Bir Dinozorun Anıları

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.411
Gösterim
Adı:
Bir Dinozorun Anıları
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
353
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638326
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İngiliz edebiyatı duayenimiz Mina Urgan, bu kez anılarıyla, bir yaşama ustası olarak karşımızda.Mina Urgan Bir Dinozorun Anılarında açık yürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni... Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü...Oğuz Atayı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca miyaaav diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde tanıştığımıza memnunum deyince şaşırıp kaldım.Mina Urganın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız.
Bu incelememi Aziz Nesin'i en az babası kadar seven sevgili Tuco Herrera 'ya ithaf ediyorum.


Zaman zaman geçmişte yaşayıp da keşke tanıma fırsatım olsaydı dediğim insanlara rastlıyorum. Sevgili Mîna'da artık onların başında geliyor. 1915 - 2000 yılları arasında yaşamış bu Dinazor (kendi deyimiyle ) ,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarından itibaren ülkenin gelişimine bir çocuğun büyüdüğüne şahitlik eder gibi şahitlik ediyor.Bu kitapta da çocukluğundan itibaren , ilk gençlik yılları, profesörlük yılları, emeklilik yılları yer alıyor. Kitap okur gibi değil de film izler gibi izliyorsunuz Mîna'nın hayatını.

Kimler yok ki kaleminin değmediği, dostluğuna, ahbaplığına nail olmadığı.. Mesela ilk valsini çocukluğunda Mustafa Kemal Atatürk ile yapıyor. Necip Fazıl Kısakürek, Aziz Nesin, Sait Faik Abasıyanık, Oktay Rıfat, Falih Rıfkı Atay, Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Neyzen Tevfik, Halide Edip Adıvar, Ahmet Haşim, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yahya Kemal, Abidin Dino, Arif Dino, Oğuz Atay, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazım Hikmet ve daha aklıma gelmeyen edebiyat ve sanat dünyasının değerli bir çok isimini kaleme alıyor.

Mîna burjuva bir ailede dünyaya geliyor, çocukluk yılları yalılarda, balolarda, büyük bir azametin debdebenin içinde geçiyor. Fakat annesi Şefika hanım eşi Falih Rıfkı'dan boşanıp bütün parasını da tüketince iş Mîna'ya düşüyor. Evi geçindirmek için kolları sıvıyor, hatta benim çok hoşuma giden bir alıntısı vardı kitapta, diyor ki ;

''Annemin bütün parasını yemesinden de son derece hoşnutum. Helal olsun! Çünkü o Servet tükenmeseydi ben, ben olamazdım. Çok okuduğum için annemin deyişiyle, Boticelli adını duyunca, bunu yeni bir çikolata markası sanan karacahil sosyete hanımlarının haline düşmezdim herhalde. Ama kendi ekmek parasını kendi alın teriyle kazanan ,meslek sahibi,Çalışkan bir kadın olmak onuruna da erişemezdim. ''

Kitapta ayrıca Mîna'nın Aziz Nesin ile yaşadığı bir anısı var ki çok güldük;

“Ne var ki, burjuva bir aileden gelmenin yararlarını yadsıyacak durumda değilim. Aldığım eğitim de burjuva kökenlerim sayesinde, şimdi oturduğum Mühürdar’daki deniz manzaralı daire de. Vaktiyle babamın babası, halama düğün armağanı olarak bir ev vermiş. Halam çocuksuz ölünce, bir dairesi amcama, bir dairesi bana verilmek üzere, o ev apartman haline getirilirken, tesadüfen o sırada yoldan geçen Aziz Nesin deniz manzaralı yeni yapılan apartmana bakmış bakmış, “kim bilir hangi talihli pezevenk burada oturacak” demiş kendi kendine. Orada benim oturduğumu öğrenince, “aman ne güzel! Demek o talihli pezevenk senmişsin!” diye çok sevinmişti. Böyle bir manzaralı yerde oturmak gerçekten de bir pezevenk şansı.”

Muazzam bir bilgi birikimine sahip canım Mîna, ölmeden evvel yaşadıklarının bir kısmını kaleme alıp o dönemlere dair bizi muazzam bir yolculuğa çıkarıyor. O hep kitaplarını okuyup, şiirlerinden tanımaya çalıştığımız yazarları, şairleri insani yönleriyle içinden geldiğince anlatıyor. Kitabı çok beğenerek okudum ve herkese tavsiye ediyorum. Ülkemizden böyle değerli bir kalem geçmiş olmasına da çok seviniyorum.

Yazımın başında söylediğim gibi keşke dostum olsaydın Mîna, seni kucaklayıp sarıp sarmalamayı çok isterdim :) Herkese keyifli okumalar dilerim.
Mina Urgan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden profesör olarak emekli olmuş. Edebiyatımıza Shakespeare ve Hamlet incelemesi, beş ciltlik İngiliz Edebiyatı Tarihi, Virginia Wolf ve D.H.Lawrence gibi kitapları kazandırmış. Kendi yazdığı bir kitabı olmayan yazarımız, bir profesörün nasıl kitabı olamaz diye :) emekli olduktan sonrada anılarını yazma kararı almış ve Bir Dinozorun Anılarını yazmış.

Mina Urgan Bir Dinozorun Anıları'nda gayet samimi ve yalın bir Türkçe ile kendini, çevresindekileri ve birçok coğrafyada olan biteni anlatıyor.
Halide Edip, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Aziz Nesin, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü Mina Urgan Anılarında, aydın Türk kadını kimliği ile okuyucuya sunuyor.

Mina Urgan 'ın Bir Dinozorun Anıları'nı okurken, anı türünün güzelliğine, içtenliğine, çekiciliğini hissediyoruz. Anı türünü çok sevebilmemiz için, yazarla düşüncelerimizin uyuşması gerekir. Mina Urganla birçok konuya bakış açımız aynı olduğu için gülümseyerek ve çok severek okuduğum bir eser oldu.

Alıntı 1:
Oğuz Atay'ı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Tıpkı koskocaman bir kediye benziyordu. Koskocaman ve çok güzel bir kediye, öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca 'miyaaav' diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde 'tanıştığımıza memnunum' deyince şaşırıp kaldım."

Alıntı 2:
‘‘Anılarıma başlarken, her şeyden önce, gençliğin bir mutluluk, yaşlılığın ise bir mutsuzluk dönemi olduğu mitosunu yıkmak istiyorum. Gençliğin mutluluğu, gençlerin kendileri dışında nerdeyse herkesin inandığı koca bir yalandır.’’

Not : Alıntı 1' de benzetme ifadesi olan tıpkı kelimesinin yerini değiştirip cümle düzenli hale getirilmiş olup; çok kocaman pekiştirme sıfatı da koskocaman olarak değiştirimiştir. Lütfen böyle bir alıntı kitapta yoktur diye şikayet etmeyin...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.726 Oy)18.322 beğeni41.489 okunma2.728 alıntı174.523 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.566 Oy)8.523 beğeni25.169 okunma2.300 alıntı108.756 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.369 Oy)12.951 beğeni33.153 okunma3.147 alıntı139.370 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.279 Oy)8.722 beğeni24.286 okunma1.305 alıntı119.589 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.230 Oy)8.549 beğeni27.427 okunma789 alıntı133.634 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.448 Oy)11.138 beğeni27.553 okunma1.516 alıntı144.819 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.268 Oy)7.614 beğeni20.596 okunma3.724 alıntı123.277 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.831 Oy)5.519 beğeni18.009 okunma867 alıntı92.686 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.140 Oy)4.973 beğeni18.208 okunma757 alıntı74.770 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.048 Oy)6.743 beğeni19.548 okunma652 alıntı110.390 gösterim
Hayata bakışına, değer yargılarına, dik duruşuna hayran kaldığım bir Cumhuriyet kadını Mina Urgan.

Urgan anılarını, yaşadığı dönemin siyasal olaylarını, hayatına dahil olan birçok sanatçıyı samimi bir dille anlatıyor okurlarına.

Okumakta geç kaldığım, dopdolu kaliteli bir hayatı bizlere sunan muhteşem bir anı kitabi diyebilirim.
Öyle bir hayat ki Mina Urgan'ın ki.. Burda anlatacaklarım hakkında denizde kum tanesi kalır. Kimseye nasip olmayan, her şeyin (illa ki onun da acıları, üzüntüleri tabi ki olmuş) zamanına denk gelmiş, şahane bir hayat yaşamış. Ailesinden gelen şansın yanısıra, İstanbul'un İstanbul olduğu o güzelim yıllarına tanıklık etmiş, eğitimin en mükemmelini deneyimlemiş. O dönemde İngiliz Edebiyatından çok önemli çeviriler yapmış; Thomas More-Ütopya, Shakespeare, D.H.Lawrence, Virginia Woolf...Komünistliğinden hiç ödün vermeden, yapabileceği şeyleri bir yere kadar yapabilmiş.
Yaşamı o kadar zengin insanlarla dolu ki eminim kimseye kısmet olmaz kolay kolay; Mustafa Kemal ile dansetmiş, onunla sohbet etmiş, Cumhuriyet'in adım adım büyümesini görmüş, geçirmiş Mina Urgan. Falih Rıfkı Atay üvey babası olmasına rağmen bir öz baba kadar yakınmış onunla. Ailesinin anaerkilliğinden söz etmiş hep. Erkekler geri plandaydı diye anlatmış. Cahit Irgat ile olan evliliği, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Sait Faik, Ahmet Haşim, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Halet Çambel, Behice Boran ile olan arkadaşlıkları, tanışıklıkları... Necip Fazıl ile Yahya Kemal hakkında da çarpıcı gerçekleri hiç çekinmeden yazmış. Necip Fazıl'ın nasıl gösteriş meraklısı, sonradan görme bir dinciye dönüştüğünü, Yahya Kemal'in ise mebusluk için nasıl ayak öptüğünü!.. Okuduğumda çok şaşırdım. Yalan söyleyeceğine inanmadım çünkü anlattığı insanlarla ailece yemekler yeniyor, birbirlerinde kalıyorlarmış.
Anılarını anlatırken kimi zaman da mizahsen bir dil kullanmış Mina Urgan. İçinden geldiği gibi anlatmış. Tüm hayatını korkmadan, saklamadan, büyük bir açıklıkla ifade etmiş. Bu tatlı dinazorun, bu korkusuz ufacık kadının hayatı okunmaya o kadar değerki..
Mina Urgan'ın hayatını, anılarını, dostlarını, çevresini, dönemine damgasını vurmuş bir çok olayı ve şahsiyetleri akıcı bir anlatımla günümüze aktardığı okunası bir eser. Hiç sıkılmadan, bazen şaşırarak, bazen merakla hızla okuyacağınız güzel bir kitap
Beklentilerimi öylesine karşıladı ki bu kitap, çok fazla söze gerek yok. Mîna Urgan'ın anılarının toplu olduğu bu kitabı, XX.yüzyılın birçok şahsiyetini merak edenler için öneririm. Kitapta Mustafa Kemal'den tutun da Sait Faik'e, Necip Fazıl'dan tutun da Oğuz Atay'a kadar pek çok şahsiyet hakkında bilgiler vardı ve tabi M.Urgan'ın yaşadıkları… Kesinlikle tavsiye ederim.
Mina Urgan'ı 80'li yaşlarında anılarını ve ardından gezilerini yazana kadar tanımazdık pek. Iyi ki de yazmış. Türk edebiyatında Fecr-i Ati topluluğunun önde gelen ismi Tahsin Nahid'in kızı. Babası genç yaşta vefat edince annesi Falih Rıfkı Atay ile evlenir. Böyle bir ailede zamanın neredeyse bütün edebiyatçılarının bilmediğimiz, kitaplarından öğrenemeyecegimiz yönlerine tanık olur. Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Aziz Nesin ve daha kimler... Mizahi üslubu, akıcı anlatımı ile keyifle okuyacağınız otobiyografik anı tarzında bir roman denilebilir. Eserlerini okuduğunuz sanatçıları başka gözle öğrenebilirsiniz.
mina urganın gözünden türk edebiyatında yer alan bazı değerli şahısların yaşamları anlatılmış.oldukça samimi bir uslupla yazılan bu eserin okuması çok keyifli
İçerik bakımımdan hiç tereddüt etmeden aldığım bir kitaptı. Nitekim beni hiç yanıltmadı. Su gibi akıp gitti tüm sayfalar ve ben o sayfalarda kayboldum . Öncelikle Minâ Urgan'ın şansı ve hayatından talep ediyorum senden hayat,yoksa külahları bozuşuruz! Okurken hayatını bir film gibi gözümden geçirdim ve "Böyle dinozora can kurban be" diyerek tamamladım kitabı. Bir yaşantı ne kadar anlamlı olabilecekse o kadar anlamlı ve manidar kılınmış yazılırken. Mustafa Kemal Atatürk'ten,Abidin Dino'ya,Yaşar Kemal'den,Sait Faik'e birçok mihenk taşı bulabilirsiniz bu yapıtta. Söylenecek çok şey var aslında ama ben sessizliğe gömülüp başka bir zamanda tekrar okumak üzere başucuma kaldırıyorum.


Çok sevdiğim kısımla bitireyim ozaman;


"İyi ihtiyarlamak için yiğit olmak gerekir!"
Kitaplığımda öylece dururken uzun süre bakışmayıp okumaya başladığım sayılı kitaplardan. İyi ki de bekletmemişim diyorum. Görüşünü , duruşunu, anılarını... Akıcı , gerçekçi ve mizahi bir şekilde o kadar güzel anlatmış ki Dinozor hanım.
Keyifle okumamak elden değil.
Okunmaya değer bir kitap , tavsiye edilir.
Tek ortak noktamız Sir Thomas More'a "sevgilim" diye hitap etmek olsa da, Mîna Urgan'ın hayatını kıskançlık ve hayranlıkla okudum. Doğru zamanlarda doğru yerlerde olarak doğru insanlarla karşılaşmış, böylelikle paha biçilemez anılar biriktirmiş Bayan Urgan. Mustafa Kemal Atatürk ile dans etmiş olması bir yana; Abidin Dino, Yaşar Kemal, Sait Faik, Cevat Şakir, Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Halide Edip, Ahmet Haşim, Sabahattin Eyüboğlu, Faruk Nafiz, Neyzen Tevfik, Necip Fazıl, Aziz Nesin ve daha nice muhteşem insanla yaşadıklarını sohbet eder gibi samimi bir dille anlattığı için gıpta etmeden okumak mümkün değil zaten. Bu kitabı beğenmeyen, Mîna Hanım'ın siyasi duruşunu beğenmediği için tepki koyabilir ancak. Bunun dışında mantıklı herhangi bir eleştiri düşünemiyorum bile. Yıldızlı tavsiyemdir, mutlaka okuyunuz. =)
70 yaşına geldiğinde kendini dinozor diye adlandıran mîna urgan, kendi dilinden çocukluğunu, çocukluğunda tanıma fırsatı bulduğu bir çok yazarı, sanatçıyı ve Ataturk'le olan anılarını anlatıyor. o dönemde ki çevreyi, toplumu ve insanların dünden bugüne nasıl değiştiğini, siyasetteki yöneticilerin bunda nasıl etkili olduğunu yüzümüze çarpıyor. realist bi' o kadar da duygusal olan mîna urgan'in bu eseri kesinlikle okunmayi hak ediyor. ^^
Başladığım kitabı, kötü de olsa bitirmek huyundan Fethi Naci'nin bir sözü sayesinde kurtuldum: "Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu?" demiş Fethi Naci.
Bir insan ne denli üstün zekalı ve bilgili olursa olsun, eğer duyarlılıktan yoksunsa; kafa açısından görkemli bir dev, duygu açısından zavallı bir cüceyse, ben neyleyim böyle bir adamın dostluğunu?
Belleğim de hiç güçlü değildir. Bunun nedeni, birçok şeyi kafamdan tamamiyle silmek istememdir belki de. Çünkü bizi derinden yaralayan olayları hiç anmamak, tümüyle unutmak, daha doğrusu unutmuş gibi davranmak zorundayız yaşamaya devam edebilmek için.
"Hiçbir makinaya, hiçbir elektronik cihaza karşı değilim. Yeter ki, onlar insanları değil, insanlar onları kullanabilsin."
Mina Urgan
Sayfa 42 - Yapı Kredi Yayınları
Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım.
Bernard Shaw, yaşını açıkca söyleyen bir kadından korkulması gerektiğini; çünkü bunu açıklayan bir kadının her şeyi açıklayabileceğini söyler.."
Televizyona karşı olduğumu sanmayın. Hiçbir makinaya, hiçbir elektronik cihaza karşı değilim. Yeter ki, onlar insanları değil, insanlar onları kullanabilsin. Doğru dürüst yayın yapan, iyi konserler, güzel filmler, ilginç belgeseller, aptalca olmayan siyasal konuşmalar ve tartışmalar sunan aklı başında bir televizyon ne kadar yararlı bir şey olurdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Dinozorun Anıları
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
353
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638326
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İngiliz edebiyatı duayenimiz Mina Urgan, bu kez anılarıyla, bir yaşama ustası olarak karşımızda.Mina Urgan Bir Dinozorun Anılarında açık yürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni... Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü...Oğuz Atayı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca miyaaav diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde tanıştığımıza memnunum deyince şaşırıp kaldım.Mina Urganın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 1.456 okur

  • Süleyman S
  • YÜKSEL ŞENDİL
  • Derya
  • miss monte
  • yucelyucel
  • gemi
  • P. K.
  • Ziynet Temiz
  • Nihal Demirel
  • Fatma Zehra Göktaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%9
25-34 Yaş
%24
35-44 Yaş
%41.6
45-54 Yaş
%17.2
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.4
Erkek
%23.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35 (143)
9
%21.3 (87)
8
%25.2 (103)
7
%11 (45)
6
%3.4 (14)
5
%1.5 (6)
4
%0.7 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0.5 (2)
1
%1.2 (5)

Kitabın sıralamaları