne girmeye çalışmalarını, sabrının sonunda yaşadığı kalp kırıklıklarını anlatan bir kitaptı. #johnsteinbeck in diline iyice alıştığımı fark ediyorum ve bu kitabıyla birlikte henüz beğenmediğim bir kitabı olmadı dediğim gibi yormayan, akıcı, küçük bir çocuğun hayat tecrübeleriyle dolu bir kitap. Ve tabiki ben beğendim sizde küçük Jody’nin hayatına tanık olun isterim #tavsiyeederim
108 syf.
·Beğendi·9/10
Bence gayet başarılı bir kitap bir çocuğun gözünden ona verilen sorumlulukları Ve ailesine bakışını anlatıyor. Tasvirler her zaman ki gibi çok başarılı ancak bir çocuğun gözünden dünyaya bakışı bu kadar güzel ve bu kadar akıcı olabilir.
108 syf.
·Beğendi·8/10
Bence hoş ve sade bir kitap. Tek solukta okunuyor.Anlamak için uğraşmaya gerek olmuyor ve sakin bir şekilde bitiyor. Amerika'da çiftlikte yaşayan bir çocuğun gözüyle anlatılıyor. Onun başından geçen olayları okuyarak o zamandaki taşra insanlarının yaşayış biçimleri anlaşılıyor.
108 syf.
·5/10
Kitap küçük Jody nin hayatından kısa kesitleri anlatıyor.Biraz sıkılabilirsiniz kısır bir döngüsü var ve sonuçlar çok tahmin edilesi buna rağmen hikaye devam ederken farkında olmadan bazı konularda düşünmekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi.
108 syf.
·3 günde·6/10
Steinbeck bir çok farklı işte çalışmış bir yazar.Bunlardan bir tanesi de çiftlik işleri. Çalıştığı bu yerleri, bu yerlerde karşılaştığı insan tiplerini eserlerinde başarıyla kullandığını görüyoruz. Kim bilir belki Al Midilli' de o günlerden kalma bir anısıdır, belki de kendi kurgusu ama her ne ise çok gerçekçi.
108 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Steinbeck en sevdiğim yazarlardan artık. O kadar güzel bir anlatımı var ki. Bütün kitapları bir çırpıda bitiyor.
Küçük Jody'nin başından ve aklından geçenleri okurken, bir çocuğun nasıl büyüdüğü etrafta neler seyrederek davranışlarını şekillendirdiğini ve duygularını anlıyorsunuz. Çok güzel kitap
"Bana başka hikaye anlatmayacak mısın?" dedi jody
"Tabii ki anlatacağım, ama sadece insanların dinlemek isteğinden emin olduğum zaman."
"Ben dinlemek istiyorum, Büyükbaba."
"İstiyorsun elbette, ama sen daha küçüksün. Yapılan işleri erkekler başardı, ama sadece çocuklar dinlemek istiyor."
John Steinbeck
Sayfa 104 - Sel
Orada bir şeyler olduğunu biliyordu. Harika bir şey vardı, çünkü bilinmiyordu.
John Steinbeck
Sayfa 46 - Sel Yayınları - 1. Baskı
Yeleden bir düzine minik bir örgü yaptı, perçemini de ördü, sonra hepsini bozup tekrar düz taradı.
John Steinbeck
Sayfa 16 - Sel Yayıncılık
Midillinin gözlerinde şimşekler çaktı ve çifte atmak için dönmeye çalıştı. Ama Jody omzuna dokundu ve Billy Buck'ın hep yaptığını gördüğü gibi, kavisli uzun boynunu okşadı. Bu sırada usul usul, '' Ho...o..o, oğlum,'' dedi derinden gelen bir sesle. Midilli yavaş yavaş gerginliğini attı. Jody fırçalayıp kaşağıladıkça bölmenin içinde ölü kıllardan bir yığın oluştu ve midillinin teni parlak bir allığa büründü.
John Steinbeck
Sayfa 16 - Sel Yayıncılık
''Kızmadım. Sözlerin o kadar önemi yok, ama içindeki doğruluk payı önemli.''
John Steinbeck
Sayfa 105 - Sel Yayıncılık
Jody midillinin gözlerine bakamıyordu. Bir süre gözlerini ellerine diktikten sonra çok utangaçça sordu: '' Benim mi?'' Kimse cevap vermedi. Elini midilliye uzattı. Gri burun yaklaştı, gürültüyle kokladı, sonra dudaklar geri çekildi ve kuvvetli dişler Jody'nin parmaklarının üzerine kapandı.
Midilli başını aşağı yukarı salladı. Neşeyle gülüyor gibiydi.
John Steinbeck
Sayfa 13 - Sel Yayıncılık
Çalılığın oradaki yuvarlak yalağın yanında, yeşil otların üstüne uzandı. Kollarını gözlerine siper ederek uzun süre orada yattı. Adını koyamadığı bir hüzün vardı içinde.
John Steinbeck
Sayfa 61 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Al Midilli
Baskı tarihi:
1957
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Red Poney
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Al Midilli
The Red Pony
Al Midilli
Al Midilli
Al Midilli

Kitabı okuyanlar 180 okur

  • آب  f

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0