Bir Dinozorun Anıları

·
Okunma
·
Beğeni
·
19621
Gösterim
Adı:
Bir Dinozorun Anıları
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
353
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638326
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İngiliz edebiyatı duayenimiz Mina Urgan, bu kez anılarıyla, bir yaşama ustası olarak karşımızda.Mina Urgan Bir Dinozorun Anılarında açık yürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni... Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü...Oğuz Atayı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca miyaaav diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde tanıştığımıza memnunum deyince şaşırıp kaldım.Mina Urganın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız.
353 syf.
·125 günde·Beğendi·10/10
Bu incelememi Aziz Nesin'i en az babası kadar seven sevgili Tuco Herrera 'ya ithaf ediyorum.


Zaman zaman geçmişte yaşayıp da keşke tanıma fırsatım olsaydı dediğim insanlara rastlıyorum. Sevgili Mîna'da artık onların başında geliyor. 1915 - 2000 yılları arasında yaşamış bu Dinazor (kendi deyimiyle ) ,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarından itibaren ülkenin gelişimine bir çocuğun büyüdüğüne şahitlik eder gibi şahitlik ediyor.Bu kitapta da çocukluğundan itibaren , ilk gençlik yılları, profesörlük yılları, emeklilik yılları yer alıyor. Kitap okur gibi değil de film izler gibi izliyorsunuz Mîna'nın hayatını.

Kimler yok ki kaleminin değmediği, dostluğuna, ahbaplığına nail olmadığı.. Mesela ilk valsini çocukluğunda Mustafa Kemal Atatürk ile yapıyor. Necip Fazıl Kısakürek, Aziz Nesin, Sait Faik Abasıyanık, Oktay Rıfat, Falih Rıfkı Atay, Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Neyzen Tevfik, Halide Edip Adıvar, Ahmet Haşim, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yahya Kemal, Abidin Dino, Arif Dino, Oğuz Atay, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazım Hikmet ve daha aklıma gelmeyen edebiyat ve sanat dünyasının değerli bir çok isimini kaleme alıyor.

Mîna burjuva bir ailede dünyaya geliyor, çocukluk yılları yalılarda, balolarda, büyük bir azametin debdebenin içinde geçiyor. Fakat annesi Şefika hanım eşi Falih Rıfkı'dan boşanıp bütün parasını da tüketince iş Mîna'ya düşüyor. Evi geçindirmek için kolları sıvıyor, hatta benim çok hoşuma giden bir alıntısı vardı kitapta, diyor ki ;

''Annemin bütün parasını yemesinden de son derece hoşnutum. Helal olsun! Çünkü o Servet tükenmeseydi ben, ben olamazdım. Çok okuduğum için annemin deyişiyle, Boticelli adını duyunca, bunu yeni bir çikolata markası sanan karacahil sosyete hanımlarının haline düşmezdim herhalde. Ama kendi ekmek parasını kendi alın teriyle kazanan ,meslek sahibi,Çalışkan bir kadın olmak onuruna da erişemezdim. ''

Kitapta ayrıca Mîna'nın Aziz Nesin ile yaşadığı bir anısı var ki çok güldük;

“Ne var ki, burjuva bir aileden gelmenin yararlarını yadsıyacak durumda değilim. Aldığım eğitim de burjuva kökenlerim sayesinde, şimdi oturduğum Mühürdar’daki deniz manzaralı daire de. Vaktiyle babamın babası, halama düğün armağanı olarak bir ev vermiş. Halam çocuksuz ölünce, bir dairesi amcama, bir dairesi bana verilmek üzere, o ev apartman haline getirilirken, tesadüfen o sırada yoldan geçen Aziz Nesin deniz manzaralı yeni yapılan apartmana bakmış bakmış, “kim bilir hangi talihli pezevenk burada oturacak” demiş kendi kendine. Orada benim oturduğumu öğrenince, “aman ne güzel! Demek o talihli pezevenk senmişsin!” diye çok sevinmişti. Böyle bir manzaralı yerde oturmak gerçekten de bir pezevenk şansı.”

Muazzam bir bilgi birikimine sahip canım Mîna, ölmeden evvel yaşadıklarının bir kısmını kaleme alıp o dönemlere dair bizi muazzam bir yolculuğa çıkarıyor. O hep kitaplarını okuyup, şiirlerinden tanımaya çalıştığımız yazarları, şairleri insani yönleriyle içinden geldiğince anlatıyor. Kitabı çok beğenerek okudum ve herkese tavsiye ediyorum. Ülkemizden böyle değerli bir kalem geçmiş olmasına da çok seviniyorum.

Yazımın başında söylediğim gibi keşke dostum olsaydın Mîna, seni kucaklayıp sarıp sarmalamayı çok isterdim :) Herkese keyifli okumalar dilerim.
353 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
“Bilgi birikimi ve anıları ile bir döneme ışık tutan, dik duruşu ile Cumhuriyet’in en sağlam kayalarından olan, kitabı okuduğunuzda ise; bu kadınla neden daha önce tanışmadım diye hayıflanacağınız bir okumaya hazırlanın. Bu kitap ağzınızda öyle bir tat bırakacak ki, elinizden düşürmek istemeyeceksiniz.” 10/10

Ç News

*
"İnsanları, doğayı ve yaşamı sevmeyeceksen, yaşamanın ne anlamı var ki?" #42375338
*

Bir kitap size ne verebilir, size ne katabilir, düşüncenizde nasıl yeni fikirlerin filizlenmesine yol açabilir? İlber Ortaylı ‘nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabının ardından bilerek okuduğum bir kitaptı “Bir Dinozorun Anıları” . İlber Hoca nasıl ki anlattıkları ile kitabı okuyanları mest ediyor, aynısını Mina Urgan’da yapıyor. İkisinin farklı dilleri olsa da, insanlara hayatlarından kesitler sundukları bu öz yaşam kitaplarında hem tarihe yolculuk hem de o zamanların şartlarına dönüyoruz. İmkansızlıklardan nasıl imkanlar çıkıyor bir bakıma buna da şahit oluyoruz.

İki kitapta konu itibariyle, ülkemizde yayınlanmış benzerlerini göz önüne aldığımızda baş yapıttır. Son kısımda yapacağım yorumu hemen yapayın. Kesinlikle Okuyunuz! İlk satırdan kendinizi kitaba kaptıracağınızın sözünü verebilirim.

Kamu Spotu:
“Spoiler olma ihtimali olan sürpriz bozanlar olabilir. Bu uyarı sadece bilgilendirme amaçlıdır.”
*

Yaşlılığından başlayarak, gençliğine yöneliyor sevgili Urgan. Bu yolculukta gülüyor, kızıyor, hayıflanıyor, özlem çekiyor, yaşanmış olanlara hayretle eşlik ediyoruz.

Kimler var bu anılarda?

Mustafa Kemal Atatürk,
İsmet İnönü,
Falih Rıfkı Atay,
Afet İnan,
Aziz Nesin,
Neyzen Tevfik,
Sait Faik Abasıyanık,
Yahya Kemal,
Nazım Hikmet,
Ahmet Haşim,
Halide Edip Adıvar,
Cahit Sıtkı Tarancı,
Nfk,
Eric Auerbach,
Troçki,
Refet Paşa ve daha adını hatırlayamadığım birçok kişi…

*

Mina Urgan yaşadığı hayatı anlatırken sığ bir yol izlemiyor, çeşitlendiriyor, farklılık yaratıyor. Okuru o anılara bizzat götürüyor ve o anları yaşamasını sağlıyor.

Anılarında bahsettiği en ilginç dört kişilik NFK, Yahya Kemal, Sait Faik ve Neyzen Tevfik… Bu anılar birinci elden olduğu için kıymetli. Birilerinin anlattığı değil, bizzat yaşadıkları olması bizim daha iyi fikir edinmemizi sağlıyor.

NFK…

Kendisini gram sevmiyorum. Ne yaptığı edebiyata ne de kendisine saygım vardır. Çünkü kendisine saygısı olmayan insanlara karşı benim de saygım yoktur. Severleri bu yazdığıma kızabilir lakin, yapacak bir şey yok. Birisini sevmeden önce, araştırın derim. Araştırmadığınız insanların, öncesinde ve sonrasında ki başka başka karakterlerine bağlılık gösteriyorsanız, yanlış anladığınız bir şeyler var demektir. Bir elma çürükse, çürüktür. Öncesi ya da sonrası yoktur. Bu çürüklüğü gizlemek için meşhur bir lafı vardır “Benim Geçmişim bir çöplüktür…” diye devam eder, devamını yazmayayım. Bu bir oltadır, yiyen yer, yemeyen yemez. Dönemin değil, kendi çizdiğiniz çizginizin özgün adamı olmalısınız.

"1930'lu yılların Necip Fazıl'ı ile 1940'lı yılların Necip Fazıl'ı arasında uzaktan yakından en küçük bir benzerlik yoktur. Bunlar iki ayrı kişidir sanki." #42024850

Bu kadar uzun yazmamda ki sebep, geçen günlerde dindar geçinen malum bir gazete, Afet İnan ve Atatürk ile ilgili kısımda ki bir alıntıyı alıp paylaşmış, kendine göre bir hizip yaratmaya çalışmış. Komik tabi ki, çünkü bu kitapta alıntılayamayacakları o kadar çok görüş var ki, içinden o alıntıyı seçmişler…

"Necip Fazıl'ın içkisi ölçülüydü. Ama kumar tutkusu sınır tanımazdı." #42024978

NFK bölümünde görüyoruz ki, kendisi kumara düşkün, alkol kullanan bir insan ve bu bizi ilgilendirmez, kimseyi ilgilendirmez. Lakin, hayatı boyunca birbiri ile tutarsız o kadar şey yapmış ki, insan normal yaklaşamıyor bu durumlara. Alkol kullandığını dahi bilmeyen pek muhafazar takipçisi var çünkü. Söyleyince bize inanmıyorlar. Halbu ki çok doğal bir şey.

Yazdığı onca çelişkili yazı ve siyasi görüşü varken ve çok daha önemlisi, Atatürk’ün vefatından sonra Cumhuriyet ve İnkılapların düşmanı kesilmesi, Menderes döneminde Menderes’e yalvarması, para için kalemini satması bir insanın kişiliği ortaya net olarak koyar. O yüzdendir ki, kendisini sevmiyorum ve anıların arasında olmasa da olur diyeceğim bölümlerdi. Mina Urgan değindiği için ben de bir kaç kelam edeyim dedim.

Özellikle NFK’ya ilaç alsın diye verilen parayı, gidip kumarda yemesi insanı iyice düşündürüyor. Lakin devamında sevgili Urgan öyle bir tanım yapıyor ki, insan NFK’nın haline üzülüyor. Sonra kendinize geliyorsunuz tabi ki, kendi seçimlerinin cezasını çektiği görüyorsunuz. Neyse daha fazla yazasım olsa da bırakıyorum NFK konusunu.

Aynı şekilde Yahya Kemal ile ilgili olan anılarında da, hiç bilmediğim bir Yahya Kemal ile karşılaştım. Silik bir silüet olarak karşımıza çıkıyor.

Sait Faik’le olan kısımlarına çok gülsem de, yine bilmediğim bir çok bilgi edindim. Yaşayış şekli çok ilginç. Öykülerini nasıl ve nerede yazdığı tam belli değil. İlginç bir muamma.

Neyzen Tevfik’in hayatının kısa bir kesitine eşlik etmiş olsak ta, bir insanın dünyaya bakış açısına ve mal, mülke nasıl sırt çevirdiğine şahit oluyoruz.

*

"Bana kalırsa, bir insanın yaşamında en güzel yıllar gençlik değil, otuz beş ile kırk beş arasıdır." #41869891

Yaşlılığından başladığı anılılarına, daha sonra gençliği üzerinden devam ediyor. İlber Hoca gibi, sevgili Urgan da bir yaş dilimi veriyor ve diyor ki 35 ile 45 yaş ideal yaşama yaşıdır. Bu yaşlarda gençlik çılgınlıkları bitiyor, yaşanmışlıklar analiz ediliyor, hayata daha dolu bakılıyor. Tecrübeler eşliğinde daha sakin, daha bilgili adım atılıyor, ani kararlardan ziyade düşünülmüş kararlar ön plana çıkıyor. Hem etrafınıza hem de kendinize daha farklı bakış açıları ile bir hayat sunmaya başlıyorsunuz.

Yaşlanmanın asla kötü bir tarafı yok ona göre, tam tersi yaşlılığın keyfini çıkarıyor. Aynısını İlber Hoca da söylüyor. Yaşanmışlıklarına baktığımız da yine dopdolu bir geçmiş ile karşılaşıyoruz.

Cumhuriyet dönemi ve Atatürk ile ilgili anıları çok önemli ve samimi. Özellikle Cumhuriyet’in kadınlara tanıdığı hakları sürekli söylüyor ve Cumhuriyet’i yaşamış kadınların, Cumhuriyet’e asla düşman olamayacağını tam tersi ona borçlu olduklarını söylüyor. O dönemde çocuk yaşta olsa da Atatürk ile ilgili anıları da çok anlamlı. Şanslı bir insan olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Çeşitli darbeleri görmüş geçirmiş bir insan olarak, bu darbelerin içinden bir tek 27 Mayıs’ın sosyal hakları savunduğunu, gericiliğe karşı yapılan tek müdahale olduğunu söylüyor. Kitapta çok fazla konu ve detay olduğu için hepsine girmem haliyle mümkün değil.

*

Cumhuriyet dönemini ve biraz sonrasını yaşamış insanların bir şansı vardı. O da bilgili ve birikimli insan sayısı azdı ve yetiştirilmesi gerekiyordu. Özellikle rekabetin değil de, ülkeye bir şeyler katmanın düşüncesi hakimdi. Bu minvalde sevgili Urgan yolunu çizmiş. Annesi ile olan diyalogları ve aralarında ki görüş ayrılıklarına şahit olmak gerçekten çok keyifli. Aile konusunda şanslı olduğunu söyleyebiliriz…

Falih Rıfkı Atay…

En merak ettiğim bölümlerden biriydi. Fark ettiyseniz Atay hayranlığım vardır ve kendisini çok severim. Günümüzde mevcut olan tüm eserlerine de sahibim. Kendisi ve kişiliği ile ilgili birkaç biyorafi olsa da bana tatmin edici gelmiyordu, o yüzden sevgili Urgan’a üvey babalık yapmış olması benim ilgimi çekiyordu.

Anılarında çok daha fazlasına yer vermesini istesem de, az ve öz olan kısımlarda, sevgili Atay’ın kişiliğine dair güzel ipuçları aldım. Hayata bakışı, çocuğa ve Cumhuriyet’e bakışına bir kez daha şahit oldum.

Mustafa Kemal’in en güvendiği isimlerden olan Atay, Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında Kuvayı Milliye taraftarı yazıları ile göz doldurmuştu. Atatürk bu hayattan ebediyete intikal edene kadar da yakın ilişkilerini korumuştur. Son dönemlerinde bazı görüşleri zayıflasa da, dönemin siyasetine biraz uyum sağladığının gözlemini yapıyor Urgan.

"Hayatımız çok renkliydi Mustafa Kemal'in yaşadığı günlerde." #42215629

Bu anıları okumak bile benim için çok keyifliydi.

*

Hepsini tek tek yazmasam da, bir diğer önemli ayrıntı, Halide Edip hakkında yazdıklarıydı. Hayalinde ki Halide Edip ile tanıştıktan sonra ki Halide Edip arasında ki farkları bize aktarması ve kullandığı dil çok başarılıydı. Fazla bilgi vermek istemediğim için detaylandırmıyorum ama Halide Edip’in Mustafa Kemal’i çok kıskandığını anlattığı yerler ilgi çekiciydi.

*

Kitabı kesinlikle öneriyor, çok güleceğiniz yaşanmışlıkların yanında, dersler alacak; hayatınızda eksik olan şeylere gem vuracak, henüz daha vakit varken bir şeyler yapmak isteyeceksiniz. Hayatınızda ertelediğiniz ve yapmadığınız şeylerin gelecekte değil, o anda yapmanız gerektiğini bastıra bastıra gösteriyor sevgili Mina. Yaşadığın anın kıymetini bilmedikten sonra, var olup olmayacağın belli olmayan geleceğin hayalini kurmak bana hep saçma gelir. Elinde olan her ne varsa öncelik bugünündür, yarının değil.

Anı yaşayın, içinizde tutmayın, dönemin adamı değil kendiniz olun, fikirleriniz değişime uğrayabilir ama onları satılığa çıkarmayın. En başta kendinize sadık olun. Mina Urgan gibi olmak ayrı meseledir ama en azından hedef gösterildiğiniz de korkmayın, kaçmayın, mücadele edin.

"Kendine acıyanın, ne kendine hayrı dokunur, ne başkalarına." #42023867

Ve… Cumhuriyetle kalın…

*

Kitabı tavsiye ediyor, okunacak listenizin en başına almanızı şiddetle öneriyorum. 10/10
353 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
YAZMAK, HEP O ANI YAŞAMAKTIR BİR NEVİ.
Hissettirdikleriyle, tadıyla, kokusuyla, rengiyle. Bir dipnot düşmektir hayata. Zamana inat, unutmayacağım demektir.

Hafızamızın en güçlü yanı yazdıklarımızdır belki de. Harflere kelimelere, cümlelere hapsolanlar..

O kadar samimi bir dille sohbet ettik ki Mina Hanım'la, bir ara ciddi ciddi boynuna sarılmak istedim. Tek taraflı bir anlatının dinleyicisi, yani susan taraf olsam da, beni çok iyi anlayabileceğini hissettim.

Görmüş geçirmiş birinden nasihat almak gibiydi. Onun bitmek bilmez bebek sevgisini, çocuk sevgisini içimde hissettim. Çokça duygulanarak okuduğum her satırda, haklısın dedim sessizce.

Karnelere, notlara, gereksiz stres yaratan sözde ölçümlere karşı oluşu, anlayışı, sıradışılığı, yaptığı yanlışlardan pişman olmaması, şiir yazmayı acı verdiği için bırakmasına rağmen, daha fazla acı verdiği halde 'bana ne' demeye direnmesi çok etkiledi beni.

Mina ; şarap kadehi anlamında farsça bir isim.
Kendi soy isimlerini seçebildikleri yıllar ve Urgan ip demek. Tavsiye edense Necip Fazıl Kısakürek, solcu olduğundan dolayı bir gün mutlaka asılacığı için bu ismi uygun gördüğünü de ekliyor tavsiye ederken.

Çılgın bir genç diye tasvir ettiği Necip Fazıl 'la, birçok bilinmeyen yönüyle Halide Edip' le, Ahmet Haşim 'le, öykülerin şairi Sait Faik' le, Oğuz Atay 'la, Nazım Hikmet' le, Sabahattin Eyüboğlu 'la, üvey babası Falih Rıfkı Atay' la ve tabi ki kendine cimri, başkasına cömert olan, çalışkan, onurlu insan Aziz Nesin 'le yolunuzun aniden kesiştiği bir kitap okuyorsunuz.

Hatta hatta Mustafa Kemal Atatürk' le dans etmesinden, Sartre 'yle bir otelde karşılaşmasına kadar pek çok ilginç olay serpiştirilmiş araya.

Otobiyografi okumanın en keyifli yanı, döneme ışık tutmasıdır. Olaylar anlatılırken arkadaki fon, ya da verilen ayrıntılar, o zaman dilimine aşinalığımızı arttırır.

Mina Urgan.
Ele avuca sığmayan 'acayip' bir çocuk.
Küçük hanım, teyze, anne, madam, profesör.
Kendi değerini bilen, kadınlığın ezikliğini değil, sefasını yaşayan.
Zengin doğmayı ayıp sayan, kendi ekmeğini her zaman kendi kazanmak isteyen.
Hapishaneye hiç girememesiyle hayıflanan, kendi tabiriyle, azılı bir komünist.

27 Mayıs 'tan 12 Eylül' e toplumu derinden sarsan olayları, yaşayanların gözünden görmek, onların kelimelerinden dinlemek, Mina Urgan 'ı tanımak için mutlaka okumalısınız.

Elinizden bırakamayacaksınız, haberiniz olsun.

Keyifli okumalar.. :)
353 syf.
·24 günde·Beğendi·10/10
Hayata bakışına, değer yargılarına, dik duruşuna hayran kaldığım bir Cumhuriyet kadını Mina Urgan.

Urgan anılarını, yaşadığı dönemin siyasal olaylarını, hayatına dahil olan birçok sanatçıyı samimi bir dille anlatıyor okurlarına.

Okumakta geç kaldığım, dopdolu kaliteli bir hayatı bizlere sunan muhteşem bir anı kitabi diyebilirim.
353 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Öyle bir hayat ki Mina Urgan'ın ki.. Burda anlatacaklarım hakkında denizde kum tanesi kalır. Kimseye nasip olmayan, her şeyin (illa ki onun da acıları, üzüntüleri tabi ki olmuş) zamanına denk gelmiş, şahane bir hayat yaşamış. Ailesinden gelen şansın yanısıra, İstanbul'un İstanbul olduğu o güzelim yıllarına tanıklık etmiş, eğitimin en mükemmelini deneyimlemiş. O dönemde İngiliz Edebiyatından çok önemli çeviriler yapmış; Thomas More-Ütopya, Shakespeare, D.H.Lawrence, Virginia Woolf...Komünistliğinden hiç ödün vermeden, yapabileceği şeyleri bir yere kadar yapabilmiş.
Yaşamı o kadar zengin insanlarla dolu ki eminim kimseye kısmet olmaz kolay kolay; Mustafa Kemal ile dansetmiş, onunla sohbet etmiş, Cumhuriyet'in adım adım büyümesini görmüş, geçirmiş Mina Urgan. Falih Rıfkı Atay üvey babası olmasına rağmen bir öz baba kadar yakınmış onunla. Ailesinin anaerkilliğinden söz etmiş hep. Erkekler geri plandaydı diye anlatmış. Cahit Irgat ile olan evliliği, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Sait Faik, Ahmet Haşim, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Halet Çambel, Behice Boran ile olan arkadaşlıkları, tanışıklıkları... Necip Fazıl ile Yahya Kemal hakkında da çarpıcı gerçekleri hiç çekinmeden yazmış. Necip Fazıl'ın nasıl gösteriş meraklısı, sonradan görme bir dinciye dönüştüğünü, Yahya Kemal'in ise mebusluk için nasıl ayak öptüğünü!.. Okuduğumda çok şaşırdım. Yalan söyleyeceğine inanmadım çünkü anlattığı insanlarla ailece yemekler yeniyor, birbirlerinde kalıyorlarmış.
Anılarını anlatırken kimi zaman da mizahsen bir dil kullanmış Mina Urgan. İçinden geldiği gibi anlatmış. Tüm hayatını korkmadan, saklamadan, büyük bir açıklıkla ifade etmiş. Bu tatlı dinazorun, bu korkusuz ufacık kadının hayatı okunmaya o kadar değerki..
353 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Harika bir anı kitabıydı. Bayılarak okudum. Ve kendi adıma çok dersler çıkardığım ve bilgilendiğim bir kitap. Eğitimli ve Zeki Kadınları çok seviyorum ve takdir ediyorum. Tebrik ederim sevgili Mina Urgan..
353 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı bitirdikten sonra Mina Urganı daha önce nasıl tanıyamadım diye kendimi çok sorguladım.Mina Urgan gizli bi hazineymiş meğer.Her Türk gencinin kıyısından köşesinden tanıması gereken bir şahsiyet.Görüşlerini direkt olarak aktarabilen günümüzde ne kadar zor olduğunu bildiğimiz bu şeyin hiç çekinmeden laf arasında karşısındakine açıklayan cesur ve tam bir Cumhuriyet kadını.Kendisine olan hayranlığım her bir sayfada arttı ve kendimi kitap okuyor gibi değil karşımda Mina Hanımla kahve içip muhabbet ediyormuşum hissiyatını uyandırdı.Keşke hayatta olsaydı Bodrumdaki evine onu ziyarete gidebilseyim.Kendimden bir çok parça gördüğüm bu kadını büyük merakla ve heycanla okumaya devam edeceğim..
353 syf.
·3 günde
Mustafa Kemal, Troçki, Nâzım, Sait Faik, Halide Edip, Sabahattin Eyüboğlu, Ahmet Haşim, Yaşar Kemal, Neyzen Tevfik, Aziz Nesin, Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Orhan Veli, Cevat Şakir, Abidin Dino… Tüm bu isimlerin bize hatırlattığı tek bir ortak isim var: Şefika-Tahsin kızı Mîna.

Adeta hayran bıraktıran bir yaşam ve çevre sahibi olan Mîna Urgan'ın anılarını okurken tanıdığı arkadaşları olan  yazarları, sanatçıları sıralarken bile zorlanılacak zengin bir yaşantıyı okumakla saatlerce okuma özlemini gidermiş olduğumu söyleyebilirim ki ciltlerce olsa da bu akıcılığa hayır diyemezdim.

"Okumak bir çeşit  organik bir gereksinimdir bende" diyen Mîna Urgan'ın okul dönemindeki haylazlıklarının tek cezası ellerinden kitaplarının alınması olurdu ve bu cezalarda keşfettiği içgüdüsel gereksinimi olan okumayı 80'li yaşlarda bir Dinozorken de sürdürdü.
Kitabın son bölümü olan Siyasal bölümüne şöyle bir giriş vardır. "Solculuğum nasıl artmasın ki ?
Ben çocukluğumu ve gençliğimi, 1950'den önce, yoksul ama onurlu bir Türkiye'de yaşadım. Memleketim o sıralarda yabancılardan yardım beklemeyen bağımsız ve haysiyetli bir ülkeydi. Ne büyük servetler vardı ne de korkunç yoksulluklar."
Darbeler dönemi Türkiye koşullarını, solculuğunu ve Mustafa Kemal yolundaki aydın kişiliğini tasviri hayran kalınacak  boyutta değerlidir. 2000 yılında ölen Mîna globalleşen dünya ile zenginleşen kapitalist iktidarların  bugünlerini görmek isteyeceği son şey olurdu çünkü o sosyalist kimliği ile eşit gelirin olduğu topluma inanırdı ya da ilerde böyle bir ütopyaların hüküm süreceğine umut ederdi ki olmadı, ütopyası bile yapılamadı henüz...

Bir tren yolculuğunda istasyonda bir kulübenin önünde duran bir küçük kıza karşı olan empatik söylemi bu ekonomik düzensizliği anlatmaya yeterdi.. " Benim ben olmam bir rastlantıydı sadece ... Kendi marifetim değil O talihsizdi ben talihliydim işte o kadar. Kendimi bir şey sanan ben toplumsal ve ekonomik düzenin korkunç haksızlığının bir ürünüydüm sadece..."
353 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Mina Urgan'ın hayatını, anılarını, dostlarını, çevresini, dönemine damgasını vurmuş bir çok olayı ve şahsiyetleri akıcı bir anlatımla günümüze aktardığı okunası bir eser. Hiç sıkılmadan, bazen şaşırarak, bazen merakla hızla okuyacağınız güzel bir kitap
353 syf.
·8/10
Beklentilerimi öylesine karşıladı ki bu kitap, çok fazla söze gerek yok. Mîna Urgan'ın anılarının toplu olduğu bu kitabı, XX.yüzyılın birçok şahsiyetini merak edenler için öneririm. Kitapta Mustafa Kemal'den tutun da Sait Faik'e, Necip Fazıl'dan tutun da Oğuz Atay'a kadar pek çok şahsiyet hakkında bilgiler vardı ve tabi M.Urgan'ın yaşadıkları… Kesinlikle tavsiye ederim.
353 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
“Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım.”

Mîna Urgan okurken sık sık ne kadar boş yaşamışım diye düşündüm. Keşke tanımış olsam, keşke öğrencisi arkadaşı olsam, keşke o dönemde yaşamış olsam diye iç geçirdim. Kadın olmanın başlı başına bir sorun olduğu memleketimizde kadın kimliğiyle boyun eğmeden mükemmel bir ömür yaşamış. Tarafını her zaman belli etmesine rağmen dürüstlüğü ve birazcık şeytan tüyü ile hemen her ortamda kendisini sevdirmiş. Mükemmel bir hayat sürmüş dedim ya aslında hiç de mükemmel olmadığını hepimiz gibi zaaflarını hatalarını günahlarını açıkça söylemesi en mükemmeli.

Evet belki 1-0 önde başlamış hayata, öncelikle ailesi her zaman yanında olmuş ve ona her kapıyı açmasına vesile olmuşlar ama kendisi bunları sonuna kadar en iyi şekilde değerlendirmiş.

Kitapta Atatürk başta olmak üzere, Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Teyfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim ve dağa nice güzel ismin hiç bilmediğim yönlerini öğrendim.

Cumhuriyetin ilk yıllarına güzel bir yolculuğa gittim bu güzel kadınla. Mutlaka mutlaka mutlaka okunmalı

"Hiçbir makinaya, hiçbir elektronik cihaza karşı değilim. Yeter ki, onlar insanları değil, insanlar onları kullanabilsin."

"Ancak şiir okunarak unutulur bazı tatsızlıklar."

“Yaşamım boyunca birçok yanılgıya düştüm. Bana çok acı çektiren yanlış işler yaptım. Hiçbirinden pişman değilim; çünkü yapılması gereken yanlışlardı bunlar. O yanlışları ancak yaptıktan sonra onlardan kurtulabilirdim.”
353 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Müthiş bir "dinozor": Mînâ Urgan!
Evet,dışı ufacık içi koccaman bir dinozor (bu ismi kendi uygun gördüğü için bu kadar rahat kullanıyorum) Mînâ gerçekten de.Bunu tam da bu kitabından anlayabiliyoruz.

İngiliz Dili ve Edebiyatı konusunda uzmanlaşmış Mînâ Urgan ismini çevirileri ile biliyordum bu kitabına kadar.Bu kitabıyla birlikte hem edebi kişiliğini hem de yakın çevresini oluşturan bazı önemli şahsiyetleri tanıma fırsatım oldu.

Kitap bir özyaşam öyküsü.Biraz farklı olarak yaşlılık ve ölümü anlatmakla başlıyor Mînâ,sonrasında çocukluk,gençlik,yakın çevresi vs.diye devam ediyor.İlkin kendiyle barışık,bilgili,kültürlü bir kadının ölümden korkmayışını okuyoruz.Yaşlılığı ile dalga geçmesi yer yer gülümsetiyor,ölüm korkusuzluğu insanı ister istemez düşündürüyor.

Ailesi ve dostları ile devam ediyor kitap.Annesi,öz ve üvey babası,dostları..Öyle güzel hikâyeleri var ki Mînâ'nın bazı kişilerle, "keşke" dedirtiyor insana.Ben en çok Atatürk ile ilgili anlattığı bir iki anısını çok beğendim.Onun dışında Necip Fazıl,Orhan Veli,Ahmet Hamdi Tanpınar,Abidin Dino,Aziz Nesin gibi isimlerle de kah dostluğunu kah zıt düşmelerini yine bazen gülümseyerek bazen de hüzünlenerek okudum.

Kitapta en beğendiğim konulardan biri de,Mînâ Urgan'ın siyasi fikrini hiç çekinmeden beyan etmesiydi.

Son olarak Mînâ,bütün farklılıklara rağmen insanların önce kendini sonra birbirlerini severek (daha doğrusu saygı duyarak diyeyim) bu dünyayın çeşitlendirilerek daha yaşanabilir hale geleceğinden bahsetti bana,hem de dediğim gibi bazen komik bazen duygusal..Onu tanıdığıma çok sevindim:)

Keyifli okumalar herkese.
Böyle bir dünyada, bunca felaket, bunca yoksulluk, bunca haksızlık ortasında, ancak inekler kadar kafasız ve duyarsız olanlar kişisel açıdan mutlu olabilirler.
Mina Urgan
Sayfa 58 - YKY - 92. Baskı - 2019
Yeryüzünde kardeşliğe inanıyordum, huzur ve barış içinde yaşamaya inanıyordum, toplumsal adalete inanıyordum. Ve her şeyden çok insanlığa ve insanların yaratıcı gücüne inanıyordum.
Mina Urgan
Sayfa 77 - YKY - 92. Baskı - 2019
... ben ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyorum. Arkalarında bıraktıkları büyük eserler sayesinde ancak büyük adamlar (insanlar) ölümsüzdür.
Mina Urgan
Sayfa 73 - YKY - 92. Baskı - 2019
1935'de Katolik Kilisesi onu resmen ermiş ilan etmişti. Gerçekten öyleydi kendisi, ama Kilisenin sandığı gibi Katolik bir ermiş değil, komünist bir ermişti aslında.
Mina Urgan
Sayfa 63 - YKY - 92 Baskı - 2019

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Dinozorun Anıları
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
353
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638326
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İngiliz edebiyatı duayenimiz Mina Urgan, bu kez anılarıyla, bir yaşama ustası olarak karşımızda.Mina Urgan Bir Dinozorun Anılarında açık yürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni... Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü...Oğuz Atayı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: Koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca miyaaav diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde tanıştığımıza memnunum deyince şaşırıp kaldım.Mina Urganın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 3.813 okur

  • Dilara Semiz
  • Hatice Yeşilbaş
  • Mehmet kayacan
  • Gizem Gündüz
  • Mukaddes
  • SK
  • mukaddesargl
  • Şeniz Samgan
  • Akın & can
  • Elif Gülsoy

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%9
25-34 Yaş
%24
35-44 Yaş
%41.6
45-54 Yaş
%17.2
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.4
Erkek
%23.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.1 (377)
9
%21.9 (223)
8
%22.8 (232)
7
%10 (102)
6
%3.9 (40)
5
%1.9 (19)
4
%0.7 (7)
3
%0.3 (3)
2
%0.5 (5)
1
%0.8 (8)

Kitabın sıralamaları