ŞENAY İNCİ profil resmi
187 okur puanı
03 Eki 2015 tarihinde katıldı.
  • 261 syf.
    ·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
  • ŞENAY İNCİ paylaştı.
    261 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Hiçbir korkuya benzemez “Kaybetme Korkusu!” diyerek başlamak istiyorum bugünkü incelememe.

    > Bugün gene birlikteyiz ve William Golding’in kült eserlerden birisi olan Sineklerin Tanrısı’nı ele almak istiyorum. Okumuş olduğum bu güzel eseri, elimden geldiğince değerlendirmeye ve ufak tefek dokunuşlar ile dilimin döndüğü kadarıyla size anlatmaya, tanıtmaya çalışacağım. Şimdiden söyleyeyim: çayınız, kahveniz, kekiniz, böreğiniz hazır mı? Bizde beleş değil ve 1Ke’nin Millet Kıraathanesi’ne hoş geldiniz sevgili dostlar. :)

    > William Golding'in kızı Judy Golding Carver: “ Babam basit kararlara asla güvenmezdi ve bu romanı ile hukukun üstünlüğünün önemini vurgulamak istediğini ve insanların yaşamakta olduğu duygu karmaşıklığına dikkat çektiğini ifade ederdi. Ve ayrıca David Shariatmadari’nin kitaba dair yorumunda, babamın, ‛Sineklerin Tanrısı’ romanına ithafen: ‛William Golding, erkeklerin doğası gereği küçük şeytanlar olduğunu göstermeye çalıştı’ " demiştir.

    > Şiddetli geçen bir savaşın ortasında, Britanya'dan bir grup öğrenciyi tahliye etmekte olan bir uçak vurularak ıssız, tropik bir adaya düşer. Hikâyemiz burada, mavi gök kubbenin altında, altın sarısı kumların olduğu bir sahilde başlar. Düşen uçaktan mucizevi bir şekilde sağ kurtulan başkahramanlarımızdan Ralph ve Piggy, sahilde biraz ileride işlerine yarayacak bir şey keşfederler. Piggy, keşfettikleri bu şey ile ilgilenirken, kendilerinin bu kaza sonrası bulundukları yerde yalnız olmadıklarını anlarlar ve işler gitgide daha da garip bir hal almaya başlar. Adada sağ kalanlar kumsalda toplandıkça, bunların hepsinin irili ufaklı, belli yaş grubunda çocuklar olduklarını anlayacak ve kısa süre içerisinde, bu sağ kalanların düzeni hâkim kılmak adına bir lider seçmelerine ve kurtuluş için bir yol bulma çabalarına şahit olacağız.

    > Merak içerisinde okumakta olduğumuz bu hikâyemizdeki çocukların bulundukları ortama kısa süre içerisinde ayak uydurmalarına, adadaki keşiflerine ve bu adadan kurtuluş için neler yapmaları gerektiğine dâhil olacağız. Hiç ummadığımız bir şekilde, bu çocukların güneş ışığından ve Piggy'nin gözlük camlarından faydalanarak ateş yaktıklarını okuyacak ve çocuksu dikkatsizliklerinin nelere sebep olabileceğini göreceğiz. Bu anlık dikkatsizliğin ve dikkatsizlik sonrasındaki olaylar zincirinin devamında, gruptaki en genç çocuklardan birisin ortadan kayboluşunu ve muhtemelen ölümle sonuçlanabilecek bir hadiseyi üzülerek okuyacağız. Ama çocuk her yerde çocuktur ve çocuklar yetişkinlerin olmadığı bir dünyanın, hayatın tadını çıkarır ve adada geçmekte olan zamanın çoğunu suda sıçramak ve oyun oynamakla geçirirler. Tüm bu rahatlığa rağmen grup üyelerinden Ralph, grubun ikaz ateşini için çaba sarf edilmesi ve barınabilmek için kulübe inşa etmelerinin gerekliliğine dikkat çekmektedir. Avcılık ve yiyecek temini için görevlendirilmiş olan grup yaban avında başarısız kalınca, grup lideri Jack, avlanma eylemiyle giderek daha fazla meşgul olur ve adada, görevleri tayin edilmiş gruplar arasında gitgide bir huzursuzluk baş göstermeye başlar. (Daha fazla spoiler vermemek adına burada içeriğe dur diyorum.)

    > Nobel Edebiyat Ödüllü İngiliz romancı William Golding'in, 1954 yılında kaleme aldığı alegorik romanı Sineklerin Tanrısı'ndaki çocuklar başlangıçta, demokratik bir toplum yaratmada oldukça iyi ve takdire şayan bir birliktelik örneği sergilerler. Kurallar ve bir örgütlenme sistemini iyi geliştiren çocukların demokratik olarak seçmiş oldukları bir liderleri bile vardır ve seçilmiş lider diğer bireyleri “kurallara” riayet etmeleri için uyarır, çünkü “kurallar, toplum olarak düzen adına sahip olduğumuz tek şeydir”. Kuralların olmadığı yerde “Kaos” hâkimdir ve kargaşa ile birlikte büyük felaketlerde kapıda beklemektedir. Ancak “uygarlık” dürtüsü olarak onlara öncü olacak yetişkinler olmadan çocuklar gitgide şiddete başvurmaya meyilli hale gelirler ve vahşileşmeye başlarlar. Bu roman bağlamında, erkeklerin kaosu yaşama hikâyeleri, insanoğlunun doğası gereği, temelden vahşi olduğunun bir göstergesidir. Unutmayalım ki: kitapta da okuyacağımız üzere, kıt kaynaklar üzerindeki rekabetin, insanları nasıl da düşmanlığa götürebileceğini az çok hepimiz tahmin edebiliyor ve yaşamakta olduğumuz bu dünyada, insanların menfaatleri doğrultusunda ve ortak sorunları olduğunda kolektif işbirliği yaptıklarını biliyoruz.

    > Bir an için yeniden küçük bir çocuk gibi düşünün ve bir sabah uyanıp, yapayalnız kaldığınızı anlasanız ne yapardınız? Etrafınızda sadece belli yaş grubunda çocuklar olsa ve yetişkinleri bulamasanız ne yapardınız? Nasıl hayatta kalırdınız? Bir çocuk aklı ile diğer çocuklarla kolektif bir çalışma yapabilir misiniz? Birbirinizin hayatını kurtarmaya çabalar mısınız yoksa savaşmaya ve sadece güçlü olanların hayatta kalmasına mı izin verisiniz?

    > İşte bunlar William Golding'in "Sineklerin Tanrısı" adlı romanında, biz okurlara dolaylı anlatımlar ile sorulan sorulardır. Yukarıda da bahsettiğim üzere, roman, bir uçak kazasında hayatta kalan ve daha sonra bir adada yaşam mücadelesi vermeye mecbur olan bir grup çocuğun trajik hikâyesini anlatıyor. Ve bu roman boyunca çocukların duyguları değişime uğruyor, birbirlerine açılıyorlar ve en sonunda kendi aralarında bir güç savaşına giriyorlar. Sineklerin Tanrısı biz okurlara masumiyet, medeniyet ve gücün etkileri hakkında birçok sorular sormaktadır ve her insanın içinde, doğasında bulunan olası kötülük potansiyelini sembolize etmektedir.

    "Ralph 'masumiyetin sonu' ve "insan kalbinin karanlığı" için ağlar."

    Yazar hakkında
    > William Golding 19 Eylül 1911'de Cornwall, İngiltere'de doğdu. Babası bir matematik öğretmenidir, annesi kadın hakları hareketine dâhildir. Golding, her ne kadar lüks bir evde ve iyi şartlar altında yaşasa da, aile bireylerinin iletişimi aile içinde zayıftır. Golding'in annesi ilerleyen zamanda Noel'i her zaman farklı odalarda kutladıklarını ifade eder. Golding iyi bir eğitim alır. Biyografisini ele alan John Carey'e göre, kendisi 16 yaşındayken, 13 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz etmeye yeltenen bir genç olarak bu "canavarca" eylemden çok utandığı ifade etmiştir. Bknz: https://www.sabah.com.tr/...rindan_taciz_itirafi İlerleyen bir zamanda kendisi: “Çocukluk büyüyen bir hastalıktır” diyecektir. Oxford Brasenose College'da Golding ilk önce doğa bilimleri okur, ancak, ileriki bir zamanda İngiliz edebiyatına ilgi duyar ve bu bölüme ağırlık verir. 1934'te ilk şiir kitabı yayımlanır. Mezun olduktan sonra, Ann Brookfield ile evlenir, 1939'da İngilizce ve felsefe öğretmeni olarak Salisbury’de (Bishops Wordsworth school’da) göreve başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlamasından kısa bir süre sonra Golding, gönüllü olarak donanmaya katılır. Savaştaki beş yıl boyunca, insanın içsel iyiliğine olan inancını yitirir ve yaşamış olduğu bu derin, ruhsal hadisenin sonraki edebi yaşamını şekillendirecek bir gelişme olduğu düşünülmüştür. 1945'te eski okuluna geri döner ve birkaç yayıncı tarafından reddedildikten sonra, 1954’te ona edebi ün kazandıracak olan romanı “Sineklerin Tanrısı”nı ve sonrasında da diğer eserlerini kaleme alır. Kaleme almış olduğu edebi eserlerinin kendisine olan maddi getirisini göz önüne alan ve bu getiri ile rahat bir yaşam sürebileceğini düşünen Golding, 1961 yılında öğretmenlik hizmetinden istifa eder. Rites of Passage adlı kitabı ile 1980 yılında Man Booker ödülünü alan yazar daha sonra, 1983 yılında edebiyat hayatındaki çalışmaları nedeniyle Nobel ödülünü de aldı ve 1988 yılında Sir (şövalye) unvanının sahibi oldu. Bundan beş yıl sonra, 19 Haziran 1993'te Cornwall'daki evinde kalp yetmezliğinden öldü.

    “Sineklerin Tanrısı bir çocuk kitabı da değildir. Hamlet’i sadece bir öç alma tragedyası ya da Moby Dick - Beyaz Balina’yı sadece bir balina avı öyküsü saymak ne denli yanlışsa, Sineklerin Tanrısı’nı da çocuklar için yazılmış bir serüven romanı saymak o denli yanlıştır.”

    Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

    Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

    ~ A.Y. ~
  • ŞENAY İNCİ paylaştı.
    261 syf.
    ·14 günde·8/10
    Yeni doğan her çocuk, tanrının insandan umudunu kesmediğinin kanıtıdır diyen yazarımızın bu düşüncesine paralel olarak; her çocuk insanlığın kurtuluşu için yeni bir umuttur diye düşünürüm çoğu zaman. Hal böyleyken biz yetişkinler içimizdeki çocuğu ya öldürürüz ya da ruhumuzdaki odalardan birine kilitleyerek, onu orada tutuklu bırakırız. İhtiyacımız olduğunda ise onu alelacele çıkarmaya çalışırız hapsettiğimiz odasından. Ancak kilitli kapısının anahtarını bulmak için tüm anahtarları elimize alır ve tek tek deneriz kapısının kilidinde her bir anahtarı. O an için doğru anahtar bulunamazsa verilen karar, yapılan eylem veyahut bulunulan davranış içimize sinmez ve sorarız kendi kendimize olması gereken bu muydu diye. Olan ve olması gereken arasındaki o ince çizgiyi fark edenlere ne mutlu ve bu insanların hapsettiği çocuklar için umut vardır diyebiliriz lakin fark edemeyenlerinse vay hallerine!

    Sineklerin Tanrısı ıssız bir adada, çocukların medeniyete giden yoldaki hikayesini konu edinen bir kitaptır. Evet, hikâyenin baş kahramanları çocuklardır ve her şey bir okurun arzu ettiği gibi başlar, yetişkinin, kötülüğün ve haksızlığın olmadığı bir kurgu. Her ne kadar bir okur, böylesine ütopik bir kurguyu arzu etse bile bu düzenin asla var olamayacağını bildiği için bu tarz toz pembe hikayeleri de okumak istemez. Hoş kitabımız da bahsettiğim gibi bir kitap olmadığı için okumak isteyeceğiniz bir hikayesi olduğunu düşünüyorum. Hikâye genel bir gidişata sahip olsa da ilerleyen olay örgüsü okuru, tanık olduklarıyla tedirgin eder. Evet, bu kitap için doğru kelime bu olsa gerek; “Tedirginlik”. Bazı çocukların kötülüğe evrilmeleri tedirgin edicidir. Yok artık bu kadarda olmaz denen yerlerdeki gerçeklik olgusu yazarın ciddi bir başarısı. Çocuk dahi olsa; onların inişli çıkışlı ruh halleri ve gerçeklikleri kitabın edebi yönünü de ortaya koymaktadır. Adadaki hayat; iki çocuğun, diğer çocuklar üzerinde söz sahibi olmak istemesiyle yavaş yavaş çok farklı bir hal almaya başlar. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki her bir evre teker teker gerçekleşmeye başlar ta ki son evreye kadar: Kendini gerçekleştirme evresi. Bu evrede kişisel tatmin ön plana çıkar ve tüm düzeni ve hiyerarşiyi darmadağın eder. Genel olarak reel hayata bakıldığında da hep böyle değil midir; insanlar üzerinde söz sahibi olana dek farklı, olduktan sonra farklı profiller çizerler. İnsan, gücü elde edene kadar herhangi bir sorun gün yüzüne çıkmaz iken güç, insana geldiğinde sağlam bir kişilik profili çizmeyen bir lider için son derece tehlikeli bir güdü olmakla beraber söz sahibi olduğu insanlar içinse korkutucu ve tedirgin edici bir hal alır.

    Adamın birinin içinde bir çocuk yaşarmış. 30, 35, 40, 45... Adam ne kadar yaşlanırsa yaşlansın, çocuk hep ama hep aynı yaştaymış. Bu insan, içindeki o çocuğu öldürmek için her şeyi yapar ama gene de onu öldürmeyi bir türlü başaramazmış. Tek yapabildiği çocuğu ruhundaki odalardan birine kilitlemek ve onu orada tutuklu bırakmakmış. Ve günlerden bir gün adam, içinden yankılanan seslere daha fazla dayanamamış ve çocuğu kapattığı odanın kapısını açmış… Odanın kapısını açtığında ne görmüş biliyor musunuz?

    Ben bilmiyorum, bu sorunun cevabını verecek olanlar sizlersiniz çünkü bu, sizin hikayeniz…
  • Ve bu mercan adasında olup bitenler, Ballantyne’ın romanında olup bitenlere hiç mi hiç benzemediği gibi, Sineklerin Tanrısı bir çocuk kitabı da değildir. Hamlet’i sadece bir öç alma tragedyası ya da Moby Dick’i sadece bir balina avı öyküsü saymak ne denli yanlışsa, Sineklerin Tanrısı’nı da çocuklar için yazılmış bir serüven romanı saymak o denli yanlıştır. Hatta Sineklerin Tanrısı’na roman demek de yersizdir; çünkü bu kitap bir roman değil, gerçekçi bir anlatımla yazılmış olmakla beraber, bir alegoridir, yani simgesel anlamları olan bir öyküdür. Victoria çağı yazarı Ballantyne’ın Mercan Adası gibi, Sineklerin Tanrısı’nda gördüğümüz ıssız ada da yeryüzünün cennetlerinden biridir. Çocuklar da bu adanın, okudukları Mercan Adası’na çok benzediğini söylerler. Ne var ki, başlangıçta bunu hiç sezinlemediğimiz halde, atom çağının çocukları, bu güzelim adayı her açıdan bir cehenneme çevireceklerdir.
    William Golding
    Sayfa 248 - TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
  • ŞENAY İNCİ paylaştı.
    “ Yüzünü örten boya maskesinin ardında, utançtan da kurtulmuştu, kişiliğinin bilincinden de. “
187 okur puanı
03 Eki 2015 tarihinde katıldı.

İkinizin de okuduğu 2 kitap

  • Bir Geyşanın Anıları
  • Denemeler
2020
6/30
20%
6 kitap
1.353 sayfa
3 alıntı
9 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okuduğu kitap

  • Beni Kör Kuyularda

Okuduğu kitaplar 181 kitap

  • Aldatmak
  • Mutluluk
  • Yüz Aşk Şiiri
  • Önce Çocuklar ve Kadınlar
  • Pis Moruğun Notları
  • Özgür Bir Dünya İçin Direnen Kasabalılar
  • Feniçka
  • Sizin Memlekette Eşek Yok mu?
  • Fatih-Harbiye
  • Korkuyu Beklerken

Okuyacağı kitaplar 206 kitap

  • Uygarlıkların Batışı
  • Ölüm Çiçekleri
  • Peynir ve Kurtlar
  • Biricik ve Mülkiyeti
  • İlahi Komedya
  • Toplum Sözleşmesi
  • Mitoloji Sözlüğü
  • İlyada
  • Kral Oidipus
  • Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz

Kütüphanesindekiler 82 kitap

  • Sineklerin Tanrısı
  • Stepançikovo Köyü
  • Beyaz Geceler
  • Ev Sahibesi
  • Özgür Bir Dünya İçin Direnen Kasabalılar
  • Sizin Memlekette Eşek Yok mu?
  • Feniçka
  • Arayışlar
  • Yüzbaşının Kızı
  • Korkuyu Beklerken

Beğendiği kitaplar 127 kitap

  • Sineklerin Tanrısı
  • Stepançikovo Köyü
  • Beyaz Geceler
  • Ev Sahibesi
  • Özgür Bir Dünya İçin Direnen Kasabalılar
  • Pis Moruğun Notları
  • Sizin Memlekette Eşek Yok mu?
  • Feniçka
  • Arayışlar
  • Yüzbaşının Kızı
Okur takip önerileri
Daha fazla